Ana Sayfa Blog Sayfa 1782

Coca-Cola, Pepsi ve Nestlé bu yılın da en çok plastik kirliliği yaratan şirketleri oldu

Break Free From Plastic tarafından yapılan yıllık analiz sonucunda Coca-Cola, PepsiCo ve Nestlé bu yılın en çok plastik kirliliği yaratan ilk üç şirketi oldu. Şirketler yapılan uyarılara rağmen üç yıldır zirvedeki yerlerini koruyor.

Ankete katılan 55 ülkeden 51’inin plajlarda, nehirlerde, parklarda ve çöp alanlarında en sık bulunan atığın Coca-Cola ürünleri olduğunu söylemesinin ardından, Coca-Cola en çok plastik kirlilik yaratan şirket seçildi.

The Guardian’da yer alan habere göre geçtiğimiz sene, ankete katılan 51 ülkeden 37 ülke Coca-Cola’yı seçmişti.

15 bin gönüllü 346 bin 494 plastik artık topladı

Şirketin PepsiCo ve Nestlé’nin toplamından daha fazla kirlilik yarattığı belirtiliyor. Buna göre 13 bin 834 plastik parça üzerinde Coca-Cola markası, 5 bin 155’inde PepsiCo markası ve 8 bin 633 parçanın üzerinde Nestlé markası bulundu.

Dünya çapında 15 bin gönüllü tarafından yapılan yıllık denetimde bu yıl 346 bin 494 adet plastik atık toplandı. Bunlardan yüzde 63’ünde bir ürün markası olduğu tespit edildi.

Altı ülkede yıllık yarım milyon ton plastik

Coca-Cola müşterilerin tercih etmesi nedeniyle plastik şişe kullanımından vazgeçmeyeceğini duyurduğunda çevre aktivistleri tarafından büyük tepkiyle karşılaşmıştı.

Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Tearfund tarafından yapılan bir araştırma bu üç şirket ile birlikte Unilever’in altı ülkede yıllık yarım milyon ton plastik kirlilikten sorumlu olduğunu gösteriyor.

 

Break Free From Plastic’in küresel kampanya koordinatörü Emma Priestland, “Dünyanın en çok kirleten şirketleri plastik kirliliğini çözmek için çok çalıştıklarını iddia ediyorlar, ancak bunun yerine zararlı tek kullanımlık plastik ambalajları pompalamaya devam ediyorlar” dedi.

Priestland, büyüyen küresel plastik çöp dalgasını durdurmanın tek yolunun üretimi durdurmak, tek kullanımdan vazgeçmek ve yeniden kullanım sistemlerini uygulamak olduğunu söyledi.

2017’de yapılan bir araştırmaya göre üretilen plastik atıkların yüzde 91’i geri dönüştürülmüyor. 

HDP İstanbul il binasında dört adet ‘böcek’ bulundu

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, HDP İstanbul il binasında “böcek” diye tabir edilen dört adet dinleme cihazı bulunduğunu açıkladı.

Oluç, partisinin İstanbul İl Eş Başkanları Erdal Avcı ve Elif Bulut ile birlikte yaptığı açıklamada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya “Bu cihazlar, il binamıza yapılan baskında mı yerleştirildi?” sorusunu yöneltti.

‘Van ve Diyarbakır’da da yapmışlardı’

Böceklerin dışarıdan bakıldığında anlaşılmasının mümkün olmadığını söyleyen Oluç, “Belirlenen bir açıklama tarihini değiştirdik, ancak buna rağmen polis daha önce belirlediğimiz tarihte il binamızın önüne geldi. Açıklama olmadığını söyledik ancak onlar ısrarla açıklama olduğunu söyledi” dedi.

Bunun üzerine binada araştırma yaptıklarını belirten Saruhan Oluç, “Biz böyle olunca binamızda bir araştırma yaptık. Ve bu suç aletlerini bulduk. Bu ilk de değil, daha önce Van il binamızda ve ondan önce de Diyarbakır il binamızda bulundu” ifadelerine yer verdi.

‘Polis baskınlarında yerleştiriliyor’

Evrensel’de yer alan habere göre bu cihazların kısa sürede ve uzman olmayan ekipler tarafından yerleştirilemeyeceğine dikkat çeken Oluç, bu sebeple cihazların parti binalarına yapılan baskınlar sırasında yerleştirildiği iddiasında bulundu.

