ManşetEkoloji

Hollanda’da bir evin çöp torbası nasıl oluyor da Türkiye’de bir yol kenarına bırakılıyor?-1

Yazan: Jeroen Wester

Yeşil Gazete için çeviren:  Mehmet Can Akpınar

*

  • Hollanda’nın plastik atıkları Türkiye’de yasadışı bir şekilde boşaltılıyor. NRC ve Lighthouse Gazeteciler Birliği’nin yaptığı araştırmanın raporuna göre Hollanda’nın atıkları Türkiye’de çöp alanlarına, açık arazilere ve doğaya terk ediliyor.
  • Yapılan araştırmada Katja ve Klene marka şekerleme ürünlerinin, Heineken birasının kutusu ve rendelenmiş Hollanda peynirlerinin ambalajları Adana’nın çeşitli yerlerinde bulundu. Ayrıca Hollandaca sauna hediye kartları ve Oud-Beijerland’daki bir unlu mamüller fırının kuş üzümlü Hollanda lokması (oliebol) için hazırlanmış bir indirim etiketi de bulundu.
  • Geri dönüşümü mümkün olmayan plastiğin Avrupa Birliği dışındaki ülkelere ihracatı yasak.
  • Çin’in sınırlarını kapatmasından bu yana Türkiye’ye yönelen küresel plastik atık ihracatı patlama yaptı.
  • Türkiye artan atık sevkini kontrol etmede sorunlar yaşıyor ve rahatsızlıkları sınırlamak için giderek kısıtlayıcı olmaya çalışıyor

Yer Adana. Barakalarla ve ikinci el araba satıcılarıyla çevrili, kırık fayanslar ve beton molozlar arasında boş bir arsa. Her tarafta plastik var, yığınla plastik.

Akşam güneşinin ışıkları, üzerinde Hollandaca ‘en rahatlatıcı hediye’ yazan sauna hediye kartlarının üzerine vuruyor. Hediye kartının patlıcan moru rengi arka planının çimentonun gri rengine olan tezatlığı, keskin bir şekilde göze çarpıyor.

Altılı Heineken birasının yeşil plastik ambalajı, tahta parçaları ile plastik bir poşet arasında uçuşuyor. Ambalajın üzerinde “%95’i geri dönüştürülmüş. Bana yardım et!” diye yazıyor.

Birkaç metre uzakta, Oud-Beijerland kentinde bulunan Voordijk adlı bir unlu mamüller fırınına ait plastikle kaplı buruşmuş plastik bir fiyat indirim etiketi dikkat çekiyor. Üzerindeki kırmızı rakamlar yoldan geçenlere bağırıyor:  “kuş üzümlü taze Hollanda lokmasının (oliebol) tanesi 0.80 Avro!”

Adana’nın farklı yerlerinde, Hollandalı turistler tarafından kiralanmış bir arabanın camından yola atılamayacak kadar fazla Hollanda plastiği var. Yol kenarlarında, açık araziye bırakılmış çöplüklerde:

Katja’nın vegan yoğurt sakızlarını seviyorum. 1910’dan beri değişmeyen lezzet, ‘s Heerenberg’den 500 gram.

Parlak pembe kiloluk ambalajında gerçek İngiliz meyan kökü şekeri, Klene Neerlandsch’ten, tek gerçek lezzet.

Fırın yemekleri için rendelenmiş peynir Emmental 45+ peyniri ve az olgunlaştırılmış Gouda 48+ peynirinin hafif karışımı.

Bu plastik atıklarının Hollanda’dan dört bin kilometre uzakta bir çöplükte veya yasadışı bir çöp yığının içerisinde ya da öylesine terkedilmiş bir halde açık bir arazide ne işi var?

Hollanda’nın NRC Handelsblad gazetesi, bu yılın başından beri Lighthouse Reports Gazeteciler Birliği ile birlikte Hollanda’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atıkları araştırıyor. Çin’in 2018’de sınırlarını Batı’dan gelen atıklara kapatmasının ardından, Türkiye’ye sevk edilen Avrupa atıklarının miktarı adeta patlama yaptı. Son iki yılda, Hollanda’dan Türkiye’ye yapılan plastik atık ihracatı altı kat arttı. Resmi mevzuata göre bu ihracat şayet atıklar Türkiye’de iyi bir şekilde değerlendirilecek ise mümkün. Ancak biyoçözünür özelliği olmayan bu plastik atıkların çok büyük bir kısmının serüveni hukuki radarın dışına çıkıp olmamaları gereken noktalarda sonuçlanıyor.

