Ana Sayfa Blog Sayfa 267

[COP28] Zirvenin başkanı Jaber’in şirketi petrole yatırım yapmaya devam edecek

Birleşik Arap Emirlikleri‘nde (BAE) düzenlenen COP28 İklim Zirvesi’ne başkanlık eden aynı zamanda BAE’nin ulusal petrol ve gaz şirketi ADNOC‘un CEO’su olan Sultan Al Jaber, ADNOC’un fosil yakıtlara olan talebi karşılamak zorunda olduğu için petrol ve gaz üretimine yaptığı rekor yatırıma devam edeceğini duyurdu.

Al Jaber, zirvede fosil yakıtlardan “uzaklaşmaya” yönelik küresel bir anlaşmayı koordine etmişti.

‣ İklim Zirvesi COP28’in başkanı Al Jaber, petrol ve gaz filosunu genişletiyor
‣ COP28’in başkanı petrol şirketi CEO’su Al Jaber oldu: Ya kenara çekilsin ya istifa etsin!

‘Mevcut enerji sistemini karbonsuzlaştırmak gerek’

Al Jaber aynı zamanda Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli‘nin, küresel sıcaklık artışlarını sanayi öncesi seviyelerin 1.5C altında sınırlamak için gerekli olan net sıfır sera gazı emisyonlarına ulaşıldığında bile dünyanın 2050 yılında hala az miktarda fosil yakıta ihtiyaç duyacağına dair bulgularına atıfta bulundu.

“Yeni enerji sistemini inşa ederken mevcut enerji sistemini karbonsuzlaştırmak” gerektiğini belirten COP28 Başkanı, ADNOC’un hidrokarbonlarının diğer kaynaklara göre daha verimli ve daha az sızıntıyla çıkarıldığı için daha düşük karbonlu olduğunu savundu:

“Benim yaklaşımım çok basit: Düşük karbonlu enerjinin sorumlu ve güvenilir bir tedarikçisi olarak hareket etmeye devam edeceğiz ve dünya en düşük maliyetle en düşük karbonlu varillere ihtiyaç duyacak.”

‘BAE emsal teşkil etmeli’

“Dünyanın en büyük beşinci petrol rezervine sahibiz ancak bu kaynakları kullanmıyoruz” diyen Sultan Al Jaber, ADNOC’un yatırımın üretimi arttırmak yerine mevcut üretim seviyelerini korumak için kullanacağını ve şirketin potansiyel fosil yakıt üretim kapasitesinin çoğundan vazgeçtiğini söyledi.

Fosil Yakıt Anlaşması İnisiyatifi‘nin direktörü Harjeet Singh‘e göre, iklim zirvesine başkanlık eden ülke olarak BAE’nin emsal teşkil etmesi gerekiyor: ” Zengin ülkelerin Paris Anlaşması‘nın ruhunu yerine getirmek için somut adımlar atması gerekiyor. Aksi takdirde Dubai’deki iklim konferansında zorlukla elde edilen kararlara gölge düşecektir.”

Oil Change International‘da sektör lideri olan David Tong da Al Jaber’in COP28’den çıkan uzlaşıyı şirkette uygulaması ve petrol ve gazdan uzaklaşması gerektiğini söylüyor.

‣ [COP28] Sonuç metni onaylandı: Alkışlar ve eleştiri yağmuru altında fosil yakıtlar ilk kez metinde
‣ [COP28] Zirveye katılan her dört milyarderden birinin serveti çevreyi kirletici endüstrilerden…

Ne olmuştu?

Uzun müzakerelerin ardından COP28, “enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli bir şekilde uzaklaşmaya katkıda bulunma, bu kritik on yılda eylemi hızlandırma, böylece bilime uygun olarak 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşma” çağrısında bulunan küresel anlaşmayla sona ermişti.

Nihai metinde ülkeler arasında pek çok tartışmanın kaynağı olan ‘aşamalı olarak kaldırma’ ve ‘aşamalı olarak azaltma’ sözcüklerinden kaçınıldığı ve bunun yerine fosil yakıtlardan ‘geçiş’ ihtiyacına atıfta bulunulduğu görülüyor.

COP28 zirvenin sona ermesiyle 30 yıldır devam eden iklim görüşmelerinde ilk kez tüm fosil yakıtların geleceğini ele alan küresel bir karar alınmış olsa da iklim uzmanları ve iklim aktivistleri anlaşmanın iklim krizinin en kötü etkilerini bertaraf etmeye yetmeyeceğini ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duyduğu finansmanın sağlanmamasını eleştiriyor.

Al Jaber ise iş insanı ve petrol şirketi başkanı olarak konumunun anlaşmanın gerçekleşmesine yardımcı olduğunu savundu.

[COP28] ‘Fosil yakıtlar için sonun başlangıcı, Türkiye dönüşümü yakalamalı’
‣ [COP28] İklim Zirvesinin iklim değişikliğine etkisi ne oldu?

Denizli’de krom madeninde göçük: İki kişi hayatını kaybetti

Acıpayam ilçesine bağlı Karaismailler Mahallesi, Devekonağı mevkiinde faaliyet gösteren krom madeninde meydana gelen göçükte, maden mühendisi Kadir Özer ile işçilerden Rıfat Salman ve Mustafa Karahan göçük altında kaldı.

Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine jandarma, sağlık, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler ve madencilerin katılımıyla başlatılan arama kurtarma çalışmaları neticesinde, 4 saat sonra Rıfat Salman kurtarılarak sağlık ekiplerince Pamukkale Üniversitesi Hastanesine kaldırılırdı. 4 buçuk saat sonra Kadir Özer ile Mustafa Karahan’ın cansız bedenlerine ulaşıldı.

