Ana Sayfa Blog Sayfa 426

Kızıl gezegende yaşam belirtileri: Keşif aracı Mars’ta ilk kez organik bileşikler buldu

Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi‘nin (NASA) keşif aracı Perseverance, Mars yüzeyinde ilk kez organik bileşiklerin izlerini buldu. Keşfin, bilim insanlarına Mars’ta yaşam olasılığıyla ilgili önemli bilgiler vereceği öngörülüyor.

Nature dergisinde yayımlanan makaleye göre, Mars’taki Jezero kraterinin dibinde, bir veya iki karbon halkası içeren bir dizi farklı organik moleküle karşılık gelen izler tespit edildi. Tam olarak hangi tür organiklerin keşfedildiğini anlamanın zor olduğu kaydedildi.

Bilim insanları, bir göktaşının çarpmasıyla oluşan Jezero kraterinin yerinde yaklaşık 3 ila 4 milyar yıl önce eski bir gölün bulunduğuna inanıyor. Göl havzasındaki koşulların yaşam için elverişli olabileceği düşünülüyor.

yaşam

‣ NASA: Ay ve Mars’ı, okyanuslarımızdan daha iyi tanıyoruz

Başlıca karbon ve hidrojenden ve genellikle oksijen, nitrojen, fosfor ve kükürt gibi diğer elementlerden meydana gelen kimyasal bileşikler organik molekül olarak sınırlandırılıyor.

Bilim insanları, Perseverance keşif aracının, 45 kilometre genişliğindeki Jezero kraterinde yaptığı yüksek çözünürlüklü görüntüleri analiz etti.

Bulunan organik moleküllerin doğası ve dağılımındaki farklılıkların, bir zamanlar Mars’ta su ortamını değiştirmeye yönelik çeşitli süreçlerin gerçekleştiği, bunun da muhtemelen hâlâ mevcut olan organik maddenin çeşitliliğine katkıda bulunduğunu ifade edildi.

yaşam

‣ NASA, Mars’taki katı karbondioksiti görüntüledi

2027’de Dünya’ya gönderilmesi bekleniyor

Londra Doğa Tarihi Müzesi‘nde doktora sonrası araştırmacı ve makalenin yazarı Joseph Razzell Hollis, keşfi değerlendirmek üzere yaptığı yaptığı açıklamada “Astrobiyologlar için heyecan verici bir ipucu, çünkü organik bileşikler genellikle yaşamın yapı taşları olarak düşünülüyor” ifadelerini kullandı.

Bulunan organik maddelerin menşeinin doğrulanması için tespit edilen numunelerin Dünya’ya getirilmesi gerekiyor. Numunelerin, 2027’de başlatılması planlanan Mars Sample Return programı ile Dünya’ya geri getirileceği öngörülüyor.

Mars yüzeyinde organik madde varlığı ve dağılımının, bilim insanlarına bu gezegendeki karbon döngüsü ve tarihi boyunca yaşam olasılığı hakkında önemli bilgiler sağlayabileceği ifade edildi.

‣ İnsan varsa çöp de var: Perseverance uzay aracı Mars’ın yüzeyinde atık tespit etti

yaşam

Elazığ Geçici Bakımevi’ndeki dehşet için beraat kararı: İnsanlık suçu

Dört ayda 1062 hayvanın öldüğü, savcının keşif raporunda hayvanların ölen diğer hayvanları yediğini ve ‘adeta bir soykırım yaşandığını’ belirttiği Elazığ Belediyesi Hayvan Hastanesi Geçici Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi‘nde hayvanlara kötü muamelede bulunduğu iddiasıyla yargılanan dört kamu görevlisine beraat verildi.

Kamu görevlilerinin beşer ay hapis cezasına, belediyenin itirazı sonrası üst mahkemenin iade ettiği davanın duruşmasında, mahkeme suçun yasal unsurları oluşmadığından sanıkların suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verdi.

‣Elazığ Geçici Hayvan Bakımevi davasında iyi hal indirimi: Altı ay ceza 
Elazığ Barınağı davasında üçüncü duruşma: ‘Küçük hatalar olmuştur müsamaha gösterin’ savunması! 
Elazığ Belediyesi’nin ölüm kampına kilit vurulmuyor; gönüllülerin girişine izin verilmiyor

‘Bu karar ‘hayvanları öldürüp hiç ceza almazsınız’ demek’

DHA‘nın haberine göre; hayvan hakları savunucusu veteriner hekim Türkan Ceylan, “Bilirkişi raporları çok açık ve netti. Bugün tanığımız dinlendi. Bu karar, `Siz sokaktaki barınaktaki hayvanın boğazını keserek öldürebilirsiniz ve hiç ceza almazsınız çünkü kamu malına bir zararı yoktur´ demektir” dedi.

Olayda toplam bin 62 hayvanın öldüğünü gösteren tutanaklarda, hayvanların ölüm sebepleri ise belirtilmemişti. Geçen yıl mart ayındaki karar duruşmasında, sanıklar V.T., F.G., K.Y.Ü. ve H.H.D., görevi kötüye kullanma suçunun alt sınırından 6’şar ay, 1 ay da iyi hal indirimi olmak üzere 5’er ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

‘Kedilerin birbirini yemesiyle ilgili tespit yanlış anlaşılmış’

Elazığ Belediyesi’nin üst mahkemeye yaptığı itiraz başvurusu sonrası geri iade edilen dava, yeniden görüldü. 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi‘nde tekrar görülen davanın duruşmasında Elazığ ve Konya barolarından avukatlar da hazır bulundu.

