Ana Sayfa Blog Sayfa 531

Birleşik Krallık, iklim değişikliğinin artan etkilerine karşı ‘çarpıcı şekilde’ hazırlıksız

İngiliz hükümetinin resmi iklim danışma organı İklim Değişikliği Komitesi (CCC) Birleşik Krallık‘ın küresel ısınmanın etkilerine uyum sağlama çabalarında “kayıp bir on yıl” olduğuna dikkati çekerek ülkenin iklim krizinin etkilerine “çarpıcı bir şekilde hazırlıksız” olduğunu duyurdu.

İklim krizinin yol açtığı zararların önümüzdeki yıllarda kaçınılmaz olarak artacağını ifade eden komite, geçmişte yapılan yetersiz hazırlıklar konusunda defalarca uyarıda bulundu ve artık insanları, evlerini ve geçim kaynaklarını korumak için hükümetin acilen harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

‣ İklim krizi burada: Birleşik Krallık kıyılarında, deniz seviyesinin yükselmesi hızlanıyor

Geçen yıl ülkedeki hava sıcaklığının ilk kez 40 dereceyi gördüğüne dikkat çeken ve  sıcak dalgalarını hem iklim krizinin etkilerinin bir örneği hem de bir uyarı olarak değerlendiren danışma organı, sıcak dalgasının zirvesinde en az 3 bin erken ölüm görüldüğünü, hastanelerdeki ameliyatların yüzde 20’sinin iptal edildiğini, demir yolu raylarının eğildiğini ve orman yangınlarının şiddetlendiğini kaydetti.

‣ Birleşik Krallık’taki rekor sıcaklıklar, Avrupa’daki sıcak dalgasının olağanüstülüğünün altını çiziyor

The Guardian‘dan Damian Carrington‘ın aktardığına göre, komitenin CEO’su Chris Stark, “Bu tür çok sıcak yazların normal bir yaz haline gelmesi çok uzun sürmeyecek” dedi.

İklim eyleminin eksik olduğu alanlar arasında evlerin ısıya dayanıklı hale getirilmesi, su tedarik borularındaki sızıntıların önlenmesi ve ani sellere ve gıda kıtlığına karşı hazırlık ve iklim etkilerinden etkilenen ülkelerden yapılan ithalatlar yer alıyor.

ingiltere

‣ Birleşik Krallık hükümetine iklim stratejisi nedeniyle dava açılıyor

Adaptasyonu artırmak için ‘son şans’

CCC’nin raporuna göre, Birleşik Krallık’ın mevcut Ulusal Adaptasyon Programı ülkenin iklim değişikliği nedeniyle yaşadığı zorluklara karşı yetersiz ve gerekli politikaların uygulanmasını desteklemiyor.

Birleşik Krallık’ın bu yaz söz konusu programı güncellemesi beklenirken, bu program kapsamında belirlenecek politikalar iklim değişikliğine karşı adaptasyonu artırmak ve gelecek beş yılı daha boşa harcamamak için “son şans” olarak nitelendiriliyor.

‣ Birleşik Krallık’tan yeni iklim hedefi: Emisyonlarını 2035’e kadar yüzde 78 azaltacak

CCC Adaptasyon Komitesi Başkanı Baroness Brown, hükümetin iklim direnci konusundaki hazırlıksızlığının ülkedeki insanların yakın zamandaki denetimleriyle keskin bir tezat oluşturduğunu belirterek şunları söyledi:

İklim değişikliği etkisini hissettirdikçe, insanlar, doğa ve altyapı bunun yıkıcı sonuçlarıyla karşılaşıyor. Bu etkiler, önümüzdeki yıllarda daha da yoğunlaşacak. İklim değişikliğinin bildiğimiz risklerine karşı adaptasyon ve hazırlık konusunda son 10 yıl kayıp geçti. Aksiyon alınmadan geçen her ay bu etkilerin daha yıkıcı olmasına yol açıyor ve sıfır emisyon başta olmak üzere iklim hedeflerinin gerçekleştirilmesini riske atıyor. Hükümetin iklim direncini artırması için açık bir yol haritası çıkardık ve bu konuda adım atmalılar.

İsviçreli kadınlardan AİHM’de dava: Hükümetin iklim değişikliği politikası yaşam hakkımızı ihlal ediyor

İsviçre’de 2000’den fazla kadın, iklim değişikliği politikalarının yaşam ve sağlık haklarını ihlal ettiğini söyleyerek hükümetlerine karşı dava açtı. Bu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nde (AİHM) iklim değişikliğinin insan haklarına etkisiyle ilgili olarak görülen ilk dava olacak.

Altı yıldan bu yana İsviçre mahkemeleri nezdinde girişimde bulunan kadınlar, ülke içinde bir sonuç alamayınca davayı AİHM’e taşımaya karar verdi.

Bilim insanlarından uyarı üzerine uyarı 

Gezegenimizdeki sıcaklıklar insan faaliyetleri sonucu her geçen yıl artıyor ve iklim değişikliği insan yaşamını her yönden tehdit ediyor. Sorunun çözümü için adım atılmaması halinde insanlar ve doğanın, ısınma sonucu büyük bir yıkım yaşayacağı; kuraklıkların artacağı, deniz seviyelerinin yükseleceği ve canlı türlerinin nesillerinin tükeneceği belirtiliyor.