Kadir Özer ile Mustafa Karahan’ın cenazeleri, aynı hastanenin morguna gönderildi. Salman’ın sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.

Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, olayla ilgili adli soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Heyelanlı bölgede ÇED’e gerek görülmemişti: Bilirkişi raporu Orduluların lehine çıktı

ORDU- Ulubey‘e bağlı Çatallı ve Yeni Sayaca mahallerini kapsayan bentonit madeni için “ÇED Gerekli Değildir” kararına açılan iptal davası kapsamında yapılan bilirkişi keşfinden maden tesisisin bölgeye zarar vereceği yönünde görüş çıktı.

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) ve 60 kişinin Ordu İdare Mahkemesi’ne açtığı dava sonrasında mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti, keşif raporunu mahkemeye sundu.

Dernek yönetim kurulunca yapılan açıklamada raporla birlikte iddiaların doğrulandığı belirtildi:

“Mahkemenin görevlendirdiği heyetin raporu köylülerin lehine oldu. Bizlerin ve köylülerin dosya üzerinden açıklamaları ile rapor örtüşüyor.”

Heyelan bölgesi

Raporda işletmenin çalışmaya başlaması durumunda çeşitli tehlikelerin oluşacağına işaret edildiğine de değinilen açıklamada şunlar aktarıldı:

“Ruhsatlı alan içinde evlerin olduğu, aktif ve pasif heyelan alanlarının bulunduğu, su kaynaklarının durumunun gözetilmediği, çalışma başladığında hayvan, bitki yaşamının olumsuz etkileneceği, bölgeye özgü bitki örtüsünün yeterince incelenmediği, çalışma alanının tarım ve orman alanı olduğu, buralarda bitki ve hayvan türlerinin incelenmediği, sondaj-araştırma konularının genel söylemlerle geçiştirildiği, derelerdeki taşkınlara yönelik raporun olmadığı, kamyonların dönüş yollarının uygun olmadığı gibi gerekçelerle ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının bilimsel ve teknik açıdan yeterli ve uygun olamadığı görüş ve kanaatinde bir rapor mahkemeye sunuldu.”

[COP28] Turkey drops nine places in climate change performance

The Climate Change Performance Index (CCPI), an update of Germanwatch‘s Climate Change Performance Index (CCPI) to ensure transparency in national and international climate policies, was published today.

The index evaluates the climate performance of 63 countries and the EU, which account for more than 90 percent of global greenhouse gas emissions, in the categories of greenhouse gas emissions, renewable energy, energy use and climate policy.

According to the index, Turkey ranked 56th this year and was among the countries with very low performance. Ranked 47th in 2022, Turkey received a medium rating in the Renewable Energy category, low ratings in the Greenhouse Gas Emissions and Energy Use categories, and very low ratings in the Climate Policy category.

‘No plan to abandon fossil fuel, plans to increase emissions’

Turkey plans to increase its greenhouse gas emissions by 2038. CCPI states that the fact that Turkey’s greenhouse gas emissions reduction policy is calculated within the framework of the current situation and does not aim to reduce the net amount of greenhouse gas emissions is effective in the performance assessment.

In terms of energy, we are heavily dependent on fossil fuels. There is no policy to phase out fossil fuels and there is still gas and oil exploration in different regions.

Subsidizing fossil fuels is also one of the prominent policies in Turkey’s assessment. CCPI experts call for an end to fossil fuel exploration and extraction and the closure of old coal-fired power plants. They also call for transition plans for coal regions to be developed with a fair perspective.

The National Energy Plan, published by the Ministry of Energy and Natural Resources in January 2023, envisions high levels of renewable capacity, particularly solar power. The plan does not include a phase-out of coal. While it envisages a gradual reduction in the share of fossil fuels in electricity generation, one criticism is that legislation supporting decentralized renewable energy generation has been abolished and most projects have been centralized and large-scale. For wind energy, the targets are not ambitious enough.

Policy recommendations

CCPI experts recommend making it mandatory to install solar panels on the roofs of public buildings, parking lots and open marketplaces. In addition, they emphasize that regulations should be made to facilitate the establishment and maintenance of energy cooperatives with fewer legal burdens and obstacles.

The organization recommends the following climate policy changes for Turkey:

  • Turkey’s Nationally Determined Contribution should be updated with an ambitious absolute mitigation target
  • Adopt a fair coal phase-out policy and transfer coal subsidies to the renewable energy support program.
  • Implement policy instruments to decarbonize all sectors
  • A more transparent and participatory approach should be adopted in the draft climate change law currently being prepared.

‘Turkey is one of four countries that oppose both fossil fuel phase-out and phase-down’

Elif Cansu İlhan, Turkey Climate and Energy Policy Officer at Climate Action Network Europe (CAN Europe), evaluates Turkey’s climate performance as follows:

“The National Determined Contribution (NDC) that Turkey submitted last year is not an emission reduction plan. Turkey announced that it plans to increase emissions by 30% by 2030 compared to 2020. The demand and expectation of civil society was for Turkey to update its NDC at COP28 and not start emission reductions. However, Turkey’s National Energy Plan published in January 2023 and Turkey’s COP28 performance showed that Turkey insists on lagging behind in climate action. While Turkey includes new coal-fired power plants in its National Energy Plan, it does not plan to phase out coal. At COP28, while countries with much higher coal dependency than Turkey took steps for coal phase-out and against new coal, Turkey was one of the four countries that opposed both coal phase-out and fossil fuel reductions in the negotiations. In addition, it has not yet joined any of the commitments in areas such as renewable energy, energy efficiency and health, which are among the positive outcomes of the COP. It seems normal for Turkey to fall back this year in the ranking that it has risen in the past years by ratifying the Paris Agreement.”

