Ana Sayfa Blog Sayfa 1744

Şair Yılmaz Odabaşı tutuklandı

Şair Yılmaz Odabaşı, kişisel Twitter hesabından yaptığı açıklamada gözaltına alındığını duyurdu. Odabaşı, noter işlemi yaparken gelen polisler tarafından gözaltına alınıp sivil polislere teslim edildiğini ve adliyeye götürüldüğünü söyledi.

Hangi davadan cezası olduğu açıklanmayan Odabaşı, paylaşımında polis otosunun içinden çektiği bir fotoğrafı paylaştı. Odabaşı önce “An itibarıyla bir noter işlemi yaparken gelen polislerce gözaltına alındım ve sivil polislere teslim edildim. Adliyeye götürülüyorum” mesajını yazdı. Hemen sonra paylaştığı mesajında ise “Kandıra Cezaevi’ne götürülüyorum” dedi.  

Yeni yılın ilk zammı elektrik ve doğal gaza

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 2021’de elektrik ve doğalgazda hizmet bedeline yüzde 11 zam yapılacağını duyurdu.

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren karara göre EPDK, tüm hizmet tarifelerinde TÜFE oranında yaklaşık yüzde 11 zam yaptı. 2021 yılında abone gruplarına göre elektrik piyasasında güvence bedelleri şöyle yükseldi:

  • Sanayi ve ticarethane için 93.7kWh/TL’den 106.9 kWh/TL’ye,
  • Mesken için 33 kWh/TL’den 37.6 kWh/TL’ye,
  • Şehit aileleri ve muharip gaziler için 16.5 kWh/TL’den 18.8 kWh/TL’ye,
  • Tarımsal sulama, aydınlatma ve diğerleri için 44.5 kWh/TL’den 50.7 kWh/TL’ye. 

    Öte yandan kesme-bağlama bedellerinde alçak gerilim (meskenler) yüzde 46, orta gerilimde yüzde 21 düşüş sağlandı. 

Teknik kalite ölçümlemesi

 
Kullanıcının talebiyle yapılan ölçüm sonucunda ise teknik kalite ölçüm sonuçlarının TS EN 50160:2011 standardında belirtilen sınır değere uygun olmadığının tespit edilmesi durumunda, ölçüm bitiş tarihinden itibaren dağıtım şirketi AG tesis seviyesinde gerçekleştirilecek işlemleri 3 ay, dağıtım transformatörü değişikliklerini 6 ay ve yeni dağıtım transformatörü tesisi veya OG seviyesinde gerekli işlemleri 12 ay içinde gerçekleştirerek teknik kaliteyi sağlayacak.
 
Kararlar 1 Ocak 2021 itibarıyla yürürlüğe girecek.

Uzmanlar uyardı: Kuraklık, sivrisinek artışına ve hastalıklara neden olabilir

Uzmanlar, barajlardaki su seviyelerinin düşmesi sebebiyle oluşan bataklık ve küçük gölcüklerin sivrisinek artışına neden olacağını ve bunun da sıtma gibi tehlikeli hastalıklara sebebiyet vereceğini belirtti.

DHA‘ya konuşan Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, barajlardaki su seviyesinin düşük olması ve hava sıcaklığının sıfırın altına düşmemesi sebebiyle sivrisinek popülasyonunun artacağına işaret etti:

Sivrisineklerin üremesi için sulu ortamlara ya da durgun su kenarlarına yumurtalarını bırakıyorlar.  Ayrıca bu su kış boyunca buz tutmayacak olursa sivrisinekler kışı geçirebiliyorlar. Burada korkulacak senaryo İstanbul, İzmit, İzmir bu tür yerlerde sıcaklıkların sıfırın altına düşmemesi. Sıcaklıklar düşmezse bu yumurtalar kışı geçirirler, kışı geçirirlerse bu sivrisinekler mart ayından itibaren üremeye başlar. Bunlar üreyerek sezona başlayacak olursa sivrisinek popülasyonunda ciddi bir artışla karşı karşıya kalırız. Maalesef iklim değişikliği de bizleri o senaryoya sürüklüyor.”

