ManşetEditörün Seçtikleriİklim Krizi

2020 İklim Krizi Almanağı: Benzersiz felaketler, yükselen iklim hareketi, umut veren adımlar

Krizler yılı olarak niteleyebileceğimiz 2020’nin bitmesine günler kaldı. Bu yıl içerisinde bilim insanlarının yıllardır uyardığı eşi benzeri görülmemiş felaketler dünyanın peşini bırakmadı.

Ortaya çıkan koronavirüs pandemisi bir yandan ihtiyacımız olan ‘yeni bir dünya’ beklentilerini yükseltirken bir yandan da iklim krizinin her gün daha fazla hissedilen etkisini derinleştirdi.

Bütün bunlar olurken yükselen iklim hareketi ve ülkelerin iklim kriziyle mücadelede attığı kimi başarılı adımlar da umut getirdi. Hazırsanız takvim yapraklarını geriye sarıp bütün bir senede yaşanan gelişmelere birlikte bakalım.

Atmosferdeki CO2 seviyesi rekor kırdı

 2020 yılında iklim krizinin birincil sebebi olan atmosferdeki karbondioksit oranları rekor üstüne rekor kırdı. Normal bir döngüde mart ve nisan aylarında görmeye alışık olduğumuz tarihi zirveler bu yıl kış aylarında başladı.

İlk rekor ölçüm 21 Ocak tarihinde 415,79 ppm ile  kaydedildi. Kısa bir süre sonra 10 Şubat tarihinde 416,08 ppm ile yeni bir rekor kırıldı. 1 Mayıs tarihinde ise Hawaii’de bulunan Mauna Loa Rasathanesi 418,03 ppm’e ulaşıldığını duyurdu. En yüksek değer ise 1 Haziran tarihinde 418,32 ppm olarak ölçüldü. Böylece 800 bin yıllık tarih içerisinde bildiğimiz en yüksek karbondioksit seviyesine ulaşmış olduk.

Pandemi etki etmedi

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından kasım ayının son haftasında yayınlanan yıllık Sera Gazı Bülteni‘nde 2019 yılında atmosferdeki karbonsioksit oranının milyonda 410,5 parçacığa ulaştığı belirtildi.

Pandeminin ardından gelen karantinalar ve ekonomik daralma sebebiyle 2020’de emisyonlarda yüzde 4,2 ila 7,5 arasında azalma görüleceğini belirten WMO, bu miktarın sürekli olarak artan karbon emisyonlarında yalnızca küçük bir düşüş olduğuna vurgu yaptı.

Rekor sıcaklıklar

Atmosferde her geçen gün daha fazla biriken karbondioksit gezeni ısıttı. Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından açıklanan rapora göre 2020 yılının sıcaklığı 19’uncu yüzyıl ortalamasının 1,2 derece üzerinde gerçekleşti.

Raporda La Niña’nın soğutucu etkisine rağmen yıl sonuna kadar 2020’nin en sıcak üç yıl arasında yer alabileceğine dikkat çekildi.

Tüm gezegen ısınırken, Kuzey ve Güney kutupları ise daha çok etkilendi.  10 Şubat tarihinde Antarktika kıtası, bugüne kadar gözlemlenmiş en sıcak değer olan 18.3 dereceye ulaştı.

Kısa süre sonra Seymour Adası’nda yapılan ölçümde termometreler 20.75 dereceyi gösterdi ve böylece rekor tazelenmiş oldu. Antarktika’da etkili olan sıcak hava dalgası dokuz gün içerisinde kıtadaki karların yüzde 20’sini eritti.

Beyaz gitti kırmızı ve yeşil geldi

Bölgede yağan karlar ise kırmızıya dönüştü. Mikroskopik kar yosunlarının oluşturduğu kırmızı kar, hava normalden daha hızlı ısındığında oluşuyor. Küresel ısınma nedeniyle oluşan doğa fenomeni bir sarmal yaratarak, yine küresel ısınmaya katkı sağlıyor.

Sıcaklıkta çoğalan algler sebebiyle Antarktika kıtasında yeşil renkler de hakim oldu. Araştırmacılar Antarktika yarımadasındaki yeşillenmenin ileride daha çok artacağını düşünüyor çünkü küresel ısıtma alglerin ihtiyaç duyduğu koşulların oluşmasına sebep oluyor.

