Ana Sayfa Blog Sayfa 1780

Paris Anlaşması’nın 5’inci yıldönümünde iklim aktivistlerinden çağrı: #hedef1buçuk

Paris Anlaşması’nın imzalanmasının ardından beş yıl geçmesine rağmen liderler tarafından iklim krizini sınırlamak için verilen hiçbir sözün tutulmadığını belirten iklim aktivisitleri, dünyanın dört bir yanında seslerini yükselterek hükümetleri harekete geçmeye çağırıyor.

Türkiye’den de karşılık bulan bu çağrıda aktivistler, liderlerden ve bireylerden küresel ısıtmayı endüstri öncesi döneme kıyasla 1.5 derecede sınırlamak için mücadele sözü vermesini istiyor.

‘Kutlamak için sebep yok’

12 Aralık Cumartesi günü Birleşmiş Milletler’in Paris Anlaşması’nın beşinci yıldönümünü kutlamak için bir araya geleceğini hatırlatan Gelecek İçin Cumalar (Fridays or Future) aktivistleri, hazırladıkları çağrı videosunda “Oysa kutlama yapmak için bir sebep yok. Henüz hiçbir hükümet 1.5 derecelik bir yola katkıda bulunmuyor” ifadelerini kullandı.

Dünyanın çoktan 1.2 derece ısınmış durumda olduğu belirtilen videoda, “Bizler Türkiye’de küresel ısınmayı sıcaklık rekorlarıyla, dolmayan barajlarla, düzensiz mevsimlerle, seller, orman yangınları ve bunların sonucunda ekolojik çeşitliliğin azalmasıyla tecrübe ediyoruz” denildi. 

Türkiye Anlaşma’yı onaylamayan 7 ülkeden biri

 İklim aktivistleri “Türkiye’nin şu anki çevre politikaları tüm dünya için geçerli olsaydı 4 derece ısınırdık. Buna rağmen Türkiye Paris Anlaşması’nı imzalayıp meclisten geçirmeyen 7 ülkeden biri” ifadelerine yer verdi.

Paris İklim Anlaşması’nı ulusal meclislerinden geçirerek yürürlüğe sokmayan diğer ülkeler ise şu şekilde: Eritre, İran, Irak, Libya, Güney Sudan ve Yemen. Türkiye dünyanın en büyük ekonomilerinin oluşturduğu G20 topluluğunda Anlaşma’yı tek onaylamayan ülke.

‘Küresel iklim ayaklanmasına ihtiyacımız var’

Görsel: Barış Şimşek

İklim aktivistleri tarafından yapılan açıklamada “Dünyanın doğal sınırlarına saygı duyan ve sosyal çıkarları zenginlerin kârından önce gören bir ekonomik sisteme adil bir geçiş sağlamak için yerleşik siyasetin ve endüstrilerin gücüne meydan okuyacak bir küresel iklim ayaklanmasına ihtiyacımız var” denildi.

Açıklama “Çağrıya iklim acil durumunun önemini anlayan tüm aktivistler, aileler, işçiler ve STK’ların bu çağrımıza kulak vermesini umuyoruz” ifadeleriyle son buldu. 

#hedef1buçuk

Genç iklim aktivistleri, 11 Aralık Cuma günü sosyal medya üzerinden #hedef1buçuk etiketi üzerinden tepkilerini dile getirerek iklim grevine çıkacaklar. Destek vermek isteyen kişiler gene bu etiket üzerinden paylaşım yapabilecek.

Dünya genelinde paylaşımlar ise #fightfor1point5 etiketiyle yapılacak. Ayrıca Fridays for Future hareketi tarafından başlatılmış bir imza kampanyası bulunuyor.

Kampanyada şu ana kadar 65 ülkeden 170 grup ve 3 bin 397 kişi 1,5 derece hedefi için mücadele edeceğini söyledi. Siz de kampanyayı desteklemek ve bu mücadelede yer almak istiyorsanız bu adres üzerinden imza kullanabilirsiniz.

Silivri’de işkence iddiası: ‘Gardiyanlar bayıltana kadar dövdü’

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Silivri Cezaevi’nde yaşandığı iddia edilen işkenceyi bütçe görüşmeleri sırasında Meclis gündemine getirdi.

Silivri 1 Nolu Cezaevi’nde kalan Muhammed Ali Taş isimli askeri okul öğrencisinin F7 koğuşunda kalan bir arkadaşıyla yaşadığı tartışma yaşadığını belirten Gergerlioğlu, sonrasında baş memur Ramazan K. ve dört infaz koruma memurunun müebbet hapis cezası alan öğrenciyi kameraların olmadığı bir odaya çektiğini söyledi.

‘Bayıltana kadar dövdüler’

Burada Taş’ın bayılıncaya kadar dövüldüğünü anlatan Gergerlioğlu, “Yetmedi sürükleyerek pislik içerisindeki süngerli odaya attılar. Yetmedi, boynunu yere eğerek başka bir odaya attılar” ifadelerini kullandı.

