Ana Sayfa Blog Sayfa 1246

Ordu sahil düzenleme projesini bilirkişi uygun görmedi

Ordu Çevre Derneği’nin (ORÇEV) Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin Altınordu ilçesinde deniz dolgusu ve kıyı düzenleme projesine açtığı davada Bilirkişi Heyeti raporu mahkemeye sunuldu.

Raporda Melet Irmağı ağzına planlanan iki mendireğin yapılmasından kaynaklı sorunlar yaşanacağı belirtilerek projenin uygun olmadığı vurgulandı.

‘Haklılığımız yeniden tescillendi’

Bilirkişi Heyeti raporu hakkında bilgi veren ORÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Coşkun Özbucak, “Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin Altınordu ilçesinde kıyı düzenleme ve deniz dolguları için açtığımız davalar derneğimiz lehine sonuçlanıyor. Kıyı düzenleme ve dolgu projesini parçalanarak yapılmak istenmiş ve üç parçaya ayrı ayrı açtığımız davalardan biri lehimize sonuçlandı, ikisi hakkında Ordu İdare Mahkemesi lehimize karar verdi ve dava üst mahkemede devam etmektedir” dedi.

Şu an devam eden davanın da parçaların bütününe yönelik bir dava olduğunu belirten Özbucak, “Daha önce de Bilirkişi Heyeti raporları lehimize hazırlanmıştı ancak itirazlar nedeniyle yenilendi. Heyet haklılığımızı yeniden belirten yeni raporlarını mahkemeye sundu” ifadelerini kullandı.

‘Akıntıyı engelleyecek’

Raporun içeriği hakkında da bilgi veren Özbucak, “Bilirkişi Heyeti yedi alanda inceleme yaptı. Melet Irmağı ağzına yapılmak istenen mendireklerinden biri 700 metre, diğer de 590 metre boyunda planlanmaktadır. Mendireklerin doğu yönüne olan akıntıyı engelleyeceğinden batı yönünde kumların yığılacağını, doğu yönünde ise denizin kıyıyı bozacağı vurgulanmaktadır.” diyerek raporda sonuç bölümündeki bilgileri aktardı.

Ordu ili Altınordu Düz, Şarkiye, Bahçelievler, Akyazı ve Durugöl mevkiilerinde Ordu Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından yapılması planlanan ‘Kıyı Düzenleme ve Rekreaktif Dolgu’ projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı” verilmişti.

Projenin çevre üzerindeki olumsuz etkileri hakkında hazırlanan 26 Mart 2021 havale tarihli bilirkişi raporuna yapılan itirazlar ile dosyaya sunulan teknik rapor ve belgeler yeniden incelenmişti.

ÇED raporu yeterli değil

Yeni raporda “Çevre Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı’nın;

  • Harita Mühendisliği açısından yerinde olduğu,
  • Biyoloji uzmanlığı açısından yerinde olduğu,
  • Çevre Mühendisliği açısından yerinde olduğu,
  • Kıyı birimleri açısından yerinde olmadığı,
  • Ulaşım ve trafik planlama açısından yerinde olmadığı,
  • Jeoloji Mühendisliği açısından yerinde olmadığı,
  • Şehir Planlama açısından yerinde olmadığı belirtildi.

Bilirkişi Heyeti raporunun yeniden lehlerine çıktığını belirten Özbucak, “Karar verici mahkemedir. Mahkemenin, raporu dikkate alacağına inanıyoruz. Projenin kıyıya ve denizimize zarar vermeden iptal edilmesini bekliyoruz. Doğamızın, sularımızın, denizimizin koruyucusu Ordu İdare Mahkemesi olacaktır. Buna inanıyoruz” dedi.

Almanya’da ipi göğüsleyen Scholz olası koalisyon ortaklarını açıkladı: Yeşiller ve FDF

Almanya, dün (26 Eylül Pazar) seçimi yaptı. Resmi geçici sonuçlara göre, , birinci parti konumundaki Sosyal Demokrat Parti‘nin (SPD) başbakan adayı Olaf Scholz, yeni hükümeti, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP) ile kuracağını açıkladı.

