Ana Sayfa Blog Sayfa 1743

Türkiye’deki kuraklık termik santralleri de susuz bırakacak

Türkiye‘de artan kuraklık nedeniyle nehirlerdeki su seviyesinin azalınca, enerji sektörü içerisindeki en fazla su tüketen enerji üretim tesisi olan kömürlü termik santraller de risk altına girdi.

Kömürün yakılarak su buharı elde edilmesiyle elektrik üretilen termik santraller, genellikle büyük su kaynaklarının yanına kuruluyor. Nehirlerde su debisinin azalmasıyla, santraller de zor durumda kalıyor. EPDK verilerine göre Türkiye’de elektrik üretiminin yüzde 35’ten fazlası hala kömürden elde ediliyor.

‘Kömürden çıkışı yeniden hatırlatıyor’

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, Sözcü’ye yaptığı açıklamada Elbistan gibi büyük termik santrallerde risk oluşmaya başladığını söyledi.

Bu durumun kömürden çıkışı yeniden hatırlattığını belirten Katısöz, yenilenebilir enerjiye daha hızlı geçilmesi gerektiğini vurguladı.

‘Afşin’de üçüncü santral için su yok’

Su ve kömür ilişkisinin kritik olduğu örneklerden biri olarak Afşin-Elbistan yöresinde kurulmak istenen üçüncü kömürlü termik santrali gösteren Katısöz, “Afşin-C Projesi için izin süreçleri ve finansman arayışları devam ediyor. İşletmedeki iki termik santral Ceyhan’dan su çekiyor ve mevcut santrallerin baskısı altındaki su kaynaklarının durumu yörede yeni bir santralin kurulmasına uygun değil” dedi.

Katısöz konuşmasına “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu Ceyhan Havzası Kuraklık Yönetim Planı’na göre havza, kuraklık riski altında. EÜAŞ tarafından hazırlanan raporda da benzer şekilde Meteoroloji Genel Müdürlüğü projeksiyonlarına atıfla yörede sıcaklık için sürekli ve kuvvetli artış, yağış için ise sürekli ve güçlü bir azalma olacağı öngörülüyor” sözleriyle devam etti.

‘Muğla İkizköy’de halkın suyunu kestiler’

Yaşanan kuraklık riskinin hem yöre sakinlerinin içme suyunu hem de tarımsal sulama suyunu tehlikeye attığını anlatan Katısöz, “Bu ihtiyaçların termik santralin su tüketimi ile rekabet etmesine neden oluyor. Benzer bir vaka olan Muğla İkizköy’de de salgının en yoğun döneminde termik santralin su ihtiyacı nedeniyle köyün suları kesildi ve köy halkı susuz günler geçirdi” dedi.

Su, enerji ve elektrik üretiminin tüm aşamaları için gerekli. Enerji sektöründe çok miktarda tüketilen suyun; petrolün pompalanması, santrallerde kirletici maddelerin temizlenmesi, türbinlerin çalışması için gerekli buharın üretimi ve santrallerin soğutulması gibi enerji üretiminin farklı aşamalarında kullanıldığını söyleyen Özlem Katısöz şunları söyledi:
Uluslararası Enerji Ajansı’nın analizine göre enerji sektörü her sene yaklaşık 340 milyar metreküp su çekiyor ve kabaca 50 milyar metreküp suyu tüketiyor. Enerji sektörü içinde en fazla su çeken enerji üretim tesisi kömürlü termik santraller.

Kütahya’da MEB’in öğrencilere gönderdiği tablet AKP İl Başkanı ile dağıtıldı

Kütahya İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Başyiğit, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilerin uzaktan eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için gönderilen 950 tablet bilgisayarı, AKP Kütahya İl Başkanı Sebahattin Ceyhun ile birlikte dağıttı.

CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, “Bu, ülkenin nasıl bir parti devleti haline geldiğini gösteriyor” tepkisini gösterdi. Bazı vatandaşlar da “Köyümüzde internet yok, çocuklarımız bu tableti nasıl kullanacak?” diye sordu.

Fotoğraf: Sözcü

‘Parti devleti budur’

Sözcü’ye açıklama yapan CHP’li milletvekili, “Halkın vergisiyle alınan tabletleri sanki kendi cebinden almış dağıtıyor gibi göstermelik uygulamalarla her alanda bir partinin propagandasını yapmak utanç vericidir” dedi. Kasap şu cümleleri kullandı:

Ayrıca bir siyasi partinin propagandasını yapmak, bu propagandaya alet olmak ve bir siyasi parti il başkanı ile birlikte hareket eden İl Milli Eğitim Müdürü’  nü de kınıyorum. Öğrencilerimizin geç de olsa gelen tabletleri sevindiricidir ama gelen tablet miktarı yeterli değildir. Bu görüntüleri yadırgadık ama özel okul sahibi olan Milli Eğitim Bakanının bulunduğu bir ülkede, Kütahya  İl Milli Eğitim Müdürü’nün bir siyasi partinin  propagandasına alet olması çok da şaşırtıcı değil. Bu tablo ülkenin geldiği noktayı göstermesi açısından ibretliktir. Parti devleti işte budur…”

 

UNICEF açıkladı: 2021 yılı birçok ülke için açlık yılı olabilir

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) 2021 yılında birçok ülkede açlık yılı olacağına dair uyarıda bulundu.

UNICEF Almanya çarşamba günü yaptığı açıklamada 2021 yılında Yemen, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Güney Sudan, Nijerya‘nın kuzeydoğusu ve Sahel merkez bölgesinde 10,4 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme sorunu yaşayacağını açıkladı.

Bu ülkeler şu anda da gıda güvencesizliği ve kıtlıkta mücadele ediyor.

Salgın sebebiyle aileler kıtlığın eşiğinde

DW Türkçe‘nin haberine göre, UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, koronavirüs salgınının durumu daha da ağırlaştırdığını belirterek şu açıklamalar bulundu:

Covid-19 savaş, doğal afet ve iklim değişikliğinin sonuçlarının mağduru olan ülkelerde halihazırda mevcut olan gıda güvencesizliğini eli kulağında bir afete dönüştürdü. Uzun zamandır sofraya yiyecek bir şey koymak için mücadele vermek zorunda kalan aileler şimdi kıtlığın eşiğinde.”

UNICEF, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde şu anda da beş yaş altındaki 3,3 milyon çocuğun yetersiz beslendiğini söyledi. Sahel ülkeleri olan Burkina Faso, Mali ve Nijer‘de var olan silahlı çatışmalar ve iklim değişikliği gıda güvencesizliğini pekiştirdi.

Güney Sudan’da nüfusun yüzde 60’ına tekabül eden 7,3 milyon kişi 2021 yılında akut gıda güvencesizliğiyle mücadele etmek zorunda kalacak.

UNICEF’in çağrısı

UNICEF, gelecek yıl yalnızca kriz ülkelerinde yaşayan çocuklara yönelik hayat kurtaran gıda programlarını sürdürebilmek için 1 milyar doları aşkın bütçeye ihtiyaç olduğunu belirterek, insani yardım örgütlerini ve uluslararası toplumu gıda, sağlık yardımlarına erişimi sağlamak için destek olmaya çağırdı. Çocuklar ve aileler için temiz su, temizlik tesislerinin desteklenmesi de büyük önem taşıyor.

