Ana Sayfa Blog Sayfa 347

Meteorolojiden birçok kent için gök gürültülü sağanak yağış uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara‘nın batısı ile Kıyı Ege dışında kalan yerlerin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Marmara’nın doğusu, Batı Karadeniz kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz, İç Anadolu’nun güneydoğusu, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ve Doğu Anadolu’nun güneybatısında beklenen yağışların yer yer kuvvetli, Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında ise çok kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.

Kuvvetli yağış uyarısı

Yapılan son değerlendirmelere göre; Orta ve Doğu Karadeniz kıyı kesimlerinde bugün görülecek sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, kuvvetli batı ve kuzeybatı yönlerden rüzgar (40-70 km/saat) ile birlikte etkili olmaya devam etmesi bekleniyor.

Bugün (2 Ekim) sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, Samsun‘un doğu ilçeleri, Ordu, Giresun‘un batısı ile Trabzon‘un doğusunda kuvvetli (21-50 kg/m2), Samsun il geneli ile Giresun’un doğu ve Trabzon’un batı ilçeleri ile Rize ve Artvin kıyılarında çok kuvvetli (51-100 kg/m2) olması bekleniyor. MGM’den yapılan uyarıda sel, su baskını, yıldırım, heyelan ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği belirtiliyor.

Gece saatlerine kadar devam edecek

Öte yandan yapılan son değerlendirmelere göre; yurdun kuzeybatı kesimlerinde devam eden sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, (2 Ekim Pazartesi günü) gece saatlerine kadar Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak ve Bartın kıyılarında yerel kuvvetli (21-50 kg/m2) olması beklendiğinden vatandaşlar sel, su baskını, yıldırım ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları yönünde uyarılıyor.

Yağışların Aksaray, Nevşehir, Kayseri, Niğde, Karaman, Bingöl, Şırnak ve Tunceli ile Erzincan‘ın güney, Elazığ‘ın doğu çevrelerinde yerel kuvvetli olması beklendiğinden vatandaşların ve ilgililerin dikkatli ve tedbirli olmaları gerekiyor.

Sıcaklık: Mevsim normallerinin 3-5 derece altında…

Sıcaklıkların Marmara Bölgesi ile Ege ve Karadeniz kıyılarında mevsim normalleri civarında, diğer yerlerde normallerinin 3-5 derece altında seyretmesi bekleniyor.

MARMARA

Parçalı ve çok bulutlu, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bilecik, Balıkesir ve Tekirdağ çevrelerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Kocaeli ve Sakarya’da yer yer kuvvetli olması bekleniyor.

EGE

Parçalı, yer yer çok bulutlu, iç kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

AKDENİZ

Parçalı, yer yer çok bulutlu, bölge genelinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

İÇ ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Aksaray, Nevşehir, Kayseri, Niğde ve Karaman çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.

BATI KARADENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Düzce, Zonguldak ve Bartın çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.

ORTA ve DOĞU KARADENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği, kıyı kesimlerinde beklenen yağışların yer yer çok kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın kıyılarda batı, kuzeybatı yönlerden kuvvetli (40-70 km/sa) esmesi bekleniyor.

DOĞU ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Bingöl, Şırnak ve Tunceli ile Erzincan’ın güney, Elazığ’ın doğu çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.

GÜNEYDOĞU ANADOLU

Parçalı, yer yer çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Hatay’da depremzedelerin konteynerlerini su bastı

Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından aylar geçmesine rağmen konteynerlerde kalan vatandaşlar bu kez de barındıkları noktada yağmur sularına karşı mücadele verdi. Hatay‘da dün (1 Ekim) akşam saatlerinde başlayan yağış sonrası Antakya’da yurttaşların kaldığı İhtiyaç Reçetesi Yaşam Alanı (Konteynerkenti) ve öğretmenlerin kaldığı Stadyum-2 konteyner kentinde bulunan konteynerleri su bastı.

Cumhuriyet’ten Çağdaş Bayraktar’ın aktardığına göre; İhtiyaç Reçetesi Yaşam Alanında kalan bir yurttaş, baskın sonrası yetkililerin kendilerine yanıt vermediğini ve içeri giren suya artık kova bile yetiştiremediklerini belirtirken Stadyum-2 konteynerkentinde kalan ve ismini vermek istemeyen bir öğretmen ise “Giderler tıkalı olduğu için her yer su doldu. Kapılarda bekliyoruz. Çok kötü, çok korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Sözleşmesi Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede yürürlüğe girdi

Kadınları şiddetten korumayı, şiddeti engellemeyi, kovuşturmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlayan İstanbul Sözleşmesi bugün Avrupa Birliği‘nde (AB) yürürlüğe girdi.

Tam adı “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti yasal olarak tanımlayan ve bu tür şiddeti önlemek, mağdurları desteklemek ve failleri cezalandırmak için kapsamlı bir yasal ve politik önlemler çerçevesi oluşturan ilk uluslararası metin olma özelliğini taşıyor.

Erkek şiddetiyle mücadeleye yönelik kapsamlı bir çerçeve sunan İstanbul Sözleşmesi bugün (1 Ekim) itibarıyla AB’ye üye 27 ülkede yürürlüğe girdi. Bu kapsamda üye devletlerin sözleşmede yer alan tedbirleri uygulaması gerekecek.

Avrupa Komisyonu, İstanbul Sözleşmesi’nin amacının kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi, kovuşturulması ve ortadan kaldırılması ile uygulamada kapsamlı ve eşgüdümlü politikaların hayata geçirilmesi olduğunu ifade etti.

Sosyal medya platformu X (Twitter) üzerinde sosyal yaptığı açıklamada Avrupa Komisyonu, “Bugün #İstanbulSözleşmesi Birliğimiz için yürürlüğe giriyor. Sözleşme, kadınları şiddetten korumayı, şiddeti önlemeyi, kovuşturmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Sadece kadınlar ve kız çocukları şiddet korkusuyla yaşamadıklarında gerçekten adil ve eşit bir Birlik içinde yaşabiliriz” sözlerine yer verdi.