‘Sıtmanın görülmesine neden olabilir’

Prof. Kurnaz, sivrisinek oranında yaşanacak artışın sıtma gibi bazı tehlikeli hastalıklara sebep olabileceğine de dikkat çekti:

Barajlarımız çok düşük bir seviyede. Umuyoruz ki bu böyle kalmayacak. Ancak yaza doğru bu seviyelerde olacak olursa, su çekildikten sonra ortaya çıkan düzlükler var. Bunlar az sulu bol çamurlu bölgeler. Buralarda sivrisineklerin üremesi için ideal yerler. Buralardaki su artık bir noktada taban suyu ya da can suyu dediğimiz su olduğu için kullanılmaz hale gelecek. Bu da sağlık riskli oluşturduğu için o barajlardan su çekilmeye son verilecek. Bundan dolayı da oralarda çok derin olmayan gölcükler halinde kalacak. İstanbul’un çevresinde bu gölcüklerin olması uzun vadede sivrisineklerin üremesine neden olacaktır. Maalesef o sivrisinekler doğamızda çok fazla görülmeyen Batı Nil Virüsü, Zika gibi hastalıkların biraz daha fazla doğamıza girmesine ve en sonunda da en büyük düşmanlarımızdan olan sıtmanın görülmesine neden olabilir. Bunların hepsi önümüzdeki yaz için büyük tehlikeler.”

‘Sivrisinekler hastalık taşıyıcısı haline gelebilir’

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Dikmen de kuruyan barajların düzgün takip edilmemesi durumunda ortaya çıkan sivrisinek türlerinin Batı Nil Virüsü ve Zika gibi hastalıkların taşıyıcısı haline geleceğini vurguladı:

İklim değişikliğine bağlı etkilerden dolayı gerek suların azalması gerek yağış rejimindeki değişikliklerden dolayı muhtemelen farklı canlılarla karşılaşmaya başlayacağız. İstanbul özelinde düşünecek olursak İstanbul’da daha önce görmediğimiz sivrisinek türlerini daha sık görmeye başlayacağız. Kuraklığa bağlı olarak mikro habitatların ortaya çıkması bu duruma neden olabilir. Normalde bir göl ekosistemi çok rahatlıkla kontrol altında tutulabilir. O bölgelere balık atılarak ya da farklı mücadele yöntemleriyle sivrisinek popülasyonu düşürebilir. Göl ekosistemi ortadan kalkınca küçük küçük parça sular ortaya çıkıyor. Üzerinden beslenecek balıklar ya da biyolojik etmenler üzerinden kalkacak ve o küçük birikintiler larvalar için çok daha uygun üreme alanı haline gelecek. Eğer bunlar düzgün takip edilmezse çıkan sivrisinek türleri Batı Nil Virüsü ve Zika gibi hastalıkların taşıyıcısı haline gelecek.”

Dikmen, Türkiye’nin kuzey noktalarının, güney noktaları kadar ısınmaya başladığı için özellikle İstanbul’da bulaşıcı hastalık taşıyan böceklerle mücadele planları ortaya koyulması gerekeceğini de kaydetti.

Brezilya’da yerli rezervlerini talan eden yasadışı madenciler, koronavirüs yayıyor

Brezilya‘nın Roraima eyaletindeki Yanomami rezervinde yaşayan yerli nüfus, bölgedeki yasadışı altın madencilerinin ve onların taşıdığı Koronavirüs’ün engellenmesini ” talep ettikleri “Madenciler ve Koronavirüs dışarı” başlıklı 439.000 imzalı dilekçeyi Kongre’ye teslim etti.
Ulusal Kongre binası üzerine Ormanın ruhları Yanomami xapiri'nin çizimlerinin yer aldığı bir projeksiyon, yasadışı altın madencilerini Brezilya'nın en büyük yerli Yanomami bölgesinden çıkarmak için bir protesto sırasında görüldü.
Yanomami rezervinden yasadışı altın madencilerinin tahliye edilmesi çağrısı yapan bir protesto sırasında, ormanın ruhları Yanomami xapiri’nin çizimlerinin yer aldığı Brezilya Ulusal Kongre binası projeksiyonu . Fotoğraf: Adriano Machado / Reuters

Geçen ay, yerli dernekler ve kampanyacılar tarafından hazırlanan bir rapor , ağustostan ekim ayına kadar Yanomami bölgesindeki Covid-19 vakalarında % 250’den fazla artış olduğunu kaydetti. Rezervdeki 27.000 kişi arasında 1.202 vaka ve 23 şüpheli Covid-19 ölümü sayıldı.