Kuzey Kutbu’nda erime sezonu ise artan sıcaklıklar sebebiyle bu yıl 26 Mayıs yerine 13 Mayıs’ta başladı. Mart ayında yayınlanan bir çalışma Grönland ve Antarktika bölgelerinin 1990’lı yıllara kıyasla altı kat daha hızlı buzul kaybettiğini ortaya koydu. Kuzey Kutbu’ndaki Laprev Denizi ilk kez ekim ayı gelmesine rağmen donmaya başlamadı.

Haziran ayında Sibirya‘nın kuzeydoğusundaki Verkhoyansk kasabasında sıcaklıklar 38 dereceye ulaştı. Bu, Kuzey Kutup Dairesi’nde, kayıtların tutulmaya başlandığı 1885 yılından bu yana ölçümlenen en yüksek sıcaklık. Rusya’daki ayılar ise sıcaklık sebebiyle kış uykusuna yatamadı.

Death Valley’de yüzyılın en yüksek sıcaklığı

17 Ağustos tarihinde ABD Kaliforniya‘daki Death Valley Ulusal Parkı’nda sıcaklık 54,4 dereceye ulaştı. Bu sıcaklık bu yüzyıl içerisinde küresel ölçekte kaydedilen en yüksek sıcaklık olarak tarihe geçti.

Aynı tarihte, Japonya‘nın başkenti Tokyo‘da Sosyal Refah ve Kamu Sağlığı Bürosu ülkede bir hafta içerisinde 27 kişinin aşırı sıcaklar sebebiyle yaşamını yitirdiğini duyurdu. Bir ayda ölenlerin sayısı ise 53’e çıkmış oldu.

Aşırı sıcaklıkların yanı sıra iklim krizine bağlı olarak sıcaklıklarda ani düşüşler de meydana geldi. Eylül ayında ABDnin Montana ve Colorado  eyaletlerinde birçok şehir kutup girdabının (polar vortex) etkisiyle üç saat gibi kısa bir sürede gerçekleşen 30-33 derece sıcaklık düşüşleri yaşadı.

Orman yangınları

2020 yılı orman yangınlarının da zirve yaptığı bir yıl oldu. Yeni yıla Avustralya’da çıkan ve aylar boyunca kontrol altına alınamayan yangınlarla birlikte girdik. Binlerce hektar ormanlık alanın kül olduğu yangınlarda Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ve Sidney Üniversitesi 1,25 milyar canlının yaşamını yitirdiğini, yüzlerce türün neslinin tehlikede olduğunu duyurdu.

 Temmuz ayında yenilenen çalışmada yerinden edilen hayvanlarla birlikte yaklaşık üç milyar hayvanın yangınlardan etkilendiği belirtildi. Yangınlardan kurtarılan koala ve kangruların görüntüleri ise hafızalara kazındı.

Amazonlar’daki yangınlar ve ormansızlaştırma da zirveye ulaştı. Brezilya hükümeti Mayıs ayında ormansızlaşmayı engellemek ve yangınlara vaktinde müdahale edebilmek için bölgeye asker konuşlandırdıklarını duyurdu. Ancak askeri müdahalelere rağmen Ocak ayından itibaren geçen yalnızca altı ayda Türkiye’nin yüzölçümünün iki katından daha fazlası yok oldu.

Ağustos ayında yalnızca Brezilya’da 1,5 milyon hektar tropikal sulak alanın yandığı ifade edildi.

Gökyüzü kırmızıya bulandı

Ağustos ayına girildiğinde ise tüm dünya ABD’nin Kaliforniya eyaletinden gelen yangın haberleriyle sarsıldı. Bir buçuk ayın üzerinde bir süre devam eden yangınlarda yüz binlerce kişi tahliye edilmek zorunda kaldı.

Eylül ayında da etkisini sürdüren yangınların dumanı San Francisco şehrinin üzerine çökünce şehirde yaşayanlar sabah uyandığında gözlerini kırmızı bir gökyüzüne açtı. Gökyüzündeki kızıllık sabah ve akşam saatlerinde de devam etti ve yerine distopik görüntülere bıraktı.

Sel felaketleri

Yeni yılın ilk günlerinde Endonezya’nın başkenti Cakarta’da yaşanan yoğun yağış sonrası gerçekleşen sel felaketinde en az 60 kişi hayatını kaybetti. 