 

[COP28] Climate funds ‘evaporate’ before even being available to indigenous peoples

Amid the big promises made at the 28th Conference of the Parties (COP28) to the United Nations Framework Convention on Climate Change, now in its eighth day in Dubai, indigenous peoples and local communities are struggling to be involved in decisions about their territories.

As COP28 delegates debate how to invest trillions of dollars in climate finance, new evidence shows that funds are “evaporating” before they even bein available to the communities that need them most.

A global alliance of indigenous peoples and local communities released a new report at COP28, Euronews reported. The report identifies major flaws in global efforts to fund communities in Africa, Asia and Latin America that protect some of the world’s most biodiverse and rich tropical forests.

Research by the Global Alliance for Territorial Communities (GATC) reveals that inadequate and outdated systems for providing funding (often through third parties) mean that only a small proportion of this money reaches Indigenous Peoples and local communities.

Levi Sucre Romero, Central America Coordinator for the Mesoamerican Alliance of Peoples and Forests (AMPB) and leader of the indigenous Bribri people, who serves on the GATC Council, said: “According to recent research, less than 1 percent of all climate finance goes to our communities. You have to ask these intermediaries where all this money is going, what is being invested in. We would like to know that too.”

‘Direct financing should be essential’

Romero, who represents communities from Panama to Mexico, said the political and economic pressure on their region is “greater than ever.” “We need help and additional resources to continue to protect them,” said the local leader, particularly in the face of expanding industrial agriculture, mining and fossil fuel extraction.

But aid in the form of funds promised by international governments or private sources at global events like COP28 is not reaching these communities as it should.

Levi Sucre Romero Mezoamerican Alliance of Peoples and Forests

A report released by the Forest Tenure Funders Group (FTFG) during the summit examined the commitment made at COP26 in Glasgow to provide $1.7 billion (€1.6 billion) directly to Indigenous Peoples and local communities over five years. According to the report, communities received 2.9 percent of this money in the first year. In the second year, their share dropped to 2.1 percent. “In our experience, there are assumptions that IP (Indigenous Peoples) organizations don’t have the capacity to manage the funds and can’t run the program, so it needs to be handled by others,” said Mina Susana Setra, an indigenous leader in Indonesia’s West Kalimantan region.

Setra, who serves as the Deputy Secretary General for Social Cultural Affairs of the Alliance of Indigenous Peoples of the Archipelago (AMAN), the world’s largest indigenous organization, said:

“This has been happening for years and has created a dependency that is not good for us. Given the opportunity, Indigenous Peoples and local communities can manage funds properly, but we rarely get the chance to prove it. There are already many initiatives in local communities and with ‘direct funding’ we can scale up our work and have a much bigger impact.”

Indigenous peoples and local communities informally manage much of the world’s last remaining tropical forests, which is crucial for the planet and for human life. Direct access to finance is therefore vital not only for them, but for the world.

GATC’s data collection for this report also reveals that local communities are often left out of discussions about funding for their territories and organizations.

“We urgently need to turn things around, but progress is painfully slow,” said Lord Goldsmith, the UK Government’s Minister for Foreign, Commonwealth and Development Office, when he made the pledge in Glasgow with other high-profile donors: “Money often seems to evaporate in complex transactions through multiple layers of multilateral institutions, raising concerns that little is being done to support Indigenous Peoples and local communities in their quest for land rights as a climate solution.”

They initiate their own mechanisms

Frustrated by the slow pace of work on the issue, many indigenous organizations and local communities are initiating their own funding mechanisms.

Mina Susana Setra, an indigenous women’s leader from West Kalimantan, Indonesia.

Setra says they have established the Nusantara Fund in Indonesia, FTM in Central America, the Poodali fund in Brazil, and Shandia, a platform to connect all these different mechanisms at the global level. Romero adds that unless these communities are included in the development of funding mechanisms or their role in protecting tropical forests is recognized, the way in which international aid is delivered will never change: “We must not continue to make the same mistakes, where people or organizations that have nothing to do with us or do not understand our cultures or our communities design things on our behalf.”

Joint letter from 100 global groups

Meanwhile, 100 global Indigenous groups and allies yesterday released an open letter calling on COP28 negotiators to protect Indigenous rights during the clean energy transition.

The letter, also signed by environmental advocacy groups like Earthjustice and anti-poverty groups like Oxfam, urged delegates to fight for policies that require the consent of Indigenous communities before their ancestral lands are mined:

“We have ancestral, cultural and spiritual ties to our lands that not only require our engagement in climate advocacy, but also call us to adhere to appropriate stewardship practices of nature that are deeply rooted in our ways of life.”

Indigenous peoples are among global leaders calling for a phase-out of fossil fuels, but without appropriate safeguards, the transition could put these communities at risk, the letter said.

The production of clean energy products such as solar panels, wind turbines, energy storage and batteries for electric vehicles requires far more minerals than their fossil fuel-powered counterparts. A 2022 study found that 54 percent of the mineral deposits needed for the global energy transition – including lithium, copper, nickel and others – are located on or near indigenous lands.

The letter demands that the authorities recognize the right of indigenous communities to have a say in decisions about mining projects on these lands, including by upholding the right to free, prior and informed consent as set out in previous United Nations agreements. .