Oluç açıklamasında “Profesyonel bir çalışma bu. Kim yerleştiriyor olabilir bunları? Türkiye’de bu kadar profesyonel çalışma yapacak iki kurum var Biri İçişleri Bakanlığı ve ona bağlı olan Emniyet ve bir diğeri de MİT’tir. İl binalarımızda hukuksuz bir şekilde baskınlar yapılıyor, Emniyet güçleri yanlarında il yöneticilerimiz veya avukatların bulunmadığı bir şekilde il binalarımıza girip uzun saatler arama yapıyorlar. O arama sırasında bu suç aletlerini yerleştiriyorlar. Bunlar dinleme cihazı, ancak Diyarbakır il binamıza başka şeylerin yerleştiğini de gördük, hukuki işlemler başlattık” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu da dinlendiğini söylemişti

Daha önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi ve ailesinin telefonlarının dinlendiğini açıklamıştı. Bu açıklama üzerine Süleyman Soylu, Kılıçdaroğlu’nu ‘iftiracılıkla’ suçlamıştı.

Soylu “Sayın Kılıçdaroğlu’nun, kendisinin ve ailesinin dinlendiği ya da takip edildiği yönünde bir şüphesi var ise adresi basın yayın organları değil Cumhuriyet Başsavcılıkları olmalıdır” demişti.

Suç duyurusunda bulunulacak

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Cumhuriyet Başcılığına başvursunlar’ sözlerini de hatırlatan Oluç, iki gün içerisinde suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Oluç açıklamasının devamında “Tüm muhalif kurumlara ve kişilere sesleniyoruz. Sizin siyaset yapmanızı, muhalefet yapmanızı engellemek zorlaştırmak, suçlu gibi göstermek için bu suç aletlerini kullanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık’ta ilk koronavirüs aşısı 90 yaşındaki bir kadına uygulandı

Birleşik Krallık, koronavirüse karşı tamamen test edilmiş aşıyı kullanarak kitlesel aşılama kampanyasına başlayan ilk ülke oldu.

Salı sabahı erken saatlerde, eski bir kuyumcu asistanı olan 90 yaşındaki Margaret Keenan,  Pfizer-BioNTech aşısını oldu ve bu aşıyı olan ilk kişi olarak tarihe geçti.

‘Kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum’

Keenan, ailesi ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi dört gözle beklediğini söyleyerek aşı sonrası şu açıklamaları yaptı:

Covid-19’a karşı aşılanan ilk kişi olduğum için kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum. Bu, yılın büyük bölümünde tek başıma kaldıktan sonra nihayet yeni yılda ailem ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi dört gözle bekleyebileceğim anlamına geliyor.”

Margaret Keenan aşı konusunda tereddütlü olan insanlara da ’90 yaşımda yaptırıyorsam siz de yaptırabilirsiniz.’ dedi.

Aşının İngiltere yolculuğu

Birleşik Krallık hükümeti, 800 bin doz aşı alındığını açıkladı. Aşılar, geçtiğimiz günlerde Belçika’daki bir üretim tesisinden ülkedeki devlet depolarına ve oradan da hastanelere nakledildi.

Aşıların hastanelerle, belirlenen aşı merkezlerine teslimatı başladı. Aşıyı ilk vurulacaklar doktorlar, hemşireler, 80 yaş üzerindeki bazı kişiler ve huzurevi çalışanları olacak.

Koronavirüs aşı programındaki kişiler ilk gün aşılarını vurulduktan sonra 12 gün içinde vücutları bağışıklık kazanmaya başlıyor. 21. günde aşının ikinci dozu vuruluyor. 28. günde ise kişi koronavirüse karşı tam bağışıklık kazanıyor.

Arjantin’de koronavirüs yardımları için milyonerlere ‘servet vergisi’ getirildi

Arjantin, tıbbi malzeme ve yoksullar ile küçük işletmelere yardımları da içeren koronavirüs önlemlerini karşılamak için ülkenin en zenginlerine yeni bir vergi getirdi.

Senatörler, cuma günü “milyonerin vergisi” olarak adlandırılan tek seferlik vergiyi 26’ya karşı 42 oyla kabul ettiler. Varlıkları 200 milyon pesodan (2,5 milyon dolar) fazla olan yaklaşık 12 bin kişiden vergi alınacak.

