Ana Sayfa Blog Sayfa 545

Şubat ayında afet giderlerinin 2,5 katı müteahhitlere sağlandı

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından 11 kentte yaşanan yıkımların yaraları henüz sarılmamışken iktidar, yandaşları kalkındıracak harcamalara imza atmaya devam etti.

Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Muhasebat Genel Müdürlüğü, merkezi yönetim bütçesinden şubat ayında yapılan harcamaları açıkladı. Şubat 2023’te bütçe gelirleri, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 19,1 azalarak 218 milyar 828 milyon liraya gerilerken bütçe giderleri yüzde 93,9 artışla 389 milyar 388 milyon liraya ulaştı.

Birgün‘den Hüseyin Şimşek‘in aktardığına göre, ocak-şubat döneminde ise bütçe gelirleri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 13,7 yükselerek 507 milyar 906 milyon liraya, bütçe giderleri yüzde 104,9 artarak 710 milyar 709 milyon liraya çıktı.

Bütçe açığı da deprem felaketinin yaşandığı şubatta vergi gelirlerindeki düşüşle 170,6 milyar TL’ye yükseldi. Bu, 2006’ya kadar giden veride en yüksek aylık açık olarak kayda geçti.

Yeniden inşa çalışmaları başlamamasına karşın depremlerin yaşandığı şubat ayında müteahhitlere, afet harcamalarından 2,5 kat daha fazla kaynak aktarıldı. Deprem felaketi sonrasında Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşüm Giderleri kapsamında 5 milyar 619 milyon 741 bin TL harcandı. Buna karşılık iktidarın her fırsatta kolladığı müteahhitlere 14 milyar 256 milyon TL aktarıldı. Müteahhitlere ocak ayında aktarılan tutar ise 2 milyar 401 milyon TL’di.

Fotoğraf: İHA / Reuters
‣ Deprem sonrası tutuklanan müteahhitlerin sayısı 133’e çıktı

Güvenlik harcalamaları 600 milyon liranın üzerinde

Güvenlik harcamalarına her ay milyonlarca TL harcayan iktidar, geçen ay da aynı alışkanlığını sürdürdü. Güvenlik ve Savunmaya Yönelik Mal, Malzeme ve Hizmet Alımları, Yapımları ve Giderleri 637 milyon TL’ye ulaştı. Bu tutarla teçhizat ve mühimmat alımı, tamiri ile birlikte savunmaya yönelik diğer mal ve malzeme alımı yapıldı.

Kiralar bir milyara yaklaştı

Kamunun elindeki değerli taşınmazları bir bir özelleştiren ve kamu kurumlarını büyük oranda kiralık binalara taşıyan iktidarın bu uygulamasının bütçeye yükü artıyor. Geçen ay bina, taşıt, uçak, gemi gibi kiralama işlemleri için 815 milyon 724 bin TL harcandı.

‣ Bir müteahhit daha tutuklandı: İhmalim yok, mukadderat

Faiz giderleri 30 milyarı aştı

Ekonomide yaşanan kötü gidişatın ardından borçlanmada artışa giden iktidar, iç ve dış borçların faiz gideri olarak şubat ayında 34 milyar 223 milyon TL ödedi. Bu tutarın 9 milyar 857 milyon TL’si Dolar, Euro ve Japon Yeni cinsinden borçların faizi için ödendi.

Vergi gelirleri azaldı

2022 yılı Şubat ayında bütçe gelirleri 270 milyar 555 milyon TL iken 2023 yılının aynı ayında yüzde 19,1 oranında azalarak 218 milyar 828 milyon TL oldu. Bütçe gelirlerinin şubat ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 10,6 iken 2023 yılında yüzde 5,7 oldu.

2023 yılı Şubat ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre binde 4 oranında azalarak 179 milyar 620 milyon TL oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 8,2 iken 2023 yılında yüzde 5,6 olarak gerçekleşti.

‣ Maraş depremleri: Devlet müteahhit peşinde, hukukçular ‘asıl sorumlu’nun…

Kur korumalı mevduata 631,9 milyon TL aktarıldı

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan Merkezi Yönetim Bütçe verilerine göre, şubat ayında dövizden dönüşümler hariç kur korumalı mevduata bütçeden 631 milyon 964 bin TL aktarım yapıldı. Böylelikle 2022 yılı Mart ayından bugüne kadar toplam maliyet 94 milyar 723 milyon 800 bin TL’ye ulaştı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 3 Mart tarihli en son verilerde kur korumalı TL mevduat ve katılma hesabı 1 trilyon 577,2 milyar TL oldu.

‘Asya’daki ağır hava kirliliğinin altında küresel adaletsizlik yatıyor’

Birleşmiş Milletler Çevre Programı‘nın (UNEP) verilerine göre, dünyada her yıl 6,5 milyon kişi, hava kirliliği kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybederken, ölümlerin yüzde 70’i Asya-Pasifik bölgesinde görülüyor.

Asya-Pasifik’teki hava kirliliğine dikkati çekmek ve temiz hava hakkı için mücadele etmek amacıyla kurulan Tayland Temiz Hava Ağı‘nın kurucu ortağı Weenarin Lulitanonda, Asya’nın pek çok ülkesinde insanların günlük aktivitelerini planlarken hava durumunun yanı sıra havanın kalitesini de kontrol etmek zorunda olduğunu belirtti.

‣ 1 Nokta 5: ‘Sessiz katil’: Hava kirliliği

Lulitanonda, “Eğer hassas bir yapınız, solunum yollarıyla alakalı bir hastalığınız varsa ya da hamileyseniz, dışarı çıkıp çıkmayacağınızı havanın kalitesine göre belirleyebiliyorsunuz. Bazen verilere bile gerek kalmıyor. Gözle görülebilir şekilde bir kirlilik oluyor” dedi.

Asya ülkeleri arasında özelikle Çin ve Hindistan‘da durum oldukça kritik. Hava kirliliği endeksinde her zaman en tepede olan Hindistan’da sokakta maskesiz gezmek neredeyse imkansız. Sürekli pedal çevirip sık nefes alan sürücülerin durumu ise oldukça zor.

