Ana Sayfa Blog Sayfa 548

Doğanın Çocukları, depremzede hayvanlar için belediyelere işbirliği çağrısı yaptı

Bir ekoloji aktivistleri topluluğu olan Doğanın Çocukları, 6 Şubatta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşandığı illerdeki depremzede hayvanların yaşam koşulları için belediyelere açık çağrıda bulunarak “Hayvan dostlarımız ölmesin” dedi.

Topluluk, sosyal medya platformu Twitter üzerinden yaptığı açıklamada  “Deprem bölgesinde hayatta kalmaya çalışan tüm hayvanlar için bölgede mama ve su dağıtımının belediyeler tarafından üstlenilmesini talep ediyoruz” çağrısında bulundu.

Enkazlara iş makinelerinin girmesiyle birlikte moloz taşıma işlemi sırasında ve döküm alanlarında asbest gibi pek çok zararlı kimyasalların kamu sağlığını tehdit ettiği ve bölgedeki hayvanlarla birlikte bütün habitatı yaşanmaz kıldığı gerçeğiyle karşı karşıya kalındığını hatırlatan aktivistler, “Tüm bunlara karşı belediyelerin imkanlarını hayvanlar için de kullanması pek de zor değildir” ifadelerini kullandı.

‣ Hak örgütleri, depremden etkilenen hayvanlar için kolları sıvadı
‣ Gönüllüler, depremden etkilenen hayvanları yaşatmak için harekete geçti

‣ Depremzede hayvanlar için seferberlik: Deniz yıldızlarını denize fırlatmaya çalışıyoruz

‘Çöp araçları mama da bırakmalı’

Doğanın Çocukları, şehirdeki molozların kaldırılması sırasında açığa çıkan toza dikkat edilmesi ve enkazların sulanması gerektiğini vurguladı.

Belediyeye ait çöp araçlarının düzenli olarak mama da bırakmaları önerisinde bulunan aktivistler, enkazları sulayan tankerlerin bölgedeki hayvanlar için de su bırakması çağrısında bulundu.

Topluluk ayrıca 5199 sayılı kanun gereğince zoonotik kökenli salgın hastalıklara karşı önlemler alınması ve hayvanların takibinin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

‣ BurHak’tan depremzede hayvanlar yararına dayanışma kermesi

‘Canlıların yaşamı için atılacak her adım çok değerli’

Önceliğin hayvanların doğrudan yaşam hak ve özgürlüklerinin tanınması olduğuna dikkati çeken Doğanın Çocukları, aşılama, besleme ve sağlık tedbirlerinin önemini vurguladı:

“Belediye, hayvanların, doğrudan yaşam haklarını ve özgürlüklerini tanıyıp aşılama ve besleme işlemlerini üstlenmeli. Zoonotik hastalıkların ve kimyasal zararlı maddelerin etrafa yayılmasıyla bölgedekilerin hastalanması tehdidine karşı önlemler almalıdır. Dolaylı yoldan da olsa canlıların yaşamı için atılacak her adım çok değerlidir.”

‣ Adıyaman’da deprem sokakta yaşayan hayvanları da vurdu

‘Belediyeler ve gönüllüler koordine olmalı’

Afetin yaşandığı dönem sonrasında hayvan özgürlüğü örgütlerinin aşırı borçlanmadan dolayı faaliyetlerini durdurma kararı aldığına yer veren topluluk, bu dönemde belediyelerin sahada bulunan gönüllülerle koordineli hareket etmesi gerektiğini açıkladı.

‣ Deprem bölgesinde hayvanlar tehlikede, fırsatçılar kapıda

Et ve Süt Kurumunun bölgedeki hayvanları doğrudan satın alıp katlederek depremzedelere ‘yardım ettiğini ve hayır işlediğini’ pazarlaması yanlıştır” diyen aktivistler, “Çözüm öldürmek değil yaşatmaktır. Bölgedeki inek, koyun, eşek, tavuk, hindi ve diğer canlıların bakımının sağlanması için köylüler desteklenmelidir” diyerek yetkililere çağrı yaptı.

Kızılay, Ankara’daki çadır fabrikasını AKP’li meclis üyesine kiraladı

6 Şubat tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından depremzedelerin çadır ihtiyacı karşısında elindeki çadırları yardım kuruluşlarına ve şirketlere satarak tepki çeken Kızılay‘ın Ankara‘nın Etimesgut ilçesindeki çadır fabrikasını AKP‘li meclis üyesi Ali Gökşin‘e kiraladığı ortaya çıktı.

BirGün‘den İsmail Arı‘nın aktardığına göre, Avrupa’nın en büyük çadır üretim tesislerinden biri olan Kızılay, ürettiği çadırları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD), yardım kuruluşlarına ve şirketlere satıyor.

Kızılay’ın Etimesgut’taki çadır fabrikasını ise uzun bir süredir AKP Keçiören ilçe teşkilatı kurucularından olan ve halen Keçiören Belediyesi’nin AKP’li meclis üyesi olan Ali Gökşin işletiyor. AKP’li Gökşin, Kızılay’ın fabrikasında ürettiği çadırları Kızılay’a satıyor. Kızılay da satın aldığı çadırları AFAD’a satıyor.

‣ Kızılay’da yeni bilmece: Battaniye parası nerede?

Kızılay Yönetim Kurulu tutanaklarına göre, Kızılay 2016, 2017 ve 2019 tarihlerinde Ali Gökşin ile ailesinin sahibi olduğu Tuğba Çanta isimli şirkete çadır üretim sözleşmesi imzaladı. Yönetim kurulu tutanaklarında yer alan bilgilere göre Kızılay, o yıllarda AFAD’a satacağı 18 bin 830 çadırı Tuğba Çanta’ya ürettirdi.