Ekonomik kriz ve pandemi

Yaklaşık 45 milyonluk bir nüfusa sahip olmasına rağmen Arjantin, ekim ayında dünya çapında bir milyon doğrulanmış vaka bildiren beşinci ülke haline geldi. Şu ana kadar 1,5 milyona yakın koronavirüs vakası ve yaklaşık 40 bin ölüm kaydedildi.

Sokağa çıkma kısıtlamaları; işsizlik, yüksek yoksulluk seviyeleri ve devasa devlet borcu ile mücadele eden ekonomiyi daha da sıkıntıya soktu. Arjantin, 2018’den beri resesyonda.

Tıbbi malzeme ve öğrencilere burs

Hazırlayıcılarından biri, yeni yasanın vergi mükelleflerinin yalnızca yüzde 0,8’ini etkileyeceğini söyledi. Yasa kapsamında Arjantin’de yaşayanlardan yüzde 3,5’e kadar, ülke dışında yaşayanlardan ise yüzde 5,25’e kadar vergi alınacak.

AFP haber ajansı, toplanan paranın yüzde 20’sinin tıbbi malzemelere, yüzde 20’sinin küçük ve orta ölçekli işletmelere, yüzde 20’sinin öğrenciler için burslara, yüzde 15’inin sosyal kalkınmaya ve kalan yüzde 25’inin doğalgaz girişimlerine aktarılacağını yazdı.

Yasaya tepkiler

BBC Türkçe’nin aktardığına göre merkez solda yer alan Devlet Başkanı Alberto Fernandez’in hükümeti 300 milyar peso (3,6 milyar dolar) toplamayı umuyor.

Ancak yasaya karşı çıkanlar bunun yabancı yatırımcıları caydıracağından ve tek seferlik bir vergi olmayacağından korkuyor. Merkez sağdaki Juntos por el Cambio (Değişim için Bir Arada) koalisyonunun bunu “el koyma” olarak nitelendirdiği bildirildi.

Kocaeli Yuvacık Barajı’nda su seviyesi dibi gördü, Sapanca’dan takviye yapılacak

Kocaeli‘de içme suyu ihtiyacının büyük kısmının karşılandığı Başiskele ilçesinde bulunan Yuvacık Barajı‘nda, iklim krizinin de etkisiyle kurak geçen mevsim nedeniyle su seviyesi günden güne azalıyor.

Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi‘nin resmi internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, 51 milyon metreküp kapasiteli Yuvacık Barajı’nda su seviyesi 8 milyon 510 bin metreküp ile yüzde 17’ye düştü.

Fotoğraf: Dinçer Akbir /DHA

DHA’nın aktardığına göre Yuvacık Barajı’nda su seviyesinin düşmesi nedeniyle su ihtiyacı Sapanca Gölü’nden karşılanıyor.

İSU yetkilileri, barajdan günde 100 ile 120 bin metreküp arasında su kullanıldığını, ayrıca Sapanca Gölü’nden Yuvacık Baraj Arıtma Tesisi‘ne çekilmiş isale hattından su takviyesi yapıldığını belirtti.

Beyrut’ta bir saatlik dolu fırtınası

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta olağanüstü şiddetli yağmur ve anlık sıcaklık düşüşünün eşlik ettiği bir dolu fırtınası yaşandı. Fırtınanın ardından birçok noktayı sel basarken trafikte kalan araçlar zor duruma düştü.

Yaklaşık bir saat süren dolu fırtınası meteorologlar tarafından “tarihi” olarak tanımlandı. Meteorologlar Beyrut’ta benzer bir olayın en son 1968 yılında yaşandığına dikkat çekti.

https://www.youtube.com/watch?v=usWKMOGxr5k&feature=emb_title

Sıcaklıklarda ani düşüş

Lübnan Hava Durumu’nun kurucusu Elias Saadeh, Al Arabiya English’e verdiği demeçte “Bu süper hücre, yalnızca Beyrut çevresindeki kıyı bölgesini ve banliyölerini etkiledi. Süper hücre etkisi her zaman yereldir. Beyrut’taki hava istasyonları 25 dakikalık bir süre içinde 50 mm yağış kaydetti” dedi.

Saadeh, bu yağış miktarının 25 dakika içerisinde her metrekareye 50 litre su dökülmesine eş değer olduğunu belirtti.  Ayrıca sıcaklıklar ise 21 dereceden 13,5 dereceye düştü.