Gergerlioğlu, Harbiyeli öğrencinin revire gitme isteği üzerine doktor muayenesi yapıldığını ancak tutanak tutulmasına izin verilmediğini; öğrenci tarafından yapılan şikayetlerin ise memurlar tarafından engellendiğini belirtti.

‘Her yanı morluk içindeydi’

Öğrencinin yaşananları telefon görüşünde ailesine anlattığını ve bunun üzerine avukatının ziyarete gittiğini belirten Gergerlioğlu, “Avukatı ziyaret ettiğinde sol gözünün altından sol kulağına kadar uzanan morluklar ve kollarında işkence izleri vardı. Bu çocuk 24 yaşına geldi ve hâlâ zindanlarda. Bu güllük gülistanlık Türkiye’de bu çocuklara zulmediliyor” ifadelerini kullandı.

Muhammed Ali Taş, 15 Temmuz darbe girişimi davası kapsamında “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yüzlerce askeri okul öğrencisi gibi müebbet hapis cezası almıştı. Tutuklandığında 19 yaşında olan Taş, beş yıldır cezaevinde. Dosyası iki yıldır Yargıtay’da görüşülmek üzere bekliyor.

Bakırköy Başsavcılığı: İddialar doğru değil

İşkence iddialarının duyulması üzerine sosyal medyada pek çok kişi “Silivride İşkenceVar” etiketi üzerinden tepkilerini dile getirdi. Gelen tepkilerin ardından Bakırköy Başsavcılığı yazılı bir açıklama yaparak iddiaların doğru olmadığını söyledi.

Yapılan açıklamada işkence gördüğü iddia edilen kişinin “FETÖ/PYD üyesi olduğu”, “anayasal düzeni ortadan kaldırma suçundan yargılanıp ceza aldığı” belirtildi.

‘İnfaz koruma memuru yaralandı’

Olaya ilişkin açıklamada ise iki tutuklu arasında yaşanan kavganın kamera kayıtlarında tespit edildiği belirtilerek “Koğuştakilerin araya girmesi üzerine kavga sonlandırılmıştır. Kavgada her iki tutuklu da yaralanmıştır. Koğuştakilerin butona basması üzerine infaz koruma memurları gelerek iki tutukluyu koğuştan çıkarmıştır” denildi.

Tutuklu öğrencinin işlemler sırasında infaz koruma baş memurunu tekmeyle vurarak yaraladığı iddia edilen açıklamada “Yaralanan iki tutuklunun ve infaz koruma baş memurunun tedavileri sağlık kurumunda yapılmıştır. Ayrıca olayla ilgili görgü tanıkları dahil tüm tarafların ifadeleri tutanaklara yansıtılmıştır. Söz konusu olaya ilişkin adli ve idari soruşturma başlatılmış olup işkence iddiaları asılsızdır” ifadeleri yer aldı.

Nevşehir’de altın arama çalışmaları: Kapadokya’nın kayaları altından daha değerli

Nevşehir‘in Avanos‘a bağlı Özkonak beldesinde doğal kayaçlar parçalanarak altın çıkarmak isteniyor. Kanadalı Centerra Gold firması altın çıkarmak için Kapadokya‘da sayısı çok olmayan ve bölge halkının diktiği ağaçları yok ediyor.

İç Anadolu Çevre Platformu ise bölgenin iklim krizine bağlı kuraklıktan en çok etkilenen yer olduğunu ve buradaki içme sularının tamamının yer altı sularından sağlandığına dikkat çekiyor. Su kuyuları, ruhsatlandırma sahasının hemen yakınında olduğu için siyanür liç yöntemiyle açılacak altın madeni yer altı sularını kirletme potansiyeli taşıyor.

‘ÇED çalışmaları titizlikle yürütülmeli’

Platform, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İl Müdürlükleri tarafından yürütülecek Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) çalışmalarının titizlikle yürütülmesini istiyor.
Ayrıca, ormanlık alanlar, milli parklar, tabiat parkları gibi korunan alanlarda maden aranmasına izin verilmemesi gerektiğine vurgu yapıyor.

Toplam 234 tane maden arama ruhsatı verildi

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından İç Anadolu Bölgesi‘nde Aksaray‘da iki, Nevşehir‘de beş, Kırıkkale‘de altı, Çankırı‘da yedi, Karaman‘da sekiz, Niğde‘de dokuz, Kırşehir‘de 10, Ankara‘da 14, Yozgat‘ta 14, Konya‘da 20, Kayseri‘de 27, Eskişehir‘de 39, Sivas‘ta 73 tane olmak üzere toplam 234 tane maden arama ruhsatı verildi.
İç Anadolu Çevre Platformu, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü‘nün (MAPEG) verdiği arama ruhsatlarının birbirine çok yakın olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından tek tek ÇED yapılması yerine, o dağ ve bölge için 08.04.2017 tarihli 30032 Sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği‘ne uygun bir şekilde gidilmesi gerektiğini vurguluyor.
Ayrıca, Kapadokya’nın kayalarının altından daha değerli olduğu, bölgenin toplumsal maliyetini de içine alan stratejik ÇED kapsamında değerlendirme yapılması gerekildiğinin altı çiziliyor.

