Ana Sayfa Blog Sayfa 556

10 yıldır devam eden Bandırma-Osmaneli demiryolu projesine acele kamulaştırma kararı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, BandırmaOsmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesi için acele kamulaştırmaya gitti.

10 yıldır devam eden ve 2020’de yaklaşık 10 milyar TL’ye Kalyon Holding’e ihale edilen projenin kamulaştırılma kararı, Cumhurbaşkanı kararı ile Resmi Gazete‘de yayımlandı.

Karara göre, Bursa’nın Nilüfer, Mudanya, Karacabey, Gürsu, Yenişehir, Osmangazi, Bilecik’in Osmaneli ve Balıkesir’in Bandırma ilçesinde belirlenen yerler kamulaştırıldı.

Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı şöyle:

“Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Projesi’nin belirlenen iş programına ve taahhüt edilen sürelere uygun şekilde tamamlanması ve dış kaynaklı kredi temininde aksama yaşanmaması amacıyla, proje kapsamında ihtiyaç duyulan ve ekli harita ile listede bulundukları yer ve ada/parsel numaraları gösterilen taşınmazlar ile muhdesatın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) tarafından acele kamulaştırılmasına, 2492 sayılı kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi gereğince karar verilmiştir.”

‣ Soma’da Kolin uğruna ormanların içinde acele kamulaştırma
‣ Jeotermallerin memleketi: Aydın’da yeni JES’e acele kamulaştırma

Proje 8 yılda yüzde 20 tamamlandı

Yapımı 2012’de başlayan proje, Türkiye’nin başlandıktan sonra yapım işleri en yavaş ilerleyen projesi oldu.

Toplam uzunluğu 201 km olan projenin hattının yaklaşık 43 kilometresi tünel, viyadük ve köprülerden oluşuyor. Hat üzerinde yedi istasyon bulunuyor. Hat, 250 kilometre hıza uygun olarak inşa ediliyor.

Proje tamamlandığında hat yıllık 30 milyon yolcu kapasitesine ve 59 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip olacak. Ankara-Bursa arası 2 saat 15 dakika, İstanbul-Bursa arası ise 1 saat 15 dakika sürecek.

Projenin temeli Aralık 2012’de dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman tarafından atıldı.

Projede, sekiz yılda (2020 sonuna kadar) yüzde 20 ilerleme kat edildi ve sadece 56 km’lik Bursa-Yenişehir etabının altyapısı tamamlandı. Süreçte deprem riski gerekçe gösterilerek güzergah değişti. Projelerin yeniden yapılması gibi nedenlerle süreç tamamlanamadı.

Son olarak Ağustos 2020’de proje ihale edildi. İhale 9 milyar 449 milyon TL’lik bedelle Kalyon İnşaat’a verildi.

‣ Muğla’da bazı alanlar orman sınırı dışına çıkarılırken çeşitli şehirlerde acele kamulaştırma kararı

Tek imza ile 6 milyar TL

Projeye ilişkin ihaleyi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Ocak 2022’de gündeme getirmişti.

Kılıçdaroğlu, 3 Nisan 2018 tarihli açık ihaleye dair belgeyi açıklamış “2018’de 3,2 milyar TL’ye yapılan ihale iptal edildi ve 2020’de aynı ihale 9,4 milyar TL’ye beşli çeteden birine verildi. Tek imza ile 6 milyar TL çeteye peşkeş çekildi” demişti.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı Kararı ile Iğdır‘ın Karakoyunlu ilçesindeki bazı köylerde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılacak.

Öte yandan, Ankara‘nın Beypazarı ilçesinde bulunan bazı mahallelerin “Arazi Toplulaştırması Yapılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu” kararları kapsamından çıkarılması kararlaştırıldı.

BM: Depremin onarım maliyeti 100 milyar doları aşacak

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Louisa Vinton, deprem bölgesinde 2.7 milyon kişinin  yerinden olduğunu ve 600 bine yakın konut veya işyerinin yıkıldığını söyledi.

Cenevre Ofisi‘nde düzenlenen rutin haftalık basın toplantısına Gaziantep’ten video konferansla katılan Vinton, 6 Şubat depremlerinin üzerinden bir ay geçtiğine dikkat çekerek, “Bugüne kadar yapılan hesaplamalarla, hükümetin sunduğu ve uluslararası ortakların desteklediği zarar tutarının 100 milyar doları (bugünün kuruyla yaklaşık 1.9 trilyon TL) aşacağı tahmin ediliyor” dedi.