‣ Hindistan, düşük maliyetli hava kirliliği sensörleriyle hava kalitesinde yol kat ediyor

‘Hava kirliliği ve iklim krizi birbiriyle bağlantılı’

Hava kirliliğinin Asya’da bu kadar etkili olmasının asıl nedeninin gözden kaçtığına dikkati çeken Lulitanonda, durumu tarihsel bağlamda değerlendirmenin doğru olacağını açıkladı. “Meselenin özü, sanayi devrimi sonrasında havası kirlenen Batı ülkelerinin, çözümü fabrikaları kendilerinden uzak Asya ülkelerine taşımasında yatıyor” diye konuştu:

Eski Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill döneminde hava kirliliği kaynaklı yaşanan ‘öldüren sis’ vakasını hatırlayın; kirli hava yüzünden 500 kişi hayatını kaybetmişti. Bu tarihten sonra Avrupa, hava kirliliğini çözmek için harekete geçti. Benzer süreçler ABD‘de de yaşandı. Şu an dünyanın en büyük üretim merkezleri Çin, Hindistan, Endonezya, Filipinler gibi Asya ülkeleri.

‣ Türkiye’de ailelerin yüzde 87,4’ü çocuklarının sağlığı açısından hava kirliliğinden endişeli

Batı ülkeleri, hava kirliliği sorununu kendi havasını kirleten fabrikaları Asya’ya taşıyarak çözdü. Lulitanonda şunları söyledi: “Bu bir küresel eşitsizlik meselesi, kimse bunu konuşmuyor. Öyle ki bu ülkeler artık hava kirliliği konusunu gündeme getirmiyor bile, daha çok iklim değişikliğini konuşuyor. Bu durum küresel fonların dağılımını da dönüştürüyor. Bugün iklim kriziyle mücadele için belirlenen fonların yalnızca yüzde 2’si hava kirliliğine yönelik. Günün sonunda hava kirliliği ve iklim krizi birbiri ile ilintili meseleler.”

Tayland Temiz Hava Ağı bünyesinde ABD’nin Los Angeles kentinde çalışma yürüten araştırmacıların bulgularından örnekler veren Lulitanonda, şu bilgileri paylaştı:

“Bölgedeki hava kirliliğinin kaynaklarını çözmeye çalışırken, belirledikleri kaynaklar dışında kalan bir miktarın nereden geldiğini çözemediler. Nihayetinde bu kalan kısmın Çin’den geldiğini anladılar. Çünkü hepimiz aynı göğün altındayız. Havayı bölemezsiniz ya da ona sınır koyamazsınız. Bu küçük partiküller beklenenin çok ötesinde uzaklara gidebilir.”

‣ 2021 Dünya Hava Kirliliği Raporu: Avrupa’da havası en kirli kent Iğdır

‘Çin’de 10 yıl içerisinde dönüşüm yaşandı’

Çin’in başkenti Pekin de sık sık hava kirliliği ile gündeme geliyor. Özellikle kış mevsiminde hava kalitesi endişe verici kötü seviyelere ulaşıyor.

Lulitanonda, “10 yıl ve daha öncesinde Pekin’e taşınmış olsaydınız beş yıl daha erken ölecektiniz. Bu tabii Çin’in kapılarını açarak dünyanın fabrikası olmasıyla da doğrudan ilgili” dedi. Öte yandan ülkede 2008’de düzenlenen Olimpiyat Oyunlarının sonrasında hava kirliliği konusunda ciddi yasal adımların atılması noktasında etkili olduğunu aktaran uzman, “İnsanları o kadar yoldan getirip berbat bir gökyüzü gösterdiler” diye konuştu.

‣ 2024 Paris: Olimpiyatların iklim dostu olması mümkün mü?

2012-2013 yıllarına gelindiğinde Çin’de Hava Kirliliğiyle Mücadele Deklarasyonu kabul edildi. 10 yıl içerisinde atılan adımlar neticesinde hava kirliliği kaynaklı erken ölümler için öngörülen 5 yıllık kayıp, 2,5-3 yıla indirildi.

Çin’deki dönüşümün sağlanmasında, “Blue Map App” adlı uygulamanın da büyük katkısı olduğunu bildiren Lulitanonda, hava kirliliğine maruz kalan kişilerin bu uygulama sayesinde yaşadıkları bölgede bulunan ve havayı kirletme potansiyeli olan fabrikaları görebildiğini, uygulamanın yönlendirdiği sosyal medya hesaplarına bu fabrikalar hakkında şikayette bulunabildiğini, Çin Ulusal Çevre Ajansının da bu şikayetler doğrultusunda harekete geçtiğini anlattı.

‣ Hava kirliliği 2020’de AB genelinde 238 bin kişinin erken ölümüne yol açtı

‘Endonezya’da hükümete hava kirliliği nedeniyle dava açıldı’

Hava kirliliğiyle ilgili Endonezya’da örnek bir olay yaşandığından bahseden Lulitanonda, ülkede vatandaşların birkaç yıl önce hükümeti, hava kirliliği nedeniyle mahkemeye verdiğini ve kamu sağlığının korunmadığı gerekçesiyle açılan davayı kazandıklarını aktardı.

Singapur‘un, Endonezya’daki palm yağı sanayisi kaynaklı hava kirliliğiyle mücadele ettiğine değinen Lulitanonda, “Endonezya’da palm yağı üretimi kaynaklı çok fazla ateş yakılıyor. Buradan çıkan kirlilik civardaki Singapur, Malezya gibi ülkeleri etkiliyor. Ama komik olan, Endonezya’daki bu endüstrinin fonlamasının büyük bir kısmı Singapur kaynaklı. Fonlayanlar da onlar, bundan şikayetçi olduğunu söyleyenler de” diye konuştu.

Lulitanonda, yaşanan ikilemin ülkede sürdürülebilir fonlama konusunu gündeme getirdiğini, sonrasında Singapur hükümetinin Sınır Ötesi Duman Kirliliği Kanununu çıkardığını kaydetti.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı: 2,5 ton uranyum Libya’da kayboldu

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Libya‘da 2,5 ton doğal uranyumu içeren 10 varilin daha önce yetkililer tarafından bildirilen konumda bulunamadığını açıkladı.

Yönetim kurulu üyelerine yönelik yaptığı yazılı açıklamada UAEA, Libya ile yapılan Güvence Denetimi Anlaşması ve Ek Protokol kapsamında bu ülkedeki nükleer malzemelere ilişkin doğrulama ve gözlem faaliyetinde bulunulduğunu hatırlattı.

Açıklamada, 14 Mart’ta UAEA müfettişlerinin, Ek Protokol kapsamında yetkililerin daha önce belirli bir yerde depolandığını kaydettiği toplamda 2,5 ton doğal uranyumu içeren 10 varilin belirtilen konumda olmadığını tespit ettiği ifade edildi.