Gazeteci Murat Ağırel, Kızılay’ın AFAD’a satacağı 120 bin çadır için 2022’nin eylül-ekim aylarında yaptığı ihaleleri, yine Tuğba Çanta’nın aldığını duyurmuştu.

Yani aslında 2016’dan beri Kızılay’ın AFAD’a sattığı çadırların çok büyük bir kısmını AKP’li Gökşin’in sahibi olduğu Tuğba Çanta üretti ve üretmeye de devam ediyor.

‣ İstifa etmeyeceğini açıklayan Kızılay Başkanı’dan çadır satışı ‘çarkı’: ‘Haberim yoktu, ben olsam satmazdım’

‘Kızılay üretim tesisini bize teslim ediyor’

Kızılay’ın yönetim Kurulu kararlarında dikkatleri çeken kısım ise “Tuğba Çanta üretim tesislerimizdeki mevcut makine parkurlarında çadır üretimine başlamıştır” ifadeleri oldu. Yani AKP’li Gökşin, Kızılay’ın kendi personeli ve yöneticileri olmasına rağmen Kızılay’ın çadır fabrikasında üretim yapıyor.

Gökşin, tartışma yaratacak açıklamalar yaptı. Kızılay’ın çadır üretim fabrikasını kendisine kiraladığını belirten Gökşin, “Normal süreçte Kızılay kendisi üretim yapıyor. Yüklü çadır siparişi olduğunda kendisi yetiştiremiyor ve ihaleye açıyor. 2016’dan beri üç-beş çadır ihalesini aldık. Kızılay çadır üretim tesislerini bize kiraya veriyor, bize teslim ediyor. Şu anda da biz üretim yapıyoruz ama Kızılay’ın kendi personeli de üretim yapıyor. Çadır fabrikasındaki üç-dört hangarın bir-iki tanesi bizim. Ayrıca kendi fabrikamız da var, orada da üretim yapıyoruz” dedi.

‣ Polis tutanağından: Kızılay 18 Şubat’ta iki TIR dolusu giysi satmış

‘Yazık oldu Kızılay’a’

Gökşin tartışmaların merkezinde olan Kızılay’a dair de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Çadır zor bir iş zaten. Yazık oldu Kızılay’a, kendilerini anlatamadılar. Kızılay hepimizin malı… Batırmanın, yerin dibine geçirmenin ne manası var?”

Kızılay’ın 2019 yılına kadar yönetim kurulu üyesi olan Sabahattin Tezdiğ ise Kızılay’ın fabrikasını kiralamasını şöyle değerlendirdi:

“Kızılay fabrikasını bir şirkete işlettiriyor. Yani kendi tesisini bir şirkete veriyor. Tesiste çalışan personel de bu şirketin elemanları. Yönetici olduğum dönemde ‘Kurumun kendi üretimin tesisi ve personeli varken bu tesisi başka bir şirkete kullandırması ve üretim yaptırması yanlış’ dedim ama dinlemediler. Ben tüm bu işlemlere itiraz ettim, itirazlarımı kayıt altına aldırdım. Ancak çoğunluk kararıyla yönetim kurulunda kabul edildi. Cumhuriyet savcıları Kızılay’ın yönetim kararlarını incelendiğinde çok sayıda buna benzer usulsüzlük ile birlikte itirazlarımızı da görecektir.”

‣ Kızılay’ın Malatya’daki fabrikası afete rağmen çadır üretmiyor

Ne olmuştu?

Gazeteci Murat AğırelCumhuriyet’te 26 Şubat’ta yayımlanan yazısında, Kızılay’ın depremin üçüncü gününde AHBAP Derneği‘ne 46 milyon TL’lik çadır satışı yaptığını duyurmuştu.

Derneğin başkanı Haluk Levent de deprem sonrası Kızılay’dan çadır satın aldıklarını teyit etti. Bunun üzerine açıklama yapan Kızılay Başkanı Kerem Kınık “Ahbap ve Kızılay’ın iş birliği ahlakidir, akılcıdır, yasaldır. Aksini iddia eden ise ya meseleyi anlamamış ya da kötü niyetlidir” şeklinde bir açıklama yapmıştı.

Bir sonraki gün Haluk Levent, FOX TV İlker Karagöz‘le Çalar Saat programına konuk olmuştu. Levent buradaki konuşmasında Kızılay’dan sadece çadır değil gıda ve konserve de aldıklarını söylemişti.

Kızılay’ın Genel Başkanı Kerem Kınık, AFAD’ın ücretsiz bir şekilde depremzedelere dağıtması gereken çadırları Kızılay’ın AHBAP Derneği’ne satışını “ahlaki, akılcı ve yasaldır” diyerek savunmuştu. Ertesi gün ise satışın kendisinden habersiz gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ve satışı yapanları eleştirdiğini söylemişti.

Kınık depremzedelerden, Ahbap’a ve Kızılay’a bağışta bulunanlardan ve kamuoyunun bütün kesimlerinden yükselen sert eleştiriler ve istifa çağrılarından sonra katıldığı bir televizyon programında satış kararından haberi olmadığını, kararı verenleri eleştirdiğini dile getirmiş ve “Ortaya böyle bir başarı konulmuşken goygoycuların lafı ile hareket etmem” diyerek istifa etmeyeceğini duyurmuştu.

