Ana Sayfa Blog Sayfa 631

Mersin’de yine gökdelen krizi: Bu kez adres sahil şeridi

Haber: Abidin YAĞMUR

*

MERSİN- Adnan Menderes Bulvarı’nın Mezitli tarafındaki sahil şeridinde bir inşaat şirketi tarafından 32 katlı bina yapılması girişimleri Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nde gündeme geldi.

Mersin kamuoyunun, sahilde 32 katlı bir gökdelen yapılmasını kabul etmediğini belirten CHP’li Başkan Vahap Seçer, inşaat şirketine ve ilçe belediyesine “Projeyi gözden geçirin” çağrısında bulundu. Seçer,  “Eğer ruhsatla ilgili mevzuata aykırı bir durum varsa biz de bu ruhsatın iptaliyle ilgili yasal yollara başvurabiliriz. Mersin halkı müsterih olsun. Yanlış bir şey yapılmasına müsaade etmeyiz” dedi.

Sahildeki en yüksek bina olacak

Kentte daha önce de 52 katlı Metropol binası ile 28 katlı Maliye binası inşa edilmişti. Ancak bu binalar, “eski yerleşim” denilen, iç taraflarda bulunuyordu. Şimdi, tam sahil kenarına 32 katlı üçüncü bir gökdelen yapılması isteniyor.

Pektaş İnşaat firmasının 1980’lerde alınan ruhsata dayanarak yapmak istediği ve ‘Blue Projesi’ adını verdiği 32 katlı binanın, sahil şeridindeki Adnan Menderes Bulvarı’nda inşa edilmesi planlanıyor. Bulvarda en büyük bina yüksekliği 17 kat. Dolayısıyla 32 katlı bina sahil şeridindeki en yüksek bina olacak. Alanın denizle bağlantısını kesecek binanın hem konumu hem de zemin yapısı, yeraltı sularına verebileceği zarar ve depremsellik riski nedeniyle kent yönetimi, vatandaşlar ve uzmanların tepkisine neden oluyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde gündeme alınan gökdelenle ilgili CHP’li üye Abdurrahman Yıldız, Mersin kamuoyunun konuyla ilgili endişelerini dile getirirken CHP’li Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, inşaat projelerine karşı mahkeme yolunun açık olduğunu söyledi.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de sahil kesiminde bir gökdelen projesine karşı olduğunu bir kez daha ilan etti.

‘En küçük sarsıntıda risk yaratır’ 

Sahil şeridine gökdelen yapılmasının doğru olmadığını belirten Seçer şunları söyledi:

“İmar çarpıklığı, çarpık kentleşme toplumların kısa sürede çözebileceği sorunlar değil. Bir sahil katliamı olmuş, son 40 yıldır o deniz kenarına sıva kumu olarak deniz kumunun kullanıldığı, 20 katlı, 25 katlı binalar yapılmış. Bunların ortadan kaldırılması da şu anda mümkün değil. Bölge ikinci derecede deprem bölgesi, en küçük bir sarsıntıda sorunlar çıkacaktır.  Söz konusu alan da sahilin hemen yakınında. Mersin’in özellikle denize yakın noktalarında taban suyu yüksektir. Hatta birçok noktada altından dere geçiyor. Bu inşaat, kamuoyu vicdanında da karşılık bulmuyor. Buradan hem sayın belediye başkanına hem müteahhide bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gökdelen planını yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.”

Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yasal sorumluluğuklarını yerine getireceklerini ve ruhsatla ilgili mevzuata aykırı bir durum varsa iptaliyle ilgili yasal yollara başvuracaklarını söyledi: “Mersin halkının endişe etmemesi lazım. Müsterih olsunlar. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak konunun üzerindeyiz. Yanlış bir şey yapılmasına müsaade etmeyiz.”

TMMOB: Proje ve ruhsatlar gözden geçirilmeli

Mersin kamuoyunda günlerdir tartışılan konuyla ilgili  Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mersin İl Koordinasyon Kurulu geçen hafta yazılı bir açıklama yapmıştı.

Kurul Sekreteri İbrahim Yücesoy, Adnan Menderes Bulvarı’nın kısmen deniz dolgusu üzerine inşa edilmiş alanlardan oluştuğunu ve bölgenin onaylı imar planlarında kat yüksekliklerinin 10 ila 18 arasında değiştiğini belirtti:

“İmar planlarının onaylanma aşamasında kat yüksekliklerinin belirlenirken yakın çevresinde yer alan dokunun dikkate alınarak kat yüksekliği belirlenmesini talep etmiş, özellikle zeminde dolgu ve sıvılaşmanın olduğu alanların imara açılmaması gerektiğini belirtmiştik.  Ancak kat yükseklikleri imar planlarında 5 kat-10 kat veya 18 kat olarak belirlense dahi geçmiş dönem yönetmelikleri kullanılarak ve yükseklik serbest maddesi esas alınarak bulvar üzerindeki  bazı projelerde mevcut imar planlarının ve mevcut siluetin dışında kat yüksekliklerinin belirlendiğini görmekteyiz”

2017 yılına birçok bölgede kat yüksekliklerinin tamamen arsa büyüklüklerine göre belirlendiğini ifade eden Yücesoy, taleplerini şöyle ifade etti:

“Maalesef bazen kanun ve yönetmelikler kullanılarak yasallık kazandırılan bu tarz alanlar kamu vicdanını yaralamaktadır. Biz, söz konusu bölgede 25-30 katlı yapıların yapılmasını kent estetiği ve kentsel rantın eşit dağılımı anlamında uygun olmadığını ifade etmekteyiz. Diğer yandan; kentleşmenin hızlı artışıyla günümüz modern kentlerinde genel yapılaşma alışkanlığı haline gelen yüksek binaların kent iklimi ve kent üzerindeki zararlı etkisi ve oluşturduğu mikro-iklimsel kent bölgelerinin kentte yaşayanların yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yarattığı bilinmektedir. Sürdürülebilir ve sağlıklı kentler yaratmak adına toplum yararını temel alan ve kent/çevre hakkı yaklaşımlarını özümseyen planlama disiplini çerçevesinde temel şehircilik İlkelerine uygun yapılaşma gerçekleştirilmesi kentimiz için son derece önemlidir.  Belirtmiş olduğumuz tüm hususlar nezdinde, ilgili kurum ve kuruluşlara çağrımız belirtmiş olduğumuz kaygılarımız ve öngörülerimiz dikkate alınarak söz konusu projelerde mevcut imar planlarında belirlenen yüksekliklerin dikkate alınarak ruhsat projelerinin yeniden gözden geçirilmesi, kentte yaşayanların kaliteli yaşam hakkı üzerindeki endişe ve talepleri dikkate alınarak yapılaşmasının gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.”