Mahkemede tanık olarak ifadesine başvurulan veteriner hekim N.A.B., “Ben 2017-2018 ve 2022 yılları içerisinde barınağı ziyaret etmiştim, burada barınağın hayvan için temiz bir yer olduğunu söyleyebilirim, ancak ilk gittiğimde kayıt hususuyla ilgili eksiklikler vardı. Savcılıkla keşfe gittiğimde gördüğüm her şeyi raporlarıma yazmıştım. İkinci raporumdaki kedilerin birbirini yemesiyle ilgili tespit yanlış anlaşılmıştır. Yem ve suda herhangi bir problem yoktu” dedi.

Tanık olarak dinlenen M.K. ise, “2017 yılı içerisinde barınakla ilgili bir takım eksikliklerin olması sebebiyle benden danışmanlık hizmeti almak istemişlerdi. İki yıla yakın bir süre bu hizmeti vermiştim. Bu süre zarfında cerrahi operasyonlara girmiştim. 2019 yılı içerisinde bir kısım eksikliklerin giderilmesi için talepte bulunacakken gereksiz aletlerin malzemelerin alındığını görmüştüm. Eleman eksiği vardı, rutin olarak kullanılan malzemeler tamdı. Cerrahi malzemelerde eksiklikler vardı. 2019 yılı içerisinde bir rapor düzenlemiştim, ancak sözleşme yapıldığı için rapor sunamadım. Hayvanların birbirlerini yediklerini görmedim. Ölen hayvan görmüştüm. Yemleri hayvanların önünde duruyordu” diye konuştu.

Elazığ Geçici Bakımevi davası: Baroların ve STK’lerin müdahillik başvurusu reddedildi
HAKİM: Elazığ Geçici Bakımevi’ndeki hayvan hakları ihlallerine üst sınırdan ceza verilmeli

‘Hayvanların boğazını kestiğini gördüm’

Tanık Z.Ç.´de “Ben gönüllü olarak dava konusu yerdeki hayvanların bakımıyla ilgili çaba sarf etmiştim. Bu süre zarfında hayvanlara kötü muamele yapıldığını görmüştüm. Ayrıca sanık V.’nin hayvanların boğazını kestiğini görmüştüm. Bu süre zarfında maddi ve manevi olarak çok zarar gördüm. Bu sebeple davaya katılmak istiyorum. Çok fazla kötü olaya maruz kaldığımız için bazı hususları söylememiş olabilirim. Ancak ben gördüğüm hususları belirttim. Sanık F.’nin müdürlük döneminde nispeten daha iyi şartlar vardı ancak V.’nin döneminde çok olumsuz durumlara şahit olduk” diye konuştu.

Tüm sanıklara beraat

Tanıklarının dinlenilmesinin ardından mahkeme kararını açıkladı. Kararda, “Her ne kadar sanıklar hakkında ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan kamu davası açılmışsa da müsnet suçun yasal unsurları oluşmadığından sanıkların müsnet suçtan ayrı ayrı beraatlerine, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına” ifadelerine yer verildi.

‘Hayvanların boğazını keserek öldürdüğünü kendisi itiraf etti’

Adliye çıkışından karara tepki gösteren hayvan hakları savunucusu Türkan Ceylan, kararın insanlık adına büyük yara olduğunu ve kararı tekrar üst mahkemeye taşıyacaklarını belirterek, “Bugün burada skandal bir karara hep beraber tanık olduk. Bunu hem hayvan hakları açısından hem insanlık suçu olarak kınıyorum. Hukuk adına çok yaralayıcı bir karar olmuştur. Biz bir üst mahkemeye taşıyacağız. Bu binlerce hayvanın öldürülmesi ile ilgili bir davaydı. Ve biz burada ne siyasi ne bürokrasi hiçbir şeyimizi gözetmeden hayvan hakları için burada geldik mücadele ettik” dedi. Ceylan şunları aktardı:

“Böyle bir kararın verilmesine karşı vazgeçmeyeceğiz. Dimdik duracağız. Bu zorluklar bizi daha da güçlendirdi. Bilirkişi raporları çok açık ve netti. Bugün tanığımız dinlendi. Aynı şekilde hayvanların boğazını keserek öldürdüğünü ifade etti. Kendisi bizzat itiraf etti. Yani bu karar, ‘siz sokaktaki barınaktaki hayvanın boğazını keserek öldürebilirsiniz ve hiç ceza almazsınız çünkü kamu malına bir zararı yoktur’ demektir. Bu büyük bir facianın önünü açar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Ayrıca bir kamu malı zararı olarak davaya bakmıyoruz. Binlerce öldürülmüş canın hakkı olarak bakıyoruz. Onların sesleri çıkmıyor bizim onların haklarını savunmamız gerekiyor.”