IPCC Raporu: Mevcut planlar insanlığı tehlikeli bir geleceğe götürüyor, ısınmanın 2 dereceyle sınırlanması zor

İklim bilimciler böyle bir yıkımın önüne geçilebilmesi için 2100 yılına kadar sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlı tutulması gerektiğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), son yayımladığı sentez raporunda 1,5 derece hedefinin tutturulamaması halinde Avrupa’nın aşırı sen sonucu sellere maruz kalacağı, orman yangınlarının da artacağı uyarısı yapmıştı.

İsviçre’de ise sıcaklıklar küresel ortalamadan daha hızlı artıyor ve artık daha sık sıcak dalgaları yaşanıyor.

İklim değişikliği, İsviçre İtalya sınırını değiştirdi: Nasıl anlaşmazlıklar yaratıyor?
İsviçre Alpleri’ndeki buzullar yarı yarıya eridi
İsviçre buzulları hızla eriyor: 2 bin yıllık antik yürüyüş patikası ortaya çıktı
İsviçre’de aşırı sağcı parti, iklim yasasını engellemeye çalışıyor

Sıcak dalgaları yaşlı kadınları daha çok etkiliyor

Yaş ortalamaları 73 olan davacı kadınlar, iklim değişikliğinin insan hakları, sağlıkları ve hatta yaşamları için risk oluşturduğunu söylüyor. Mahkemeye sunulan deliller arasında bu kadınların sağlık kayıtları da bulunuyor.

Davacılar, İsviçre hükümetinin sera gazı salımlarını azaltması için daha fazla çaba harcamasını istiyor.

İsviçre İklim Koruma Kıdemli Kadınları eş başkanı Anne Mahrer, “İsviçre iklim felaketini kontrol altına almak için çok az şey yaptığı için dava açtık. Artan sıcaklıklar şimdiden fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerinde ciddi etkilere sahip.  Sıcak dalgalarındaki büyük artış biz yaşlı kadınları hasta ediyor” dedi.

Anne Mahrer.

Diğer eş başkan Rosmarie Wydler-Wälti de şu noktalara dikkat çekti: “Başvurumuzun mahkemenin Büyük Dairesi’nde ele alınması, davanın öneminin altını çiziyor.  Mahkeme, devletlerin gerekli iklim koruma önlemlerini almayarak yaşlı kadınların insan haklarını ihlal edip etmediği sorusuna yanıt bulmanın aciliyetini ve önemini kabul etmiştir.”

Örgütün avukatı Cordelia Bähr da yaşlı kadınların sıcağın etkisine karşı son derece savunmasız olduğunu vurguladı: “Artan sıcaklıklar nedeniyle sağlıklarının bozulmasının yanı sıra önemli bir ölüm riski altında olduklarını gösteren önemli kanıtlar var. Buna göre, iklim değişikliğinin neden olduğu zarar ve riskler, devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. ve 8. Maddelerinde güvence altına alınan yaşam, sağlık ve esenlik haklarını korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi için yeterlidir.”

Kadınların başvurusu şu anda Büyük Daire önünde bulunan üç iklim değişikliği davasından biri.

Diğer iki dava da şöyle:

  • Carême / Fransa Davası (no. 7189/21): Bu dava – yine bugün( 29 Mart), öğleden sonra Mahkeme tarafından görülecek. Dava, Grande-Synthe belediyesi sınırları içinde ikamet eden eski belediye başkanı tarafından yapılan şikayetle ilgili. Şikayette, Fransa’nın iklim değişikliğini önlemek için yeterli adımlarını atmadığı ve bu durumun yaşam hakkı (Sözleşme’nin 2. Maddesi) ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının (Sözleşme’nin 8. Maddesi) ihlal ettiği savunuluyor.
  • Duarte Agostinho ve Diğerleri / Portekiz ve Diğerleri (no. 39371/20): 10 ila 23 yaşları arasındaki Portekizli gençlerin başvurusunda küresel ısınmanın diğer şeylerin yanı sıra başvuranların yaşamlarını, yaşam koşullarını, fiziksel ve zihinsel sağlıklarını etkileyen sıcak dalgalarına neden olduğu belirtiliyor.
Altı Portekizli gencin Türkiye dahil 33 ülkeye açtığı iklim davası AİHM’de görülecek

AİHM Büyük Dairesi’nin bu üç davayla ilgili devletlerin iklim krizinin etkilerini hafifletmeyerek insan haklarını ihlal edip etmediğini ve ne ölçüde ihlal ettiğini belirlemesi bekleniyor.

Karar 46 ülke için emsal oluşturacak

İsviçre hükümeti ise iklim değişikliğinin sağlığı etkileyebileceğini inkar etmese de bunun doğrudan ileri yaştaki kadınların sağlığıyla ilişkilendirilemeyeceğini iddia ediyor.

Mahkemeden çıkacak karar, AİHM’e taraf olan 46 ülke için de emsal oluşturacak. Bağlayıcı kararın en erken bu yılın sonunda çıkabileceği belirtiliyor.