Almanya’da parlamento seçimlerini geçici resmi sonuçlara göre SPD kazandı. Yıllardır süren düşüş eğilimini tersine çevirmeyi başaran parti, adayı Scholz ile oy oranını yüzde 25,7’ye yükseltti.  Bu seçimlerle birlikte siyaseti bırakan Angela Merkel başbakanlığında 16 yıldır iktidarda olan Hristiyan Demokrat Birlik/Hristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU) ise yüzde 24,1 ile tarihinin en düşük oy oranını kaydetti.

Seçimlere yüksek hedeflerle giren ancak kısa sürede anketlerde kan kaybeden Yeşiller ise seçimlerde oyların yüzde 14,8’ini almayı başararak ülkedeki üçüncü büyük siyasi güç konumuna yükseldi.

Geçici resmi sonuçlara göre SPD’nin sandalye sayısı 2017 seçimlerine göre 53 artarak 206’ya yükseldi. CDU/CSU 246 sandalyeden 196’ya düşerken Yeşiller 67 olan sandalye sayısını 118’e çıkardı. FDP 80 olan sandalye sayısını 92’ye yükseltti, Sol Parti 69 sandalyeden 39’a geriledi. Aşırı sağcı AfD ise meclise 83 milletvekili ile girecek.

Ülkenin kuzeyindeki Schleswig-Holstein eyaletinde Danimarkalı azınlığın partisi olan ve yüzde 5’lik barajdan muaf bulunan Schleswig Seçmenler Birliği ise mecliste bir milletvekili ile temsil edilecek

Scholz: Seçmen hükümeti bizim kurmamızı istedi

Resmi geçici sonuçlara göre başbakanlığı kazandığını açıklayan sosyal demokrat Scholz,”CDU, seçmenden hükûmette olmaması gerektiği mesajını aldı. Hükûmeti bizim kurmamız gerektiği mesajını verdiler. SPD, Yeşiller ve FDP partilerini güçlendirdiler. Gelecek hükûmette bu partiler olmalı” dedi.

Scholz, gelecek hükümetin önünde “üç büyük zorluk” olacağını söyledi:

  • Toplumda daha çok saygı yaratmak,
  • Ülkedeki endüstriyi modernleştirmek,
  • İnsan eliyle meydana gelen iklim değişikliğini durdurmak ve yavaşlatmak. 

Hükümet Noel’e kadar kurulacak

Ülkede 2017 seçimlerinden sonra koalisyon hükümeti yaklaşık altı ay sonra kurulabilmişti. Scholz ise Noel‘e kadar anlaşmayı tamamlayıp hükümeti kurabilmeyi umuyor.

Partilerin bugün gayrı resmi olarak ilk görüşmelere başlaması bekleniyor. Scholz’un Yeşiller ile FDP ile anlaşabilmesi halinde, Yeşillerin geçmişte SPD ile kurdukları ikili koalisyondaki Joschka Fischer örneği üzerinden dışişleri bakanlığını isteyebileceği, iş dünyasına yakın liberal FDP’nin de maliye bakanlığını talep edeceği belirtiliyor.

SPD’nin hükümeti kurabilmesi halinde 2005’ten bu yana ilk kez hükümetin büyük ortağı olacak ve Merkel’in liderliğindeki muhafazakâr liderliğindeki hükümetlere 16 yıl sonra son vermiş olacak. 63 yaşındaki Scholz, bu senaryoda Willy Brandt, Helmut Schmidt ve Gerhard Schroeder‘den sonra 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dördüncü SPD’li başbakan olacak.

Scholz’un koalisyon pazarlıklarında başarılı olamaması halinde, hükümet kurma görevi, tarihi oy kaybına rağmen CDU/CSU’ya verilecek. Partinin başbakan adayı Armin Laschet de hükümeti kendisinin kurmak istediğini söylemişti.

Assos’ta yapılan ıslah değil katliam

Assos Antik Liman üzerindeki kayalarda yerleşim alanı ve insan sağlığını tehdit ettiği gerekçesi ile başlatılan ıslah çalışmasına karşı Ayvacık Cumhuriyet Baş Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.

AFAD tarafından hazırlanan bir rapor doğrultusunda Ayvacık Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından 26 Mart 2021’de “Ayvacık İlçesi Assos Kaya Islahı Yapım İşi” ihale edilmişti.