‘Hayvan tedavi edilemeyecek durumdaydı’

Sanık V.T. 27 Ekim 2022’de görülen mahkemede verdiği ifadede, “F.’nin iddialarıyla ilgili olarak bir hayvanın tedavisi ile ilgili hayvanı zapt edemediğimden F.’den yardım istedim kendisi de hayvanla başa çıkamadı. Bu sebeple o esnada hayvanın ana damarını keserek ölümüne sebep olmuştum. Buradaki amacım hayvan tedavi edilemeyecek durumdaydı ve acı çekiyordu. Bu sebeple böyle bir uygulama yapmıştım. Hayvan zaten anestezi altındaydı. F. olayın savcılığa yansıdığı zaman diliminde benim de adımı vermişti; ancak iddia edilen eylemlerle ilgili benim bir kusurum yoktur. Buna rağmen art niyetle ismimi vermişti” demişti.

Ne olmuştu?

Elazığ Geçici Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi‘ni ziyaret eden gönüllüler,hayvanlara kötü muamelede bulunulduğu tespitiyle bakımevi müdürü ve veteriner hekimler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Savcının olay yeri incelemesiyle iddia edilen hususları doğrular nitelikte tutanak düzenlemesine rağmen Elazığ Valiliği soruşturmaya izin vermedi. Bunun üzerine gönüllüler davayı bölge idare mahkemesine taşıdı. Üst mahkeme, Elazığ Valiliği’nin kararını kaldırarak bakımevi müdürü ve veteriner hekimlerinin de dahil olduğu 4 sanık hakkında kamu davası açtı.

Barınakta yaşananlar Savcılık tarafından da tespit edilmiş “Adeta hayvan soykırımı yapılmış” denilmişti. Bilirkişi raporunda ise ‘birbirini yiyen kedilerin olduğu’ ifadeleri yer almıştı.

Geçen ekim ayında ortaya çıkan raporda, bazı padokların uzun süre temizlenmediği, hasta hayvanlarla sağlıklı hayvanların karışık halde bulunduğu, sağlıklı hayvanların yanında ölü hayvanların bulunduğu ve tarihi geçmiş ilaçların verildiği kaydedildi.

Tutanaklara göre bakımevinde Ekim 2020’de 206 köpek 88 kedi, Aralık 2020’de 103 köpek, 80 kedi, Ocak 2021’de 230 köpek, 85 kedi, Şubat 2021’de ise 192 köpek, 78 kedi öldü.

4 ayda toplam 1062 hayvanın öldüğünü gösteren tutanaklara göre bir kedi ve köpeğin ölmediği gün olmadı. Tutanaklara hayvanların ölüm sebepleri yazılmadı.

‘Dayanılmaz’ sıcak dalgası Avrupa ve Türkiye’de hayatı tehdit ediyor

Avrupa ve Kuzey Afrika’yı kavuran sıcak dalgasının bazı yerlerde rekor değerlere ulaşabileceği, özellikle İspanya, Fransa, Yunanistan, Hırvatistan ve Türkiye’de sıcaklıkların 40°C’yi aşabileceği belirtiliyor.

İtalya’da ise Floransa ve Roma’nın da aralarında olduğu 10 şehir için kırmızı alarm verildi. Ülkede sıcaklığın 48,8°C’ye ulaşabileceği tahmini yapılıyor.

İtalyan medyası, Lodi kentinde bir yaya geçidi için asfaltı boyayan adamın kendinden geçtiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü bildiriliyor.

Siyasetçi Nicola Fratoianni yaşanan durumu, “Dayanılmaz bir sıcak dalgası ile karşı karşıyayız” mesajı ile paylaştı. Fratoianni, Lodi’deki ölüm olayına atıf yaparak, en sıcak saatlerde yaşanabilecek trajedileri engellemek için harekete geçme zamanı geldiğini kaydetti.

BBC‘nin aktardığına göre, ülkedeki turistlerin de sıcak çarpması nedeniyle bayıldığına dair haberler medyada yer alıyor.

‣ Avrupa’da sıcaklıklar, küresel ortalamadan iki kat hızlı yükseliyor
Fotoğraf: Guglielmo Mangiapne / Reuters

Cehennem’den esinlenildi

İtalyan medyası, klasik dönem şairlerinden Dante’nin İlahi Komedya eserinin Cehennem kitabındaki bir karakterden yola çıkarak sıcak dalgasına Cerberus adını verdi.

Avrupa’da hava sıcaklıkları kayıt altına alınmaya başladığından bu yana en yüksek değer İtalya’da tespit edildi.

Sicilya Adası’ndaki Siraküza’da termometreler Ağustos 2021’de 48,8°C olarak ölçüldü.

‣ 2022 yazında aşırı sıcaklar Avrupa’da 61 bin can aldı

‘Türkiye 44 dereceyi görebilir’

Türkiye‘de de meteoroloji kurumu, 12 – 18 Temmuz haftası için “Güney ve Batı kesimlerde mevsim normallerinin 5 ile 10°C, diğer bölgelerde 2 ile 6°C üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor” uyarısını yaptı.

Buna göre, cuma günü Antalya‘da sıcaklık 44°C’ye ulaşabilir.

‣ Marmara ve Muğla sıcak dalgasının etkisi altına giriyor
‣ Sıcak dalgası geliyor: Korunmak için ne yapmalı, sıcak gecelerde nasıl uyunur?
‣ Sıcak dalgaları İstanbul’da 4 bin 281 fazladan ölüme neden oldu

Son 120 bin yılın en sıcak ayı olabilir

Geçen yıl sıcak hava dalgasına bağlı komplikasyonlar nedeniyle Avrupa genelinde 60 bin kişinin öldüğü değerlendiriliyor.