[Seçim Günlüğü] EMEP, seçime Yeşil Sol Parti listelerinden girecek

Emek Partisi (EMEP) 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine Yeşil Sol Parti listelerinden, kendi adaylarıyla gireceğini duyurdu.

EMEP’in açıklaması şöyle:

“Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden birisinin gerçekleşeceği günlerden geçiyoruz.

Tek adam yönetiminin yenilmesi ve sömürülen-ezilen halk kitlelerinin mücadelesinin ilerletilmesi partimizin güncel ve acil hedefidir. Bunun için Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte yürüttüğümüz ortak mücadele çalışmalarını güçlendirmek önceliğimiz olmaya devam ediyor.

Bu anlayış ve tutumla, EMEP olarak 14 Mayıs 2023’te gerçekleşecek olan seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bir parçası olarak katılmak için hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Somut koşullar ve halkın taleplerini göz önünde bulundurarak…

Emek ve Özgürlük ittifakının seçimlerden  güçlü bir şekilde çıkması için seçim yeterliliği olan partilerin alan boşaltma yöntemi ve çok parti-tek liste formülüyle seçimlere girmesinin önemli olacağını bugüne kadar her vesileyle vurguladıklarını belirten parti yönetimi, buna karşın ittifak bileşenleri ve “dost güçlerle” yaptıkları görüşmelerde uzlaşamadıklarını kaydetti:

“Gelinen noktada partimiz; somut politik koşulları ve halkımızın kendi talepleri için sürdürdüğü mücadelenin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak:

1- Emek ve Özgürlük İttifakı’nın geleceği, gelişmesi ve güçlenmesi,
2- İşçi sınıfı başta olmak üzere emekten, barıştan ve demokrasiden yana güçlerin parlamentoda temsil edilmesi için,

Yeşil Sol Parti listelerinden, kendi adaylarıyla seçimlere katılmaya karar vermiştir.”

 

Kedi Han, 49 gün sonra enkazdan canlı olarak çıkarıldı

6 Şubat depremlerinde yıkılan Maraş’ın Oniki şubat ilçesindeki Reyhan Kent 1 Apartmanı’nın enkazında mahsur kalan kedi Han, 49 gün sonra kurtarıldı.

Nida Dina ve kızı Nil Beril, depremlere, birlikte yaşadıkları iki yaşındaki “Han” adlı kedileriyle yaşadıkları evlerinde yakalanmıştı.

Dina, ilk depremde hasar gören evlerinden kızıyla birlikte çıktı; ancak Han gelmedi. Aynı gün ikinci depremde yıkılan 11 katlı binanın enkazında kalan hayvana sonrasında da ulaşılamadı.

Yaklaşık 40 gün yıkılan binanın enkazının yanında aracının içinde kalan ve Han’ı arayan Nida Dina bugün, depremden 49 gün sonra, binanın yıkıntısında kedilerini bulmanın sevincini yaşadı.

Sıvı kaybı var

Yürüyemeyen ve ayağında kırıklar bulunan Han’ın tedavisine başlandı.

AA muhabirine depremden sonra kızıyla bölgeden ayrılmadığını söyleyen Dina, barınağa da gittiğini ancak kediden haber alamadıklarını belirtti. Bina sahibi Fahri Hatipoğlu, kediyi mutfak eşyalarını kurtarmaya çalıştıkları esnada fark ettiklerini söyleyerek “Arkadaşlarla beraber el birliğiyle çıkarttık, hemen sahibine ulaştırdık. Sahipleri de uzun zamandır burada bekliyorlardı” dedi.

Veteriner hekim Fatma Gül Hancıoğlu ise iki yıldır Han’ın bakım ve aşılarını kendisinin yaptığını belirtti: “49 gün sonra bulunmasına çok mutlu olduk. Sıvı kaybı var, bol bol sıvı veriyoruz. Tedavisine devam ediyoruz. Han bizim mucizemiz. İnşallah kurtulacak.”

Türkiye’nin sera gazı emisyonları 2021’de yüzde 7,7 arttı: 1990’dan beri yüzde 157,1 artış

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 1990 ile 2021 tarihleri arasında kaydedilen sera gazı emisyon istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, 1990’dan 2021’e kadar geçen sürede sera gazı emisyonu yüzde 157,1 oranda artış gösterdi.

TÜİK’in verilerine göre; toplam sera gazı emisyonu 2021’de 564,4 milyon ton karbondioksit (CO2) eşdeğeri (eşd.) olarak hesaplandı. Buna göre, emisyonlar  önceki yıla göre yüzde 7,7 oranında arttı.

Kişi başı toplam sera gazı emisyonu 1990’da 4 ton CO2 iken bu rakam 2021’de 6,7’ye çıktı.

