Ankara‘da infaz koruma memuru olan Handan S. isimli kişinin evinde kaçak olarak yetiştirip sattığı belirlenen sekiz Van kedisi alınarak Sincan Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi‘ne götürüldü.
Handan S.’ye uygunsuz bakım ve kaçak üretim nedeniyle hayvan başına 197 TL para cezası kesildi. Ayrıca, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü‘nün de 15 bin 203 TL ceza vereceği duyuruldu.
İhbar üzerine baskın
Kedilerle ilgili ihbar alan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 9’uncu Bölge Müdürlüğü ekipleri belediye ve polis ekipleriyle Handan S.’nin evine baskın düzenledi.
Hayvanların sağlık durumlarını ve yaşam koşullarını inceleyen ekipler, kedilerin yaşam koşullarının uygun olmadığı gibi kısırlaştırılmadığını da gördü.
Ekonomik durumu yeterli olmadığı için kedileri kısırlaştıramadığını iddia eden Handan S. “Kedilerimi lütfen almayın, kedilerim olmadan yaşamam ben” dedi.
Handan S.’nin sosyal medya hesaplarının incelenmesi sonucu kedileri yavrulatıp bu hesaplar aracılığıyla sattığı da belirlendi.
Üç kedisinin veterinerde olduğu, üç yavru kedisinin de öldüğü öğrenilen Handan S.’nin evinden 14 kedi karnesi çıktı.
Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanan AKP Milletvekili aday adayı Melih Bulu’ya yönelik protesto düzenledikleri gerekçesiyle gözaltına alınan 21 öğrencinin Çağlayan‘da yer alan İstanbul Adliyesi‘ndeki ifade işlemleri sona erdi.
Yeşil Gazete’ye konuyla ilgili bilgi veren Avukat Çağan Yazıcı, üçü sosyal medya paylaşımlarından dolayı gözaltına alınan kişilerden oluşmak üzere toplamda 21 öğrenci hakkında adli kontrol şartıyla serbest bırakılma kararı verildiğini duyurdu.
Toplamda 45 kişi hakkında işlem
Geçtiğimiz gün ise toplamda 24 öğrenci İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmişti. Burada ilk etapta Yıldız İdil Şen ve Azad Aksoy hakkında tutuklama istemiyle sevk edilmiş, geri kalan öğrenciler hakkında serbest bırakılma kararı verilmişti.Daha sonra ise tutuklu öğrenciler de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Fotoğraf: Öğrenci Dayanışması
Neler yaşandı?
4 Ocak Pazartesi günü bir araya gelen öğrenciler, 1 Ocak tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’ne kurum dışından okula rektör atanmasını protesto etmişlerdi. Okula girişleri engellenen öğrenciler ile polis arasında kavga çıkmış, polis biber gazı ve TOMA ile müdahale etmişti.
5 Ocak Salı günü ise protestoya katılan 17 öğrenci sabah saatlerinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. 6 Ocak tarihinde yapılan gözaltılarla birlikte gözaltı sayısı 40’a çıktı.
Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektörü protesto ettikleri için gözaltına alınan öğrenciler hakkında bilgi veren Avukat Çağan Yazıcı ise öğrencilerin evlerine kapı kırılarak girildiğini, uzun namlulu silahlarla yere yatırılarak ve darp edilerek gözaltına alındıklarını söyledi.
Son olarak 7 Ocak tarihinde gözaltındaki arkadaşlarının serbest bırakılması için Çağlayan’da basın açıklaması okuyan öğrencilerden ikisi açıklama öncesinde biri ise açıklama sonrasında gözaltına alındı. Öğrencilerden 24’ü daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu‘nun hazırladığı ‘Aralık 2020 Hak İhlalleri Raporu’na göre, en az 43 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi, 240 kişiye ‘işkenceye veya kötü muameleye’ maruz kaldı, en az 23 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
Rapora göre, geçtiğimiz ay ayında silahlı çatışmalarda 16 kişi öldü, ‘yargısız infaz, dur ihtarı, rastgele ateş açma olaylarında bir kişi hayatını kaybetti. Raporda Aralık ayında iki sığınmacının, cezaevindeki bir kişinin yaşam hakkının ihlal edildiği, 23 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü kaydedildi.
97 kişinin işkenceye maruz kaldığı belirtilen raporda, ‘cezaevlerinde işkence ve kötü muamele’ye uğrayanların sayısı 143 olarak belirtildi.
‘Düşünceyi ifade özgürlüğü’ başlığında, sekiz gazetecinin gözaltına alındığı, dokuz gazetecinin hapis ya da para cezasına mahkum edildiği kayıt altına alınan raporda, hakkında dava/soruşturma açılan gazeteci sayısı ise iki olarak belirlendi.
Raporda değinilen diğer başlıklar şöyle:
En az 1342 internet içeriğine ya da internet sitesine erişim engeli getirildi.
Aralık ayında konuşmaları ya da yazıları nedeniyle yargılanan en az dört kişi (CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel) hapis/para cezasına mahkûm oldu. Konuşma, yazı ya da ifade özgürlüğü hakkı kapsamı içindeki eylemleri nedeniyle ay içinde en az bir kişi (bir gün sonra tahliye edilen şair Yılmaz Odabaşı) tutuklandı.