Leipzig Üniversitesi’nden Karsten Haustein’e göre bu ay, tarihin en sıcak ayı olarak kayıtlara geçebilir:

Tarihin en sıcak ayından kastımız, son 120 bin yılın en sıcak ayı.

Önümüzdeki birkaç günde Güney Yarımküre’de sıcaklıklar biraz düşecek fakat temmuz ve ağustosta El Niño’nun gücünü artırmasıyla birlikte daha sıcak günler görmemiz yüksek ihtimal.

‣ Araştırma: Hayal dahi edemeyeceğimiz sıcak dalgalarına karşı hazırlık yapmalıyız
‣ El Niño zamanı geliyor: Benzeri görülmemiş sıcak dalgaları görülebilir

Sıcak dalgaları iklim krizinden mi kaynaklanıyor?

Fosil yakıt kullanımı gibi insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim krizisıcak dalgası adı verilen hava olaylarının meydana gelme ihtimalinin yanı sıra sıklığı ve şiddetini de artırıcı bir rol oynuyor.

Dünyanın birçok yerinde meydana gelen sıcak dalgaları her yıl binlerce insanın ölümüne yol açıyor.

Yüksek sıcaklıklara katlanmak insanların doğrudan ölümüne sebep olabildiği gibi, günlük hayatı ve çalışmayı çok daha zorlaştıran bir etkiye de sahip. Aynı zamanda tarım ve çiftçiliğin gelişimi açısından yıkıcı olabilirken orman yangını riskini artıran zincirleme etkilerde de bulunuyor.

‣ Milyonlarca yılın sıcaklık rekoru kırıldı: Bu normal bir anomali, yanmaya devam edeceğiz

Yine de iyi haberlerden söz etmek mümkün: Hazırlıklı olmak ölüm sayısını kayda değer ölçüde azaltıyor. Bu hazırlıklar, kentsel ortamlarda mekanların soğutulmasıvardiyaların değiştirilmesi veya çalışma saatlerinin azaltılmasını kapsayabiliyor.

Bilim insanlarına göre, gelişmekte olan ülkeler kapsamlı ısı planları uygulama olasılığı en düşük olan ülkeler. Küresel ısınmayı kontrol altına alma çabaları devam ederken, yaşanacak olan aşırı hava olaylarının zararlarınını sınırlamak için hâlâ atılabilecek adımların olması umut verici.

‣ Aşırı hava olayları artarken can kayıpları nasıl azalıyor?

Bristol Üniversitesi’nden Atmosfer Bilimci Dann Mitchell, “Hazırlıklı olmak hayat kurtarır” diyor:

Dünyadaki en beklenmedik sıcak dalgalarından bazılarının on binlerce insanda ısıya bağlı ölümlere yol açtığına şahit olduk. Bu çalışmada, bu tür rekor kıran olayların her yerde meydana gelebileceğini gösteriyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki hükümetlerin hazırlıklı olması gerekiyor.

‣ Hayvan dostlarımızı aşırı sıcaklardan nasıl koruruz?facebook sharing button
Aşırı sıcaklar iklim kriziyle mi ilgili?

Meteorolojiden +10 dereceye varan sıcaklık artışı uyarısı: Sıcak çarpmasına dikkat!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: ülke genelinde yağış beklenmiyor, kuzeydoğu kesimlerin parçalı bulutlu, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklıklarında ise artış var.

Meteoroloji tarafından paylaşılan hava tahminlerine göre Türkiye’de hava sıcaklıkları 2 ila 4 derece artacak. Buna göre; hava sıcaklığının ülke genelinde hissedilir derecede artacağı, güney ve batı kesimlerde mevsim normallerinin 5 ile 10, diğer bölgelerde 2 ile 6 derece üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.

Meteorologlar, bugün (13 Temmuz) ve yarın bu yılın şimdiye kadarki en sıcak ve bunaltıcı havasını yaşayacağımızı söylüyor.

‣Korunmak için ne yapmalı, sıcak gecelerde nasıl uyunur?
Hayvan dostlarımızı aşırı sıcaklardan nasıl koruruz?
‣ Milyonlarca yılın sıcaklık rekoru kırıldı: Bu normal bir anomali, yanmaya devam edeceğiz

Koca’dan sıcak çarpması uyarısı

Sıcak çarpmasına karşı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da uyarıda bulundu:

“Yaşlılar ve çocuklar; diyabet hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, astım gibi kronik rahatsızlıkları olanlar sıcak çarpması için yüksek risk grubundadır. Bu gruptakilerin gün içinde sıcaklığın yüksek seviyelere ulaştığı saatlerde dışarıya çıkmamalarını öneriyoruz.”

İspanya-Fransa ve yakın çevresi son bir buçuk aydır kavurucu sıcakların pençesindeydi. Özellikle İspanya’nın iç ve güney kesimlerinde büyük bir tarım krizi yaşanmasına neden olan kuraklık neredeyse ülkenin yarısını sarmış durumda. Şimdi de benzer tablonun Yunanistan ve Türkiye için görülebileceği belirtiliyor.

‣ Klimanız yoksa sıcak dalgasında uyuyabilmek için 40 ipucu
‣ İnsan vücudu ne kadar sıcaklığa dayanabilir?