Ancak hükümet, garimpeiros’ları engellemek yerine, Uraricoera Nehri üzerindeki bir ordu kampını kapattı ve yakındaki maden ocaklarına hiç dokunmadı. Haziran ayında ise 18 gazetecinin eşlik ettiği pahalı bir bakanlık ziyareti düzenlendi. Bu ziyaret için Yanomami kadınlarına makyaj yapıldı, tırnakları boyandı ve batılı kıyafetler giydirildi. Yerli halkı da Covid-19 için kanıtlanmamış bir tedavi olarak belirtilen bir sıtma ilacı olan klorokin dağıtıldı.

Yerli bir Yanomami kadının makyajı 30 Haziran 2020'de Brezilya'nın Roraima eyaletinde Auari'deki 5. Özel Sınır Takımında yapıldı.
Yerli bir Yanomami kadını, hükümet bakanlarının ziyareti öncesinde makyajını yaptırıyor. Fotoğraf: Nelson Almeida / AFP

Kopenawa, “Bu sadece bir klorokin kampanyasıydı” dedi: “Ana garimpeiro madenleri hala çalışıyor.”

Ülkenin federal savcılarının ziyareti soruşturmaya başlamasından sonra medyanın katılımı olmadan ikinci bir sağlık gezisi düzenlendi. 21 Aralık’ta rezervde 1.142 vakanın bulunduğunu ve 10 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Sağlık bakanlığı, “Doktorlar ve diğer sağlık profesyonelleri Yanomami’nin yerli rezervine götürüldü … Ekipman, testler ve ilaçlar dağıtıldı” açıklamasını yaptı.

Waikás yerli köyünden Ye'kwanas ormanın ortasına kakao ekiyor.
Waikás yerli köyünden Ye’kwanas, çikolata yapmak için kakao çekirdeği yetiştiriyor. Fotoğraf: João Laet / The Guardian.
Yanomami liderleri altının cazibesine karşı alternatifler de yaratmaya çalışıyor. Rezervin doğu tarafında köylüler, kar amacı gütmeyen grup Instituto Socioambiental öncülüğünde organik çukulata üretmek ve nihayetinde sürdürülebilir bir gelir sağlamak için başlatılan bir proje kapsamında bu yıl binlerce kakao fidanı dikti . 1.000 barlık Yanomami çikolatasının ilk satışı tükendi. 20 kg’lık ikinci bir kakao hasadı, onunla 400 bar daha yapmayı planlayan çikolata üreticisi César de Mendes‘e teslim edildi.
Ancak garimpeiros’un bölgeden ayrıldığına dair hiçbir iz bulunmuyor. Yerli liderler ise halkları için endişe ediyor. Ye’kwana kabilesinin Wanasseduume derneğinin başkanı Júlio Ye’kwana, “Yetkililer, yerli halkın doğayı yok etmesine değil, onu korumasına yardım etmelidir. Garimpeiros artıyor, Covid artıyor, devlet yardımı nerede? Hiçbiri yok.”

 

İmamoğlu açıkladı: İstanbul’da 125 bin bina yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Haber Global kanalında katıldığı bir programda İstanbul’da 125 bin binanın yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.
 
Programda, depreme karşı yürütülen hazırlıklar hakkında bilgi veren İmamoğlu, İstanbul’da 2000 yılından önce yapılmış 790 bin bina bulunduğunu, bu binaların testlerini 2023 yılında bitirmeyi planladıkları söyledi.