 Ayrıştırılmış plastik balyalar

Hollanda’da her ev çöplerini giderek daha fazla ayırıyor. 1993’te %32 olan bu rakam geçtiğimiz yıl %60’a ulaştı. Plastik, teneke kutu, karton, kağıt, meyve/sebze ve tekstil miktarlarının artmasına rağmen, kişi başına düşen çöp yıllık 263 kg’dan 165 kg’a düşerek yıllar içinde istikrarlı bir şekilde azaldı. Bu, anafikri ‘iyi ayrılmış atıkların geri dönüşümü daha kolaydır’ olarak belirlenmiş bir hükümet politikasının sonucu. Birçok belediye, insanları, plastik (p) ve metal (m) ambalaj atıklarını Tetra Pak karton kutuları (d) ile birlikte tek bir çöp kutusunda toplamaya teşvik ediyor. ‘PMD’ olarak tanımlanan bu atıklar toplandıktan sonra ayrıştırılmaları için çöp fabrikalarına gönderiliyor.

Plastik ambalaj bundan sonra bir çok işlemden geçiyor: Fabrikada çöpler önce sıkıştırılarak bir atık haznesine yüklenir, bir öğütücü tarafından ‘PMD’ parçalanır, taşıyıcı bant yardımıyla atıklar insan boyutundaki döner eleklere taşınır ve birbirine yapışmış kütleler silkelenerek ayrıştırılır. Burada en hafif malzeme, makinalar tarafında anında emilir. Geriye kalan bardaklar, teneke kutular, içecek kartonları ve şişeler daha yüksek hızda taşıyıcı bant üzerinde taşınmaya devam eder. Mıknatıslar yardımıyla metal atıklar ayıklanır ve güçlü bir hava akımıyla da karton atıklar bandın dışına üflenir. Bundan sonra taşıyıcı bantta sadece plastik atıklar kalır ve kızılötesi ışınlar plastiğin türünü algılayıp, örneğin, şeffaf PET şişeleri şeffaf olmayanlardan ayrıştırılmasına yardımcı olurlar.

Şeker poşetleri, rendelenmiş peynir ambalajı ve Heineken ambalaj plastiği ise büyük döner eleği geçtikten hemen sonra, mıknatıs ayrıştırıcısına varmadan önce seçilip alınır. Çünkü bunlar, düşük kaliteli folyo veya geri dönüştürülemeyen plastik kategorisine girer. Bundan sonraki işlem ayrıştırılmış tüm plastik türleri için aynıdır. Plastikler sınıflarına göre kolay istiflenebilir ve nakliyesi rahat, sıkıştırılmış birer plastik balya haline gelirler.

Patlak zıplama topu

Her şey, sonuçta sistemin sınıflandırarak meydana getirdiği atık etrafında döner. Karmakarışık PMD yığını bir çöp ayrıştırılarak plastik, karton veya metal sınıflarına ulaştığında, ödemeler Atık Fonu adlı, yaklaşık 2.500 şirket tarafından finanse edilen, merkezî bir kuruluştan yapılır. Belediye toplanan her ton için kendi ücret payını alır, toplama hizmetleri ödenir ve ayrıştırıcı şirket de atığın türü ve ağırlığına göre kendi ücretini alır.

Hükümetler ve geri dönüşüm endüstrisi, Almanya modelini izleyerek bu kapalı devre sistemi ortaklaşa tasarladı. Ancak bu sisteme göre Türkiye’ye ambalaj atıklarını göndermek ne mantıklı ne de yasal! Daha da ötesi, ev tipi plastik atıkları Avrupa Birliği dışına ihraç etmek mali açıdan da cazip değil. Eğer bu gerçekleşmiş ise ve Adana’da bulunan Hollanda menşeli ambalajlar gerçekten ‘ev tipi plastik atıklardan’ kaynaklanıyorsa, bu hata, üstü profesyonel olarak örtülmüş olan bir altyapı sorunudur.

Daha muhtemel diğer bir olasılık ise, Türkiye’deki Hollanda plastiğinin ‘endüstriyel atık’ olmasıdır. Bu, Hollanda’daki anlaşılması en karmaşık atık çeşididir. Ev atıklarındaki ambalaj harici tüm plastiklerden tutun evin dışında kullanılan tüm ambalajlar  ‘endüstriyel atık’ kapsamına girer: örneğin, evinizdeki patlak plastik zıplama topundan (skippy ball), ofisinizdeki tek kullanımlık salata kasesine kadar…

Şirketler geri dönüştürülmesi mümkün olmayan plastik ambalajları yasal düzenlemeye göre iade etmek zorunda, ancak bu çok meşakkatli bir iş.