Noting that oil, gas and mining companies have long exploited indigenous peoples and lands, the letter says COP28 gives participating leaders the opportunity to “define a better and more inclusive world that serves all communities and all peoples.”

Arjantin çölünün derinliklerinde heyecanlı keşif: Gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor

Arjantin‘de, yerleşim yerlerinden uzak, yaklaşık 3700 metre rakıma sahip bir çölde, bilim dünyası için oldukça ilginç bir ekosistem keşfedildi.

Bilim insanları Puna de Atacama platosu üzerindeki beyaz tuz düzlükleri arasında, genişledikçe katmanlı tepeler oluşturan ve stromatolit adı verilen büyük bakteri kolonilerini barındıran yeşilimsi lagünler buldu. Marshableın aktardığına göre, bu eşsiz ekosistem, gezegenimizde milyarlarca yıl önce ortaya çıkan ilkel organizmalara dair bir bakış sunarak, bilim dünyasını çok heyacanlandıran bir keşif oldu.

‘Herhangi bir bilim insanının da böyle bir şey gördüğünü sanmıyorum’

Ekipteki bilim insanlarından biri olan jeolog Brian Hynek, buluşun ardından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Bu lagün, Dünya üzerindeki en erken yaşam belirtilerinin modern örneklerinden en iyisi olabilir. Benim gördüğüm hiçbir şeye benzemiyor, hatta herhangi bir bilim insanının da böyle bir şey gördüğünü sanmıyorum.”

Dünya üzerindeki yaşamın en eski izlerinden bazıları, Batı Avustralya‘da Marble Bar’da keşfedilen 3,45 milyar yıllık fosilleşmiş stromatolitler sayesinde ortaya çıktı. Bu dönemde, siyanobakteri adı verilen ve fotosentez yapan mikroplar, katmanlı tepecikleri oluşturuyordu. Siyanobakterilerin ürettiği oksijen, yaklaşık 1 milyar yıl boyunca Dünya atmosferinde gözlemlenmiyordu.

Eğer yaşam, Mars’ta fosil bırakacak seviyeye kadar geliştiyse, büyük ihtimalle bu şekilde görünürdü.”

Günümüzde çölleşmiş olan ancak geçmişte göller ve nehirlerle dolu olan Mars gezegeninin geçmiş koşulları hakkında da bilgi sağlayabilmesi açısından önemli bir buluş olan ekosistem için Hynek, “Eğer yaşam, Mars’ta fosil bırakacak seviyeye kadar geliştiyse, büyük ihtimalle bu şekilde görünürdü. Dünya’daki bu modern toplulukları anlamak, Mars kayalarında da benzer şeyler aramamız gerektiği konusunda bizi bilgilendiriyor” dedi.

Günümüz bilim insanları için, bu ilginç lagünlerin bilinmiyor olması pek de şaşırtıcı değil. Bu küçük çöl kasabasında kalan araştırmacılar, 35 kişilik nüfuslarına rağmen uydu görüntülerinden lagünle ilgili ipuçlarına rastladı. Yol sona erdiğinde araçları bırakıp, sonrasında yürüyerek bu yeşilimsi suları bulmayı başardılar.

Göğe bakma zamanı: Yılın en etkileyici meteor yağmuru bu gece zirvede

Yılın en iyi meteor yağmuru olarak bilinen Geminid meteor yağmuru, bu gece zirveye ulaşıyor. Meteor yağmurunu izlemek için egece 20-30 ile sabaha karşı 06.00 saatleri arasında gözlerinizi gökyüzüne çevirmeniz gerekiyor.

ABD Uzay ve Havacılık Ajansı (NASA), meteorların belirli bir yönden gelmediği için, hava koşullarının uygun olması halinde dünyanın her yerinden izlenebileceğini belirtti. NASA yetkilileri ideal koşullar altında saatte yaklaşık 60 ila 150 meteorun  izlenebileceğini kaydetti. En yüksek hareket ise sabah 02.00 ile 03.00 arasında gerçekleşecek.

Uzmanlar, bu muhteşem gök olayının rahat izlenebilmesi için gökyüzünün açık olduğu ve ışık kirliliğinin bulunmadığı noktaları tercih etmeniz gerektiğini söylüyor.

Rengarenk kayacaklar

Greenwich Gözlemevi de Geminid’in renkleri nedeniyle ayırt edici olduğuna dikkati çekerek, renklerinin beyaz, sarı yeşil, kırmızı ya da mavi olabileceğini ifade etti.

“Meteor yağmurlarının kraliçesi” olarak bilinen Geminid, 3200 Phaethon adlı sönük bir kuyrukluyıldızın, Güneş etrafındaki yörüngesinde dönerken arkasında bıraktığı kaya parçaları sonucunda oluşuyor.

Her yıl aralık ayında gözlemlenen Geminid meteor yağmurunu gökbilimci Gianluca Masi tarafından yürütülen “Sanal Teleskop Projesi” sayesinde online olarak da canlı yayında izleyebilirsiniz.

 

MILK Belgeseli Türkiye’de: Anne sütü mü, mama endüstrisi mi?

Kanadalı yönetmen Noemi Weis’in anne sütü ve mama endüstrisi ile ilgili farkındalık yaratmayı hedefleyen belgesel filmi MILK, Türkiye turuna devam ediyor.