Dünyada ölçülen ortalama sıcaklıklar, sanayi öncesi döneme göre 1,2 santigrat derece artmış durumda. Uzmanlar bu artışın 1,5 derecede tutulmasının küresel ısınmanın etkilerini hafifleteceği görüşünde. Ancak mevcut eğilim, bu eşiğe öngörülenden daha hızlı ulaşılacağını gösteriyor.

Küresel ısınmanın 1,5°C yerine 2°C düzeyine yükselmesi, 420 milyon kişinin daha sıcak dalgalarının etkisinde kalması anlamına gelecek.

Diyarbakır’da tutuklu gazeteciler hakkında tahliye kararı

Diyarbakır‘da, “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılanan 15’i tutuklu 18 gazetecinin ilk duruşması, ikinci gününde Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görüldü.

Gazeteci Aziz Oruç savunması sırasında “Yıllarca bu salonlarda haber takibi yaptık, yargılandık, tutuklandık. Yerel mahkeme ‘örgüt üyesi değilsin’ diyerek beraat kararı verdi ama bugün yine ‘örgüt üyesi’ iddiasıyla yargılanıyorum” diye konuştu.

Gazeteci Elif Üngür ise bugüne dek 240 program çektiğini ve 2 binden fazla habere imza attığını belirterek “Bunların arasından sadece 22 haberim suçlama konusu yapıldı ve bunların yedisi Newroz’a ilişkindi. Dolasıyla burada bir algı yaratılmaya çalışıldığı açık”ifadelerini kullandı.

Gazeteci Lezgin Akdeniz ise 13 aydır bugünü beklediklerini hatırlatarak yargı sürecinin uzatılmasına tepki gösterdi. Akdeniz, iddianameyi baştan sona okuduğunu belirterek “Neden tutuklu olduğumu anlamadım” diye belirtti.

Savunmaların ardından savcı, ara kararında 15 gazetecinin tutukluğunun devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu 15 gazetecinin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi.

Bu kapsamda Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Aziz Oruç, Xwebûn gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, gazeteciler Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin “adli kontrol şartı” ile tahliye edildi.

Mahkeme tüm sanıklar için yurtdışı çıkış yasağı getirilmesine de hükmetti.

Bir sonraki duruşma 9 Kasım’da yapılacak.

Tahliye kararından ardından mahkeme salonunda “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

‘Gazetecilik suç değildir’

Gazeteciler Cemiyeti kararın sonrasında sosyal medya platformu Twitter üzerinde yaptığı paylaşımda gazeteciliğin suç olmadığının altını çizdi.

Paylaşımda “Diyarbakır’daki 15 meslektaşımız serbest bırakıldı, kutlu olsun! Gazetecilik yaptığı için tutuklu olan tüm meslektaşlarımız serbest kalana kadar dayanışmamızı sürdüreceğiz. Çünkü #GazetecilikSuçDeğildir” ifadelerine yer verildi.

Ne olmuştu?

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü “PKK-KCK medya yapılanması” soruşturması kapsamında 8 Haziran 2022’de çok sayıda gazetecinin evine baskın düzenlenmiş, soruşturma kapsamında 22 kişi gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında Dicle Fırat Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanı Serdar Altan, Mezopotamya Haber Ajansı editörü Aziz Oruç, Jinnews müdürü Safiye Alagaş, ajansın editörü Gülşen Koçuk, gazeteciler Ömer Çelik, Suat Doğuhan, Ramazan Geciken, Berivan Karatoprak, Esmer Tunç, Neşe Toprak ve Zeynel Abidin Bulut gözaltına alınanlar arasındaydı.

Mahkemeye çıkarılan 22 kişiden 15’i, 15 Haziran 2022’de tutuklanmıştı.

‣ Diyarbakır’da çok sayıda gazeteci gözaltına alındı
‣ Diyarbakır’da gözaltına alınan gazeteci sayısı 21’e yükseldi

Muğla Milas’ta orman yangını

Muğla’nın Milas ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Boğaziçi Mahalles’nde ormanlık alanda başlayan yangına müdahale için, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü bünyesindeki hava araçlarının yanı sıra yer ekipleri de  bölgeye yönlendirildi.

Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangına havadan ve karadan müdahale devam ediyor. Bölgeye çevre ilçelerden de takviye ekipler gönderildi.

Yangının neden çıktığı henüz belirlenmedi.

Habertürk TV’ye konuşan Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, “Köylerde yaşayanlara gerekli uyarıları yapıyoruz. Bölgeye araç girişleri yasaklandı. Yangın Boğaziçi Siteler Bölgesi’nden başlayıp Kuyucak’taki siteler bölgesine doğru gidiyor” dedi.

‘İklim değişikliği, orman yangını riskini en az yüzde 30 artıyor’
Orman yangınları giderek artacak: Dumanı ciddi sağlık riskleri taşıyor

Nepalli kadınlar topluluk ormanlarından siyasi liderliğe uzanıyor

“Kadınları ormanları yetiştirmekle ve korumakla görevlendirin ve ağaçlar güçlensin.” Nepal’i topluluk ormanlarının zirvesine yükselten ve kadınların yerel ve ulusal siyasete girmesini sağlayan 30 yıllık öncü bir plandan, bu sonuç çıkarılmış.