‣ Türkiye’nin otuz yıllık sera gazı emisyonu karnesi: Toplam emisyon yüzde 138,4 arttı

Paris İklim Anlaşması’na 2016’da imza koyan Türkiye’nin, o yıldan bu yana  emisyonları düzenli olarak arttı. Geçen sürede sera gazı salımı yaklaşık 63,3 milyon ton CO2 artış gösterdi.

emisyon
Kaynak: TÜİK

Enerji sektörü ilk sırada

TÜİK verilerine göre; enerji sektörü saldığı emisyon miktarında diğer sektörleri geride bıraktı. Toplam sera gazı emisyonlarında 2021’de CO2 eşd. olarak en büyük payı yüzde 71,3 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken bunu sırasıyla, yüzde 13,3 ile sanayi, yüzde 12,8 ile tarım ve yüzde 2,6 ile atık sektörü takip etti.

‣ TÜİK verileri bize neler söylüyor?
emisyon
Kaynak: TÜİK

Veriler 202o rakamları ile karşılaştırıldığında, 2021 yılında Türkiye’nin enerji ve sanayi kaynaklı emisyonlarının artarken, tarım ve atık sektörleri kaynaklı emisyonlarının azaldığı görülüyor.

Enerji sektörü emisyonları 2021’de, 1990’a göre yüzde 188,4 arttı. Emisyonlar bir önceki yıla göre ise yüzde 9,8 artarak 402,5 milyon ton CO2 eşd. olarak hesaplandı.

Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı emisyonları 1990’a göre yüzde 288,7 ve bir önceki yıla göre yüzde 10,6 artarak 75,1 milyon ton CO2 eşd. olarak gerçekleşti.

Tarım sektörü emisyonları ise 2021’de, 1990’a göre yüzde 56,5 arttı. Bir önceki yıla göre ise yüzde 1,5 azalarak 72,1 milyon ton CO2 olarak hesaplandı.

Atık sektörü emisyonları 1990’a göre yüzde 32,6 artarken, bir önceki yıla göre yüzde 9,9 azalarak 14,7 milyon ton CO2 eşd. olarak kaydedildi.

emisyon
Kaynak: TÜİK

2021’de toplam CO2 emisyonlarının yüzde 32,7’si elektrik ve ısı üretiminden olmak üzere yüzde 85,2’si enerji sektöründen, yüzde 14,5’i endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektöründen, yüzde 0,3’ü ise tarım ve atık sektörlerinden kaynaklandı.

Metan emisyonlarının yüzde 61’i tarımdan

Metan (CH4) emisyonlarının ise yüzde 61,4’ü tarım, yüzde 19,3’ü enerji, yüzde 19,3’ü atık ve yüzde 0,03’ü endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektöründen; diazotmonoksit (N2O) emisyonlarının da yüzde 78’i tarım, yüzde 11,1’i enerji, yüzde 5,9’u atık ve yüzde 5’i de endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektöründen kaynaklandı.

emisyon
Kaynak: TÜİK

Türk-İş: Yoksulluk sınırı 31 bin lirayı aştı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş)  ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ raporunu yayımladı. Buna göre; Mart ayında açlık sınırı 9 bin 591 TL’yi, yoksulluk sınırı ise 31 bin 241 TL’yi aştı.

Araştırmaya göre gıda fiyatları Mart 2023’te aylık bazda yüzde 1,76, yıllık bazda ise yüzde 94,62 yükseldi. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 12 bin 459 lira oldu.

Dört kişilik ailenin beslenmesi için aylık harcama tutarı 9 bin 591 TL

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 9.591,13 TL’ye; gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 31.241,48 TL’ye yükseldi.

Raporda, gıda enflasyonunda iki aylık değişim oranı yüzde 17,96, on iki ay itibariyle değişim oranı yüzde 94,62, on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı yüzde 114,03 olarak hesaplandı.

Ramazan pidesi 9 lira

300 gramlık ramazan pidesi Ankara’da 9 TL’den satılmaya başlandı. Bir ayda pirinç, makarna un, irmik fiyatlarında sınırlı düzeyde artış gözlemlendi. Bulgur hafif düzeyde geriledi.

Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 18,29 TL

Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin ve pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları geriledi. Patates 12,5 TL’den satılmaya devam etti.

Örtü altı sebzelerden kabak, sivribiber, domates, salatalık fiyatları düştü. Balkabağı zamlandı. Kış meyvelerinden portakal, mandalina ve greyfurtun fiyatları da azaldı.

Ayva ve nar fiyatları arttı. Ortalama sebze kg fiyatı 19,63 TL, ortalama meyve kg fiyatı 18,15 TL oldu.

Hesaplamada 26’sı sebze ve 9’u meyve olmak üzere toplam 35 üründeki fiyat değişimi dikkate alındığı belirtildi. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı bu ay 18,29 TL olarak tespit edildi.

Ihlamur, zeytin, pekmez, reçel fiyatları arttı

Son bir ayda ayçiçek yağı ve tereyağı sınırlı düzeyde zamlandı, margarin ve zeytinyağı hafif şekilde fiyat gerilemesi yaşadı.

Araştırmaya göre; bir ayda ıhlamur yüzde 13, yeşil zeytin yüzde 7, pekmez yüzde 9 zamlandı. Reçel, salça, siyah zeytin fiyatları sınırlı düzeyde yükseldi. Bal, baharatlar, çay ve şeker fiyatı sabit kaldı.