Fotoğraf: EPA
‣ Avrupa Birliği, İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamaya hazırlanıyor
‣ Birleşik Krallık’ta İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdi: Göçmen kadınlara şiddet kapsam dışı

‘Her üç kadından biri fiziksel veya cinsel şiddet mağduru’

Avrupa Komisyonu’nun Değerler ve Şeffaflıktan sorumlu Başkan Yardımcısı Vera Jourova, erkek şiddetiyle mücadeleye devam edileceğini vurguladı. Yaptığı basın açıklamasında Jourova şu sözlere yer verdi:

Her üç kadından biri 15 yaşından itibaren fiziksel ya da cinsel şiddet mağduru olmuştur. Pek çoğu bunu raporlamıyor. Çok sayıda fail cezasız kalıyor. Harekete geçmeliyiz ve İstanbul Sözleşmesi kadın haklarının güçlendirilmesine yönelik yasal yanıtımız. Üye devletleri kadına yönelik şiddeti önlemek ve tüm mağdurlara etkin koruma ve destek sağlamak üzere gerekli tedbirleri almaları için teşvik etmeye devam edeceğiz.”

Sözleşme artık, uygulamayı reddeden muhafazakar Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler için de geçerli olacak. Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, LetonyaLitvanya ve Slovakya, İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlüğe sokmamıştı. Macaristan ve Slovakya LGBTİ+ haklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle sözleşmeyi reddettiklerini açıklamıştı.

Öte yandan Avrupa Parlamentosu, özellikle LGBTİ+ haklarını gerekçe gösteren bazı muhafazakar hükümetlerin karşı çıktığı İstanbul Sözleşmesi’nin birlik genelinde uygulanmasını Mayıs 2023’te kabul etmişti.

‣ Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı
‣ Danıştay İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçti, kadınlar geçmeyecek

Ne olmuştu?

Sözleşmeye ev sahipliği yapan ve ilk imzalılardan biri olan Türkiye, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin kararı ile 20 Mart 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi.

Sözleşmeye muhalefet eden kesimler, bunu “dış güçler tarafından Türkiye’nin aile yapısının altını oymak amacıyla dış güçler tarafından dayatıldığını” öne sürüyor.

Avrupa Konseyi tarafından önerilen sözleşme, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalandığı için bu isimle anılıyor.

İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyetcinsiyet dengesizliği ve güç ilişkilerindeki mevcut duruma dayalı şiddetin mağdurlarından “kadına” ayrıca dikkat çekmenin yanı sıra, çocukların korunmasını da içeriyor. Sözleşmedeki “kadın” tanımı sadece yetişkinleri değil 18 yaşından küçük kız çocuklarını da kapsıyor.

İstanbul’da sağanak birçok ilçede sele neden oldu: Yağışlar yarın da devam edecek

İklim krizi nedeniyle hızlanan su döngüsü ve aşırı hava olayları, dün (30 Eylül) gece saatlerinden itibaren İstanbul’un birçok ilçesinde sel ve su baskınları olarak gözlemlendi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nün yaptığı uyarıların ardından İstanbul‘da beklenen yağmur dün gece saatlerinde başladı. Esenyurt‘ta sabah saatlerinde başlayan sağanak yağmurun ardından Yeşilkent Mahallesi‘ndeki dere taştı ve istinat duvarı yıkıldı. Olay yerine belediye de ekipleri sevk edildi. Ekiplerin iş makineleriyle bölgedeki çalışması sürüyor.

Günün erken saatlerinde başlayan sağanak yağışla birlikte Arnavutköy, Bolluca mahallesinden geçen Arnavutköy deresinde taşkınlar oluştu. Taşkın nedeniyle Abdullah Gül caddesinde ulaşımda aksamalar yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekiplerinin taşkının önüne geçmek için tedbirler aldığı görülürken araçlar yolda ilerlemekte zorluk çekti.

Avcılar’da ise otoyolda meydana gelen su birikintisi kazalara sebep oldu.

Fotoğraf: DHA

Üsküdar ilçesindeki Küçüksu Mahallesinde sabah saatlerinde etkili olan sağanak yağış ve iddiaya göre İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Atıksu Ön Arıtma Tesisi‘nin kapaklarının açılmasıyla yollar göle döndü. Tesisin bulunduğu Hekimbaşı Çiftlik Caddesi‘nde sürücüler ilerlemekte, vatandaşlar ise yürümekte zorluk yaşadı. Esnaf dükkanlarını su bastığını söyleyerek duruma tepki gösterdi.

Fotoğraf: DHA

Ekipler mazgalları açarak arıtma tesisinden caddeye akan ve belirli noktalarda biriken suyu tahliye etmeye çalıştı. Hekimbaşı’da birçok işyerini de su bastı. Caddede biriken su, ekiplerin bir saat süren çalışması sonucu tahliye edildi.

Fotoğraf: DHA
‣ AKOM’dan İstanbul’da hafta sonu kuvvetli yağış uyarısı

AKOM: Yağışlar bugün ve yarın devam edecek

İstanbul Afet Koordinasyon Merkezi‘nden (AKOM) yapılan açıklamada, İstanbul’un farklı noktalarına dün sabah saatlerinden itibaren 20 ile 221 kilogram arasında yağış düştüğü belirtildi. Arnavutköy, Başakşehir‘de etkili olan yağıştan Çatalca, Silivri, Şile, Pendik ve Kadıköy ilçelerinin de etkilendiği aktarıldı.

Fotoğraf: DHA

AKOM yağışların yarın (2 Ekim) da etkili olacağını belirterek, yağışlı hava nedeniyle bazı bölgelerin yer yer 100 kilogram üzerinde yağış alabileceği konusunda uyardı. AKOM İstanbulluları, dikkatli olmaları ve mecbur kalmadıkça trafiğe çıkmamaları konusunda uyardı.

Açıklamada, yağış sebebiyle İstanbul genelinde ciddi olumsuzlukların yaşanmadığı ve İBB ekiplerinin görevlerini sürdürdükleri belirtildi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verileri de kentte gök gürültülü sağanak yağışların yarın saat 15.00 sularına kadar devam edeceğine işaret etti.