2020 İklim Krizi Almanağı: Benzersiz felaketler, yükselen iklim hareketi, umut veren adımlar

Krizler yılı olarak niteleyebileceğimiz 2020’nin bitmesine günler kaldı. Bu yıl içerisinde bilim insanlarının yıllardır uyardığı eşi benzeri görülmemiş felaketler dünyanın peşini bırakmadı.

Ortaya çıkan koronavirüs pandemisi bir yandan ihtiyacımız olan ‘yeni bir dünya’ beklentilerini yükseltirken bir yandan da iklim krizinin her gün daha fazla hissedilen etkisini derinleştirdi.

Bütün bunlar olurken yükselen iklim hareketi ve ülkelerin iklim kriziyle mücadelede attığı kimi başarılı adımlar da umut getirdi. Hazırsanız takvim yapraklarını geriye sarıp bütün bir senede yaşanan gelişmelere birlikte bakalım.

Atmosferdeki CO2 seviyesi rekor kırdı

 2020 yılında iklim krizinin birincil sebebi olan atmosferdeki karbondioksit oranları rekor üstüne rekor kırdı. Normal bir döngüde mart ve nisan aylarında görmeye alışık olduğumuz tarihi zirveler bu yıl kış aylarında başladı.

İlk rekor ölçüm 21 Ocak tarihinde 415,79 ppm ile  kaydedildi. Kısa bir süre sonra 10 Şubat tarihinde 416,08 ppm ile yeni bir rekor kırıldı. 1 Mayıs tarihinde ise Hawaii’de bulunan Mauna Loa Rasathanesi 418,03 ppm’e ulaşıldığını duyurdu. En yüksek değer ise 1 Haziran tarihinde 418,32 ppm olarak ölçüldü. Böylece 800 bin yıllık tarih içerisinde bildiğimiz en yüksek karbondioksit seviyesine ulaşmış olduk.

Pandemi etki etmedi

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından kasım ayının son haftasında yayınlanan yıllık Sera Gazı Bülteni‘nde 2019 yılında atmosferdeki karbonsioksit oranının milyonda 410,5 parçacığa ulaştığı belirtildi.

Pandeminin ardından gelen karantinalar ve ekonomik daralma sebebiyle 2020’de emisyonlarda yüzde 4,2 ila 7,5 arasında azalma görüleceğini belirten WMO, bu miktarın sürekli olarak artan karbon emisyonlarında yalnızca küçük bir düşüş olduğuna vurgu yaptı.

Rekor sıcaklıklar

Atmosferde her geçen gün daha fazla biriken karbondioksit gezeni ısıttı. Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından açıklanan rapora göre 2020 yılının sıcaklığı 19’uncu yüzyıl ortalamasının 1,2 derece üzerinde gerçekleşti.

Raporda La Niña’nın soğutucu etkisine rağmen yıl sonuna kadar 2020’nin en sıcak üç yıl arasında yer alabileceğine dikkat çekildi.

Tüm gezegen ısınırken, Kuzey ve Güney kutupları ise daha çok etkilendi.  10 Şubat tarihinde Antarktika kıtası, bugüne kadar gözlemlenmiş en sıcak değer olan 18.3 dereceye ulaştı.

Kısa süre sonra Seymour Adası’nda yapılan ölçümde termometreler 20.75 dereceyi gösterdi ve böylece rekor tazelenmiş oldu. Antarktika’da etkili olan sıcak hava dalgası dokuz gün içerisinde kıtadaki karların yüzde 20’sini eritti.

Beyaz gitti kırmızı ve yeşil geldi

Bölgede yağan karlar ise kırmızıya dönüştü. Mikroskopik kar yosunlarının oluşturduğu kırmızı kar, hava normalden daha hızlı ısındığında oluşuyor. Küresel ısınma nedeniyle oluşan doğa fenomeni bir sarmal yaratarak, yine küresel ısınmaya katkı sağlıyor.

Sıcaklıkta çoğalan algler sebebiyle Antarktika kıtasında yeşil renkler de hakim oldu. Araştırmacılar Antarktika yarımadasındaki yeşillenmenin ileride daha çok artacağını düşünüyor çünkü küresel ısıtma alglerin ihtiyaç duyduğu koşulların oluşmasına sebep oluyor.

Kuzey Kutbu’nda erime sezonu ise artan sıcaklıklar sebebiyle bu yıl 26 Mayıs yerine 13 Mayıs’ta başladı. Mart ayında yayınlanan bir çalışma Grönland ve Antarktika bölgelerinin 1990’lı yıllara kıyasla altı kat daha hızlı buzul kaybettiğini ortaya koydu. Kuzey Kutbu’ndaki Laprev Denizi ilk kez ekim ayı gelmesine rağmen donmaya başlamadı.

Haziran ayında Sibirya‘nın kuzeydoğusundaki Verkhoyansk kasabasında sıcaklıklar 38 dereceye ulaştı. Bu, Kuzey Kutup Dairesi’nde, kayıtların tutulmaya başlandığı 1885 yılından bu yana ölçümlenen en yüksek sıcaklık. Rusya’daki ayılar ise sıcaklık sebebiyle kış uykusuna yatamadı.

Death Valley’de yüzyılın en yüksek sıcaklığı

17 Ağustos tarihinde ABD Kaliforniya‘daki Death Valley Ulusal Parkı’nda sıcaklık 54,4 dereceye ulaştı. Bu sıcaklık bu yüzyıl içerisinde küresel ölçekte kaydedilen en yüksek sıcaklık olarak tarihe geçti.

Aynı tarihte, Japonya‘nın başkenti Tokyo‘da Sosyal Refah ve Kamu Sağlığı Bürosu ülkede bir hafta içerisinde 27 kişinin aşırı sıcaklar sebebiyle yaşamını yitirdiğini duyurdu. Bir ayda ölenlerin sayısı ise 53’e çıkmış oldu.

Aşırı sıcaklıkların yanı sıra iklim krizine bağlı olarak sıcaklıklarda ani düşüşler de meydana geldi. Eylül ayında ABDnin Montana ve Colorado  eyaletlerinde birçok şehir kutup girdabının (polar vortex) etkisiyle üç saat gibi kısa bir sürede gerçekleşen 30-33 derece sıcaklık düşüşleri yaşadı.

Orman yangınları

2020 yılı orman yangınlarının da zirve yaptığı bir yıl oldu. Yeni yıla Avustralya’da çıkan ve aylar boyunca kontrol altına alınamayan yangınlarla birlikte girdik. Binlerce hektar ormanlık alanın kül olduğu yangınlarda Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ve Sidney Üniversitesi 1,25 milyar canlının yaşamını yitirdiğini, yüzlerce türün neslinin tehlikede olduğunu duyurdu.

 Temmuz ayında yenilenen çalışmada yerinden edilen hayvanlarla birlikte yaklaşık üç milyar hayvanın yangınlardan etkilendiği belirtildi. Yangınlardan kurtarılan koala ve kangruların görüntüleri ise hafızalara kazındı.

Amazonlar’daki yangınlar ve ormansızlaştırma da zirveye ulaştı. Brezilya hükümeti Mayıs ayında ormansızlaşmayı engellemek ve yangınlara vaktinde müdahale edebilmek için bölgeye asker konuşlandırdıklarını duyurdu. Ancak askeri müdahalelere rağmen Ocak ayından itibaren geçen yalnızca altı ayda Türkiye’nin yüzölçümünün iki katından daha fazlası yok oldu.