Belgesel, anne ve bebeklerin doğal afetlerde ve kriz durumlarında karşılaştıkları zorluklara ve ihtiyaçlarına yönelik farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Gösterimlerinin ardından yapılan söyleşi ve atölye çalışmalarında da felaket sonrası anneleri ve bebekleri destekleme konularında eğitimler sağlayarak, bölgedeki ailelere ve sağlık çalışanlarına kritik bilgiler sunacak.

9 Aralık’ta Gaziantep Liv Hospital’da sağlık çalışanlarına ve ebelik bölümü öğrencilerine yönelik yapılan ilk etkinliğin ardından ikinci gösterim etkinliği, İstanbul’da düzenlenecek. Adana, Malatya, Hatay, Mersin, Diyarbakır, Antalya ve İzmir’de de gösterim etkinlikleri planlanıyor.

MILK Belgeseli

İstanbul’da aktivistlerle buluşacak

MILK belgesel filminin İstanbul’daki ilk gösterimi, Beyoğlu’ndaki sosyal buluşma ve üretim merkezi Postane’de gerçekleşecek.

55 dakika süren film gösteriminin ardından, filmin yönetmeni Noemi Weis’in de çevrimiçi katılımıyla bir soru-cevap oturumu gerçekleşecek. Oturumda İngilizce-Türkçe çeviri imkanı da bulunacak. 

Sonrasında La Leche League Türkiye lideri ve Uluslararası Sertifikalı Emzirme Danışmanı Charlotte Codron, “Afetlerde Bebek Beslenmesi ve Mama Kodu’nun Önemi” başlıklı bir sunum yapacak. Etkinlik organizatörlerinden Ufuk Yeşil ile “Belgesel Sinema ve Aktivizm” konulu kısa bir sohbetin ardından, etkinlik tamamlanmış olacak.

18 Aralık 2023’te gerçekleşecek olan etkinlik 18:00’de başlayacak ve 20:45’e kadar sürecek.

Etkinliğe katılım ücretsiz, kontenjan sınırlı olduğundan buradaki dijital formun doldurulması gerekiyor.  

‣ “Anne sütü neden antikapitalist bir direniş hattıdır

Anneler dikkat! ‘Her gün 500 ml anne sütü’ aldatmacası – Dr. Tomris Cesuroğlu

MILK belgeseli hakkında

MILK, doğal afetler, savaşlar ve göç gibi kriz durumlarında bebek beslenmesinin ve annelerin ihtiyaçlarının ne denli önemli olduğunu vurgulayan bir yapım. Dünyanın farklı yerlerinden hikayelerle zenginleştirilen bu belgesel, sağlık çalışanları, anneler, babalar ve politika yapıcılar arasında önemli bir diyalog başlatmayı amaçlıyor.

Film Blanc, Telus Fund ve La Leche League Türkiye işbirliğiyle düzenlenen etkinlikler, film gösteriminin yanı sıra uzmanlar eşliğinde yapılacak atölyeleri ve yönetmen Noemi Weis’in de katılacağı soru-cevap etkinliklerini içeriyor.

Etkinlik Programı:

  • Gaziantep: 9 Aralık 2023, Cumartesi – 15.00 ile 17.00 arası, Gaziantep Ebeler Derneği desteğiyle, Liv Hospital Konferans Salonu
  • İstanbul: 18 Aralık 2023, Pazartesi – 18:00 ile 20:45 arası, Leyli Sanat Derneği desteğiyle, Postane’de
  • Adana: 27 Aralık 2023, Çarşamba – 09.00 ile 13.00 arası
    Çukurova Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Mithat Özsan Amfisi
  • Malatya: 28 Aralık, Perşembe – 13:30 – 16:00, İnönü Üniversitesi Kongre Merkezi
  • Hatay, Mersin, Diyarbakır, Antalya ve İzmir’de de gösterimler planlanıyor. 

MILK Eğitim Programı, felaket durumlarından etkilenen annelerin karşılaştıkları önlenebilir zorluklar hakkında eğitim ve kaynaklar sunuyor. Program, Türkiye’de deprem sonrası koşullarda anneler ve bebeklerin karşı karşıya kaldığı zorluklara özel bir odaklanma sağlayacak.

Programın Türkiye’deki koordinatörlerinden Charlotte Codron, “Türkiye’de anneler ve bebeklerle çalışan herkesin, her uzmanın bu belgeselde ele alınan konulara ilgi duyacağını düşünüyoruz; film, zorlu durumlarda bebek beslenmesini nasıl destekleyebileceğimize dair çok geniş bir perspektif sunuyor” diyor.

MILK belgeselinin çeşitli şehirlerdeki gösterim programı için LLL Türkiye web sitesi ziyaret edilebilir.

‘20. Yeşil Diyalog’ başlıyor: Popülizme karşı yeşil alternatifler

Yeşil Düşünce Derneği‘nin “20. Yeşil Diyalog” etkinliği, 16 Aralık 2023 Cumartesi günü İstanbul’da düzenlenecek. Bu yılın “yeşil diyaloğu”, günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu çeşitli krizlere ve yeşil hareketin bu kriz ortamındaki durumuna odaklanacak. 

Etkinlikte, özellikle Ukrayna‘da devam eden savaş, pandemi sonrası yüksek enflasyon ve durgunluk, enerji krizi ve Ortadoğu‘daki savaş ortamı gibi konuların yanı sıra Avrupa‘daki seçimlerde aşırı sağın yükselişine karşı yeşil politikaların nasıl bir alternatif sunabileceğini tartışılacak.

Devridaim Enstitüsü‘nde gerçekleşecek olan etkinlik, saat 11:30’da başlayacak ve 18:30’a kadar devam edecek.