Şirketlerden, ofislerden, süpermarketlerden, fabrikalardan ve belediye atık istasyonlarından gelen atıklar, Atık Fonu’nun ödeme sisteminin dışında kalmaktadır. Bu atıklara ne olduğuna dair bilgimiz çok daha az. Bu plastiklerin işlenmesinden kuruluşlar kendileri sorumludur ve genellikle bir atık tesisiyle kendileri özel bir sözleşme yaparlar. Fakat bu maalesef denetimi çok az, elimizde sağlam verilerin bulunmadığı tamamen serbest bir pazar. Bazılarının söylediğine göre endüstriyel atıklar ile evsel atıklar birbirlerine benzediklerinden dolayı plastik tacirleri bazen bu iki tip atığı birleştirmekteler. Bu noktadan sonra plastik çöpler artık takip radarının dışına çıkmakta ve bazen yasadışı kanallara sevk olabilmektedir

Üretim Merkezi

Adana’da bulunan plastik ambalajın menşei ne olursa olsun, uzun bir deniz yolculuğu yaptığı açık. Bu yolculuk bir yük gemisiyle 20 metrelik çelik bir konteyner içinde, bir veya iki hafta boyunca sürüyor.

Asya, bir süredir dünyanın üretim merkezi haline geldiğinden, Avrupa’ya gelen kargo hacmi Asya’ya gidenden çok daha fazla. Bundan dolayı, Avrupa’dan Asya’ya geri dönen konteyner gemilerinin boş kalmaması için Asya istikametindeki deniz yolu nakliye ücretleri çok düşük seviyelerde tutuluyor.

1989’da imzalanan Basel Konvansiyonu’na göre evsel ve tehlikeli atıkların ihracatında uluslararası kısıtlamalar mevcut. Ancak hikayesi Adana’da son bulan plastik ambalaj atıkları ‘tehlikeli’ kategorisine girmiyor ve bu yüzden sevkiyatları ile çok az düzenleme ve denetleme var. Kısacası, HS3915 kodu altında, her boyut ve şekildeki plastik, geri dönüştürülebilir olsun veya olmasın Hollanda’yı terk edebiliyor.

Hollanda’nın plastik atığının Avrupa dışındaki en büyük beş ihracat ülkesi. 

Hollanda’da her yıl yaklaşık 1 milyon ton yeni plastik piyasaya sürülmekte ve bunun yarısından fazlası da ithal edilmektedir. Anı zamanda, Hollanda İstatistik Kurumu’na göre (Statistics Netherlands) ülke yılda yaklaşık 300,000 ton plastik atık ihraç ediyor. Bu ihracat, tam olarak 75,000 yetişkin Asya filinin ağırlığına, başka bir ifadeyle 450 kilometrelik bir fil kervanının uzunluğuna denk geliyor.

Birkaç yıl öncesine kadar bu plastik genellikle Çin’e ihraç ediliyordu. Çin, ucuz işgücü sayesinde küresel atık sevkinin yaklaşık yarısını ayrıştırılıp temizliyordu. Düşük enerji maliyetleri ve esnek çevre kanunları sayesinde de, bazen sadece bu plastikleri yakıyor veya çöplüklere gömme işlemine sokuyordu.

Ancak Çin, 2017 yılının ortalarından itibaren sınırlarından içeriye geçiş yapan plastik atıkları durdurmaya başladı. Kendi elinde bulunan atıklar ile boğuşurken, Çin, artık dünyanın atık konteyneri olmayı reddetmeye başladı. Bu yüzden atık ithalat vergilerini arttırdı ve kalitesiz atıkları artık iade etmeye başladı.

Çin’in bu yeni politikasından bu yana, Avrupa’nın plastik atığı büyük bir çaba ile bir çıkış yolu arıyordu. Malezya, Endonezya, Vietnam ve Hindistan, Avrupa’nın plastik atıklarının önemli bir kısmını almaya da işte Çin’in yasağından sonra başladı.