‣ Kazdağları’nda uranyum sondajı: Daha arama aşamasında çevreye zarar veriyor
‣ Radyoaktif uranyum bileşiği taşıyan römorklu kamyon kaza yaptı
UAEA, kaybolan uranyumun belirtilen yerden çıkartılması ve şu anki durumunun açıklığa kavuşturulması için harekete geçtiğini aktardı.

Açıklamada, durumun ivedilikle ele alınarak inceleme başlatılması gerektiğine işaret edilirken, “Nükleer malzemenin mevcut konumu hakkındaki bilgi kaybı, nükleer güvenlik endişelerinin yanı sıra radyolojik bir risk oluşturabilir” uyarısı yapıldı.

UAEA’nın uluslararası nükleer güvenlik standartlarının ve nükleer güvenlik rehberliğinin uygulanması için bu konuda gerekli yardımı sağlamaya hazır olduğu kaydedilen açıklamada, Başkan Rafael Mariano Grossi‘nin bu hususa ilişkin Yönetim Kurulu’nu bilgilendirmeyi sürdüreceği ifade edildi.

Greenpeace: Deprem bölgesindeki hava kirliliği ciddi bir tehdit

Greenpeace Türkiye, Kahramanmaraş merkezli depremlerden en çok etkilenen ve yardımın en son ulaştırıldığı illerden biri olan Hatay‘da hava kalitesi üzerinde ölçümler gerçekleştirdi. Greenpeace Türkiye tarafından enkazdan çıkması muhtemel başka bir felaketin daha önüne geçmek üzere başlatılan kampanyaya 10 binin üzerinde vatandaş destek vermişti.

Kampanya ile birlikte grup açtılan ihbar hattına gelen döküm sahası şikayetlerini değerlendirmek ve devam eden çevre suçuna tanıklık etmek adına, grup 5 Mart Pazar günü Hatay’ın Samandağ ve Defne ilçelerinde saha incelemesi gerçekleştirdi.

Ekip, sahada oldukları süre zarfında hava kalitesi ölçüm cihazıyla bölgedeki hava kirliliğini inceledi. Sahadaki rotaları boyunca göğüste taşınabilen ölçüm cihazı ile bireysel hava kirliliği maruziyeti takip edildi.

Fotoğraf: Greenpeace

‘Bina atıkları; depremzedeler, enkazda çalışanlar ve bölgedeki gönüllüler için ciddi bir tehdit!’

Greenpeace Türkiye’den bölgeye giden ekip, Samandağ ve Defne ilçelerindeki enkaz kaldırma çalışmaları, enkaz döküm işlemleri ve çadır kent gözlemleri sırasında 12 saatlik partikül madde 2.5 (PM 2.5) ölçümü gerçekleştirdi. Ölçümlerin sonucuna dair şu bilgi verildi:

“Bu ölçümlerde kirlilik ortalaması, 79 mikrogram (µg/m3) çıktı. Bölgedeki hava kirliliğinin, aynı trend ile gün boyu devam ettiği senaryoda, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği 24 saatlik limitin 5.2 kat üstünde olacağını tespit ettik.”

‘Endişe verici’

Ekip tarafından yapılan ölçüme ilişkin açıkalamada, ölçüm cihazının kaydettiği saatlik ortalamaların, bölgedeki depremzedelerin, enkaz kaldırma, enkaz döküm işleri ve diğer görevler için sahada bulunan insanların maruz kaldığı kirlilik seviyesi açısından oldukça endişe verici olduğu vurgulandı.

Fotoğraf: Greenpeace

PM 2.5 Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1. Grup kanserojen bir madde olarak tanımlanıyor.

Greenpeace Türkiye ekibi tarafından kayıt altına alınan saatlik ortalamalarda kirliliğin maksimum 205 mikrograma kadar çıktığı görüldü. Ekip bu rakamın endişelerini doğruladığını bildirdi ve şunları aktardı:

“12 saatlik ölçüm boyunca veriler bize kirliliğin enkaz kaldırma çalışmalarının yapıldığı ve döküm sahalarına yakın olan bölgelerde yükseldiğini, bu tür sıcak noktalardan uzaklaştıkça ise azalma eğiliminde olduğunu gösterdi. Samandağ Stadyumu’nda kurulan bir çadır kentin girişi ile yanı başındaki döküm sahası arasındaki mesafe 15-20 adım. Burada gözlemlediğimiz en yüksek saatlik ortalama hava kirliliği ölçümü 128 mikrogram. Sahil kenarında rüzgarın oldukça kuvvetli olduğu bir gün için oldukça yüksek bir ortalama, çünkü kuvvetli rüzgarlar partikül kirliliğini başka noktalara da taşırlar.”

Kaynak: Greenpeace Türkiye

Ekip ‘daha da korkutucu‘ addettiği verilerin ise Samandağ Stadyumu ve Mileyha Sulak Alanı’nı çevreleyen bölgede ölçümledikleri olduğunu belirterek şunları aktardı:

“Bu bölgede rüzgarın kuvveti ve esme yönüne bağlı olarak bir dakikalık partikül kirliliğinde ortalamanın bin 262 mikrogram seviyesine çıktığına tanıklık ettik. Anlık yükselişlerde stadyum çevresindeki bozuk yolların, özellikle stadyuma paralel olan otoyolun bir yönünün tozlu ve stabilize yapıda olması, başta hafriyat kamyonlarının yolculuğu ve açık kasalarından rüzgar etkisi ile savrulan tozun da etkili olduğunu belirtmemiz gerekir. Bütün enkazın kaldırılması için kamyonların 40xxx sefer yapması gerektiğini düşünürsek, neden olacakları tozuma kirliliğine karşı önlem alınması da son derece önemli.”

Fotoğraf: Greenpeace

‘Hava kirliliği gözle görülür bir şekilde yükseldi’

Ekip, Samandağ merkezden uzaklaşıp köylere doğru gittiklerinde ise saatlik ortalamaların gözle görülür bir şekilde düştüğünü gözlemlediklerini belirterek “Samandağ’da çöken yollar dışında yıkımın olmadığı bir köyde, en düşük saatlik ortalama verilerine ulaştık.. Burada hakim rüzgar yönü ve kuvvetinin kirlilik üzerindeki etkisini de dikkate almalıyız. Kent merkezlerindeki enkaz alanları ve çadırların kurulduğu bölgelerdeki kirliliğin rüzgarlarla bu noktaya kadar taşınmadığını düşünebiliriz” diyor ve ekliyor:

“Bir diğer dikkat çekici nokta ise akşam saatlerinde ısınma vb diğer ihtiyaçlarla yakılan ateş nedeniyle çadır bölgelerindeki hava kirliliğinin gözle görülür bir şekilde yükseldiğini gösteren verilerdi. Isınmak için yakılan kömür ve odunun enkaz çalışmalarında ortaya çıkan toza ek olarak partikül madde kirliliğine neden olduğunu gördük.

