Ana Sayfa Blog Sayfa 1781

Ankara’da hafta sonu kısıtlamasında marketlerin alkol satışı yasaklandı

Ankara‘da sokağa çıkma kısıtlamasının uygulandığı hafta sonları market ve bakkallarda içki satışı yapılmayacak. Ankara Emniyeti‘nin konuya ilişkin yazısı işletmelere gönderildi.

Haber Global’in aktardığına göre, yazıda sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan günlerde açık kalmasına izin verilen iş yerlerinde alkollü içki satılamayacağı belirtildi. Gerekçe olarak haksız rekabet oluşturulmaması gösterildi. 

Ruhsatı olsa dahi satamayacaklar

Bu çerçevede satış ruhsatı olsa dahi hafta sonları 10:00-17:00 saatlerinde açık olan bakkal, market, süpermarket gibi yerler müşterilerine alkollü içki veremeyecek. Satış yapanlara ise idari para cezası uygulanacak.

Geçen hafta sonu da salgının ilk dönemi ardından ilk kez uygulanan kesintisiz sokağa çıkma yasağında bazı küçük işletmelerin alkol satışı yapması engellenmişti.

Tekel Bayileri Yardımlaşma Derneği Başkanı Erol Dündar, “Genelgeye aykırı şekilde dükkan kapatmaları oldu. Böyle giderse 6 aya ülkede küçük esnaf kalmaz” demişti.

Dünyada iklim krizi: 2020 Kasım ayı sıcaklık rekoru kırdı

Avrupa Birliği tarafından desteklenen Copernicus İklim Değişikliği Servisi‘nin hava ve yüzey sıcaklıklarını analiz ettiği rapor, Kasım 2020’nin 1981-2010 arasındaki ortalamadan 0,8 derece daha sıcak geçtiğini ortaya koydu.

Raporda bu yıl kasım ayında ölçülen  sıcaklığının 2019 kasımında ölçülenin 0,1 derece üzerinde olduğu belirtildi. Ayrıca bundan önce en sıcak dönemin yaşandığı 2006’daki ortalama sıcaklığın 0,4 derece üstüne çıktığı belirtilen raporda 2020 Kasım ayının bugüne kadar kaydedilen en yüksek sıcaklığa ulaştığı söylendi.

‘İklim kriziyle mücadele daha ciddi düşünülmeli’

Copernicus İklim Değişikliği Servisi yöneticilerinden Carlo Buontempo, “rekor sıcaklıkların, küresel iklim değişikliğinin uzun süreli ısınma eğilimiyle tutarlı” olduğunu söyledi.

Buontempo, “İklim risklerini yatıştırmayı önceleyen tüm karar vericiler, bu kayıtları tehlike çanları olarak görmeli ve 2015 Paris Anlaşması’nın uluslararası taahhütlerine nasıl en iyi şekilde uyulacağını her zamankinden daha ciddi biçimde düşünmelidir” ifadesini kullandı.

‘Kuzey Kutbu dünyanın geri kalanından hızlı ısınıyor’

Kuzey Kutup Bölgesi’nde ve Sibirya‘nın kuzeyinde sıcaklıkların, deniz buzu en düşük boyutuna yaklaşırken, kalıcı biçimde yüksek seyrettiğine de işaret eden Buontempo şunları söyledi:

Bu eğilim endişe verici ve dünyanın geri kalanından daha hızlı ısındığından Kuzey Kutup Bölgesinin kapsamlı izlenmesinin önemini ortaya koyuyor.”

 

Küresel sıcaklıklar artıyor

Sıcaklık ölçümleri 1979 yılından bu yana yapılıyor. Ortalama sıcaklık ise 1981’den 2010 yılına kadarki zaman diliminde kaydedilen sıcaklıklar üzerinden hesaplanıyor.

Copernicus daha önce de  geçtiğimiz ekim ayının ortalamadan 0,63 santigrat derece daha sıcak kaydedilerek rekor kırdığını duyurmuştu.

2020 yılının Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında da sıcaklık seviyeleri ortalamanın üzerinde gerçekleşmişti.

Everest 86 cm uzadı

Dünya’nın en yüksek dağı Himayalar’ın zirvesi Everest Tepesi‘nin 86 santim daha yüksek olduğu tespit edildi. Everest’te Çinli ve Nepalli bilim insanlarının yaptığı son ölçümlerde dağın yüksekliğinin 8 bin 848 metre 86 santim olduğu kaydedildi. 