 

Tarihçi Cemal Kafadar’dan Yedikule Bostanları’nda açık ders

Tarihi Yedikule Bostanları Koruma Girişimi, İBB’nin 2022’de kara surlarında başlattığı restorasyon nedeniyle tarihi bostanların zarar gördüğüne dikkat çekerek “Surları korumak bostanları yok etmek değildir!” tepkisinin ardından bostanlarda açık ders gerçekleştirileceğini duyurdu. Yarın 14.00’da Osmanlı tarihçisi Prof. Dr. Cemal Kafadar‘ın anlatımı ile Yedikule bostanlarında gezilerek bir açık ders yapılacak.

Geçen senelerde belediyenin moloz dökerek yok ettiği İsmail Paşa bostanında başlayacak yürüyüş, sur boyunca devam edecek. Yaklaşık iki saat sürecek açık ders boyunca yok edilen bostan alanlarını görme fırsatı yaratılacak.

Buluşma Yedikule Kapısı’nın içerisinde, solda kalan moloza gömülmüş İsmail Paşa bostanında gerçekleştirilecek.

‣Yedikule bostanları için tek ses: Surlar, bostanlarıyla yaşasın! 

Geçen günlerde bostanda yapılan açıklamada  surların çevresinde varlığını sürdüren bostanlarla ilgili olarak “İstanbul kara surlarının inşa edildiği günden beri bostancılık faaliyetlerine ev sahipliği yaptığını, tarihi belgelerden ve fermanlardan biliyoruz. Kara surları birbirine paralel örülmüş duvarlardan, bu duvarların arasında bırakılmış peribolos alanından, burçlardan (kuleler), hendekten ve kapılardan oluşmaktadır” denilmişti.

Üç devlet görmüş bostanların, yüzyıllar boyunca çeşitli idari kararlarla koruma altına alındığını ve surlarla bir bütün olarak gelecek kuşaklara, bostancılarına miras bırakıldığını hatırlatan komite üyelerince yapılan açıklamada, “Ancak, İstanbul’un çok yakın zamana kadar neredeyse her semtinde karşılaştığımız bostanlarının başına gelen, kara surları ile bütünleşik olarak gelişmiş bostanların da başına gelmiştir; maalesef pek azı aramızdadır. Yedikule Bostanları bunlardan biridir” denilmişti.

Bostanların İstanbul’un ekolojik sisteminin hayati bir parçası olduğunun vurgulanmış, “Bugün ekolojik ilişkilerin yok edilişinin bedelini hava kirliliği, yağmursuzluk ve gıda kıtlığı olarak hep beraber yaşıyoruz. Böyle bir zamanda Yedikule Bostanları’na sıkı sıkıya tutunmamız gerekmez miydi? Tüm bunların gıda enflasyonunun tavan yaptığı, çiftçilerin tarımı terk ettiği günümüzde gerçekleştiğini de aklımızda tutmalıyız. Üzgünüz ve kızgınız, çünkü katılımcı bir süreç işletilmiyor” ifadeleri kullanılmıştı.

İBB’ye seslenen girişim üyeleri diyalog kurma taleplerini yineleyerek şu çağrıda bulunmuştu:

“Kara surları ile bostanları birlikte koruyan yaklaşımlar üretilebilir. Diyalog kapısının açılmasını, bostancıların bostanlarına kavuşmasını, bu çok katmanlı mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılmasını istiyoruz. Sizleri de bu konudaki çalışmalarımıza destek vermeye ve bostanların sesi olmaya çağırıyoruz.”

NewsLabTurkey’den Mentorluk Programı: Başvurular başladı!

Medya kuruluşlarının ve girişimcilerinin finansal, editoryal ve kurumsal sürdürülebilirliklerine katkı sunma amacı taşıyan NewsLabTurkey Mentorluk Programı için 2023 yılı başvuru süreci başladı.

Türkiye’nin dört bir yanından haber merkezlerini veya medya girişimlerini geliştirmek isteyen kişi ve kurumlar başvurularını 1 Mart Çarşamba günü saat 23.59’a kadar iletebilecek.

Programda neler var?

Programa kabul alan medya paydaşları için ilk etapta uzmanlar eşliğinde ihtiyaç değerlendirme ve strateji oluşturma süreci gerçekleştirilecek.

Kabul alanlar, bu sürecin ardından gazetecilik faaliyetlerini etkin ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirebilmek için birçok alanda hukuki, teknik ve tematik konularda birebir mentorluk hizmeti alacak.

Program ayrıca NewsLabTurkey’in medya sektöründeki uzman ve gazetecilerden oluşan ağına dahil olmaya imkan sağlıyor.

Hangi alanlarda mentorluk veriliyor?

Program kapsamında finansal ve kurumsal sürdürülebilirlik ve editoryal politika ve içerik alanlarında mentorluk verilecek:

  • Finansal sürdürülebilirlik: Arama motoru optimizasyonu, dijital gelir ve reklam, kitle fonlama, proje yazımı ve yönetimi, hedef kitle tanımlama, Google Analytics.
  • Kurumsal sürdürülebilirlik: Web tasarımı, dijital güvenlik, marka oluşturma, iş liderliği, yönetici perspektifinden işe alım süreci, gazetecilik ve hukuk,
  • Editoryal politika ve içerik: Podcast, video, e-bülten, sosyal medya yönetimi, haber doğrulama, veri gazeteciliği ve tematik gazetecilik alanları.

Kimler başvurabilir?

Finansal sürdürülebilirlik, kurumsal sürdürülebilirlik, editoryal politika ve içerik gibi pek çok alt başlıkta danışmanlık sağlayan programa dijital ortamda yayın yapan veya basılı yayınlarını dijitale taşımak isteyen, Türkiye sınırlarında faaliyet gösteren, mentorluk oturumlarını düzenli takip edebilecek medya kuruluşları ve medya girişimleri başvuru yapabilecek.

Programa nasıl başvurulur?

Programa başvurmak için NewsLabTurkey’in internet sitesinden ulaşılabilen başvuru formunun eksiksiz bir biçimde doldurulması gerekiyor. Başvuruyla ilgili daha detaylı bilgiye NLTR Mentorluk sayfasından ulaşmak mümkün.

