İklim Kriziİklim ve EnerjiManşetTürkiye

Türkiye’nin otuz yıllık sera gazı emisyonu karnesi: Toplam emisyon yüzde 138,4 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 1990 ile 2020 tarihleri arasında kaydedilen sera gazı emisyon istatistiklerini açıkladı. Buna göre 1990’dan 2020’ye kadar geçen sürede sera gazı emisyonu yüzde 138,4 oranda artış gösterdi. 

TÜİK’in verilerine göre; toplam sera gazı emisyonu 2020’de 523,9 milyon ton karbondioksit (CO2) eşdeğeri (eşd.) olarak hesaplandı. Rakam sera gazı emisyonunun önceki yıla göre yüzde 3,1 oranda arttığını ortaya koydu. Kişi başı toplam sera gazı emisyonu 1990’da 4 ton CO2 iken bu rakam 2019’da 6,2 ton CO2’e çıkmıştı.

Paris İklim Anlaşması’na 2016’da imza koyan Türkiye’nin bu geçen süre içerisinde emisyon oranları da arttı. TÜİK’in verilerine göre geçen sürede emisyonlar yaklaşık 23,9 milyon ton CO2 artış gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekim 2021’de Paris İklim Anlaşması‘nın onaylanması üzerine yapmış olduğu değerlendirmelerde söz konusu adımı “Yeşil Kalkınma Devrimi” olarak adlandırmış ve şöyle demişti:

“Türkiye, nasıl salgın döneminde güçlü sağlık altyapısı sayesinde kendini diğer ülkelerden ayrıştırmışsa, inşallah yeşil kalkınma devrimiyle de iklim değişikliği sürecinde aynı başarıyı elde edeceğiz. Gençlerimizden, milli teknoloji hamlesi ve yeşil kalkınma devrimiyle ilk hedeflerini gösterdiğimiz 2053 vizyonu için şimdiden kafa yormalarını istiyorum. Unutmayın, her şey hayal etmekle başlar. Sonra bir bakarsınız ki adım adım o hayale yaklaşmaya başlamışsınız.”

TÜİK’in rakamları emisyon azaltımına adım adım gitmenin oldukça uzağında bir tabloyu gözler önüne sererken kişi başına düşen emisyon salımının da arttığını gösteriyor. İklim değişikliğine ilişkin vadedilen politikalar ise gerçekleşebilmiş değil.

‘Kritik derecede yetersiz’

The Climate Action Tracker (İklim Eylem Takipçisi, CAT) tarafından 22 Ekim 2021’de paylaşılan son analizlerde Türkiye’nin iklim hedefleri ve politikaları “kritik olarak yetersiz” olarak değerlendirilmişti. CAT’ın “Kritik Derecede Yetersiz” notu, Türkiye’nin iklim politikalarının ve taahhütlerinin asgari düzeyde eylem yansıttığını veya hiç önlem almadığını ve Paris Anlaşması ile hiçbir şekilde uyumlu olmadığını gösteriyor. Analizde ayrıca şu ifadelere yer veriliyor:

“Türkiye’nin emisyon azaltımı için daha iddialı bir hedef belirlemesi ve daha iyi bir derecelendirme elde etmek için emisyonları azaltmak amacıyla ilgili politikalar oluşturması gerekiyor. ‘Kritik olarak yetersiz’ notu, Türkiye’nin 2030’daki politikalarının ve eylemlerinin asgari düzeyde önlemi yansıttığını veya hiç önlem almadığını ve Paris Anlaşması’nın 1,5°C sıcaklık sınırıyla hiçbir şekilde uyumlu olmadığını gösteriyor.”

Sera gazı emisyonlarında enerji sektörü ilk sırada!

TÜİK verilerine göre; enerji sektörü emisyon miktarında diğer sektörleri geride bıraktı. Toplam sera gazı emisyonlarında 2020’de CO2 eşd. olarak en büyük payı yüzde 70,2 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken bunu sırasıyla yüzde 14 ile tarım, yüzde 12,7 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı ve yüzde 3,1 ile atık sektörü takip etti.

Şubat’ta yayımlanan İstanbul Politikalar Merkezi’nin (IPM) ‘Türkiye’nin Karbonsuzlaşma Yol Haritası: 2050’de Net Sıfır’ raporu, ülkenin küresel sıcaklık artışını 1,5 derecenin altında tutmak amacıyla ekonomisini 2050’ye kadar karbonsuzlaştırmak için nasıl bir dönüşümden geçmesi gerektiğini ortaya koymuştu.

