Ana Sayfa Blog Sayfa 1730

108 kişi hakkında hazırlanan Kobane iddianamesi kabul edildi

Kobane olaylarıyla ilgili olarak 108 kişi için devletin birliği ve ülkenin bütünlüğünü bozma, 37 kez insan öldürme gibi suçlardan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamenin henüz mahkeme tarafından tensip yapılmadığı ve duruşma tarihinin de belirlenmediği açıklandı.

108 kişi suçlanıyor

Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ‘ın da bulunduğu 108 kişiye şu suçlamalar yöneltiliyor:

İnsan öldürme (37), insan öldürmeye teşebbüs (31), yağma (24), alıkoyma (38), alıkoymaya teşebbüs (2), mala zarar verme (1750), yakarak mala zarar verme (397), kamu malına zarar verme (1060), yakarak kamu malına zarar verme (503), işyeri dokunulmazlığını ihlal (53), geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal (294), geceleyin açıktan hırsızlık (26), açıktan hırsızlık (20), hırsızlık (114), geceleyin hırsızlık (272), basit yaralama (5), silahla basit yaralama (43), kamu görevlisini silahla basit yaralama (264),kamu görevlisini kasten basit yaralama (7), kemik kırığı oluşacak şekilde kasten silahla yaralama (1), kamu görevlisini kemik kırığı oluşacak şekilde kasten silahla yaralama (1), silahla kasten yaralama (78), kamu görevlisini silahla yaralama (51), iş ve çalışma hürriyetinin ihlali (3), ibadethanelere zarar verme (4), düşük yapmaya neden olma (1),bayrak yakma (24), 5816 Sayılı yasaya muhalefet (25), suç işlemeye tahrik etme, devletin birliğini, ülkenin bütünlüğünü bozma.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi Demirtaş için 22 Aralık’ta derhal tahliye edilmeli kararını vermişti.

Kobane iddianamesi de AİHM’in bu kararının ardından hazırlanmıştı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AİHM’in kararıyla ilgili “AİHM terörle ilgili Türkiye’den giden her kararı onaylıyor. Daha kendi mahkemelerimizden bir karar çıkmadı. İç hukuk yolları tüketilmeden bu kararı alıyorlar. Türkiye aleyhine hareket ediliyor. Kendi adamlarını koruyorlar. Bu karar bizi bağlamaz.” ifadelerini kullanmıştı.

Geçtiğimiz günlerde Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na atanan Ahmet Akça, Ankara Adalet Sarayı‘na gelerek görevine başladı ve ilk olarak da hazırlanan Kobane soruşturması dosyasını onayladı.

Boğaziçi rektor protestosu: Çağlayan’daki dayanışma eyleminde üç kişi daha gözaltına alındı

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanan AKP Milletvekili aday adayı Melih Bulu’ya yönelik protesto düzenledikleri gerekçesiyle gözaltına alınan öğrencilerle dayanışma için Çağlayan‘daki İstanbul Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında bir öğrenci daha gözaltına alındı.

Gözaltına alınan 40 öğrenciden 24’ünün Emniyet’teki ifadeleri tamamlanmış ve adliyeye sevk edilmişti. Bunun üzerine Boğaziçi Dayanışması bir açıklama yapmış ve 14.00’da adliye önünde basın açıklamasına çağırmıştı.

Açıklama öncesi ve sonrası gözaltı

“Üniversiteyi savunmak suç değildir” yazılı pankartın arkasında yapılan açıklamada öğrenciler, gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep etti.

Basın açıklamasının ardından Özlem Özdemir isimli bir üniversite öğrencisi gözaltına alındı. Eylem öncesinde de Ekin Su Gündoğan ve Betül Engaz isimli iki öğrencinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.  Böylece toplam gözaltı sayısı 43’e yükselmiş oldu.