Kadınların Nepal‘in uçsuz bucaksız ormanlarının sorumluluğunu üstlenmeye yönelik çığır açan girişim, ağaç dikme ve gezegeni korumaya konusunda kadınların çok daha iyi iş çıkardığını ortaya koydu.

Nepal hükümetinin Orman ve Toprak Koruma Departmanı sekreteri Nabaraj Pudasaini’ye göre, otuz yıldır liderlik rolleri için kadınları seçmek daha sağlıklı ormanlar ve daha mutlu çalışanlar üretti. Pudasaini, “Ülkedeki diğer topluluk ormanlarıyla karşılaştırıldığında, kadınlar tarafından yönetilenler karşılaştırılamayacak kadar iyi durumda” dedi: “Kadınlar erkeklerden daha çok ormanda vakit geçiriyor, bu yüzden doğal olarak ormana karşı daha derin bir sevgi ve anlayışa sahipler. Dürüstler, şeffaflar ve köylülerle iyi ilişkileri var, bu yüzden başarılı oldular.”

Himalayalar’ın yaklaşık %40’ını kaplayan tropikal ve ılıman ormanlarla, ağaçların sağlığı Nepal’in ve yaklaşık 29 milyon insanın refahının anahtarı olarak görülüyor.

Context‘ten Mukesh Pokhrel’e konuşan yerel arazi üzerinde topluluk haklarını destekleyen ulusal bir organ olan Nepal Topluluk Ormancılık Kullanıcıları Federasyonu’na (FECOFUN) başkanlık eden, Apsara Chapagain,orman hareketiyle geçirdiği zamanın ona ekipleri yönetmeyi, toplantılara başkanlık etmeyi ve genel olarak toplumun yararına kararlar almayı öğrettiğini söylüyor.  “Devlete yol göstermek için çalıştık,” diyen Chapagain, “Devletin hiçbir kurumu FECOFUN’un katkısını görmezden gelemez” diye ekliyor.

FECOFUN’u 2010’dan 2015’e kadar yöneten Chapagain, şimdi denize kıyısı olmayan ülkedeki yedi ülkeden biri olan Bagmati eyaletindeki meclisin başkan yardımcısı. 51 yaşındaki aktivist kadın, yerel siyasetteki yükselişini ağaçları koruma ve kadınları savunma konusundaki öncü çalışmalarına borçlu olduğunu anlatıyor.

Ormanların korunmasından siyasi liderliğe

Nepal’deki topluluk ormanları, araziyi daha sürdürülebilir bir şekilde kullanmak ve yerel yoksulluğu azaltmaya yardımcı olmak için 1995 yılında kuruldu. Orman ve Çevre Bakanlığı’na göre, ülkenin ormanlık alanı o zamandan bu yana yüzde 29’dan yaklaşık yüzde 44’e yükseldi.

FECOFUN şu sıralarda yaklaşık 22 bin 415 grup halinde ormanlarda çalışan 3 milyon Nepalliyi temsil ediyor. Bunlardan 1.000 grup kadın liderliğinde ve geri kalanı cinsiyete göre eşit olarak bölünmüş durumda.

Topluluk ormancılığında uzman olan Popular Gentle, FECOFUN’un Nepal’de kadınların, etnik grupların ve her kastın eşit temsilini sağlamada öncü olduğunu belirtiyor.

1996’da başlayan ve bugün pek çok kadını ana akım siyasete yönelten FECOFUN’un geçen ay başkanlığından ayrılan Bharati Pathak, programın “kadınların katılımını ve evden çıkamayan kadınların güçlendirilmesini sağladığını” kaydetti.

Erkek egemen bir toplum olan Nepal’de kadınların rolü büyük ölçüde aile ve evle ilgilenmekle sınırlı. Dünya Bankası verilerine göre, erkeklerin yaklaşık yüzde 53’üne kıyasla kadınların yaklaşık yüzde 29’u ekonomik olarak aktif ve kadın işçilerin önemli bölümü güvencesizi olarak istihdam ediliyor.

Geçen kasım ayında yapılan seçimlerde, 30’u kadın olan 40’tan fazla topluluk ormanı kampanyacısı, Temsilciler Meclisi’nde ve Nepal’deki yedi eyalet meclisinde sandalye kazandı.

‘Dünya için model oluşturabilir’

Orman ve Çevre Bakanlığı ortak sekreteri Sindhu Dhungana, kadınların Nepal ormanlarının işlenmesi ve korunması için hayati önem taşıdığını ve ayrıca bu çalışmanın devlet kurumlarında daha fazla katılımı teşvik etmenin anahtarı olduğunu söyledi.

Bakanlığı Orman ve Toprak Koruma Departmanını denetleyen Dhungana, “Nepal’in topluluk ormancılık programı dünya için bir model oluşturabilir” dedi.

Nepalli kadınlar, yoğun ağaç dikimi, aşırı hayvan otlatmaya karşı aldıkları önlemler, ormanların çitle çevrilmesi ve köylülerin arazi koruma konusunda eğitimi gibi çok sayıda orman koruma çalışması yapıyor ve ülkenin orman varlığı açısından önemli fark yaratıyor.