DW Türkçe‘nin aktardığına göre, Nepal Dışişleri Bakanı Pradeep Kumar Gyawali, Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile yaptıkları video konferans görüşmesinde Everest’in ‘Nepal ile Çin arasındaki dostluğun ebedi sembolü’ olduğunu söyledi.

Daha önce Everest’in yüksekliği, 1954 yılında Hindistan tarafından yapılan bir araştırmanın verilerine dayanıyordu ve dağın yüksekliği 8 bin 848 metre olarak kabul ediliyordu. Çin, 2005’te zirvenin hassas irtifa ölçümünü yapmak için Everest’e keşif grupları yollamıştı. O dönemde dağın yüksekliği sırasıyla 8 bin 844 metre 43 santim olarak ölçülmüştü.

Deprem ve küresel ısınma

Bavyera Bilim Akademisi‘nden Christian Gerlach, ölçümdeki farklılıkta yeni tekniklerin uygulanmasının yanı sıra tektonik plakalardaki kayma, 2015’teki şiddetli deprem gibi nedenlerin de etkili olmuş olabileceğini kaydetti. Gerlach, 2015’teki depremin Himalayalar’da yükseklik değişikliklerine yol açtığını, ayrıca iklim değişikliği nedeniyle kar tabakalarının erimesinin de ölçümlerde etkili olabileceğini kaydetti.

Endonezya: Çin aşısı CoronaVac yüzde 97 oranında etkili

Türkiye‘nin 50 milyon doz sipariş ettiği ve Çinli Sinovac şirketi tarafından üretilen CoronaVac isimli Covid-19 aşısının Endonezya‘daki denemelerinin ilk sonuçları açıklandı. Denemeleri Sinovac ile ortaklaşa yürüten Endonezya devlet şirketi Bio Farma, aşının yüzde 97 oranında etkili olduğunu bildirdi. 

https://twitter.com/next_china/status/1336228068227166208

Bio Farma Sözcüsü Iwan Setiawan’ın açıklamasına göre, aşının yapıldığı her 100 kişiden 97’si antikor üretti.Endonezya’daki denemelere 1.600 gönüllü katılmıştı. 

Aşının ayrıntılı Faz-3 sonuçlarının ve sağladığı antikor seviyesinin detaylarının bu hafta içinde açıklanması bekleniyor.

Üç kez ilçeden kovulan HES şirketi bu kez jandarma eşliğinde bölgeye geldi

Haber: Gençağa Karafazlı

Artvin Yusufeli’nde hidroelektrik santrali (HES) yapmak isteyen Erarı Elektromekanik Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, üç kez bölgeden kovulmasına rağmen bugün öğle saatlerinde yine bölgeye geldi.

Bu sefer jandarmanın da eşlik ettiği firma çalışanları çalışmalarına başladı. Jandarma alandan görüntü alınmasına izin vermezken tüm yolları da kapadı. Alana gelmek isteyen köylüler de zorla uzaklaştırıldı.

‘Yaşam alanlarımız yıkılıyor’

HES’in yer alacağı köylerden biri olan Yaylalar Köyü‘nün muhtarı Fethi Havek, yaşananları şöyle anlattı:

Bu yapılanlar insanlığa sığmaz. Sanki Teröristle savaşa çıkmış gibiler. Bizi alana sokmuyorlar. Toprağımız, yaşam alanlarımız gözümüzün önünde dozerlerle yıkılıyor. Yazıktır günahtır duyun sesimizi. Şu dakikaya kadar onlarca ağaç yok ettiler ve katliam devam ediyor. İnsanlığa kıyıyorlar, can damarlarımızı kesiyorlar. Yetkililer duyun bu feryadımız kıymayın yaşamımıza.”

‘Köylerimizin boşalmasından fırsat buldular’

Muhtar Havek, kış ayının gelmesiyle birlikte köylerin boşaldığına dikkat çekerek şunları dile getirdi:

Köylerimiz boşalmasını fırsat buldular. Kar yağdı. Herkes köyden ayrıldı. Direnecek kimse de kalmadı tek başıma kaldım. Konuşamıyorum komutan beni de alana sokmuyor ve görüntü almamıza müsaade edilmiyor. Bu yapılanlar hukuksuzdur yasalara aykırıdır. Bu katliam bir an evvel durdurulsun.”