Sağ popülizme yeşil perspektiften bakmak

“20. Yeşil Diyalog: Popülizm Karşısında Yeşil Alternatifler Kurmak” başlıklı etkinlik, Türkiye ve Avrupa’dan konukların katılımıyla gerçekleşecek ve yeşil politikaların küresel ve yerel düzeyde aşırı sağın yükselişi ve popülizm gibi tehditlerle nasıl mücadele edebileceğine odaklanacak. Türkiye’deki muhalefet hareketlerinin son seçimler sonrasında yaşadığı içsel dönüşüm ve Yeşillerin bu süreçteki konumları, etkinlikte ele alınacak ana konular arasında yer alıyor.

Yeşil Diyalog: İklim krizine ve insan haklarına duyarlı bir yol ve yeşil siyaset

Etkinlikte, popülizmin küresel olarak sunduğu ‘yapay ve temelsiz’ güvenlik algısının yeşil hareket tarafından nasıl kırılacağı ve bu algının gezegensel sınırlara duyarlı çözüm önerileriyle nasıl değiştirebileceği gibi konuların da tartışılması hedefleniyor. Gezegendeki büyük yıkımlara karşı tüm dünya halklarının nasıl bir alternatif örgütlenme başlatabileceği üzerinde de durulacak.

Etkinlik, “Sağ Popülizm Karşısında Yeşil Alternatifler” başlıklı bir panel ile başlayacak. Panelde, iklim krizi ve siyaset üzerine psikolojik bir inceleme sunacak Doç. Dr. Sinan Alper, toplumda ve siyasette hakiki karşılaşmalar üzerine düşüncelerini paylaşacak olan Dr. Feyza Akınerdem, Yunanistan Yeşillerinin başarısızlıkları üzerine değerlendirmeler yapacak olan gazeteci Harry van Versendaal ve antipopülist bir hareketin nasıl popülerleştirilebileceği üzerine konuşacak olan araştırmacı Socrates Schouten yer alacak. Panel, katılımcıların soru ve yorumlarına açık bir soru-cevap bölümü ile son bulacak.

14:15 – 16:00 saatleri arasında ise Türkiyeli Yeşillerin örgütlenmesi, küresel yeşil hareketin aşırı sağ ile mücadelesi, popülizmin güvenlik algısını kırma yolları ve gezegendeki büyük yıkıma karşı alternatif örgütlenme stratejileri tartışılacak.

Etkinliğe katılım ücretsiz, dijital form doldurularak kayıt yaptırılması gerekiyor.

20. Yeşil Diyalog

 

“20. Yeşil Diyalog: Popülizm Karşısında Yeşil Alternatifler Kurmak”

Tarih: 16 Eylül 2023, Cumartesi 

Yer: Devridaim Enstitüsü, Kadiköy

Program:

11:30 – 13:30 Panel: Sağ Popülizm Karşısında Yeşil Alternatifler

13:30 – 14:15 Ara

14:15 – 16:00 Forum: Küresel bir hareket olarak Yeşiller, altıncı büyük yok oluşun eşiğinde, dünyada yükselen aşırı sağ ile nasıl mücadele edecek?

[COP28] Türkiye zirveye doğa katili, fosil yakıtçı şirketlerle gidip üç imzayla döndü

Birleşik Arap Emirlikleri‘nin Dubai kentinde gerçekleştirilen 28. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi (COP28) dün sona erdi. Yaklaşık iki hafta süren zirveden 10 ayrı deklarasyon çıktı. İklim krizi bağlamında gıda, tarım, sağlık ve enerji sektörlerinin dönüşümlerine odaklanılan deklarasyonlardan yalnızca üçünde Türkiye’nin imzası var. Peki Türkiye bu zirveye nasıl ve kimlerle katılmıştı? Cengiz Holding, IC Holding ve diğer fosil yakıt destekçisi şirketlerle…

BM’nin İklim Zirvesi’ne yüzlerce ülkeden temsilci ve beraberinde götürdükleri heyetler katıldı. Türkiye Delegasyonu ise oldukça kalabalıktı. 30 Kasım’da fiziksel olarak zirveye katıldığı bildirilen 592 kişilik (Bu nihai katılımcı sayısı değil, zirve sonrasında toplam bir sayının paylaşıldığı bildirildi) delegasyonuyla dikkat çeken Türkiye’nin götürdüğü heyete gelin ayrıntılı olarak bakalım.

Akbelen’deki ağaçları tek tek kesen şirketin müdür yardımcısı COP28’de

İklim krizine karşı taahhütlerde bulunulması için bir araya gelinen zirveye Türkiye, ülkede ekolojik tahribatlara sebebiyet veren şirketlerden isimler götürdü.