Türkiye GSHY’sinin yüzde 26’sı

Vinton, Türkiye ve Suriye‘deki depremzedelere kaynak oluşturulması için 16 Mart’ta Belçika‘nın başkenti Brüksel‘de düzenlenecek bağış konferansı için tahmini hasar büyüklüğünün temel alındığını kaydetti.

UNDP geçen ayın sonunda depremin ardından yıkılan binaların enkazının doğru şekilde ve zamanda kaldırılması için 113.5 milyon dolarlık yardım çağrısında bulunmuştu. 

Dünya Bankası ise geçen hafta yayımladığı hızlı hasar değerlendirme raporunda, iyileştirme ve yeniden inşa etme maliyetlerinin 34, 2 milyar doları bulacağını tahmin etmişti. 

Türkiye’nin 2021’deki gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) 7 trilyon 248 milyar 789 milyon TL.  BM’nin maliyet hesabı Türkiye’nin GSYH’sının yaklaşık yüzde 26’sına denk geliyor.

Tren kazası sonrası Yunanistan’da genel grev

Yunanistan‘da yarın (8 Mart) kamu ve özel sektör kepenk indiriyor.

Tempi bölgesinde 28 Şubat’ta meydana gelen ve 57 kişinin yaşamını yitirdiği tren kazası sonrasında başlayan grevler ülke geneline yayılacak. Ülke genelinde öğrenciler de tren kazası sonrası düzenlenecek mitinglere katılmak üzere sokaklara çıkacak.

Tren kazasının ardından Ulaştırma Bakanı Kostas Karamanlis istifa etmiş;  haksız yere ölen insanların anısına istifasının bir “görev” olduğunu söylemişti.  Devletin “uzun süredir devam eden” hatalarının sorumluluğunu üstlendiğini vurgulayan Karamanlis, “Bu kadar trajik bir olay yaşandığında, devam etmek ve hiç olmamış gibi davranmak imkânsız. Buna siyasi sorumluluk denir” demişti.

Başbakanı Kiryakos Miçotakis de ülkesinin tarihine “en ölümcül tren kazası” olarak geçen ve 57 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının ardından özür dilemiş; “Devletin yanlışlarını cesurca kabul etmesi lazım” ifadelerini kullanmıştı.

Kadınlar Günü vesilesiyle genel işçi seferberliği çağrısı

Sendikalar yarınki grev ve eylemlere kitlesel katılım çağrısında bulunurken, ‘Tempi’de işlenen cinayetin gerçek sorumluluğunun üstlenilmesi ve emekçilerin Kadınlar Günü vesilesiyle iş bırakma eylemini genel bir işçi seferberliğine dönüştürmesi’ talebinde bulundu.

Yunanistan Öğretmenler Federasyonu (IOE) eyleme katılım çağrısında, diğer hususların yanı sıra, “Öğretmenler, velilerimiz ve öğrencilerimizle birlikte gücümüzü ve sessiz kalmama kararlılığımızı gösterebilir, örgütlü bir şekilde mahsuplaşma ve örtbas etme olmaksızın hesap sorulmasını talep edebilir” dedi. Benzer mesajları diğer sendikalar da paylaştı.

Yunanistan Hastane Doktorları Dernekleri Federasyonu, ‘Tempi’deki trajediden sadece dört gün sonra, cumartesi günü ülkenin tek Pediatrik Onkoloji Ünitesi’ni özelleştiren ve kürtaj tasarısını sunmakta tereddüt etmeyen’ hükümeti kınayarak, 8 Mart’ta 24 saatlik grev çağrısında bulundu. Yarınki genel greve muhalefet partileri ile sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaş gruplarının da destek vermesi bekleniyor.

Genel grev nedeniyle toplu taşımanın yarın durma noktasına gelmesi beklenen Yunanistan’da, işçi sendikalarının “Hellenic Train” demiryolundaki grevi sürdürme kararının ardından trenler ve banliyö trenleri ülke genelinde hareketsiz kalmış durumda.