Ağustos ayında yalnızca Brezilya’da 1,5 milyon hektar tropikal sulak alanın yandığı ifade edildi.

Gökyüzü kırmızıya bulandı

Ağustos ayına girildiğinde ise tüm dünya ABD’nin Kaliforniya eyaletinden gelen yangın haberleriyle sarsıldı. Bir buçuk ayın üzerinde bir süre devam eden yangınlarda yüz binlerce kişi tahliye edilmek zorunda kaldı.

Eylül ayında da etkisini sürdüren yangınların dumanı San Francisco şehrinin üzerine çökünce şehirde yaşayanlar sabah uyandığında gözlerini kırmızı bir gökyüzüne açtı. Gökyüzündeki kızıllık sabah ve akşam saatlerinde de devam etti ve yerine distopik görüntülere bıraktı.

Sel felaketleri

Yeni yılın ilk günlerinde Endonezya’nın başkenti Cakarta’da yaşanan yoğun yağış sonrası gerçekleşen sel felaketinde en az 60 kişi hayatını kaybetti. 

Kenya’da mart ayında başlayan şiddetli sağanaklar binlerce insanı yerinden etti, hayvanların ölmesine, mahsullerin bozulmasına, heyelanlar ve oluşan obruklar ile ülkenin geniş çapta zarar görmesine sebep oldu. En az 164 kişi yaşamını yitirdi.

Temmuz başında Güney Asya’da başlayan şiddetli yağmurların yol açtığı seller, Japonya, Hindistan ve Çin’de onlarca insanın canına mal oldu. En az 63 kişinin hayatını kaybettiği Japonya’da dere ve nehir yatakları taştı, ağaçlar devrildi, evler kullanılamaz hale geldi ve binlerce kişi yerinden oldu. Çin’de ise 141 kişinin öldüğü ya da kaybolduğu, 212 nehrin ise taşma riskiyle karşı karşıya olduğu açıklandı.

Buda heykeli tehlikeye girdi

Çin’deki aşırı yağışlar yüzünden, ülkenin en büyük nehri Yangzı ve bağlı nehir kollarında su seviyesi yükselince birçok eyaleti sel bastı. Sular, dünyanın en büyük Buda heykeli olan 71 metrelik Leshan Budası’nın ayak parmaklarına kadar ulaştı.

Ekim ayında Nijerya’da gerçekleşen sel felaketinde en az 95 kişi yaşamını yitirdi.  Ülkede binlerce hektarlık ekili arazi sular altında kalırken, binlerce kişi de evlerinden oldu.

Fırtınalar

Ocak ayında ABD’de etkili olan hortum 11 kişinin ölümüne neden oldu. Teksas, Alabama ve Louisiana başta olmak üzere çok sayıda eyalette yaşanan felaketler sonucunda 257 binden fazla evde elektrik kesintisi yaşanırken binlerce uçak seferi de iptal edildi.

Mart’ta Mısır’da etkili olan fırtına ve yoğun yağışa bağlı sel felaketlerinde 21 kişi öldü. Başbakan Mostafa Madbouly, ülkede 35 veya 40 yıldır bu kadar kötü bir hava koşulu yaşanmadığını söyledi.

Hindistan ve Bangladeş‘te Mayıs ayında etkili olan ve son 15 yılın en şiddetli siklonu olarak adlandırılan Amphan Siklonu sebebiyle en az 12 kişi öldü, binlerce ev ve yerleşim yeri büyük tahribat aldı. Koronavirüs salgını sırasında on binlerce evin yıkıldığı, milyonlarca kişinin yerinden edildiği Amphan Siklonu, toplumsal eşitsizlikleri de ön plana çıkardı.

Eylül ayında Japonya’nın Kyuşu bölgesini etkisi altına alan Haişen Tayfunu nedeniyle 17 kişi yaralandı, fabrikalar üretimi durdurdu, 200 bine yakın ev elektriksiz kaldı. Sekiz milyonu aşkın kişi tahliye edildi. Yıkıcı tayfun sonrasında Güney Kore’nin genelinde zarara yol açtı.

Aynı ay içerisinde Atlantik Okyanusu’nda etkisini sürdüren Sally Kasırgası, Meksika Körfezi üzerinden ABD’deki Louisiana, Mississippi ve Alabama eyaletlerini vurdu.

Kaliforniya‘nın da bulunduğu batı eyaletleri haftalardır devam eden orman yangınlarıyla uğraşırken güney eyaletleri ise kasırga ile uğraşmak zorunda kaldı.

Eylül ayında Akdeniz‘de nadir olarak görülen, tropik siklon benzeri Akdeniz kasırgası  Ianos, İyon Denizi’nde Yunanistan‘a bağlı Zakynthos Adası‘na ulaştı. Kasırga ülkede iki kişinin ölümüne yol açtı.

13 Ekim tarihinde Nangka tropikal fırtınası Vietnam ve Kamboçya’yı vurdu Seller Vietnam’da en az 28, Kamboçya’da ise 11 kişinin ölümüne; 25 bin evin ve 84 bin hektarlık mahsulün zarar görmesine yol açtı.

Meksika’daki Yucatan Yarımadası’nı vuran ve çok fazla zarara yol açan tropikal Zeta kasırgası ABD’nin Lousiana eyaletinde etkili oldu.

29 Ekim tarihinde yaşadığı sel felaketlerinden henüz toparlanamayan Vietnam’ı Molave Tayfunu vurdu. Yaşanan toprak kaymaları sonucunda 13 kişi hayatını kaybederken, 40 kişi ise kayıp olarak bildirildi. Sonrasında yapılan çalışmalar sonucunda 12 denizcinin ise denizdeki cansız bedenlerine ulaşıldı.

Evlerin yüzde 80’ini yok etti

Kasım ayının başında uzmanların 2020 yılının en güçlü tayfunu olarak nitelendirdikleri Goni Tayfunu Filipinler’de etkili oldu. Filipinler Kızıl Haç Başkanı Senatör Richard Gordon, Goni’nin saatte 310 kilometre/saat hıza ulaştığını ve Catanduanes eyaletindeki kasabalarda evlerin yüzde 80’ine yakınını yok ettiğini duyurdu. En az 16 kişi yaşamını yitirdi.

4 Kasım’da sezonunun 28’inci isimlendirilmiş fırtınası olan Eta Kasırgası Nikaragua ve Honduras’ı vurdu. Orta Amerika’da etkili olan kasırga sebebiyle en az 70 kişi öldü. Eta, beraberinde sel felaketi ve toprak kaymalarını getirdi. Yüzlerce kişi mahsur kalırken, yollar ve köprüler çöktü. Birçok topluluk ile iletişim kurulamadı.

Vamco Tayfunu bu yıl içerisinde Filipinler’i vuran 21’inci tayfun oldu. Filipinler’de ülkenin son 45 yıl içerisinde karşılaştığı en şiddetli tayfun olarak nitelendirilen Vamco Tayfunu’nun ardından en az 67 kişi hayatını kaybetti.

Orta Amerika Eta Kasırgası’nın etkisinden toparlanamamışken bu kez de Iota Kasırgası‘yla karşı karşıya geldi. Kasırga sebebiyle en az 40 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.  