‣ Kızılay Derneği Başkanı ve yöneticileri için suç duyurusu

Çadır satma tartışması devam ederken Türk Eczacılar Birliği (TEB) Kızılay’ın kendilerine de çadır sattığını açıklamıştı. TEB Başkanı Arman Üney, deprem bölgesine sahra eczaneleri kurmak istediklerini ancak çadır bulmakta zorlandıklarını ve Kızılay’a başvurarak tanesi yaklaşık 140 bin TL’den beş çadır aldıklarını belirtmişti. Üney, ödemeyi Kızılay’ın bir iştiraki olan Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’ye yaptıklarını aktarmıştı.

2 Mart’a gelindiğinde ise gazeteci Bahadır Özgür, Kızılay’ın 18 Şubat günü iki TIR dolusu giysiyi sattığına dair polis tutanağını gün yüzüne çıkarmıştı.

İlerleyen günlerde yayımlanan Kızılay Afet Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığı 2021 Yılı Detaylı Faaliyet Raporu ise Kızılay’ın afet bölgesindeki beslenme ihtiyacının giderilmesi için işbirliği yaptığı ve tarikatlarla bağlantılı olan dernek ile vakıfların bilgisine yer verilmişti.

‣ Kızılay, deprem yardımları için tarikatlara bağlı derneklerle işbirliği yapıyor

Bu dernek ve vakıflar arasında Menzil Cemaati’ne bağlı Beşir Derneği, depremzedelerin enkaz altında çıkarıldığı esnada “tekbir getirmeleri” ile gündem olan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH İnsani Yardım Vakfı), Almanya’da “yüzyılın bağış yolsuzluğu” olarak görülen yolsuzluk skandalına imza atan Deniz Feneri Derneğinin yer aldığı belirtilmişti.

Ayrıca platformun kurucu üyeleri arasında Nur Cemaati’nin, “Yazıcılar” kolundan olan Hayrat Yardım Derneği ile İnsan Vakfı ve Diyanet Vakfı da yer almıştı.

Prof. Özener: Büyük İstanbul depremi 200 km’lik bir alanda yıkıcı etki yaratacak

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden bu yana, olası ‘Büyük Marmara Depremi‘ne ilişkin endişeler artış gösterme eğiliminde.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Marmara Denizi’nde oluşacak büyük depremin İstanbul başta olmak üzere, Kocaeli, Tekirdağ, Yalova, Bursa, Sakarya ve Balıkesir gibi kentleri de etkileyeceğini belirtti.

Milliyet’ten Mert İnan‘ın aktardığına göre, Prof. Dr. Özener, 17 Ağustos 1999’da İzmit‘te meydana gelen sarsıntının İstanbul’un Avcılar ilçesinde yıkıma yol açtığını hatırlatarak, “Olası büyük Marmara depremi 200 km bir alanda yıkıcı etki yaratacak. Marmara’ya kıyısı olan kentler risk altında. Fay tek parça da kırılsa, iki parça da kırılsa 7 ve üzerinde deprem üretecek” dedi.

‣ Naci Görür’den İstanbul depremi uyarısı: Zamanı geliyor

Özener, İstanbul’da 70 ile 90 bin arasında olduğu açıklanan çürük yapıların güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise binaların yıkılıp yeniden yapılması için enerji harcanması gerektiğini söyledi.

‘Marmara kıyısındaki alanlar daha riskli’

Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun bir parçası olan Kuzey kolun, İzmit körfezi boyunca devam edip, Adalar önünden geçerek, Marmara Denizi‘nin kuzeyinden Saroz Körfezi’ne ulaştığını söyleyen uzman, “Çınarcık Körfezi ile Marmara Adası arasında kalan kısımda gerçekleşen en son büyük deprem 1776 yılında meydana geldi. Bu fay zonunda önemli ölçüde sismik enerji birikiyor” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) kent genelinde hayata geçirdiği mikro bölgeleme çalışmaları olduğunu hatırlatan Prof. Özener, “Fay hattına ne kadar yakınsanız, depremden olumsuz etkilenme riskiniz o derece yüksek olacak. İstanbul için Marmara kıyısına komşu alanlar, kuzeydeki yerleşim alanlarına göre daha riskli” uyarısında bulundu.

‣ Deprem riskine karşı İstanbul seyreltilmeli

‘Can kaybı tahmin edilenin üzerinde olabilir’

İBB’nin Marmara’da 7,5 büyüklüğündeki bir deprem senaryosuna göre can kaybının 40 bin olacağı öngördüğünü aktaran Özener, bunun iyimser bir tahmin olduğunu açıklayarak “7 üzeri bir depremde maalesef daha çok can kaybımız olması kaçınılmaz” dedi.

‣ İBB, deprem dirençli İstanbul için seferberlik planını açıkladı: İstanbul için beka meselesi

‘Lojistik birimler güçlendirilmeli’

Olası büyük deprem sonrası İstanbul’a yardımın civar kentlerden geleceğini kaydeden uzman, bundan dolayı özellikle Kırklareli, Sakarya, Düzce, Edirne, Bilecik gibi kentlerde yer alan lojistik birimlerinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı ve ekledi:

“Evi veya yakınının evi yıkılan bir görevli ister istemez yakınlarının can derdine düşeceğinden, özellikle çevre kentlerdeki kurtarma ve gönüllülerin eğitimi ile lojistik birimlerini güçlendirilmesi çok önemli.”