Ama bir numaralı ülke Türkiye. Eurostat’a göre son üç yılda Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye plastik ihracatı on iki kat arttı. Türkiye, zengin ülkeler kulübü OECD‘nin bir üyesi olduğu için, ihracat düzenlemeleri Asya’ya göre daha az katı. Hollanda’nın Türkiye’ye ihracatı ise son yıllarda Avrupa Birliği seviyelerine göre iki kat daha fazla arttı. Hollanda gümrük idaresinden alınan verilere göre son iki yılda Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihracatı üç katına çıkarken, Hollanda’nın ihracatı altı kat arttı. Sauna hediye kartları ve bonbon şeker ambalajları bu devasa artışın bir parçası.

Hollanda yalnızca Türkiye’ye doğrudan yaptığı ihracatın kaydını tutuyor.  Diğer ülkeler aracılığıyla bu ihracatın tam olarak ne kadar olduğu maalesef bilinmiyor. Örneğin Hollanda, kendisi gibi çok fazla plastik ihraç eden Almanya ve Belçika’ya yüksek miktarlarda plastik ihraç etmekte ve bu ihracat Avrupa Birliği bünyesinde gerçekleştiğinden kayda geçme zorunluluğu yok.

Google uydu görüntülerine göre Adana’daki bir çöp alanının 2015 ve 2019 yılları karşılaştırması.

Sonuç olarak, bir yetkilinin ifadesine göre, Hollanda İnsan Çevre ve Ulaşım Müfettişliği genel durum hakkında kapsamlı bir değerlendirmeden yoksun. Ve bazı ihracat düzenlemeleri ise sadece birer kağıttan ibaret. Atıkların açık havada yakılmak üzere Türkiye’ye taşınması veya bir çöplükte bertaraf edilmesi işlemi tamamen yasa dışı. Avrupa yönetmelikleri, atıkların Türkiye’ye ancak orada bir ‘geri dönüşüm uygulaması’ varsa gönderilmesini uygun görmekte, ancak bunun doğruluğunu kesin tespit için bir kanıt beyanı aramamakta.

Kanuna göre “faydalı kullanım”, “ikincil hammaddelerin elde edilmesine yönelik tüm eylemleri” kapsıyor. Bu aynı zamanda yeni plastik ürünler yapmak için kullanılabilecek plastik granül ve granül gibi yarı mamul ürünlerin üretimini de içeriyor. Ancak çevreyi kirleten bir çimento fabrikasına ısı sağlamak amacıyla yakılan plastik de ‘faydalı uygulama’ olarak görülüyor. Bu nedenle, Türkiye’ye yapılan plastik ihracına kolaylıkla izin veriliyor ve bu “geri dönüştürülmüş” olarak tescil ediliyor.

Geri dönüşüm esnasında neredeyse her zaman tekrar kullanımı mümkün olmayan artıklar ortaya çıkar. Peki ‘yeniden kazanım’ şart ise, olması gereken geri dönüşüm miktarı minimum yüzde kaç olmalıdır? İnsan Çevre ve Ulaşım Müfettişliği, Hollanda’da bunun için herhangi ‘hesaplama cetveli’ bulunmadığını söylüyor. Başka bir deyişle, eğer Hollanda’dan ihraç eden kurum, gönderdiği konteynerin içinde yoğun miktarda kirli plastik olsa dahi, eğer bu malzemenin “faydalı kullanım” için uygun olduğuna inanıyorsa, bunları sorunsuz bir şekilde Türkiye’ye gönderebilir. Türkiye’ye varan ürünlerin faydalı kullanımı Türkler için hayal kırıklığı yaratıyorsa, pratikte bu problem esas olarak artık Türkler’in kendi sorunudur!

*

Makale hakkında

NRC ve Lighthouse Reports uluslararası gazeteci birliği, mart ayından bu yana Türkiye‘ye olan plastik atık sevkiyatını araştırıyor. Bu makalenin yazarı Jeroen Wester’e ek olarak, gazeteci Sarah Lamote (Hollanda atıklarını Türkiye’de araştıran), Nouska du Saar, Qali Nur, Laura Hoogenraad, Eline Huisman ve Sylvain Mignot bu araştırmaya katkıda bulundular. Makale için halka açık kaynaklara (sosyal medya, Google Earth, veri tabanları, gemi takip yazılımı) başvuruldu. Hollandalı çevre müfettişlerini, Hollanda ve Türkiye‘deki denetleyici görevlileri, Hollanda ve Türkiye’deki atık endüstrisi yönetici ve çalışanlarını kapsayan altmıştan fazla kişi ile görüşmeler yapıldı. Bu araştırma kısmen Özel Gazetecilik Projeleri Fonu‘nun maddi desteğiyle gerçekleştirildi.

Metnin orijinali için tıklayın 

 

Kategori: Manşet