Aralık ayında sosyal medya paylaşımları nedeniyle en az 13 kişi (Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanının şikayeti üzerine gözaltına alınan 80 yaşındaki Esin B…) gözaltına alındı, bir kişi (Sol Parti Rize İl Örgütü yöneticisi) tutuklandı. En az 35 kişi (Çoğunluğu Batman Gercüş’te asker ve polislerin de karıştığı tecavüz olayı…) hakkında soruşturma açıldı. Davalarda en az bir kişi hapis/para cezasına mahkûm edildi, en az bir kişi (Taylan Kulaçoğlu-isimsizler hareketi) tahliye edildi, üç kişi (CHP İzmir Eski Yöneticisi Banu Özdemir) beraat etti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 22 Aralık günü yapılan açıklamada, “cezaevlerinde çıplak arama uygulamasına” ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle re’sen soruşturma açıldığı bildirildi.
Aralık ayında çoğunluğu HDP yöneticisi/üyesi, belediye, sendika ve kitle örgütlerinin yöneticisi yüzlerce kişi (Cizre Belediye Eşbaşkanı Berivan Kutlu, Beytüşşebap Eski Belediye Başkanı Faik Dursun) gözaltına alındı. En az 13 kişi (HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, SGDF Yöneticisi Okan Danacı) tutuklandı.
Ay içinde beş parti/sendika yöneticisi, belediye başkanı (Leyla Güven, HDP Ağrı eski milletvekili Halil Aksoy-kararla birlikte tahliye; Diyarbakır Kocaköy HDP’li Belediye Eşbaşkanı Rojda Nazlıer) hapis cezasına mahkûm edildi. Üç belediye başkanı, parti, sendika ya da örgüt yöneticisi (Muş Bulanık HDP’li Belediye Eşbaşkanı Adnan Topçu) tahliye edildi.
Kobani eylemleri (5-8 Ekim 2014) nedeniyle tutuklanan 17 kişi hakkındaki tutukluluk incelemesinin Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından, avukatlara haber verilmeden 26 Aralık Cumartesi günü yapıldığı öğrenildi. Mahkeme, 17 kişinin de tutukluluğunun devamına karar verdi.
Ağrı Doğubayazıt HDP’li Belediye Meclisi Üyesi Hamide Turan 10 Aralık günü İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı.
Siirt İl Genel Meclisi HDP’li Üyesi Cemile Altan, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı.
Aralık ayında, basın açıklaması, bildiri dağıtma, toplantı ve gösteri gibi en az 18 etkinliğe polis/jandarma tarafından müdahale edildi. Müdahalelerde en az 85 kişi gözaltına alındı. En az 2 kişi tutuklandı. En az 3 etkinlik, basın açıklaması, toplantı, gösteri, festival, tiyatro ya da film gösterimi valilikler, kaymakamlıklar tarafından engellendi, yasaklandı. Bu arada pandemi gerekçesiyle eylemlere katılan çok sayıda kişiye de idari para cezası verildi.
Aralık ayında, eylemler, basın açıklamaları, etkinlikler nedeniyle yargılanan en az iki kişi para/hapis cezasına mahkum edildi.
Yeşil Gazete‘nin geçenay gündeme getirdiği Bergama köylerindeki çam ağaçlarının kesilmesi haberiniCumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Çevre Komisyonu üyesi Mahir Polat, Meclis gündemine taşıdı.
Polat, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlanmak üzere soru önergesi verirken çam ağaçlarının kesilmesinin yeni taş ve mermer ocakları için hazırlık olup olmadığını da sordu.
Köylülerin de oldukça tepki gösterdiği ağaç kesiminin Cevaplı,Karahıdırlı, Eğrigöl, Bozköy, Armağanlar ve Gaylan köylerinde yapılması planlanıyor.
‘Bergama’nın doğası sermayeye terk edildi’
Ağaçların kesilmesine tepki gösteren CHP’li Polat, bölgede taş ocağı kapasite artırımı yapılacağı iddiasını hatırlatarak şunları söyledi:
Köylerimizin etrafında bulunan taş ocağı işletmeleri var. Köylülerimiz 5 yıldır bu taş ocaklarına karşı mücadele ediyorlar. Şu an taş ocağının kapasite artırımı yapacağı iddiası var. Kesilen ağaçlar yeni taş ocağı ya da mermer ocağı için hazırlık mı? Bunu zaman bize gösterecek. Çünkü ‘gençleştirme çalışmaları’ adı altında yapılıyor. Zaten Bergama’nın doğası sermayeye terk edildi ve köylülerin ekonomik ve sosyal yaşantıları bu süreçten olumsuz etkilendi.”
‘Zeytin rekoltesi düştü’
Polat, kuraklık ve taş ocaklarının yarattığı tozdan zeytinliklerin etkilendiği için istenilen verimin alınamadığını belirterek şu açıklamalarda bulundu:
Birbirine yakın beş köyde de ağaçlar kesiliyor. Ve buralar zeytinciliğin en iyi olduğu bölgemiz. Zeytincilik Yasası’na göre; zeytinliklerin gelişimine engel olacak kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Arasında en az üç kilometre mesafe olması gerekir ama arada 150 metre olduğu için köylülerimiz isyan ediyor. Yurttaşlarımız özellikle kuraklığın etkisi ve taş ocaklarının yarattığı tozdan zeytinliklerden istedikleri verimi alamadılar. Zeytin rekoltesi düştü. Ağaçların kesilmesinin doğaya her zaman ağır sonuçları var. AKP’li Bergama Belediyesi çevre davalarından çekilip, ilçede yaşayan yurttaşlarımızın taleplerine kulaklarını tıkasa da biz bu davaların takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
Mahir Polat’ın Tarım ve Orman Bakanı’nın yanıtlamasını istediği sorular ise şöyle:
Orman İşletmeleri tarafından ‘gençleştirme’ çalışmaları yapılacak bölgeler belirlenirken nasıl bir prosedür izlenmektedir? Yapılacak gençleştirme çalışmasına ne kadar zaman önce karar verilmektedir?