‣ İstanbul’da Bakan Kurum’a toplanma alanı çağrısı: Kaybedecek bir metrekare yeşil alana bile tahammülümüz yok

‘Ölçüm cihazları balıkçılık sektöründen olumsuz etkilendi’

Deprem araştırmaları için Marmara Denizi tabanına yerleştirilen fiber optik kablolara balıkçıların zarar verdiğini söyleyen Prof. Özener, “Deniz tabanının bin 200 metre derinliğine bile cihazlar yerleştirildi. Ölçüm ve takip sistemleri için 70 kilometre fiber optik kablolar döşenmişti. Trolle avlanan balıkçılar ise yedi yıl önce kabloları parçaladılar, cihazlar zarar gördü” dedi.

Bunun yerine Marmara Denizi içinde, bir Türk-Japon projesi kapsamında deniz tabanı sismometre cihazlarında depolanan bilgilerin belli periyotlarda incelendiğini ifade eden Özener, “Kopan kabloların yerine günümüz teknolojisinde şamandıra şeklinde bir cihaz da konulabilir. Şamandıradaki sistem üzerinden uydu aracılığı ile aktarım yapılabilir. Ancak bu sistemin kurulması yaklaşık 1 ila 2 milyon euro [20 ila 40 milyon lira] civarında. Sistemin yeniden hayata geçmesi için sponsor arıyoruz” diye belirtti.

‣ Bakan Kurum: İstanbul’da 1,5 milyon konut rezerv alanlara taşınacak
‣ Rezerv alan, Kanal İstanbul için seçilen yer olabilir
‣ Rezerv alanlar kim(ler) için?

Erken uyarı sistemi nedir, nasıl çalışır?

Marmara Bölgesi’nde beşi deniz dibinde, 10 tanesi de karada olmak üzere toplam 15 adet deprem erken uyarı istasyonu kurulduğunu aktaran uzman, bu istasyonlardaki ivme ölçer cihazları sayesinde, depremin yıkıcı dalgaları kent merkezine ulaşmadan erken uyarı sağlandığını açıkladı. Prof. Özener, şunları söyledi:

“İGDAŞ şebekesine kurulan risk azaltım sistemi sayesinde beş saniye öncesinden gaz akışı otomatik olarak kesilecek. Erken uyarı sisteminin hayat kurtaracağı gibi bir yanlış algı söz konusu. Deprem dalgaları İstanbul’a beş saniyede ulaşacak. Erken uyarı doğalgaz, elektrik şebekeleri veya petrokimya tesisleri gibi sistemlerin durdurulması için hayati öneme sahip. Yoksa depremi 10-15 dakika önceden haber verecek sistem dünyada mevcut değil.”

Meteoroloji’den şiddetli yağış, ani sel, su baskını ve fırtına uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, Akdeniz, İç Anadolu‘nun doğusu, Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzey ve batısı, Güneydoğu Anadolu ile Bingöl, Muş, Bitlis, Hakkari, Afyonkarahisar ve Kastamonu çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Genellikle yağmur ve sağanak, Karadeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun doğusu, Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusu ile Afyonkarahisar ve Kastamonu çevrelerinde karla karışık yağmur ve hafif kar şeklinde yağış bekleniyor.

Yağışların Doğu Akdeniz, Doğu Anadolu’nun batısı, Güneydoğu Anadolu ile sabah ilk saatlerde Antalya’nın doğu ilçelerinde kuvvetli, Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa ve Mardin çevrelerinde çok kuvvetli ve şiddetli olacağı tahmin ediliyor.

Bu sabah ve gece saatlerinde doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı görülmesi bekleniyor. Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun eğimli ve yüksek kesimlerinde çığ tehlikesi riski bulunmaktadır.

Fotoğraf: İHA

Meteorolojiden sel, yıldırım ve fırtına uyarısı

Meteoroloji ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, ulaşımda aksamalar ve fırtınaya karşı dikkatli ve tedbirli olunması yönünde uyarıda bulunuyor.

Aynı zamanda rüzgarın Marmara’nın güneybatısı ve Kıyı Ege’de kuzeyli yönlerden, Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde güney ve güneydoğu yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi bekleniyor.

Meteoroloji ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, ulaşımda aksamalar, soba ve doğalgaz kaynaklı baca zehirlenmeleri gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması yönünde uyarıda bulunuyor.

Ek olarak Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun eğimli ve yüksek yamaçlarında çığ tehlikesi riski bulunduğundan dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği belirtiliyor.

Ayrıca Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.

Hava sıcaklığı

Ülkede hava sıcaklığının iç ve batı kesimlerinde 2 ila 4 derece artması, diğer yerlerde ise önemli bir değişiklik beklenmiyor.

Rüzgar

Rüzgarın genellikle kuzey, doğu kesimlerde güney ve güneydoğu yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, Marmara’nın güneybatısı ve Kıyı Ege ile Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi bekleniyor.

KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI:

Yağışların, Doğu Akdeniz, Doğu Anadolu’nun batısı, Güneydoğu Anadolu ile sabah ilk saatlerde Antalya’nın doğu ilçelerinde kuvvetli, Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa ve Mardin çevrelerinde çok kuvvetli ve şiddetli olması beklendiğinden yaşanabilecek ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, ulaşımda aksamalar ve fırtınaya karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.

Fotoğraf: İHA
KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI:

Rüzgarın, Marmara’nın güneybatısı ve Kıyı Ege’de kuzeyli yönlerden, Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde güney ve güneydoğu yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi beklendiğinden yaşanabilecek ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, ulaşımda aksamalar, soba ve doğalgaz kaynaklı baca zehirlenmeleri gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması yönünde uyarıda bulunuluyor.