‘Çok ciddi tahribat ve yıkım var’

Söz konusu ihale doğrultusunda inşaat başlamış ve alan turizm faaliyetine ve girişlere 500 gün süre kapatılmıştı. Ancak Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Assos Dostları tarafından yapılan açıklamada çalışmaların çok ciddi tahribat ve yıkıma neden olduğuna dikkat çekildi.

Açıklamada “Doğal dokunun bozularak, hafriyat yapılarak geniş teraslamalar yapıldığı görülmüştür” ifadeleri kullanıldı.

Assos Antik Limanının öncesi

12 bin metrekare otopark yapılacak

Ayrıca bölgedeki otelcilerin üye olduğu derneğin başkanı tarafından Habertürk’e verilen demeçte alanda 12 bin metrekarelik otopark alanı açılacağının duyurulduğu hatırlatıldı.

Açıklamada “1. derece arkeolojik sit ve doğal sit alanı olan yerde 12 bin m2 otopark alanı inşa etmek için koruma mevzuatına, doğal ve arkeolojik sitlere ilişkin ilke kararlarına, bilimsel, yasal, uluslararası koruma ilkelerine uygun süreçler izlemek gerekir. Can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik olarak başladığı söylenen işin, otopark inşasına yönelik bir faaliyete dönüşmesi, ulusal ve uluslararası koruma mevzuatına uygun süreçlerden geçilmeden yürütülmektedir” ifadeleri kullanıldı.

I. Derece Arkeolojik Sit alanlarının korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olduğu hatırlatılan açıklamada “Bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamaz. Oysa fotoğraflar, videolar ve basına yansıyan haber ve görüntüler, Assos’ta iş makinaları ve kepçelerle kazı yapıldığını, toprak alındığı ve taşındığını, bu işlerin hiçbir denetim yapılmadan gerçekleştirildiğini göstermektedir” denildi.

Suç duyurusunda bulunuldu

Açıklamada “Assos Antik Kenti, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan ve ulusal ve uluslararası öneme sahip kültürel bir değer olan, iç hukuk ve uluslararası hukuk kuralları ve sözleşmeler gereğince gelecek nesillere aktarma yükümlülüğümüz bulunan tüm insanlığın ortak mirasıdır” denilerek konuyla ilgili suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.

Yapılan başvuruda “Soruşturma sonucunda belirlenecek tüm sorumluların T.C.K. uyarınca haklarında soruşturma başlatılması, yapılan işin geriye dönülmez zararlar verdiği gözetilerek faaliyetin tedbiren ve ivedilikle durdurulması, bu kapsamda kamu görevlileri ve diğer ilgililerin ihmali ya da görevi kötüye kullanması tespit edildiği takdirde haklarında eylemlerine uyan suçtan dolayı ceza davası açılmasını istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Suç duyurusu yapılan kurumlar ise şu şekilde sıralandı: Ayvacık Kaymakamlığı, Çanakkale Valiliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Müze Müdürlüğü, evre ve Şehircilik Bakanlığı Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Dynamica Mühendislik

 

Gençler, hükümetlerin iklim değişikliğini durdurabileceğine inanmıyor

Çok sayıda ülkede yaşları 16 ila 25 olan binlerce genç arasında yapılan bir çalışmada, iklim değişikliğinin dünya çapında çocuklarda ve gençlerde sıkıntı, öfke ve diğer olumsuz duygulara neden olduğu görüldü. Nature’de yayınlanan ön makaleye göre çalışmayı yürüten araştırma grubu, gençlerin bu ‘eko-kaygılarının’  günlük yaşamları üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ve bu etkinin büyük ölçüde ‘hükümetlerin bir iklim felaketini önlemek için yeterli çaba göstermediğini hissetmelerine bağlı arttığını’ söylüyor.

Türünün en büyüğü olan çalışmada, 10 ülkede 10 bin gence iklim değişikliği ve hükümetlerin buna tepkileri hakkında ne düşündükleri soruldu Sonuçlar, makalenin basımından önce 14 Eylül’de bir ön baskıda yayınlandı. Katılımcıların çoğunun iklim değişikliğinden endişe duyduğu ve yaklaşık % 60’nın ‘çok endişeli’ veya ‘son derece endişeli’ hissettiklerini söylediği görülmüş. Çalışmada genel olarak, katılımcıların % 45’i iklim değişikliği hakkındaki olumsuz duygularının günlük yaşamlarını etkilediğini söylemiş. İklim değişikliğinden ‘çok endişeli’ veya ‘aşırı endişeli’ hisseden katılımcıların oranının en yüksek olduğu ülkeler, iklim değişikliğinden büyük darbe alan Filipinler (%84), Hindistan (%68) ve Brezilya (%67) olmuş. Küresel iklim değişikliğine bağlı orman yangınlarının büyük zarar verdiği Portekizli gençlerin %65’i ‘çok endişeli’ veya ‘aşırı endişeli’ hissediyor ve bu yüksek oranla, Fransa, Finlandiya, Avustralya ve ABD gibi zengin ülkelerin gençlerinden ayrışmışlar.