Ankara Barosu ‘yargı reformu’ için 16 maddelik öneri listesini açıkladı

Ankara Barosu, “Yargı Reformu Strateji” belgesi kapsamında avukatlık mesleğine ve yargılama süreçlerine dair atılması gereken adım ve önerileri 16 maddeyle açıkladı.

Yeni hukuk fakültesinin açılmamasını talep eden baro, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısının değiştirilerek Adalet Bakanı’nın HSK’da yer almaması gerektiğini belirtti.

‘Sorunların başında TBB geliyor’

Ankara Barosu, Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) barolardan talep ettiği önerilerin yarım iş gününe sığdırılmasını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

Yarım iş günlük süre, Adalet Bakanlığı’nın uygun gördüğü bir zaman dilimi ise, bu durum baroların görüşlerinin sadece kağıt üzerinde alındığını ve bir prosedürün tamamlanması arzusundan ibaret olduğunu gösterir. Eğer uygun görülen süre, TBB’nin takdiri ise bu durum çok daha vahim olup TBB’nin barolara ve daha da önemlisi meslek sorunlarına bakışını ortaya koymaktadır ki bu halde meslek sorunlarımızın en başına TBB’nin bu bakış açısını koymak gerekir.

16 maddelik öneri listesi

1- Hukuk fakülteleri sorununun çözülmesi, bu kapsamda; yeni hukuk fakültesi açılmaması, kontenjanların düşürülmesi, mevcut fakültelerden eğitim kalitesi düşük olanların bu standartlarının yükseltilmesi için çalışma yapılması, fakültelerin belirli bir seviyeye ulaşamamaları halinde yeni öğrenci alımlarının engellenmesi,

  • Hukuk Fakültesi müfredatının kapsamlı bir çalışma ile yeniden belirlenmesi, iyi derecede yabancı dil ve hukuk İngilizcesi eğitimi verilmesi. Avukatlık ve Noterlik Hukuku’nun zorunlu ders haline getirilmesi,

2- Avukat, hakim, savcı ve noterlik için üniversite bitiminde uygulanacak devlet sınavının yanında avukatlık stajı bitiminde TBB tarafından avukatlık sınavı yapılması,

‘Maaş ve özlük hakkı sorunları çözülsün’

3- Avukat stajyerlerinin ücret yasağının kaldırılarak bir yıllık staj dönemlerinde İŞKUR’dan kaynak sağlanması (Türkiye İş Kurumu İşbaşı Eğitim Programı gibi işgücü programlarından faydalanması) yöntemi ile asgari ücret tutarında aylık ücret ödenmesi ve sigorta primlerinin yatırılması,

4- CMK Ücret Tarifesi’nin en az Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne çıkartılması. Adli yardım ücretlerinin zamanında ödenmesi ve her iki hizmet için de -özünde kamu hizmeti olması nedeniyle- KDV’nin kaldırılması,

5- Hak kayıplarının önüne geçilmesi ve adil yargılanma hakkı kapsamında ceza muhakemesi hukukunda uzlaştırmacılığın münhasıran avukatlara hasredilmesi,

6- İşçi avukatların çalışma şartlarına ilişkin genel hükümlerin Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmesi. İşçi avukatlar ile ilgili olarak 04.05.2019 tarihinde Türkiye Barolar Birliği 35. Genel Kurul Divan Başkanlığı’na sunduğumuz TBB Avukatlık Meslek Kuralları’nda yapılmasını önerdiğimiz değişikliklerin ivedi olarak hayata geçirilmesi,

7. Kamu avukatlarının maaş ve özlük hakları sorunları,

  • Ek göstergelerinin hâkim/savcılara eşit hale getirilmesi,
  • Seyyanen zam verilmek suretiyle maaşlarının avukatlık mesleğinin onuruna yaraşır duruma getirilmesi,
  • Makam tazminatı, temsil tazminatı ve özel hizmet tazminatlarının mesleğin onuruna uygun şekilde belirlenmesi,
  • Tahsil edilen karşı taraf vekalet ücretlerinin ortak havuzda toplanması, limit sınırlaması olmaksızın periyodik olarak tüm avukatlar arasında eşit olarak paylaştırılması,
  • Görev yaptıkları idarelerce zorunlu mali mesuliyet sigortalarının yapılması, primin idare tarafından karşılanması,

‘Avukatların iş alanları genişletilsin’

8- Bazı davalar yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki bedelin avukata yatırıldığını gösterir banka dekontu ve serbest meslek makbuzunun dava şartı olması,

9- Avukatların iş alanlarının genişletilmesi,

  • Yalnız avukatların yapabileceği işler başlığına ekleme yapılarak tüm tapu işlemlerinde tarafların avukatla temsilinin zorunlu olması,
  • Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, kira kontratları ve belirli bir meblağın üzerindeki sözleşmeler gibi bazı özel sözleşmelerin avukatlar tarafından hazırlanmasının geçerlilik koşulu olması,

10- Avukat vekaletnamelerinin avukat/baro tarafından düzenlenebilmesi,

11- Avukatların emekliliği için sandık kurulması yönünde yasal düzenlemenin yapılması ve buna belirli oranda devlet katkısı sunulması,