Kenya’da mart ayında başlayan şiddetli sağanaklar binlerce insanı yerinden etti, hayvanların ölmesine, mahsullerin bozulmasına, heyelanlar ve oluşan obruklar ile ülkenin geniş çapta zarar görmesine sebep oldu. En az 164 kişi yaşamını yitirdi.

Temmuz başında Güney Asya’da başlayan şiddetli yağmurların yol açtığı seller, Japonya, Hindistan ve Çin’de onlarca insanın canına mal oldu. En az 63 kişinin hayatını kaybettiği Japonya’da dere ve nehir yatakları taştı, ağaçlar devrildi, evler kullanılamaz hale geldi ve binlerce kişi yerinden oldu. Çin’de ise 141 kişinin öldüğü ya da kaybolduğu, 212 nehrin ise taşma riskiyle karşı karşıya olduğu açıklandı.

Buda heykeli tehlikeye girdi

Çin’deki aşırı yağışlar yüzünden, ülkenin en büyük nehri Yangzı ve bağlı nehir kollarında su seviyesi yükselince birçok eyaleti sel bastı. Sular, dünyanın en büyük Buda heykeli olan 71 metrelik Leshan Budası’nın ayak parmaklarına kadar ulaştı.

Ekim ayında Nijerya’da gerçekleşen sel felaketinde en az 95 kişi yaşamını yitirdi.  Ülkede binlerce hektarlık ekili arazi sular altında kalırken, binlerce kişi de evlerinden oldu.

Fırtınalar

Ocak ayında ABD’de etkili olan hortum 11 kişinin ölümüne neden oldu. Teksas, Alabama ve Louisiana başta olmak üzere çok sayıda eyalette yaşanan felaketler sonucunda 257 binden fazla evde elektrik kesintisi yaşanırken binlerce uçak seferi de iptal edildi.

Mart’ta Mısır’da etkili olan fırtına ve yoğun yağışa bağlı sel felaketlerinde 21 kişi öldü. Başbakan Mostafa Madbouly, ülkede 35 veya 40 yıldır bu kadar kötü bir hava koşulu yaşanmadığını söyledi.

Hindistan ve Bangladeş‘te Mayıs ayında etkili olan ve son 15 yılın en şiddetli siklonu olarak adlandırılan Amphan Siklonu sebebiyle en az 12 kişi öldü, binlerce ev ve yerleşim yeri büyük tahribat aldı. Koronavirüs salgını sırasında on binlerce evin yıkıldığı, milyonlarca kişinin yerinden edildiği Amphan Siklonu, toplumsal eşitsizlikleri de ön plana çıkardı.

Eylül ayında Japonya’nın Kyuşu bölgesini etkisi altına alan Haişen Tayfunu nedeniyle 17 kişi yaralandı, fabrikalar üretimi durdurdu, 200 bine yakın ev elektriksiz kaldı. Sekiz milyonu aşkın kişi tahliye edildi. Yıkıcı tayfun sonrasında Güney Kore’nin genelinde zarara yol açtı.

Aynı ay içerisinde Atlantik Okyanusu’nda etkisini sürdüren Sally Kasırgası, Meksika Körfezi üzerinden ABD’deki Louisiana, Mississippi ve Alabama eyaletlerini vurdu.

Kaliforniya‘nın da bulunduğu batı eyaletleri haftalardır devam eden orman yangınlarıyla uğraşırken güney eyaletleri ise kasırga ile uğraşmak zorunda kaldı.

Eylül ayında Akdeniz‘de nadir olarak görülen, tropik siklon benzeri Akdeniz kasırgası  Ianos, İyon Denizi’nde Yunanistan‘a bağlı Zakynthos Adası‘na ulaştı. Kasırga ülkede iki kişinin ölümüne yol açtı.

13 Ekim tarihinde Nangka tropikal fırtınası Vietnam ve Kamboçya’yı vurdu Seller Vietnam’da en az 28, Kamboçya’da ise 11 kişinin ölümüne; 25 bin evin ve 84 bin hektarlık mahsulün zarar görmesine yol açtı.

Meksika’daki Yucatan Yarımadası’nı vuran ve çok fazla zarara yol açan tropikal Zeta kasırgası ABD’nin Lousiana eyaletinde etkili oldu.