TTB ısınma kaynaklı karbonmonoksit zehirlenmelerine dikkat çekmişti, bununla birlikte çadır kentlerde gözetilmesi gereken bir halk sağlığı sorunu olarak partikül madde kirliliğinin de altını çizmemiz gerekir. Zira, Defne ilçesindeki çadır alanlarını ziyaret ettiğimiz akşam saatlerinde, saatlik ortalamalarda en yüksek kirlilik yoğunluğunun yaşandığını ölçümledik.”

Fotoğraf: Greenpeace

Antakya Hava Kalitesi Ölçüm İstasyonu depremin gerçekleştiği günden beri çalışmıyor’

Ölçüm yaptıkları noktalara en yakın hava kalitesi ölçüm istasyonunun Antakya’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından işletildiğini belirten ekip bu istasyona ilişkin olarak “Bu istasyonun konumunu Hatay 2020 yılı il çevre durum raporundan öğrendik. Koordinat bilgilerine göre bu istasyon, Samandağ’da ölçüm yaptığımız alana kuş bakışı 22 km ve Defne’de ölçüm yaptığımız alana ise yine kuşbakışı 1.7 km uzaklıkta görünüyor. Bakanlığın veri bankasından 2021 ve 2022 yıllarına ait Ocak, Şubat ve Mart ayları verilerini indirdik. Bu aylarda, 5 Mart Pazar günü ölçüm yaptığımız 10.00-22.00 arasındaki zaman dilimi ile kesişen saatlik ortalamaları ayrıştırdık ve yılın ilk çeyreğine ait günlük ortalamaları 12 saat üzerinden yeniden grupladık” diyor. Karşılaştırmalar sonucunda ortaya çıktığı belirtilen bulgular ise şöyle:

“Ortaya çıkan yeni veriye göre, 5 Mart pazar günü yaptığımız 12 saatlik ortalama ölçüm sonucu, son 2 yıldaki Ocak, Şubat ve Mart ayı ortalamalarının üstünde çıktı. Ayrıca, 5 Mart günü yaptığımız ölçümün 2021 yılı Mart ayı ortalamasının 4.6 kat, 2022 Mart ayı ortalamasının ise 3.5 kat üstünde olduğunu görüyoruz. Eğer son 3 yılda rüzgar hızı/yönü ve ortalama sıcaklık gibi meteorolojik koşullarda radikal bir değişiklik olmadıysa, aradaki farkları enkaz kaldırma ve döküm ile ısınma amacıyla yakılan odun ve kömür gibi yakıtların neden olduğu ek kirlilik yükü olarak yorumlayabiliriz.

Deprem sonrası kentsel alandaki göçün ve hava kirliliğine neden olan olağan kentsel hareketliliğin azaldığını da düşünürsek, insan faaliyetlerinden kaynaklı hava kirliliği yoğunluğunun düşme eğilimi yerine son iki yılın aylık ortalamalarının üstünde olması da bölgedeki ek kirlilik yüküne dair bir işaret olabilir. Yine de daha güvenilir yorumlar için haftalık ve aylık uzun süreli ölçüm verileri ile karşılaştırma yapmak doğru olacaktır. Fakat buna olanak sağlayacak Antakya Hava Kalitesi Ölçüm İstasyonu depremin gerçekleştiği günden beri çalışmıyor. İstasyona ait son veri, 6 Şubat sabahı 04.00.56’da gözüküyor.”

Kaynak: Greenpeace Türkiye

Enkaz kaldırma ve döküm operasyonları sırasında ortaya çıkan toz kirliliği, özünde Dünya Sağlık Örgütü dış ortam hava kalitesi kılavuzunda ve ulusal mevzuat kapsamında tanımlanan partikül madde kirliliğine işaret ediyor.

Partikül maddeler kompozisyonunda kadmiyum, nikel gibi ağır metalleri barındırmanın yanı sıra aynı zamanda asbest liflerini de hava yolu aracılığıyla taşıyabilir ve solunan havayı zehirler.

Halk sağlığı uzmanları her fırsatta ffp2 vb. maskelerinin kullanım zorunluluğunu sıklıkla vurguluyor.

Meslek odaları, asbest uzmanları ve çevre örgütleri bu riski asgari düzeyde tutabilmek için sulama yönteminin önemini dile getiriyor. Ekip ise sahadaki gözlemleri sırasında uzmanların sulama için tavsiye ettiği pulvarize sistemlere rastlamadıklarını belirtiyor.

‘Bakanlık bölgedeki kirliliği takip etmek için mobil hava kalitesi izleme istasyonu göndermeli’

Greenpeace Türkiye tarafından yapılan açıklamada son olarak şu ifadeler dile getiriliyor:

“Koçören ve Samandağ Stadyumu’ndaki döküm sahalarında tek bir arazöz bina atıklarının oluşturduğu yığınlara karşı çalışıyordu ama bu yeterli değil. Altınözü-Antakya yolunda Hatay’ın en büyük döküm sahasında ise tek bir arazöz dahi çalışmıyordu. Ek olarak, Defne, Samandağ ve Antakya’da gördüğümüz enkaz kaldırma operasyonlarında basit bir hortumla bile sulama işleminin yapıldığını görmedik. Bu eksikler ne yazık ki hava kirliliği ve asbestden kaynaklanacak yeni bir felaketin kapısını aralıyor. Bakanlık bölgedeki kirliliği takip etmek için mobil hava kalitesi izleme istasyonu göndermeli ve hava kirliliği ile asbest tehlikesini birlikte ele almalı.”