12- Mahkeme kalem müdürleri, icra müdürleri ve noter başkatiplerinin hukukçu olması,

‘Avukatlar yargılanmasın’

13- Adil ve makul sürede yargılanma hakkına işlevsellik kazandırılabilmesi için Avukatlık Kanunu 2. Maddesinin işler hale getirilmesi,

14- Avukatlara yasa ile sağlanan yetki ve görevlerini yaparken, tüm yargı mercileri ile, kolluk, kamu kurumları ve cezaevlerinde hukuk tanımaz ve engelleyici tutum ve davranışlarla karşılaşmalarının önlenmesi,

15- Avukatların sadece mesleklerini yapmaları nedeniyle müvekkilleriyle özdeşleştirilerek şüpheli ve sanık konumuna getirilmesinin önüne geçilmesi. Savunma hakkını sınırlayan tüm uygulamalara ivedi olarak son verilmesi,

16- HSK’nın yapısının değiştirilerek siyasi iktidarın etkisinden kurtulmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması. Bu kapsamda Adalet Bakanı’nın HSK’da yer almasının son bulması, üyelerin seçilmesinde TBMM’de nitelikli çoğunluk aranması.

ABD Temsilciler Meclisi Türkiye’ye yaptırım öngören yasayı onayladı

Amerika Birleşik Devletleri Kongresi‘nin alt kanadı Temsilciler Meclisi, içerisinde S-400 alımı nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını zorunlu kılan bir madde de bulunan Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa Tasarısı‘nı (NDAA)  kabul etti.

ABD Başkanı Donald Trump‘ın itirazlarına rağmen Temsilciler Meclisi NDAA’yi 335’e 78 gibi büyük bir farkla geçirdi. Tasarı, 2021’de ABD’nin bütçesinin 740 milyar dolarını savunmaya ayıracağını öngörüyor.   Tasarının bu hafta Kongre’nin üst kanadı Senato‘da görüşülmesi bekleniyor.

Trump veto edebilir

Trump, mevcut tasarı önüne gelirse veto edeceğini söylemişti. Ancak birçok Kongre üyesi, tasarı Senato’yu da Temsilciler Meclisi’nde olduğu gibi ezici çoğunlukla geçerse Trump’ın veto kararı üzerinde tekrar durabileceğini söylüyor.

Trump daha önce tasarının Konfederasyon generallerinin isimlerini taşıyan askeri üslerin isminin değiştirilmesini öngörmesine tepki göstermişti. Trump aynı zamanda tasarıya sosyal medya devlerini platformlarında yapılan paylaşımlardan koruyan bir yasanın kaldırılmasının öngören madde eklenmesini istiyor.

Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komtesi Başkanı olan Demokrat Adam Smith, “Bugün bu meclisin iki partisi de ABD haklına önemli bir mesaj gönderdi: Askerlerimiz ve ulusal güvenliğimiz siyasetten daha önemlidir” ifadelerini kullandı.

S-400 alımı sebebiyle yaptırım

Tasarı, Türkiye’ye Rus yapımı hava savunma sistemleri S-400’lerin alımı nedeniyle yaptırım uygulanmasını zorunlu kılıyor.

Tasarı, Rusya’nın Kuzey Akım 2 projesi sebebiyle uygulanan yaptırımların da genişletilmesini öngörüyor.Bloomberg’in aktardığına göre bu kapsamda projede ismi geçen teknik sertifikasyon ve sigorta şirketlerine de yaptırım uygulanabilecek.

CATSAA nedir?

Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA), ülkenin güvenliğine tehdit olduğu düşünülen İran, Rusya ve Kuzey Kore‘ye karşı yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.

Yasanın 231. maddesine göre ise Rusya ile savunma ve istihbarat alanlarında çalışanlara karşı da yaptırımlar uygulanacağı belirtiliyor. Yaptırımlar bu alanda Rusya Federasyonu için veya onun adına çalışan kişilerle bilerek önemli işlem yapan gerçek ve tüzel kişileri kapsıyor. Maddenin (d) fıkrası kapsamında da yasanın yürürlüğe girmesini takiben 60 gün içinde ABD Başkanı, Rusya Federasyonu için veya onun adına çalışan kişileri belirlemesi gerekiyor.

Listede S-400 savunma sistemlerini üreten Almaz-Antey Air and Space Defense Corporation JSC şirketi de bulunuyor. Bu şirketle işlem yapanlar da CATSAA’ya göre cezalandırılması gerekiyor. Türkiye’ ye yaptırımlar bu kapsamda uygulanacak.

CAATSA yaptırımları nedir?