Çalışmanın belki de en can alıcı kısmı gençlere onlara göre hükümetlerin iklim değişikliğine nasıl tepki verdiğinin sorulduğu bölüm. Gençlerin % 65’i hükümetlerin küresel iklim değişikliğine karşı uyguladıkları politikaları ‘başarısız’ olarak gördüklerini belirtmiş. %64’ü ise hükümetlerin küresel iklim değişikliğini önleme için aldığı önlemler konusunda ‘gerçekleri söylemediğine’ ve %60’ı da küresel iklim değişikliği nedeniyle insanların karşılaştıkları sıkıntılarla ilgilenmediğine inanıyor. Gençlerin sadece %36’sı hükümetlerin bilime göre hareket ettiği ve küresel iklim değişikliğini önlemeye çalıştığını düşünüyor.

‘Bu sonuçlar iklim davalarında rol oynayabilir’

Kaliforniya‘daki Humboldt Eyalet Üniversitesi‘nde iklim kaygısı üzerinde çalışan Sarah Ray, bu gibi çalışmaların sonuçlarının önümüzdeki dönemde, iklim değişikliği sonucu yaşanan afetlerin neden olduğu can ve ekonomik kayıplar için sayılarının daha da artması beklenen ‘iklim değişikliği davalarında’  rol oynayabileceğini söylüyor. Çünkü Ray’e göre çocuklar ve gençler savunmasız gruplardan ve bu çalışmalar onların göreceği zararlardan hükümetleri sorumlu tutabilir.

24 Eylül Cuma günü ülkemizde ve tüm dünyada milyonlarca insan ‘küresel iklim grevi’ için sokaklardaydı. Gerek ülkemizde, gerekse dünyadaki eylemlere yakından baktığımız zaman yukarıda özetlediğim çalışmanın sonuçlarını doğrularcasına milyonlarca iklim eylemcisinin büyük bir kısmını gençler ve çocuklar oluşturuyordu. Büyük bölümü gençlerden oluşan iklim aktivistlerinin talepleri ise tüm dünya benzerdi.  Küresel iklim değişikliğini hiç olmazsa yavaşlatabilecek bu masum talepler dünyanın her köşesinde aynıydı:

  • Küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelere kıyasla 1,5°C’nin altında tutmak.
  • İklim adaletini ve eşitliğini herkes için sağlamak.
  • Paris İklim Anlaşması’nın tavizsiz uygulanması.
  • Fosil yakıt kullanımına ve bu alandaki yatırımlara en geç 2035 yılına kadar son vermek.
  • Küresel iklim değişikliği ile ilgili bilimsel verileri gözlerden kaçırmamak.

Küresel iklim krizinin sıcak dalgaları, aşırı yağışlar ve seller, kuraklık, iklim göçleri gibi yıkıcı sonuçları artık yaşanmaya başladı. Ülkemizdeki son orman yangınları ve seller bunun bir örneği.. Bu nedenle gençler gelecek için umutsuz, önlerinde güvenli bir yaşam beklentisi olmadığını düşünüyorlar. Ayrıca küresel iklim değişikliği konusunda hiçbir sorumluluğu olmayan ülkelerde yaşayan gençler, küresel iklim değişikliğinden sorumlu zengin ülkelerin hükümetlerinin sorunu çözme açısından duyarsızlığı nedeniyle gelecek açısından daha da umutsuz….

Gençlerin iklim kaygılarını ve eko-anksiyetelerini ortadan kaldırmanın yolu ise temel olarak sistemi değiştirmekten geçiyor. Kapitalist sistem ve onun tüketim davranışları ile zengin ülkeler lehine günden güne büyüyen ekolojik eşitsizlik devam ettiği sürece gençlerin küresel iklim değişikliğinin çözümü ile ilgili endişeleri ve eko-anksiyeteleri önümüzdeki birkaç yıl içinde daha çok artacak.