Tren işçileri sendikalarının toplantısında şu çağrı yapıldı:

“Trenlerin güvenli bir şekilde hareket etmesinin yanı sıra gerçeğin ortaya çıkması ve ne kadar üst düzey olurlarsa olsunlar trajik tren kazasının suçlularının bulunması için mücadele ediyoruz. Yunan demiryollarında güvenliğin yeniden sağlanması için gerekli tedbirlerin derhal alınmasını, işçi ve yurttaşlarımızın böyle bir trajediyi bir daha yaşamak zorunda kalmamasını talep ediyoruz.”

Yunanistan Denizciler Federasyonu (PNO) da Tempi’deki tren kazasına cevaben Pire limanından hareket eden tüm gemi kategorilerinde 24 saatlik grev ilan etme kararı aldı.

 

Kayseri’de 4,7 ve 4,3 büyüklüğünde iki deprem

AFAD, Kayseri‘nin İncesu ilçesinde saat 14.47’de 4,7 büyüklüğünde deprem gerçekleştiğini duyurdu. Vatandaşlar depremin sarsıntısıyla sokaklara döküldü.

Yerin 12,8 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem nedeniyle ilk belirlemelere göre, herhangi bir can veya mal kaybı bildirilmedi.

Kayseri’nin İncesu ilçesinde, Richter ölçeğine göre, 4.7 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından saat 14.53’te de 4.3’lük yeni sarsıntı kaydedildi.

AFAD verilerine göre, İncesu merkezli sarsıntı, yerin 6,95 kilometre derinliğinde oldu.

Oxford raporu: Yenilenebilir enerji daha ucuz sermaye maliyeti sağlıyor

Bugün (7 Mart) Oxford Sürdürülebilir Finans Grubu tarafından yayımlanan yeni bir çalışma, daha yüksek güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesi payına sahip yenilenebilir elektrik şirketlerinin, küresel ölçekte fosil yakıt odaklı emsallerine göre daha düşük öz sermaye ve borç maliyetine sahip olduğunu ortaya koydu.

Enerji Dönüşümü ve Değişen Sermaye Maliyeti: 2023 İncelemesi başlıklı rapora göre, bu eğilim özellikle Avrupa‘da belirgin olup, iklim dostu politikaların ve eylemlerin temiz enerji üretimine yapılan yatırımları oldukça uygun maliyetli bir enerji kaynağı haline getirmede başarılı olduğunu gösteriyor.

‣ IEA raporu: Yenilenebilir enerji sektöründeki istihdam, toplam enerji istihdamının yarısını geçti
‣ Rapor: Avrupa’nın kömür kullanımı düşüyor
‣ ‘Sekiz yıl içinde elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 70’e yükselebilir’

yenilenebilir enerji

‘Kömür, hâlâ en yüksek sermaye maliyetine sahip enerji sektörü’

Rapor, şu bulgulara yer veriyor:

  • Küresel çapta yenilenebilir enerji odaklı elektrik şirketlerinin borç maliyeti yüzde 6 iken, fosil yakıt şirketlerinin borç maliyeti yüzde 6,7 seviyesinde.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanan kuruluşların öz sermaye maliyeti yüzde 15,2 ile öz sermaye maliyeti yüzde 16,4 olan fosil yakıt odaklı kuruluşlara göre daha düşük.
  • Bu fark, iklim politikalarının daha yaygın olduğu Avrupa’da ise belirgin şekilde öne çıkıyor. Avrupa’da 2015’ten beri güneş ve rüzgar kapasitesi daha yüksek olan şirketlerin öz sermaye maliyetinin yüzde 17’den yüzde 14’e kadar gerilediği görülüyor.
  • Kömür madenciliği ise dünyada enerjide en yüksek sermaye maliyetine sahip sektör olarak öne çıkıyor. Kömür madenciliğinde borç maliyetinin 2021’de yüzde 7,9’a, öz sermaye maliyeti yüzde 18,2’ye yükseldiği gözlemleniyor.

‣ WMO: Net sıfır için yenilenebilir enerji arzının, sekiz yıl içinde ikiye katlanması şart

‣ IEA: Yenilenebilir enerji, üç yıl içinde dünyanın en büyük elektrik kaynağı olacak

yenilenebilir enerji

‘Ukrayna’daki savaş, ülkeleri temiz enerjiye teşvik ediyor’

Avrupa’da ise petrol ve gaz üretimi odaklı şirketlerin en yüksek öz sermaye maliyetine sahip olduğu görülüyor.