‘Onlarca ağaç kesildi’

Olay anında orada olan bölge sakini Hafız Peker ise yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

60 jandarma var burada. Komutan bizleri ikna etmeye çalışıyor. Şu dakikaya kadar onlarca ağaç kesildi. Doğa katliamı başladı. Yazık ediyorlar yurdumuza. Ne diyeceğim bilemiyorum kimse de yok yalnız kaldık. Komşularımızın hepsi gitti. Onlar da fırsat buldu, jandarmayla geldi.”

Yaşananlar bakana da iletilmişti

Geçtiğimiz aylarda Yusufeli ilçesine incelemelerde bulunmak için gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu‘na ilçenin köylerinden biri olan Demirdöven Köyü‘nün muhtarı Hafız Aslan Peker, bölgede HES istemediklerini söyleyip şunları dile getirmişti:

Demirdöven Köyü ve Yaylalar Köyü sınırları içerisindeki Yamaç Tipi HES projesini köylülerimiz istemiyor. Şu an bölgeye konuşlandırılan şirketin şantiyesi yaşam alanlarını tahrip etti. Erarı firmasının hiçbir izni olmamasına rağmen bu alanda nasıl durabiliyor? Bu mera alanı bahse konu şirkete usulsüz tahsis edilmiştir.  Yaşananlardan il başkanımız ve milletvekilimizin de haberi var. Biz köylüler olarak burada HES istemiyoruz. Bu projenin iptal edilmesini talep ediyoruz.”

Ancak, Bakan Karaismailoğlu konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmadan kaymakamlık hizmet binasına gitmişti.

Ne olmuştu?

Artvin’in Yusufeli İlçesi’nde Demirdöven Köyü sınırları içerisinde Erarı Şirketi tarafından yapılacak olan Damla HES ve Regratörü projesine yörede yaşayan Demirdöven, Yaylalar ve Altıparmak Köyleri yıllardır karşı çıkıyorlar. 2014 yılında bölgeye gelen ve 2015 yılı Ocak ayında HES için şantiye kurma çalışmalarına başlayan Erarı Şirketi’nin çalışmaları köylülerin direnişiyle karşılaştı. Şantiye alanında toplanan yaklaşık 500 köylü işletme binalarının yapımını engel oldu.

Şirketin pasa sahası ile ilgili meraların kiralanmasına karşı köy muhtarlıkları tarafından davalar açıldı. Köylülerin kararlı direnişi sonrası şirket yaz aylarında bölgeyi terk etti. Yaylalar köyünün HES’e karşı açtığı dava, yerel mahkemece reddedilmesine karşı Danıştay’a taşındı ve halen sürüyor.

Geçtiğimiz ay firma ‘Demir direk dikiyoruz’ bahanesiyle üçüncü kez köye gelmiş, ancak HES çalışması yapmak istedikleri anlaşılınca köylüler tarafından bölgeden kovulmuşlardı.

Çanakkale’de askıya çıkan Bütünleşik Kıyı Alanları planına itiraz için son iki gün

Çanakkale’deki kıyı alanlarında yapılaşmanın önünü açacak askıdaki 1/50000 Ölçekli Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları plan değişikliğine itirazlar için yalnızca iki gün kaldı.

Söz konusu plan 18 Eylül 2020 tarihinde onaylanmış, 9 Kasım 2020 tarihinden itibaren de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından itirazların sunulması için bir ay süreyle askıya çıkarılmıştı.

Planın şehirdeki maden ve sanayi tesislerinin büyümesinin yanı sıra deniz ve çevre kirliliğini artıracak liman projelerinin yapılmasına neden olacağını belirten Çanakkaleliler ise herkesi bu plana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine gönderilecek bir dilekçeyle veya CİMER üzerinden yapılacak bir başvuruyla itiraz etmeye çağırıyor.

Örnek itiraz dilekçesi

Alanında uzman akademisyenler ve uzmanlar tarafından hazırlanmış örnek itiraz dilekçesine ise buradan ulaşabilirsiniz.

***

Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne

Konu: 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102. Maddesi Uyarınca 18 Eylül 2020 Tarihinde Onaylanmış ve 9 Kasım 2020 tarihinden İtibaren 1 Ay Süre İle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü İlan Tahtasına Asılmış Olan 1/50000 Ölçekli Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’na İlişkin İtiraz.