16.30’da eylem çağrısı

Bunun üzerine Boğaziçi Dayanışması tarafından yeni bir eylem çağrısı yapıldı. Öğrenciler saat 16.30’da Kadıköy İDO iskelesi önünde toplanıp Caddebostan‘a yürüyecek.

Yapılan çağrıda “Bugün saat 16.30’da Boğaziçili öğrenciler olarak, gözaltındaki arkadaşlarımızın serbest bırakılması ve kayyum rektör atamalarına karşı sesimizi duyurmak için Kadıköy İDO iskelesi önünde toplanıp Caddebostan’a yürüyoruz” denildi.

Neler yaşandı?

4 Ocak Pazartesi günü bir araya gelen öğrenciler, kurum dışından okula rektör atanmasını protesto etmişlerdi. Basın açıklaması okuyan grup, Kuzey Kampüs’e yürümüş ve burada bir forum gerçekleştirmişti.

Sonrasında sayısı bini bulan kitle Güney Kampüs’e ilerleyerek Rektörlük binasına yürümek istemiş, polis engeliyle karşılaşmıştı. Okula girişleri engellenen öğrenciler ile polis arasında kavga çıkmış, polis biber gazı ve TOMA ile müdahale etmişti.

5 Ocak Salı günü ise protestoya katılan 17 öğrenci sabah saatlerinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. 6 Ocak Çarşamba günü sabahında ise 14 kişinin daha gözaltına alındığı belirtildi.

Gözaltında darp ve çıplak arama

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektörü protesto ettikleri için gözaltına alınan öğrenciler hakkında bilgi veren Avukat Çağan Yazıcı ise öğrencilerin evlerine kapı kırılarak girildiğini, uzun namlulu silahlarla yere yatırılarak ve darp edilerek gözaltına alındıklarını söyledi.

Öğrencilerin 6 Ocak günü için Boğaziçi Üniversitesi’ne yaptığı eylem çağrısı üzerine İstanbul Valiliği Beşiktaş ve Sarıyer’de eylem yasağı getirildiğini açıkladı. Okulun büyük bir bölümü ise polis barikatlarıyla çevrildi. Bunun üzerine eylem binlerce kişinin katılımıyla Kadıköy Rıhtım’da gerçekleştirildi.

 

Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Yayın Kurulu Başkanı Murat Gülsoy istifa etti

Eski AKP Milletvekili aday adayı Prof. Dr. Melih Bulu‘nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi‘ne rektör olarak atanmasının ardından başlayan istifalar devam ediyor.

Üniversitede sosyoloji bölümünde öğretim üyesi olan ve aynı zamanda rektör danışmanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Zafer Yenal‘ın rektör danışmanlığı görevinden istifasının ardından Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Yayın Kurulu Başkanı Murat Gülsoy da görevinden istifa etti.

Twitter hesabı üzerinden açıkladı

2004 yılından beri Yayın Kurulu Başkanlığı görevini yürüten yazar ve akademisyen Murat Gülsoy, kişisel Twitter hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

2004 Yılından beri sürdürdüğüm Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi yayın kurulu başkanlığı görevimden istifa ettim. Bunca yıl emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Salgın sebebiyle uygulanan kısıtlamalar 15 Şubat tarihinden sonra kalkabilir

Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan kısıtlamaların 15 Şubat tarihinden sonra kaldırmanın uygun olacağını söyledi.

İlhan, ayrıca hafta içi saat 21.00-05.00 ve hafta sonu cuma günü 21.00’den pazartesi günü 05.00’e kadar uygulanan yasakların vaka sayılarının azalmasında çok etkili olduğunu da vurguladı.