‘İnsanlar kentsel dönüşüme dahil olacak’

20 bine yakın binanın testinin bittiğini belirten İmamoğlu, insanların kentsel dönüşüm sürecine dahil olacağı somut bir adım atacaklarının altını çizdi:

Biz bu tespitleri yaptıkça insanlara diyeceğiz ki ya evini dönüştür ya da biz sana destek olalım. İnsanların kentsel dönüşüm sürecine dahil olacağı somut bir adım atıyoruz. Ben İBB olarak tek başıma bunu çözemem. Hep bir arada çözebiliriz. Seferberlikle çözebiliriz. Bunun içinde inşaat sektörü girmeli, finans sektörü girmeli. Bakanımızla görüştük şu anda bir prototip toplantı önerisi yaptık kendisine. Hızlıca toplanalım. Siyaset üstü bir zeminde seferberlik yaparak bu sorunu çözmek zorundayız. 125 bin bina İstanbul’da yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.”

‘Deniz suyundan arıtma dahil arayışlarımız var’

Programda İstanbul’u bekleyen kuraklık sorununa da değinen İmamoğlu, Melen Barajı bitirilmiş olsaydı kentin en kurak dönemde bile su sorunu yaşamayacağını belirterek, deniz suyundan arıtmada dahil olmak üzere su arayışlarının devam ettiğini kaydetti:

İstanbul, kasım ayında yüzde 45’e yakın daha az bir yağış aldı. Belediyemizin Melen’den elde ettiği su oranı, bugün kullandığımız suyun yaklaşık yüzde 35’i 40’ı. Yağmur yağmazsa ne olacak sorusu en önemli sorun. Melen’in bitirilmiş olması İstanbul en kurak dönemde bile su sorunu yaşamayacaktı. Bunun İstanbul’da tam anlamıyla hizmete girmesi 3-3,5 yıl. Arayışlarımız var. Deniz suyundan arıtma dahil arayışlarımız var.”

‘Seçildiğimiz dönemden daha ucuza su içiyorlar’

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, su zammına ilişkin yapılan eleştirilere ise şöyle cevap verdi:

İstanbul’un su fiyatını 5 sene önceki fiyata döndürdük. İndirimi gelir gelmez biz yaptık. Zamlı fiyatla İstanbulluların aldığı su indirimini yaptıran biziz. O indirimi yaptıktan sonra arada bir tane zam yapıldı. O zammın bir hükmü yok çünkü Sayıştay kararı gereği bakım masrafını faturalardan çıkardık. 20 ayda yüzde 6,5 zam yaptık. İnsanlar faturayı görüyor. Şu an seçildiğimiz dönemden daha ucuza su içiyorlar”

Kaos GL sıfır atık politikasına geçtiğini duyurdu

Kaos GL, sıfır atık politikasına geçtiğini duyurdu. Dernek, ofislerindeki karbon ayak izini küçültmeyi, israfı önlemeyi ve kaynakların daha verimli kullanılmasını hedeflediklerini belirtti. 

Üç ofisi ve ofis içinde 20’ye yakın çalışanı bulunan dernek, gün içinde kağıt, karton ve kompozit atıklar, yemek artıkları, çay ve kahve posaları, plastik atıklar, tuvalet kağıdı, havlu kağıt atıkları, cam şişe atıkları, bitkisel yağ atıkları gibi atıklar çıkarıyor.

Dernek, sıfır atık için neler yapacak?

Kaos GL, sıfır atık için yol haritasını ise şöyle duyurdu: 

  • Ofiste yemek pişirilmesi veya çalışanların evden yemek getirmesinin teşvik edilebilir.
  • Çalışanların yeniden kullanılabilir kaplarda yemeklerini ofise getirmesi ya da yemeğin ofiste yapılması ambalaj atıklarını azaltır.
  • Ofiste yeniden kullanıma uygun, mutfak eşyaları ile araç gereçleri yer alır. Yemeğin dışarıdan söylenmesi durumunda çalışanlar plastik çatal-kaşık-bıçak, ıslak mendil, pipet istemediklerini belirtir.
  • Kaos GL çalışanları, ortak ya da bireysel kullanımında olan araç ve gereçleri dikkatli kullanır.
  • Atık fazlasının önüne geçmek için doğada çözülmeyen ve bir defaya mahsus kullanılabilecek ürünler yerine ileri dönüşüme açık ürünler tercih edilir.
  • Tek seferlik kullanılacak ve atığa dönüşecek zımba yerine ataç, poşet dosya yerine kağıt zarf ya da karton dosyalar, baloncuklu naylon yerine gazete kağıtları birbirleri yerine ikame edilir.