Saadeh açıklamasında süper hücrenin, deniz yüzeyi sıcaklığı ile atmosferin üst seviyelerindeki sıcaklık arasındaki değişimin de dahil olduğu ancak bununla sınırlı olmayan elverişli çevresel atmosfer koşulları nedeniyle oluştuğunu belirtti.

Tarihsel olarak benzer olayların kaydına baktıklarını belirten Saadeh, benzer bir olaya en son 1968 yılında tanık olunduğunu söyledi.

Lübnan Hava Durumu’na göre başkentin her yerinde dolu birikimiyle sonuçlanan benzer olaylar 1920, 1943, 1963 ve 1968’de gerçekleşti.

Batman Gercüş’te istismara uğrayan kız çocuğu devlet korumasına alındı

Batman‘ın Gercüş ilçesinde aralarında kamu görevlilerinin de olduğu 27 erkek tarafından istismar edildiği ve hamile bırakıldığı iddia edilen 15 yaşındaki P. Ö. devlet korumasına alınarak başka bir ilde bulunan çocuk koruma ilk müdahale merkezine yerleştirildi.

Batman Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmanın Gercüş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirterek, “Gercüş Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, mağdur ve şüphelinin iddiaları/beyanları doğrultusunda tüm deliller toplanmakta, titizlikle değerlendirilmektedir” dedi.

Şüpheli bir kişi tutuklandı

Açıklamada “Soruşturma kapsamında şüphelilerden M.A., 13 Kasım’da tutuklanmıştır. Soruşturmaya konu olay hakkında bazı paylaşım ve iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Soruşturmada şu ana kadar kamu görevlisi olan herhangi bir şüpheli tespit edilmemiştir” ifadeleri yer aldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü ise sosyal medyada ‘dezenformasyon yaptıkları’ iddiasıyla 27 kişi hakkında adli süreç başlattı.

BATMAN BAROSU | www.batmanbarosu.org.tr

Batman Barosu’ndan açıklama

Batman Barosu ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada Batman Barosu Başkanı, Batman Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Merkezi üyeleri, P.Ö.’nün müdafiliğini yapmış avukatlarla birlikte Gercüş Adliyesi’ne giderek adli makamlarla görüşmeler yaptıklarını söyledi. Görüşmelerden elde edilen bilgiler şu şekilde sıralandı:

  • Mağdur çocuk P. Ö. 12 Kasım 2020’de Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaat ederek istismara uğradığını ve hamile kaldığını beyan etmiş, konuyla ilgili olarak soruşturma açılmış ve soruşturma kapsamında şüphelilerden M.A. 13 Kasım 2020 tarihinde tutuklanmış, diğer bir şüpheli hakkında ise tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartılmıştır.
  • Olay Gercüş ilçesi sınırlarında gerçekleştiğinden, Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma dosyası 17 Kasım 2020 tarihinde Gercüş Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
  • Soruşturmaya konu olay hakkında Gercüş Sulh Ceza Hakimliği’nin 18 Kasım 2020 tarihli kararı ile gizlilik ve yayın yasağı kararı verilmiştir.
    Sosyal medyada yoğun bir şekilde işlendiğinin aksine ne mağdurun ifadesinde ne de şüphelilerin beyanında kamu görevlilerine yönelik bir suçlama yapılmadığı, soruşturma kapsamında kamu görevlilerine yönelik bir suçlama veya isnat olmadığı, vakıada toplamda 27 şüphelinin bulunduğu şeklindeki haber ve paylaşımların da gerçeği yansıtmadığı ve şu an dosya kapsamında şüpheli sayısının iki kişi olduğu bilgisine ulaşılmıştır.
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı mağdur P.Ö. yanında soruşturma dosyasına müdahil olmuştur.
  • Gercüş Cumhuriyet Başsavcılığınca, mağdur ve şüphelinin iddiaları/beyanları doğrultusunda delillerin toplandığı ve soruşturmanın devam ettiği ifade edilmektedir.
  • Yine sosyal medyada yoğun bir şekilde işlendiğinin aksine Gercüş Cumhuriyet Savcılığı tarafından şu ana kadar fuhuşa sürüklenme iddiasıyla açılmış bir soruşturma olmadığı gibi bu konuda adli makamlara iletilmiş bir ihbar veya şikâyetin de bulunmadığı bilgisi tarafımıza iletilmiştir.