Bir süre daha kısıtlamalar bu şekilde gitmeli

DHA‘ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, aşılama çalışmalarının Türkiye‘de biraz ilerlemesinden sonra kısıtlamaları kaldırmanın daha doğru olacağını belirterek şunları söyledi:

Bu hafta sonuna kadar yılbaşının olumsuz etkisi olup olmayacağını gözlemleyeceğiz. Aşılamaya da başlayacağız. Hepimizin olabildiğince gayret göstermesi lazım. Ne kadar az hasta ve vaka sayısı varken aşılamaya başlarsak o kadar çok vatandaşımızı koronavirüsten korumuş oluruz. Aşılama başlasın, bir doz yapılsın, biraz ilerlesin ondan sonra kısıtlamaların kalkmasının uygun olacağı kanısındayım. Hafta sonu ve akşam kısıtlamasının çok etkili olduğunu hepimiz gözlemledik. Bir süre daha böyle gitmesinin ben doğru olacağını düşünüyorum. Aşının ilk dozunun yapılacağı zamanı 15 Ocak gibi düşünsek, ikinci doz 28 gün sonra yapılacak, 15 Şubat sonrasında kısıtlamaların kaldırılmasını düşünmek daha uygun olacaktır.”

Okullar 15 Şubat’ta açılabilir

Okulların açılacağı tarihe de değinen İlhan, 15 Şubat tarihinde okulların da açılabileceğini ifade etti:

Eğitimin devamı hepimizin arzusu. 15 Şubat şu anda okulların açılması için bir öngörü olarak görünüyor; ama o tarih yaklaştığında tekrar değerlendirmek daha doğru olacaktır. Vaka sayısı, hasta sayısı aşağıya doğru yönelirse okullarımızı bir kademe dahilinde eylül-ekimde yaptığımız gibi açmak daha doğru olacaktır. O dönemde de istemeyen velilerimiz için uzaktan eğitim seçeneğiyle gitmek daha doğru olacaktır gibi görünüyor. Eylül-Ekim ayında velilerimiz, öğrencilerimiz kurallara uydu. Bizlerin de okullar açıldığında çocuklarımıza örnek olmamız gerekiyor. Gerek hijyen gerek maske takmak gerekse fiziksel mesafe konusunda örnek olmalıyız. Aşılamada öncelikli ikinci grupta öğretmenlerimiz de yer alıyor. Bu sürece baktığımızda buradaki hocalarımızın da aşılanmasıyla birlikte eğitim kurumlarının açılması söz konusu olabilir kanısındayım. Rakamlarda iyi bir düzeyi yakaladık, gerek vaka sayısında gerek hasta sayısında. Bu aşağı iniş trendi devam ederse hasta sayılarında binlerin altını görürsek, hasta sayımız belli illerimizde özellikle çok yoğun olmazsa okulların açılabileceğini rahatlıkla söylemek mümkün.”

‘Kısıtlamanın etkisi çok güçlü’

Yapılan kısıtlamalar sebebiyle vaka sayılarında düşüş yaşandığının altını çizen Prof. Dr. İlhan kısıtlamaların devam etmesi gerektiğini belirtti:

Bir kısıtlama yaptığımızda önce vaka sayısı azalıyor, onu takip eden 1 hafta 10 gün içinde hasta sayısı azalıyor. Hasta sayısının azalmasını takip eden 15-20 gün içinde ağır hasta sayısı azalıyor. Ağır hastalarımız azaldıktan 15-20 gün sonra vefatlarımız azalıyor. Bu kısıtlamanın etkisinin çok güçlü olduğunu gözlemledik. Yaklaşık 1 aylık süreçte hasta sayısı 7 binden bin 500 civarına düştü; bu çok güzel bir şey. Bu gelişmenin devam etmesi için kısıtlamaların ben devam etmesi kanısındayım.”

Zorbayı zorbalar değil, kitleler korkutur-Aydın Engin

 

Aşık İhsani sağ olaydı, alırdı bugün sazını eline ve o gürbüz sesiyle başlardı.

Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar…

AKP Reisi’nin Boğaziçi Üniversitesinin rektörlük koltuğuna bir kayyım atadığından bu güne 6 gün geçti. AKP Reisi uyanık. Atamayı 1 Ocak 2021 tarihli Resmi Gazete ile açıkladı. O gün tatildi. Böylece bu yöntemi bozuk ve geleneklere saygısız atamaya gelebilecek tepkileri geciktirmeyi hesapladı.