9 Aralık 2020 tarihine kadar askı süresinde olan 1/50000 Ölçekli Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’na; aşağıdaki nedenlerden ötürü itiraz ediyorum.

● Planlama alanı sınırının hangi kriterlere göre belirlendiğinin net olarak anlaşılmaması,
● Yasal mevzuatta geçerli olan doğal sit alanları sınırlarının ve derecelerinin bu defa bu planda korunup korunmadığının anlaşılmaması,
● Planda görülen kentsel alan sınırının hangi kriterlere göre oluşturulduğunun anlaşılmamış olması,
● Kentsel alan olarak belirlenen yerlerin, kıyı koruma ve zeytin alanları ile ilgili mevzuata uygun olmaması,
● Etkileşim alanlarının hangi kriterlere göre oluşup sınırlandırıldığının anlaşılmaması,
● Öncelikli bölgelerin (1.öncelikli, 2.öncelikli, 3.öncelikli) hangi kriterlere göre oluşturulup sıralandırıldığının bilinmemesi,
● Öncelikli tesislerden özellikle yük, yat, kruvaziyer limanları ve feribot yolcu iskelelerinin, gerek mekânsal yer seçimlerinin gerekse kapasite ve türlerinin, çevresel ve ekonomik açıdan hiçbir ön araştırmaya tabi tutulmadan belirlenmiş olması,
● Daha önceden Ayvacık Altı ulaşım limanı olarak tanımlanan, bu konuda hukuksal bir mücadele verilerek gereksizliği kanıtlanan liman projesinin, itiraza söz konusu planda Sazlı Alt Bölgesi Feribot Yolcu İskelesi olarak tekrar gündeme getirilmiş olması,
● Tehlikeli madde taşıyan gemilerin demirleme sahalarının körfez ve yerleşik alanlarda çok büyük risk oluşturması nedeniyle asla bu tür yerlerde bulunmaması gerekirken, öngörülen yer seçim kriterlerinin bu bağlamda düşünülmemiş olması.
● Bozcaada’da yaşanan turizm yoğunluğunun yok edici etkisini arttıracak kruvaziyer limanı ile yat limanı ilave önerisinin kesinlikle kabul edilemez olması.
● Gökçeada ve Bozcaada kıyı denizlerinin, tehlikeli madde taşıyan gemi demirleme sahası olarak ayrılması bölge denizinin kirlenmesine, sahil kesimlerinin bu kirlilikten doğrudan etkilenmesine yol açacak olması.
● Gökçeada ve Bozcaada karasal alanlarının tümünü kapsayan planlama alanı, Adalarımızın geleceğinin belirsiz planlama kararlarına açık bir konuma sürüklemesine, olası plan ve karar süreçlerinden yerel dinamiklerin ve iktidarların bu plan ile devre dışı bırakılıyor olması,
● Bandırma-Biga-Lâpseki bölgesinde mevcut ve öngörülen maden ve sanayi komplekslerinin arttırılarak büyütülmesi ve bu durumun yaratacağı kirliliğin bu planla destekleniyor olması,
● Bandırma-Biga-Lâpseki bölgesinde mevcut ve öngörülen maden ve sanayi alanlarının arttırılması ve kolaylaştırılması amaçlı, kıyı düzenleme alanları, diğer lojistik tesis ve işlev önerileri, limanlar yapılması bölgenin bu plan aracılığıyla kirlenmesinin gerekçesini oluşturuyor olması,
● Çanakkale-Balıkesir coğrafyasının ulaşım akslarıyla her yönden eziliyor ve kirletiliyor olması yönündeki mevcut otoban, köprü, karayolu alanlarının bu planla korunuyor ve destekleniyor olması ve ilave olarak deniz ulaşımıyla tüm olumsuzlukların arttırılıyor olması, kirlenmeyi ve çevresel yok oluşu destekliyor olması,
● Çanakkale kenti merkezli, feribot, yat limanı, kruvaziyer limanı, tersane ve diğer iskele önerilerinin yer belirlemesi olmaksızın önerilmesi, kıyı yağmasının en önemli gerekçesini oluşturacağından, bu tür önermelerin kent duyarlı kesimleri ve iktidarları tarafından defalarca istenmeyerek, ret edilmesine rağmen bu plan ile öneriliyor olması.

Yukarıda sırlanan tüm nedenlerden ötürü söz konusu 1/50000 Ölçekli Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’na itiraz ettiğimi bildirir, bu planın iptal edilmesini arz ederim.