Kağıt tüketiminde Türkiye 16. sırada

Dernek, Türkiye’nin kağıt tüketiminde dünya sıralamasında 16. ülke olduğunu hatırlatarak bu sıralamayı değiştirmek için kurumların ve işyerlerinin sorumluluğunun büyük olduğunu söylüyor. Bu konuda ise şunlar yapılıyor:

  • Kaos GL idari ve finansal evraklarının birçoğunu e-posta ile çalışanlarına iletir ve çalışanlar benzer şekilde söz konusu evrağı çevrimiçi ortamda değerlendirir ve onaylar.
  • Yazıcının kullanılması gerektiği durumlarda kağıtlar önlü-arkalı değerlendirilir, hatalı çıktıların boş yüzeyi yeniden not kağıdı olarak kullanılır.

Vegan ürünleri tercih ediyorlar

Kaos GL, ofislerindeki temizlik için vegan ürün tercih ettiklerini söylüyor:

  • Hayvanlar üzerinde denenmeyen, hayvansal ürün içermeyen bu ürünlerin tercih edilmesi, bu ürünlerin üretiminde daha az atık ortaya çıkardığı için tercih edilmektedir.

Ayrıca, enerji tüketiminin azaltılmasına, notların kağıtlara değil de drive, takvim gibi online araçlara alınmasına, tek kullanımlık ürünlerin yerine dayanıklı ürünlerin kullanılmasına da dikkat çekiyorlar.

Kaos GL, adrese dayalı toplama ve atık kumbara sistemi uygulamaları kapsamında ofis atıkları için Çankaya Belediyesi‘yle iletişim halinde olduğunu belirtiyor. 

Metnin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

2021’in elektrik ihaleleri de Cengiz ve Limak’a

Kamu kurumları, üniversiteler ve bakanlıklar için “2021 yılı için elektrik enerjisi alımı” ihalesi düzenlendi.

BirGün’den İsmail Arı’nın aktardığına göre; milyonlarca liralık elektrik enerjisi ihalelerini AKP’ye yakınlığıyla bilinen ve kamu kurumlarının milyarlarca liralık ihalelerini alan Cengiz Holding ile Limak Holding’in aldığı açıklandı.

Hazine Bakanlığı Cengiz Holding’e

Mehmet Cengiz’in Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Cengiz Holding’e bağlı Cengiz Elektrik Şirketi’nin elektrik enerjisi ihalesini aldığı bazı kamu kurumları ile ihale bedelleri şu şekilde:

  • Hazine ve Maliye Bakanlığı: 9 milyon 889 bin TL
  • Emniyet Genel Müdürlüğü: 45 milyon TL
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi : 12 milyon 932 bin TL
  • Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: 3 milyon 424 bin TL
  • Çankırı Karatekin Üniversitesi: 3 milyon 405 bin TL
  • Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi: 6 milyon 247 bin TL

Cumhurbaşkanlığı Limak’a

Kamu ihalelerinde hep ilk sıralarda yer alan Limak Holding’e bağlı Limak Enerji Uludağ Elektrik Şirketi de milyonlarca liralık elektrik enerjisi ihalesini aldı. Şirketin aldığı baz ihaleler ve bedelleri şu şekilde:

  • Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı: 1 milyon 547 bin TL
  • Hacettepe Üniversitesi: 23 milyon 74 bin TL
  • Orman Genel Müdürlüğü: 1 milyon 413 bin TL
  • Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi: 2 milyon 872 bin TL
  • Sahil Güvenlik Komutanlığı: 13 milyon 356 bin TL
  • Bursa Yenişehir Havaalanı Müdürlüğü: 1 milyon 544 bin TL
  • Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi: 1 milyon 663 bin TL

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in yazılı soru önergesine yanıt veren Gençlik ve Spor Bakanlığı da 64 gençlik ve spor il müdürlüğünün elektrik enerjisi ihalesini Limak Holding’e bağlı Limak Enerji Uludağ Elektrik Şirketi’nin aldığını açıkladı. 