Başvurular için son tarih ise 1 Mart 2023, saat 23:59. Bu tarihe kadar yapılan başvurular değerlendirilerek 20 Mart 2023 tarihine kadar başarılı olan başvuru sahipleriyle iletişime geçileceği belirtiliyor.

İzmir’de yavru köpeğe cinsel istismara bir yıl altı ay hapis, beş bin lira para cezası

İzmir‘in Bornova ilçesindeki taş ocağında bekçi olarak çalışan ve burada yavru köpeğe cinsel istismar iddiasıyla tutuksuz yargılanan M.Y. (60), bir yıl altı ay hapis ve 250 gün (5 bin lira) adli para cezasına çarptırıldı.

Sanık: Pişmanım, beraatimi istiyorum

Müdahil olarak kabul edilen İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz’ın da katıldığı duruşmada tutuksuz sanık M.Y., suçunu kabul etti, ancak beraatini istedi: “Yaklaşık olarak 7 senedir taş ocağında bekçi olarak çalışmaktayım. Şantiyede beslediğim ve bakımını yaptığım kedilerim ve köpeklerim var. Olay günü bakımını yaptığım hayvanların yanına gelen beyaz renkli sokak köpeğini yanıma çağırdım. Sonra ilişkiye girdim. Bu esnada ismini bilmediğim bir kişi bana ‘Amca ne yapıyorsun?’ diye bağırdı. Bunun üzerine kendime çeki düzen verip, konteynere girdim. Yaşanan olaydan dolayı çok pişmanım. Beraatimi istiyorum” dedi.

Duruşmada mütaalasını veren savcı, suçun sabit olduğunu, eylemin tamamen savunmasız bir canlıya karşı işlenmiş olması ve sosyal ve ahlaki açıdan toplumda uyandırdığı etki ve verdiği vicdanı zarar nazara alınarak cezanın üst sınırda verilmesin istedi. Hakim kararını açıklayıp, sanık M.Y.’yi 1 yıl 6 ay hapis ve 250 gün adli para cezasına çarptırdı.

‘Cezalar caydırıcı olmalı’

5199 sayılı ‘Hayvanları Koruma Kanunu‘nda Temmuz 2021 yılında yapılan değişiklikle hayvanlara yönelik cinsel istismarın suç haline getirildiğini hatırlatan Av. Şefika Yıldırım Sert şunları söyledi: “Bizim için sevindirici olan, baro olarak katılma talebimizin kabul görmesi oldu. Kararda sanığa 1 yıl 6 ay hapis cezası ve 5 bin lira adli para cezası verildi. Bu ceza caydırıcı değil. İstinafa başvuracağız ve cezanın üst sınırdan verilmesini isteyeceğiz. Toplumda hayvana cinsel istismar normal gibi algılanıyor. Bu algının kırılması lazım. Nitekim sanık da bunu normal bir durum gibi anlatıp köpekle cinsel ilişkiye girdiğini söyledi. Cezaların alt sınırı 3 yıl olmalı çünkü 3 yıl altı cezaların cezaevi yaptırımı olmuyor. Cezaların caydırıcı olması, normalleşmiş bu algının değiştirilmesiyle mümkün”

 

Temiz pişirme yöntemleri Afrika’da yılda yarım milyon hayat kurtarabilir

Stockholm‘de bulunan KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü‘ndeki araştırmacılar, bölgedeki yerel politika yapıcıların, geleneksel pişirme yöntemlerine alternatifler sundu. Uzmanlara göre; Sahra altı Afrika‘daki geleneksel odun ve kömür yakan ocaklar kaldırılarak her yıl 463 bine yakın ölümün önüne geçilebilir. Ayrıca bu 66 milyar dolarlık (1,2 trilyon lira) bir sağlık hizmeti maliyetinden de tasarruf anlamına geliyor.

Araştırmacılar araştırmacıların “piyasa yetersizliği” olarak adlandırdıkları durumu uygun maliyetli bir şekilde düzeltmek için kullanabilecekleri açık kaynaklı, veri tabanlı bir araç yayımladı.

Geleneksel odun ve kömür yakan ocaklar, dünyanın diğer gelişmekte olan bölgelerinde olduğu gibi Afrika‘da da milyonlarca evin olmazsa olmazlarından. Ancak bu ocaklardan vazgeçmenin maliyetleri ve faydaları bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor.

Kömür neden kötüdür?
Dünya 2022 yılında kömür tüketiminde sekiz milyar tonu aştı
Kömürün geri dönüşü olmayan faturası

Enstitünün aktardığına göre, OnStove isimli bir jeo-uzamsal araç, yerel ölçekte her bir kilometre kare için gaz ve elektrikli ocaklar gibi alternatiflere geçiş, maliyet ve faydalarını hesaplamak için veri tabanlı bir yöntem sağlıyor.

Enstitünün İklim Eylem Merkezi Direktörü Doç. Dr. Francesco Fuso-Nerini, OnStove modellemesinin, Sahra altı Afrika‘daki geleneksel odun ve kömür yakan ocaklarını kaldırarak her yıl 463 bine yakın ölümün önüne geçilebileceğini ve 66 milyar dolarlık (1,2 trilyon lira) bir sağlık hizmeti maliyetinden tasarruf edilebileceğini gösterdiğini söyledi.

Tasarruf yaparken hayat kurtarmak mümkün

Bu hedefe ulaşmak için ise gazlı ve elektrikli ocaklar ve emisyonları güvenli bir şekilde yönlendiren gelişmiş odun yakan ocaklar gibi alternatifler sağlamak için yedi buçuk milyar dolarlık (140,8 milyar lira) net sermaye yatırımı gerekiyor.

Kenya, odun, pişirme
Kenya’da bir vatandaş, yemek pişirmek için eve odun taşıyor. Fotoğraf: Youssef Boulkaid

Fuso-Nerini, “Bu yüksek bir meblağ gibi görünebilir, ama aslında dünyada her yıl enerji yatırımlarına harcanan miktarın yalnızca yüzde 0,5’i” diyor.

‘Hükümetler ilgiyle karşılıyor’

Enstitünün Enerji Sistemleri Bölümü‘nde görev yapan OnStove proje araştırma ekibi, bulgularını Nature Sustainability adlı dergide yayımladı.