İtiraz Eden Kişinin Adı Soyadı

İmza

İletişim Bilgileri (Posta Adresi ve E-Posta Adresi)

***

İBB Mezarlıklar Daire Başkanı: Kasımda ölümler geçen yıllara göre iki kat arttı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Daire Başkanı Dr. Ayhan Koç, İstanbul’da kasım ayında geçen yıllar ortalamasının iki katı ölüm gerçekleştiğini belirterek, bir ayda 11 bin 500 kişinin öldüğünü bildirdi.

ANKA’nın aktardığına göre, Koç, sağlık personelinden sonra en yüksek risk grubunda olan cenaze işleriyle uğraşan personelin gece gündüz demeden özveriyle çalıştığını söyledi. 30 kişi ile sınırlandırılan cenaze törenlerine katılımın zaten çok düştüğünü, hatta bir tek yakını olmadan gömülmek zorunda kalan cenazeler olduğunu dile getiren Koç şunları söyledi: 

İnsanların birçok endişe içinde olmaları doğaldır. Ama müsterih olsun 16 milyon, biz bütün vatandaşlarımızın dini ritüellerini yerine getirerek, pandemi öncesi ritüeli neyse şu anda onu uygulamaya devam ediyoruz. Çünkü bu vebaldir biz de bu vebali almak istemiyoruz.” 

Koronavirüsten ölenler tüm mezarlıklarda defnediliyor

Dr. Ayhan Koç, İstanbul’da şu anda 570’in üzerinde mezarlık bulunduğunu, koronavirüs nedeniyle ölenlerin de cenazelerinin ailelerinin de talepleri doğrultusunda tüm mezarlıklarda defnedildiğini söyledi:  “Ama ailenin talebi personeli dolaştıracak, gecikmeye neden olacak bir noktadaysa o zaman boş olan mezarlıklara defnediyoruz. 

Koç şöyle konuştu: 

Sağlık sektöründen sonra en büyük risk grubunda olan, mezarlıklarda çalışan, en az sağlıkçılar kadar özveri ile çalışan personelimize sağlıkçılarla birlikte teşekkür etmek lazım. Bir kurumun kurulum aşamasında yapacağı iş ile ilgili bir kurgu yapılır. İBB ortalama 200 ya da 210 cenaze için planlama yaptı ancak pandemi sürecinde de aynı personelle devam edildi. Bir kısmı da risk grubunda olduğu için ayrılmak zorunda kaldı. Yaklaşık iki katına çıkan cenaze sayımızı şu anda hemen hemen aynı personelle devam ediyoruz. Yoğunluk var ama bu personel eksikliği değil, tamamen normal hastanedeki yoğunluğun aynısı mezarlıklara da sirayet ediyor. “

Koç ölüm raporunda ‘bulaşıcı hastalık’ yazmasının kendileri açısından sadece koruyucu önlemlerin artırılması yönünde bir fark yarattığını onun dışında bir fark olmadığını belirterek, koronavirüs nedeniyle ölenler için adalar ya da yeni mezarlıklar oluşturmadıklarını kaydetti. 

İklim Eylemi İçin Liderler Türkiye’deki faaliyetlerini genişletiyor

Dünyanın dört bir yanından iklim eylemi için buluşan 900 teknoloji şirketi, İklim Eylemi İçin Liderler (LFCA) girişimine katılarak sektörlerini karbonsuzlaştırmak için çalışıyor. Türkiye’deki faaliyetlerini 2020 yılında başlatan LFCA, şimdiden 70’ten fazla üye şirketin güçlerini birleştirmesiyle hızla büyüyor.

İklim Eylemi İçin Liderler arasında Delivery Hero, Glovo ve Cabify gibi dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri ve Project A, Holtzbrinck Ventures ve eVentures‘ın da içinde bulunduğu büyük risk sermayesi fonları yer alıyor.

Girişim, dijital teknolojiler endüstrisini karbon-nötr hale getirmek, küresel bir karbon fiyatı belirlenmesini desteklemek ve diğer endüstriler için bir örnek yaratmak amacıyla 1,5 yıl önce Berlin’de kuruldu.

5,8 milyon euro üzerinde yatırım

Bu yeni çağın, dünya için dev bir fırsat oluşturduğuna inanan girişim, kısa sürede küresel ölçekli bir iklim hareketi oluşturdu. LFCA’in mevcut üyeleri, yaklaşık 100 bin çalışan ve 1 milyar aktif kullanıcıdan oluşuyor.