Daha sonradan yapılan bir açıklamada Eta ve Iota Kasırgaları’nın Honduras’ta 10 milyar dolarlık zarara yol açtığı aktarıldı.

Türkiye’de iklim felaketleri

Türkiye için 2020 yılı sellerin ve aynı zamanda kuraklığın yıkıcı etkisiyle geçti. Şubat ayında ülke genelinde etkisini gösteren kuvvetli rüzgar ve yoğun yağışlar dere yataklarının taşmasına ve sele sebep oldu. Kayseri’de bir ev sel sebebiyle sürüklenirken, Adana’da köprü yıkıldı. Mersin’de ise selde mahsur kalan öğrenci minibüsü itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.

16 Haziran Salı günü başlayan sağanak ve dolu yağışı sebebiyle aralarında Tekirdağ, Kırklareli ve Amasya‘nın bulunduğu pek çok ilde çiftçiler bir yıllık emeklerini kısa sürede bastıran yağış sebebiyle kaybetti. Şehirlerde yağmur sonucunda sokaklar sular altında kaldı. 

Üç saatlik yağış 227 milyon TL’ye mal oldu

Bursa’da 22 Haziran’da gerçekleşen sel sebebiyle dört kişi yaşamını yitirdi. 4 bin 500 çiftçiyi etkileyen ve yalnızca üç saat süren sel ve dolu felaketinin bilançosunun 227 milyon 361 bin lira olduğu ortaya çıktı.

8 Temmuz günü Trabzon, Rize ve Artvin’de son 24 saatte metrekareye düşen 130 kilogram dolayında yağış sel ve heyelanlara yol açtı.  Trabzon’da üç katlı bina ile yollar çöktü, mahsur kalan 24 kişi kurtarıldı. Su baskını yaşanan şantiyedeki 15 işçi ve selin ortasında kamyonetiyle kalan sürücü ise kurtarıldı.

Tarım arazileri sular altında

Artvin’in Yusufeli ilçesinde meydana gelen sel ve heyelanlarda dört kişi hayatını kaybetti. Artvin-Erzurum kara yolu ise ulaşıma kapandı. Van‘da ise tarım arazileri su altında kaldı.

14 Temmuz günü Rize’de 24 saatte metrekareye düşen 250 kilogramlık yağış sele ve heyelana sebep oldu. İki kişi öldü, 11 kişi yaralandı, yol ve köprüler çöktü.

22 Ağustos’ta selin yıkıcı etkisi Giresun’da yaşandı. Giresun’un Dereli İlçesi’nde yaşanan sağanak yağış nedeniyle meydana gelen selde ikisi jandarma toplam yedi kişi hayatını kaybetti.

Antalya‘da 11 Aralık’ta üç gün boyunca aralıklarla devam eden ve kent içerisindeki birçok noktanın sular altında kalmasına sebep olan sağanak yağış ekili alanlara da zarar verdi. Antalya Valiliği yağmur ve sonrasındaki sel sebebiyle 3 bin dekar kapalı, 6 bin 530 dekar ekilin alanın zarar gördüğünü açıkladı.

Kum fırtınası

Başkent Ankara‘da Eylül ayında ortaya çıkan ve altı vatandaşın hafif yaralanmasına yol açan kum fırtınası kent merkezi ve ilçelerinde hissedildi.

Polatlı ile Haymana ilçelerinde, tarlalarda çalışan mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırlar fırtınadan dolayı yıkıldı. İklim bilimci Prof. Dr. Murat Türkeş kum fırtınasına küresel ve bölgesel iklim değişikliğinin yol açtığını söyledi.

Kuraklık

Türkiye’de 2020 yılında etkisi en çok etkilenen felaket ise kuraklık oldu. Yağışsız geçen yaz ayı, su varlıklarının yanlış kullanımı, dere yataklarına müdahaleler gibi sebeplerle birçok baraj kuruma noktasına geldi.

20 Kasım’da İSKİ tarafından yapılan açıklamada İstanbul’daki barajların doluluk oranının  son 10 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 26.60 seviyesinde olduğu belirtildi.

Edirne‘de kış ve yazın ardından sonbaharın da iklim değişikliğine bağlı olarak kurak geçmesi nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerindeki su seviyesi düştü. Meriç Nehri‘nde kuraklık nedeniyle kum adacıkları oluştu.

36 saat su kesintisi

Edirne‘de merkez içme suyu ihtiyacını karşılayan Kayalıköy Barajı‘nda aşırı kuraklık nedeniyle aktif doluluk oranı yüzde 3 seviyesine indi. Bunun üzerine açıklama yapan Edirne Büyükşehir Belediyesi en az 36 saat boyunca şehir merkezine su verilemeyeceğini duyurdu. Şehrin içme suyu ihtiyacının Süloğlu Barajı‘ndan karşılanması kararlaştırıldı.

Takvimler 4 Aralık tarihini gösterdiğinde İzmir’de yaşanan kuraklık barajlardaki su seviyelerininde de önemli miktarlarda düşüşe neden oldu. Şehrin içme suyunu karşılayan Tahtalı Barajı’nda sular altında kalan eski köy kalıntıları ortaya çıktı.

Sivas’ta kuraklık nedeniyle Karacalar Barajı kurudu, Serpincik Göleti 25 metre geri çekildi. Barajın yapımı sırasında sular altında kalan köy mezarlığı gün yüzüne çıkarken, baraj yüzeyinde adacıklar oluştu.

Kocaeli‘de içme suyunun karşılandığı Yuvacık Barajı‘nda su seviyesi 8 milyon 510 bin metreküp ile yüzde 17’ye düştü.  Sapanca’dan su takviyesi yapılması kararı alındı.

1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından, tarım arazilerini sulamak için, Bursa’nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu.

81 ilde yağmur duasına çıkıldı

11 Aralık tarihinde Diyanet tarafından yapılan çağrıyla 81 ildeki camilerde hutbe sonrasında yağmur duası yapıldı. “Susuz kalmış arazilere ve tüm beldelere rahmetinle hayat nasip eyle Yarabbi. Ey Yüce Allahım bize yağmur nasip eyle” ifadelerinin yer aldığı duaya cemaat “Amin” diye cevap verdi.

Dört gündür süren yağışa rağmen İstanbul’a su sağlayan en önemli barajlardan biri olan Terkos’taki doluluk oranı yüzde 16 Aralık’ta 22.82 seviyesinde kaldı. Terkos Gölü‘nde sular çekilince Roma döneminden kaldığı düşünülen tarihi yol ortaya çıktı.

Türkiye’de ve dünyada iklim politikaları

Türkiye’de ocak ayının ilk günleri herkese umut veren bir gelişmeyle başladı. Gerekli çevre yatırımlarını yapmayan filtresiz termik santrallere 2,5 yıl daha izin verilmesini öngören yasa tasarısının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından veto edilmesinin ardından, ülke genelindeki ‘filtresiz’ santraller kapatılmaya başlandı.

İlk etapta Kahramanmaraş Afşin A, Kütahya Seyitömer, Kütahya Tunçbilek, Sivas Kangal ve Zonguldak Çatalağzı termik santralleri tamamen, Manisa Soma Termik Santrali ise kısmi olarak kapatıldı.

Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, haziran ayında  kapatılan altı termik santralden ünite ve bacaları mevzuata uygun hale getirilenlere bir yıl geçici çalışma ruhsatı verildiğini belirtti.