Bunların arasında Cengiz Holding’in Eti Bakır A.Ş. Mazıdağı İşletmesi’nden bir katılımcı da var, IC Holding’den bir katılımcı da…

İşte Türkiye’nin götürdüğü diğer katılımcılar:

  • Akbelen ormanındaki ağaçları kesip ağaçlarla köylüler arasına barikatlar çektiren YK Enerji’nin iştiraklerinden biri olan IC Holding kontenjanından Burak Işık, COP28’e katılanlardan biri. Burak Işık aynı zamanda YK Enerji’nin Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İletişim Genel Müdür Yardımcısı:
‘Tabiat katili’ YK Enerji, maden alanlarının rehabilitasyonu için Tabiatı Koruma Derneği’yle anlaştı

Akbelen’den 1 Ağustos 2023 tarihinden bir kare. Jandarmalar kesim işçilerinin çalışması için sabah 6.00 sularında alandaki direnişçilerin kamp alanının etrafını sarmıştı. – Fotoğraf: Cansu Acar

  • Cengiz Holding Eti Bakır A.Ş. Mazıdağı İşletmesi yetkilisi de Türkiye Delegasyonuyla birlikte COP28’e katıldı. Eti Bakır A.Ş. Mazıdağı İşletmesi hakkında hatırlanmayanlar için hemen bir geçmişe dönelim:
Mazıdağı Eti Bakır Fosfat tesisinin tanıdık hikayesi:

70’lerde bölgede fosfat bulunmasının ardından 80’lerde
kamulaştırmalar başlıyor. 90’lı yılların başında bir devlet
işletmesi olarak çalışmaya başlasa da birkaç yıl sonra üretime
son veriliyor. Bu arada bölgede yaşayan köylülere herhangi bir
yer gösterilmiyor, evler taşınmıyor. İnsanlar evlerinde oturup
arazilerini işlemeye devam ediyor, bazıları kamulaştırılan
araziler üzerine yeni evler yapıyor vb. 2014’te Yeşil Gazete
okurlarının yakından tanıdığı Cengiz Holding işletmeyi devralıyor.
Adı da Eti Bakır olarak değiştiriliyor. Önce, hep yapıldığı gibi 
muhtarlar, komşu köyler ziyaret edilip “Sizden işçi alacağız”
deniyor. İnşaat süreci bitince de köylülerin yaşadıkları alandan
çıkması isteniyor. Tesisin güvenliği için madenin çevresi askeri
yasak bölge ilan ediliyor, içine de bir askeri güvenlik noktası
kuruluyor. 

>[Yeşil Gazete Doğu’da-11] İnatçı meşelerin diyarı Mardin, 
su ve kent hakkı peşinde

Cengiz Holding’in diğer icraatlarına ise buradan göz atabilirsiniz.

  • SOCAR Türkiye de oldukça kalabalık bir heyetle COP28 katılımcıları arasında yerini aldı. SOCAR’ı tanıyalım: Azerbaycan Devlet Petrol şirketi. SOCAR Türkiye de Türkiye’deki ayağı. Hep konuşulan COP28’deki fosil lobicilere Türkiye’nin de katkısını SOCAR’la sunduğu görülüyor. SOCAR Türkiye’nin çatısı altında bulunan PETKİM de COP28’e katılanlardan. Petkim Petrokimya Holding A.Ş. de adından da anlaşılacağı üzere petrokimya ürünleri imal ediyor. Ayrıca şirketin Aliağa ilçesinde oldukça tepkiyle karşılanarak gündeme oturduğu pek çok olay bulunuyor. Öte yandan iklim zirvesine katılan şirketin net-sıfır ve karbon-nötr hedefi de bulunmuyor. 
  • Aydem Enerji de COP28 katılımcılarından. Şirket 2014’te Türkiye’nin en büyük 30 kömürlü termik santralinden biri olan Yatağan Termik Santrali’nin, Güney Ege Linyit’in ihalesini aldı. Çatalağzı Termik Santrali’ni de yine bu tarihte devraldı. 

Yatağan’da suç üstü: Şirket, maden için verilen yargı kararını görmezden geliyor
Muğla’daki termik santrallerin bilançosu

cop28, Türkiye
Yatağan Termik Santrali

  • İskenderun Enerji Urt. ve Tic. A.S./ Electricity Generators Asc. (İSKEN):  Yüzde 51’i Almanya merkezli şirket Steag’a ve yüzde 49’u da OYAK’a ait olan İSKEN’in Sugözü kömürlü termik santrali, Türkiye’nin en büyük 30 kömürcü termik santralinden biri. İklim Adaleti Koalisyonu’nun Nisan 2022 tarihli Kömürlü Santrallerin Kapatılması Raporu’na göre, santralin 2020’deki karbondioksit emisyonu 7.7 milyon tondu. İklim krizi karşısında gerçek bir kirletici olan bu santralin sahibi İSKEN de COP28’de yerini aldı. İstanbul Politikalar Merkezi tarafından Kasım 2023’te yayımlanan rapora göre; 2030-2035 arasında açık kalacak ithal kömürlü termik santrallerden biri de Sugözü İsken. Rapor Türkiye‘nin 2053 yılında net sıfır hedefine ulaşabilmesi için elektrik sektöründe yapılacak dönüşüm kapsamında kömürlü termik santrallerin devreden çıkarılması gerektiğini ortaya koymuştu. 
Ayrıca Temiz Hava Hakkı Platformu’nun uyarıda bulunduğu 
tesislerden biri de yine İSKEN’in:

Deprem sırasında ve sonrasında yaşanabilecek ikincil 
afetler; petrol ürünleri depolama ve dağıtım tesisleri, petrol 
rafinerisi, petro-kimya sanayi, azot, gübre, soda, demir-
çelik ve krom sanayileri, Kerkük-Yumurtalık, Bakü-Tiflis-Ceyhan 
petrol boru hatları, doğalgaz hatları ile Afşin-Elbistan, İSKEN-
Sugözü, Tufanbeyli, Hunutlu Termik Santralleri gibi yanma, patlama 
ve kimyasal çevre kirliliğine yol açma riski bulunan pek çok 
tesisi barındıran deprem bölgesinde, özellikle İskenderun 
Körfezi’nde çoklu bir kriz riski oluşturuyor.