Bulgular ayrıca, petrol ve gaz endüstrisinde sermaye yoğun upstream faaliyetlerinin yanı sıra karbon yoğun operasyonlara yatırım yapmanın giderek daha riskli hale geldiğini gösteriyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından petrol ve gaz fiyatlarının son on yılın en yüksek seviyelerine ulaşması, ekonomileri fosil yakıtlardan vazgeçmeye ve sermaye akışlarını temiz enerjiye kaydırmaya daha da teşvik ediyor.

Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmanın merkezinde, büyük miktarlarda sermayenin düşük karbonlu enerjiye yönlendirilmesi yer alıyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarının fiyatlandırılması kritik ölçüde sermaye maliyetine bağlı.

Finansal sistem ile reel ekonomi arasında kilit bir aktarım mekanizması görevi gören bu mekanizma, hem finansal kurumların hem de şirketlerin yatırım kararlarını etkileyerek temiz enerji için sermaye maliyetinin düşmesini gerektiriyor.

Avrupa örneği, çevre politikalarının varlık fiyatlandırmasında önemli olduğunu gösteriyor ve bu durumun, iklim eyleminin daha az tutarlı olduğu Kuzey Amerika için bir model teşkil edebileceği görülüyor.

‘Kuzey Amerika’daki enerji sermaye maliyetleri tutarlı eğilim göstermiyor’

Oxford Sürdürülebilir Finans Grubu Direktörü Dr. Ben Caldecott, “Sermaye maliyeti, farklı enerji teknolojilerinin toplam maliyetinin önemli bir belirleyicisidir ve finansal piyasaların algıladığı riskleri yansıtır, örneğin kömürün yenilenebilir enerjilerle ne kadar hızlı yer değiştirebileceği gibi” diyor.

Raporun başyazarı Dr. Gireesh Shrimali ise, “Kuzey Amerika’da yenilenebilir ve fosil yakıtlı enerji için sermaye maliyetinde tutarlı bir eğilim görmüyoruz” ifadelerini kullanıyor: “Görülmesi gereken şey, özellikle son Enflasyon Azaltma Yasası gibi büyük değişikliklerle politika ortamının değişip değişmeyeceğidir.”

Kılıçdaroğlu’ndan CHP grubuna veda: Umutluyum be dostlar, gerçekten umutluyum

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilmesinin ardından bugün (7 Mart) ilk grup toplantısını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu “Bu kürsüye veda etmek için buradayım. Bu satırları kaleme almak benim için de hiç kolay olmadı” dedi.

“Bu coğrafyanın neresinde yaşıyorsanız, huzur içinde yaşamanızı isterim” diyen Kemal Kılıçdaroğlu,  ülkeden bereketin fışkırmasını, dostluğun kadim olmasını istediğini yineledi.

“Tanımasak bile birbirimize yürekten selam vermenizi isterim. Yeni bir başlangıç için bulunan tüm sıkıntıları aşalım istiyorum. O görkemli, güzel Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullanan Kemal Kılıçdaroğlu, bugünkü toplantıda kısa bir konuşma gerçekleştirdi.

Kürsüye veda eden Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Tüm yaşanmışlıkları arkada bırakarak bu kürsüye veda etmek kolay olmuyor. Bu kürsü benim evim, sizler de benim yol arkadaşlarımsınız. Size son kez bu kürsüden bakmak istiyorum. Hoşgeldiniz. Bay Kemal’in yol arkadaşı olmak zordur. Bay Kemal’in yol arkadaşı ıstıraplıdır, uzun ve incedir. Tehlikelerle doludur. Başınıza her an her şey gelebilir. Bay Kemal’in parası pulu da yoktu, sarayı da yoktur. Hakkında her türlü algı yapılmıştır. Sizler Bay Kemal’le yürümeye karar verdiniz. Sizin bu tercihinizi yüreğime yazdım. Bay Kemal’in sizler gibi gerçek dostları vardır. Siz Hak, dost bilirsiniz. Hepinizi yürekten kutluyorum. Başınızı hep dik tuttunuz” dedi ve ekledi:

“Karanlığın üzerinizi kaplamasına izin vermediniz. Zalimlerin tahtlarını yıkmaya çok yakınız. Sizin gibi yol arkadaşları olduğu için onur duyuyorum. Allah hepinizden razı olsun, hakkınızı helal edin.”