Fotoğraf: DHA
‣ İstanbul Valisi: Yağış gece boyu sürecek, bodrumlarda kalmayın

İklim krizi ve yanlış kent politikaları sel riskini artırıyor

Kömürpetrol ve gaz kullanımı başta olmak üzere çeşitli insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim krizi, yağış rejimleri üzerinde önemli bir etkiye sahip. İklim krizi nedeniyle bazı bölgelerde kuraklık artarken, bazı bölgelere düşen yağış miktarında artış gözlemleniyor.

Daha uzun periyotlarda düşmesi beklenen yağışın uzun bir kuraklık döneminin ardından kısa sürelerde düşmesi ise sel ve taşkın riskini ortaya çıkarıyor.

Bu etkenler ise kentlerde su geçirgenliği olmayan beton ve asfalt yüzeylerin artması, afete dirençli olmayan kent politikaları izlenmesi ve kentlerdeki altyapının yetersiz kalması gibi durumlarda sel ve taşkınlara neden olarak insan ve çevre sağlığını tehdit ediyor.

Kentlerdeki sel riskinin azaltılması için devlet ve belediyelerin alabileceği önlemler arasında iklim krizinin etkilerine uyum çalışmalarının hızlandırılması başta geliyor.

Şehirlerde beton ve asfalt gibi yüzeyler yerine su geçirgenliği bulunan alternatiflerin tercih edilmesi, kentlerde yeşil alanların artırılması, yeşil altyapı teknolojilerinin kullanılması ve yağmur suyunun depolanması gibi tedbirler sel riskinin azaltılmasında yardımcı olurken, kuraklıkla mücadelede de fayda sağlıyor.

‣ İstanbul ve Kırklareli’de sel: 4 ölü, 4 kayıp
İklim krizi sel riskini nasıl artırıyor?

Avrupa rekor kıran eylül ayını geride bıraktı: Sonbahar sıcakları devam ediyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı başta olmak üzere insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği nedeniyle Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Polonya ve İsviçre kayıtlara geçen en sıcak eylül ayını yaşadı.

Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların, ekim ayında da devam edeceği öngörülüyor.

Fransa’nın hava durumu kurumu Météo-France, pazar günü ülkenin güneybatısı için 31°C ve Paris için 28°C olarak paylaştığı sıcaklık tahminlerinin ardından, eylül ayı ortalama sıcaklığının 1991-2020 referans dönemi normallerinin 3,5°C ila 3,6°C üzerine çıkarak 21,5°C olarak kaydedildiğini açıkladı.

The Guardian‘ın aktardığına göre Meteorolog Christine Berne, bunun kayıtların başladığı 1900 yılından bu yana 1°C‘den fazla bir farkla en sıcak eylül ayı olduğunu belirtti ve son 30 yılın eylül ayı ortalamasından sapmanın bazı bölgelerde 4°C‘yi, bazılarında da 6°C‘yi aştığını ekledi.

Météo-France, “istisnai” olarak nitelenebilecek eylül ayı boyunca ülke genelinde “çok sayıda” aylık rekor kırıldığını, sıcaklık ortalamasının temmuz ve ağustos aylarından daha yüksek olduğunu ve eylül ayında ilk kez sıcak dalgası uyarısı yapıldığını söyledi.

‣ Milyonlarca yılın sıcaklık rekoru kırıldı: Bu normal bir anomali, yanmaya devam edeceğiz

‘Daha önce bu kadar sıcak bir eylül ayı görülmemişti’

Almanya’nın meteoroloji dairesi DWD, eylül ayının ulusal kayıtların tutulmaya başlandığı tarihten bu yana en sıcak ay olduğunu ve 1961-1990 yılları arasındaki sıcaklık ortalamasının neredeyse 4°C üzerinde olduğunu belirtirken, Belçika’nın 19°C‘lik ortalama sıcaklığının da normalden neredeyse 4°C daha sıcak olduğunu açıkladı.

Belçika Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü‘nden David Dehenauw şunları söyledi:

Burada da eylül ayı temmuz ve ağustos aylarından daha sıcaktı ki bu 1961’den beri yaşanmamıştı. Belçika daha önce hiç bu kadar sıcak bir eylül ayı görmemişti.”

Avusturya ve İsviçre’deki yetkililerin yanı sıra Polonya Meteoroloji Enstitüsü de eylül sıcaklıklarının ortalamanın 3,6°C üzerinde olduğunu ve bu ayın kayıtların tutulduğu 100 yıldan bu yana en sıcak ay olduğunu açıkladı.

Aylık ortalamalar mevsim normallerinin üzerinde seyreden, ayın ilk yarısında Fransa’nın merkez batı bölgesi Vienne‘de yaşanan benzeri görülmemiş bir sıcak dalgasının etkisiyle 38,8°C ile şimdiye kadarki en yüksek eylül ayı sıcaklığı kaydedildi.

Öte yandan güney İspanya‘da, 5 Eylül’de 45,7°C ile Avrupa‘da şimdiye kadar kaydedilen en yüksek eylül ayı sıcaklığının kaydedildiğine inanılan Córdoba yakınlarındaki Montoro‘da termometreler bu hafta sonu 35°C‘yi gösterdi.

Fotoğraf: Matt Dunham / AP
‣ Bilim insanları açıkladı: İklim krizi yaşanmasaydı, aşırı sıcaklar neredeyse imkansızdı

2023, insanlığın yaşadığı en sıcak yıl olma yolunda

Avrupa Birliği iklim gözlemevi Copernicus İklim Değişikliği Servisi eylül ayı başında yaptığı açıklamada, Kuzey Yarımküre’de kaydedilen en sıcak yaz mevsiminin geride bırakıldığını belirtmişti.

Gözlemevi aynı zamanda 2023’ün insanlığın yaşadığı en sıcak yıl olacağını tahmin ediyor.

Gezegenin iklim sistemlerindeki bozulma, sıcak dalgaları, kuraklık, orman yangınları ve fırtınalar gibi aşırı hava olaylarını daha sık ve daha şiddetli hale getiriyor.

Météo-France’dan Berne, sıcak dalgalarının yüksek sıcaklıkların görüldüğü temmuz ve ağustos aylarının dışında da meydana geldiğini belirterek “Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından modellendiği üzere, sıcak dalgalarını ilkbahar ve eylül, hatta ekim aylarında bile görüyoruz” dedi.