İzmir ili Bergama ilçesine bağlı Cevaplı, Karahıdırlı, Eğrigöl, Bozköy, Armağanlar ve Gaylan mahallelerinde yapılan orman gençleştirme çalışmalarında silvikültürel ve hukuki prosedür doğru şekilde izlenmiş midir?
Yapılan çalışmalarda Bergama ilçesi Cevaplı Mahallesi sınırlarında bulunan taş ve mermer ocaklarının kapasite artırımına yer açmak için ağaç kesildiği iddiası doğru mudur?
Bergama ilçesi Cevaplı Mahallesi sınırlarında bulunan taş ve mermer ocaklarının bölge tarımına ve zeytinciliğine etkisi üzerine Bakanlığınızca yapılan bir çalışma var mıdır?
Bergama’ya bağlı Cevaplı, Karahıdırlı, Eğrigöl, Bozköy, Armağanlar ve Gaylan mahallelerinde yapılan orman gençleştirme çalışmalarında yaban hayatını korumak adına alınan tedbirler var mıdır? Varsa bu ek tedbirler nelerdir?
Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından AKP Milletvekili aday adayı Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasını kabul etmeyen öğrencilerin protestolarına destek vermek isteyen Ankara’daki öğrenciler polis müdahalesiyle karşılaştı.
Güvenpark’ta yapılmak istenen eyleme polis, henüz eylem başlayamadan müdahale etti. ODTÜ Savunmalıdır hesabı üzerinden yapılan paylaşımda 15 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
‘Polis şiddet uyguladı’
Üniversite öğrencileri “Bugün Kızılay’da polis eyleme katılacak neredeyse herkesi işkence ile gözaltına aldı. Her sokağın başında ‘üniversite ögrencisi’ olduğundan şüphelendikleri herkesi GBT ve sorguya çektiler. Eylemi başlamadan bitirdiler” ifadeleriyle dayanışma çağrısında bulundu.
Yapılan paylaşımda gözaltı sırasında öğrencilerin yerlerde sürüklendiği ve polisin öğrencilere sert bir şekilde müdahale ettiği belirtildi.
4 Ocak Pazartesi günü bir araya gelen öğrenciler, 1 Ocak tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’ne kurum dışından okula rektör atanmasını protesto etmişlerdi. Okula girişleri engellenen öğrenciler ile polis arasında kavga çıkmış, polis biber gazı ve TOMA ile müdahale etmişti.
5 Ocak Salı günü ise protestoya katılan 17 öğrenci sabah saatlerinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. 6 Ocak tarihinde yapılan gözaltılarla birlikte gözaltı sayısı 40’a çıktı.
Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektörü protesto ettikleri için gözaltına alınan öğrenciler hakkında bilgi veren Avukat Çağan Yazıcı ise öğrencilerin evlerine kapı kırılarak girildiğini, uzun namlulu silahlarla yere yatırılarak ve darp edilerek gözaltına alındıklarını söyledi.
Son olarak 7 Ocak tarihinde gözaltındaki arkadaşlarının serbest bırakılması için Çağlayan’da basın açıklaması okuyan öğrencilerden ikisi açıklama öncesinde biri ise açıklama sonrasında gözaltına alındı. Öğrencilerden 24’ü daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Avrupa Birliği’ne bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi, 2020 yılındaki küresel sıcaklığın rekor sahibi 2016 yılındaki verilerle eşitlenerek en sıcak yıl olarak kaydedildiğini duyurdu.
Yapılan açıklamada, koronavirüs kısıtlamalarının sebep olduğu emisyonlardaki yüzde yedi düşüşe ve gezegenin ısınmasına yol açan El Niño iklim olayının yokluğuna rağmen gezegenin geçtiğimiz yıl endüstri öncesi dönemden 1,25 derece daha sıcak olduğu belirtildi.
1,5 derece eşiğine yaklaşıyoruz
Bu değer, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan raporlarda bir eşik olarak görülen 1,5 derece ısınmanın oldukça yakınında olduğumuzu gösteriyor. Ayrıca hazırlanan rapor, geçtiğimiz altı yılın gezegen üzerinde kaydedilen en sıcak altı yıl olduğunu ortaya koyuyor.
Avrupa ve Kuzey Kutbu’nda rekor sıcaklıklar
Avrupa ise özellikle temmuz ve ağustos aylarında kıtanın batısında etkili olan uzun dönem sıcak dalgaları sebebiyle normal sıcaklık ortalamasının 1,6 derece üzerine çıktı.
Kuzey Kutbu ve Kuzey Sibirya ise 2020 yılında aşırı ortalama sıcaklıklar gördü. Bölge genelinde uzun vadeli ortalamadan 3 derece daha fazla ısınma yaşadı. Bazı kesimlerinde bu sıcaklık farkı 6 dereceye kadar çıktı.
Yükselen bu sıcaklıklar Arktik deniz buzulunda önemli derecede düşüşe ve orman yangınlarına sebep oldu.
Fotoğraf: Shutterstock
Yıl boyunca gözlem yapılıyor
Küresel sıcaklık ortalamalarının analizi birçok bilimsel kurum tarafından düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Copernicus’un yanı sıra, NASA, NOAA, Berkeley Earth ve Hadley‘de yer alan gözlem evleri, küresel sıcaklıkları yıl boyunca takip ediyor.