Orman koruyucusu kadınlardan Nanda Kuwar, 2014’ten beri Batı Nepal’deki Kailali‘deki Madhumalati topluluk ormanına başkanlık ediyor. 50 yaşındayken görevi devraldığında ormanın seyrek olduğunu ve arazinin inşaat, sığır otlatma ve çiftçilik nedeniyle doğrudan tehdit altında olduğunu anlatan Kuwar’ın ilk görevi topluluğun ormana daha fazla bitki dikmesi için bir kampanya başlatmak olmuş.

“Artık yeşillik ve büyük ağaçlar var. Halk ormanımın ağaçlarını görmek bana bu süreç boyunca yaşadığım fiziksel ve ruhsal acımı unutturuyor” diye konuşuyor.

Ülkenin orta batısındaki Nawalparasi’deki  Buddha Mangal Tal Kadınlar Topluluğu Ormanı‘nı koruyan ekibin başkanı Kamal Pariyar ise çeltik yetiştiren ve hayvancılık yapan köylülerin ormana zarar verdiğini ve yerel erkeklerin bunu durdurmayı başaramayınca kadınların öne çıkıp kontrolü ele alması gerektiğini anlatıyor.

Bunun için kadınlar tarafından yönetilen bir komite kurulmuş; alan çitle çevrilmiş ve ağaçlar dikilmiş. Ormanı ziyaret edenlere ise, kadın liderliğindeki hanelere öncelik vererek daha fakir ailelere destek için bilet satılmış.

Pariyar, “Kadınlar 15 yıl önce liderliği devraldığında tecavüze son verdiler” diyor:  “Her evin ormanın önemini anlamasını sağladılar.”

 

Aşırı yağış sonrası sel suları çekilen Vermont’ta hasar tespit çalışmaları başlıyor

ABD’nin Vermont eyaletinde aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen sel sularının çekilmeye başlamasıyla ekipler bölgede hasar tespit çalışmalarına başladı.

Yaklaşık iki aylık yağışın günler içerisinde düşmesiyle eyalette yollar, köprüler, evler, araçlar ve işyerlerinin yanı elektrik altyapılarının da selde zarar gördüğü belirtildi. Pazar gününden (8 Temmuz) bu yana 100’ün üzerinde arama kurtarma çalışması gerçekleştirildi.

Eyalet valisi, seli “tarihi ve yıkıcı” olarak değerlendirdi.

Başkent Montpelier‘de ekipler bugün (12 Temmuz) ilerleyen saatlerde enkazı temizleme ve binalarda hasar tespit çalışmalarına başlamayı planlıyor.

Montpelier ile yakınlardaki Berlin kentinde, zarar gören altyapı nedeniyle vatandaşlara selin içme suyunu kirletmiş olabileceği ihtimaline karşı suyu kaynatarak kullanmaları tavsiye ediliyor.

Eyaletin diğer yerlerinde de benzer durumlar yaşanıyor. Ludlow kasabasında, sel suları çekildikçe hasarın boyutu netleşmeye başlıyor.

Eyaletteki birkaç barajın maksimum su kapasitelerine ulaştığına dair endişeler ortaya çıksa da, salı günü Montpelier yetkilileri Wrightsville barajındaki suların çekilmeye başladığını ve çevredeki iki büyük nehrin ikisinin de taşkın seviyelerinin altına düştüğünü aktardı.

Montpelier İlçe Müdürü Bill Fraser da an itibarıyla barajların taşma tehlikesi bulunmadığını söyledi.

‣ ‘Şiddetli yağışlar iklim değişikliğinin beklenen, doğal sonuçları’

‘Tehlikeyi atlatmış değiliz’

Salı günü Winooski Nehrinin taşması sonucu bazı caddelerin sular altında kalması nedeniyle ilan edilen acil durum emirleri de kaldırıldı.

Ancak Vali Phil Scott, vatandaşlardan ilerleyen günlerde dikkatli olmalarını isteyerek “Haftanın ilerleyen günlerinde daha fazla yağmur bekliyoruz ve zemin suya doygun durumda olduğu için yağmurun gideceği bir yer bulunmuyor. Tehlikeyi atlatmış değiliz, zor günler bizi bekliyor” dedi.

Scott, eyaletin bazı bölgelerindeki selin, 2011’de Vermont’ta altı kişinin ölümüne neden olan Irene Tropikal Fırtınası sırasında görülen seviyeleri geçtiğini de sözlerine ekledi.

Son yılların en kötü sel baskınlarından bazılarına da sahne olan New York eyaletinde, 43 yaşındaki bir kadın, köpeğiyle evine ulaşmaya çalışırken Orange County‘de sel sularına kapılarak hayatını kaybetti.

Kırsal alanlardaki ev, iş yeri ve yollarda büyük hasar meydana geldi.

‣ İklim değiştikçe sel ve kuraklıklar daha sık olacak, daha uzun sürecek

İklim krizi ile sel arasındaki ilişki

Sellerin meydana gelmesinde birçok faktör rol oynasa da, insan kaynaklı iklim krizinin neden olduğu atmosferdeki ısınma aşırı yağış olasılığını artırıyor.

Bilim insanları, iklim değişikliğinin sel, kuraklık, hortum, kasırga, sıcak dalgaları gibi aşırı hava olaylarının görülme sıklığını, şiddetini, etki alanını ve süresini artırıcı etkide bulunduğuna işaret ediyor.

Dünya, kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların yoğun bir şekilde kullanılmaya başlamasından bu yana yaklaşık 1,2°C ısınmış durumda ve tüm dünyada hükümetler ve şirketler emisyonlarında ciddi kesintiler yapmadığı sürece sıcaklıklar yükselmeye devam edecek.