Antalya’nın falezler bölgesindeki hayalet ağlar canlı yaşamını tehdit ediyor

Balıkçıların kayalık bölgelere attıkları ağların takılarak kopması sonucu su altını kaplayan, ‘hayalet ağ‘ olarak tabir edilen balıkçı ağları, denizdeki yaşamı tehdit ediyor.

Dalış eğitmeni ve Deniz Ticaret Odası 46. Komite Başkan Yardımcısı İsa Alemdar, hayalet ağlar başta olmak üzere, olta balıkçılığı yapanların denizde bıraktığı kurşunların yarattığı tehlikeyi anlattı.

DHA‘dan İbrahim Laleli‘nin aktardığına göre, tonlarca ağırlıkta, devasa büyüklüklere ulaşan ağları su altından çıkarmak için kimi zaman insan gücünün yetersiz olduğunu, vinçli teknelere ihtiyaç duyulduğunu belirten Alemdar, “Hayalet ağların su altı yaşamına verdiği olumsuzluklar saymakla bitmez” dedi.

‣ Hayalet ağ katliamı: Yüzlerce canlının ölüsü bulundu

Bu olumsuzluklara balıkçıların sebep olduğunu aktaran Alemdar, “Kayalık bölgelere ağ atılmayacağını her balıkçı bilir. Fakat birkaç balık fazla tutmak uğruna atılan ağlar kayalıklara takılıyor. Daha sonra çıkaramadıkları için kesip, bırakıyorlar. Ağların içinde kalan yüzlerce balık ise çıkamayıp, ölüyor” diye konuştu.

Falezlerde olta balıkçılığı yapanların kayalıklara takılan misinalarının ucundaki kurşunların kopması ile su altında kaldığını anlatan Alemdar, “O kurşunlar da su altı popülasyonunu zehirliyor. İnsanlar, duyarlı olmalı” dedi.

‣ Çanakkale’de hayalet balık ağlarının sualtında yarattığı tahribat belgelendi!

Tarihi batık, gönüllüler tarafından ağlardan temizlenmişti

Geçen yıl tarihi St. Didier batığını çevreleyen tonlarca ağırlıktaki hayalet ağı gönüllülerin yardımı ile temizlediğini hatırlatan Alemdar, girişimin başlangıcını “St. Didier batığı, bizim için çok önemli; tarihi bir batık. Sezon boyunca birçok defa dalış yaptığım bu noktayı o şekilde görünce çok üzüldüm. Ağları görüntüledikten sonra ekibimi toplayıp, ertesi gün temizlik dalışı yaptık” diyerek açıkladı:

‣ Tayland açıklarında bir yılda 15 ton ‘hayalet ağ’ toplandı

“Saatler süren çabamızın ardından metrelerce derinlikten kilolarca ağırlıkta ağ parçalarını teknemize çektik. Çünkü o ağ, durduğu sürece su altı canlılarına zarar verecek. İlk videomuzda altı boğa ıstakozu, yengeçler ve bir orfozu ölümden kurtarmıştık. Çıkarmaya gittiğimiz gün de ağların arasından dört boğa ıstakozu çıkarmıştık.”

Birkaç gün önce de falezler bölgesine gerçekleştirdiği dalış sırasında metrelerce uzunlukta, tonlarca ağırlığa sahip hayalet ağlarla karşılaştığını ve o anları su altı kamerası ile görüntülediğini belirten Alemdar, “Balıkçılar, su altı ekosistemini olumsuz etkileyen hayalet ağlar konusunda duyarlı olmalı. Yüzlerce su altı canlısı, bu ağların altında can veriyor” dedi.

Gençler Diyarbakır’da araştırdı, dünya çapındaki yarışmada finalist oldu: Çamaşır makinesine doğa dostu çözüm

The Earth Foundation tarafından düzenlenen ve bu yıl 116 farklı ülkeden bin 290 takımın katıldığı, öğrencilerin çevre ile ilgili projeleriyle katıldığı, İsviçre merkezli global bir yarışma olan Earthprize’de Diyarbakır’dan bir takım da yer aldı.

Diyarbakır Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi‘nden iki takım “Delavo ve Hemichange” Eartprize 2023’te en başarılı ilk on takım arasına girerek finalist oldu.

Okulun Yurt Dışı Eğitim Danışmanlığı (Global Education Center) görevini yürüten Cemil Yıldız ise takımlarına olan katkılarından dolayı Yılın Eğitmeni (Educator of the Year) ödülü için final turuna kaldı.

Program her yıl en başarılı ilk dört takımına ve yılın eğitimcisi seçilen öğretmenlere çeşitli para ödülleri sağlıyor.

Araştırarak başarıyı bulan bir ekip: Delavo

İlk on takım arasına giren Delavo takımından öğrenciler “Bizler Diyarbakır’da doğaya verilen zararları yakından gözlemleme fırsatı bulduk. Giderek azalan kaynakların insan ve çevresi üzerindeki devasa etkisini fark edince ekoloji ile alakalı yazılar yayınladığımız Hevsel Press adında yerel bir online bir gazeteyi kurarak insanların farkındalığını arttırmayı hedefledik” diyor.