  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ve kurumlara ihracat-ithalat bankası desteğinin kesilmesi,
  • Mal ve teknoloji ihracatı ruhsatı verilmemesi,
  • ABD mali kuruluşlarından kredi tedarik edilmemesi,
  • Uluslararası mali kuruluşlardan kredi verilmemesi,
  • Mali kurumlara ABD Merkez Bankası ile doğrudan alışveriş yapma izni verilmemesi,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumlarla ihale ya da sözleşme yapılmaması,
  • Döviz üzerinden işlem yapılmasının yasaklanması,
  • Mali kurumlar ve bankalar arasında ödeme ya da kredi transferlerinin yasaklanması,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumların ABD topraklarında gayrimenkul sahibi olmasının yasaklanması,
  • ABD kişi ve kurumlarının yaptırım kapsamına alınan kişi ya da kurumlardan sermaye ya da borç alışverişinin yasaklanması,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişilere ABD’ye giriş yasağı,
  • Yaptırım kapsamına alınan kişi ve kurumlara benzer işlevi olan üst düzey görevlilere de yaptırım uygulanması.

Başakşehir’in Şampiyonlar Ligi karşılaşmasındaki ırkçı söylem maçı erteletti

Paris Saint Germain (PSG) ile Medipol Başakşehir‘in karşı karşıya geldiği UEFA Şampiyonlar Ligi müsabakasında 4’üncü hakemin yardımcı antrenör Pierre Webo‘ya ırkçı söylemde bulunduğu gerekçesiyle maç askıya alındı.

Başakşehirli futbolcular, sahayı terk ederek soyunma odasına gitti. PSG oyuncuları da destek gösterdi. Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ, UEFA’nın aldığı kararla ırkçı söylemlerde bulunan 4’üncü hakemin görevden alındığını açıkladı.

Hakemler değiştirildi

Yaşanan olay üzerine ertelenen müsabaka bu akşam gerçekleştirilecek. Karşılaşmanın yeni hakemi ise Hollandalı Danny Makkelie oldu.

Makkelie’nin yardımcılıklarını Hollanda’dan Mario Diks ve Polonya’dan Marcin Boniek yapacak. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Polonya’dan Bartosz Frankowski olacak.

Müsabakada Video Yardımcı Hakem (VAR) olarak İtalya’dan Marco Di Bello görev alacak. Di Bello’nun yardımcılığını (AVAR) ise Maurizio Mariani üstlenecek.

Neler yaşandı?

Maçın hakemi Ovidiu Hategan‘ın verdiği kararların ardından yedek kulübesi kızışırken, Başakşehir Yardımcı Antrenörü Webo’ya kırmızı kart çıktı.

Bu sırada Webo, 4’üncü hakem Coltescu tarafından ırkçı söylemlere maruz kaldığını söyledi. Uzun süren tartışmanın ardından UEFA delegesi sahaya inerken, PSG-Başakşehir maçı 14’üncü dakikada durdu.

TFF: Konunun takipçisi olacağız

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılan açıklamada “Irkçılık söylemi, insanlık adına asla kabul edilemez bir suç ve utançtır. Olayın yaşandığı andan itibaren TFF Başkanı Sayın Nihat Özdemir ile TFF 1’inci Başkanvekili ve UEFA Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Servet Yardımcı, ayrıca TFF yetkilileri, Medipol Başakşehir Kulübü Başkanı Sayın Göksel Gümüşdağ ve UEFA yetkilileri ile temasa geçmiştir” denildi.

Olayın takipçisi olacaklarını belirten Federasyon, “Bu gece yaşanan olayın takipçisi olacak, gerekli tüm soruşturmaların yapılmasında temsilcimiz Medipol Başakşehir’in yanında olacaktır Üyesi olduğumuz UEFA’nın, yıllardır sürdürdüğü ırkçılıkla mücadelesini göz önüne alarak, yaşananları titizlikle inceleyeceğine ve gerekli cezayı vereceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Futbol kulüplerinden destek: Yanındayız Webo

İstanbul Başakşehir hesaplarından yapılan “No to racisim” (Irkçılığa hayır) yazılı paylaşıma diğer futbol kulüplerinden de destek geldi.

Aralarında Beşiktaş JK, Galatasaray Spor Klübü, Fenerbahçe Spor Klübü ve Trabzonspor’un bulunduğu hesaplar Webo’nun yanında olduklarını ve yapılan ırkçılığı kınadıklarını söyledi.

Sosyal medyada tepki: #ırkçılığahayır

Sosyal medyada yaşanan olaya tepki gecikmedi. “No to racisim”, “Black Lives Matter”, “Webo” ve “ırkçılığahayır” etiketleri sabah saatlerine gündemin en üst sıralarında yer aldı.

Paylaşımlardan bazılarında “ırkçılığa hayır” derken ırkçı söylemin yeniden üretilmesi ise dikkat çekti.

Akkuyu NGS şantiyesinde sınıf ayrımı: Yöneticiler sosyal mesafeyle, işçiler üst üste yemek yiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santral Şantiyesi‘nde yemekhanenin işçilere ve yöneticilere ayrılan bölümlerinde uygulanan çifte standartı gözler önüne seren videolar paylaştı.

Öztunç, ilk olarak altı bin işçinin yemekhanesinden bir görüntü paylaştı. Oldukça kalabalık olan yemekhanede işçilerin sosyal mesafe ve koronavirüs tedbirlerine uymasına dikkat edilmiyor.