Siyasette hemen her kapının ipini çekmiş, rektörlüğü de adeta “meslek” bellemiş o adamcağıza yönelik tepkiler bugün dördüncü gününde.

İlk günden bu güne sürüp giden protesto eylemlerinde gözünüzden kaçmamıştır; kayyım rektörden, polis şeflerine, siyaset esnafından, televizyon zevzeklerine kadar geniş bir koro “Protesto edenler Boğaziçi öğrencisi değil ki… Onlar provokatör…” türküsünü çığırdılar, çığırıyorlar…

Nitekim ilk günkü protesto eylemlerinde polisin gözaltına aldıkları akşamüstü bırakıldılar ama ertesi gün sabahın köründe çok sayıda öğrencinin evleri basıldı. Özel harekat giysili, kalkanlı, ağır silahlar donanmış polisler tehlikeli suçluları yakalar gibi kapıları koçbaşı ile kırarak öğrencileri gözaltına aldılar. O baskınlardan sonra “çok önemli” istatistik bilgiler basına sızdırıldı.

Gözaltına alınanlardan sadece dördü Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi. Ötekiler farklı üniversitelerden gelen provokatörler…

Biliyorsunuz, insanların, özellikle üniversite öğrencilerinin alınlarında “provokatör” ya da “terörist” yazar. O yüzden hemen kimin ne olduğu anlaşılır.

Eylemin kitleselleşmesi korkusu

Sadece polis kaynakları ve onun medyadaki borazanları değil, Boğaziçi  Üniversitesinin bazı “aklı başında” üyeleri, hatta adının başında prof. rütbesi filan olanlardan da koroya katılanlar çıktı ve “Maalesef protestocu öğrencilerin arasına bizim öğrencimiz olmayan, yani yabancı öğrenciler katıldı. Onlar provokasyon yaptılar. Yoksa bizim öğrencilerimiz istedikleri kadar protesto eylemi yapmakta özgürdürler” gibi yaveler döktürdüler.

Son olarak da iktidar koalisyonunun “asma, kesme, vurma, kırma” işlerinde uzman, kudretli ve gayri resmi ortağı Devlet Bahçeli konuştu:

– Boğaziçi Üniversitesinden bir Gezi Parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplodur.

Böylece “vehbinin kerrakesi” ayan beyan oldu.

Korku, protesto eyleminin kitleselleşmesi korkusu… “Ama yabancı öğrenciler de eyleme katılıyor” teranesinin altında yatan işte bu korku.

Cevap ise pek yalın olmalı.

– Evet, katılıyorlarlar, katılacaklar, katılsınlar. İstanbuldaki üniversitelerden ülkesini seven, demokrasiyi, özgürlükleri, hukuk devletini, demokratik gelenekleri savunan, ilkeleri benimseyen ve benimsedikleri ilkeler için seyirci kalmayı onurlarına yakıştıramayan öğrenciler elbette Boğaziçi̕̕li arkadaşlarının yanına koştular, destek oldular, dayanışma gösterdiler.

Gösterirler, gösterecekler, göstersinler.

Bir ülke böyle sorumlu, böyle özverili, böyle bilinçli gençleri olduğu için olsa olsa övünür.

AKP iktidarında ise dövülür.

Devletin zorba gücü onların üstüne sürülür. Üniversitelerinin kapısına da, o gençlerin bileklerinde de kelepçe takılır. Devletin zorba gücü onların üstüne sürülür.

Çünkü ülke yönetimini zorba yöntemler uygulamak olarak kavrayan zihniyet kitlesel eylemlerden ölümüne korkar.

Zorbayı korkutan başka zorbalar değil, kitlelerdir. Demokratik protesto eylemlerinin kitleselleşmesidir.

(Bu yazı ilk kez T24’de yayımlanmıştır.)