Farklı metodolojilerin kullanılması sebebiyle veri kümeleri arasında küçük farklılıklar bulunduğu için, bu gözlem evlerinin 2020 yılının 2016’dan daha sıcak olmadığı sonucuna varmaları olasılığı da mümkün görünüyor. Gerçekleştirilen tüm analizler, bu küçük farklılıklara rağmen genel eğilimi ve son yılların sistematik şekilde kayda geçen en sıcak yıllar olduğu sonucunu doğruluyor.
‘Aşırı hava olayları’ yılı
Geçtiğimiz ay yayınlanan bir rapor, 2020 yılında dünya genelinde yaşanan aşırı hava olaylarının maliyetinin 150 milyar dolardan fazla olduğunu ortaya koydu. Bu aşırı hava olayları arasında, küresel ısınmadan etkilendiği bilinen sıcak hava dalgaları, orman yangınları, seller ve tropikal siklonlar yer alıyor.
Yüksek sıcaklıklar
Yıl boyunca aşırı sıcaklıkların süreklilik göstermesi sonucunda birçok rekor kırıldı:
Sibirya’da sıcaklık 38°C’ye ulaştı. Bu durum Sibirya’da kaydedilen en sıcak gün olmasının yanı sıra Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyinde şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık olarak belirlendi. Bir araştırmaya göre, aşırı sıcaklık, iklim değişikliğinin olmaması durumunda gerçekleşme olasılığının “neredeyse imkânsız” olduğu bir sıcak hava dalgasının gerçekleştiği sırada yaşandı.
Yeryüzünde şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık gerçekleşti (ABD’nin Kaliforniya Eyaleti’nde yer alan Ölüm Vadisi’nde (Death Valley) 54,4°C).
Kuzey yarımkürede en sıcak yaz yaşandı (ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi NOAA verileri uyarınca).
Yangınlar
Meydana gelen orman yangınları yıl boyunca birçok kez manşete taşındı. İklim değişikliğinin neden olduğu aşırı sıcaklıkların, bu yangınların birçoğuna önemli katkı sunduğu düşünülüyor. 2020 yılında dünya çapında gerçekleşen en büyük ölçekli yangınlar şu şekilde:
Avustralya’da gerçekleşen orman yangınları:Milyonlarca dönümlük alanın tahrip olmasıylave milyarlarca hayvanın ölümüyle sonuçlanan Avustralya yangınları, dünyada en yüksek maliyet yaratan orman yangınları olarak kayda geçti. Ocak 2020’de yayınlanan bir ilişkilendirme çalışması, iklim değişikliğinin gerçekleşen yangınların riskini en az yüzde 30 artırdığı sonucuna varıyor.
ABD’nin batı yakasında gerçekleşen yangınlar:Kaliforniya’da 1,6 milyon hektarı aşkın alanın yandığı yangın sezonu sonucunda 2020 yılı, bu eyalette kayıtlara geçen en kötü yılı ABD’nin Batı kıyısında yer alan Oregon ve Washington da yangınlardan oldukça etkilendi. Yangın sezonu, bölgede sıcaklıkların yüksek seyretmesine yol açan ısı dalgasının gerçekleştiği sırada meydana geldi.
Güney Amerika’da gerçekleşen yangınlar:Brezilya, Arjantin, Bolivya ve Paraguay’ın da aralarında bulunduğu birçok Güney Amerika ülkesi, 2020’de gerçekleşen orman yangınlarından etkilendi. Amazon ormanlarında gerçekleşen yangınların yanı sıra Parana’nın nehir havzasında ve Gran Chaco ormanında meydana gelen çok sayıda yangın, ciddi biyolojik çeşitlilik kaybıyla sonuçlandı.
Aşırı yağış ve seller
Birçok ülkede, özellikle Asya musonu ile bağlantılı olarak aşırı ölçüde yağışlar yaşandı. Bilim insanları gezegenin ısınmasıyla, muson yağmurlarının artış göstereceğini öngörüyor.
Ancak rüzgâr düzenindeki değişim, bazı bölgelerin daha az, diğerlerinin ise daha fazla yağış almasıyla sonuçlanabilir. Aşırı yağış ve sel olaylarından etkilenen ülkelerden bazıları şu şekilde:
Çin‘de meydana gelen seller, onlarca milyon insanı etkiledi. En az 219 kişinin hayatını kaybettiği ya da kaybolduğu bu seller sonucunda, binlerce insan da yerinden edildi. Sellerin yarattığı tahribatın 32 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Pakistan’da gerçekleşen sellerde en az 410 kişi hayatını kaybetti. Sellerin sebep olduğu tahribatın maliyetinin yaklaşık 1,5 milyar $ olduğu öngörülüyor.
Hindistan‘da yaşanan seller, 2067 kişinin hayatını kaybettiği oldukça yüksek bir ölüm oranına sahipti. Sellerin yarattığı finansal kaybın yaklaşık 10 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Sudan‘da gerçekleşen ve bir milyondan fazla insanı etkileyen seller, tarımsal ürünlerde tahribata yol açtı ve en az 138 kişinin hayatını kaybetmesine sebep oldu.
Tropikal siklonlar
2020’in tropikal siklon sezonu, hem Atlantik hem de Hint okyanusunda oldukça fazla tahribata yol açtı.
Atlantik’te yaşanan 2020 yılı kasırga sezonu, belirli bir şiddetin üzerinde seyrettiği durumda isimlendirilen fırtına sayısının 30’u geçmesiyle, şimdiye kadarkaydedilen en aktif sezon Tarih boyunca ikinci kez, bu fırtınalara Yunanca isimler verilmek zorunda kalındı.
Eylül ayında Atlantik havzasında beş adet fırtınaeşzamanlı şekilde faaliyete geçti.Benzer bir durum tarihte yalnızca bir kez 1995 yılında yaşanmıştı.