Polonya, yüklü para cezasına rağmen Turow kömür madenini durdurmayı reddetti

Polonya, daha önceki bir mahkemenin operasyonları durdurma kararına karşı geldiği için Avrupa Komisyonu‘na günlük 500 bin Euro ceza ödeme emri almasına rağmen, tartışmalı Turow kömür madenini çalışır durumda tutacağını açıkladı.

Sınırındaki kömür madeninin kendi topluluklarına zarar verdiğini belirten Çekya, başvuru yapmıştı. Polonya’nın mahkemenin faaliyetleri durdurma kararına uymaması üzerine Avrupa’nın en yüksek mahkemesi, Lüksemburg merkezli Avrupa Birliği Adalet Divanı (CJEU) pazartesi günü Polonya’ya ceza vermişti.

Çekya sınırında doğru genişledi

Linyit veya linyit kömürü üreten maden yüzyılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor, ancak son zamanlarda Çekya sınırına doğru daha da genişledi.

Bir süredir iki ülke arasında madendeki teknik iyileştirmeler, su seviyeleri, gürültü ve hava kirliliğini kısıtlama yönünde görüşmeler yapılıyordu.

Fotoğraf: Shutterstock

Polonya: İkili görüşmeleri baltalıyor

Mahkemenin kararının ardından açıklama yapan Polonya hükümeti, AB mahkemesinin bu müzakereleri baltaladığını söyledi ve önemli bir iş ve elektrik kaynağı olan Tudow’un faaliyetlerine devam edeceğini açıkladı.

Yapılan açıklamada “AB Adalet Divanı tarafından belirtilen para cezası orantısız bir ceza oldu ve gerçeklerle doğrulanmadı. Üstelik, dostane bir çözüme ulaşma yolunda devam eden süreci baltalıyor” denildi.

Hakimler ise “21 Mayıs 2021’de kararlaştırılan geçici tedbirlerin etkinliğini güçlendirmek ve bu üye devletin davranışını bu emre uygun hale getirmeyi geciktirmekten caydırmak için böyle bir önlem gerekli görünüyor” ifadelerini kullandı.

‘Adli soygun ve hırsızlık’

Adalet Bakanı Yardımcısı Marcin Romanowski, paylaşımında “Adalet Divanı, Polonya’nın vatandaşlarını enerjisiz bırakmadığı ve madenleri bir gecede kapatmadığı için Polonya’dan günlük yarım milyon para cezası talep ediyor” dedi.

“Bu, güpegündüz adli soygun ve hırsızlıktır. Bir kuruş bile alamayacaksınız” ifadelerini kullanan Romanowski mahkeme kararına tepki gösterdi ve kararı uygulamayacaklarını duyurdu.

Taliban, sakal tıraşını ve müziği de yasakladı

Afganistan‘da ülkenin yönetimini tekrar ele geçiren Taliban, halkın özgürlüklerini kısıtlayan yasakları bir bir getirme devam ediyor.

Sünni İslamcı grup, şimdi de Helmand eyaletinde berberlerin sakal tıraşı yapmaları ve dükkanlarında müzik çalmalarını Şeriat kanunlarına göre yasakladığını açıkladı.

‘Şeriat esaslarına göre muamele görecek’

Ülkenin Helmand eyaletinde, Taliban liderliğindeki Erdem Teşvik ve Kötülüğü Önleme Dairesi, berberlere yeni düzenlemeye uymalarını emretti.

Dün yayınlanan açıklamada, “Bugünden itibaren berberlerde ve hamamlarda sakal tıraşı ve müzik çalmanın kesinlikle yasak olduğu konusunda acilen bilgilendiriliyorsunuz” denildi.

Ayrıca, aynı açıklamada “Herhangi bir berberin veya hamamın sakal tıraş ettiği veya müzik çaldığı tespit edilirse, şeriat esaslarına göre muamele görecek ve şikayet hakları olmayacak” ifadeleri de yer aldı.

En çok kadınlar ve kız çocukları etkileniyor

Taliban’ın kurucularından Molla Nurettin Turabi ise, geçtiğimiz günlerde idam cezası infazlarının ve el kesme cezasının yeniden yürürlüğe gireceğini açıklamıştı.