Boğaziçi rektör protestosunda gözaltına alınanların 24’ü adliyeye sevk edildi

Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektör atanan AKP Milletvekili aday adayı Melih Bulu’ya yönelik protesto düzenledikleri gerekçesiyle gözaltına alınan 40 öğrencinin 24’ünün Emniyet’teki ifade işlemleri tamamlandı.

Gözaltına alınan kişilere “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ve “görevli memura mukavemet” suçlamaları yöneltiliyordu.

Sağlık kontrolünden geçirilen 24 kişi, Çağlayan‘daki İstanbul Adliyesi‘ne sevk edildi. Diğer 16 kişinin ise Vatan Caddesi‘ndeki Güvenlik Şube Müdürlüğü‘nde sorguları sürüyor.

Boğaziçi Dayanışması’ndan çağrı

Boğaziçi Dayanışması tarafından yapılan paylaşımda ise gözaltına alınan öğrencilerin karşılanması için saat 14.00’te Çağlayan’a çağrı yapıldı.

Yapılan paylaşımda “Üniversitemize atanan kayyuma karşı düzenlenen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek evleri basılarak gözaltına alınan arkadaşlarımızı karşılamak için bugün saat 14:00’te Çağlayan Adliyesi’ne!” ifadeleri kullanıldı.

Neler yaşandı?

4 Ocak Pazartesi günü bir araya gelen öğrenciler, kurum dışından okula rektör atanmasını protesto etmişlerdi. Basın açıklaması okuyan grup, Kuzey Kampüs’e yürümüş ve burada bir forum gerçekleştirmişti.

Sonrasında sayısı bini bulan kitle Güney Kampüs’e ilerleyerek Rektörlük binasına yürümek istemiş, polis engeliyle karşılaşmıştı. Okula girişleri engellenen öğrenciler ile polis arasında kavga çıkmış, polis biber gazı ve TOMA ile müdahale etmişti.

5 Ocak Salı günü ise protestoya katılan 17 öğrenci sabah saatlerinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. 6 Ocak Çarşamba günü sabahında ise 14 kişinin daha gözaltına alındığı belirtildi.

Gözaltında darp ve çıplak arama

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektörü protesto ettikleri için gözaltına alınan öğrenciler hakkında bilgi veren Avukat Çağan Yazıcı ise öğrencilerin evlerine kapı kırılarak girildiğini, uzun namlulu silahlarla yere yatırılarak ve darp edilerek gözaltına alındıklarını söyledi.

Öğrencilerin 6 Ocak günü için Boğaziçi Üniversitesi’ne yaptığı eylem çağrısı üzerine İstanbul Valiliği Beşiktaş ve Sarıyer’de eylem yasağı getirildiğini açıkladı. Okulun büyük bir bölümü ise polis barikatlarıyla çevrildi. Bunun üzerine eylem binlerce kişinin katılımıyla Kadıköy Rıhtım’da gerçekleştirildi.

Erkekler aralık ayında en az 24 kadını öldürdü

Erkekler, aralık ayında en az 24 kadını ve en az iki çocuğu öldürdü. İki erkek cezaevinden izinli çıkarak iki kadını öldürdü. En az 61 kadın da şiddete maruz bırakıldı.
Bianet‘in haberine göre, aralık ayında 11 kadın evli olduğu/eskiden evli olduğu erkek, altı kadını sevgilisi katletti.
Erkeklerin 17 kadını öldürme bahanesi basına yansımazken, üç kadın ayrılmak istediği veya barışmak istemediği, dört kadın da kıskançlık bahanesiyle öldürüldü.

Kadınları öldüren 22 erkek fail varken, bunlardan sadece 13’ü tutuklandı. Yedi fail gözaltına alındı, iki fail de intihar etti.

Çocuğa yönelik şiddet

Geçtiğimiz ay iki çocuk erkekler tarafından öldürülürken, üç çocuğun ölümü basına şüpheli olarak yansıdı.