Bazı bölgelerde, birçoğu üst üste olacak şekilde fırtınalar kaydedildi. ABD’de yer alan Louisiana eyaleti, kaydedilen beş adet fırtına ile yeni bir rekor kırdı. Bunun yanı sıra Orta Amerika’da yer alan Honduras ve Nikaragua gibi ülkeler, birkaç hafta arayla Eta ve Iota kasırgalarınıyaşadı.
Güney Asya’da gerçekleşen Amphan Siklonu, Hindistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Butan’ıetkiledi ve 128 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.
Filipinler’de gerçekleşen Goni ve Vamcoisimli süper tayfunlar, büyük ölçekli hasara ve en az 97 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Goni siklonu, yılın en güçlü tropikal kasırgası olarak belirlendi.
‘Hız kesmeden devam ediyor’
Almanya İklim Hizmetleri Merkezi’nde (GERICS) görev yapan Dr. Karsten Haustein “2020’nin, kaydedilen en sıcak yıl olan 2016 yılıyla aynı sıcaklık seviyesine ulaşması, insan faaliyetleri sonucunda gerçekleşen iklim değişikliğinin hız kesmeden devam ettiğine dair bir başka çarpıcı hatırlatma oluyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun 2016’da tropikal Pasifik’te doğal iklim değişkenliği yaratan ve ısıyı artıran El Niño’nun etkisinde olmayan 2020 yılında yaşanmasının özellikle dikkat çekici olduğunu belirten Haustein “2020’de El Niño etkisiyle sıcaklık artışı yaşanmamasına rağmen bu yıl, 2016 yılındaki sıcaklık rekorunu neredeyse geçmiş durumda. 2020’nin en sıcak yıl olarak tek başına tarihe geçmesini, Aralık ayının (Kasım ayına kıyasla) oldukça soğuk yaşandığı bir yıl olması engelledi” dedi.
‘İnsani bir krize işaret ediyor’
Haustein konuşmasına “Acil bir durumla karşı karşıya kaldığımızda, imkânsız görünen (finansal) eylemler, benzeri görülmemiş hızda ve ölçekte hayata geçti. Bizlerin de aşıların bulunmasıyla geri döndürülecek bir durum olmayan iklim acil durumuyla karşı karşıya bulunduğumuz göz önüne alındığında, akıllı yatırım seçimlerine yönelmenin gerekliliği ortaya çıkıyor” sözleriyle devam etti.
Georgia Athletic Association’da görev yapan Atmosfer Bilimleri ve Coğrafya Profesörü Dr. Marshall Shepherd ise “2020’nin sıcaklık rekoru kırıp kırmadığına yönelik tartışma büyük resmi görmemizi engelliyor. Birbiri ardına sistematik şekilde sıcaklık rekoru kırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Bu durum artık manşete giren bir haber niteliği taşımıyor ve insani bir krize işaret ediyor” açıklamasını yaptı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Covid-19 salgınına rağmen bu yıl sonunda 44 ton altın üretim hedeflerinin olduğunu belirterek, “Topraklarımızda var olan altını çıkarmamız gerekiyor. Tıpkı Amerika, Kanada, Avustralya ve diğer ülkelerin yaptığı gibi. Gelişmiş ülkeler altın çıkarmada hangi prosedürleri uyguluyorlar ise, biz de Türkiye olarak aynı prosedürleri uyguluyoruz” dedi.
Madencilik faaliyetlerinde temmuz ayından sonra normale dönmeye başladığını kaydededen Dönmez, “Temmuz ayından itibaren madencilik faaliyetleri eski, aktif, güzel günlerine dönmeye başladı. Çin’de işlerin açılmasıyla beraber ihracatta da kıpırdanmalar başladı. Gelecekten ümitliyiz” mesajını verdi.
Bakan Dönmez, şunları söyledi:
“Altında uzun yıllar itibariyle yıllık 8-10 milyar dolar civarında ithalatımız var. 2017’de başlayıp 2018’de tamamladığımız havadan jeofizik görüntüleme ile Türkiye’nin dört bir tarafını havadan röntgenini çektik. Türkiye genelinde bu çalışmayı bitirdik. Her yıl ortalama 1 milyon metre sondaj yapıyoruz. O sondajlardan da bazı maden varlıklarının rezervlerini tespit ediyoruz, sonrasında da ilgili bölgenin sınırlarını tespit ederek saha işletilip ekonomiye kazandırılıyor.”
Hedef beş yıl içinde altın üretiminde yıllık 100 tona ulaşmak
2019 yılında 38 ton altın üretildiğini hatırlatan Dönmez, “Geçen yıl 38 ton altın üretmiştik. Bu Türkiye tarihinde bir rekordur. Zira 2000’den önce ülkemizde altın üretimi hemen hemen yoktu. Bu üretime biz 2000’li yıllardan sonra ulaştık. Bu yıl da salgına rağmen inşallah 44 ton altın üretim hedefimizi yakalayacağız. Önümüzdeki beş yıl içerisinde de bu üretimleri katlayarak yıllık 100 ton altın üreteceğiz. Türkiye’nin yıllık olarak ortalama 150 ton altın ithalatı var. Bu rakamlara ulaştığımızda da altın ithalatına ödediğimiz rakamlar üretimimiz oranında azalacak” ifadelerini kullandı.