OnStove aracı, BM Vakfı Temiz Pişirme İttifakı ve Dünya Kaynakları Enstitüsü‘nün işbirliği ile, Nepal hükümetinin enerji politikalarını desteklemek için uygulandı. Araştırmacılar, Kenya hükümetinin “temiz pişirme”ye geçiş hedeflerini desteklemek için de işbirliği yaptı. Fuso-Nerini, şunları söyledi:

Aracı kullanmaya başladığımız yerlerde güzel tepkiler aldık. Diğer kuruluşlardan ve hükümetlerden büyük ilgi var. Ama bu karmaşık bir konu ve OnStove kötü pişirme yöntemlerinden uzaklaşmak için neye ihtiyacınız olduğuna dair iyi bilgiler ve iyi bir çerçeve sağlayan ilk araçlardan biri.”

Fuso-Nerini, aracın geleneksel pişirme yöntemlerinin solunum hastalığı veya odun veya diğer yanabilir biyokütle toplamak için kaybedilen zaman gibi olumsuz yönlerine gerçek değer atayarak politika oluşturmayı desteklediğini söylüyor.

Afrika, pişirme, odun

“Bu değerler, temiz pişirmenin maliyetleri ve faydaları hakkında daha iyi bir anlayış sağlıyor” ifadelerini kullanan Fuso-Nerini, “Bu da ihtiyacı olan hükümetlerin devreye girerek insanları doğru yönlendiren geniş bir bakış açısına sahip olmasına olanak tanıyor” dedi.

Temiz Pişirme İttifakı’nın Bilim ve Öğrenim Sorumlusu Donee Alexander, kuruluşun KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü ile ortaklığının, temiz pişirme hedeflerine ulaşmak için veri odaklı bir yaklaşım benimseyen hükümetleri desteklemek üzere OnStove’a yeni özellikler kazandırmaya devam edeceğini söyledi.

Alexander, “Temiz pişirme çözümlerine en çok ihtiyaç duyulan alanları belirlemek ve bu alanlarda kanıta dayalı müdahaleler hedeflemek için jeo-uzamsal araçlar hayati bir rolü oynuyor. Bu yüzden, Temiz Pişirme İttifakı OnStove’un piyasaya sürülmesinin heyecanını yaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Alibeyköy Barajı son 10 yılın en düşük seviyesinde: Suların çekildiği kemerde keçiler otluyor

İklim krizi nedeniyle yoğunluğu gün geçtikçe artan kuraklık, İstanbul‘un suyunu tehdit etmeye devam ediyor. İstanbul‘un barajlarında kalan su, kentin su ihtiyacı üzerindeki tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. İstanbul’un içme suyunu karşılayan barajlardaki toplam doluluk oranı her geçen gün düşerken bugün İSKİ verilerine göre yüzde 31,44 oranında kalmış durumda. Bu oran daha dün 31,5 seviyesindeydi. Alibeyköy Barajı‘nda da İstanbul’daki yağış azlığı nedeniyle su seviyesi son on yılın en düşük doluluk oranına geriledi.

Türkiye genelinde ise derin bir kuraklık hakim. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; Türkiye’nin birçok bölgesinde Eylül, Ekim ve Kasım’da şiddetli bir kuraklık yaşandı. Kasım’da bu kuraklık derinleşti. Aralık’ta ise Türkiye son 52 yılın en sıcak Aralık’ını yaşadı. Birçok baraj dip seviyesini gördü ve mevcut durumda İstanbul‘un suyunu karşılayan barajların doluluk oranları gün geçtikçe düşmeye devam ediyor. Alibeyköy Barajı da bundan nasibini alıyor.

‣Ardı ardına sıcaklık rekorları kaydedilirken kışa ne oldu? 
‣Antalya’yı sağanak, fırtına ve kar vururken İstanbul’un barajları alarm veriyor 
baraj, doluluk oranı, kuraklık
Kaynak: İSKİ

Güzelce Kemeri’nde sular tamamen çekildi

AA’nın aktardığına göre; su seviyesi düşen Alibeyköy Barajı havzasında bulunan Güzelce Kemeri gün yüzüne çıktı. İstanbul’a su sağlayan en önemli barajlardan Alibeyköy (Alibey) Barajı’nda yağış azlığı nedeniyle su seviyesi düştü. Barajın su toplama havzasında bulunan, yüksekliği 29,5, uzunluğu 155 metre olan Mimar Sinan‘ın eseri Güzelce Kemeri‘nin bulunduğu bölümde sular tamamen çekildi. Daha önce baraj sularının alt gözlerini doldurduğu kemerin bulunduğu alanı suların çekilmesiyle otlar bürüdü.

alibeyköy, baraj, doluluk oranı, kuraklık
Alibeyköy – Fotoğraf: Oğuz Yeter – AA

Su kemerinin altında keçilerin otladığı, zaman zaman araçların dolaştığı görüldü. Şehrin barajlarının doluluk oranlarına ilişkin son veri ise şu seviyelere işaret ediyor:

  • Alibeyköy Barajı , yüzde 17,34
  • Büyükçekmece Barajı yüzde 34, 64
  • Darlık Barajı yüzde 28,31
  • Elmalı Barajı yüzde 29,1
  • Istrancalar yüzde 34,9
  • Kazandere yüzde 4,68
  • Ömerli Barajı yüzde 35,25
  • Pabuçdere yüzde 4,68
  • Sazlıdere yüzde 36,82
  • Terkos yüzde 37,58

İstanbul’un barajlarındaki doluluk oranı son 10 yılın aynı ay ve gününe göre en düşük ikinci doluluk oranı olarak kayıtlara geçti. Alibeyköy Barajı’ndaki doluluk oranı ise son 10 yılın en düşük seviyesi olarak kaydedildi. Toplam 34,14 milyon metreküp kapasiteye sahip Alibeyköy Barajı’nda 5,98 milyon metreküp su kaldı.

Millet bahçesi ısrarı ekokırıma ve milyonlarca liraya mal oluyor

Ekosisteme zarar vereceği için iptal edilen Ankara Gölbaşı Millet Bahçesi‘nin ikinci ihalesi de gerçekleştirildi. İller Bankası 74,7 milyon TL harcadığı projeye 23,5 milyon TL daha aktardı.