Erkekler, aralarında oğlan çocuklarının da olduğu en az sekiz çocuğu istismar etti.

En az dört çocuk kendisini istismar eden erkekleri tanımazken, bir çocuk babası, bir çocuk siyasi parti yöneticisi (CHP), bir çocuğu başka bir siyasi parti yönetici (AKP), erken yaşta zorla evlendirilen bir çocuk da kocası tarafından istismar edildi.

Fotoğraf: Demet ARAN / csgorselarsiv.org

Kadına yönelik cinsel şiddet

Aralık 2020’de erkekler en az dört kadına tecavüz etti. Bir kadına kimin tecavüz ettiği basına yansımadı. Bir kadına iş arkadaşı, bir kadına hekim, bir kadına da yönetici tecavüz etti.

Kadınlara tecavüz eden en az dört fail vardı. Ancak, hiçbiri tutuklanmadı. İkisi hakkında soruşturma başlatıldı, diğer ikisi hakkında da dava açıldı.

Fotoğraf: Özge Özgüner / csgorselarsiv.org

En az 11 kadın ise tacize maruz bırakıldı. En az üç kadın kendilerini tacize maruz bırakan sekiz erkeği tanımazken, yedi kadın siyasi parti yöneticisi veya üyesi erkekler (CHP), bir kadın da erkek yazar tarafından tacize maruz bırakıldı.

Kadınları taciz eden en az 11 erkek vardı. Fakat, faillerden hiçbiri tutuklanmadı. Sadece bir fail gözaltına alındı, en az üç fail hakkında soruşturma başlatıldı. Bir fail hakkında da dava açılırken, beş failin hukuki süreci basına yansımadı.

Kadına yönelik fiziksel şiddet

Geçtiğimiz ay en az 61 kadın erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldı. Yedi kadın ağır hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Dört kadına da sistematik şiddet uygulanıyordu.

En az 34 kadın, eskiden evli olduğu/evli olduğu erkek tarafından, beş kadın sevgilisi/eski sevgilisi, 11 kadına tanımadığı 13 erkek, sekiz kadına kan bağı bulunan erkekler, bir kadın ustabaşı, bir kadın hasta yakını ve bir kadın da yönetici tarafından şiddete maruz bırakıldı.

Erkeklerin 49 kadına şiddet uygulama bahanesi basına yansımazken, iki kadına korona, bir kadına yanlışlıkla, üç kadına kıskançlık, altı kadına da barışmak istemediği bahanesiyle şiddet uygulandı.

Kadınlara şiddet uygulayan 72 erkek fail varken sadece beşi tutuklandı. 32’si gözaltına alındı, 14’ü hakkında da soruşturma başlatıldı.

Üç failin hukuki süreci kaçtı diye, bir failin hukuki süreci ise intihar etti diye basına yansıdı. En az 17 failinin hukuki süreçleri basına yansımadı.

Seks işçiliğine zorlama

Erkekler, kasım ayında en az 43 kadını seks işçiliğine zorladı. Seks işçiliğine zorlanan kadınlardan 35’i ise Türkiye vatandaşı değildi.

Kadınlara zorla seks işçiliği yaptıran 27 fail varken, sadece 23 fail tutuklandı. Üç fail gözaltına alındı, üç failin hukuki süreci basına yansımadı.

Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

2019 ve 2020 yıllarındaki veriler

Erkekler 2019 yılında en az 328 kadını ve 15 çocuğu öldürürken, 51 kadına tecavüz etti. 712 kadın ise seks işçiliğine zorlandı, 232 kadın taciz edildi, 279 çocuk istismar edildi.
2019 yılında erkekler tarafından 630 kadın şiddete maruz bırakıldı. Yine 2019’da en az 134 kadının ölümü basına şüpheli olarak yansıdı.
2020 yılında ise erkekler, en az 284 kadını öldürdü, 147 kadını taciz etti, 265 çocuğu istismar etti ve 96 kadına tecavüz etti. En az 818 kadın seks işçiliğine zorlandı, 792 kadına da şiddet uygulandı.