LFCA kısa sürede üye şirketlerin karbon ayak izlerinin azaltılması için (ortalama yüzde 20 azaltım hedefi) iklim koruma projelerine 5,8 milyon eurodan fazla yatırım ve 325 bin tondan fazla CO2 tasarrufu sağlayarak bir başlangıç yaptı.

Türkiye’de bu yıl başladı

LFCA Türkiye ekibi Yvonne Rosenbaum-Afra‘nın elçiliğinde Türkiye’deki faaliyetlerini 2020 yılında başlattı ve yedi kişilik bir ekiple çalışmalarına hızla devam ediyor.

Rosenbaum-Afra, “Hem kişisel hem de şirket düzeyinde bir taahhüt verilmesini istiyoruz. Derin değişim her zaman bireyde başlar. Girişimimize katılan herhangi bir kurucu veya CEO, Yeşil Taahhüdü yerine getirmek zorunda. Bu, kişisel karbon ayak izlerini ölçmek, azaltmak ve dengelemek zorunda oldukları ve şirketlerinde de aynısını yapmayı taahhüt ettikleri anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Her yıl taahhütte bulunmaları gerekiyor

LFCA, iklim eylemi için net bir çerçeve ve dijital araçlar sağlıyor. Etki yaratmadaki ana odak, şirketin karbon ayak izinin azaltılmasında yatıyor. LCFA’ya üye olmak ücretsiz ancak şirketlerin üyeliği devam ettirmeleri için ölçüm, azaltım ve karbon dengeleme sürecini her yıl tekrar etmeleri gerekiyor.

Şirket düzeyinin ötesine geçen topluluk, finans alanında da iklim eylemini yönlendiriyor. Yatırımcılar aktif olarak sürdürülebilir şirketler arıyor. Bu yıl, 30’dan fazla önde gelen VC fonu, LFCA tarafından başlatılan Sürdürülebilirlik İlkesi’ne katıldı. Bu ilkeyi hem varsayılan dönemki hem de hissedar sözleşmelerine entegre ettiler. Yeni finanse edilen şirketlerin çoğu, karbon emisyonlarını azaltmayı taahhüt edecek.

Kasım ayında Yeşil Gazete’de en çok hangi haberler okundu?

Hem Türkiye’de hem de dünyada dolu dolu gündemiyle bir kasım ayını geride bıraktık. Kasım ayı, koronavirüs önlemlerinin sıkılaştırıldığı ancak yeni yasa teklifleriyle doğayı kirleten şirketler üzerindeki baskıların azaltıldığı bir ay oldu.

Biz de Yeşil Gazete ekibi olarak gündemde öne çıkanları sizlerle paylaşmak ve gündeme gelmeyen konuları gün yüzüne çıkartmak için yoğun bir mesai içerisindeydik. Bu ay içerisinde sizler tarafından en çok sevilen haberlerimize aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz:

1- FMV Işık Okulları Ayazağa Yerleşkesi’nde kedi kapanı vahşeti

Bu ay içerisinde en çok okunan haberimiz İstanbul’da yer alan FMV Işık Okulları Ayazağa Yerleşkesi’nde yaşayan kedilerin okul yönetimi tarafından kullanımı yasak olan kedi kapanları vasıtasıyla yakalandığı ve kampüs dışına gönderildiği iddiasını gündeme getirdiğimiz haber oldu.

Gazete yazarlarımızdan Elif Ünal tarafından hazırlanan özel habere buradaki link üzerinden ulaşabilirsiniz.

2-Hollanda’daki bir evin çöp torbası nasıl oluyor da Türkiye’de bir yol kenarına terk ediliyor? – 2

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye plastik ihracatı kilo itibariyle son üç yılda 12 kat artmasına rağmen bu patlama ne Türkiye’nin üretim rakamlarına ne de plastik ihracatı rakamlarına yansıyor. Bu durum, ihracat verileri yanlış değilse, Türkiye’ye gönderilen plastiklerin çoğunun işlenmeyip çöp alanlarına döküldüğünü, hatta yakıldığını gösteriyor.

Jeroen Wester tarafından kaleme alınan ve Mehmet Can Akpınar‘ın Yeşil Gazete için Türkçeye kazandırdığı serinin ilkine buradan, bu ay en çok okunan haberlerimiz arasına giren ikincisine ise bu adresten göz atabilirsiniz.