  • COP28’e Türkiye Delegasyonu ile katılan bir diğer şirket ise Aksa Enerji. Aksa Enerji Bolu Göynük Termik Enerji Santrali’nin sahibi. Bu santral Türkiye’nin en büyük 30 kömürlü termik santralinden biri. İklim Adaleti Koalisyonu’nun Nisan 2022 tarihli Kömürlü Santrallerin Kapatılması Raporu’na göre, santralin 2020’deki karbondioksit emisyonu 2.3 milyon ton. 

    Ayrıca İklim İçin 350 Derneği ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), Borsa İstanbul’da işlem gören ilk 30 şirketin (BIST 30) iklim karnelerini incelediği rapora göre;“Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” kapsamında Aksa Enerji’nin herhangi bir faaliyeti bulunmuyor. 

  • Aksa Enerji’nin ana ortağı Kazancı Holding de katılımcılar arasında. Kazancı ve Aksa ayrıca çalışanlarının düşük ücret ve kötü çalışma koşulları nedeniyle gerçekleştirdikleri direnişlerle de gündem oluyor.
  • Katılımcılardan bir diğeri ise Polat Enerji. Polat Enerji, Kazdağları’ndaki Eybek Dağı’nda yapmak istediği Rüzgar Enerji Santralleri (RES) ısrarıyla da biliniyor. Bu RES’e bölge halkı yanlış yer seçimi nedeniyle karşı çıkmış, projenin ÇED dosyasında flora ve faunaya kapsamlı bir biçimde bakılmamıştı bile. Danıştay bu ÇED’e verilen onayı yine aynı gerekçeyle iptal etmişti. Bölgede orman bütünlüğü de tehlikeye atılmıştı. 

  • SANKO’dan da COP28’e oldukça yoğun bir katılım gerçekleşti. SANKO A.Ş.’ye karşı Manisa’da yıllardır mücadele veriliyor. Şirket Salihli’de 17 jeotermal enerji santrali (JES) kuyusu açmak isterken bunlardan ikisi Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu’na eklenmemişti. Bunun hukuksuzluk olduğunu belirten yurttaşlar hukuki mücadelesine devam etti.

  • COP28’e katılan bir diğer kalabalık heyet de TÜPRAŞ  ve TÜPRAŞ’ın iş ortağı Entek Elektrik Üretimi A.Ş. yetkilileri. TÜPRAŞ, İstanbul Sanayi Odası‘nca (İSO) gerçekleştirilen Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 Araştırması’na göre ilk sırada yer alıyor. Kok kömürü ve petrol ürünleri imalatı yapıyor. Fosil yakıt üretim ve tüketimine hizmet eden en büyük şirketlerden biri olan TÜPRAŞ da COP28 sahnesinde yerini aldı.
    Koç Holding’e ait Tüpraş Aliağa rafinerisinde patlama
    Borsanın devleri iklimde sınıfta kaldı
  • COP28’e katılan maden şirketlerinden bir diğeri de Esan (Esan Eczacıbaşı). Kazdağları için tehdit oluşturan Esan 2019’da gündeme şöyle oturmuştu: Esan Eczacıbaşı şirketi, Kazdağı eteklerinde altın madeni kurmak için ağaç kesimine başladı. 
  • Katılımcıların arasından dikkat çeken diğer kurumlar ise şunlar:
  • Polyak Eynez Madencilik şirketini de çatısı altında barındıran  Fiba Holding,
  • Akfen Holding çatısı altında yer alan Akfen Enerji,
33 ekoloji örgütünden çağrı: Ekokırım yapan şirketlere karşı kolektif direniş göstermeliyiz 
  • Çeşitli sanayi dernek (MÜSİAD) ve odalarından, büyükşehir belediyelerinden de katılımlar gerçekleştirildi.
  • Nükleer enerji, kimyasal tesisleri, tehlikeli maddelerle ilgili danışmanlık şirketleri ve EPİAŞ, Enerjisa gibi enerji sektöründeki kurumlar da ayrıca delegasyonda yerini aldı.
  • Otomotiv sektöründen de pek çok marka yetkilisi Türkiye Delegasyonu’yla birlikte COP28’de yerini aldı: Togg, FORD, Toyota ve Borusan Holding

Türkiye COP28’den çıkan 10 deklarasyondan yalnızca üçünü imzaladı

Fosil yakıtları destekleyen şirketlerle COP28’e katılan Türkiye, İklim Zirvesi’nde yalnızca İklim ve Sağlık Deklarasyonu, Sürdürülebilir Tarım, Dirençli Gıda Sistemleri ve İklim Eylemi Deklerasyonu ve İklim Eylemi için Yüksek Hedefli Çok Düzeyli Ortaklıklar Koalisyonu (CHAMP) Bildirisi’ni imzaladı.

Türkiye tarafından imzalanmayan ve içerisine dahil olunmayan ittifak ve bildiriler ise şöyle:

  • Küresel Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Taahhüdü
  • Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Adil Geçiş ve İklim Eylemi Ortaklığı
  • İklim, Yardım, Toparlanma ve Barış Bildirisi
  • Küresel Soğutma Taahhüdü
  • Hidrojen Bildirisi
  • Küresel İklim Finansmanı Çerçevesine İlişkin Liderler Bildirisi
  • Kömür Sonrası Enerji İttifakı (PPCA)
  • İklim, Doğa ve Toplum Bildirisi
  • Uyum Finansmanı Konusunda Azim Koalisyonu
‣[COP28] ‘Fosil yakıtlar için sonun başlangıcı, Türkiye dönüşümü yakalamalı’