Kongre, Joe Biden’ın başkanlığını tescil etti

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Başkan Yardımcısı Mike Pence, Kongre binasının Donald Trump taraftarları tarafından işgal edilmesiyle ara verilmek zorunda kalınan başkanlık yarış sonuçlarının tescil işleminin sona erdiğini duyurdu

Kongre’de yapılan ortak oturumda Joe Biden’a eyaletlerden gelen delege oyları 270’i geçti. Pence, Demokrat Parti adayı Joe Biden’ı başkanlık seçimlerininin galibi ilan etti.

Ara vermek zorunda kalmıştı

Seçimlerde hile olduğunu iddia eden protestocular, tescil oturumunun yapılacağı 6 Ocak tarihinde bütün güvenlik önlemlerini aşmış ve dört saat boyunca kongre binasını işgal etmişti.

Çıkan olaylar sonucunda dört eylemci yaşamını yitirirken, 17 polis yaralanmış, 52 kişi ise gözaltına alınmıştı. Protestolar sonucunda tescil işlemine ara verilmek zorunda kalınmıştı.

Trump: Sorunsuz şekilde devredeceğim

Kongre’nin tescilinin ardından ilk kez açıklama yapan Trump “Seçimin sonucuna tamamen karşı çıkıyor olsam da düzenli bir geçiş olacak 20 Ocak’ta görevi sorunsuz bir şekilde devredeceğim ” dedi.

Trump konuşmasında “Bu, başkanlık tarihinin en mükemmel ilk döneminin sonunu temsil etse de, ‘ABD’yi Yeniden Harika Yapma’ mücadelemizin yalnızca başlangıcı olacak” ifadelerini kullandı.

 

Malezya’da muson yağmurları: 34 bin 525 kişi tahliye edildi

Malezya‘da 1 Ocak tarihinden bu yana etkili olan muson yağmurları ve beraberinde getirdiği sel felaketi binlerce kişinin tahliye edilmesine neden oldu. Dört kişinin ise sel sebebiyle yaşamını yitirdiği açıklandı.

Ülkede muson yağışları her yıl ülkenin doğu kıyılarını vuruyor ve düzenli olarak toplu tahliyelerle sonuçlanıyor. Ancak bazı bölgelerde insanlar bu yılki yağışların on yıllar boyunca görülenin en kötüsü olduğunu söyledi.

34 bin tahliye

Malezya Sosyal Refah Birimi’nin resmi sitesinde şu ana kadar 34 bin 525 kişinin güvenli bölgelere götürüldüğü belirtildi.

Sel mağdurlarının sayısı Pahang‘da 23 bin 694, Kelantan‘da 4 bin 920, Terengganu‘da 3 bin 116, Johor‘da 2 bin 313, Perak‘ta 448 ve Sabah‘ta 34 olarak kaydedildi. Selangor’daki güvenli bölgelere sığınan 68 sel mağdurunun ise evlerine döndüğü açıklandı.

 

İstanbul metrosuna yapılacak zam pandemi sebebiyle ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin (İBB) iştiraki Metro İstanbul’un, 2021 yılı başında yapılmayı planladığı taşıma ücret zammı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun talimatıyla ertelendi.

Metro İstanbul’dan yapılan açıklamada “2020 yılında maliyet unsurlarımıza yansıyan artışlar sonucu 2021 yılı başında yapılması planan taşıma ücret artışı, İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla pandemi sürecinde vatandaşlarımızın yaşadığı ekonomik zorluklar göz önüne alınarak ertelenmiştir” denildi.

İstanbul’da toplu ulaşımda bir yolculuk için tam elektronik biletin 3,50 lira, öğrenci biletinin 1,75 lira ödemesi gerekiyor. Aylık tam mavi kart 275 lira öğrenci mavi kartı ise 50 lira ile satın alınabiliyor.