29 Ekim tarihinde yaşadığı sel felaketlerinden henüz toparlanamayan Vietnam’ı Molave Tayfunu vurdu. Yaşanan toprak kaymaları sonucunda 13 kişi hayatını kaybederken, 40 kişi ise kayıp olarak bildirildi. Sonrasında yapılan çalışmalar sonucunda 12 denizcinin ise denizdeki cansız bedenlerine ulaşıldı.

Evlerin yüzde 80’ini yok etti

Kasım ayının başında uzmanların 2020 yılının en güçlü tayfunu olarak nitelendirdikleri Goni Tayfunu Filipinler’de etkili oldu. Filipinler Kızıl Haç Başkanı Senatör Richard Gordon, Goni’nin saatte 310 kilometre/saat hıza ulaştığını ve Catanduanes eyaletindeki kasabalarda evlerin yüzde 80’ine yakınını yok ettiğini duyurdu. En az 16 kişi yaşamını yitirdi.

4 Kasım’da sezonunun 28’inci isimlendirilmiş fırtınası olan Eta Kasırgası Nikaragua ve Honduras’ı vurdu. Orta Amerika’da etkili olan kasırga sebebiyle en az 70 kişi öldü. Eta, beraberinde sel felaketi ve toprak kaymalarını getirdi. Yüzlerce kişi mahsur kalırken, yollar ve köprüler çöktü. Birçok topluluk ile iletişim kurulamadı.

Vamco Tayfunu bu yıl içerisinde Filipinler’i vuran 21’inci tayfun oldu. Filipinler’de ülkenin son 45 yıl içerisinde karşılaştığı en şiddetli tayfun olarak nitelendirilen Vamco Tayfunu’nun ardından en az 67 kişi hayatını kaybetti.

Orta Amerika Eta Kasırgası’nın etkisinden toparlanamamışken bu kez de Iota Kasırgası‘yla karşı karşıya geldi. Kasırga sebebiyle en az 40 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.  

Daha sonradan yapılan bir açıklamada Eta ve Iota Kasırgaları’nın Honduras’ta 10 milyar dolarlık zarara yol açtığı aktarıldı.

Türkiye’de iklim felaketleri

Türkiye için 2020 yılı sellerin ve aynı zamanda kuraklığın yıkıcı etkisiyle geçti. Şubat ayında ülke genelinde etkisini gösteren kuvvetli rüzgar ve yoğun yağışlar dere yataklarının taşmasına ve sele sebep oldu. Kayseri’de bir ev sel sebebiyle sürüklenirken, Adana’da köprü yıkıldı. Mersin’de ise selde mahsur kalan öğrenci minibüsü itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.

16 Haziran Salı günü başlayan sağanak ve dolu yağışı sebebiyle aralarında Tekirdağ, Kırklareli ve Amasya‘nın bulunduğu pek çok ilde çiftçiler bir yıllık emeklerini kısa sürede bastıran yağış sebebiyle kaybetti. Şehirlerde yağmur sonucunda sokaklar sular altında kaldı. 

Üç saatlik yağış 227 milyon TL’ye mal oldu

Bursa’da 22 Haziran’da gerçekleşen sel sebebiyle dört kişi yaşamını yitirdi. 4 bin 500 çiftçiyi etkileyen ve yalnızca üç saat süren sel ve dolu felaketinin bilançosunun 227 milyon 361 bin lira olduğu ortaya çıktı.

8 Temmuz günü Trabzon, Rize ve Artvin’de son 24 saatte metrekareye düşen 130 kilogram dolayında yağış sel ve heyelanlara yol açtı.  Trabzon’da üç katlı bina ile yollar çöktü, mahsur kalan 24 kişi kurtarıldı. Su baskını yaşanan şantiyedeki 15 işçi ve selin ortasında kamyonetiyle kalan sürücü ise kurtarıldı.

Tarım arazileri sular altında

Artvin’in Yusufeli ilçesinde meydana gelen sel ve heyelanlarda dört kişi hayatını kaybetti. Artvin-Erzurum kara yolu ise ulaşıma kapandı. Van‘da ise tarım arazileri su altında kaldı.

14 Temmuz günü Rize’de 24 saatte metrekareye düşen 250 kilogramlık yağış sele ve heyelana sebep oldu. İki kişi öldü, 11 kişi yaralandı, yol ve köprüler çöktü.

22 Ağustos’ta selin yıkıcı etkisi Giresun’da yaşandı. Giresun’un Dereli İlçesi’nde yaşanan sağanak yağış nedeniyle meydana gelen selde ikisi jandarma toplam yedi kişi hayatını kaybetti.