Turabi, “El kesmek güvenlik için çok gerekli” demiş ve bu cezanın caydırıcı bir etkisi olduğunu iddia etmişti.

Taliban’ın aldığı yasak kararları özellikle kadınların ve kız çocuklarının hayatını etkilemeye devam ediyor. Taliban, üniversitelerde kadın ve erkeklerin beraber eğitim görmesini yasaklamıştı. Ayrıca, kadınların spor etkinliklerine katılmasının uygun ve gerekli görülmediğini, bu nedenle de yasaklanacağını açıklamıştı.

Söz konusu bu yasaklar, kadınların sosyal hayattan izole olmasına neden oluyor. Taliban’ın bu yasaklarına karşı geleceklerinden ve güvenliklerinden endişe eden kadınlar protesto gösterileri düzenlemişti.

Birçok farklı ülkeden kadın ve kadın örgütleri de, Afganistan’daki kadınların ve kız çocuklarının durumuna dikkat çekmek için dayanışma çağrısı yapmıştı.

İsviçre’de halkın yüzde 64,1’i eşcinsel evliliklere ‘evet’ dedi

İsviçre‘de dün, eşcinsel evliliklerin yasallaşması ve partnerlerin çocuk sahibi olmalarının kanunlaşması için referandum yapıldı.

Referandumda seçmenlerin yüzde 64,1’i  ülkede eşcinsellere evlenme hakkı tanıyan yasal düzenlemeye “evet” dedi. Böylelikle, eşcinsel evlilikler ve eşcinsel çiftlerin kendileriyle akraba olmayan çocukları evlat edinmelerine ilişkin düzenleme kabul edilmiş oldu.

Seçmenlerin yüzde 35,9’u hayır dedi

İsviçre’de yaklaşık 5,5 milyon kayıtlı seçmenin 3 milyona yakını referandum için sandık başına gitti. Ülkenin nüfusu ise 8,6 milyon.

Eşcinsel evlilikler ve çiftlerin evlat edinmelerine izin verilmesi için seçmenlerin yüzde 64,1’i evet derken, yüzde 35,9’u ise hayır dedi.

İsviçre haber ajansı SDA-ATS‘ye konuşan “evet” kampanyası direktörü Olga Baranova, eşcinsellere evlenme hakkı tanıyan yasaya halkın verdiği desteğin boyutunun kendisi için bile şaşırtıcı olduğunu kaydetti.

Ülkede Evanjelistlerin de dahil olduğu sağ kesimler ise, çocukları olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle kampanya aleyhinde çalışmıştı.

Doğrudan demokrasi ile yönetilen ülkede önergeler, 50 bin imza toplanması halinde vatandaşlara sunuluyor. Ardından, referandumlarda onaylanırsa doğrudan yürürlüğe giriyor.

Mahkeme, Validebağ Korusu için yapılan imar değişikliğini durdurmada kararlı

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediyesi tarafından Validebağ Korusu‘yla ilgili imar planlarının yürütmesinin durdurulması kararına yapılan itirazı reddetti.

Koru için hazırlanan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı hakkında, İstanbul 6’ncı İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

‘Adalete güveniyoruz çünkü haklıyız’

Validebağ Gönüllüleri yaptığı açıklamada, “5-0 çünkü üç karar yürütmeyi durdurma kararı, iki karar yürütmeyi durdurma kararına itirazın reddi. Tamam, nihai bir karar değil. Yürütmeyi durdurma kararına ikinci kez itiraz etmişler. İkinci kez reddedilmiş. Beş kere daha itiraz edilse yine haklı olan kazanacak. Adalete güveniyoruz çünkü haklıyız” dedi.

Neler yaşandı?

Validebağ Korusu Şubat 2020 tarihinde İBB’den alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Üsküdar Belediyesi‘ne tahsis edilmişti.

Belediye ise Validebağ Bakım ve Rehabilitasyon Projesi ile koruda bisiklet yolları, otopark, çocuk oyun alanı gibi yapıların inşa edileceğini duyurmuştu.

Üsküdar Belediyesi’nin proje yapımına 21 Haziran’da başlanacağını duyurması üzerine birinci derece doğal sit alanı olan korunun betonlaştırılmasına karşı çıkan halk nöbet başlatmıştı.