‘Altını çıkarmamız gerekiyor’
Türkiye sınırları içinde toprakların içinde var olan altının çıkarılması gerektiği üzerinde duran Dönmez şöyle konuştu:
“Tıpkı Amerika, Kanada, Avustralya ve diğer ülkelerin yaptığı gibi. Gelişmiş ülkeler altın çıkarmada hangi prosedürleri uyguluyorlar ise, biz de Türkiye olarak aynı prosedürleri uyguluyoruz. Altın ithalatının cari açığın oluşmasında önemli bir rolü olduğunu görüyoruz. Örneğin 2019 yılında 12,5 milyar dolarlık altın İthal etmişiz. Saf altını da işleyerek 7 milyar dolarlık altın ihraç etmişiz. Net açık 5,5 Milyar dolar. Bu yılın ilk 6 ayında ise 11,5 milyar dolarlık altın ithal etmişiz. Buna karşın 3 milyar dolarlık da altın ihraç etmişiz. Altı ayda 8,5 milyar dolarlık altında net dış ticaret açığımız var” dedi.
‘Dünya standartlarında madencilik yapıyoruz’
Bakan, maden çalışmalarında Çevre ve Şehircilik bakanlığının, Tarım ve Orman Bakanlığının ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sıkı denetimleri olduğunu söyledi:
“Çevreye ve insan sağlığına duyarlı dünya standartlarında madencilik yapılıyor. Atık havuzları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ve DSİ’nin sıkı denetimi altındadır. Önemli bir element olan ve elektrikli otomobil bataryalarında da kullanılan Lityum ile ilgili çalışmalarımız var. Eskişehir Sivrihisar’da Eti Maden İşletmeleri bir pilot tesis kurma çalışmalarına başladı. Bor atıklarından lityum üretimine bu yıl sonunda da başlayacağız inşallah. Başlangıçta yılda 10 ton olmak üzere bu yıl sonu itibariyle üretime geçiyoruz. Kısa vadede bu üretimi 500 tonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz” ifadelerine yer verdi.
‘Eski güzel günler’
Salgın sürecinde madencilik alanında faaliyetlerin çok büyük ölçüde yavaşladığına değinen Dönmez, Temmuz ayı itibariyle durumun tersine döndüğünü aktardı:
“Bu sebeple üretimde de ciddi düşüşler yaşandı. Temmuz ayından itibaren madencilik faaliyetleri eski, aktif, güzel günlerine dönmeye başladı. Çin’de de işlerin açılmasıyla beraber ihracatta da kıpırdanmalar başladı. Ekim ayı içerisinde 1000 MW’lık Mini YEKA-GES yarışmasını yapacağız. 10 yıl içerisinde 10 bin MW rüzgar ve 10 bin MW güneş kapasitesinin eklenmesi hedefleniyoruz.
Sadece üretim değil yenilenebilir enerji teknolojilerinin üretimine de yatırım yapılıyor. Rüzgâr türbini üreten fabrikanın açılışı yapılacak. Lisanssız üretimde 6.500 MW seviyelerine gelindi. Yaklaşık yüzde 92’si güneş kaynaklı. Temmuz ayı sonu itibarıyla 2020’nin ilk 7 ayında yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranı yüzde 63,7. 2017 yılından beri yenilenebilir enerji kapasite artışında ülkemiz dünyada 9. Avrupa’da üçüncüyüz. 2019’da yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisi miktarında Avrupa’da 2. sırada yer aldık. Yerli kaynakların elektrik üretimindeki payı Aralık 2018’den bu yana aralıksız olarak 19 aydır aylık bazda yüzde 50’nin üzerinde seyrediyor.”
Amerika Birleşik Devletleri ve İtalya‘dan iki biyoteknoloji şirketi bir araya gelerek hayvanlar için koronavirüs aşısı geliştiriyor.
Bu aşıyla virüsün hayvanlardan insanlara yayılımını önlemek ve evcil hayvan sahiplerinin korkularını gidermek de amaçlanıyor.
Salgının başladığında beri Danimarka‘da milyonlarca vizon koronavirüs mutasyonuna uğramış bir virüs sebebiyle katledilmişti. ABD ve Hong Kong gibi ülkelerde de onlarca kedi ve köpeğe koronavirüs teşhisi konulmuştu.
Independent Türkçe‘nin haberine göre, İtalya merkezli Takis Biotech‘in veteriner birimi EvviVax ve ABD merkezli Applied DNA Sciences‘in birlikte geliştirdiği hayvanlar için koronavirüs aşısı iki dozdan oluşuyor. Klinik araştırmaların da bu ay New York‘ta kediler üzerinde yapılması planlanıyor.
Hedef virüsün hayvanlarda mutasyona uğramasını önlemek
Şirketler, kedileri enfeksiyondan korumayı amaçlasa da asıl hedefleri virüsün hayvanlarda mutasyona uğramasını engellemek. Bu sayede de insanların tekrar enfekte olma ihtimalini azaltmak.
İki firma çalışmalarının onay olacağını düşünürken, bir yandan da daha fazla aşı üretmek için büyük üreticilerle görüşmeler devam ediyor.
ABD Tarım Bakanlığı‘nın aşıyı onaylaması durumunda kedi sahiplerinin evcil hayvanlarını 2021’in sonbaharına kadar aşılatabilmesi bekleniyor.
Şu ana kadar insanlara virüs bulaştıran herhangi bir kedi vakası olmasa da bu ihtimal tamamen ortadan kalkmış değil.
Fotoğraf: Reuters
Aşının fiyatı henüz belli değil
Aşının ne kadara mal edileceği henüz belli değil. Ancak, iki şirket de rakamın hayvanlardaki diğer aşılarla eşdeğer olmasını istiyor. Aşı, kedilerle birlikte tavşanlardan köpeklere, vizonlardan aslan ve kaplan gibi hayvanlara kadar birçok başka evcil veya yabani hayvan için kullanılabilecek.