Gençlerin çıkardığı gazetenin araştırma konularından biri de çamaşır makinelerinin fazla su tüketimi hakkında yaptığı bir araştırma. Öğrenciler bu araştırmanın kendilerini derinden etkilediğini belirterek bunun Delavo’nun temellerinin atıldığı sürece nasıl önayak olduğunu anlatıyor:

“2022 Ağustos’unda Latincede temiz su anlamına gelen ‘Delavo’ takımının temellerini attık.”

İnsan yaşamı üzerinde büyük bir etkiye sahip olan su kirliliğinin nedenleri arasında hızlı nüfus artışı, kentleşme ve tarım, sanayi ve enerji sektörlerindeki artan talepler oldukça büyük bir paya sahip. Delavo ekibi bu soruna ilişkin şunları dile getiriyor:

“Giderek kötüleşen su kaynakları, aşırı su kullanımı ve kirlilik gibi çeşitli nedenler ile yaşamlarımız üzerinde hayati bir öneme sahip olan ekosistemlere kalıcı hasarlar veriyor. Üstelik Birleşmiş Milletler verilerine göre yaklaşık 748 milyon insan, son on yılda başlatılan birçok eyleme ve yürürlüğe giren düzenlemelere rağmen, temiz içme suyuna yeterli erişimden yoksun durumda. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, mevcut durum devam ederse önümüzdeki yıllarda 1,6 milyar insan temiz içme suyuna ve 1,9 milyar insanın el yıkama gibi temel hijyen olanağından yoksun kalacak.”

Delavo ekibi çamaşır makinesine doğa dostu alternatif sundu!

Gençlerin yola çıktığı araştırmadan hareketle faturaya yansıyan rakamların iç yüzüne dair değerlendirmeleri ise şöyle:

“Yaygın olarak kullanılan ve genellikle haftada en az dört kez çalıştırılan bir çamaşır makinesi, bir yıkamada yaklaşık 55 litre su harcayarak su faturalarına yansıyan rakamlar olmaktan çıkıp çevreyi ve geleceğimizi tehdit eden bir unsur haline geliyor. Bunların yanında çamaşır makinelerindeki mikroplastik ve deterjan gibi geri dönüşümü çoğu yerde sağlanmayan bu atıklar giderek su kaynaklarımızı azaltıyor.”

Gençlerin ürettiği makine çamaşır suyundan mikroplastikleri filtreliyor

Okulun Yurt Dışı Eğitim Danışmanlığı görevini yürüten Cemil Yıldız, takımlarına olan katkılarından dolayı Yılın Eğitmeni ödülü için final turuna kaldı.

Ekip bu bilgiler ışığında ECaundry adını verdikleri bir de ürün tasarlıyor.  Gençler ECaundry’nin çamaşır makinelerinden çıkan gri suyu filtreleyerek makinenin üzerine yerleştirilmiş bir su tankına ilettiğini ve filtrelenen suyun ileriki yıkamalarda aynı sırayla tekrar kullanıldığını anlatıyor:

“Çamaşırlar üzerinde kalan su ve eksilen su ölçülerek azalan su miktarı kadar şebekeden tanka dolduruluyor. Kıyafetlerin içerisinde bulunan ve çevremizi gün geçtikçe daha çok tehdit eden mikroplastikler filtrasyon sistemimiz sayesinde makinede biriktiriliyor ve filtrelerin değiştirilme zamanı geldiğinde katı atık merkezlerine gönderilerek yok ediliyor.

Bunların yanı sıra ürünümüzde kullandığımız filtreler sayesinde tekrar kullanılan su daha yumuşak bir hale gelerek deterjan ve yumuşatıcı kullanımlarını da yarıya indiriyor. Böylece hem su tasarrufu sağlayıp hem de su kirliliğinin önüne geçmiş oluyoruz.”

Deprem, sel gibi su kaynaklarını kirleten doğal afetlerden sonra hijyen sorununu çözmeye de katkıda bulunuyor’

“Su faturalarını düşürerek çevreyi korumakla kalmayıp ev ekonomisine katkıda bulunan ECaundry, aynı zamanda deprem, sel gibi su kaynaklarını kirleten doğal afetlerden sonra temiz suya olan ulaşımın çok kısıtlı olduğu ve suyun ulaşamadığı yerlerde kullanılarak hijyen sorununu çözmeye bir katkıda bulunuyor” diyor gençler.

Diyarbakırlı gençler çevre dostu makineleriyle iki yarışmada dünyayı geride bıraktı

Delavo takımının ürünü ECaundry ile ekip, dünya çapında düzenlenen iki büyük yarışmada, Conrad Challenge ve Earth Prize‘da oldukça iyi sıralamalar yaptı.

Liseli araştırmacı ekibin finalist olmaya hak kazandıkları Earth Prize yarışması, dünya çapında 15-18 yaşları arasındaki gençleri sürdürülebilirlik ve çevre üzerine projeler geliştirmeye teşvik eden bir yarışma.

Söz konusu yarışmaya katılan takımlardan Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilirlik hedeflerinden bir veya birkaçının gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak projeler geliştirmesi bekleniyor.