Validebağ Korusu için hazırlanan 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planları’na karşı açılan davada yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Ancak halk proje tamamen iptal edilene kadar nöbetlerini sürdüreceklerini söyleyerek nöbete devam etti.

Proje kapsamındaki yol genişletme ve düzenleme planı için iş makineleri koruya girdi. 2 Eylül tarihindeki teşebbüs, nöbet tutan halkın iş makinelerinin önüne geçmesiyle engellendi.

21 Eylül tarihinde koruya yeniden iş makineleri girdi ve molozlar dökülmeye başlandı. Nöbet tutan halk insan zinciri oluşturup poşetlere doldurduğu kumu ve molozu koru dışına çıkardı.

Millet Bahçesi yapılmak istenen asırlık Beykoz Çayırı için nöbet başladı

İstanbul‘da yer alan 100 yılı aşkın süredir Beykoz Çayırı olarak bilinen yeşil alanın Millet Bahçesi yapılmak istenmesine karşı bölge halkı nöbet başlattı.

Beykoz Çevre Dayanışması tarafından yapılan açıklamada “Beykozda yapılmaya çalışılan doğa katliamlarını gerçekleştirmenize, İstanbul’un son kalan ormanlarını yok etmenize, yaşamdan yana duyarlı yurttaşlar olarak izin vermiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada Beykoz Çayır’ında haftalık nöbetlerine 25 Eylül Cumartesi tarihi itibariyle başladıklarını söylendi.

Fotoğraf: Beykoz Çevre Dayanışması

Üç ayrı imza kampanyası

Nöbette başlatılan üç farklı imza kampanyası için de imzalar toplanıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletilecek imza kampanyasında “Ormanlar yapılaşmaya açılmasın” talebi belirtiliyor.

Orman Bakanlığı’ndan ise özel ormanların kamulaştırılması isteniyor. Son olarak Beykoz Belediyesi’ne yönelik başlatılan kampanyada “Beykoz Çayırı millet bahçesine dönüştürülmesin” çağrısı yapılıyor.

Neler yaşandı?

Beykoz Ortaçeşme Mahallesi sınırları içinde bulunan tarihi Beykoz Çayırı yaklaşık 96 bin metrekarelik alana sahip. Beykoz Çayırı’nın ‘Millet Bahçesi’ olarak düzenlenmesi için hazırlanan imar planı değişikliği teklifi, İBB Meclisi gündemine geldi.

Beykoz Belediyesi tarafından hazırlanan plan değişikliği teklifi ile Beykoz Çayırı planlara ‘Millet Bahçesi’ olarak işlendi. Çayıra; millet kıraathanesi, sanat atölyeleri, çay bahçesi, okçuluk ve tenis gibi spor alanları, cami, mescit, büfe, idari tesis, otobüs-teleferik hattı istasyonu, emsale dahil olmamak üzere zeminaltı otopark yapılmasının önü açıldı.

Yapılarda yükseklik 4.50 metreden 6.50 metreye, inşaat hakkı da 0.02’den 0.05’e çıkarıldı. Teklif, mecliste CHP ve İYİ Parti’nin muhalefeti, AKP ve MHP grubunun oyları ile kabul edildi.

Almanya’da seçim: SPD ve Yeşiller yükselişte, aşırı sağ ve Hristiyan Birlik oy kaybetti

Almanya‘da 20’nci dönem federal meclisin oluşması için 26 Eylül’de yapılan genel seçimlerin geçici resmi sonuçları Federal Seçim Kurulu tarafından açıklandı.

Maliye Bakanı Olaf Scholz’u başbakan adayı gösteren Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların yüzde 25,7’sini alarak en çok oyu kazanan parti oldu. SPD, bir önceki 2017 seçimlerinden bu yana oylarını yüzde 5,2 puan artırmış ve 2002 yılından bu yana ilk kez seçimden birinci parti olarak çıkmış oldu.

Hristiyan Birlik’te düşüş

Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet’i başbakan adayı gösteren Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ise yüzde 24,1’lik oy oranıyla ikinci sırada yer aldı.

CDU ve Bavyera eyaletinde teşkilatlanmış kardeş parti konumundaki Hristiyan Sosyal Birlik Partisi’nden (CSU) oluşan CDU/CSU’nun oy oranı 2017’deki seçimlere göre 8,9 puan azaldı.