3-Koronavirüste evde izolasyon süresi 10 güne düşürüldü

Sağlık Bakanlığı, koronavirüs (Covid-19) testi pozitif olan ve izolasyon süreleri sonlandırılan kişilerin, PCR testine bakılmadan işlerine dönebilmelerine yönelik düzenleme yaptı.

Düzenlemeyle birlikte olası vakalarda çalışanlar semptom başlangıcından itibaren 10’uncu günün sonunda izolasyonunu sonlandırarak işe dönebilecek. Haberin devamı için bu linke tıklamanız yeterli.

4- Kuzey Marmara Otoyolu için beş ilçede acele kamulaştırma kararı verildi

Üçüncü Boğaz Köprüsü’nü de kapsayan Kuzey Marmara Otoyolu Projesi‘nin yapımı için İstanbul’un beş ilçesindeki bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildi.

Resmi Gazete’de yayınalanan kararla Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında İstanbul’un Arnavutköy, Avcılar, Başakşehir, Büyükçekmece, Çatalca ilçelerinde yeri ve ada/parsel numaralan gösterilen taşınmazlar Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılacak. İlgili haberin detayları için burayı tıklayabilirsiniz.

5- Bir başkadır… sonunu siz getirin

Netflix’te yayınlanan Bir Başkadır dizisi ekim ayında Türkiye gündemine oturdu. Dizinin yayınlandığı günden itibaren sevenler, eleştirenler, eksik bulanlar ve yanlış bulanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

Gazete yazarlarımızdan Sezai Ozan Zeybek tarafından yazılan inceleme yazısı bu ay gazetemizde en çok okunan haberler arasına girdi. Haberi henüz okumadıysanız buradan ulaşabilirsiniz. Ancak spoiler uyarısını baştan vermiş olalım..

6- Öküzün İki Boynuzu Arasında Bir Dünya-Dilge Güney

Dilge Güney tarafından gazetemizde yayınlanan serisi Çocuklar İçin Türk Mitosları, Anadolu Efsaneleri  serisi aradan iki yıl geçmesine rağmen okuyucularımızın en çok sevdiklerinden.

Güney’in Öküzün İki Boynuzu Arasında Bir Dünya mitine yer verdiği ve incelediği yazıyı bu link üzerinden okuyabilirsiniz.

7- [Cadı Kazanı] Toprağın soykırımı

Birleşmiş Milletler verileri, sadece 60 yıl kullanacak kadar üst toprak tabakasının kaldığını gösteriyor. Toprağı iyileştirmenin bir yolunu bulamazsak, bu gezegen üzerinde yaşamaya, tahminlerden çok daha az bir süre devam edebileceğiz.

Gazetemiz yazarlarından Nuran Seyhan Bayer tarafından kaleme alınan makele Kasım ayında en çok tıklanan haberlerimizden oldu. Siz de buradan ulaşabilirsiniz.

8- Köpek temizliği ve bakımı-Duygu Er

Köpeklerin günlük, haftalık, aylık, üç ayda bir ve altı ayda bir yapılması gereken özel bakımları bulunuyor. Bu bakımların hangi şartlarda, ne kadar aralıkla ve nasıl yapılması gerektiğine ilişkin detaylar haberimizde.

Duygu Er tarafından kaleme alınan yazıyı buradaki linke tıklayarak  inceleyebilirsiniz.

9- Kasım ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?

Kasım’ın ilk günleri ile soğukları iyice hissetmeye başladık! Şimdi turunçlar ve kök sebzeler ile Covid-19’a karşı direncimizi arttırma, türlüler ve çorbalarla içimizi ısıtma zamanı. Peki hangi sebze ve meyveleri tüketmeliyiz?

Bu soruya yanıt bulmak isteyen okurlarımızın ziyaret ettiği haberimize buradan göz atabilirsiniz. Aralık ayındaki sebze ve meyve listesine bakmak isterseniz de burayı ziyaret edebilirsiniz.

10- Filyasyon ekibi çalışanları: Bize ‘VIP hasta var, önce onlara gidin’ diyorlar

Ankarada filyasyon ekibinde görev yapan üç diş hekiminin aktardığına göre, ‘özel hastalara’ belirti göstermemesine rağmen gönderilen ekiplere test yapılmıyor, izin hakları kaldırıldı, bir maskeyi üç gün kullanmaları isteniyor.