Yöneticilerin yemekhanesinde görüntüler tam tersi

Ali Öztunç, ikinci paylaşımında ise santralin yönetici kadrosunun yemekhane görüntüsünü paylaştı. Buradaki görüntülerde yöneticilerin sosyal mesafeye kurallarına uyması konusunda dikkat edildiği gözlemleniyor.

Öztunç paylaşımında “İşçilere altalta üstüste yemeği layık gören şirket, yöneticilerine ise sosyal mesafeye uyarak yemek yediriyor. Yönetici insan ama işçi insan değil sanki. Yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

Yeni araştırma: Emisyon azaltımı küresel ısıtmayı 20 yıl içerisinde yavaşlatabilir

Nature Climate Change‘de yayınlanan yeni bir çalışma kapsamında, farklı ölçeklerde gerçekleştirilecek emisyon azaltımının, önümüzdeki yirmi yıl içerisinde küresel ısınmanın hızını ne şekilde etkileyebileceği araştırıldı.

Bu kapsamda, gözlemlenen doğal iklim değişkenliğine ilişkin tahminlerin yanı sıra, farklı iklim modellerinde yer alan binlerce simülasyon kullanıldı.

bianet’te yer alan habere göre Leeds Üniversitesi‘nden araştırmacılar tarafından yapılan çalışmanın sonuçları Paris İklim Anlaşması’nın hedefleriyle uyumlu olarak emisyon azaltımına yönelik güçlü ve hızlı şekilde atılacak adımların, önümüzdeki 20 yıl içerisinde küresel ısınmayı önemli ölçüde yavaşlatabileceğini ortaya koydu.

Hızlı şekilde etki edebilir

Daha önce gerçekleştirilen araştırmalar, emisyon azaltımının küresel ısınmayı yavaşlatma etkisinin yüzyılın ikinci yarısına kadar başlamayacağını öne sürüyordu.

Ancak bu çalışmaya göre, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik acilen hayata geçirilecek faaliyetler, yalnızca uzak bir gelecekte değil, önümüzdeki on yıllar içerisinde de etki edebilecek.

Riski 13 kat azaltabilir

Araştırmanın bulguları, emisyon azaltımının Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu olmasının, özellikle küresel ısınma artışını sanayi öncesi seviyelere kıyasla 1,5°C ile sınırlandırmaya yönelik çabaların sürdürülmesi sayesinde, önümüzdeki 20 yıl içerisinde ısınmanın kontrol altına alınmasında önemli etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Bu sonuca, insan kaynaklı olmayan ve doğal gerçekleşen değişkenlerin dikkate alınmasından sonra dahi ulaşılıyor.

Emisyon azaltımının hızla ve keskin şekilde gerçekleştirildiği senaryo, fosil yakıtlara bağımlı olan ve “ortalama” olarak değerlendirilebilecek gelecek senaryosuyla kıyaslandığında, yaşanan ısınma seviyesinden daha fazlasını yaşama riskini 13 kat azaltıyor.

‘Sadece gelecek nesli değil bizi de kurtarabilir’

Fosil yakıtların yoğun şekilde sürdüğü gelecek senaryosu ise, önümüzdeki 20 yıl içerisinde sıcaklıkların 1 ila 1,5°C artabileceğini gösteriyor. Bu durum, Paris Anlaşması’nda belirlenen sıcaklık artışı sınırlandırmasının 2050 yılından çok önce aşılması anlamına geliyor.

Çalışmanın baş yazarlığını yapan Leeds Üniversitesi’nde Doktora Sonrası Araştırma Görevlisi ve AB tarafından finanse edilen CONSTRAIN projesinde görevli Dr. Christine McKenna’nın sonuçlara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

Sonuçlarımız, emisyonlardaki hızlı ve keskin azaltımın faydalarının yalnızca gelecek nesillerle sınırlı olmadığını gösteriyor. Hemen harekete geçmek, önümüzdeki on yıllar içerisinde küresel ısınmanın hızlanmasını önleyebileceğimizi gösteriyor.”

‘Yeşil iyileşmeyi gerekli’

Günümüzde küresel sıcaklıkların her on yıllık süreçte yaklaşık 0,2˚C arttığını belirten McKenna “Bu durum bizi, iklim değişikliği konusunda acilen önlem alınmadığı durumda, Paris Anlaşması’nın ihlal edilme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor” ifadelerini kullandı.

Araştırmanın sonuçları, sera gazı azaltım hedeflerinin belirlenmesi konusunda, hükümetler ve karar verme süreçlerindeki diğer paydaşlara, koronavirüs sonucu oluşan ekonomik etkilerin, yeşil iyileşmeyi mümkün kılacak şekilde gerçekleşmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Çalışma aynı zamanda bu iyileşmenin net sıfır emisyon hedefiyle bir arada ele alınması gerektiğini öne sürüyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Atılan adımlar yeterli değil

BM Çevre Programı ile IISD, Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü, İklim Analitiği ve CICERO gibi diğer büyük araştırmacılar tarafından hazırlanan “Üretim Açığı Raporu”nun 2020 verilerine göre, dünyadaki toplam fosil yakıt üretimi küresel ısınmayı 1,5°C sınırının altında tutmak için gereken seviyeye yakın değil.