Ankara Gölbaşı’ndaki projeyle ilgili olarak Temmuz 2021’de alınan mahkeme kararında Millet Bahçesi için yapılan plan değişikliğinin bölgedeki yapılaşmayı artıracağı ve korunması gereken alanları korumadığı söylenmişti. Mimarlar Odası Ankara Şubesi de plan değişikliğinin iptali istemi ile dava açmıştı. 11. İdare Mahkemesi, Gölbaşı Özel Koruma Bölgesinde yapılaşmaya ve ekolojik bütünlüğün parçalanmasına izin vermeyerek planı iptal etti.

gölbaşı millet bahçesi

Tepkilere rağmen Millet Bahçesi yapılan Salda Gölü

Plan değişikliğinin yapılaşmayı artırıcı nitelik taşıdığı belirtilen mahkeme kararında değişikliğin “Korunması gereken alanların korunmadığı, endemik bitki türleri ve kuşların geçiş güzergahına ilişkin ekolojik değerler hakkında gereği gibi araştırma yapılmadan hazırlandığı, nüfus yoğunluğunu artırıcı şekilde planlama yapıldığı, ayrıca planın dayanağı olan 18 Eylül 2017 tarihli planın iptal edildiği, bu sebeple planın altlığının da kalmadığı anlaşıldığı” gerekçeleriyle iptal edildiği belirtilmişti.

BirGün‘den Mustafa Bildircin‘in aktardığına göre; yargının ‘dur’ dediği proje için ikinci kez ihale yapıldı. İller Bankası, Eymir Gölü yakınındaki toplam 600 bin metrekare alana inşa edilmesi planlanan millet bahçesinin birinci kısım işleri için Şubat 2022’de 74 milyon 740 bin TL’yi gözden çıkarmıştı, 5 Ocak’ta ise ikinci kısım işleri için 23,5 milyon TL’lik sözleşme imzaladı.

21 Aralık’ta düzenlenen “Gölbaşı (Ankara) Millet Bahçesi 2’nci Kısım Yapım İşi” ihale, İLBANK Yatırım Koordinasyon Dairesi Başkanlığı himayesinde, pazarlık yöntemiyle düzenlendi. İhaleye dört şirket teklif verdi.

İller Bankası’nın 24,6 milyon TL yaklaşık maliyet hesabı çıkardığı ihaleyi Asil İnşaat isimli şirket kazandı. Sözleşmenin bedeli kayıtlara, 23 milyon 583 bin 583 TL olarak geçti. İnşaatın 15 Ocak’ta başlayacağı ve 15 Nisan’a kadar tamamlanacağı belirtildi.

Milletin istemediği millet bahçeleri…

Ülkenin en önemli ve Mars’a ışık tutacağı söylenen Salda Gölü‘nde dahi millet bahçesi yapılaşması sürerken bu yıl da iktidar millet bahçesi yapılaşmalarında hız kesmedi. AKP’nin bir sembolü haline gelen millet bahçeleri çoğunlukla milletin ormanlara yapıldığı için istemediği yapılaşma türleri oldu.

Millet bahçeleri genellikle hali hazırda ormanlık arazilerin içerisine inşa edilmeleri, ağaç kesimleri ve yapılaşmaya neden olmaları gibi nedenlerle  kamuoyundan tepki topluyor.

Türkiye’de artık neredeyse her an her yerde size sürpriz yapacak şekilde karşısınıza çıkacak bir millet bahçesi bulabilirsiniz. AKP hükümeti ülke çapında 409 adet millet bahçesinin yapımına devam ediyor.

Üsküdar’da ormana millet bahçesi: TOKİ ihalesi yine hastanelerin, havalimanlarının şirketine
‣Üsküdar’da sır gibi millet bahçesi: Kimsenin haberi yok…
‣Üsküdar’da ormana millet bahçesi: TOKİ ihalesi yine hastanelerin, havalimanlarının şirketine

Dünya aşırı hava olaylarına teslim: Aşırı soğuklar, rekor sıcaklar, dinmeyen fırtınalar

Kuzey Yarımküre‘nin kış, Güney Yarımküre‘de ise yaz aylarının başladığı şu günlerde, aşırı sıcaklar, rekor kıran soğuklar ve seller dünyanın birçok bölgesini teslim almış durumda.

The Washington Post‘tan Ian Livingston‘ın aktardığına göre, geçtiğimiz günlerde Rusya‘daki birçok resmi meteoroloji istasyonu İskandinavya‘nın doğusundaki güney Barents Denizi’nden Japonya‘nın kuzeyindeki Okhotsk Denizi‘ne kadar uzanan geniş bir alanda -60 dereceye ve altına ulaşan sıcaklıkları kaydetti.

İklim değişikliği dünya çapında aşırı hava olaylarını nasıl etkiliyor?
Aşırı hava olayları Türkiye’nin normali haline gelecek
İklim değişikliği aşırı hava olaylarını tetikliyor
İklim krizinin yol açtığı aşırı hava olayları, 2021’de milyonlarca kişiyi sefalete sürükledi 

Kuzey Yarımküre’nin en soğuk bölgelerinden biri olan Sibirya’da sıcaklıklar mevsim normallerinin 27,8 derece altına düşerken son 20 yılın en soğuk sıcaklıkları kaydedildi.

Sibirya

Bu sıcaklıkların, bölge üzerinde yerleşik çok güçlü bir yüksek basınç bölgesiyle ve onun etrafında dönen kutupsal girdaplarla bağlantılı olduğu tahmin ediliyor.

İklimbilimci ve hava durumu tarihçisi Maximiliano Herrera, Sibirya’da bulunan Zhilinda kasabasında salı günü -62,1 derece ile en soğuk ocak ayı yaşandığını kaydetti.

Zhilinda’da tüm zamanlarda kaydedilen en düşük sıcaklığın -63,5 olduğunu hatırlatan Herrera, bir esintiyle bölgedeki tüm zamanların en düşük sıcaklık rekorunun kırılabileceğini belirtti. Kuzey Yarımküre’de yerleşimin olduğu bölgeler arasında en düşük sıcaklıklar ise -67.7 derece ile Şubat 1933’te yine Rusya’da kaydedildi.

Meteorolog Ryan Maue da yaşanan sıcaklıkların 2002’den bu yana Sibirya’da kaydedilen en düşük sıcaklık olduğuna dikkat çekerek “Tehlikeli soğuklar yoğunlaşıyor” dedi.

Sıfırın altında 60 derece civarında seyreden aşırı soğuğun önümüzdeki günlerde Rusya’nın doğu yarısına odaklanması ve hafta sonu boyunca kademeli olarak doğuya kayarak Doğu Avrupa’yı da etkisi altına alması bekleniyor.