‘Meral Hanım merttir’

Kılıçdaroğlu, İYİ Parti lideri Meral Akşener’e ilişkin de konuştu:

“Umutluyum be dostlar, gerçekten umutluyum. Yelkenlerimizi hareket ettirecek rüzgarları düşünüyorum. Bu deliliği hep birlikte yapacağız. İYİ Parti’nin sayın Genel Başkanı Meral Akşener ile yapacağız. Çünkü Meral Hanım merttir, büyük mücadeleler veriyor. Ana kucağını da çok iyi bilir yeri geldi mi masaya vurmasını da çok iyi bilir.”

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın diğer parti liderlerine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“Temel Bey [Karamollaoğlu] bilgedir, cesurdur. O hepimizin iyi tanıması gereken siyasi aktördür, bilgedir.

Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı [Ahmet] Davutoğlu ile bitireceğiz bu deliliği. Gerçek bir entelektüelliği vardır.

DEVA Partisinin Genel Başkanı Ali Babacan ile bitireceğiz. Bu genç liderle Türkiye’nin perişanlığına son vereceğiz.

Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Gültekin Bey [Uysal] ile de son vereceğiz. yürekli, cesur bir liderdir.”

‘İmamoğlu, evladım; Yavaş, dostum’

Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘na “evladım”, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş‘a “dostum” diye seslendi:

“Ve iki kişi karşımda oturuyordu. Evladım Ekrem İmamoğlu. O da yanımda olacak. Dostum Mansur Yavaş, o da buradadır.

Tüm bunlar geçecek şafak tatlı bir gülümsemeyle doğacak. Başardık diyeceğiz, başardık. Ve gerçekten başaracağız.

Hakkınızı helal edin.”

Buldan’dan Bahçeli’ye: Amedspor var olmaya devam edecek, olmayacak sizlersiniz

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Parlamento Grubu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında grup toplantısını gerçekleştirdi.

Toplantıya, HDP Kadın Meclisi ve bileşen partilerinin temsilcileri, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Barış Anneleri, kadın, insan ve hukuk örgütlerinin temsilcileri katıldı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Amedspor gol atmaya devam edecek: Hükümetin küçük ortağı biraz önce yaptığı konuşmada, ırkçı saldırılara, 90’ların karanlık çetelerine bir kez daha sahip çıktı. Amed yok dedi, Amedspor yok dedi. Ben de buradan bir kez daha diyorum ki; Amed vardır, var olmaya devam edecektir. Amedspor vardır, var olmaya devam edecektir. Amedspor gol atmaya devam edecektir. Olmayacak olan, bu seçimde gidecek olan sizlersiniz. Irkçı konuşmalarınızla, saldırgan tavırlarızla gitmeye mahkumsunuz ve bizler sizi göndereceğiz.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin bugünkü grup konuşmasında “Bize göre Amed diye bir yer yoktur, Amedspor’dan da bahsedilemeyecektir. Bursaspor taraftarlarını buradan selamlıyorum, milli duruşlarından dolayı tebrik ediyorum. Bölücülerin stadyumu tahrik etmesi bir defa cinayettir, rezaletti. Kürt kökenli kardeşlerim başkadır, bölücü teröristler başkadır” demişti.

LBTİ+lar  depremde ayrımcılık ve eşitsizliğe maruz kaldı: Bizler bu 8 Mart’ta depremi felakete dönüştüren tek adam rejimine karşı, erkek egemen sisteme ve kadına yönelik sisteme karşı ‘Yalnız değil birlikteyiz, jin jiyan azadi’ diyerek en güçlü şekilde alanlarda olacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum. Kadınlar bu dönemde de ayrımcılık, ötekileştirme ve şiddetin her türlüsüyle karşı karşıya kaldı. Maalesef deprem bölgesinde engelli ve mülteci kadınlar da ayrımcılığın bambaşka boyutuyla karşı karşıya kaldılar. Bir çok kadın depremden sonra yaralanarak engelli kaldı. LGBTİ bireyler depremde de aynı ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalmıştır. Çoğu zaman kendi arlarındaki dayanışma ile ihtiyaçlarını temin etmişlerdir. Kadınların hâlâ barınma ve giyim ihtiyaçlarının olduğunu biliyoruz. Ama bunun dışında da özgün ihtiyaçları olduğunu biliyoruz. Mor kitlerimizle kadınların özgün ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık, devam edeceğiz.