2021 yılı bütçe görüşmeleri başladı: ‘Haramzadelere hizmet bütçesi’

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu‘nda 12 gün boyunca sürecek 2021 yılı bütçe görüşmeleri 7 Aralık itibariyle başladı. Görüşmelerde 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ele alınacak.

Dün akşam yapılan oturuma Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan katıldı. Katılımın oldukça yoğun olduğu görüşmeler yaklaşık 12 saat sürdü.

‘Türkiye ekonomisi büyüdü’

Oturum, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın bütçe sunumuyla başladı. Oktay, Türkiye ekonomisinin dengelenme sürecinin ardından 2019 yılının son çeyreğinde yüzde 6,4 oranında bir büyüme performansıyla yılın tamamında yüzde 0,9 oranında büyüdüğüne vurgu yaptı. Ayrıca, Oktay konuyla ilgili şunları dile getirdi:

2020 yılının ilk çeyreğinde birçok ülkeden pozitif ayrışarak yüzde 4,5 oranında büyüme kaydedilmesine karşın, salgının tüketici davranışı üzerindeki etkileri ve salgının yayılmasına engel olmak için alınan önlemlerin ekonomik faaliyeti sınırlandırması, ayrıca salgına bağlı olarak dış talepteki daralma sonucunda net mal ve hizmet ihracatındaki gerileme nedeniyle yılın ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 9,9 oranında daralmıştır. Tekrar uygulamaya konulan salgın kısıtlamalarına rağmen, 2020 yılını pozitif bir büyüme ile kapatmayı öngörüyoruz. Ekim ve Kasım ayına ilişkin ilk öncü göstergeler de bu beklentimizi doğrular niteliktedir.”

‘Haramzadelere hizmet bütçesi’

Partisinin adına konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hazırlanan bütçe teklifini ‘İşçiye ne getiriyor bu bütçe, çiftçiye ne getiriyor, emekliye ne getiriyor? Bu bütçe faiz bütçesidir. Bu bütçe haramzadelere hizmet bütçesidir’ sözleriyle eleştirdi. Yasaların gereğinin yerine getirilmediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

Niye bütün yetkiler bir kişiye bağlandı, her şey çok hızlı olacak diye. Orta vadeli program kanuna göre zamanında yayınlanmadı, kim engel oldu? Orta vadeli mali plan zamanında yayınlandı mı kanuna göre, zamanında yayınlanmadı. Sordunuz mu niye zamanında yayınlanmadı, hangi güç engel oldu? Tek başınasınız. Yasanın gereğini bile yerine getiremiyorlar. Bütçenin ekleri bütçe verildikten sonra meclise geldi. İşçiden yana olacağız, çiftçilerden yana olacağız. Pazar artıklarından beslenen ailelerin, çöp konteynerlerinden beslenen ailelerin ayıbını kaldırmak Allahın izniyle bize nasip olacak.”

‘Covid yerine CHP’li belediyelerle mücadele edildi’

Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada koronavirüs salgınından, tank-palet fabrikası satışına kadar iktidarın politikalarını eleştirdi.

CHP lideri, iktidarın koronavirüs salgınıyla mücadelede başarı hikayesinden söz ettiğini, ancak bu süreçte sadece sağlık çalışanlarının başarısında söz edilebileceğini söyledi. CHP lideri koronavirüs salgınıyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

Doktorların, sağlık çalışanlarının başarısını kendinize mal etmeyin. Beş tane maskeyi dağıtmak için iktidar aylarca kendi içinde tartıştı, beş maske ya! Biz dağıtmak istedik. ‘Vay, CHP’li belediyeler nasıl dağıtır! Engel olalım’ Siz Covid’le mücadele edeceğinize bizim CHP’li belediyelerle mücadele etmeye başladınız.”

‘Aday olmayacağımı size kim söyledi?’

Kılıçdaroğlu, bazı AKP’li milletvekillerinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kastederek ‘Aday olabilecek misin? Aday ol’ sözlerine şu şekilde yanıt verdi:

Benim aday olmayacağımı size kim söyledi? Ben ne istiyorum? Ben tek adam rejimi istemiyorum. Ben ülkesinde esnafın ensesinde boza pişiren bir yönetim istemiyorum. Ben parlamenter sistem istiyorum. Demokratik, halkçı parlamenter sistem istiyorum. Ben her kuruşun hesabını veren bir siyaset anlayışı istiyorum. Ben tehdit edildiğim zaman mal varlığımla ‘aramazsanız, incelemezseniz şerefsizsiniz’ diyen bir siyaset anlayışı istiyorum. Ben siyaseti zenginleşme aracı olarak gören bir kültürden gelmiyorum.”