Kömür yine can aldı: Kolombiya’daki patlamada 11 kişi hayatını kaybetti

Kolombiya‘nın Cundinamarca yönetim bölgesindeki üç kömür madeninde 14 Mart’ta meydana gelen patlamalarda ilk belirlemelere göre 11 madenci yaşamını yitirdi. Kayıp 10 madenci için ise arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Başkent Bogota‘nın yaklaşık 75 kilometre kuzeyindeki Sutatausa kasabasındaki El Cajon bölgesinde yer alan El Hoyo, Lucero ve La Esperanza isimli kömür madenlerinde patlamalar yaşandı.

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Mahsur kalan madencilerin kurtarılması için valilik ile gerekli tüm çabayı gösteriyoruz” dedi.

kömür

‣ Yeşil Gazete Amasra maden faciasının araştırma komisyonu taslak raporuna ulaştı
‣ Bartın’da grizu patlaması: ‘Kader planı’na tepki yağıyor
‣ Soma maden ocağında cinayet: Yüzlerce işçi mahsur kaldı

Cundinamarca Valisi Nicolas Garcia, gazetecilere yaptığı açıklamada, geceden bu yana 10 madencinin kurtarılması için aralıksız çalıştıklarını söyledi.

Garcia, kömür işçilerinin 700 ila 900 metre derinlikte mahsur kaldığını kaydederek 100’den fazla kurtarma çalışanının aramalarda yer aldığını aktardı.

Patlamalardan yedi kişi kendi imkanları ile kurtulurken, iki kişi de kurtarma ekipleri tarafından çıkarıldı.

Öte yandan haberi alan madenci yakınlarının çevredeki endişeli bekleyişi sürüyor.

‣ Rusya: Kömür madeninde patlama, 18 ölü
‣ Ukrayna’da maden patlaması: En az 30 ölü

Ülkede yasa dışı işletilen maden ocaklarında, güvenlik önlemlerinin yetersizliği ve denetim eksikliği nedeniyle çok sayıda ölümlü kaza meydana geliyor.

Kolombiya’da 2010’da bir kömür madeninde meydana gelen patlamada 73 kişinin ölmesi, “ülke tarihinin en trajik kazası” olarak kayıtlara geçmişti.

Ulusal madencilik dairesinden yapılan açıklamada ise, patlamanın meydana geldiği madenlerin faaliyet göstermesine izin verildiği belirtildi.

Deprem bölgesinde yağış sürecek, Meteoroloji uyardı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: deprem bölgelerini içine alan Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yağışlar bugün de sürecek.

Doğu Anadolu’nun parçalı ve çok bulutlu olması, bölge genelinin yerel olmak üzere aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların genellikle yağmur ve sağanak, bölgenin kuzeydoğusunun yükseklerinde yer yer karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Yüksek kar örtüsüne sahip eğimli yamaçlarda çığ riski bulunduğu belirtiliyor.

Güneydoğu Anadolu’nun ise çok bulutlu ve bölge genelinin ise yerel olmak üzere aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Meteoroloji’den yapılan açıklamaya göre; ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Genellikle yağmur ve sağanak, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusunun yükseklerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olması beklenen yağışların; Batı Akdeniz‘de yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.

Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun eğimli ve yüksek kesimlerinde çığ tehlikesi riski bulunmaktadır. Sabah saatlerinde Konya çevrelerinde sis ve pus olayı bekleniyor.

Meteoroloji’den kuvvetli yağış, rüzgar ve çığ uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre; yağışların; Batı Akdeniz’de kuvvetli olması bekleniyor. Meteoroloji, yaşanabilecek ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, ulaşımda aksamalar ve fırtınaya karşı dikkatli ve tedbirli olunması yönünde uyarıda bulunuyor.

Rüzgarın ise Batı Akdeniz’in iç kesimlerinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli (40-70 km/sa) olarak esmesi beklendiğinden yaşanabilecek ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, ulaşımda aksamalar, soba ve doğalgaz kaynaklı baca zehirlenmeleri gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarısı yapılıyor.

Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun eğimli ve yüksek yamaçlarında ise çığ tehlikesi riski bulunduğu belirtiliyor ve vatandaşlara dikkatli ve tedbirli olmaları yönünde uyarı yapılıyor.

Deprem bölgesi olan Güneydoğu Anadolu’da ise toz taşınımı bekleniyor. Bu nedenle yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarıları söz konusu.

ADIYAMAN °C, 14°C

Çok bulutlu, yerel olmak üzere aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

DİYARBAKIR °C, 14°C

Çok bulutlu, yerel olmak üzere aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

GAZİANTEP °C, 14°C

Çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel olmak üzere aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

ŞANLIURFA °C, 16°C

Çok bulutlu, yerel olmak üzere aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

ADANA °C, 19°C

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı

ANTALYA °C, 17°C

Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

HATAY °C, 18°C

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı

K.MARAŞ °C, 15°C

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı

ELAZIĞ °C, 13°C

Çok bulutlu ve aralıklı sağanak yağışlı

ERZURUM °C, 11°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren yerel olmak üzere yağmurlu, yüksekleri karla karışık yağmurlu.

KARS °C, 12°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren yerel olmak üzere yağmurlu, yüksekleri karla karışık yağmurlu.

MALATYA °C, 13°C

Çok bulutlu ve aralıklı sağanak yağışlı

Selde 16 kişi hayatını kaybetti: Erdoğan’ın Urfa’da açtığı 105 milyon TL’lik Abide Kavşağı da sele teslim

Dün (15 Mart) Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen illerde başta olmak üzere meydana gelen sel felaketinde can kaybı 16’e yükseldi. Çadırların ve konteynerlerin kurulduğu yerlerdeki plansızlık nedeniyle, bölge halkı ikinci kez afeti yaşadı. Şiddetli yağış nedeniyle Şanlıurfa‘da 14 kişi, Adıyaman’da ise konteynerin sele kapılmasıyla 2 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında 1,5 yaşındaki bir çocuğun da olduğu açıklandı. Sel nedeniyle çok sayıda kişinin kaybolduğu bildirilirken bölgede arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor.

AKP’li Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve kentteki trafik sorununu çözdüğü öne sürülen Abide Köprülü Kavşağı, yoğun yağışı kaldıramadı.

Kentte iklim krizinin tetiklediği yoğun yağışlar sonucu yaşanan afette, otomobillerin kavşaktan alt geçide akan sel suları arasında mahsur kaldığı görüldü. Kavşakta mahsur alan iki kişi de güçlükle kurtarıldı.

Çok sayıda araba ve yurttaş, kavşakta bulunan köprünün altında mahsur kaldı. Kavşağın sele teslim olmasının ardından gözler, kavşağın yapım sürecine ve maliyetine çevrildi.