ÇIĞ TEHLİKESİNE DİKKAT:

Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun eğimli ve yüksek yamaçlarında çığ tehlikesi riski bulunduğundan dikkatli ve tedbirli olunması yönünde uyarı yapılıyor.

TOZ TAŞINIMI UYARISI:

Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği belirtiliyor.

DOĞU ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, kuzey ve batısı ile Bitlis, Muş, Bingöl ve Hakkari çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağmur ve sağanak, kuzeydoğusu ve Hakkari çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması beklenen yağışların batı kesimlerinde kuvvetli, Malatya ve Elazığ çevrelerinde çok kuvvetli ve şiddetli olacağı tahmin ediliyor. Yüksek kar örtüsüne sahip eğimli yamaçlarda çığ riski bulunuyor.

GÜNEYDOĞU ANADOLU

Çok bulutlu ve bölge genelinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların bölge genelinde kuvvetli, batı kesimleri ile Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin çevrelerinde çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması bekleniyor. Bölge genelinde toz taşınımı görüleceği tahmin ediliyor.

MARMARA

Parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın güneybatı kesimlerinde kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi bekleniyor.

EGE

Parçalı, iç kesimlerinin yer yer çok bulutlu, sabah ilk saatlerde Afyonkarahisar çevrelerinin hafif kar yağışlı, öğle saatlerinde Muğla’nın doğu kesimlerinin yer yer sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın kıyı kesimlerinde kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi bekleniyor.

AKDENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Doğu Akdeniz ile sabah ilk saatlerde Antalya’nın doğu kesimlerinde kuvvetli, Kahramanmaraş çevrelerinde yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor.

İÇ ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, Sivas, Yozgat, Kayseri, Nevşehir, Niğde ve Karaman çevrelerinin yağmur ve karla karışık yağmurlu, sabah ve gece saatlerinde yer yer hafif kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

BATI KARADENİZ

Parçalı, doğusunun yer yer çok bulutlu, sabah ilk saatlerde Kastamonu çevrelerinin hafif kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

ORTA ve DOĞU KARADENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların kıyılarında yağmur ve sağanak, iç kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olması bekleniyor. Rüzgarın Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde güney ve güneydoğu yönlerden kuvvetli (40-60 km/saat) olarak eseceği tahmin ediliyor. Yüksek kar örtüsüne sahip eğimli yamaçlarda çığ riski bulunuyor.

Seçim takvimi 18 Mart’ta başlıyor

Seçim takviminin başlangıç tarihi 18 Mart oldu. Resmi Gazete’de yayımlanan takvime göre; 19 Mart’ta siyasi partilerin Cumhurbaşkanı adaylığı için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) adaylık başvuruları başlayacak. Partilerin son başvuru günü ise 23 Mart olacak. İttifak olarak seçime katılma kararı alan siyasi partilerin ittifak protokolünü teslim etmesi için ise son tarih 24 Mart.

Yüksek Seçim Kurulu’nun 14 Mayıs Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi ile 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi‘nde ilk oylamada geçerli oyların salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde ikinci oylama 28 Mayıs Pazar günü yapılacak.

Muhtarlık bölgesi askı listeleri ise 20 Mart ile 2 Nisan tarihleri arasında askıya çıkarılacak.

31 Mart’ta Cumhurbaşkanı kesin aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak.

9 Nisan saat 17.00’a kadar ise siyasi partilerin milletvekili aday listesini YSK’ye vermesi gerekecek.

Yurtdışındaki vatandaşlar ise 27 Nisan ile 9 Mayıs tarihleri arasında oy kullanabilecek.

Fotoğraf: Metin Yoksu, Malatya
Depremzedeler nasıl oy kullanacak?

Kaliforniya sele teslim: İklim krizi kaynaklı sellerde 14 kişi hayatını kaybetti

ABD‘nin iklim krizinin etkilerinin yoğun bir şekilde hissedildiği Kaliforniya eyaletinde, yeni bir sel felaketi yaşandı. Aşırı yağış ve fırtınalı hava dalgası nedeniyle en az 14 kişi yaşamını yitirirken yerleşim yerleri sular altında kaldı.

Eyaletin orta ve kuzey kesimlerinin tekrar şiddetli yağmur ve fırtınanın etkisi altına girmesiyle günlerdir süren sağanak sonrası nehirler taştı. Pajaro Nehri’ni kontrol altında tutmak için inşa edilen 30 metrelik set yıkıldı. Setin yıkılan kısmı, havadan dronlarla görüntülendi. Su seviyesinin yükselmesiyle yakınlardaki bölgelerde baskınlar yaşandı.

Bölge sakinleri yerleşim yerlerini terk etmeye başladı. Yetkililer, dokuz binden fazla kişi için tahliye emri verdi. Acil durum ekiplerinin evlerinde mahsur kalanlara yardım etmek amacıyla başlattığı çalışmalarda 90’dan fazla kişi kurtarıldı.

Kaliforniya

Eyalette acil durum ilan edildi

Bölgenin elektrik sağlayıcısı, altı bin yedi yüz haneye enerji verilemediğini açıkladı.

ABD Başkanı Joe Biden, Kaliforniya’ya daha fazla afet yardımı gönderilebilmesi için selden etkilenen yerlerde acil durum ilan etti.

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom hava şartları nedeniyle “acil durum” ilan ederken, şiddetli hava olaylarına karşı talep ettiği federal yardımlar eyalette 34 bölgeyi kapsayacak şekilde Joe Biden tarafından onaylandı.