Fotoğraf: DHA

‘Kemal bey buyursun aday olsun’

AKP adına söz alan partinin Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP’li Muharrem İnce‘nin sözlerini hatırlatarak şunları söyledi:

“Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Kemal Bey’e cevabı biz vermiyoruz, Kemal Bey’e Cumhurbaşkanı adayları veriyor, Muharrem İnce veriyor. Diyor ki: “Yenmiş de yenmiş. Çıkmışsın yenmiş. Yenmiş de yenmiş. Her seçimi yenmiş.’Dolayısıyla akıbetimiz yine bu olacaktır. Bakın, kayıtlara geçsin, burada ana muhalefet liderinin doğal aday olması en normal şeydir çünkü büyük partidir. Burada özellikle sordu arkadaşlarımız ‘Geliyoruz, aday mısınız?’ dedi, cevap yok. ‘Adayız’ dese kayıtlara geçecek. Ya, Engin Altay aday olsun bir şey demiyorum, aday çıkaramıyorlar. Dolayısıyla Kemal Bey buyursun çıksın karşımıza, 2023’e zaman da var, aday olsun.”

‘En düşük profilli bütçe’

İYİ Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu, hazırlanan bütçenin tarihin bilinen en düşük profilli bütçesi olduğunu iddia ederek şunları söyledi:

Bu bütçeyi hazırlayan arkadaki siyasi kadronun enerjisinin tükenmişliği her halükarda belli. Zaten bu bütçe sevk edildikten sonra düşünün, bir ülkede bütçeyi sevk ediyorsunuz, sonra arkadan usulca reform konuşmaya başlıyorsunuz. Böyle bir şey olur mu? Atı çıkarıyorsunuz koşturmaya, arkadan siz başlıyorsunuz koşmaya. Böyle samimi bir düşünce olduğuna inanıyor musunuz? Reform yapacaksanız bunu bütçeye koyarsınız, herkes de bilir, dünya alem de bilir; bu bir reform bütçesidir. Bu, bir bütçe vizyonundan yoksun, belki de tarihin bilinen en düşük profilli bütçesi.”

HDP grubu adına konuşan partinin Eş Başkanı Pervin Buldan, bütçenin AKP’nin çıkarlarını koruyan bir bütçe olduğuna dikkat çekerek şu yorumlarda bulundu:

AKP’nin iktidar çıkarlarını koruyan bir bütçedir. Bu nedenle diyoruz ki Saray iktidarı sebeptir, yaşanan tüm bu ekonomik, siyasal krizler ise bir sonuçtur. Bugün yaşamakta olduğumuz durum tam da tekçi sistemin çoklu krizidir. Kurduğunuz sistemde çoğulculuğun yerine tekçiliği, demokrasinin yerine faşizmi, hukuk devleti yerine polis devletini, özgürlüklerin yerine yasakları, barışın yerine çatışmayı, ekmeğin yerine mermiyi, seçilmişlerin yerine kayyımı, çözümün yerine inkârı ve çözümsüzlüğü koydunuz.”

12 saat süren görüşmelerinin ardından bütçenin maddelerine geçilmesi kabul edildi. Görüşmeler 18 Aralık’ta tamamlanacak.

Sivas’ta kuraklık: Karacalar Barajı kurudu, Serpincik Göleti 25 metre geri çekildi

Sivas‘ın Ulaş ilçesine 8 kilometre uzaklıkta bulunan Yapalı köyüne 2008 yılında inşa edilen Karacalar barajı, iklim krizine bağlı olarak son yıllarda etkisini artıran kuraklık sebebiyle kuruma noktasına geldi.

Yağışsız geçen 2020 yılının ardından baraj metrelerce geri çekildi. Barajın yapımı sırasında sular altında kalan köy mezarlığı gün yüzüne çıkarken, baraj yüzeyinde adacıklar oluştu.

Barajda yürünebiliyor

DHA’nın aktardığına göre Yöre halkı, barajın metrelerce çekilmesiyle yüzmekten korktukları barajın üzerinde yürümeye başladı. Baraja girenleri uyarmak için konulan tabela ise suyun çekilmesi nedeniyle anlamını yitirdi.