Paris Anlaşması hedeflerini karşılamak ve küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırabilmek için, ülkelerin kolektif bir şekilde on yıl içinde fosil yakıt üretimini (kömür- yüzde 11, petrol- yüzde 4, doğalgaz-yüzde 3) küresel ölçekte yıllık yüzde 6 azaltması gerekiyor. Suudi Arabistan, Rusya ve ABD gibi önde gelen ihracatçıların üretimi daha da hızlı bir şekilde azaltması gerek. Ancak bunun yerine ülkeler, fosil yakıt üretiminde yıllık yüzde 2’lik bir artışa doğru ilerliyor.

Kurtarma paketlerinde iklim öncelikli değil

Öte yandan Covid-19 kurtarma fonları da temiz enerji endüstrisinin gelişmesi yerine orantısız bir şekilde fosil yakıt geliştirmeye tahsis edildi. 14 Ekim 2020 itibarıyla, G20 hükümetleri fosil yakıt üretimi ve ilgili faaliyetler için 206 milyar dolar taahhüt etmişken, temiz yakıtlar için sadece 136 milyar dolarlık taahhütte bulundular.

Covid-19 toparlanma planları, genel olarak salgın öncesinde var olan hükümet stratejileriyle aynı yönde. Fosil yakıt ekonomisi ağırlıklı hükümetlerin, petrol ve doğalgaz üretimine desteğinin artması ve daha yeşil ekonomilerin salgını daha fazla reform için bir fırsat olarak görmesi, toparlanma planlarının önceki seyirden farklı olmadığını gösteriyor.

Vaniköy Camisi yangınıyla ilgili bilirkişi raporu: Kasıt yok, kusur var

İstanbul Üsküdar‘da 350 yıllık tarihi Vaniköy Camisi‘nde kasım ayında çıkan yangınla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu yayınlandı.

Raporda olayda herhangi bir kasıt olmadığı ancak yangının bilgisizlik, dikkatsizlik sonucu meydana geldiği vurgulandı. Vakıf yönetiminin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğuna da dikkat çekildi.

Soruşturma, mala zarar verme, genel güvenliği kasten tehlikeye düşürme suçlarından başlatıldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca yürütülen soruşturmada bir elektrik mühendisi, bir itfaiye amiri, bir makine ve ısı sistemleri mühendisiyle bir yangın sigorta eksperinden oluşan bilirkişi heyeti yangının çıkışıyla ilgili raporu hazırladı.

Bağdadi yapı sınıfında

Sözcü‘den Sevgim Begüm Yavuz‘un haberine göre, raporda, caminin bağdadi yapı sınıfında olduğu için kısa sürede alevlerin caminin her tarafını sardığı belirtildi.

Caminin alttan ısıtma çoklu tesisat kabloları, görüntü veya ses sistemi kablolarında meydana gelen ısının aleve dönüştüğü ve duvar içlerinden yayılıp her şeyi tutuşturduğu söylendi.

Bağdadi yapı, ahşap üzerine 1-2 cm aralıklarla yatay olarak çakılan çıtaların üstüne sıva vurulması şeklinde yapılıyor.

Olayda kasıt yok

Yangının ilk olarak kadınlar bölümünde çoklu elektrik kablolarının kaçak akım oluşması sonucu bu kısmın üst katı lojmandan başladığı aktarıldı. Raporda, olayın kasıtlı olmamakla birlikte, bilgisizlik ve dikkatsizlik sonucu meydana geldiği ve bundan dolayı da yangının büyüdüğü vurgulandı.

Bilirkişi raporunda, kablonun ısı sebebiyle sıvı hale gelip daha sonra da alev kaynağına dönüşmüş olabileceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

Elektrik kesilmiş olmasına rağmen ısınmış/ergimiş kablo izolasyonun daha sonra alev kaynağına dönüştüğü ya da elektriğin kesildiği panodan beslenmeyen başkaca bir elektrik kablosundaki ergimeden meydana geldiği, panolarda kaçak akım rölesi olmadığı beyanı ve elektrik tesisatının çok eski olmasından ötürü muhtemel bir kaçaktan, izolasyon malzemesinde ergime olduğu değerlendirilmiştir.”

Caminin gerekli teknik kontrolü vakıfta

Caminin yönetimini Yeni Valide Vaizi Şeyh Vani Mehmed Efendi Bin Bestam Vakfı’nda olduğu ve camide Diyanet İşleri Başkanlığı‘nın yalnızca personel temin işleri yürütüldüğü dile getirildi.

Bu sebeple de camide gereken teknik kontrol çalışmalarının vakıf tarafından yürütülmesi gerektiği ve burada yapılacak teknik kontrol işleriyle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir yetkisi olmadığı aktarıldı.

Bilirkişi raporunda camide alınması gereken teknik tedbirlerin vakıf yönetimi tarafından alınması gerektiği ve tedbirleri almakta yeterli dikkati göstermeyen vakıf yönetiminin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu açıklandı.

İtfaiye Daire Başkanlığı‘nın yangının çıkışıyla ilgili hazırladığı raporda da yangının elektrik tesisatından kaynaklandığı belirtilmişti.