Ocak ayının ilk günlerinde İrlanda’da hükümet, 2030’dan itibaren sadece elektrikli araç satışına izin verecek bir yasa tasarısı hazırladı. Tasarı kapsamında benzinli ve dizel araçların satışının yasaklanması kararlaştırıldı.

17 Ocak tarihinde Teknoloji devi Microsoft, şirket tarihinde bir ilke imza atarak 2030 yılında, bütün tedarik zincirlerinde karbon negatif olacağını duyurdu.Buna ek olarak şirketin karbon azaltımı ve karbon çekme teknolojilerinin geliştirilmesi adına 1 milyar dolarlık inovasyon fonu sağlayacağı açıklandı.

20 Ocak tarihinde Barselona İklim Acil Durumu ilan etti. Acil durum, şehrin 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının yüzde 50 azaltılması taahhüdünü içeriyor.

Davos Zirvesi’nde Thunberg etkisi

21-24 Ocak tarihleri arasında dünya liderlerinin bir araya geldiği Davos Zirvesi gerçekleşti. Zirvede önümüzdeki yıllarda insanlığı bekleyen risklerin beşi iklim kriziyle ilişkilendirildi.

Burada bir konuşma yapan İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg dünya liderlerine geçen seneler boyunca hiçbir şey yapmadıklarını söyledi ve acil harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

30 Ocak tarihinde İskoçya 2020’de yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçme hedefi koydu.

13 Şubat’ta petrol şirketi BP net sıfır karbon emisyonu için 2050 hedefi koyduğunu açıkladı. 2050 yılında hala petrol ve doğal gaz üretimini sürdüreceğini söyleyen şirket, net sıfır hedefine ağaç dikme ve karbon yakalama teknolojileriyle ulaşmayı planladığını belirtti.

Paris’i onaylamayan yedi ülke kaldı

Kırgızistan Paris İklim Anlaşması’nı onayladı. 19 Şubat’ta açıklanan bu hamleyle birlikte Anlaşmayı parlamentolarından geçirerek onaylamayan son sekiz ülke; Türkiye, Angola, Eritre, Güney Sudan, Irak, İran, Libya ve Yemen oldu. 18 Ağustos’ta Angola’nın da onaylamasıyla birlikte ülke sayısı yediye düştü.

5 Mart tarihinde Avrupa Komisyonu, AB’nin 2050 yılında net sıfır emisyon taahhüdünü yasal olarak bağlayıcı kılacak “İklim Yasası”nı Greta Thunberg’in de katıldığı oturumda onayladı.

Pandemi COP26’yı erteletti

Koronavirüs salgının patlak vermesiyle birlikte 2020 yılının Kasım ayında yapılması beklenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) görüşmeleri de sekteye uğradı.

Birleşik Krallık, ülkeler arası ulaşımların askıya alınması nedeniyle ertelenen COP26 için bir kez daha erteleme talebinde bulundu. Başvuru sonucunda konferansı 1-21 Kasım 2021 tarihlerinde gerçekleştirilmesine karar verildi.

13 Nisan’da İspanya merkezli elektrik dağıtım şirketi Iberdrola’nın kurduğu Avrupa’nın en büyük güneş enerji santrali elektrik üretmeye başladı. Santralin 250 bin kişinin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek güçte olduğu belirtildi.

16 Nisan tarihinde Koronavirüs önlemleri altında yapılan Güney Kore seçimlerinde Yeşil Yeni Düzen sözü veren Başkan Moon Jae-in’in partisi Ulusal Meclis’teki 300 sandalyeden 180’ini kazandı.

İki ay kömürsüz enerji

Avrupa’da kömürden çıkış taahhütleri veren ülkeler kömürden elektrik üretimlerini de sınırlamaya başladı. Pandeminin elektrik talebinde yarattığı düşüşle birlikte Birleşik Krallık’ta iki ay boyunca, Portekiz’de ise Nisan ayı boyunca kömürden elektrik üretilmedi. Bu, iki ülke içinde endüstri döneminden bu yana ilk kez gerçekleşmiş oldu.

Haziran ayına gelindiğinde Almanya altı aylık gecikmeyle 10 yıllık ulusal iklim ve enerji planını onayladı. Onaylanan planda 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını ve birincil enerji tüketimini düşürmek ile yenilenebilir enerji payını arttırmak gibi maddeler yer aldı.

Unilever’den sıfır sera gazı emisyon taahhütü

Birleşik Krallık ve Hollanda merkezli, dünyanın en büyük yiyecek ve hızlı tüketim ürünleri üreten şirketlerinden biri olan Unilever 2039 yılında net sıfır sera gazı emisyonu taahhüdünde bulundu.

Unilever tarafından yapılan açıklamada on yıl içerisinde ağaçlandırma, su koruma ve karbon tutma gibi projelere bir milyon Euro ayrılacağını belirtildi.

Birleşik Krallık denizaşırı petrol ve gaz endüstrisi ise 16 Haziran tarihinde 2050’de üretim emisyonlarını sıfırlama sözü verdi Açıklanan plan yalnızca üretim sürecinde ortaya çıkan doğrudan emisyonlarla ilgili. Yani tüketicilerin sebep olacağı emisyonlar yer almadı.

19 Haziran tarihinde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjiyi depolayacak ve fosil yakıtlı elektrik santrallerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltacak dünyanın en büyük sıvı hava bataryasının inşaatı başladı.

Birleşik Krallık’ta Manchester yakınlarına inşa edilecek proje, ile yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji haftalar boyunca depolanabiliyor.

24 Haziran’da Konya’da ‘İklim Değişikliği Eylem Planı’ çalışmaları başladı. Konya Büyükşehir Belediyesi, uluslararası küresel iklim anlaşmaları doğrultusunda iklim değişikliği kriterlerini dikkate alarak, uyum, azaltım, sera gazı envanterini içeren plan için hazırlıklarını tamamladı.

Almanya’da kömüre dayalı elektrik üretiminin son bulmasını hedefleyen yasa teklifi, iki yılı aşkın süredir devam eden görüşmelerin ardından temmuz ayının başında ülke parlamentosunun alt kanadı Bundestag’da kabul edilerek yasalaştı.

Yine temmuz ayında Avustralya‘nın Sidney şehrinde, merkezi ticaret bölgesi ve çevresindeki banliyölerden oluşan alanda yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanılmaya başlandı. Bir sonraki aşama ise, 10 yıl içinde yarım milyon dolarlık tasarruf sağlayacak ve 200.000 ton CO2 emisyonunun atmosfere girmesini önleyecek bir projenin hayata geçirilmesi olarak kararlaştırıldı.

Çin’den 2060 yılında karbon nötr hedefi

Yılın belki de en büyük gelişmesi ise Çin’in 2060 yılında karbon nötr taahhüdünde bulunmasıyla yaşandı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping BM Genel Kurulu 75’inci oturumunda yaptığı konuşmada, ülkenin 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını zirveye çıkaracağını 2060 yılına kadar da karbon nötrlüğüne ulaşacağını duyurdu.

xi-jinping-

Müjdeli haber doğal gaz keşfi çıktı

21 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın günler öncesinden duyurduğu ‘müjdeli’ haberi Karadeniz’de 320 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfedilmesi olduğu ortaya çıktı.