Yapalı köyünde yaşayan Mustafa Saygın, barajın kuraklığın ve bilinçsiz tarımsal sulamanın etkisiyle çekildiğini belirterek, “Barajın yapılmasıyla birlikte ilk 5 sene su çok tuttu ve mezarlarımız hep sular altında kaldı. Daha sonraki 3-4 yıldaysa kuraklığın etkisiyle suyun seviyesi düştü. Baharları su artsa da eskisi dolmuyor, kuraklığın etkisiyle. Barajın seviyesinden çok aşağı düştü suyumuz. Adalar açıkta yoktu, kuraklığın ve bilinçsiz sulamanın etkisiyle ortaya çıktılar. İçerisine girmeye korktuğumuz barajın üstünde şu anda yürüyoruz. Kuraklıktan toprak yarılmış, parça parça olmuş“ dedi.

Köy mezarlığı yeniden ortaya çıktı

Yapalı köyünde yaşayan Ali Rıza Arıkan, sular altında kalan köy mezarlığının suların çekilmesiyle tekrar ortaya çıktığını belirterek, “Barajımızın suyu tam dolduğunda şu an ki bulunduğumuz yer sular altında kalıyordu. Burası eski mezarlık. Sular altında kalmıştı, su çekilince açığa çıktı. Burası dedelerimizin mezarı, geliriz. Bayramlarda ve yolumuz düştüğü zamanlarda gelip dua ederiz. Kuraklığın etkisiyle bu duruma geldi. Baharda biraz yağdı ama güzün hiç yapmadı. Barajın yüzde 60’ı kurudu diyebiliriz” dedi.

Serpincik Göleti de 25 metre çekildi

Kuraklığın etkileri Karşıyaka Mahallesi‘nde bulunan Serpincik Göleti‘nde de görüldü. Burada su kıyıdan yaklaşık 25 metre çekildi.

Son yıllarda yağmur ve kar yağışının azalması, çiftçilerin tarım arazilerini düzensiz sulamaları nedeniyle su seviyesinde düşüş oldu. Seviye yükseldiğinde sular altında kalan ağaçlar da çekilmeyle ortaya çıktı. Gölet etrafında bilinçsizce atılan çöplerin çokluğu da dikkat çekti.

Fotoğraf: DHA

‘Buz tutmuş olması gerekiyordu’

Gölete balık tutmaya gelen Taha Kaan Dönmez, “Ben kendimi bildim bileli Karşıyaka’da yaşıyorum. Buraya sürekli gelip gidiyoruz, vakit geçiyoruz. Derdimiz avlanmak değil, doğada bulunmak ve vakit geçirmek. Daha önce geldiğimizde ufak tefek balıklara denk geliyordum. Şu an suyun üzerinde en ufak bir oynama bile yok. Normalde bu mevsimlerde kar yağardı. Şimdi kar bile yağmıyor. Su bayağı aşağı seviyelerde. Normalde bu zamanlarda suyun tahliye olduğu yerden oluk oluk akması gerekiyordu. Şu an hiçbiri yok. İnsanlar doğaya çıkmaya başladı, dediler. İnsanların doğaya çıktığı cidden belli olmaya başladı. 4 yıl önce de suyun bayağı azaldığını görmüştüm. O yıl da hava sıcaktı, o nedenle azdı. Bu yıl da öyle kurak geçti. Yağmur yağdığını görmedik. Buranın normalde kasımda karla dolarak buz tutmuş olması gerekiyordu” dedi.

Hindistan 8 Aralık’ta yine genel greve gidiyor

26-27 Kasım tarihlerinde yaklaşık 250 milyon kişinin katıldığı bir genel grevin gerçekleştiği Hindistan‘da 8 Aralık için de bir genel grev çağrısı yapıldı. Genel grev çiftçiler tarafından hem tarım yasalarına hem de yeni iş yasalarına karşı düzenlenmişti. Çiftçiler, reformlar sonucunda devletin verdiği alım garantilerinin sonlandırılıp özel alıcılarla pazarlıklar yapmak zorunda kalmaktan çekiniyor.

 

Şu ana kadar hükümetle yapılan görüşmelerde ise anlaşma sağlanamadı. Görüşmeler çarşamba günü de devam edecek. Göstericiler, protestoların yoğunlaşacağını dile getiriyor.