Yarışma kapsamında gençler yalnızca proje raporlarını göndermekle kalmıyor aynı zamanda ekiplere sağlanan ekoloji eğitimleri sayesinde projelerini daha da geliştirme fırsatı buluyor.

Dünya genelinde seçilen ilk 10 takım arasına girdiler!

Conrad Challenge ise Earthprize’dan farklı olarak sürdürülebilirlik hedeflerinin yanı sıra genç yaşta girişimcilik faaliyetlerini desteklemek amacıyla NASA tarafından organize edilmiş global bir yarışma.

Ekip, çevre kategorisinde finalist olmaya hak kazandığı Conrad Challenge’de ise dünya genelinde ilk 10 takım arasına girmeye hak kazandı.

Yurdun genelinde soğuk hava etkili: Çatılar uçtu, minare ve ağaçlar devrildi

Balkanlar‘dan gelen soğuk hava dalgası ve fırtına Türkiye‘nin dört bir yanında etkili oluyor.

Ankara, İstanbul, Eskişehir, Kütahya, Balıkesir ve Samsun‘un da aralarında bulunduğu illerde kar yağışı etkili olurken, birçok kentte apartman ve bazı kamu binalarının çatıları uçtu, park halindeki araçlar zarar gördü.

‣ Meteoroloji’den sağanak, çığ ve fırtına uyarısı: Deprem bölgesinde kar bekleniyor

Doğu Karadeniz’de çatı uçtu, ağaç devrildi

Doğu Karadeniz Bölgesi‘nde beklenen kuvvetli rüzgar ve fırtına, akşam saatlerinde etkili olmaya başladı. Trabzon’da saat 16.30 sıralarında batı ve kuzeybatı yönünden esen kuvvetli rüzgar nedeniyle vatandaşlar yürümekte zorluk çekti. Rüzgar nedeniyle bazı mahallelerde kısa süreli elektrik kesintisi yaşandı.

Erdoğdu Mahallesi‘nde kuvvetli rüzgarda kökünden kopan ağaç gövdesiyle yola devrildi. Trafik akışını engelleyen ağaç, ekipler tarafından kesilerek kaldırıldı.

Rize‘nin Pazar ilçesinde de etkili fırtına sonucu apartmanın uçan çatısı, park halindeki araçların üzerine düştü. Bazı araçlarda maddi hasar meydana geldi.

hava

Ankara’da kuvvetli rüzgar bir çatıyı uçurdu

Ankara’da sabah saatlerinde başlayan kuvvetli rüzgar ve sağanak yağış, akşam saatlerinde etkisini artırdı.

Altındağ ilçesinin Hacıbayram Veli Mahallesi‘nde bulunan Esen Apartmanı‘nın çatısından kuvvetli rüzgarın ardından parçalar kaldırıma düştü. O esnada kaldırımda köpeğiyle birlikte yürüyen bir kişi düşen parçanın altında kalmaktan son anda kurtuldu.

hava

Erzincan’da çatılar uçtu, minare yıkıldı

Erzincan‘da sabah saatlerinde kuvvetli rüzgar etkili oldu. Yunusemre Mahallesi‘ndeki Akşemsettin Camisi‘nin minaresi üzerinde bulunan baz istasyonuyla birlikte yıkıldı.

Kentte bazı mahallelerde çok sayıda binanın çatısı uçtu. Erzincan Ortaokulu‘nun sac kaplama çatısı da bahçede park halindeki otomobilin üzerine düştü.

hava

Bolu Dağı’nda kar etkili oldu

Bolu Dağı‘nın D-100 ve TEM yolu geçişlerinde kar yağışı etkili oldu. Yollarda kar örtüsü oluşmaması için Karayolları ekipleri tarafından kar küreme ve tuzlama çalışması yapıldı.

Ulaşımda aksama yaşanmazken, bölgede etkili olan kar yağışıyla yeşil alanlarda kar kalınlığı beş santimetreye yükseldi.

Güzergah üzerinde yer yer sis de etkili oldu. Sis nedeniyle görüş mesafesi 30 metreye kadar düştü.

hava

Kocaeli’de bir ağaç raylara devrildi, ulaşım aksadı

Kocaeli‘de gece saatlerinde lodos etkili oldu. Sapanca geçişinde saat 03.00 sıralarında şiddetli lodos nedeniyle devrilen bir ağaç, rayların üzerine düştü. Hatta bulunan elektrik tellerinin de bir bölümü koptu ve İstanbul yönü ulaşıma kapandı.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sapanca İtfaiye Grup Amirliği ve Sapanca İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri bölgede önlem aldıktan sonra ağacı raylardan kaldırdı. Elektrik arızasının da giderilmesinin ardından demir yolu bakım ekiplerinin yaptığı çalışma sonrası, ulaşım yeniden açıldı.

hava

Adana’da bazı yolları su bastı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün şiddetli sağanak ve fırtına uyarısında bulunduğu Adana‘nın merkez Seyhan ilçesinde gece yarısı yağış etkili oldu. Sağanak nedeniyle bazı cadde ve sokaklar göle döndü. Yağışa hazırlıksız yakalananlar, zor anlar yaşadı. Trafikteki sürücüler ilerlemekte güçlük çekti. Yağış kısa bir süre sonra etkisini yitirdi.

hava

İstanbul’da kar

İstanbul’da iki gündür aralıksız yağan yağmur, bu sabah havaların soğumasıyla birlikte yerini kar yağışına bıraktı. Hava sıcaklığının 2 ile 0 derece arasında değiştiği Kartal, Aydos Ormanı‘nın yüksek kesimleri kar yağışı nedeniyle beyaza büründü. Hava sıcaklığının öğle saatlerinde etkisini arttırarak mevsim normallerinde seyir edeceği öğrenildi.