Bilim insanları, insan kaynaklı iklim değişikliğinin küresel sıcaklıkları artırdığını ve dünyayı sanayi öncesi dönemlerdekinden yaklaşık 1,2°C daha sıcak hale getirdiğine dikkati çekiyor.

Dünya genelinde aşırı hava olaylarının sıklığının, şiddetinin ve kapsamının daha da artmasına engel olunabilmesi için küresel sıcaklık artışlarının sanayi öncesi dönemin 1,5°C üzerinde sınırlandırılması önem taşıyor. Bunun için de fosil yakıt kullanımının azaltılarak yenilebilir enerji kaynaklarına geçiş yapılması ve böylelikle küresel sera gazı emisyonlarının azaltılması gerekiyor.

‣ BM: 2023 ile 2027 arası dünyada rekor hava sıcaklıkları yaşanabilir
‣ 2023 kayıtlardaki en sıcak yıl olma yolunda ilerliyor
‣ İklim krizi: Kış ortasındaki Güney Amerika’da sıcaklıklar 40°C’ye yaklaştı

Halk vekiline sahip çıkıyor: Can Atalay için Hatay’dan Ankara’ya ‘Özgürlük Yürüşü’

Haber: Burcu Özkaya Günaydın

*

HATAY – Türkiye İşçi Partisi (TİP), tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay‘ın da aralarında bulunduğu Gezi Davası tutuklularının cezalarının onanmasına karşı Hatay’dan Ankara‘ya “Özgürlük Yürüyüşü” başlattı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş‘ın yanı sıra Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekilleri Mehmet Güzelmansur ve Servet Mollaoğlu ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce de yürüyüşe katıldı.

Çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de yürüyüşte yer aldı.

‣ Gezi davasında Kavala ve Atalay dahil beş sanığın cezası onandı: TİP ‘özgürlük yürüyüşü’ne başlıyor
Fotoğraf: Burcu Özkaya Günaydın

Yürüyüş öncesi Akdeniz Mahallesi Asi Yaşam Merkezinde basın toplantısı yapıldı. Yürüyüş, saat 10.00 civarında depremde yıkılan Hatay Meclis binasının önünde başladı.

‣Türkiye İşçi Partisi, vekil Atalay’a özgürlük için 36 kentte eylem
Fotoğraf: Burcu Özkaya Günaydın

Depremde en çok yıkımın olduğu ve Gezi direnişinin sembol mahallelerinden Armutlu‘dan geçen yürüyüşçüler, buradan Harbiye yol güzergahına çıktı.

‣ Adalet Bakanı: Can Atalay’ın davası dokunulmazlık kapsamı dışında
Fotoğraf: Burcu Özkaya Günaydın

Harbiye’nin ardından Gümüşgöze‘ye geçen yürüyüşçüler, burada kısa bir mola verdi.

‣ Almanya’dan Atalay için adalet talebi: Vekilimiz, esir tutulduğu için görevine başlayamadı
Fotoğraf: Burcu Özkaya Günaydın

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı yürüyüş kortejinin en önünde bir süre sivil polisler de yürüdü.

‣ Adalet Bakanlığı’ndan AYM’ye Can Atalay ‘görüşü’: Ret kararı yerinde, AYM’nin geçmiş kararlarına katılmıyoruz
Fotoğraf: Burcu Özkaya Günaydın

Gümüşgöze’de halk, “Hatay vekiline sahip çıkıyor” sloganları atan kitleye alkışlarla destek verdi.

‣ Atalay’ın tahliye talebi Yargıtay tarafından reddedildi: Gezi’den suç çıkaramazsınız
Fotoğraf: Burcu Özkaya Günaydın

Karaburun’da GES şirketi bakanlık kararını hiçe saydı: Yüzlerce zeytin hukuksuzca katledildi

İzmir‘in Karaburun Yarımadasında binlerce ağacın yer aldığı zeytinlikte tarımsal faaliyet bulunmadığı iddiasıyla arazinin güneş enerjisi santrali (GES) firmasına tahsis edilmesini sağlayan etüt raporunun hukuka aykırılığı yapılan incelemelerle kanıtlandı. Öte yandan şirket, dün (30 Eylül) bakanlık kararını yok sayarak arazideki yüzlerce zeytin ağacını hukuksuzca katletti.

Altıparmak Hukuk Bürosu tarafından yapılan basın açıklamasında Yaylaköy’de yaşayan Mustafa Şenbahar‘ın 2007 yılında bir kıraç araziyi Maliye Hazinesinden zeytin ağaçlandırması amacıyla kiralayarak zeytinlik haline getirdiği belirtildi.

Av. Cem Altıparmak, GES yapılmak üzere zeytinliğin Şenbahar’ın elinden alınmasına yönelik atılan adımlara karşı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Karaburun Kaymakamlığı aleyhinde dört ayrı dava açıldığını aktardı.

İmar Kanunu, Zeytincilik Kanunu ve Toprak Koruma Kanununun davalardaki temel savunma noktası olduğunu bildiren Altıparmak, bu kanunlar kapsamında Hazineden kiralanıp başarıyla ağaçlandırılan alanların başka bir amaçla kullanılmayacağını, zeytinlik alanların daraltılamayacağını ve dikili tarım arazilerinde GES kurulamayacağını, mevzuatın zeytinlik arazilerde GES kurulmasına yasal olarak izin vermediğini ifade etti.

‘Rapor, tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmalı’

Bu mevzuata rağmen 31 Mart 2022’de İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü‘nün GES firması lehine haksız ve hukuk dışı bir tarımsal etüt raporu düzenlediğini kaydeden Av. Altıparmak, “Bu raporda İzmir İl Müdürlüğü, müvekkilimizin başarıyla ağaçlandırdığı bu arazide tek bir zeytinlik ağaç yokmuş gibi, arazide tarımsal faaliyet olmadığı yönünde gerçek dışı bir rapor vermiştir. Bu gerçek dışı rapor, hem proje hakkında [Çevresel Etki Değerlendirme] ÇED Olumlu kararı verilmesine hem de zeytinliğin müvekkilin elinden alınıp GES firmasına tahsis edilmesine yol açmıştır” dedi.

