ManşetEnerjiİklim Krizi

Uluslararası Enerji Ajansı’ndan yeni rapor: Güneş enerjisi beklenenden çok daha ucuz

Fotoğraf: AA

Uluslararası Enerji Ajansı‘nın (IEA) dört farklı senaryo üzerinden enerji piyasalarının gelecek 20 yılına odaklanan “Dünya Enerji Görünümü 2020” raporunu yayınlandı.

Önümüzdeki yıllarda enerji talebinde ve üretimindeki değişime dair farklı senaryolar sunan rapor, her senaryoda yenilenebilir enerjide büyük bir artış yaşanacağını öngörüyor.

Merkeze aldığı senaryoda ise güneş enerjisi üretiminin 2040 yılında 2018 yılında beklenene kıyasla yüzde 43 artacağını ortaya koyuyor. Bunun başlıca sebebi ise güneş enerjisinin düşünülenden yüzde 20 ile yüzde 50 arasında daha ucuz olması.

Petrolde zirve ilan etmek için erken

Carbon Brief’in aktardığına göre yenilenebilir enerjiler için daha hızlı bir artışa ve kömür için “yapısal” bir düşüşe rağmen, IEA, daha güçlü bir iklim eylemi olmadıkça küresel petrol kullanımında bir zirve ilan etmek için çok erken olduğunu söylüyor.

Benzer şekilde, küresel ısınmaya karşı politika tepkisi artmazsa, 2040 yılına kadar gaz talebinin yüzde 30 artabileceğini belirtiyor.

Enerji talebi bu yıl yüzde beş düşecek

Rapora göre yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle dünya enerji talebi bu yıl yüzde beş düşecek. Bu kapsamda, petrol talebi yüzde sekiz azalışla günlük 100 milyon varilin altında kalacak. Kömür talebi, bu yıl yüzde yedi, doğal gaz talebi yüzde üç ve küresel elektrik talebi yüzde iki gerileyecek.

Dünyada enerji yatırımları yüzde 18 azalırken, yavaşlayan ekonomik aktiviteyle küresel karbon emisyonları yüzde yedi düşecek.

AA’nın aktardığına göre Covid-19’un gelecek yıl kontrol altına alınması durumunda, küresel enerji talebinin 2023’ün başında Covid-19 öncesi seviyesine geri dönmesi beklenirken, salgının devam etmesi halinde enerji talebindeki eskiye dönüş 2025’i bulacak.

Salgın öncesinde 2019-2030 dönemi için yüzde 12 artacağı öngörülen enerji talebinde yüzde 9 büyüme gerçekleşecek.

Talep büyümesindeki yavaşlama petrol ve doğal gaz fiyatlarının salgın öncesi döneme göre düşmesine neden olurken, yatırımlardaki azalma enerji piyasalarındaki volatilite riskini artıracak.

Güneş enerjisi, büyümenin temel kaynağı olacak

Diğer enerji kaynaklarından üretim düşmesine rağmen, yenilenebilir enerjiden elektrik üretimi bu yıl tek artış gösteren alan olacak. Destekleyici politikalar ve teknolojideki ilerlemelerle giderek ucuzlayan yenilenebilir kaynaklar, enerji piyasalarında daha fazla rol oynayacak.

Küresel elektrik talebi 2030’a kadar yüzde 20 artarken, bu talep artışının yüzde 80’ini yenilenebilir enerji kaynakları tek başına karşılayabilecek.

Birçok ülkede, yeni kömür ve doğal gaz santrali yatırımlarından daha ucuz olan ve şimdiye kadarki en düşük maliyetli elektrik kaynağı haline gelen güneş enerjisi ise bu alandaki büyümenin merkezinde yer alacak.

Güneş enerjisi kapasitesi 2030’a kadar yılda yaklaşık 280 gigavat artış gösterecek ve ortalama yüzde 12 büyüyecek.

Güneş maliyetleri tahmin edilenden daha düşük

Raporun en çarpıcı noktalarından biri ise güneş enerjisi maliyetlerine ilişkin yapılan değerlendirme. Raporda sunulan tabloya göre bölgelere göre değişen aralıklara rağmen güneş enerjisi IEA’nın geçen yılki görünümde tahmin ettiğinden yüzde 20 ile 50 arasında daha ucuz. Kara ve deniz rüzgarının tahmini maliyetlerinde de benzer şekilde büyük düşüşler var.

Bu değişimin altında yatan sebep ise yeni üretim kapasitesi oluşturmak isteyenler için verilen ortalama “sermaye maliyetine” bakan analizde yeni bir yöntem kullanılması. Daha önce IEA, her ülkenin gelişme aşamasına göre değişen yüzde yedi ile sekiz arasındaki bir sermaye maliyeti öngörüyordu.