Sibirya
Fotoğraf: AA

Arjantin’de rekor sıcaklıklar, Şili’de mega-kuraklık tehditi

4-12 Aralık tarihlerinde, Güney Amerika ülkelerini etkisi altına alan sıcak dalgaları ise Arjantin’de 45 dereceyi aşan sıcaklıkları beraberinde getirdi. Mevsim normallerinin 10 derece üzerinde seyreden sıcaklıklar neticesinde Arjantin genelinde defalarca sıcaklık rekorları kırıldı. 7 Aralık’ta sıcaklık 46 dereceye ulaşarak dünyada o gün kaydedilen en yüksek sıcaklık oldu.

Kuzey Arjantin‘deki dokuz bölgede, en az 1961’den bu yana aralık ayındaki en yüksek maksimum sıcaklıklarını ölçüldü. Ülkede 50’den fazla şehir 40 derecenin üzerini görürken, beş kentte en az 50 yılın en yüksek sıcaklıkları kaydedildi.

Carbon Brief’ten Ayesha Tandon’ın aktardığına göre, sıcak dalgası sırasında Arjantin’in başkenti Buenos Aires‘teki elektrik kesintileri, enerji talebinin artmasıyla birlikte yarım milyondan fazla insanı etkiledi. Yüzbinlerce insanın maruz kaldığı elektrik kesintileri, yaşamı durma noktasına getirdi.

“Tarihi” olarak nitelenen sıcak hava dalgasının halk sağlığı ve ölüm oranı üzerindeki etkisi henüz bilinmiyorken, sıcaklıklar ülkede kontrol edilemeyen orman yangınlarını tetikledi.

Arjantin’i yıllardır etkisi altına alan kuraklığın etkisini artıran sıcaklar, ülkenin buğday hasadında keskin düşüşlere neden oldu. Son yedi yılın en düşük hasadının beklendiği ülkede hükümet tarımda olağanüstü hal ilan etti.

Arjantin, kuraklık, tarım

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir araştırma, aralık ayında Arjantin ve Paraguay’ı vuran rekor seviyesindeki sıcak dalgasının insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle yaklaşık 60 kat daha olası hale getirildiğini ortaya koydu.

The World Weather Attributiongirişiminin yaptığı bir çalışma ise günümüz ikliminde her 20 yılda bir bu yoğunlukta bir haftalık bir sıcak  dalgasının beklenebildiğini, ancak iklim değişikliğinin bu dalgaları 1,4 derece daha sıcak hale getirdiğini kaydetti. Araştırmaya göre, küresel ısınmanın sanayi öncesi sıcaklıkların 2 derece üzerine çıkması halinde, bu şiddetteki bir sıcak hava dalgasının meydana gelmesi “şimdikinden yaklaşık dört kat daha muhtemel” olacak.

Güney Amerika‘yı yıllardır tehdit eden kuraklığın şimdi de şiddetli sıcaklıklarla birleşmesi bazı ülkeler için tehlike çanlarının çalınmaya başlaması anlamına geliyor. Arjantin üst üste üçüncü kuraklık yılını yaşarken, Şili on yıllık bir “mega kuraklık” ile karşı karşıya.

Arjantin, aşırı sıcaklar, sıcak dalgası
Fotoğraf: AA

Kaliforniya’da fırtınalar dinmiyor

Öte yandan ABD’nin güneşli sahilleriyle ünlü Kaliforniya eyaleti, üç haftadır dinmek bilmeyen aşırı fırtınalar, ve fırtınaların getirdiği sellerle boğuşuyor.

BBC’den James Clayton ve Robin Levinson-King’in aktardığına göre, Eyalette en az 17 kişi yaşamını yitirirken, şehrin altyapısı da tahribata uğradı. Yollar, metro istasyonları, evler, arabalar ve ağaçlar zarar görürken, birçok yerde toprak kayması oldu.

Art arda yaşanan fırtınalar sel baskını riskini de artırdı. Bazı bölgelerde şiddetli rüzgarlar, atmosferik nehirler ve bomba siklonları gibi hava olaylarıyla birleşerek büyük tahribat yarattı. Bazı nehirlerin yarım metre yükseldiği kaydedildi.

Sel baskını görülen bölgelerde suların beklenmedik ölçüde hızlı yükselmesi, insanların evlerini tahliye etmelerini zorlaştırdı. Birçok insan, evlerinin üst katlarında mahsur kaldı.

Kaliforniya, sel, fırtına
Fotoğraf: AA

Ülkenin Ulusal Hava Durumu Servisi, 22 milyondan fazla -neredeyse Avustralya’nın nüfusu kadar- insanın sel tehdidi altında olduğunu ve binlerce kişinin tahliye edildiğini ifade etti.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) iklim hizmetleri program yöneticisi hava durumu uzmanı Andrea Bair, dinmeyen fırtınalara neyin sebep olduğunu söylemek için henüz çok erken olduğunu ancak iklim değişikliğinin aşırı hava olaylarını giderek daha yaygın hale getireceğini ifade etti.

Bair, bu hafta sonu ve önümüzdeki hafta daha fazla fırtına beklendiğini söyledi ve  bu fırtınaların geçen hafta sonu ve pazartesi günü yaşananlardan daha hafif olmasının beklendiğini ancak tekrarlanan yıkım nedeniyle muhtemelen yine de çok fazla hasar oluşabileceği konusunda uyardı.

“Çok ciddi yıkımların meydana gelmesi için çok fazla yağmura ya da aşırı güçlü rüzgarlara gerek yok. Bugün bu durumda olmamızın sebebi tekrar tekrar, fırtına üstüne fırtına yaşamamız.”

NOAA, fırtınaların eyalette bir milyar dolarlık hasara neden olabileceğini tahmin ediyor.

Maden karşıtı aktivistler polis zoruyla Lützerath’tan çıkarılıyor

Almanya‘nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde polis, iklim aktivistlerinin kömür karşıtı direnişine ev sahipliği yapan Lützerath köyünden aktivistleri zorla tahliye etmeye başladı.

DW‘den Christian Wolf‘un aktardığına göre, protestocular yakınlardaki bir kömür madeninin genişletilmesi için yıkılması istenen köyü polise karşı barikatlar kurarak savunuyor.

Polis, maden ocağı açılacağı gerekçesiyle tahliyesine karar verilen Lützerath köyünü işgal eden çevreci aktivistlere karşı harekete geçti. Bölgeden sorumlu Aachen Emniyet Teşkilatı yaptığı açıklamada, polis memurlarının küçük beldeyi kuşattığını, ardından çit çekerek abluka altına aldığını belirtti.