Kaliforniya

‣ Kaliforniya sel ve heyelan felaketiyle boğuşuyor: 13 ölü

Olumsuz koşulların sürmesi bekleniyor

Dağlık bölgelere birkaç metre kar yağması, düşük rakımlı bölgelerde de şiddetli yağmur ve eriyen kardan kaynaklanan “su baskınları” bekleniyor.

Ulusal Meteoroloji Servisi, 39 milyondan fazla kişinin uyarı altında olduğunu bildirdi. Meteorologlar, yaşanan felaketin bu kış Kaliforniya’da görülen 10’uncu büyük fırtına olduğuna dikkat çekti. Kötü hava şartlarının önümüzdeki haftalarda da devam etmesi bekleniyor.

Yetkililer, yerleşim yerlerinde hasara yol açan afet nedeniyle baraj seviyelerinin son üç yılda hiç olmadığı kadar dolduğunu açıkladı.

Kaliforniya Ulaştırma Bakanlığı’nın Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Sel, kaya ve çamur kayması ile yoğun kar yağışı riski bulunuyor, bu da yolların kapanması ve çığ olasılığını artırıyor” dedi.

Kaliforniya

‣ Dünya aşırı hava olaylarına teslim: Aşırı soğuklar, rekor sıcaklar, dinmeyen fırtınalar

Eyalet, aşırı hava olaylarından etkileniyor

Kaliforniya, son haftalarda meydana gelen olağan dışı bir dizi şiddetli kış fırtınası ve yağışlardan olumsuz şekilde etkileniyor. Son üç ayda art arda gelen ve “atmosferik nehir” adı verilen hava dalgası nedeniyle eyaletin yüksek kesimleri kar altında kalırken, sahil ve alçak kesimleri de aşırı yağmur ve sellere maruz kalıyor.

Sierra Nevada bölgesinde kar kalınlığı 2,5 metreye yaklaşırken, sahil kasabası Santa Cruz‘da sel nedeniyle bazı yollar kullanılamaz hale geldi.

Kaliforniya

‣ Kaliforniya’da sıcaklık rekoru: Yangınlar kontrol altına alınamıyor

Wisconsin’de 110 bin hane ve iş yeri elektriksiz kaldı

South Dakota‘dan Connecticut eyaletine kadar olan bölgelerde de farklı bir hava dalgası sistemi, şiddetli yağış ve kar şeklinde etkisini gösteriyor.

Poweroutage.us sitesi, kar fırtınası nedeniyle Wisconsin‘de yaklaşık 110 bin hane ve iş yerinin elektriksiz olduğunu belirtiyor.

Sivas’ta 15 metrelik obruk oluştu

Sivas‘ın Zara ilçesi kırsalında bir tarlada yaklaşık 15 metre çapında obruk meydana geldi. İlçeye yaklaşık 50 kilometre mesafedeki Canova köyünde yaşayan vatandaşlar, köydeki bir tarlada obruk oluştuğunu fark etti.

AA’nın haberine göre; çapı yaklaşık 15, derinliği ise 10 metreyi bulan obruğu görünce tedirgin olan köy sakinleri, durumu köy muhtarı Yahya Şahin‘e bildirdi.

Obruğun oluştuğu esnada tarlada çalışanın olmamasının muhtemel bir faciayı önlediğini belirten Şahin, durumu yetkililere bildirdiğini söyledi.

Obruk Sivas Zara
Fotoğraf: AA

Ülkede obruk oluşumunda sayı, son tespitlere göre toplamda iki bin 240’a ulaştı. 2020’de 94 bilinmeyen ve daha önce oluşan yeni obruk tespit edilirken, geçen yıl daha önce oluşan ancak literatürde olmayan 1742 obruk belirlendi. Yapılan son tespitlerle geçmişten günümüze kaydedilen obruk sayısı iki bin 240 oldu.

Obruklara ek olarak yarıklar da kuraklıkla birlikte yer altı su seviyesindeki azalmaya bağlı oluşuyor. Yarıklar da Orta ve Batı Anadolu havzalarının önemli sorunlarından biri haline gelmiş durumda.

Obruk nedir?

Maden Tetkik Aratırma’ya göre; obruklar karstik çöküntü alanları olarak tanımlanıyor. Yeraltı suyu seviyesindeki antropojenik etkiye bağlı hızlı düşüm, kendi içinde karstlaşmaya bağlı dinamik bir süreç yaşayan ve doğal afet olarak tanımlanabilecek obruk gelişimini de dolaylı olarak etkiliyor.

Geçmişte düşük nüfus yoğunluğu, sınırlı tarım ve sanayi alanları gibi nedenlerden dolayı bir tehdit olarak algılanmayan obruklar, günümüzde bu faktörlerin daha geniş alanlara yayılmasına bağlı olarak, canlı yaşamı açısından tehlike yaratabilecek konuma geldi.

 

6284 pazarlığı: Bakan Yanık’tan ‘Tartışmaya açılması dahi kabul edilemez’ yanıtı

Kadınların yaşamı için hayati öneme sahip İstanbul Sözleşmesinin kaldırılmasının ardından uzun mücadeleler sonucu kabul edilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da hedefte. Yeniden Refah Partisinin, Cumhur İttifakına katılmak için sunduğu maddelerden biri 6284’ün kaldırılması oldu.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal, Habertürk‘te yaptığı açıklamada, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un kaldırılması talebinin yer aldığı listeyi AKP‘ye ilettiklerini ve kendilerine “hiçbir problem yok” yanıtı verildiğini söyledi.