Doğalgazın da iklim krizine sebep olan bir fosil yakıt olduğunu belirten çevre aktivistleri bu duruma tepki gösterdi.

Eylül ayında ABD eyaleti Kaliforniya 2035 itibariyle benzinli ve dizel araçların kullanımı yasaklama kararı aldı. Kararı duyuran Vali Gavin Newsom, bu sayede eyaletteki emisyonları yüzde 35 düşürmeyi hedeflediklerini söyledi.

13 Ekim tarihinde Uluslararası Enerji Ajansı‘nın (IEA) dört farklı senaryo üzerinden enerji piyasalarının gelecek 20 yılına odaklanan “Dünya Enerji Görünümü 2020” raporunu yayınlandı.

Rapor güneş enerjisinin beklenenden çok daha ucuz olduğunu ve önümüzdeki 10 yıl diğer enerji kaynaklarından üretim düşmesine rağmen, yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin artacağını öne sürdü.

3 Kasım’da Filipinler yeni kömür santralleri için moratoryum ilan etti. Hükümetin yeni kömürlü santral projelerine onay vermeme kararı tam da bu yıl ülkeyi vuran 18’inci tayfun olan Goni Tayfunu’nun ardından geldi.

Joe Biden kazandı

4 Kasım’da ise ABD Başkan Donald Trump’ın başlattığı süreç sonucunda Paris İklim Anlaşması’ndan resmen çekildi. Böylece dünyanın ikinci büyük sera gazı salıcısı ABD, anlaşmayı imzalayan 197 ülke içinden çekilen tek ülke oldu.

Ancak seçimleri kazanan ve 2021 yılında başkanlık koltuğuna oturacak Joe Biden, ABD’yi yeniden taraf yapmak için görüşmeler başlatacağını duyurdu.

17 Kasım’da Trump, koltuğu Joe Biden’a devretmesi gereken 20 Ocak tarihinden önce Kuzey Kutbu Ulusal Yaban Hayatı Sığınağı’ndaki bölgeleri petrol şirketlerine kiralamaya başlayacağını duyurdu.

Japonya’da hükümetin 2050 yılında net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünde bulunmasının ardından iklim acil durumu ilan edildi. Karar, 18 Kasım’da parlamentonun güçlü alt meclisi tarafından yapılan oylamada oy çokluğuyla kabul edildi.

Türkiye’den Paris Anlaşması şerhi

Dünyanın en büyük 20 ekonomisinin her yıl bir araya geldiği G20 zirvesi bu yıl kasım ayında Suudi Arabistan dönem başkanlığında çevrimiçi olarak gerçekleşti.

Salgınla ve iklim değişikliğiyle mücadele konularının da yer aldığı bildiride Türkiye Paris Anlaşması’na vurgu yapan madde hakkında şerh koydu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Yeşiller Partisi “Zirvenin sonuç bildirgesinde bütün G20 üyeleri, 26. BM İklim Değişikliği Konferansı’nda Paris Anlaşması doğrultusunda kararlar alınmasına destek vereceklerini belirtti. Türkiye’nin bu maddeye yönelik bir şerh yayımlamasını endişeyle karşılıyoruz” tepkisini gösterdi.

Yetersiz emisyon kesintilerinin insan hakkı ihlali olduğunu belirten altı Portekizli gencin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne açtığı dava aralık ayında kabul edildi.

Gençler AİHM’e yöneltilen ilk iklim davası olma özelliği taşıyan davada aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 33 ülke hakkında şikayette bulunmuştu.

Yeni Zelanda’da 17 Ekim’deki seçimle birlikte tek başına iktidara gelen ve geçmiş dönemdeki koalisyon ortağı Yeşiller Partisi ile iş birliği anlaşması imzalayan İşçi Partisi iklim acil durumu ilan etti.

Paris Anlaşaması’nın beşinci yıl dönümü

Paris Anlaşması’nın beşinci yıl dönümünde dünyanın dört bir yanındaki iklim aktivistleri “Hedef 1 buçuk” diyerek kampanya başlattı. Türkiye’den aktivistlerinin de katıldığı kampanyada aktivistler liderlerden küresel ısıtmayı 1,5 dereceyle sınırlamasını talep etti.

12 Aralık 2015’te kabul edilen Paris iklim Anlaşması’nın beşinci yıl dönümünde Türkiye’de iklim alanında çalışan sivil toplum kuruluşları da Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylamasını ve ulusal katkı hedeflerini iyileştirmesi talebiyle açık bir mektup yayınladı.

12 Aralık günü Birleşmiş Milletler, Birleşik Krallık ve Fransa’nın ortaklaşa ev sahipliği yaptığı 2020 İklim Zirvesi’nde 75 dünya lideri altı saat süren bir çevrimiçi konferansta bir araya geldi.

Etkinlikte konuşma yapan Fransa ve Çin gibi büyük karbon salıcılarının etkili taahhütte bulunmaması ise hayal kırıklığı yarattı. Türkiye ise etkili bir iklim planı bulunmadığı gerekçesiyle toplantıya davet edilmedi.

Aylin Sözer’in katil zanlısı Kemal Ayyıldız tutuklandı

İstanbul Maltepe‘de akademisyen Aylin Sözer‘i boğazını kesip yakarak katleden Kemal Ayyıldız canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmek suçundan tutuklandı.

Kemal Ayyıldız, gözaltına alındıktan sonra Gayrettepe’de bulunan Asayiş Şube Müdürlüğü‘ne getirildi. Burada ifade işlemleri tamamlanan zanlı, Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi‘ne sevk edildi. Aile İçi Şiddet Bürosu savcısına çıkarılan Ayyıldız, ifadesinin alınmasının ardından canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme suçunu işlediği gerekçesiyle tutuklanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi. Ayyıldız, canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmek suçundan tutuklandı.

Polisin yaptığı incelemede Ayyıldız’ın, cinayeti işledikten sonra Sözer’in asistanına, onun cep telefonundan mesaj atarak, hesabına göndereceği parayı nakte çevirip kuryeyle kendisine getirmesini istediği, bu istekten şüphelenen asistanın Sözer’i telefonla aradığı, telefon açılmayınca da Sözer’in kız kardeşi Nihal Sözer‘e ulaştığı bilgisine ulaştı. Nihal Sözer’in daha sonra ablasının evine gittiği ve kapının açılmaması üzerine polise haber verdiği öğrenildi.

Katil Kemal Ayyıldız’ın, asistandan para alamaması üzerine Aylin Sözer’in cep telefonundaki uygulamadan banka hesabına girerek erkek kardeşinin hesabına 260 bin lira EFT yaptığı istediği ancak bankanın yüksek meblağ nedeniyle Aylin Sözer’i aradığı, telefonu açmaması üzerine EFT’yi askıya aldığı belirlendi.

Ayrıca, evde yapılan aramada, katil Ayyıldız’ın uyuşturucu madde kullandığı, gözaltına alındığında da üzerinde 3 gram metamfetamin ile Sözer’e ait ziynet eşyaları bulunduğu tespit edildi.