‣ İklim değişikliği atmosferik nehirleri nasıl daha da kötüleştirecek?
İklim krizi sel riskini nasıl artırıyor?

DEVA’dan Tarım ve Orman Bakanı’na: Korunması gereken türler tespit ediliyor mu?

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Doğa Hakları ve Çevre Politikaları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlanması istemiyle nesli tükenmekte olan hayvanların avlanmasıyla ilgili soru önergesi verdi.

TBMM Başkanlığı‘na iletilen önergede, bakanlığın elinde yabanda yaşayan hayvanların sayısına dair bilimsel metotlarla tespit edilmiş nitelikli veri ve envanter olmadığına işaret edildi.

Yabanda yaşayan hayvanlarla ilgili yapılan çalışmaların, konuyla ilgili çalışan uzman olup olmadığının ve korunma altına alınması gerektiği/korunduğu halde “avlanan” hayvanların akıbetinin soruşturulduğu önergede yanıt verilmesi istenen sorular şöyle:

‘Kaç korunması gereken hayvan öldürüldü, kaç kişi ceza aldı?’

  • Mahkeme kararları ile Tarım ve Orman Bakanlığının elinde yabanda yaşayan hayvanların sayısına dair bilimsel metotlarla tespit edilmiş nitelikli veri ve envanter olmadığı saptanmıştır. Bu karalar ışığında, envanter eksikliğinden kaynaklanan sorunların tespiti ve yeni sorunların önlenmesi için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?
  • Tarım ve Orman Bakanlığı, yabanda yaşayan hayvanların sayısının tespiti için uzman bilim insanlarından veya araştırma kuruluşlarından yardım almaktadır mıdır? Alınmakta ise, bu uzman kişiler kimlerden oluşmaktadır? Söz konusu kurumlar ve kuruluşlar hangileridir?
  • Ülkemizin ihtirazi kayıt ile kabul ettiği, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi‘nin (Bern Sözleşmesi) 9. Maddesi’nde belirtilen Daimi Komite‘ye rapor verme yükümlülüğü yerine getirilmekte midir?
  • Her yıl artan orman yangınları, seller gibi doğal afetler de göz önünde bulundurulduğunda; koruma altına alınmamış ve Av Turizmi Uygulama Talimatı, Av Turizmi Uygulama Talimatı Ek Kararı ve Merkez Av Komisyonu Kararı’nda yer alan türlerden, sonradan Türkiye’de nesli tükenme tehdidi altına giren ve koruma altına alınması gereken türlerin tespiti yapılmakta mıdır? Yapılmakta ise hangi yöntem izlenmektedir?
  • Nesli tükenme tehlikesi altında olan bir hayvanı öldüren kişiler hakkında yapılan adli işlemlerin sayısı kaçtır? Ve bu kişilerin kaçı ceza almıştır?
Rızvanoğlu: Doğanyurt’ta korunması gereken yerlere maden yapımına seyirci kalmayacağız
[Seçime Doğru] Evrim Rızvanoğlu: İklim kriziyle mücadele etmezsek 30 TL’ye aldığımız soğana bile erişemeyeceğiz
[Ankara’nın iklim gündemi-2] DEVA Partisi: Türkiye’nin en önemli iklim ve çevre sorunu rant ve umursamazlık

Residents of İkizköy call for support on 2nd anniversary ‘Occupy Akbelen Forest’ campaign

0

The environmental defenders in İkizköy village in southwestern Turkiye call on all ecology activists to show solidarity with the ‘Occupy Akbelen‘ (Akbelen Nöbeti) campaign on its second anniversary on July 16.

The residents of İkizköy, located in Milas district of Aegean Muğla province, as well as ecology activists from across the country, have been defending the trees against an energy company planning to destroy the Akbelen Forest to expand a coal mine nearby.

In a statement, the residents of the village noted the following:

“As the residents of İkizköy, we have been putting up an actual, legal, and proud struggle for 730 days, against all sorts of pressures, obstinately and patiently. On this path of rightful struggle, we have gone through numerous challenges, overcome obstacles, and survived difficult times with our friends who have walked with us since the very beginning. Well aware that many more difficulties lie on the path before us, we struggle along ever more determined every day.

Up to now, we have responded to the efforts of the energy company to intimidate and discourage the village residents as well as its supposedly invincible power with the strong voice of our unity and solidarity. Right now, we need this voice and solidarity more than ever!

On July 16, Sunday, together we will show the strong net of solidarity we have been weaving with our efforts for 730 days, and we will shout out how rightful our struggle is one more time! As the residents of İkizköy who united to protect our village, land, forest, environment, and the future, we invite all our companions who have put up the struggle with us shoulder to shoulder!”

More on ‘Occupy Akbelen’ campaign

YK Energy, a joint affiliate of IC Holding and Limak Holding, which is known to have close ties with the Turkish government, intends to cut down the trees in the 740-decare section of the Akbelen Forest to expand a coal mine that will provide lignite to the Yeniköy and Kemerköy thermal power plants.

Although the company obtained the permissions required, the residents of İkizköy, environmental activists, and lawyers have been objecting to the destruction of the forest through lawsuits and by actively occupying Akbelen for two years.