AYM: Ev hapsi hukuka aykırı

Anayasa Mahkemesi (AYM) yeterli delil bulunmadan verilen ev hapsi kararını hukuka aykırı buldu. Yüksek Mahkeme 5’e karşı 8 oyla aldığı kararla öğretmen Esra Özkan Özakça’ya 20 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti.

OHAL KHK’si ile 2016 yılında ihraç edilen öğretmen Esra Özkan Özakça, eşi Semih Özakça’nın hapiste ve açlık grevinde olduğu dönem kendisi hakkında uygulanan ev hapsini, hukuka aykırı olması gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı. AYM, ‘Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin’ hukuka aykırı olduğuna oy çokluğu ile karar verdi. 

Oturma eylemi ve açlık grevi suç değil, ifade özgürlüğü

Adli kontrol tedbirinin uygulanmasında önkoşul olarak ‘suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti’ bulunması gerektiğine işaret eden Yüksek Mahkeme, Özakça’nın başvurduğu oturma eylemi, açlık grevi gibi eylemlerin; ifade özgürlüğünün görünümlerinden biri olarak değerlendirilebileceğini belirterek başlı başına suç olarak kabul edilmemesi gerektiğine karar verdi.

Soruşturma sürecinde Özakça’nın suç işlediğine dair yeterince delilin ortaya konulmadığını belirleyen AYM heyeti, ev hapsinin Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği sonucuna vardı.

Temel hak ve özgürlüklerin olağanüstü hallerde kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin Anayasa’nın 15. Maddesine göre mümkün olduğunu değerlendiren Yüksek Mahkeme, bu maddenin kamu otoritesine sınırsız yetki tanımadığını bildirdi. Özakça hakkındaki tedbir kararı için “durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olarak kabul edilemez” denildi.

Ne olmuştu?

Ankara’da, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında kamudaki görevlerinden ihraç edilen bazı kamu çalışanları ‘işimi istiyorum’ talebi ile oturma eylemi başlatmıştı. Bu eylemlerin engellenmesi üzerine ihraç edilen Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, açlık grevi yapmıştı.

Eylemlerine devam eden Gülmen ve Özakça’nın DHKP-C üyesi olma ve terör örgütünün propagandasını yaptıkları iddiasıyla tutuklanmasının üzerine Semih Özakça’nın öğretmen eşi Esra Özkan Özakça da açlık grevine başlamıştı. Esra Özkan Özakça bu eyleminin terör örgütü ile bağlantılı olduğu iddiasıyla ev hapsine tabi tutuldu. 

Yılbaşında turiste de cadde, bulvar ve meydanlar yasak

İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine yılbaşı kısıtlamaları kapsamında “Cadde, Bulvar, Meydan Tedbirleri” konulu genelge gönderdi.

Genelgeye göre yılbaşında il ve ilçe merkezlerinde simgesel özellikte olan, toplanma ve kutlama alanı olarak bilinen cadde, bulvar veya meydanlara yabancı turist girişleri sınırlandırılacak. Sınırlama 31 Aralık 2020 Perşembe günü saat 21.00’den 1 Ocak 2021 Cuma günü saat 10.00’a kadar sürecek.

Kutlamalara müsaade edilmeyecek

Genelgede, hafta sonları uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının bu hafta sonu yılbaşı akşamını da kapsayacak şekilde 31 Aralık 2020 Perşembe günü saat 21.00’den 4 Ocak 2021 Pazartesi günü saat 05.00’e kadar uygulanması kararlaştırıldığı hatırlatıldı.

Yılbaşı öncesi, “yılbaşı akşamı ve sonrasında alınması gereken güvenlik tedbirlerinin ve alınan önlemlerin belirlenerek valiliklere bildirildiği” ifade edilen genelgede, bu kapsamda “salgınla mücadeleyi akamete uğratmamak adına kalabalıkların kontrolsüz şekilde bir araya gelmesine neden olacak yılbaşı kutlamalarına müsaade edilmemesi gerektiği talimatının verildiği” kaydedildi. 