Rusya’nın da çalışmaları var
Rusya‘da da hayvanlara yönelik koronavirüs aşı çalışmaları başlamış durumda. Ülkenin tarım ürünleri denetim ajansı Rosselhoznadzor‘a bağlı Federal Hayvan Sağlığı Merkezi, evcil hayvanlar ve vizonlar için benzer bir aşı üzerinde çalışıyor. Aşının klinik çalışmalarının bu ay sonunda tamamlanması planlanıyor ve ülkedeki denetleyici kurumun şubat ayında onaylaması bekleniyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, destekçilerinin kongre binasını işgal etmesinin ardından saldırıları kınayan bir video yayımladı. Trump, Twitter hesabına 12 saatlik paylaşım engelinin kalkmasının ardından paylaştığı videoda yaşananları ilk kez çirkin bir saldırı olarak yorumlayarak olaylara karışanların cezalandırılacağını söyledi.
Öte yandan, kendi cephesinden istifa haberleri de teker teker gelmeye devam ediyor
Siz ülkemizi temsil etmiyorsunuz. Hukuku çiğneyenler, bunun bedelini ödeyeceksiniz. Şimdilik tansiyon düşmeli. Seçim kampanyası ekibim seçim sonuçlarına itiraz için tüm hukuki yolları kullandı. Tek amacım, seçimin güvenliğini sağlamaktı. Ben Amerikan demokrasisini savunmak için çabalıyordum.”
Donald Trump, ülkedeki seçim sisteminde reformun şart olduğunu belirterek şunları söyledi:
Şimdi, kongre seçim sonuçlarını tescil etti ve yeni yönetim 20 Ocak’ta görevine başlayacak. Şu anda benim amacım yumuşak, düzenli ve kusursuz bir geçiş sürecini sağlamak.”
Trump, ayrıca destekçilerine seslenerek “Sevgili destekçilerim, biliyorum hayal kırıklığına uğradınız. Ancak, şunu da bilmenizi isterim ki müthiş bir yolculuk daha yeni başlıyor.”
Art arda istifalar geliyor
Meydana gelen olaylardan sonra Trump cephesinden art arda istifa haberleri gelmeye devam ediyor. Son olarak Eğitim Bakanı Betsy DeVos ve Ulaştırma Bakanı Elaine Chao‘nun istifa haberleri geldi.
Reuters‘ın üst düzey bir hükümet yetkilisine dayandırarak hazırladığı haberine göre, Trump’ın Çin politikalarında önemli rol oynayan Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Matt Pottinger çarşamba günü istifa etti. Perşembe günü de Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi‘nde Donald Trump’a danışmanlık yapan en az beş üst düzey yönetici de istifa etti.
Ulusal Güvenlik Konseyi’nden istifa eden üst düzey yetkililer arasında Avrupa ve Rusya’dan sorumlu Ryan Tully, Afrika’dan sorumlu Erin Walsh, savunma politikalarından sorumlu Mark Vandroff, kitle imha silahlarından sorumlu Anthony Rugierro ve Ortadoğu ile Kuzey Afrika’dan sorumlu Rob Greenway‘in de olduğu iddia ediliyor.
Bunun yanında Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyinin başkanı Tyler Goodspeed ve Beyaz Saray’ın eski özel kalem müdürlerinden ABD’nin Kuzey İrlanda Özel Temsilcisi Mick Mulvaney de istifasını sundu.
Trump’ın kabinesinde bulunan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Savunma Bakanı Christopher Miller ve Adalet Bakanı Jeffrey Rosen gibi önde gelen isimlerin istifalarının beklenmediği belirtilirken, daha düşük profilli kabine üyelerinin istifasının söz konusu olabileceği söyleniyor.
Trump görevden alınır mı?
Meydana gelen olaylardan sonra akıllara gelen en çok sorulardan biri de Trump’ın görev süresinin sona ereceği 20 Ocak tarihinden önce görevden alınabilir mi? sorusu oldu.
Demokrat Parti içindeki bir kesim isyana kışkırtmak, anayasaya sadakatsizlik, anayasa yeminine uymamak veya demokratik seçimlerin sonuçlarını tanımamak gibi suçlamalarla azil süreci için girişimler başlattı. Öte yandan, Trump’ın kendi kabinesinin de bir başkanın görevini yerine getiremediği durumlarda işletilebilen 25. maddeyi gözden geçirdiği öne sürülüyor.
New York Times ve Washington Post gibi Amerika’nın önemli yayın organlarında Trump’ın görevden alınmasına yönelik çağrılar yapılmıştı.
Ancak, Cumhuriyetçilerin Senato‘daki çoğunluğu sayesinde Trump’ın azil süreci yoluyla 20 Ocak’a kadar görevden alınması zor gözüküyor.
25. maddenin işletilebilmesi için de Başkan Yardımcısı Mike Pence’in ve kabinesinin yarısından fazlasının Donald Trump’ın bir başkan olarak görevini yerine getirmediğini ilan etmesi ve görevden alması gerekiyor.
Fakat, Pence’in böyle bir adım atmasının zor olduğu söyleniyor.
Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Grubu ile Global Akademi ortaklığında gerçekleştirilen “Türkiye Eğilimleri Araştırması”nın 2020 yılı saha çalışmaları, 11 Kasım – 4 Aralık 2020 tarihlerinde “Akademetre Araştırma” tarafından gerçekleştirildi.
Araştırma sonuçlarına göre; koronavirüs salgını nedeni ile piyasada daralma yaşanması Türkiye’deki işsizlik sorununu büyük ölçüde tetiklerken, artan hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı yaşayan kişi sayısında artış görülmesine sebep oldu.