Enkaz altında bırakan depremler değil, rant ve talan düzeni: Bu hükümet ülkenin ve kadınların başına gelmiş en büyük afettir, en büyük felakettir. Yaşamlarımızı enkaz altında bırakan depremler değil, bu çürümüş rant ve talan düzenidir. Eğer HDP belediyeleri kayyım darbesiyle gasbedilmiş olmasaydı insanlarımızın canını kurtarmaya yönelik muazzam bir çaba ortaya konabilirdi.

Pınarbaşı’daki organik tarım arazisine yapılacak dinamit fabrikası projesi iptal edildi

Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Aşağıbeyçayır ile Eğrisöğüt köyleri arasındaki bölgede, yapımı için süreç başlatılan ekokırıma davetiye çıkaran bir projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci sonlandırıldı.

Sürecin sonlandırıldığına dair karar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlandı. Kararın dayandırıldığı maddeye göre, şirketin başvurusunu geri çekmesi üzerine ÇED süreci sonlandırıldı.

Eğrisöğüt köyünden Kayseri Karaçay Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Harun Özkan, Erciyes Patlayıcı Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Patlayıcı Madde (Kapsüle Duyarlı Emülsiyon, Anfo, Ağır Anfo, Kapsül Üretim ve Montaj) Üretim ve Depolama Tesisi yapmayı planladığı meralık alanı ihaleyle aldığını belirterek hukuki mücadelelerinin devam ettiğini söyledi.

Avukat Harun Özkan Yeşil Gazete‘ye yaptığı açıklamada “Köylerimizin kurtulduğunu düşünüyoruz; tabii karşımıza yeni bir proje çıkmazlarsa” dedi.

Kayseri Pınarbaşı

‣ Pınarbaşı’nda ekokırım: Organik tarım ihalesi verilen araziye patlayıcı tesisi
‣ HDP’den Çevre Bakanı’na ‘Pınarbaşı’ soruları: Patlayıcı tesisi kararını kim, nasıl aldı?

İhalenin iptali için dava açıldı

Arazinin söz konusu şirkete ihale ile verildiğini kaydeden Özkan “Patlayıcı tesisi süreci durdu ancak ihaleyi 30 yıllığına aldıkları için başka bir tesis yapıyoruz diyebilirler. İhalenin iptali için dava açtık, takip ediyoruz” diye konuştu.

Özkan, şunları ekledi:

“Köylerimize yapılması planlanan patlayıcı tesisi ile ilgili ÇED bilgilendirme toplantısı yapılmıştı. Toplantıda köylülerin ve bölge halkının çok ciddi itirazları ortaya konmuştu. Bölgemiz açısından tesisin çok ciddi tehlikeler yaratacağı anlatılmıştı.”

Hukuki sürecin doğa ve köylülerin lehine olacağını düşündüğünü ifade eden Özkan, “Köy içme suyu şebekesine ve orman arazisine 200 metre mesafede. Tesisin bölgeyi zehirleyeceği, atıkların akarsu ve baraja ulaşacağı, patlama ve can güvenliği riski gibi birçok tehlikenin kaçınılmaz olduğu açıktı” dedi ve ekledi:

Bu kadar risk barındıran bir tesisin merada orman köyünde yapılmaması gerektiğine inanıyorduk. Neticede ilgili şirket yetkilileri itirazlarımızı, çekincelerimizi de gözeterek taleplerini geri çekmiş. Süreçte her yönden desteğini esirgemeyen haklı davamızda yanımızda olan ve gücümüze güç katan halkımıza, derneklerimize, sivil toplum kurumlarımıza, siyasi partilerimize, çevre bilinciyle yanımızda olan herkese şükranlarımızı sunuyoruz.

Ne olmuştu?

Eğrisöğüt köyüne sadece 955 metre ve Aşağıbeyçayır’a yaklaşık üç buçuk kilometre uzaklığa eğitim, organik tarım, organize hayvancılık gibi toplumsal değer sağlayacak bir tesis inşa edilmesi için ihale yürütülürken, ÇED sürecini takip eden köy halkı, arazide bir patlayıcı üretim ve depolama tesisi kurulacağını öğrenmişti.

Proje, tarım, hayvancılık, arıcılık, yaban hayatı, su kaynakları ve hava kalitesinin yanı sıra bölge halkının geçim kaynaklarını da tehlikeye attığı için tepki ile karşılanmıştı.