Raporu hazırlayan ve onaylayan personel ve yöneticiler hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına şikayette bulunulduğunu belirten Altıparmak, 14 Haziran 2023 tarih ve 16-2023/4-4 sayılı inceleme raporuyla, hukuk ve gerçek dışı rapor hazırlayan İzmir Tarım ve Orman Müdürlüğü yöneticileri ve mühendisleri hakkında disiplin ceza soruşturması açılmasına ve vermiş oldukları hukuk dışı raporun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verildiğini aktardı. Altıparmak, inceleme raporunun 18 Eylül’de 176 sayılı Bakanlık Oluruyla kesinleştiğini vurguladı.

‘Bakanlık değerlendirmelerine aykırı hareket edildi’

Bakanlık, İzmir Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün hukuk dışı raporuna ilişkin şu tespitlere yer verdi:

  • “Mevcut yasalara ve Bakanlık talimatlarına açıkça aykırı olduğu,
  • 163 ada 37 nolu parsel üzerinde zeytin fidanları dikili olduğu,
  • Bu araziyi Maliye Hazinesinden kiralayan davacı Mustafa Şenbahar’ın 2007 yılından itibaren Çiftçi Kayıt Sistemine dahil olarak destekleme ödemesinden yaralandığı dikkate alındığında, tarımsal etüt raporundaki bu bilginin doğru olmadığı ve gerçek bir tespiti yansıtmadığı,
  • Bakanlık Müfettişliğinin dava konusu zeytinlik saha üzerinde yürüttüğü inceleme sırasında ve Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsünden görevlendirilen konu uzmanlarınca sahada yapılan incelemelerde; 902.250,00 m2 yüzölçümlü alanın 483.363,84 m2 kısmı üzerinde 960 adet 3-4 yaşlarında, 4870 adet 16 yaşında olmak üzere toplam 5830 adet zeytin ağacı varlığının tespit edildiği,
  • Yine, fidanlarda yapılması gereken bakımların zamanında yapıldığı ve sahanın ekonomik anlamda zeytin yetiştiriciliğine uygun olduğu,
  • Bu sebeplerle, 163 ada 37 parsel sayılı zeytinlik sahaya yönelik ‘3573 sayılı Zeytincilik Kanunu kapsamında sayılın yerlerden olmadığına’ dair Tarımsal Etüt Raporundaki bu ifadenin doğruyu ve gerçeği yansıtmadığı,
  • İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün bu yazısıyla 3573 sayılı Kanunun 20. Maddesinin ikinci paragrafında yer alan ‘Zeytinlik Sahalar daraltılamaz’ hükmüne ve Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının ‘Güneş Enerji Santrali (GES) müracaatlarının değerlendirilmesi’ başlıklı 16.maddesi (5).paragrafında ifade edilen ‘…Ayrıca, mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve sulu tarım arazilerinde güneş enerji santrali kurulum izni verilmeyeceği de görüş yazısında ifade edilecektir’ hükmüne ve yine aynı talimatın aynı madde (9).fıkrası gereğince ‘arazi sınıfının kuru marjinal tarım arazisi olması zorunlu olduğundan, bu sınıf dışındaki arazilerdeki talepler hiçbir şekilde toprak koruma kurulu gündemine alınmayacaktır’ hükmüne aykırı davranıldığı,
  • 163 ada 37 parselin ‘zeytin ağaçlı tarla’ özelliği dikkate alınmadan, arazinin tamamı için kuru marjinal tarım arazisi sınıf tespiti yapıldığı ve böylece sayılan mevzuat hükümlerine aykırı işlem yapıldığı,
  • Ayrıca; Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün 25.12.2022 tarih ve E8196691 sayılı yazısı ile İzmir İl Müdürlüğünün ‘…163 ada 37 nolu parselin zeytinlik tanımlı yerlerden olmadığına dair görüş oluşturmasının 3573 sayılı Kanun hükümlerine aykırı bulunduğu, parselin mahallinde uydu görüntüleri ile tespit edilmiş olan zeytin ağaçları bulunan kısmının Bakanlığımız TAD portal sisteminde kayıt altına alınarak mevcut zeytin ağaçlarını korunması, parselin zeytinlik alanı dışındaki kısmının 5403 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmeye alınarak, talebe yönelik görüşün yetki devri çerçevesinde İl Müdürlüğünce yeniden oluşturulması…’ şeklindeki Genel Müdürlük kararı ve talimatında yer alan ifadeler gayet net ve anlaşılabilir olduğu halde…, en basit tanımı ile bu konuda Bakanlığımızca verilen görüş ve değerlendirmelere aykırı hareket edilmesine, İzmir İl Müdürlüğünce ısrarla devam edildiği tespit edilmiştir.”

Hukuk dışı rapor iptal edildi

Bakanlık, gerçekleştirilen inceme sonucunda şu kararlara vardı:

  • “Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından iki kez yazılı olarak ikaz edilmelerine rağmen, Bakanlık talimatlarına aykırı harekette ısrar edilerek, böylece hem 3573 sayılı Kanunun, hem de 5403 sayılı Kanunun hilafına olarak, mevzuata aykırı şekilde tarım dışı kullanıma izin verildiği, hatalı verilen bu tarım dışı kullanım sebebiyle de Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca da ÇED Olumlu Raporu verilmesine zemin hazırlamasında dolayı, ismi sayılan İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü personelinin idari sorumlulukları sabit olduğundan, adı geçenler hakkında Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 30.maddesi uyarınca, İzmir Valiliği’nce gerekli disiplin soruşturmalarını yapılmasına,
  • Belirtilen parselde güneş enerji santrallerinin (GES) kurulması halinde 3573 sayılı Sayılı Kanunun 20.maddesinin 2.paragrafındaki hükmüne aykırı olarak zeytinlik alanların daraltılmasını söz konusu olacağı anlaşıldığından, bu konuda İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce ivedi olarak yatırımcı firma lehine oluşturulan 31.03.2022 tarih ve E-5063367 sayılı tarım dışı kullanım uygun görüş yazısının iptal edilmesi gerektiğine bakanlık oluruyla karar verilmiştir.”

‘Disiplin suçu ve görevi kötüye kullanma söz konusu’

Av. Cem Altıparmak, hakkında disiplin soruşturması açılmasına karar verilen İzmir İl Tarım ve Orman Müdürünün, 15 Eylül 2023’de Resmi Gazete‘de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla görevinden alındığını belirtti.

İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün zeytinliğe ilişkin etüt raporunun hukuk dışı bir işlem olduğunun belirtildiği açıklamada, bunun “sadece disiplin suçu değil aynı zamanda görevi kötüye kullanma suçu da oluşturacak işlemler” olduğu belirtildi.

Altıparmak, karara ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“Bu rapor, İdarenin hukuk devleti ilkelerine aykırı, taraflı ve sübjektif şekilde hareket edip, sermaye ile hukuk ve etik dışı ilişkiler kurduğunda, halkı nasıl mağdur ettiğini ve hukuki güvenlik hakkından nasıl mahrum bıraktığını gözler önüne sermiştir.”

Hukuksuz kesim: Yüzlerce zeytin ağacı katledildi

Rapora rağmen 30 Eylül’de GES firmasına ait iş makinalarının Mustafa Şenbahar’ın ağaçlandırdığı zeytinliğe “zemin etüdü çalışması” gerekçesiyle girerek yüzlerce zeytin ağacını kesti.

Durumu haber alan Şenbahar derhal yasa dışı kesime müdahale etti. Jandarmayı olay yerine çağıran Şenbahar, elindeki raporu yasal mercilere ve şirket yetkililerine sunarak yasa dışı kesime engel oldu.

Cem Altıparmak, şunları söyledi:

Büromuzca da GES firmasının vekili ile temasa geçilerek Bakanlık Raporu bir kez daha GES firmasına iletilmiş ve hukuk dışı bu kesimin bu aşamada durdurulması sağlanmıştır. Yaşanan bu gelişmeler, hukuk devleti ilkesinin ve halkın adalete olan güven duygusunun, idarelerin hukuk tanımaz işlemleri ile ne kadar çabuk ve hızlı bir şekilde ihlal edilebileceğini hepimize göstermiştir.”

“Haksız ve hukuk dışı müdahalenin” takipçisi olacağını belirten Av. Altıparmak,Bakanlık Raporunda adı geçen İzmir İl Müdürlüğü personeli ve yöneticileri hakkında disiplin cezası ile yetinmeyip haklarında görevi kötüye kullanma sebebiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağını, hiçbir yasal dayanağı olmadan zeytinliklerin kesilmesine yol açan eylemlerin talimatını veren şirket yetkilileri hakkında da Karaburun Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacağını bildirdi.

‘İklim krizini derinleştiriyor’

Altıparmak, yerelin ihtiyaçlarını ve özelliklerini dikkate almayan enerji projelerinin, temiz enerji adı altında iklim krizi ile mücadele yerine, bu krizi derinleştirici etkilere sebep olduğunu ve aynı zamanda ciddi insan ve doğa hakkı ihlallerine yol açtığını vurguladı.

İçişleri Bakanlığı önünde bombalı saldırı

Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nin (TBMM) yeni yasama yılı için açılışına saatler kala, İçişleri Bakanlığı‘nın Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önünde bombalı saldırı düzenlendi. Bakanlık önünde önce patlama sonra silah sesleri duyuldu.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, iki saldırgandan birinin bakanlığın Emniyet Genel Müdürlüğü giriş kapısı önünde üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini, diğer saldırganın ise güvenlik güçlerince öldürüldüğünü açıkladı.

Çıkan çatışmada iki polis yaralandı.

BBC‘nin aktardığına göre, bölgeye çok sayıda polis ve jandarma ekibi sevk edilirken, İçişleri Bakanlığı’nı çevreleyen birkaç kilometrelik geniş bir bölge araç trafiğine kapatıldı.

İkinci bir bomba düzeneğine karşı önlem alındı, patlayan araç içerisindeki deliller ve etrafa saçılan parçalar toplandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırıyla ilgili soruşturma başlattı.

Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği de erişim engeli ve yayın yasağı kararı aldı.

TBMM Genel Kurulu, yeni yasama yılı için TSİ 14.00’te toplanacaktı.

Ankara’da ilk yıl sonra ilk kez bombalı saldırı düzenlendi.

Saldırının düzenlendiği İçişleri Bakanlığı’nın Atatürk Bulvarı üzerindeki Emniyet Genel Müdürlüğü kapısı, TBMM’nin karşısında bulunuyor.

HPG üstlendi

PKK’nin silahlı gücü Halk Savunma Merkezi (HPG / Hêzên Parastina Gel) Karargah Komutanlığı, sabah saatlerinde Emniyet Genel Müdürlüğü önünde düzenlenen bombalı saldırıyı üstlendi.

Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğüne saldırı
HPG açıklamasında, eylemi, “Ölümsüzler Taburu’na bağlı bir timden, Rojhat Zilan ve Erdal Şahin’in gerçekleştirdiğini” bildirdi.

ANF’nin aktardığına göre, açıklamada, “Gerçekleşen eylem, ulusal ve uluslararası yasaları hiçe sayarak insan haklarını ayaklar altına alan, Türkiye ve Kurdistan’daki tüm zindanlarda geliştirilen insanlık dışı uygulama ve tecrit politikalarına, evrensel savaş yasaları tarafından yasaklanmış kimyasal silahların gerilla güçlerimize dönük kullanılmasına, Kurdistan’ın doğasına dönük gerçekleşen talan ve katliam ile Kurdistan halkı ve tüm demokratik çevreler üzerindeki faşizan baskılara karşı uyarı amaçlı yapılmış bir meşru savunma eylemidir” denildi.

 

Sonbahar; moda ayı

Yılda iki kez olan moda ayı, sonbaharın gelişiyle birlikte başladı, büyük moda haftaları birbiri ardına sıralandı. Önce New York, ardından Londra, Milan ve hemen sonra Paris moda haftasında sonraki sezonların tasarımları sergileniyor.

Moda haftaları onlarca tasarımcının yüzlerce tasarımını sergilediği, yeni sezonun trendlerinin belirlendiği yılın en önemli moda olayları arasında yer alıyor. Her bir moda haftasının farklı özellikleri var, örneğin Avrupa merkezli zayıf, beyaz, uzun kadın imgesinin yuvası sayılan Paris ve Milan kapsayıcılığı hala kabullenememiş, geleneğin gücünü bırakmak istemeyen haftalarken New York ve Londra daha yeniliğe açık, sıfır beden olmayan modelleri daha çok kabul eden, ana akımın dışında moda anlayışlarının daha özgürce yer bulabildiği haftalar olarak biliniyor.