Şanlıurfa

‣ Şanlıurfa ve Adıyaman’daki sel felaketinde can kaybı 13’e yükseldi

Erdoğan: Belediyemiz beton yolla kendini ispat etti

BirGün‘den Mustafa Bildircin‘in aktardığına göre, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Zeynel Abidin Beyazgül’ün girişimiyle yaptırıldığı belirtilen Abide Köprülü Kavşağı, 3 Aralık 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı törenle açıldı.

Açılış töreninde yaptığı konuşmada Erdoğan, belediyenin çalışmalarını överek, “Hatırlayın, nerelerden geldik? Şanlıurfa’nın havalimanı, Şanlıurfa’nın böyle güzel yolları mı vardı, nerede? Ama şimdi havalimanından çıkıyorsun Karaköprü’dün merkeze tüm kavşak düzenlemeleriyle, her şeyiyle, altyapısıyla-üstyapısıyla bambaşka bir Türkiye, bambaşka bir Şanlıurfa” ifadelerini kullanmış ve şunları aktarmıştı:

Büyükşehir belediyemiz yaklaşık 1 milyar liraya yakın bütçeyle yatırımlar gerçekleştirdi. Abide ve Karakoyun Köprülü Kavşaklarını inşa etti ve bugün açılışını yapıyoruz. Yaptığı 1 milyon 860 bin metrekare beton parkeyle, 156 kilometre beton yolla, kurduğu asfalt şantiyesiyle büyükşehir belediyemiz gerçekten kendisini en güzel şekilde ispat etti.

Kavşağın, “Kente nefes aldırdığı” ifade edilerek trafik sorununu büyük ölçüde çözdüğü savunuldu. Kavşakta 15 Şubat’ta yaşanan yağışın ardından yaşanan görüntüler ise “Kavşak plansız, alelacele yapıldı” iddialarını akıllara getirdi.

Fotoğraf: Jiyan Erkılıç
‣ Depremden sonra bir de sel bastı: Şanlıurfa ve Adıyaman’da beş kişi yaşamını yitirdi

‘Erdoğan’ın elinden ödül aldı’

Abide Kavşağı’ndaki bağlantı yollarının revize projeleri, 30 Temmuz 2021 tarihinde düzenlenen ihale kapsamında çizdirildi. Revize projelerinin çizdirilmesi için Hatay merkezli bir harita-mühendislik şirketiyle 370 bin TL’lik anlaşma yapıldı.

Yağışta altı suyla dolan Abide Kavşağı Köprüsü’ne yönelik yapım ihalesi ise 6 Nisan’da gerçekleştirildi. Yalnızca bir şirketin teklifinin geçerli sayıldığı ihale kapsamında Ankara merkezli Ohitan İnşaat Mühendislik isimli şirket ile sözleşme imzalandı. Sözleşmenin bedeli ise kayıtlara, 104 milyon 900 bin TL olarak geçti.

Yağmur suyunu kaldıramayan kavşak için harcanan toplam para, 105 milyon 270 bin TL’ye ulaştı.

Gazeteci Murat Ağırel, sosyal medya hesabından firmanın Gürbağ Grup bünyesine bağlı olduğunu ifade etti. Ağırel yaptığı paylaşımda, “Gürbağ Yönetim Kurulu Başkanı Halil Bağıban ENR tarafından düzenlenen ‘Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi’ listesinde yer aldı ve ödülünü Recep Tayip Erdoğan’dan aldı” dedi.

‣ Dersim için taşkın uyarısı: Munzur ve Pülümür çaylarının su seviyesi yükseldi

‘Bilime kulak tıkayan anlayışın sonucu’

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şanlıurfa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Fikret Çakır, “Birbiri ardında yaşanan felaketler, bilimin sözlerine kulak tıkayan anlayışın sonucudur” değerlendirmesinde bulundu.

Çakır, henüz dört ay önce açılışı gerçekleştirilen köprünün altının da suyla dolduğunu vurgulayarak, “Zemin etütleri sağlıklı yapılsaydı bu görüntüler ortaya çıkmazdı” diye diye belirtti.

Yaşananların yalnızca yoğun yağış ile açıklanamayacağını kaydeden Çakır, “Ufak tefek yağışlarda dahi o bölgede su birikmesi oluyordu. Mühendislik hataları olduğu çok açık” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Günün erken saatlerinden itibaren etkili olan yağışlar Adıyaman, Şanlıurfa ve Malatya‘da sele neden oldu. Seller nedeniyle Adıyaman’da iki, Şanlıurfa’da 11 kişi hayatını kaybetti.

Adıyaman ve Malatya’da depremzedelerin yaşadığı çadır kentlerde çadırları su bastı. Adıyaman’da su baskınından etkilenen vatandaşlar, KYK yurtlarına yerleştirildi. Cadde ve sokaklar su altında kaldığı Adıyaman’ın Sincik ilçesindeki bir derenin taşmasıyla bir köprü araç trafiğine kapandı. Derenin taşması sonucu köprüde göçükler oluştu.

Şanlıurfa’da yüzlerce ev ve araç sel suları altında kalırken Eyyübiye Eğitim ve Araştırma Hastanesini su bastı. Birçok semte ulaşım sağlanamayan kentte eğitime bir gün ara verildi.

Yaşanan felaketin ardından AFAD, Adıyaman ve Şanlıurfa’ya çok sayıda araç, profesyonel dalgıç, arama kurtarma personeli, vidanjör, motopomp ve dalgıç pompa ile kurtarma botu yönlendirdiğini açıkladı.

Depremden sonra sel: Urfa’da çadırlar su doldu, vatandaşlar botlarla kurtarılmaya çalışıldı

Video haber: Jiyan ERKILIÇ

*

Deprem bölgesindeki vatandaşlar günlük yaşam mücadelesine ek bir de sele karşı hayatta kalmaya çalışıyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, saat 17.00’da sel felaketinde Şanlıurfa’da 11, Adıyaman’da ise iki kişi hayatını kaybettiğini açıkladı.

Depremin ardından vatandaş zaten barınma sıkıntısı çekiyor, birçoğu toprak zemine kurulu çadır ve konteynerlerde kalıyordu.

Şanlıurfa’da depremzedelerin barındığı Haliliye ilçesindeki Ahmet Yesevi mahallesinde kurulan çadırlar da su altında kaldı. Akabe mahallesinde sel nedeniyle evlerinde mahsur kalan vatandaşlar botlarla kurtarılmaya başlandı.