Köy halkı, yetkililerden söz konusu tesisin inşasından vazgeçilerek her iki köyün de kullanmakta olduğu arazinin mera statüsünün devamını, gerektiğinde ormana dönüştürülmesini talep etmişti.

Özkan, projeyi yapanların ihalede organik tarım, organize hayvancılık gibi kavramları kullanarak halkı cezbetmeye ve kandırmaya çalıştıklarını, hatta devleti de kandırılıyor olabileceklerini ifade etmişti.

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, Kayseri Pınarbaşı’daki Eğrisöğüt ve Aşağıbeyçayır köyleri arasında kalan meraya kurulmak istenen patlayıcı fabrikasını Meclis’e taşımıştı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde Çepni, fabrikanın orman ve tarım arazilerinin ortasına, köy halkının da hayvanlarını otlattığı meraya yapılmasının birçok mağduriyet yaratacağını söylemişti.

Tesisin atıklarının bölge için hayati öneme sahip olan Zamantı Çayı’nı  kirleteceğini belirten HDP’li vekil, Sakarya, Eskişehir ve Kırıkkale’de bulunan, aynı üretimi yapan fabrikalarda meydana gelen patlamaları ve çevrede bulunan yerleşim alanlarına verdiği zararları da hatırlatmıştı.

BİFED 2023 için başvurular başladı

10. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED) belgesel başvurularını kabul etmeye başladı. Festival, 11-15 Ekim 2023 tarihleri arasında Bozcaada’da gerçekleşecek.

Bu yıl 11-15 Ekim 2023 tarihleri arasında gerçekleşecek olan festivalde belgesellerin son başvuru tarihi: 1 Mayıs.

Yönetmenliğini Petra Holzer’in, koordinatörlüğünü Ethem Özgüven’in üstlendiği festivale bu sene de yönetmenler filmlerini ücretsiz gönderebilecek.
BIFED 2023, dünyanın dört bir yanında süren adalet arayışlarından, iklim mücadelelerine, halkların direniş öykülerinden, yüzlerce bölgede kapana kısılmış mültecilere kadar geniş temalardaki belgeselleri bekliyor.

Başvuru ve detaylar için www.bifed.org sitesini ziyaret edebilirsiniz. BİFED belgesel başvurularını şu çağrıyla duyurdu:

“Depremi büyük felaket haline getiren şey ‘hazırlıksız olmak’ İzmit depreminden sonra bu depreme hazırlıksız idik. Bu depremden sonra İstanbul ve diğer depremlere hazırlıksızız. Şu an İstanbul’da dokuz bin bina her an yıkılabilir. Bir buçuk milyon bina da herhangi bir mühendislik hizmeti almamış. Sivil toplumu aşan bu karanlık gelecek tablosunu yine sivil toplumla ve dayanışmayla çözmek zorundayız. Bu korkunç tablonun ardında çok ince bir terminoloji var: İmar barışı. Burada ne imardan ne de barıştan söz edebiliriz. Ortaya çıkan şey bunun tam zıddı olabilir. Enkaz savaşı.

Felaketleri sıraya koyduğumuz bir on yıldayız. Rusya’nın Ukraynalı ve Rus gençlerin, sivillerin, çocukların ve ekosistemin yaşamı, sağlığı ve oluşturulan tüm kültür üzerinden batıyla savaşı sürüyor. Buna bağlı küresel açlığı, kuraklık ve aşırı iklim olayları arttırıyor. Ülkemizde kuraklık ürkütücü boyutlarda ve hala ülkenin her yerinde çok uluslu şirketler yer altı sularını, ormanları aslında ekosistemi yok etmek çabasında. Hayat pahalılığının, yoksulluğun ve kirlenmenin önünde çok verimli alanlar var ve bizler bunun yalnızca dayanışmayla durdurabiliriz.

Bu sene heyecanla 10’uncu yılına hazırlanan festivalde bugüne değil 500’ü aşkın belgesel izleyicisi ile buluşurken, yüzlerce yönetmen izleyicilerin sorularına yanıt vermek için adadaydı. Koronavirüs salgını sebebiyle 2020 ve 2021 yıllarında çevrimiçi gerçekleşen festival diğer yıllar yüz yüze ilgilisiyle buluştu ve Salhane ile Bozcaada Halk Eğitim Merkezi’ndeki gösterimlerde binlerce misafiri ağırladı. Birçok atölye, etkinlik ve söyleşi de yine festival kapsamında gerçekleştirilmişti.”