Sizler tarafından kasım ayında en çok okunan ilk 10’daki habere ilişkin detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Yeşil Gazete ekibi olarak bu ay içerisinde de sizleri gündemden haberdar etmek ve gündeme gelmeyen konuları gündeme getirmek için çalışacağız. Haberlerimizin sizler tarafından beğenilmesi ve okunması bizim için de büyük bir motivasyon kaynağı.

Eğer siz de Yeşil Gazete’nin şu anda olduğu gibi bağımsız bir şekilde haber yapmasını sürdürmesini istiyorsanız patreon hesabı üzerinden bize destek olabilirsiniz.

47 yaban keçisinin öldürülme kararı durduruldu

Antalya ve Isparta‘daki av ihalesine karşı Isparta İdare Mahkemesi‘nde açılan dava. beş ay sonra hayvanların lehine sonuçlandı. Isparta İdare Mahkemesi, av ihalesinin bilimsel verilere dayanılmadan tesis edildiğini vurguladı. Mevzuat hükümlerine, kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın av ihalesini iptal etti.

Hayvanseverler dava açtı

47 dağ keçisinin avcılar tarafından öldürülmesini önlemek için Salda için Türkiye Grubu‘ndan A Platformu Sözcüsü Hediye Gündüz, Platform katılımcıları Saliha Altın ve Yeşim Vardar tarafından dava açıldı. Ekim ayında ise Vegan Derneği Türkiye (TVD), Hayvanlara Adalet Derneği (HAD), Yunuslara Özgürlük Platformu, Hayvan Hakları ve İzleme Komitesi (HAKİM) ve Hayvan Hakları ve Etiği Derneği davaya müdahillik başvurusunda bulundu. Dava sonrası yapılan açıklamada sürecin takip edileceği, kararın diğer av ihalelerine karşı açılan davalar için de örnek olması gerektiği belirtildi.

‘Diğer illerde tehlike devam ediyor’

Dava sonucuyla ilgili açıklama yapan Hediye Gündüz, Türkiye‘nin diğer illerinde başka türler için tehlikenin devam ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:

Dünyayı birlikte paylaştığımız canların para için öldürülmesi de insani değerleri zedeleyen bir durumdu. Bu durumun Antalya ve Isparta’da yaban keçileri, hatta Tunceli’de de dağ keçileri için ortadan kalkmış olması da çok önemli. Ancak ne yazık ki bu iç acıtıcı durum Türkiye’nin diğer illerinde başka türler için halen devam ediyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Mahkeme kararı bu acı gerçeğe bir tokat olmuştur. Bu tokat, Türkiye çapında Av Turizmi Uygulama Talimatı aracılığıyla pek çok hayvanı öldürmek için sırasını bekleyen tüm kamu kurumları ve av şirketleri için de geçerli olmalı ve av katliamından bir an önce vazgeçilmelidir.

Nesli tehlikede olan bir tür

Yaban keçisi, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği‘nin (IUCN) kırmızı liste kriterlerine göre dünya çapında nesli neredeyse tehdit altında olan bir tür ve Türkiye’nin de dahil olduğu Akdeniz Bölgesi‘nde ise hassas durumda oldukları için nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya oldukları kabul ediliyor. Bu nedenle de yaban keçisi 1984 yılından beri Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altındaki türler listesinde yer alıyor. Bu da yaban keçilerinin yakalanması, alıkonulması ve kasıtlı öldürülmesinin ve canlı veya cansız olarak elde bulundurulması, iç ticaretinin yapılmasının yasak olduğu anlamına geliyor.

Fotoğraf: HAKİM

Ne olmuştu?

17 Haziran tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı Burdur 6. Bölge Müdürlüğü, nesli tehlike altında olan yaban keçilerinin 13 parti halinde 47’sinin öldürülmesi için av ihalesi açmıştı. Bakanlığa karşı açılan davada, mahkeme eylül ayında yürütmenin durdurulması ara kararını vermişti. Bu ara kararda mahkeme talep etmesine rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı’nın av turizminin gerekliliğine ilişkin herhangi bir bilimsel rapor sunmadığı ortaya çıkmıştı. Mahkeme aynı zamanda koruma altındaki bazı türleri de kapsayan av turizmi uygulamasının mevcut kanunlara aykırı olması nedeniyle bakanlıktan hukuki dayanağı netleştirmesini istemişti.