[Seçim Günlüğü] HÜDA PAR’ın parti programından: Karma eğitimden vazgeçilmeli, kadının önceliği evi olmalı

Yaklaşan 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a desteğini açıklayan ve seçimlere AKP listesinden girecek olan HÜDA PAR’ın parti programındaki gerici görüşler bir kez daha gündeme geldi.

Seçimlerde Cumhur İttifakı’nı destekleyen, Hizbullah‘a yakınlığı ile bilinen HÜDA PAR’ın parti programındaki çağdaşlık dışı görüşleri; laik eğitimi, kadın ve insan haklarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısını hedef alıyor.

‣ HÜDA-PAR: Erdoğan ittifak teklif etti, değerlendiriyoruz

Partinin 2021’de yayımlanan Parti Programı‘ndan öne çıkan çağdaşlık dışı söylemlerden bazıları şu şekilde:

‘Karma eğitİmden vazgeçilmeli’

“Zorunlu karma eğitimden vazgeçilmeli, isteyen aileler çocuklarını yüksek öğrenim dâhil eğitimin her kademesinde erkek veya kız okullarında okutabilmelidir.”

‣ AKP’nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan: Menzil Tarikatı da desteğini açıkladı
‘Kadın içİn öncelik evi olmalı’

“Kadın ile erkek arasında çalışma hakkı noktasında bir ayırım yoktur. Ancak erkek ve kadının gerek ailedeki gerekse toplumdaki konumları ve fizyolojik özellikleri dikkate alındığında, konum ve özelliklerine uygun iş sahalarının bulunması gerekir. Bunun yanında geçim yükümlülüğünü erkeğin yüklenmesi, kadın için çalışmada tabii önceliğin evi olması gerektiğine inanmaktayız.”

‣ Yeniden Refah Partisi Cumhur İttifakı’na katıldı
‘Zİna ve cinsel sapıklıklar yasaklanmalı’

“Toplumun ve neslin selameti için seküler anlayışın dayatmalarının sonucu suç olmaktan çıkarılan zina, yeniden suç olarak tanımlanmalıdır. Çünkü zinanın yasaklanması kişinin nesil emniyetini korumaya yönelik bir insan hakkıdır.

Tüm insanlığı tehdit eden cinsel sapıklıkların yasaklanması ve suç kapsamına alınması da bütün toplumu ilgilendiren bir insan hakkı olarak bu kapsamdadır.”

Bahçeli: MHP seçime 81 ilde kendi logosuyla girecek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin genel seçimde bazı illerde AKP ile ortak liste oluşturacağı yönündeki iddiaları yalanladı. Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Cumhur İttifakı‘ndaki MHP’nin seçime kendi logosu ve adaylarıyla katılacağını duyurdu.

Cumhur İttifakı’nda yer alan Büyük Birlik Partisi ve Yeniden Refah Partisi‘nin de kendi logo ve adaylarıyla seçime katılma kararı aldıklarını hatırlatan Bahçeli, “Cumhur İttifakı’nı teşkil eden iki partinin kendi adıyla, amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusu iken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak liste hazırlığına teşne olması ve buna tevessül etmesi doğru, mantıklı ve makul bir seçenek olamayacaktır” dedi.

Ortak liste iddialarını “MHP’yi küçük görme yanlışı” olarak niteleyen Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Genel Seçiminde, tüm seçim çevrelerinde olmak suretiyle üç hilal amblemiyle ve değerli milletvekili adaylarıyla demokratik mücadelesini yapacak, nihayetinde hak ettiği, layık olduğu, hasretle beklediği başarıya kesinlikle ulaşacaktır” ifadelerini kullandı.

AKP’nin bazı anketlerde oyları yüzde 7’lik barajın altında görünen MHP ile birçok ilde ortak liste oluşturulması planını gündeme aldığı iddia edilmişti. Milliyet gazetesindeki bir haberde, Bahçeli’nin onay vermesi hâlinde bu illerde MHP’li isimlerin AKP listelerinden aday gösterilebileceği belirtilmişti.

Bahçeli’nin kararından sonra Erdoğan’dan Destici’ye ziyaret

MHP lideri Bahçeli’nin seçime kendi logosu ve adayları ile girme kararını açıklaması sonrası Erdoğan, Cumhur İttifakı ortaklarından BBP Genel Başkanı Mustafa Destici‘yi ziyaret edecek.

Erdoğan-Destici görüşmesi saat 14.00’te başlayacak.

Erdoğan, dün de Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, parti lideri Fatih Erbakan ile görüşmüştü.