Lüks modadan hızlı modaya, yeni sezonun trendlerine, renklerine, sürdürülebilir markalardan kapsayıcı yeniliklere kadar bir sonraki yılın modasını, modanın gerçekliklerini, potansiyelini bu haftalarda görebiliyoruz. Değişmeyenleri de fark edebiliyoruz. Her yıl yeni rekorların kırıldığı aşırı sıcaklar sürerken sağlık riski altında, güvencesiz ve asgari geçim ücretinin altında çalışan tekstil işçilerinin geçmişte ve bu yıl olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da moda haftalarında sunulan giysileri üreteceklerini biliyoruz örneğin.

Sıcaklık rekorları

2023 yılı birçok yeni sıcaklık rekoru ve iklim felaketi getirdi. Şimdiye kadar yaşanan en sıcak gün rekoru birkaç kez kırıldı, en sıcak yıl olmak üzere, dünyanın her yerinde yangınlar ve sellerde binlerce kişi ve hayvan öldü, yerleşim yerleri, ormanlar ve tarlalar yok oldu, ekinler yandı, buzullar daha da eridi. Önümüzdeki yılların daha iyi geçeceğine dair hiçbir işaret yok, daha kötü geçeceğine dair kanıtlar var.

İklim krizi ve etkilerine dair yapılacak çok şey var, yasa koyucuların ve endüstrinin krizi yavaşlatmak, etkilerini azaltmak için ellerinde gerekli araçlar ve güç var. Fakat bunun yerine endüstri iklim krizine yol açan uygulamaları tüm hızıyla kullanmaya devam ediyor, yasa koyucular ise göz yummaya.

Tekstil işçileri aşırı sıcaklarda çalışıyor

İklim krizinin yol açtığı aşırı sıcakların etkilerinden birisi de sağlık problemleri. Sağlık kuruluşları sıcaklar sebebiyle yaşanan sağlık sorunları ve ölümlere dair tahmini sayılar verse de aslında sıcakların yol açtığı gerçek sağlık riskleri birçok ülkede takip edilmiyor. Sıcaklardan dolayı çalışma alanları düzenlenmiyor, riskli çalışma günleri iptal edilmiyor. Özellikle çalışma koşullarının her zaman zor olduğu, güvencesiz, denetimsiz ve birçok haktan mahrum çalışan işçiler sıcaklarla mücadele ederken korunmadan ve güvenceden yoksun kalıyorlar.

Aşırı sıcaklıklarda çalışmak zorunda olan işçilerin bir kısmı da halihazırda güvencesiz ve risk altında çalışan özellikle Asya’daki yoksul ülkelerdeki tekstil işçileri. Çoğunlukla batı ülkelerinde satılacak hızlı moda ürünlerinin üretilmesi için günlük asgari geçim ücretinin altına çalışan tekstil işçileri, 2023 yılında 44 dereceyi bulan aşırı sıcaklarda havalandırmasız iç mekanlarda günde 10 saate varan mesailerde çalışmaya devam ettiler.

Güney Asya gibi tropikal ülkelerde, moda haftası gibi sonbahar serinlemeleri de olmuyor üstelik.

Tayvan, Bangladeş ve Endonezya’dan temsilciler işçilerin durumunun gittikçe kötüye gittiğini bildirse de yapılacak bir şey olmamasından endişe ediyorlar. Hali hazırda tekstil işçilerinin güvenceleri, asgari geçim ücretleri, suları kirleten kimyasallarla ilgili mücadeleler sürerken, kimsenin sıcakların sorumluluğunu almayacağından endişe ediliyor.

Bu yıl 44 derecenin üstünü gören Tayland’dan bir tekstil işçisinin aktardığına göre aşırı sıcaklardaki çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili fabrikadan ya da yetkililerden gelecek destekten umutlarını keseli çok olmuş. Bunun yerine fabrikada çalışan çoğu 40’larında ve 50’lerinde olan kadınlar enselerine ıslak havlu koymak ya da bayılacaklarında koklama tuzu kullanmak, sık sık yüzlerini yıkamak gibi yöntemlerle kendi kendilerini iyi etmeye çalışıyorlar.

Endüstrinin zararı para

Endüstrinin ilgilendiği işçilerin çalışma koşullarından ziyade milyon dolarla olduğu için aşırı sıcakların tekstil endüstrisine etkileri haberlerde kendine ekonomi başlığında yer buluyor. Cornell Üniversitesi’nin yaptığı araştırmada en büyük tektil üreticisi 4 ülke Bangladeş, Pakistan, Vietnam ve Kamboçya’nın iklim riskine göre 2030 yılına kadar iklim krizinin tektstil endüstrisine 65 milyar dolar kaybettireceği öngörülüyor.

Araştırma sıcak stresinin yaratacağı iş kaybından, sellerden, üretimin sekteye uğrayacağından, ihracatın %22 azalacağından, 1 milyon kişiye istihdam sağlanamayacak olmasından bahsediyor. Şirketlerin üretimlerini başka yerlere taşımaları mümkün değil çünkü bu ülkelerdeki politikalar sayesinde elde edilen maliyetlerin başka yerde sağlanması mümkün değil. Araştırmacılar, markaların üreticilere fiyat düşürmek için baskı yapıp gerisiyle ilgilenmediği, sıcaklık ve işçilerin sağlığı başkasının problemi gibi davrandığını ekliyor.

Oysa devlet şirket el ele iken, yaşamını sürdürebilmek için bu koşullarda çalışmak zorunda olan işçiler herkesin problemi olmalı. İklim, gezegen olduğu gibi.

Hazır aşırı sıcaklar geçmiş, sonbaharın serinliğine sığınabilenler rahatlamışken büyük keyifle giydiğimiz sonbahar kreasyonlarının nasıl dikildiğini düşünebiliriz belki.

Gürcü tiyatrosu üzerine -1

Bu yıl on beşincisi düzenlenen Tiflis Uluslararası Tiyatro Festivali’nin en önemli bölümü Gürcü tiyatrosu yapımlarının sergilendiği (Showcase olarak adlandırılan) altı günlük yoğun bir programdan oluşuyordu.