Dr. Ümit Şahin, Doç. Dr. Osman Bülent Tör, Dr. Bora Kat, Dr. Saeed Teimourzadeh, GTE Carbon Yönetici Ortağı Kemal Demirkol, Venesco Yönetim Kurulu Başkanı Arif Küna, Prof. Dr. Ebru Voyvoda ve Prof. Dr. Erinç Yeldan’ın katılımlarıyla hazırlanan raporda Türkiye ekonomisinin fosil yakıtlar terk edilerek, yenilenebilir enerjiye geçilerek, enerji verimliliği ve ilgili sektörlerde elektrifikasyon yoluyla 30 yıl içinde büyük ölçüde karbonsuzlaştırılmasının ve 2050’lerin başında Net Sıfır hedefine yaklaşılmasının mümkün olduğu belirtilmişti. Ancak söz konusu raporda belirtilen gereklilikler de ekonomi yönetiminde kendisine yer bulabilmiş değil. TÜİK’in verileri enerji sektöründeki sera gazı emisyonunun son 30 yılda yüzde 163,3 arttığını gösterdi. 

Enerji sektörü emisyonları 2020’de, 1990’a göre yüzde 163,3 arttı. Emisyonlar bir önceki yıla göre ise yüzde 0,6 artarak 367,6 milyon ton CO2 eşd. olarak hesaplandı. Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı emisyonları 1990’a göre yüzde 190,5 ve bir önceki yıla göre yüzde 14 artarak 66,8 milyon ton CO2 eşd. olarak gerçekleşti.

Enerji sektörünü tarım takip etti: Yaklaşık yüzde 60 artış!

Tarım sektörü emisyonları ise 2020’de, 1990’a göre yüzde 58,8 arttı. Bir önceki yıla göre ise yüzde 7,5 artarak 73,2 milyon ton CO2 olarak hesaplandı. Atık sektörü emisyonları ise 1990’a göre yüzde 48, bir önceki yıla göre yüzde 2,1 artarak 16,4 milyon ton CO2 eşd. olarak kaydedildi.

Toplam CO2 emisyonlarının 2020’de yüzde 31,6’sı elektrik ve ısı üretiminden olmak üzere yüzde 85,4’ü enerji sektöründen, yüzde 14,2’si endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektöründen, yüzde 0,4’ü ise tarım ve atık sektörlerinden kaynaklandı.

Metan emisyonlarının yüzde 61’i tarımdan

Metan (CH4) emisyonlarının ise yüzde 61’i tarım, yüzde 22,1’i atık, yüzde 16,9’u enerji ve yüzde 0,02’si endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektöründen; diazotmonoksit (N2O) emisyonlarının ise yüzde 80,3’ü tarım, yüzde 9,1’i enerji, yüzde 5,6’sı atık ve yüzde 5’i de endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektöründen kaynaklandı.

Ek olarak enerji üretiminde kömürün 2035’te tamamen terk edilmesinin hedeflenebileceğinin belirtildiği IPM raporunda, elektrik üretiminde doğal gazın, şebeke esnekliğiyle ilgili daha iddialı çözümler üretmek yoluyla 2050’den önce tamamen terk edilebileceği söyleniyor. Doğal gazın ise büyük bir bölümü metan gazından oluşuyor. TÜİK istatistiklerinde verilen metana (CH4) ilişkin veriler ise 2020’deki toplam sera gazı emisyonları arasında metanın yüzde 12,2’lik bir oranla karbondioksitten sonra ikinci sırada geldiğini gösteriyor. 

Paris İklim Anlaşması

Dünyanın ilk kapsamlı iklim anlaşması olarak bilinen Paris İklim Anlaşması’na Nisan 2016’da imza koyan Türkiye, anlaşmayı ancak aradan beş yıl geçtikten sonra Ekim 2021’de Parlamento’da onaylamıştı. Böylece küresel ısınmayı iki derecenin altında, bir buçuk derece seviyede tutmayı amaç edinen ülkelerle işbirliğini de kabul eden Türkiye, 2053’te ‘net sıfır emisyon’ hedefine ulaşacağını duyurmuştu.

2050’ye kadar sera gazı emisyonlarının sıfırlanması için ülkelerin ortak çalışmasını teşvik eden anlaşmaya Türkiye’nin bağlılığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nisan 2021’deki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla dünyaya duyurmuştu:

“Yatırım, üretim, istihdam politikalarımızda köklü değişikliğe yol açacak bu süreci 2053 vizyonumuzun ana unsurlarından biri olarak görüyoruz. Tabiata en büyük zararı kim verdiyse, doğal kaynakları kim vahşice sömürdüyse iklim değişikliğiyle mücadeleye en büyük katkıyı da onlar yapmalıdır.”

Ancak TÜİK’in sera gazı emisyonlarındaki artış söz konusu hedefe yaklaşmak yerine, uzaklaşılmış olduğunu ortaya koyuyor. Erdoğan’ın söz konusu konuşmayı yaptığı 2021’den bu yana sera gazı emisyonu yüzde 3,1 oranda arttı.

Kategori: İklim Krizi