İSİG: Kasım ayında en az 294 işçi yaşamını yitirdi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) kasım ayı iş cinayetleri raporunu yayınladı. Buna göre kasımda en az 294 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

2020’nin on bir ayında ise en az 2032 işçi yaşamını yitirdi. En fazla ölüm nedeni Covid-19 oldu. İSİG, salgınla beraber işçi sınıfının ölüm ve açlık kıskacı altında olduğunu belirtti.

Aylara göre dağılım

Ölümlerin aylara göre dağılımı ise şu şekilde verildi: Ocak ayında en az 114 işçi, Şubat ayında en az 132 işçi, Mart ayında en az 113 işçi, Nisan ayında en az 223 işçi, Mayıs ayında en az 166 işçi, Haziran ayında en az 190 işçi, Temmuz ayında en az 164 işçi, Ağustos ayında en az 218 işçi, Eylül ayında en az 211 işçi, Ekim ayında en az 207 işçi ve Kasım ayında en az 294 işçi hayatını kaybetti. 2020 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinde en az 2032 işçi.

Üç çocuk işçi öldü

  •  294 emekçinin 248’i ücretli (işçi ve memur), 46’sı kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.
  • Ölenlerin 21’i kadın işçi, 273’ü erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, ticaret/büro, metal, sağlık, konaklama ve belediye işkollarında gerçekleşti.
  • Üç çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım, kimya ve konaklama işkolunda gerçekleşti.

İş kollarına göre dağılım

  • 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 141 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, gıda, maden, tekstil, ağaç, iletişim, ticaret/büro/eğitim, metal, inşaat, taşımacılık, gemi/tersane, sağlık, güvenlik ve belediye işçileri.
  • 4 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti: ikisi Suriyeli, biri Özbekistanlı, biri Ukraynalı.
  • Ölen işçilerin 23’ü sendikalı. Sendikalı işçiler iletişim, eğitim, metal, sağlık, güvenlik ve belediye iş kollarında çalışıyordu.
  • Ölümler en çok sağlık, ticaret/büro/eğitim, tarım, inşaat, belediye, taşımacılık, metal, güvenlik, enerji, gıda, tersane ve konaklama işkollarında gerçekleşti.

En fazla ölüm Covid-19 sebebiyle

  • En fazla ölüm nedenleri sırasıyla Covid-19, yüksekten düşme, trafik/servis kazası, ezilme/göçük, kalp krizi, zehirlenme/boğulma, elektrik çarpması ve şiddet.
  • Covid-19 nedenli ölümler sırasıyla sağlık, ticaret/büro/eğitim, belediye, metal, güvenlik, tarım, tekstil, iletişim, taşımacılık, gıda, basın ve enerji işkollarında meydana geldi.

Şehirlere göre dağılım

Raporda iş cinayetlerinin şehirlere göre dağılımına da yer verildi. Buna göre iş cinayetleri en çok İstanbul’da gerçekleşti. Diğer şehirlerdeki sayılar ise şu şekilde verildi:

34 ölüm İstanbul’da; 14 ölüm Ankara’da; 13 ölüm Bursa’da; 10 ölüm Adana’da; 9’ar ölüm Aydın ve Kocaeli’de; 7’şer ölüm Denizli, Gaziantep, Muğla ve Sakarya’da; 6’şar ölüm Antalya, Balıkesir, Diyarbakır, İzmir, Kahramaraş, Mardin, Mersin, Samsun ve Şanlıurfa’da; 5’er ölüm Bolu, Erzurum, Konya, Malatya ve Sivas’ta; 4’er ölüm Afyon, Çorum, Hakkari, Isparta, Kayseri, Kütahya, Manisa ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Çankırı, Edirne, Eskişehir, Gümüşhane, Hatay, Kırklareli, Ordu ve Irak’ta; 2’şer ölüm Aksaray, Artvin, Batman, Bilecik, Burdur, Elazığ, Erzincan, Karabük, Nevşehir, Osmaniye, Uşak ve Van’da; 1’er ölüm Adıyaman, Bartın, Bingöl, Düzce, Giresun, Hakkari, Iğdır, Karaman, Kırıkkale, Kilis, Niğde, Rize, Siirt, Sinop, Şırnak, Tokat, Trabzon ve İsrail’de meydana geldi.

Facebook sayfasına sınırlama

Öte yandan, İSİG, sosyal medya hesabı Facebook sayfasına erişim kısıtlaması geldiğini duyurdu.

Yapılan paylaşımda “Facebook sansürü 2. haftasında… İSİG Meclisi facebook sayfamıza ulaşım 2 saat aranın ardından an itibarıyla 1 hafta daha kısıtlandı… İş cinayetlerini, koronavirüsten ölen işçileri ve bu süreçte fabrikalarda yaşanan hak ihlallerini duyurmamızı susturamazsınız” denildi.

Facebook tarafından getirilen uyarıda sayfanın paylaşımlarının Facebook’un ilkelerine aykırı olabileceği gerekçesiyle 28 Nisan’a kadar anasayfada gösterilmeyeceği belirtiliyor.