“Türkiye Eğilimleri 2020” araştırmasının sonuçları dün, araştırma ekibinin düzenlediği toplantıda kamuoyuyla paylaşıldı.
En önemli sorunlar, salgın ve işsizlik
“Türkiye Eğilimleri” araştırmasının bu yılki sonuçlarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu yüzde 23,5’lik oran ile “koronavirüs salgını” oldu. İkinci madde ise bu yıl da değişmeyerek yüzde 20,7’lik oranla “hayat pahalılığı ve işsizlik” olarak belirlendi. Halk üçüncü sırada yüzde 12,3 ile “ekonomide yaşanan sorunlar”ı sıraladı. “Hak ve özgürlüklerin sınırlanması” yüzde 12,3, “terörle mücadele” yüzde 8 ve “mülteciler” yüzde 6’lık oran ile bunları takip etti.
Grafik: khas.edu.tr.
Halkın yüzde 52’sine göre ekonomi kötüye gidiyor
Araştırma sonuçlarına göre, “Son bir yılda yaşanan ekonomik gelişmeler sizi nasıl etkiledi?” sorusu karşısında toplumun yüzde 51,8’i ekonomik olarak daha kötüye gittiğini belirtirken, yüzde 51,1 “kendimi/ailemi geçindiremiyorum” diyerek yanıtladı.
“Borçlarımın seviyesinden endişe duyuyorum” diyenlerin oranı yüzde 48,9 oranında gerçekleşirken katılımcıların yüzde 33,4’ü “gelirim aylık tüketim harcamalarımı karşılamaya yeterli”, yüzde 30,5’i “ekonomik olarak daha iyi durumdayım”, yüzde 29,3’ü “mevcut finansal durumumdan memnunum”, yüzde 28,6’sı ise “emekliliğim için yaptığım tasarruf ve yatırım miktarından memnunum” yanıtını verdi.
Koronavirüs sürecine yönelik değerlendirmeler kapsamında katılımcıların 59,2’si “Covid-19 nedeniyle açıklanan destek paketlerini başarılı bulduğunu” belirtti. “Belediyelerin aldıkları önlemleri başarılı buluyorum” diyenlerin oranı yüzde 57,7 olurken; katılımcıların yüzde 57,7’si “hükümetin politikalarını genel olarak başarılı buluyorum”, yüzde 55’i “Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere güveniyorum” diyerek cevap verdi.
Sürece yönelik başarı değerlendirmelerinde en son sırada ise yüzde 52,7 ile “Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim planlamaları” yer aldı.
En güvenilen kurumlar listesinde TTB ve TMMOB
Araştırma sonuçlarına göre, Türk halkının en güvendiği kurumlar sıralamasında ilk üç sırada yine Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Jandarma ve polis yer alırken bu yıl ilk kez ölçülen Türk Tabipleri Birliği (TTB)ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) de üst sıralardan en güvenilen kurumlar listesine girdi. Listenin son basamaklarında RTÜK, TÜİK, ÖSYM yer alırken en az güvenilen kurum ise bu sene de değişmeyerek yüzde 31,9’luk oran ile medya kuruluşları oldu.
Siyasi kutuplaşma artıyor
Araştırmaya göre Türkiye’de siyasal kutuplaşma olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 55,9 ile son dört yılın en yüksek rakamına ulaştı. Kutuplaşmanın ekseni olarak ise yüzde 42,9 oranı ile laik-dindar ve yüzde 28,6 ile sağ-sol ayrımı gösterildi.
Hükümet politikalarına bakış, ülkenin tercih edilen siyasi sistemi ve demokrasiye destek gibi konulardaki ayrımlar da siyasi kutuplaşmaya işaret etti.
18-20 yaş grubu daha az milliyetçi ve muhafazakar
Milliyetçilik, dindarlık ve sağ-sol cetveli üzerinden yapılan değerlendirmelerde, Türk halkının büyük kısmının kendisini orta veya ileri düzeyde milliyetçi, muhafazakâr ve dindar olarak tanımladığı görülüyor. Buna karşılık araştırmada 18-20 yaş grubunda olanlar için tüm bu düzlemlerde diğer yaş gruplarına göre daha düşük düzeylerde ölçümler tespit edildi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni başarılı bulanlar yüzde 38.7
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini başarılı bulanların oranı yüzde 38.7 iken, başarısız bulanların oranı ise yüzde 32. Ayrıca bu sisteme katılımcıların yüzde 55.4’ü destek verirken, parlamenter demokrasiye yüzde 44.6’lık destek çıktı. Hükümetin en başarılı politikaları arasında pandemiyle mücadele, genel sağlık sigortaları, ulaşım ve terörle mücadele görülüyor.
Ekonomi, tarım ve şehirleşme ile konut polikaları ise en başarısız politikalar arasında. Bakanlıkların başarı sıralamasında bu yıl koronavirüs salgınında en çok ön plana çıkan Sağlık Bakanlığı yüzde 54 ile ilk sırada yer alıyor. Bu bakanlığı Milli Savunma ve İçişleri Bakanlığı izliyor.
Cumhurbaşkanında en çok aranan özellik: Dürüstlük
İdeal bir Cumhurbaşkanı’nda en çok aranan özellikle ilgili olarak, “Dürüst ve ahlaklı olması” diyenler ve , “halkla iç içe olması” ve “siyaseten tarafsız olması” diyenler ilk sıralarda yer alırken, “İnançlı bir Müslüman olması” diyenler ise son sıralarda yer alıyor.