Yeni İnsan’dan yeni kitap: Vegan Olmak İçin Bahaneler

Yeni İnsan Yayınevi, Yeşil Politika Serisi’ne Cornell Hukuk Fakültesi’nde hayvan hakları üzerine ders veren Sherry F. Colb’un kaleme aldığı Vegan Olmak İçin Bahaneler başlıklı kitabı ekledi.

Kendisi de vegan aktivist olan Nilgün Engin’in Türkçesiyle vücut bulan eser, son zamanlarda sıkça gündeme gelen vegan tartışmaları için faydalı bir rehber niteliği taşıyor.

“Sadece Vejetaryen Olmak Yetmez mi?”, “Peki Ya İnsan Sağlığı?” ve “Hayvanlar da Diğer Hayvanları Yemiyorlar mı?” gibi toplam on altı başlıktan oluşan kitap, veganlık hakkındaki klişelere ve basmakalıp sorulara son derece sade ve doyurucu yanıtlar veriyor.

Her bir sorun için açıklayıcı çözümler

Kitap pek çok farklı amaçla okunabiliyor. Vejetaryenlerin ve naveganların da kitaptaki tartışmalar sayesinde söz konusu meseleler hakkında yeni fikirler edinmelerini sağlıyor.

Vegan Olmak İçin Bahaneler’de hayvansal ve bitkisel gıdalar arasındaki farklar, hayvansal gıda olmayan fakat yapımında dolaylı yoldan hayvanların kullanıldığı gıdaları tüketmenin ahlaki boyutları gibi konular ince ince işleniyor.Her bir sorun için açıklayıcı çözümler sunuluyor. Colb, genel itibarıyla eğlenceli ve yalın bir dil kullansa da yer yer eleştirel ve sivri bir anlatımla okuru iğnelemekten de çekinmiyor.

Joy: Dikkatli analizlerle dolu

Why We Love Dogs, Eat Pigs, and Wear Cows adlı eserin yazarı Melanie Joy, kitapla ilgili değerlendirmesinde “Vegan Olmak İçin Bahaneler, veganlara ve veganlığa karşı en yaygın, kafa karıştırıcı ve genellikle meydan okuyan tepkilerin bazılarının dikkatli analizleriyle dolu. İdeolojileriyle ilgili bir soruya ya da meydan okumaya daha kapsamlı bir cevap verebilmiş olmayı dileyen her vegan ya da vejetaryen ve veganlığın esas kavramlarını anlamak isteyen herhangi biri Sherry F. Colb’un sorunları derinlemesine incelediği eserinden fayda sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Kitabın çevirmeni Nilgün Ergün ise “Bu kitap dört yıl önce elime geçmiş olsaydı vegan oluşum iki hafta yerine iki günümü alırdı” değerlendirmesinde bulundu.

Sherry F. Colb hakkında

Sherry F. Colb, Cornell Hukuk Fakültesi’nde “Law and Charles Evans Hughes Scholar” profesörü. Bu kürsüde hayvan hakları, kanıt ve ceza muhakeme usulü üzerine ders veriyor.

Columbia Üniversitesi ve Harvard Hukuk Fakültesi mezunu. Daha öncesinde Yüksek Mahkeme’de hakim olan Harry A. Blackmun’ın hukuk sekreterliğini yaptı. Colb Ithaca, New York’ta eşi, iki kızı ve iki köpeği ile birlikte yaşıyor.

Nilgün Engin hakkında

Nilgün Engin 1961 Ankara doğumlu, orta ve lise öğretimini TED Ankara Koleji’nde bitirdikten sonra çalışma hayatına bankacılık sektöründe atıldı. Emeklilik sonrası serbest çevirmenlik yapmaya başlayan Engin’in yayımlanmış dört çeviri kitabı var.

Çeviri çalışmalarının yanı sıra Animal Save Movement Orta Doğu ve Afrika bölge koordinatörü olarak vegan aktivizmin içerisinde yer alıyor.