Aachen Emniyeti, polisin bu önlemlerin alınmasının ardından zorla tahliyelere başladığını ve direniş gösteren aktivistlerin güvenlik güçlerine molotof kokteylleri, havai fişekler ve taşlarla saldırdığını duyurdu.

Lützerath maden ocağı mücadelesi: Almanya’nın iklim politikasının turnusolu
Almanya’da, kömür için yok edilmek istenen Lützerath köyü yine karıştı: Polisle aktivistler karşı karşıya geldi
Lützerath
Lützerath’taki aktivistleri zorla tahliye etmek için çok sayıda polis bölgeye gönderildi. Fotoğraf: Michael Probst / AP

Polis: Gönüllü ayrılmayanlar ‘zorla’ çıkarılacak

Protestocuları sakin kalmaya ve abluka altına alınan bölgeden gönüllü olarak uzaklaşmaya çağıran polis, aksi halde göstericilerin zorla çıkarılacaklarını dile getirdi.

Bazı aktivistler işgal ettikleri bölgeyi terk ederken, çoğu direnme kararını sürdürdü. Yaklaşık 25 noktada ağaç evler inşa eden aktivistlerin kurduğu “Lützerath yaşıyor” isimli girişimin sözcüsü, “İnsanlar kalmaya, dayanmaya ve ağaçlarla yapıları korumaya son derece kararlı” açıklamasında bulundu.

Aktivistler: Lützerath’ın altındaki kömür, iklim için yerin altında kalmalı

Kuzey Ren-Vestfalya eyalet hükümeti ve enerji devi RWE, Aachen, Köln ve Mönchengladbach kentlerinin ortasında yer alan Lützerath’tan çıkarılacak kömürün enerji tedariğinin kesilmemesi için büyük önem arz ettiğini öne sürüyor.

Köyün Garzweiler Madeni‘ne dahil edilmesi planına karşı çıkan aktivistler, köyün tahliye edilerek yok edilmesine karşı çıkıyor. Neredeyse tamamen terk edilmiş durumdaki köydeki binalara yerleşen ve barikatlar oluşturan iklim aktivistleri Almanya’nın enerji güvenliğinin sağlanması için buradan çıkacak kömüre ihtiyaç duymadığını belirtiyor.

RWE, köyün büyük bir bölümünü satın almış durumda. Ancak arazisini bugüne dek satmayan ve muhasebeci Kurt Clasen, toprağını bundan sonra da RWE’ye satmayı düşünmediğini dile getiriyor.

Lützerath
Lützerath köyünün kömür madenciliği için yok edilmesine karşı çıkan protestocular, çok sayıda ağaç ev inşa ederek buralara yerleşti. Fotoğraf: Wolfgang Rattay / Reuters

RWE ile hem federal hükümet hem de Kuzey Ren-Vestfalya eyalet hükümeti arasında geçen yıl yapılan görüşmelerde, Lützerath’taki kömürün, yaşanan enerji krizinde elektrik tedariğinin sağlanması için çıkarılmasına, buna karşı Ren Kömürü Bölgesi olarak adlandırılan alandaki madencilik faaliyetlerin sona erdirilme tarihinin 2038’den 2030’a çekilmesine karar verilmişti. Ayrıca daha önce maden sahası açılması için ortadan kaldırılması planlanan beş köyün de yerinde kalmaları hususunda mutabakata varılmıştı.

Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Yeşiller Partisi‘nden Çevre Bakanı Oliver Krischer, anlaşmayı “İklimi korumak için doğru yöne atılmış bir adım” olarak niteleyerek bu anlaşma sayesinde madencilik faaliyetinin yarı yarıya azalacağını ve yaklaşık 280 milyon ton kömürün yerin altında kalacağını vurguladı.

Öte yandan iklim aktivistleri, bunun iklimi korumaya bir katkısının olmayacağını, zira 2030 yılına dek, şu ana kadar olduğundan çok daha fazla kömür çıkarılacağını öne sürerek anlaşmayı eleştiriyor.

Lützerath
Lützerath’taki aktivistler köyün birçok bölgesine barikatlar yerleştirdi. Fotoğraf: Michael Probst / AP

Son yılların en büyük polis operasyonu

İklim aktivistleri için Almanya’nın tamamında önemli bir sembol haline gelen Lützerath’taki zorla tahliye operasyonu için diğer eyaletlerden polis takviyesi sağlanandı.

Aachen Emniyet Teşkilatı Başkanı Dirk Weinspach, bir protesto köyüne dönüşen Lützerath’ın zorla tahliyesinin, polis güçleri açısından son yılların en zorlu görevlerinden biri olduğunu dile getirdi.

IEA: Enerji kriziyle boğuşan AB’de kömür tüketimi yükseldi

Rusya’dan sağlanan uygun fiyatlı doğalgaz tedarikinde yaşanan kesinti ve kısıtlamalar neticesinde, iklim kriziyle mücadele kapsamında kömürden çıkış planları yapan AB’nin yıllarca “kirli” enerji kaynağı olarak nitelediği kömür tüketimi 2022’de yükselişe geçti.

Avrupalı kamuoyunun da yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kömür karşıtı baskısının azaldığı belirtiliyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayımlanan Kömür 2022 başlıklı rapor, 2022’de küresel tüketiminin önceki yıla kıyasla yüzde 1,2 artarken, AB’deki artışın yüzde 6,5’i bulduğuna dikkat çekti.

Rapor, AB ülkelerinde 2021’de 449 milyon ton olan kömür tüketiminin 2022 yılında 478 milyon tona ulaştığına yer verdi. Bu yükselişte, elektrik üretiminde kullanılan kömür talebinin artması etkili oldu.

kömür

Birçok Avrupa ülkesinin halihazırda kapatmış olduğu kömür madenlerinin yeniden kullanıma açılması ve mevcut madenlerdeki üretimin artırılmasına yönelik attığı adımlar sonucunda, toplam kömür üretiminde artış gözlemlendi. AB ülkelerinde 2021’de 332 milyon ton seviyesinde olan toplam kömür üretimi de 2022’de yüzde 7,3 artarak 357 milyon tona ulaştı.