Bu yıl uluslararası kanıtları gözden geçiren IEA, sermaye maliyetinin çok daha düşük olduğunu buldu. Bu maliyetler Avrupa ve ABD’de yüzde 2,6 ile yüzde 5 arasında, Çin’de yüzde 4,4 ile 5,5 arasında ve Hindistan’da yüzde 8,8 ile 10 arasında hesaplandı.

Megawatt saat başına 20 doların altına düşebilir

Raporda, en iyi lokasyanlarda ve en uygun politika desteğine ve finansman erişimine sahip olunduğu durumda güneş enerjisinin artık megawatt saat (MWh) başına 20 doların altında elektrik üretebileceği belirtiliyor.

Raporda “Bu fiyat seviyelerinde, güneş, tarihteki en düşük maliyetli elektrik kaynaklarından biridir” ifadeleri yer alıyor. IEA, güneş enerjisi maliyetlerinin Çin ve Hindistan’daki yeni kömürlü termik santraller için gereken seviyelendirilmiş maliyetler aralığının “tamamen altında”, mevcut kömür santrallerini işletme maliyeti ile ise “aynı aralıkta” olduğunu söylüyor.

Elektriğin yarısı yenilenebilirden gelecek

Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynakları gelecek 10 yılda dünyadaki toplam elektrik talebinin yüzde 50’sini karşılayacak. Hidroelektrik, enerji talebinin karşılanmasında en büyük payı alırken, güneş en fazla büyüyen kaynak olacak. Rüzgar ve deniz üstü (offshore) rüzgar santralleri ise bu kaynağı takip edecek.

Öte yandan, yenilenebilir kaynaklarından üretilen enerjinin sağlıklı şekilde şebekeye bağlanması için elektrik şebekelerinde önemli yatırımlar gerekecek.

Küresel emisyonlar, 2008-2009 ekonomik krizi sonrasında olduğundan daha yavaş artışa geçecek, ancak ülkelerin salgın sonrası ekonomik büyüme planlarını temiz enerji alanında yapması emisyonların geleceği açısından önemli rol oynayacak.

Kömürün payı yüzde 20 altına düşecek

Kömürün küresel enerji portföyündeki payı, Sanayi Devrimi’nden sonra ilk kez 2040’ta yüzde 20’nin altına düşecek. Doğal gaz talebi ise Asya bölgesi başta olmak üzere dünyada büyüme gösterecek.

Petrol, salgının neden olduğu ekonomik belirsizliklere karşı kırılganlığını sürdürecek ve 2019’daki pik seviyesine geri dönemeyecek. Küresel petrol talebi 2030’da 2019’a göre yüzde 12 düşüş gösterecek.

Fotoğraf: AA

Birol: güneş enerjisi elektrik piyasalarının ‘yeni kralı’

IEA Başkanı Fatih Birol, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, güneş enerjisinin dünya elektrik piyasalarının “yeni kralı” olacağının altını çizdi.

Bugünün politikalarına göre güneş enerjisi kurulumlarında 2022 sonrasında her yıl yeni rekorlar kırılabileceğini belirten Birol, “Ülkeler, temiz enerji yatırımlarını biraz daha hızlandırırlarsa, güneş ve rüzgarda çok daha büyük kapasite büyümesine şahit olabiliriz ki bu durum iklim değişikliğiyle mücadele için oldukça cesaret verici” ifadelerini kullandı.

‘Kalıcı emisyon azaltımı için yeterli değil’

Bu yıl, salgın kapsamında uygulanan tedbirler sonrasında küresel emisyonların düştüğünü anımsatan Birol, şunları söyledi:

Buna rağmen, dünya hala emisyonları kalıcı şekilde azaltmaktan oldukça uzak. Ekonomide yavaşlama emisyonları geçici olarak düşürdü ama düşük ekonomik büyüme, ‘düşük emisyon stratejisi’ değil. Düşük ekonomik büyüme ancak dünyadaki en kırılgan nüfusları daha da yoksullaştıracak bir strateji. Enerjiyi üretme ve tüketme şeklimizdeki yapısal değişiklikler ancak emisyonları bir düşüş trendine sokabilir.

Birol, hükümetlerin temiz enerji yatırımlarını hızlandırmak ve iklim hedeflerine ulaşmak için sorumluluğu olduğuna dikkati çekerek, “Petrol talebindeki büyüme gelecek 10 yılda sona erecek fakat hükümet politikalarında büyük bir değişiklik olmazsa talebin hızlı bir şekilde düşeceğini söyleyemeyiz. Bugünün politikalarına bakarsak, küresel bir ekonomik toparlanma petrol talebini yeniden Kovid-19 öncesi seviyelerine döndürebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Kategori: Manşet