Antalya‘da 11 Aralık’ta üç gün boyunca aralıklarla devam eden ve kent içerisindeki birçok noktanın sular altında kalmasına sebep olan sağanak yağış ekili alanlara da zarar verdi. Antalya Valiliği yağmur ve sonrasındaki sel sebebiyle 3 bin dekar kapalı, 6 bin 530 dekar ekilin alanın zarar gördüğünü açıkladı.

Kum fırtınası

Başkent Ankara‘da Eylül ayında ortaya çıkan ve altı vatandaşın hafif yaralanmasına yol açan kum fırtınası kent merkezi ve ilçelerinde hissedildi.

Polatlı ile Haymana ilçelerinde, tarlalarda çalışan mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırlar fırtınadan dolayı yıkıldı. İklim bilimci Prof. Dr. Murat Türkeş kum fırtınasına küresel ve bölgesel iklim değişikliğinin yol açtığını söyledi.

Kuraklık

Türkiye’de 2020 yılında etkisi en çok etkilenen felaket ise kuraklık oldu. Yağışsız geçen yaz ayı, su varlıklarının yanlış kullanımı, dere yataklarına müdahaleler gibi sebeplerle birçok baraj kuruma noktasına geldi.

20 Kasım’da İSKİ tarafından yapılan açıklamada İstanbul’daki barajların doluluk oranının  son 10 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 26.60 seviyesinde olduğu belirtildi.

Edirne‘de kış ve yazın ardından sonbaharın da iklim değişikliğine bağlı olarak kurak geçmesi nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerindeki su seviyesi düştü. Meriç Nehri‘nde kuraklık nedeniyle kum adacıkları oluştu.

36 saat su kesintisi

Edirne‘de merkez içme suyu ihtiyacını karşılayan Kayalıköy Barajı‘nda aşırı kuraklık nedeniyle aktif doluluk oranı yüzde 3 seviyesine indi. Bunun üzerine açıklama yapan Edirne Büyükşehir Belediyesi en az 36 saat boyunca şehir merkezine su verilemeyeceğini duyurdu. Şehrin içme suyu ihtiyacının Süloğlu Barajı‘ndan karşılanması kararlaştırıldı.

Takvimler 4 Aralık tarihini gösterdiğinde İzmir’de yaşanan kuraklık barajlardaki su seviyelerininde de önemli miktarlarda düşüşe neden oldu. Şehrin içme suyunu karşılayan Tahtalı Barajı’nda sular altında kalan eski köy kalıntıları ortaya çıktı.

Sivas’ta kuraklık nedeniyle Karacalar Barajı kurudu, Serpincik Göleti 25 metre geri çekildi. Barajın yapımı sırasında sular altında kalan köy mezarlığı gün yüzüne çıkarken, baraj yüzeyinde adacıklar oluştu.

Kocaeli‘de içme suyunun karşılandığı Yuvacık Barajı‘nda su seviyesi 8 milyon 510 bin metreküp ile yüzde 17’ye düştü.  Sapanca’dan su takviyesi yapılması kararı alındı.

1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından, tarım arazilerini sulamak için, Bursa’nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu.

81 ilde yağmur duasına çıkıldı

11 Aralık tarihinde Diyanet tarafından yapılan çağrıyla 81 ildeki camilerde hutbe sonrasında yağmur duası yapıldı. “Susuz kalmış arazilere ve tüm beldelere rahmetinle hayat nasip eyle Yarabbi. Ey Yüce Allahım bize yağmur nasip eyle” ifadelerinin yer aldığı duaya cemaat “Amin” diye cevap verdi.

Dört gündür süren yağışa rağmen İstanbul’a su sağlayan en önemli barajlardan biri olan Terkos’taki doluluk oranı yüzde 16 Aralık’ta 22.82 seviyesinde kaldı. Terkos Gölü‘nde sular çekilince Roma döneminden kaldığı düşünülen tarihi yol ortaya çıktı.

Türkiye’de ve dünyada iklim politikaları

Türkiye’de ocak ayının ilk günleri herkese umut veren bir gelişmeyle başladı. Gerekli çevre yatırımlarını yapmayan filtresiz termik santrallere 2,5 yıl daha izin verilmesini öngören yasa tasarısının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından veto edilmesinin ardından, ülke genelindeki ‘filtresiz’ santraller kapatılmaya başlandı.