Rusya’nın ‘gaz kesme’ tehdidine karşı Avrupa, kömüre dönüyor
Almanya’da enerji krizine acil yanıt: Kapatılan kömür santrali tekrar faaliyete geçti
Dünya 2022 yılında kömür tüketiminde sekiz milyar tonu aştı
Avrupa, geçici olarak kömüre dönse de 2030 planlarını değiştirmedi

Avrupa’nın düşüş eğilimindeki kömür talebi yükselişe geçti

1990’da AB’deki elektrik üretiminde yüzde 40’lık payı olan kömürlü termik santrallerin payı, 30 yıl boyunca düşüş eğilimi gösterdi. 2020’ye gelindiğinde kömürün elektrik üretimindeki payı yüzde 13’e kadar düştü.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önce Yeşil Mutabakat kapsamında kömürü aşamalı olarak bırakma kararı alan Avrupa ülkeleri, kıtada bulunan toplam 324 termik santralin yaklaşık yarısını 2030’a kadar kapatma planları yapıyordu.

kömür
Fotoğraf: AA

Düşünce kuruluşu Bruegel, AB ve İngiltere’deki elektrik üretiminde kömürün payının 2015-2020 yılları arasında yüzde 40 gerilediğini açıkladı.

Ancak tahminler, yaşanan enerji kriziyle, 2022 yılında kömürün elektrik üretimindeki payının tekrar yüzde 20’ye kadar çıktığına işaret ediyor.

Rus gazını ikmal etmek için enerji kaynağı arayışına giren Avrupa ülkeleri, kömür ve madencilik faaliyetlerine hız vermeye başladı. AB ülkelerinde mevcut kömür madenlerindeki üretim artırılırken, Birleşik Krallık ve Polonya‘nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler yeni kömür madenleri projelerine başladı.

Birçok Avrupa ülkesi, kömürle çalışan elektrik santrallerinin ömrünü uzatma, kapatılan santralleri yeniden devreye alma ve mevcut üretimleri artırma yönünde adımlar attı.

kömür
Fotoğraf: AA

AB kömürden çıkış planlarını erteliyor mu?

Almanya, karbon nötr olma hedefi kapsamında daha önce 2038’de kömür santrallerini kapatmayı hedeflediğini açıklamış ve 2021’de bazı santral işletmecileriyle anlaşma sağlayarak bu tarihi 2030’a çekmişti. 2030 itibarıyla kömürden çıkış, Alman koalisyon hükümetinin geçen yıl temel seçim vaatleri arasında da yer aldı.

Ancak Rusya’dan doğal gaza erişemeyen Almanya, alternatif bir enerji arzını güvence altına almak amacıyla yerli kömür endüstrisine dönüş yaptı.

Rus gazına bağımlılığı azaltmayı hedefleyen Alman hükümeti daha önce kapatılması planlanan kömür santrallerinin kullanımına devam etme kararı verdi. Ülkedeki bazı kömür santrallerinin tekrar şebekeye bağlanması için çalışma başlatılırken, kapatılması planlanan bazı santrallerin ömrü uzatıldı.

Böylelikle Almanya, 6 gigavatsaat üzerinde üretim kapasitesi bulunan kömür santrallerini acil durum rezervi olarak hazırda bekletme kararı aldı.

Alman enerji şirketi RWE, Neurath ve Niederaussem‘de 3 linyit ünitesini tekrar açacağını açıkladı.

Fransa‘nın elektrik üretim ve dağıtım şirketi GazelEnerji, devletten gelen talep doğrultusunda Moselle‘de bulunan kömür santralini tekrar hizmete soktu. Toplam 600 megavatsaat elektrik üretim kapasiteli santralin enerji krizi nedeniyle bir süre daha faaliyetine devam etmesi planlanıyor.

İtalya, 2025 itibarıyla kapatılması öngörülen 6 kömür santralinin kapatılmasını erteleme, hizmetten çıkarılan bir santralin de acil durumda tekrar açılmasına yönelik hazırlıklar yaptı.

İspanya‘da, enerji firması Endesa‘nın As Portes kömür santralini kapatmasının ertelenmesi istendi.

İngiltere‘de Drax ve EDF şirketleri ile 2 farklı kömür santralinin faaliyet süresinin uzatılması için sözleşme yapıldı. Hükümet ile Uniper arasında 2022’de kapatılacak Ratcliffe kömür santralinin çalışmaya devam etmesi konusunda da anlaşma sağlandı.

Enerji krizi, Birleşik Krallık’ta çevrecilerin tepkileri nedeniyle rafa kaldırılan kömür yatırımlarını ve bunlara yönelik yaklaşımı da değiştirdi.

Ülkede 30 yılın ardından ilk kez yeni bir kömür madeni projesine onay verildi. Kuzeybatıdaki Cumbria bölgesindeki projeden üretilecek madenin çelik üretiminde kullanılacağı, elektrik üretim amaçlı olmayacağı belirtildi.

Friends of Earth, Birleşik Krallık’ta açılmak istenen Cumbria kömür madenine karşı dava açıyor
kömür, Polonya
Fotoğraf: AA

Polonya, evleri ısıtmak için linyit kullanımına yönelik yasağı askıya alma kararı alırken, madenlerden termal kömür üretiminin artırılmasına karar verildi.

AB’nin en büyük kömür üretici ve tüketicilerinden biri olan ülke, temiz enerjiye yönelme planlarına rağmen Kolombiya, Kazakistan, Güney Afrika, Avustralya ve Endonezya‘dan yaptığı kömür ithalatını artırdı.

Avusturya‘da hükümet, Verbund şirketinden faaliyeti 2020’de durdurulan kömür santralini arz darboğazları veya arzın tamamen kesilmesi durumunda yeniden kullanıma hazır hale getirmesini istedi.

Danimarka‘da elektrik arz güvenliğine geçici olarak katkıda bulunmak üzere ikisi kömür olmak üzere üç elektrik santralinin planlanan kapanış tarihleri ertelendi.

Yunanistan hükümeti, linyit üretimini yüzde 50 artırma kararı aldı. Mevcut enerji krizi nedeniyle yedi kömür santralinin planlanandan daha uzun süre faal tutulmasına karar verildi.

Macaristan‘daki hükümet, 2025 yılına kadar kömürü aşamalı olarak kaldırma taahhüdünden vazgeçmesinin yanı sıra, kömür madenciliğinin artırılması ve Matra‘da çevrim dışı bir linyit santralinin restore edilmesi kararı aldı.

Hollanda, kömür santrallerinde uygulanan 35’in altında kapasiteyle çalışmak zorunluluğunu kaldırarak, kömür santrallerinin tam kapasite üretim yapmasına izin verdi.

Romanya‘da 2022 sonunda devre dışı bırakılması planlanan Rovinari ve Turceni termik santral ünitelerinin kapatılması ertelendi. Hükümet, kömürden tamamen çıkış taahhüdünden geri adım attı.​​​​​​​