‘İnsana ve mavi güzel gezegene dair belgeselleriniz şimdi daha acil’

BIFED, 10. senesinde de dünyanın birçok farklı kültürlerinden, uzak coğrafyalarından barışı ve umudu tazeleyen belgesellere kapısını açmayı hedefliyor. Festival ekibinin mesajı ise şöyle:

“Dünyanın farklı köşelerinde gelişip güçlenen tek şey savaş. Daha yaşanabilir bir dünya için yapılan tüm planlar ve dayanışma idealleri ya ertelendi ya unutuldu. Tohum çeşitliliği, iklim adaleti, barış bir başka bahara kalmış görünüyor. İnsana ve mavi güzel gezegene dair belgeselleriniz şimdi daha acil. Gezegenin kaynakları ve paranın dağılımındaki adaletsizliği, eko kırımı, güvensiz çalışma koşullarını görünür kılan çalışmalarınız koyu karanlığı aydınlatacak. Dokuz yıldır festivalimizin ana öğesi sizlerin üretimleriyle ortaya çıktı. Bu sene de eserlerinizi bekliyoruz.”

Kızılay, deprem yardımları için tarikatlara bağlı derneklerle işbirliği yapıyor

Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP), 2014 yılında dönemin Kızılay yöneticileri ile bürokratlarının tüm itirazlarına rağmen hazırlandı. Bu plan ile afetlerde barınma ihtiyaçlarının karşılanması görevi Kızılay’dan alınarak Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına (AFAD) verildi. Kızılay’a ise sadece afetlerde beslenme ihtiyacının karşılanması görevi verildi.

BirGün‘den İsmail Arı‘nın aktardığına göre, Kızılay Afet Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığı 2021 Yılı Detaylı Faaliyet Raporunda ise Kızılay’ın beslenme ihtiyacının giderilmesi için işbirliği yaptığı ve tarikatlarla bağlantılı olan dernek ile vakıfların bilgisine yer verildi. Bu dernek ile vakıflar deprem bölgesinde uzun bir süredir faaliyet gösteriyor.

‣ Polis tutanağından: Kızılay 18 Şubat’ta iki TIR dolusu giysi satmış
‣ Kızılay’ın Malatya’daki fabrikası afete rağmen çadır üretmiyor

Raporda ise Beslenme Platformu’na “Afet ve acil durumlarda afetzedenin günlük beslenme ihtiyaçlarını karşılamak, afet öncesinde yapacakları asgari standartlar ölçüsünde hazırlık yapmak, sunulan beslenme hizmetinde işbirliğini arttırmak, kurum ve kuruluşların koordinasyonunu sağlamak üzere Beslenme Platformu Afet Yönetimi Direktörlüğü koordinasyonunda oluşturulmuştur” bilgilerine yer verildi.

‣ Türkiye enkazken Kızılay çadır satışında
‣ Türkiye enkazken Kızılay gıda satışında

Tartışmalı dernekler

Beslenme Platformu’nda, Kızılay’ın Başkanlığı’nda Menzil Cemaati’ne bağlı Beşir Derneği, depremzedelerin enkaz altında çıkarıldığı esnada “tekbir getirmeleri” ile gündem olan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH İnsani Yardım Vakfı), Almanya’da “yüzyılın bağış yolsuzluğu” olarak görülen yolsuzluk skandalına imza atan Deniz Feneri Derneğinin yer aldığı belirtildi.

Ayrıca platformun kurucu üyeleri arasında Nur Cemaati’nin, “Yazıcılar” kolundan olan Hayrat Yardım Derneği ile İnsan Vakfı ve Diyanet Vakfı da yer alıyor.

‣ İstifa etmeyeceğini açıklayan Kızılay Başkanı’dan çadır satışı ‘çarkı’: ‘Haberim yoktu, ben olsam satmazdım’
‣ Kızılay Derneği Başkanı ve yöneticileri için suç duyurusu

Raporda, Beslenme Platformu’nda yer alan dernek ve vakıfların beslenme kapasitesi şu şekilde açıkladı:

Beşir Derneği 12 bin 500 kişilik
Diyanet Vakfı 11 bin kişilik
• Hayrat Vakfı bin kişilik
• İHH İnsani Yardım Vakfı 71 bin 600 kişilik