Tiflis’te 22-27 Eylül 2023 tarihlerinde gerçekleşen bu festivalde yaklaşık 50 Gürcü tiyatro yapımı sergilendi. Bu yapımlar Tiflislilere ve dünyanın birçok ülkesinden gelen tiyatro ve sanat çalışanlarına sunuldu.

Bu festivale ilk defa katılan bir tiyatrocu olarak hem festival hem de Gürcü tiyatrosu hakkında izlenimlerimi bir dizi yazıyla okuyucuyla paylaşmak istedim. Bu yazıda genel izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım.

Tiflis’te kentsel bir tiyatro merkezi

Gürcistan’ın başkenti Tiflis sanatsal açıdan çok zengin bir şehir. Geniş bulvarlardan oluşan kent merkezinde birbirine çok da uzak olmayan birçok tarihî tiyatro binası gözünüze çarpıyor. Bu bölge sanki kentsel bir tiyatro merkezi. Mesela iki tiyatro binası arasında 2-3 dakikalık bir yürüme mesafesi olduğunu söyleyebilirim. Bu da Gürcü tiyatrosunun köklü bir gelenekten geldiğine dair bir ipucu. Diğer yandan kent merkezinin genişlemesiyle birlikte Tiflis’in neredeyse her bölgesinde birbirinden farklı özelliklere sahip tiyatro salonları ortaya çıkmış. Bu festival kapsamında Tiflis’in farklı mahallelerindeki değişik tiyatro salonlarını ziyaret etme ve çok sayıda yapımı seyretme fırsatı buldum. Gürcü tiyatrosu yapımlarının sergilendiği ve tanıtıldığı bu festivalde, gösteri programı ve takvimi hazırlanırken kuşkusuz bu çeşitliliğin sergilenmesine önem verilmiş.

Festivalde yer alan yapımların sosyo-ekonomik açıdan kentin farklı bölgelerinde sahnelenmesi doğru bir seçim. Bunun bir nedeni de festival yöneticilerinin bilhassa son dönemde Tiflis’te üretilen oyun ve performansları seçerken kapsayıcı bir tutum benimsemeleri olsa gerek. Açıkçası festival elit bir seçkiyi değil; profesyonel toplulukların, bölge tiyatrolarının ve özel toplulukların (örneğin platformlar, sanat örgütleri gibi) ana akım ve alternatif prodüksiyonlarını seyirciye sunuyor. Böylece seyirciler altı gün boyunca Shakespeare’in (Kral Lear, Othello, Fırtına), Çehov’un (Vişne Bahçesi), Brecht’in (Cesaret Ana ve Çocukları, Gece Çalan Trompetler), Sarah Kane’nin (Psikoz 4.48), Harold Pinter’ın (Dağ Dili), Yunan ve Roma trajedilerinin (Phaedra, Antigone) klasik veya çağdaş yorumlarını, hatta yeniden yazımlarını, söze dayalı ya da beden/hareket ağırlıklı yapımları (Soneler, C Tbilisi), hem geleneksel (Marshal de Pantie’s Diamond) hem de modern (Niko Nikoladze) kukla gösterilerini ve tümünün ismini yazamadığım telif ve çeviri oyunları seyredebiliyor.

Othello.

Gürcistan’ın tiyatro sever bir seyirci kitlesi var. Köklü tiyatro geleneğinin olmazsa olmazı seyirci elbette. Festival hafta içi ve hafta sonu her gün mesai saatleri içinde öğlen başlıyor, bir diğer deyişle gün içinde birçok matine oluyor, geceleri de suareler. Tiflis seyircisi tüm seansları dolduracak kadar tiyatroya ilgi duyuyor.

Savaş ve şiddet, kültür ve sanatı da etkiliyor

Gürcü tiyatrosunun tiyatro binaları, alt yapısı, iç işleyişi ve seyirciyle buluşabilmesi köklü bir sanat ve tiyatro geleneğine ve bu geleneğin çok ciddiye alındığına ve tabii sanat üreticilerinin nitelikli bir eğitim aldığına da işaret ediyor. Seyrettiğim neredeyse tüm yapımlarda yetenekli ve eğitimli oyuncuların performansları için büyüleyiciydi, diyebilirim. Ses ve beden kullanımlarından yönetmen ile oyuncu arasında kurulmuş uyuma kadar çoğunlukla ortaklaşmış bir yaratım sürecinin ürünlerini seyrediyorsunuz. Gürcü tiyatrosunda yönetmenin öne çıktığı, yazarın biraz daha gölgede bırakıldığını da söyleyebilirim. Ama bu geleneğin dışına çıkan (belki de karşı duran demek daha doğru olur), kendi oyun metinlerini üreten, yönetmensiz yapımlar üretme denemeleri yapan topluluklar da mevcut. Ama genel eğilim açısından bakarsak, Gürcü tiyatrosuna “yönetmen tiyatrosu” diyebiliriz.

Bir sonraki yazıda yapımlara yer vermeye çalışacağım ancak bu yazıyı sonlandırmadan önce güncel Gürcistan yapımlarının sergilendiği bu festivalin, çatışması hiç dinmeyen bir coğrafyada olduğunu da tekrar hatırlamak gerekiyor. Çatışmanın, savaşın, şiddetin eksik olmadığı bir coğrafyada toplumun her kesimi gibi kültür ve sanat da etkileniyor. Örneğin, Royal District Theatre topluluğundan yönetmen Data Tavadze’nin festivalin açılışında yaptığı konuşmada; Ukrayna gibi, bölgedeki büyük jeopolitik değişimlerin dalga dalga tüm dünyayı etkilediğini, bunun Gürcistan’ın siyasî dinamiklerini de etkisi altına aldığını, Kültür Bakanlığı’nın tiyatro, sinema, edebiyat ve kültürel miras gibi alanlarda yaptığı yönetim değişikliklerine yanıt olarak sanatçıların boykota gittiklerini, Gürcistan’da kültür ve sanatın risk altında olduğunu anlattı.

Bu bilgiler önemli bir güncel gelişme olarak not edilebilir.

Devam edecek…