İlişki iddiaları yalan

Aylin Sözer’in kuzenin oğlu Endercan Güngörür ise sosyal medya üzerinden yaptığı bir açıklamada Kemal Ayyıldız’ın Sözer’in eski sevgilisi olduğu iddialarının asılsız olduğunu, bu hikayelerin aileyi üzdüğünü dile getirdi. Güngörür açıklamasında, Sözer’in yeni taşındığı eve dolap yaptırmak istediği ancak Kemal Ayyıldız fazla ücret talep edince akademisyenin dolabı yaptırmaktan vazgeçtiğini anlattı.

https://twitter.com/eggie34/status/1344254114537107457

Katilin iyi hal indirimi almak için aralarında ilişki olduğuna dair beyanda bulunduğunu söyleyen Güngörür, duygusal ilişki iddialarını kesin bir dille yalanladı. 

Elektrikli scooterlara yasal düzenleme

Elektrikli scooter’larla ilgili yasal düzenleme, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, karayolları uygun yerlerde bisiklet şeritleri yapacak, 15 yaşın altındakiler, karayollarında bisiklet ve scooter kullanamayacak, sürücüler dönüş sırasında bisiklet ve scooter’lara yol vermek zorunda olacak ve scooter’a iki kişi binen ceza ödeyecek.

Düzenleme ile getirilen kurallar şöyle:

  • Karayolları Genel Müdürlüğü, güvenliğinin ve teknik koşulların sağlandığı yerlerde, banketleri bisiklet şeridi olarak işaretleyerek bisiklet ve e-scooter kullanımına uygun hale getirecek.
  • Karayollarında bisiklet yol ve şeritlerinde 15 yaşını bitirmiş olanlar elektrikli bisiklet ve e-scooter kullanabilecek.
  • Sürücüler, sağa ve sola dönüşlerde, bisiklet yolundaki ve şeridindeki bisiklet ve e-scooter kullananlara ilk geçiş hakkını vermek zorunda olacak.
  • Ayrı bisiklet yolu veya şeridi varsa e-scooter’lar taşıt yolunda, motorlu bisikletler ise bisiklet yolunda sürülemeyecek.

İki kişi binemeyecek

  • İki elle sürülmesi zorunlu olacak e-scooter’larda sırtta taşınabilen kişisel eşya dışında yük ve yolcu taşınamayacak.

  • E-scooter’lar, otoyol, şehirlerarası karayolları ve azami hız sınırı saatte 50 kilometre üzerinde olan kara yollarında kullanılamayacak.
  • Yayalar bisiklet trafiğine engel olmamak şartıyla veya yaya yolu bulunmayan yerlerde bisiklet şeridini kullanabilecek.
  • Belediyeler bir e-scooter’dan günlük 16 kuruş işgal harcı alacak.
  • Büyükşehir belediyelerine bisiklet ve e-scooter’ların yol, şerit, park ve şarj istasyonlarını yapma görevi verilecek.
  • İlçe belediyeleri ise bölge otoparkı, kapalı ve açık otoparklar yapma, işletme ve bunlara ruhsat verme görevine sahip olacak.
  • Bölge otoparkı yapma yetkisi ilçe belediyelerine verildiğinden, imar mevzuatı uyarınca gelirlerin büyükşehir belediyesine aktarılması uygulaması sona erdi. 

Cinayetleri protesto eden kadınlara gözaltı: Polis kadınları değil, katilleri durdursun!

Ankara’da Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, akademisyen Aylin Sözer’in yanı sıra Malatya’da Selda Taş, Betül Tuğluk ve Gaziantep’te Vesile Dönmez‘in katledilmesini protesto etmek için Çankaya Belediyesi önünde bir araya geldi.

 

‘Polis kadınları değil,katilleri durdursun’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından yapılan açıklamada, “Bir günde 4 kadın cinayetine karşı Ankara’daki eylemimiz polisler tarafından engellendi. Üyelerimiz gözaltına alındı. Ülkede sorun eylem yapılması değildir. Sorun bir günde dört kadın cinayetidir. Polis kadın cinayetlerini durduracağız diyenleri değil, katilleri durdursun” ifadelerine yer verildi.

aylin sözer

Sözer’in evinin önünde de eylem

Katledilen Aylin Sözer’in Maltepe’deki evinin önünde toplanan bir grup da protesto eylemi gerçekleştirdi. “Aylin Hocanın Gülüşüne Sahip Çıkıyoruz” yazılı pankart açan grup,  “Katilin, Caniliğin, Cinayetin İyi Hali Olmaz” yazılı dövizler taşıdı.

Grup adına yapılan basın açıklamasında “Dün canice katledilen 3 kadından biriydi Aylin Sözer. Bir cani onu hayattan ve öğrencilerinden vahşice kopardı. Aylin hoca her fırsatta öğrencilere iyiyi, doğruyu, güzeli anlatmaya ve öğretmeye çalışan bir öğretim görevlisiydi. Biz bugün hocamızın yakılarak katledildiği evin önündeyiz. Hüzünlüyüz ve öfkeliyiz. Kadın katillerine iyi hal indirimden yararlandığı için öfkeliyiz. Kadına yönelik her türlü şiddete karşıyız” ifadelerine yer verildi.

Grup yapılan basın açıklamasının ardından olaysız bir şekilde dağıldı.

 

Yemen’de havalimanında patlama: Çok sayıda ölü ve yaralılar var 

Yemen Hükümeti‘nin yeni kabine üyelerini taşıyan uçak Aden Havalimanı‘na iniş yaptığı sırada biri terminalde olmak üzere toplam üç patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre olayda en az 10 kişinin hayatını kaybetti, 20 kişi de yaralandı.

Patlamada, İnsan Hakları Bakanı’nın da hayatını kaybettiği iddia ediliyor.

Görgü tanıkları, uçak iniş yaptıktan kısa bir süre sonra havalimanında yüksek sesle patlamalar ve silah sesleri duyulduğunu söyledi.
 
Yemenli bir hükümet yetkilisi ise patlamaların, kabine üyelerinin uçaktan inmeden meydana geldiğini, bakanlar arasında ölen veya yaralananların olmadığı aktardı.

Saldırıyı üstlenen henüz olmadı.

Kabine üyelerinin kurtulduğu iddia ediliyor

Suudi Arabistan’ın Al Arabiya kanalının internet sitesinde yayınlanan haberde ise kabine üyelerini taşıyan uçağın iniş yapmasından kısa süre sonra havalimanına havan mermileriyle üç saldırı gerçekleştirildiği ve daha sonra da silahlarla ateş açıldığı kaydedildi. Ayrıca, kabine üyelerinin saldırıdan yara almadan kurtulduğu ve Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı‘na götürüldüğü iddia edildi.

Yeni hükümet dört gün önce kurulmuştu.

Katledilen Aylin Sözer için üniversitesinde tören: İstanbul Sözleşmesi uygulansın

İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Aylin Sözer için bugün üniversitenin Florya Halit Aydın Yerleşkesi’nde tören düzenlendi. Törene, İAÜ Rektörü Prof. Dr. Yadigar İzmirli ile fakülte dekanları, öğretim üyeleri ve üniversite çalışanları katıldı.