İlk etapta Kahramanmaraş Afşin A, Kütahya Seyitömer, Kütahya Tunçbilek, Sivas Kangal ve Zonguldak Çatalağzı termik santralleri tamamen, Manisa Soma Termik Santrali ise kısmi olarak kapatıldı.

Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, haziran ayında  kapatılan altı termik santralden ünite ve bacaları mevzuata uygun hale getirilenlere bir yıl geçici çalışma ruhsatı verildiğini belirtti.

Ocak ayının ilk günlerinde İrlanda’da hükümet, 2030’dan itibaren sadece elektrikli araç satışına izin verecek bir yasa tasarısı hazırladı. Tasarı kapsamında benzinli ve dizel araçların satışının yasaklanması kararlaştırıldı.

17 Ocak tarihinde Teknoloji devi Microsoft, şirket tarihinde bir ilke imza atarak 2030 yılında, bütün tedarik zincirlerinde karbon negatif olacağını duyurdu.Buna ek olarak şirketin karbon azaltımı ve karbon çekme teknolojilerinin geliştirilmesi adına 1 milyar dolarlık inovasyon fonu sağlayacağı açıklandı.

20 Ocak tarihinde Barselona İklim Acil Durumu ilan etti. Acil durum, şehrin 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının yüzde 50 azaltılması taahhüdünü içeriyor.

Davos Zirvesi’nde Thunberg etkisi

21-24 Ocak tarihleri arasında dünya liderlerinin bir araya geldiği Davos Zirvesi gerçekleşti. Zirvede önümüzdeki yıllarda insanlığı bekleyen risklerin beşi iklim kriziyle ilişkilendirildi.

Burada bir konuşma yapan İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg dünya liderlerine geçen seneler boyunca hiçbir şey yapmadıklarını söyledi ve acil harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

30 Ocak tarihinde İskoçya 2020’de yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçme hedefi koydu.

13 Şubat’ta petrol şirketi BP net sıfır karbon emisyonu için 2050 hedefi koyduğunu açıkladı. 2050 yılında hala petrol ve doğal gaz üretimini sürdüreceğini söyleyen şirket, net sıfır hedefine ağaç dikme ve karbon yakalama teknolojileriyle ulaşmayı planladığını belirtti.

Paris’i onaylamayan yedi ülke kaldı

Kırgızistan Paris İklim Anlaşması’nı onayladı. 19 Şubat’ta açıklanan bu hamleyle birlikte Anlaşmayı parlamentolarından geçirerek onaylamayan son sekiz ülke; Türkiye, Angola, Eritre, Güney Sudan, Irak, İran, Libya ve Yemen oldu. 18 Ağustos’ta Angola’nın da onaylamasıyla birlikte ülke sayısı yediye düştü.

5 Mart tarihinde Avrupa Komisyonu, AB’nin 2050 yılında net sıfır emisyon taahhüdünü yasal olarak bağlayıcı kılacak “İklim Yasası”nı Greta Thunberg’in de katıldığı oturumda onayladı.

Pandemi COP26’yı erteletti

Koronavirüs salgının patlak vermesiyle birlikte 2020 yılının Kasım ayında yapılması beklenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) görüşmeleri de sekteye uğradı.

Birleşik Krallık, ülkeler arası ulaşımların askıya alınması nedeniyle ertelenen COP26 için bir kez daha erteleme talebinde bulundu. Başvuru sonucunda konferansı 1-21 Kasım 2021 tarihlerinde gerçekleştirilmesine karar verildi.

13 Nisan’da İspanya merkezli elektrik dağıtım şirketi Iberdrola’nın kurduğu Avrupa’nın en büyük güneş enerji santrali elektrik üretmeye başladı. Santralin 250 bin kişinin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek güçte olduğu belirtildi.

16 Nisan tarihinde Koronavirüs önlemleri altında yapılan Güney Kore seçimlerinde Yeşil Yeni Düzen sözü veren Başkan Moon Jae-in’in partisi Ulusal Meclis’teki 300 sandalyeden 180’ini kazandı.