‣ Kadın mücadelesinden çıkan bir başyapıt: İstanbul Sözleşmesi çok yaşasın!
‣ İstanbul Sözleşmesi davası görüldü, savcı fesih kararının iptalini istedi

‘Kazanım ve özgürlüklerin yok edilmesine izin vermeyeceğiz’

Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bu açıklamalara sosyal medya üzerinden tepki göstererek “Muhafazakâr genç kadınlara seslenmek istiyorum. Biz baskıcı olan her şeyden arındık, demokratikleştik. Onlar en baskıcı olanı yanlarına çektiler. Kadına şiddetin önlenmesi kanununa savaş açanı ittifak ortağı yaptılar. Kazanım ve özgürlüklerinizin yok edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

‘Kanunun tartışmaya açılması kabul edilemez’

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, “6284 sayılı kanunun ruhuyla ve mevcudiyetiyle varlığı son derece önemlidir. Varlığının tartışmaya açılması dahi bizce kabul edilemez. 6284 sayılı Kanun, kadına yönelik şiddetle mücadele için yaptığımız en önemli yasal düzenlemelerden biridir. Kanunun kabulünden bu yana, uygulamayı da geliştirmek için titizlikle düzenlemelerimizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

6284 sayılı kanun hakkında

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 8 Mart 2012’de kabul edilmiş ve 20 Mart 2012’de Resmî Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Kanunun yasalaşma süreci özellikle Türkiye‘deki kadın hareketinin mücadelesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin Türkiye aleyhine verdiği kararların sonucunda hızlanmıştı.

Kanun, şiddet gören ya da bu yönde bir tehdit altında bulunan kadın, çocuk, aile bireyi ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunması ve bu kişileri hedef alan şiddetin önlenmesi için alınacak önlemleri düzenlemeyi amaçlıyor. Kanun fiziksel şiddetin yanı sıra, ekonomik, psikolojik, cinsel şiddet gibi farklı şiddet türlerini de kapsıyor.

Kanun kapsamında yapılan iyileştirmeler arasında şunlar yer alıyor:

  • Kanunun evli olmayan bireyleri de korumaya açık olması,
  • Şiddet uygulayan kişi tanımının şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri şiddet uygulayan kişiler olarak genişletilmesi;
  • Fiziksel şiddetin yanı sıra kişiye cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren, fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışların da şiddet kapsamına dahil edilmesi,
  • Delil ve belge aranmadan gerekli önlemlerin derhal alınabilmesinin mümkün hale getirilmesi,
  • Tedbir kararına aykırılık durumları için zorlama hapsi getirilmesi,
  • Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinin (ŞÖNİM) kurulması.
‣ 6284 Sayılı Kanun, Kadına Yönelik Şiddeti önlemeye yeterli mi?

Koruyucu tedbir kararları

Koruyucu tedbirler arasında polis, savcılık ve valilik tarafından alınabilecek koruyucu tedbirler bulunuyor.

Polis tarafından alınabilecek tedbirler arasında,

  • Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadına ve beraberindeki çocuklara sığınak gibi uygun barınma yerinin sağlanması,
  • Geçici maddi yardım yapılması,
  • Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi,
  • Varsa çocuklar için kreş imkânı sağlanması gibi uygulamalar yer alıyor.

Diğer yandan hakim tarafından alınabilecek koruyucu tedbirler arasında ise

  • Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadının iş yerinin değiştirilmesi,
  • Evli olması halinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi,
  • Kadına şiddet uygulayan kişiyle evli olması halinde tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması,
  • Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi yer alıyor.

Önleyici tedbir kararları

Önleyici tedbirler arasında ise şunlar yer alıyor:

  • Şiddet uygulayan kişinin şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,
  • Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,
  • Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması;
  • Hakkında çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması;
  • Korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması;
  • Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi,
  • Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,
  • Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahlarını kolluğa teslim etmesi,
  • Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi;
  • Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması,
  • Bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması, bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması;
  • Çocuklarıyla ilgili velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulmasına dair karar verilmesi;
  • Korunan kişi ve çocukları için tedbir nafakasına hükmedilmesi.

AKP kıyıların dolgu alanlarına yer altı otoparkı yapılmasında ısrarcı: Ekokırıma davetiye

Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, bu hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. Teklif, 132 milletvekilinin imzasıyla 24 Ocak’ta sunulmuştu. Teklifin ikinci maddesi kıyıların dolgu alanlarında yer altı otoparkı yapılmasını içeriyor. Teklifin yasalaşması halinde, artık dolgu alana yeraltı otoparkı yapılabilecek. Teklife imza atan 132 milletvekilinin hepsi de AK Parti’den.

Teklifte böylesine bir madde bulunmasının gerekçesi ise ‘kıyıda otopark ihtiyacının karşılanması ve kıyının kamu tarafından etkin kullanımı’. Söz konusu madde şöyle:

“Madde ile, kıyıda otopark ihtiyacının karşılanması ve kıyının kamu tarafından etkin kullanımının sağlanması amacıyla mevcut düzenlemenin özüne bağlı kalınarak dolgu alanında, dolgu yüzeyinden görünmemek ve açığa çıkmamak üzere yer altı otoparkı yapımına imkân sağlanması amaçlanmaktadır.”

Bu talep daha önce de dile getirilmişti. Deprem nedeniyle görüşülemeyen Kıyı Kanunu’nda istenen değişiklik tam olarak “deniz kıyısındaki dolgu alanların altına yer altı otoparklarının” yapılması içeriyordu.