İzmirli konuşmasında Sözer’in ‘dokunduğu her noktaya güzellik ve sevgi ekleyen, tükenmek bilmeyen enerjisiyle Türkiye’nin hemen her ilinde eğitimler veren, eğitim camiasının ve öğrencilerinin göz bebeği’ olduğunu belirterek, duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Aylin Sözer’in acil çözüm bekleyen şiddet nedeniyle hayattan koparıldığını vurgulayan İzmirli, şunları söyledi: “Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bir kadın akademisyeni, hiç hak etmediği şekilde kaybetmeyi, bir kadın cinayeti ötesinde üniversitemizin yükseköğretim camiasının ve ülkemizin kaybı olarak değerlendiriyoruz. Bu acı kaybımız, son günlerde sık sık gündeme gelen kadınlara yönelik her türlü şiddetle mücadeleye ilişkin tüm önlemlerin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini bizlere bir kez daha açık biçimde hatırlatmaktadır. Bizler, Aydın Üniversitesi olarak şiddetin her türünü ama illa ki kadına ve çocuğa karşı şiddeti tüm benliğimizle kınıyor ve başta ailesi olmak üzere tüm öğrencilerine, çalışma arkadaşlarına ve eğitim camiamıza baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.”

İAÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elif Yeşim Üstün de, “Ona layık  bir projeyle şiddeti önlemenin yollarını arayan, ortaya koyan, erken çocukluk eğitim dönemini kapsayan bir proje ile adını sürdüreceğiz” diye konuştu.

 

Üniversite önünde eylem: İstanbul Sözleşmesi uygulansın

Ayrıca Sözer’in öğrencileri de üniversite kampüsünde basın açıklaması yaptı. Öğrenciler, kadınların erkekler tarafından katledilmesine, saat kaçta nerede olduklarını sorgulayanlara tepki göstererek hep bir ağızdan “Hayır” dedi.

Aylin Sözer yaşıyor olsaydı şu an derste olacağını belirten öğrenciler, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması çağrısında bulundu. Basın metnini okuyan okul öğrencilerinden İlgar Jahed, “Aylin hocamız gülümseyerek bizlere ders anlatacaktı. Biz online dersi olduğu saatte Aylin hocamızın katledildiğini öğrendik. Hocamızın öldürülmesi ne ilk ne de son olacak” ifadelerini kullandı. 
.

Türkiye’de her gün birçok kadının şiddete, istismara ve tacize maruz bırakıldığını belirten Jahad, şöyle devam etti: “Türkiye’de 2020 yılında 419 kadın erkekler tarafından katledildi. Tüm bunlara karşı biz öğrencilerin talebi İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun’un uygulanmasıdır.”

Katil zanlısı banka hesabından para çekmek istemiş

Aylin Sözer’i öldüren Kemal Ayyıldız‘la ilgili yeni bilgiler de ortaya çıktı. Ayyıldız’ın cinayetin ardından Aylin Sözer’in cep telefonundan banka hesabına girdiği ve 260 bin lirayı çekmeye çalıştığı belirlendi. Habertürk’ten Mustafa Şekeroğlu‘nun haberine göre miktar yüksek olunca banka yetkilileri Sözer’i aradı ancak ulaşamayınca işleme onay vermedi. 

Ayyıldız’ın bunun üzerine Sözer’in cep telefonundan asistanına mesaj attığı ve verdiği şifreyle parayı çekerek, eve getirmesini istediği öğrenildi. Durumdan şüphelenen asistanın Sözer’in ailesini araması üzerine de cinayet ortaya çıktı.

Zanlı, polis merkezinde ifadesinin alınmasının ardından tutuklanmak üzere mahkemeye sevk edildi. 

 

CHP’li Burak Erbay: Şimdiye kadar Muğla’da hiç olumsuz ÇED raporu verilmedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekili avukat Burak Erbay, Muğla’nın doğasını yok edecek projelere son vermesi için Çevre ve Şehircilik Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’na çağrıda bulundu.
 
Erbay bugüne kadar Muğla’da yapılan ÇED başvurularının hiçbirine olumsuz karar verilmediğini belirterek,”Bu tablo Muğla’da yaşanan doğa katliamının nedenini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.” dedi.

‘ÇED süreçleri sağlıklı yürütülmüyor’

Burak Erbay, Muğla’da farklı alanlar için toplam bin 284 ÇED başvurusu yapıldığını açıklayarak şunları söyledi:
 

ÇED süreçleri doğamızın, ormanlarımızın, kıyılarımızın ve yeraltı ve yer üstü su kaynaklarımızın korunması için en önemli ve etkin yollardan birisi ancak bu süreçler sağlıklı yürütülmüyor. Muğla’da da ÇED süreciyle ilgili ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Muğla’da 2013 yılından bugüne kadar çeşitli faaliyet alanlarını kapsayan bin 284 adet ÇED başvurusu yapılmıştır. Bu başvuruların 508 tanesi için “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.”

Muğla’da yapılması planlanan projeler

CHP’li Erbay, yakın zamanda 32 tane jeotermal arama sahasının Resmi Gazete‘de ilana çıktığını hatırlattı: 

Yakın zamanda 4’ü işletme olmak üzere 32 tane jeotermal arama sahasının Resmî Gazete’de ilana çıktığını gördük. Bu yerleri incelediğimizde, Bodrum Türkbükü, Yalıkavak, Gündoğan, Marmaris Turunç gibi doğa harikası sit alanları olduğunu gördük. Yine, Akyaka’da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda askıya çıkan bir proje var, koruma amaçlı olduğu iddia ediliyor. Akyaka bölgemiz de dünya cennetidir. İçerisinde, liman yapılacağı söylenen, mülkiyet hakkı ihlal edilen, rekreasyon alanları olan bir projeyle karşı karşıyayız. Doğaya zarar veren bir projedir, geri çekilmesi gerekmektedir.”

‘Muğla’ya yeni yat limanları yapılmak isteniyor’

CHP’li vekil, ilde yapılmak istenen yeni limanlara dikkat çekerek bu projenin Fethiye Körfezi‘nin doğal güzelliklerini yok edeceğini belirtti:
 
Fethiye ilçemiz milyonlarca turistin geldiği önemli bir turizm bölgemizdir. Her yıl artan turist sayısı nedeniyle çevre sorunları yaşanmaktadır. Özellikle Fethiye Körfezi ciddi bir kirlilikle karşı karşıyadır. Hali hazırdaki yat limanlarıyla zaten kirlenmekte olan Fethiye Körfezi, şimdi yapılmak istenen yeni limanlarla birlikte yok olacaktır. Bilimsel verilere göre Fethiye Körfezi’nin tekne bağlama kapasitesi bin 657’dir. Şu anda mevcut kapasite bin 185’tir. Bu sayı yüksek sezonda 4 bin tekne kapasitesine kadar çıkmaktadır. Ancak askıda bulunan Muğla-Aydın İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı kapsamında yat limanı, Kruvaziyer Limanı, Yat Çekek ve İmalat Yeri ile Su Sporları Faaliyet ve Tesisleri Yapılması planlanmaktadır. Bu projeyle ek olarak bin 53 tekne bağlama kapasitesi getirilecek ve toplam tekne bağlama sayısı 2 bin 238 olacaktır. Bu proje Fethiye Körfezi’ni ve doğal güzelliğimizi geri dönüşü olmayacak şekilde yok edecektir. Bu nedenle Muğla-Aydın İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı derhal iptal edilmeli ve Fethiye körfezi temizleme çalışmaları başlatılmalıdır.
 
Çevre ve Şehircilik Bakanı’na, Kültür ve Turizm Bakanı’na, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’na bir kez daha sesleniyorum: Bu projeler Muğla’yı öldüren projelerdir. Gelin oturalım, gerçekten Muğla’ya faydalı olacak şekilde bu projeleri yenileyelim.”