Şanlıurfa’da su basan Abide Kavşağı alt geçidi henüz birkaç ay önce Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılmıştı. Müteahhidinin ise Erdoğan’ın elinden ödül aldığı ortaya çıktı:

Bölgedeki çocukların çadırların yanında yerden yüksek noktalara çıkarak sudan kendisini korumaya çalıştığı görüldü.

Süleyman Soylu hayatını kaybedenler arasında 1,5 yaşındaki bir çocuğun da yer aldığını açıklamıştı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü beklenen kuvvetli yağışlar nedeniyle Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Mardin ve Şanlıurfa için turuncu kodlu uyarıda bulundu.

Fotoğraf: Jiyan Erkılıç

Kentler zaten enkaz halindeyken bir de sel felaketiyle karşı karşıya kaldı.

Birçok yol trafiğe kapıldı, birçok araç sel sularına kapıldı. Kent merkezi ve ilçelerinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle ekili tarım arazileri de sular altında kaldı.

Kurak geçen kışın ardından gelen depremin enkazı henüz kaldırılamamışken bir de üzerine eklenen sel, en tehlikeli doğal afetler arasında bulunuyor.

Fotoğraf: Jiyan Erkılıç

İklim krizi, kuraklık ve selleri aynı anda tetikliyor. İklimin değişmesi, suyun gezegen etrafında hareket etme şeklini, su döngüsünü değiştiriyor.

Ayrıca daha sıcak bir atmosfer daha fazla nem tutuyor. Her bir ısınma derecesi için atmosfer yaklaşık yüzde 7 daha fazla nem tutuyor.

Daha fazla nem ise kısa ve yoğun sağanak yağışlarda artış anlamına geliyor. Bu da ani sel riskini artırıyor.

Fotoğraf: Jiyan Erkılıç

Ayrıca kentleşme, ani akışı artıran geniş geçirimsiz yüzeyler oluşturuyor ve şiddetli sağanak yağışlar fırtına kanalizasyonlarının kapasitesini aşabiliyor.

Aşırı yağış olaylarının 21’inci yüzyıl boyunca (sıcaklıklarla birlikte) artacağı ve tarihsel ortalamanın yüzde 50’sinden üç katına kadar çıkacağı tahmin ediliyor.

Dersim için taşkın uyarısı: Munzur ve Pülümür çaylarının su seviyesi yükseldi

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerine yönelik kuvvetli yağış uyarılar devam ediyor. Depremden etkilenen Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya illerinde bugün taşkınlar yaşanmasına yol açan uzun süreli sağanaklar, Dersim‘de de etkisini gösteriyor.

Yoğun yağışlarla birlikte Munzur ve Pülümür çaylarının su seviyelerinin yükseldiği görülüyor. Tunceli Belediyesi, yurttaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.

‣ Depremden sonra bir de sel bastı: Şanlıurfa ve Adıyaman’da beş kişi yaşamını yitirdi
‣ Şanlıurfa ve Adıyaman’daki sel felaketinde can kaybı 13’e yükseldi

‘Nehir kıyılarına yaklaşmayın’

Yapılan açıklama, olası bir taşkın ihtimaline karşı vatandaşları uyararak, şu ifadelere yer verildi:

“İlimizde son günlerde yaşanan etkili yağışlar nedeniyle hem Pülümür Çayı hem de Munzur Çayı su seviyesinde büyük miktarlarda artış meydana gelmiştir. Halkımızın nehir kıyılarına yaklaşmamaları ve su kıyısında bulunan işletmelerin dikkatli olmaları önemli rica olunur.”

Şanlıurfa ve Adıyaman’da 13 kişi hayatını kaybetti

Günün erken saatlerinden itibaren etkili olan yağışlar Adıyaman, Şanlıurfa ve Malatya‘da sele neden oldu. Seller nedeniyle Adıyaman’da iki, Şanlıurfa’da 11 kişi hayatını kaybetti.

Adıyaman ve Malatya’da depremzedelerin yaşadığı çadır kentlerde çadırları su bastı. Adıyaman’da su baskınından etkilenen vatandaşlar, KYK yurtlarına yerleştirildi. Cadde ve sokaklar su altında kaldığı Adıyaman’ın Sincik ilçesindeki bir derenin taşmasıyla bir köprü araç trafiğine kapandı. Derenin taşması sonucu köprüde göçükler oluştu.

Şanlıurfa’da yüzlerce ev ve araç sel suları altında kalırken Eyyübiye Eğitim ve Araştırma Hastanesini su bastı. Halen birçok semte ulaşım sağlanamayan kentte eğitime bir gün ara verildi.

Yaşanan felaketin ardından AFAD, Adıyaman ve Şanlıurfa’ya çok sayıda araç, profesyonel dalgıç, arama kurtarma personeli, vidanjör, motopomp ve dalgıç pompa ile kurtarma botu yönlendirdiğini açıkladı.

İklim krizi sel riskini nasıl artırıyor?

Araştırma: OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı açıklananın çok üzerinde

Yeni bir araştırma, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi olmayan ülkelere tahmin edilenden iki kat daha fazla plastik atık ihraç edildiğini gösteriyor.

Fosil yakıtlar ve kimyasalların karışımı ile elde edilen plastiklerde bulunan birçok kimyasal ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. Plastik atık ihracatı, önemli bir küresel sağlık ve çevre tehdidi olarak biliniyor. Ancak mevcut raporlama sistemleri, küresel olarak ticareti yapılan plastik atıkların hacimlerini olduğundan çok daha az gösteriyor.

Uluslararası Kirleticileri Yok Etme Ağı (IPEN) plastik atık ticaretinin izlenmesine yönelik mevcut sistemdeki boşlukları vurgulamak amacıyla İsveç‘teki Gothenburg Üniversitesi, Türkiye‘deki Çukurova Üniversitesi ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan The Last Beach Cleanup‘tan araştırmacılarla bir araya geldi.

‣ HRW raporu: Türkiye’de dokuz yaşındaki çocuklar plastik atık tesislerinde, sağlıkları pahasına çalışıyor

Gizli plastikler hesaba katılsaydı…

Japonya, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve ABD‘den OECD üyesi olmayan ülkelere ve Türkiye‘ye yapılan ihracata odaklanan bilim insanları “Plastik Atık Ticareti: Gizli Rakamlar” raporunda, genellikle gözden kaçan muazzam miktarlardaki plastik atık ihracatına dikkat çekiyor.