‘AKP, üç ay sonra yürürlükten kaldırılacak yasaları çıkarıyor’

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, teklife tepki göstererek “Çevre düzenlemesi ile yeni rant alanları açıyorlar. Oysa böyle bir afet sonrası yapı denetimi ile depremlere karşı önlemlere ilişkin tekliflerin getirilmesi gerekiyordu. Doğa, sonsuz bir talan alanı olarak görülüyor. AKP, çevre sorunlarına rant gözüyle bakıyor. Ekolojik yıkıma davetiye çıkarıyorlar” dedi.

Beştaş, “Depremin en fazla kıyılardaki dolgu alanlarını vurduğunu, dolgu alanlarında inşa edilen binaların yıkıldığını ve büyük enkaza dönüştüğünü gördük. Şimdi yine kıyılar dolduruluyor ve yeni deprem alanları oluşturuyor. Aslında yıkılacak yeni yerler yapılıyor. Bu da depremden ders alınmadığını gösteriyor. AKP, üç ay sonra yürürlükten kaldırılacak yasaları çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

Deniz kirliliği maddesi: Büyük gemilerin para cezası orantısız artıyor

Yasalaşması talebiyle sunulan kanun teklifinde bir diğer madde ise gemilerin büyüklüğüne ilişkin. Gemilerden kaynaklanan deniz kirliliğine uygulanan idari yaptırımlarda geminin büyüklüğünün esas alındığının hatırlatıldığı ilk maddede talep “100.000 grostondan büyük gemiler için ceza miktarının 100.000 groston esas alınarak hesaplanması”. Maddede şu ifadelere yer veriliyor:

Gelişen teknoloji ile gemi tonajlanın büyüdüğü göz önünde bulundurulduğunda mevcut hesaplama yöntemi büyük tonajlı gemiler bakımından tatbik edilecek idari para cezası miktarını orantısız olarak arttırmaktadır. Bu çerçevede; Çevre Kanunu’nun 20’nci maddesinin (ı) bendinde yer alan ve gemiler için uygulanan cezalarda 100.000 grostondan büyük gemiler için ceza miktarının 100.000 groston esas alınarak hesaplanması ve 5.000 grostondan büyük gemilerin evsel vb atıksular ile katı atıklarından kaynaklanan kirliliklerde uygulanacak cezalarda kirliliğin niteliği ve aynı bentte yer alan kirli balast suları için uygulanan cezaların esas alınmasına yönelik düzenlenme yapılması amaçlanmaktadır. ”

OSB & serada meyve ve sebze üretimi

Üçüncü maddede ise ‘sera’ ve ‘organize sanayi bölgesi’ (OSB) ifadeleri bir arada kullanılıyor. Adana ili Karataş ilçesine yapılması planlanan TDİOSB’yi içeren madde şöyle:

“Madde ile, serada sebze ve meyve üretiminin teşvik edilmesi ve ekosisteme zarar verilmeden var olan potansiyelin üretime kazandırılabilmesi amacıyla, ekli krokide gösterilen alanda sera konulu tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi (TDİOSB) kurulabilmesine yönelik düzenleme yapılmaktadır. Ekli krokide gösterilen yerde kurulacak sera konulu Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde otomasyon sistemli modern sera işletmeleri kurulacaktır.”

 

Yeniköy Termik Santrali’nde bir işçi hayatını kaybetti

Muğla‘nın Milas ilçesine bağlı Yeniköy mahallesindeki Yeniköy Termik Santrali Elektrik Bakım Servisi‘nde teknisyen olarak çalışan evli ve iki çocuk babası 36 yaşındaki Emrah Soyal, elektrik panolarının bakımını yaptığı sırada elektrik akımına kapıldı ve yere düştü.

Sözcü‘den Yaşar Anter‘in aktardığına göre; arkadaşlarının haber vermesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Soyal’ın hayatını kaybettiğini belirledi.

Soyal’ın cenazesi otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu‘na kaldırıldı. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlatırken, işyerindeki üç görevlinin ifadesine başvurulduğu öğrenildi.

‣Muğla’daki termik santrallerin bilançosu

‣ Muğla’da kömür madenleri ve termik santraller son 34 yılda en az 45 bin erken ölüme neden oldu
‣ Kömürlü termik santrallerin 55 yıllık karnesi açıklandı: 200 bin erken ölüm, 4.8 trilyon sağlık maliyeti
‣ Yatağan Termik Santrali 48 köyü tarihi ve kültürüyle haritadan silecek
‣Muğlalılar kömüre karşı direnişte: 37 köy/mahalle yok edilme tehdidi altında 

Milas ilçesindeki Yeniköy ve Kemerköy Termik santrallerini YK Enerji işletiyor. Yeniköy Termik Santrali‘nin canlı yaşamına ve çevreye verdiği dolaylı ve doğrudan zararlar nedeniyle çevre aktivistleri yıllardır santralin ve santral için bölgeye yapılan maden ocağına karşı çıkıyor ve mücadele veriyor.

Health and Environment Alliance (HEAL) tarafından hazırlanan“Kronik kömür kirliliği Türkiye: Kümülatif sağlık etkileri” araştırması Türkiye’de kömürden elektrik üretimine bağımlılığının neden olduğu sağlık etkileri ve maliyetlerini ortaya koymuştu.

Rapora göre, Türkiye’de onlarca yıllık kronik kömür kirliliği, büyük ve kabul edilemez bir sağlık yüküne yol açtı.

Araştırmada Yeniköy Termik Santrali’nin sonuçlarına da yer verilmişti. Santralin 1986’dan beri 23 bin 595 kişinin erken yaşta ölümüne yol açtığı belirlendi. 36 yılda santralin yol açtığı toplam sağlık maliyeti 508 milyar TL.