İki ay kömürsüz enerji

Avrupa’da kömürden çıkış taahhütleri veren ülkeler kömürden elektrik üretimlerini de sınırlamaya başladı. Pandeminin elektrik talebinde yarattığı düşüşle birlikte Birleşik Krallık’ta iki ay boyunca, Portekiz’de ise Nisan ayı boyunca kömürden elektrik üretilmedi. Bu, iki ülke içinde endüstri döneminden bu yana ilk kez gerçekleşmiş oldu.

Haziran ayına gelindiğinde Almanya altı aylık gecikmeyle 10 yıllık ulusal iklim ve enerji planını onayladı. Onaylanan planda 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını ve birincil enerji tüketimini düşürmek ile yenilenebilir enerji payını arttırmak gibi maddeler yer aldı.

Unilever’den sıfır sera gazı emisyon taahhütü

Birleşik Krallık ve Hollanda merkezli, dünyanın en büyük yiyecek ve hızlı tüketim ürünleri üreten şirketlerinden biri olan Unilever 2039 yılında net sıfır sera gazı emisyonu taahhüdünde bulundu.

Unilever tarafından yapılan açıklamada on yıl içerisinde ağaçlandırma, su koruma ve karbon tutma gibi projelere bir milyon Euro ayrılacağını belirtildi.

Birleşik Krallık denizaşırı petrol ve gaz endüstrisi ise 16 Haziran tarihinde 2050’de üretim emisyonlarını sıfırlama sözü verdi Açıklanan plan yalnızca üretim sürecinde ortaya çıkan doğrudan emisyonlarla ilgili. Yani tüketicilerin sebep olacağı emisyonlar yer almadı.

19 Haziran tarihinde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjiyi depolayacak ve fosil yakıtlı elektrik santrallerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltacak dünyanın en büyük sıvı hava bataryasının inşaatı başladı.

Birleşik Krallık’ta Manchester yakınlarına inşa edilecek proje, ile yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji haftalar boyunca depolanabiliyor.

24 Haziran’da Konya’da ‘İklim Değişikliği Eylem Planı’ çalışmaları başladı. Konya Büyükşehir Belediyesi, uluslararası küresel iklim anlaşmaları doğrultusunda iklim değişikliği kriterlerini dikkate alarak, uyum, azaltım, sera gazı envanterini içeren plan için hazırlıklarını tamamladı.

Almanya’da kömüre dayalı elektrik üretiminin son bulmasını hedefleyen yasa teklifi, iki yılı aşkın süredir devam eden görüşmelerin ardından temmuz ayının başında ülke parlamentosunun alt kanadı Bundestag’da kabul edilerek yasalaştı.

Yine temmuz ayında Avustralya‘nın Sidney şehrinde, merkezi ticaret bölgesi ve çevresindeki banliyölerden oluşan alanda yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanılmaya başlandı. Bir sonraki aşama ise, 10 yıl içinde yarım milyon dolarlık tasarruf sağlayacak ve 200.000 ton CO2 emisyonunun atmosfere girmesini önleyecek bir projenin hayata geçirilmesi olarak kararlaştırıldı.

Çin’den 2060 yılında karbon nötr hedefi

Yılın belki de en büyük gelişmesi ise Çin’in 2060 yılında karbon nötr taahhüdünde bulunmasıyla yaşandı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping BM Genel Kurulu 75’inci oturumunda yaptığı konuşmada, ülkenin 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını zirveye çıkaracağını 2060 yılına kadar da karbon nötrlüğüne ulaşacağını duyurdu.

xi-jinping-

Müjdeli haber doğal gaz keşfi çıktı

21 Ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın günler öncesinden duyurduğu ‘müjdeli’ haberi Karadeniz’de 320 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfedilmesi olduğu ortaya çıktı.

Doğalgazın da iklim krizine sebep olan bir fosil yakıt olduğunu belirten çevre aktivistleri bu duruma tepki gösterdi.

Eylül ayında ABD eyaleti Kaliforniya 2035 itibariyle benzinli ve dizel araçların kullanımı yasaklama kararı aldı. Kararı duyuran Vali Gavin Newsom, bu sayede eyaletteki emisyonları yüzde 35 düşürmeyi hedeflediklerini söyledi.

13 Ekim tarihinde Uluslararası Enerji Ajansı‘nın (IEA) dört farklı senaryo üzerinden enerji piyasalarının gelecek 20 yılına odaklanan “Dünya Enerji Görünümü 2020” raporunu yayınlandı.