Mevcut sistem tarafından göz ardı edilen plastik atık kategorilerinden, tekstil ve atık kağıt balyalarındaki plastik atıklar olmak üzere sadece iki kategoriye odaklanan raporun bulgularından bazıları şöyle:

  • Mevcut sistemler, gizli plastik atıkların iki türünden kaynaklanan 1,8 milyon tonunu gözden kaçırıyor.
  • Gizli plastik atıklar da hesaba katıldığında, OECD üyesi olmayan ülkelere yapılan plastik atık ihracatı kayıtlarda belirtilenlerin iki katından fazla olabilir.
  • Gizli plastikler hesaba katılsaydı, Birleşik Krallık’tan yapılan ihracat 18 kat, AB’den yapılan ihracat 2,2 kat, ABD’den yapılan ihracat ise 4,2 kat artış gösterirdi.
  • Mevcut sistemin verilerine dayanarak, en büyük plastik atık ihracatçısının Japonya olduğu görülüyor; ancak gizli plastik atıklar göz önünde bulundurulduğunda, kullanılan tahmin aralığına bağlı olarak en büyük ihracatçı AB veya ABD olabilir.

‣ ABD’de geçen yıl plastik atıkların sadece yüzde 5’i geri dönüştürülebildi

‘Plastik üretimini önemli ölçüde azaltmalıyız’

IPEN Bilim ve Teknik Danışmanı Therese Karlsson, “Raporumuz, gerçekte ne kadar plastik atığın ihraç edildiği hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımızı gösteriyor” dedi: “Plastik atıklar, atıldıkları veya yakıldıkları yerlerde çevreyi kirleten ve insan sağlığını tehdit eden zehirli kimyasallar içeriyor. Ya plastik üretimini önemli ölçüde azaltmak ya da dünya çapında yaşamları tehlikeye atan, adaletsiz ve zararlı plastik ihracatı riskine maruz kalmamız gerekiyor.”

İhraç edilen atıklar uluslararası bir kodlama sistemi ile takip ediliyor, fakat sistem ihracatın malzeme türüne göre takibini yapmıyor. Araştırmacılar plastik atık ticaretini analiz etmek için genellikle bu kodlama sistemini kullanıyor, ancak plastik atıklar için belirlenen kod, plastikten yapılan malzemelerin atık olarak ticaretinin yapıldığı birçok senaryoyu gözden kaçırıyor. Örneğin, atık kağıt balyaları yüzde 30’a kadar plastik içerebiliyor, fakat bunlar mevcut sistemde sayılmıyor. Ayrıca, sentetik (plastik) giysilerin ihracatı, giysilerin çoğu kullanılamaz durumda olmasına ve doğrudan atık sahalarına atılmasına veya yakılmasına rağmen plastik atık olarak sınıflandırılmıyor.

Mevcut tahminlerin gözden kaçırdığı başka gizli plastik kategorileri de bulunuyor. Elektronik atıkların yüzde 20’si ihraç ediliyor ve e-atıklar yaklaşık yüzde 20 oranında plastik içeriyor. Öte yandan e-atığın yüzde 20’sinden azı geri dönüştürülüyor. Kullanılmış araba lastiklerinin dahil olduğu kauçuk atıkları, plastik atık ticaret koduna dahil edilmiyor. Endüstri ayrıca plastik atıkları, atıktan türetilmiş yakıtlar olarak da gizliyor. 

‣ AB’den tarihi karar: Diğer ülkelere atık sevkiyatı dönemi geride bırakılıyor

Atık ihracatı 17 yılda yüzde 77 artış gösterdi

Dünya nüfusunun yalnızca yüzde 16’sını oluşturmalarına rağmen, yüksek gelirli ülkeler dünyadaki atıkların yaklaşık yüzde 34’ünü üretiyor. Atıkların büyük bir kısmı, genellikle toksik kimyasallar içeren plastiklerden oluşuyor ve yüksek gelirli ülkeler, plastik atıkları, bunları yönetecek altyapıya sahip olmayan düşük ve orta gelirli ülkelere sık sık ihraç ediyor. Plastiklerden ortaya çıkan zehirli kimyasallar, atığın boşaltıldığı, toprağa gömüldüğü, geri dönüştürüldüğü, kontrollü veya açık havada yakıldığı yerlerde havayı, suyu, toprağı ve gıda zincirlerini kirletiyor.

Son on yıllardaki eğilimler, plastik atık miktarının ve atık ticaretinin ve elektronik atıklar gibi çok zehirli kimyasallar içeren plastikleri barındıran kategorilerdeki plastik atık ticaretinin arttığını gösteriyor. 2004 ile 2021 arasında AB’nin AB üyesi olmayan ülkelere yaptığı atık ihracatı yüzde 77 artış gösterdi.

‣ 40 örgütten dayanışma: Plastik atık ticareti konusunda araştırma yapan gazeteciler saldırı altında

Plastik üretimi arttıkça plastik atıklar da hızla artacak. Tahminler, 2050 yılına kadar 26 milyar ton plastik atık üreteceğimizi gösteriyor. Grupların raporunda da belirtildiği gibi, “Plastik üretimini azaltmaya yönelik küresel politikalar olmadan, yüksek gelirli ülkelerden gelir düzeyi yüksek olmayan ülkelere doğru eşit olmayan bir plastik atık takası söz konusu olmaya devam edecek. … Gelecek için sürdürülebilir atık yönetimi uygulamaları geliştirmek adına plastik üretiminin azaltılması ve plastiklerin yalnızca toplumun işleyişi için gerekli olduğu durumlarda kullanılması gerekiyor.”

Basel Sözleşmesi’yle 2021’de plastik atık ticaretinin tanınmaya ve kontrol edilmeye başlaması hayati önem taşıyor olsa da, soruna karşı bir kulağını kapatıp, sadece “plastik atık” sevkiyatı olarak çok açık bir şekilde etiketlenenleri ele almak mantıklı bir yaklaşım değil. 

Küresel çevre sağlığı ve adalet için zehirli ticarete son vermeye yönelik çalışmalar yapan kar amacı gütmeyen Basel Eylem Ağı’nın (BAN) İcra Direktörü Jim Puckett, “Hükümetlerin, düzenleyicilerden göz göre göre gizlenen küresel plastik atık boşaltımının tüm kapsamını ölçmesi ve ele almasının zamanı geldi” dedi.