Yeşiller Partisi oy oranını artırdı

Yeşiller Partisi ise oy oranını dört yıl önceki seçimlere göre 5,8 puan arttırarak 14,8 ile üçüncü oldu.

Eş Başkanı Annalena Baerbock‘u aday olarak gösteren Yeşiller Partisi, şimdiye kadarki genel seçimlerde en yüksek oy oranını yakalamış oldu.

Baerbock seçim sonrası yaptığı açıklamada “Birinci parti olmak ve ülkeyi şekillendirmek istedik. Daha fazlasını istedik. Kısmen seçim kampanyasının başında yaptığımız hatalar nedeniyle bunu başaramadık. Benim kendi hatalarım nedeniyle. Bu sefer yetmedi ama partimizin bir gelecek misyonu var. Şimdi bu misyona odaklanacağız. Bu ülkenin bir iklim hükümetine ihtiyacı var. Seçimin sonucu bunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Aşırı sağın düşüşü

Oy oranını 0,7 puan yükselten Hür Demokrat Parti (FDP) yüzde 11,5 ile dördüncü sırada yer aldı. Göçmen ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisi ise 2017’ye göre oy oranında 2,3 puan düşüş yaşayarak 10,3 ile beşinci parti oldu.

Sol Parti de bir önceki seçimlere göre 4,3 puan oy kaybederek 4,9 ile altıncı parti çıktı. Yüzde 5’lik seçim barajını geçememesine rağmen en az üç bölgeden milletvekili çıkaran Sol Parti, Alman Seçim Yasası’na göre elde ettiği oy oranında milletvekili kazandı ve gelecek yasama döneminde mecliste grup olarak temsil edilecek.

Ayrıca Danimarkalı azınlığın kurduğu ve özel düzenlemeyle seçim barajından muaf tutulan Güney Schleswig Seçmen Birliği (SSW) de bir milletvekili ile mecliste yer alacak.

Gözler koalisyon müzakerelerinde

Seçim sonuçlarının ardından gözler yeni hükümet kurmak için yapılacak koalisyon müzakerelerine çevrildi. Müzakereler aylar boyunca devam edebiliyor. Örneğin 2017 seçimlerinden sonra yeni hükümetin kurulması yaklaşık altı ay sürmüştü.

Seçim sonuçlarının netleşmesinin ardından en çok oy alan partinin adayı hükümet kurmak için görevlendirilecek. Bu durumda bu görev Olaf Scholz‘un olacak. Koalisyon görüşmelerini Noel’e kadar tamamlamak istediklerini belirten Scholz, “Bu ancak birbirimizle yapıcı şekilde konuşmakla olur” dedi. Yeni koalisyon kurulana kadar Merkel görevine devam edecek.

Seçim öncesi durum

Anketlerde CDU ile Yeşiller arasında iki yönlü bir koalisyon kurulması bekleniyordu ama Laschet ve Baerbock’a gelen tepkilerin ardından partilerin güven oylamalarında sert düşüş görüldü.

Angela Merkel’in doğrudan desteğini alan Laschet temmuz ayında yıkıcı sel felaketinden etkilenen bir bölgeyi ziyaret ettiği sırada kahkahalar atarken görüntülenince büyük tepki toplamış, bu tepki oy oranlarına da yansımıştı.

Baerbock ise adaylığını açıklamasının ardından toplum genelinden büyük bir destek görmüş seçim öncesi anketlerde birinci olarak  çıkmıştı. Ancak Baerbock, öz geçmişinde verdiği bilgilerin yanlış ve yanıltıcı olması ve vergilerini geç ödemeyle suçlanması nedeniyle tepki topladı ve Yeşiller Partisi’nin oylarında düşüş yaşandı.

Koalisyon olasılıkları

Partilerin renkleriyle anılan koalisyon olasılıkları arasında üç senaryo üzerinde duruluyor:

  • CDU/CSU, FDP ve Yeşiller’in oluşturacağı “Jamaika Koalisyonu”,
  • SPD, FDP ve Yeşiller’in oluşturacağı “Trafik Lambası”
  • SPD, Sol Parti ve Yeşiller’in oluşturacağı “Kırmızı-Kırmızı-Yeşil”