Rapor güneş enerjisinin beklenenden çok daha ucuz olduğunu ve önümüzdeki 10 yıl diğer enerji kaynaklarından üretim düşmesine rağmen, yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin artacağını öne sürdü.

3 Kasım’da Filipinler yeni kömür santralleri için moratoryum ilan etti. Hükümetin yeni kömürlü santral projelerine onay vermeme kararı tam da bu yıl ülkeyi vuran 18’inci tayfun olan Goni Tayfunu’nun ardından geldi.

Joe Biden kazandı

4 Kasım’da ise ABD Başkan Donald Trump’ın başlattığı süreç sonucunda Paris İklim Anlaşması’ndan resmen çekildi. Böylece dünyanın ikinci büyük sera gazı salıcısı ABD, anlaşmayı imzalayan 197 ülke içinden çekilen tek ülke oldu.

Ancak seçimleri kazanan ve 2021 yılında başkanlık koltuğuna oturacak Joe Biden, ABD’yi yeniden taraf yapmak için görüşmeler başlatacağını duyurdu.

17 Kasım’da Trump, koltuğu Joe Biden’a devretmesi gereken 20 Ocak tarihinden önce Kuzey Kutbu Ulusal Yaban Hayatı Sığınağı’ndaki bölgeleri petrol şirketlerine kiralamaya başlayacağını duyurdu.

Japonya’da hükümetin 2050 yılında net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünde bulunmasının ardından iklim acil durumu ilan edildi. Karar, 18 Kasım’da parlamentonun güçlü alt meclisi tarafından yapılan oylamada oy çokluğuyla kabul edildi.

Türkiye’den Paris Anlaşması şerhi

Dünyanın en büyük 20 ekonomisinin her yıl bir araya geldiği G20 zirvesi bu yıl kasım ayında Suudi Arabistan dönem başkanlığında çevrimiçi olarak gerçekleşti.

Salgınla ve iklim değişikliğiyle mücadele konularının da yer aldığı bildiride Türkiye Paris Anlaşması’na vurgu yapan madde hakkında şerh koydu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Yeşiller Partisi “Zirvenin sonuç bildirgesinde bütün G20 üyeleri, 26. BM İklim Değişikliği Konferansı’nda Paris Anlaşması doğrultusunda kararlar alınmasına destek vereceklerini belirtti. Türkiye’nin bu maddeye yönelik bir şerh yayımlamasını endişeyle karşılıyoruz” tepkisini gösterdi.

Yetersiz emisyon kesintilerinin insan hakkı ihlali olduğunu belirten altı Portekizli gencin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne açtığı dava aralık ayında kabul edildi.

Gençler AİHM’e yöneltilen ilk iklim davası olma özelliği taşıyan davada aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 33 ülke hakkında şikayette bulunmuştu.

Yeni Zelanda’da 17 Ekim’deki seçimle birlikte tek başına iktidara gelen ve geçmiş dönemdeki koalisyon ortağı Yeşiller Partisi ile iş birliği anlaşması imzalayan İşçi Partisi iklim acil durumu ilan etti.

Paris Anlaşaması’nın beşinci yıl dönümü

Paris Anlaşması’nın beşinci yıl dönümünde dünyanın dört bir yanındaki iklim aktivistleri “Hedef 1 buçuk” diyerek kampanya başlattı. Türkiye’den aktivistlerinin de katıldığı kampanyada aktivistler liderlerden küresel ısıtmayı 1,5 dereceyle sınırlamasını talep etti.

12 Aralık 2015’te kabul edilen Paris iklim Anlaşması’nın beşinci yıl dönümünde Türkiye’de iklim alanında çalışan sivil toplum kuruluşları da Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylamasını ve ulusal katkı hedeflerini iyileştirmesi talebiyle açık bir mektup yayınladı.

12 Aralık günü Birleşmiş Milletler, Birleşik Krallık ve Fransa’nın ortaklaşa ev sahipliği yaptığı 2020 İklim Zirvesi’nde 75 dünya lideri altı saat süren bir çevrimiçi konferansta bir araya geldi.

Etkinlikte konuşma yapan Fransa ve Çin gibi büyük karbon salıcılarının etkili taahhütte bulunmaması ise hayal kırıklığı yarattı. Türkiye ise etkili bir iklim planı bulunmadığı gerekçesiyle toplantıya davet edilmedi.

Kategori: Manşet