Ana Sayfa Blog Sayfa 1541

Tiyatrocu Genco Erkal Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla ifade verdi

Tiyatrocu Genco Erkal, hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında bugün “şüpheli” sıfatıyla İstanbul Adalet Sarayı‘nda ifade verdi.

Genco Erkal’a destek vermek için CHP Milletvekilleri Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker ve Gülizar Emecan da adliyeye geldi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcılığı, Genco Erkal için sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımları gerekçe göstererek “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

‘Doğanın katledilmesine karşıyım dedim’

İfadesinin ardından basına açıklama yapan Erkal, yedi sosyal medya paylaşımı yüzünden ifadeye çağrıldığını, paylaşımlarının Cumhurbaşkanına hakaret içermediğini dile getirdi:

Benim işimin politik tiyatro yapmak olduğunu, 60 yıldır bu işi yaptığımı, dünyanın her yerinde haksızlıklara, baskılara, adaletsizliğe, bağnazlığa karşı olduğumu ve bu düşüncelerimi hem sahneden hem de sosyal medyadan açıkladığımı anlattım.

‘Başkanlık sistemine karşıyım’ dedim. ‘İfade özgürlüğünün kısıtlanmasına, insanların düşünceleri yüzünden hapis yatmalarına, doğanın katledilmesine ve betonlaştırılmasına karşıyım’ dedim.”

Araştırma: Zoom yorgunluğu gerçek ve en çok kadınları etkiliyor

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) önemli üniversitelerinden biri kabul edilen Stanford Üniversitesi‘nin yaptığı bir araştırma, “Zoom yorgunluğu”nun gerçek olduğunu ortaya koydu.

Bu yorgunluk, video konferansa özgü belirli bir mekansal dinamikten veya bu bağlamda diğer kişilerle iletişim kurmakta harcanan ekstra zihinsel çabadan kaynaklanıyor.

Koronavirüs salgını döneminde yapılan görüşmeler ve toplantılar için Zoom veya benzeri uygulamalar sıklıkla tercih edilirken,  Zoom yorgunluğu kavramı da, çok sayıda video konferansın etkisiyle artan bitkinlik hissini anlatmak için kullanılıyor.

Zoom yorgunu kadınlar

Öte yandan, Zoom yorgunluğu bazı grupları diğerlerine göre daha çok etkiliyor.

10 binden fazla kişinin katılımıyla kurulan örneklem üzerinden yürütülen bu araştırmada, Zoom görüşmelerinin kadınları erkeklerden daha çok etkilediğini ortaya koydu.

Kullanım oranı, demografi veya kişilik gibi değişkenler kontrol edildiğinde bile kadınlar erkeklerden çok daha fazla Zoom yorgunluğu yaşıyor.

Kadınlar, ayna anksiyetesi yaşıyor

Kadınlar, görüşme deneyimlerini aktarırken daha çok kendine odaklı bir yaklaşım sergiliyor ve kendi görüntüsüyle ilgili ayna anksiyetesini de daha çok yaşıyor.

Ayna anksiyetesiyle birlikte, sözel olmayan mekanizmalardan çok sayıda bakışın üstünde olması hissi ve hapsedilmişlik hissi de Zoom yorgunluğunda cinsiyet etkisinin diğer taşıyıcıları olarak kabul ediliyor.

Araştırma sonuçlarına göre dışa dönük kişiler içe dönük kişilerden, yaşlılar gençlerden, beyazlar diğerlerinden daha az Zoom yorgunluğu çekiyor. Ancak, bütün bu kategorilerin hepsinde de kadınların daha yorgun olduğu göze çarpıyor.

Enerji Torba Yasası görüşmelerinde çevre örgütlerine söz verilmemesi yargıya taşındı

Aralarında çevre koruma derneklerinin ve meslek odalarının yer aldığı 13 kurum, Enerji Torba Yasası olarak bilinen kanun teklifinin 13 Ekim’de gerçekleşen Meclis Alt Komisyonu toplantısının tekrarlanması talebini yeniden yargıya taşıdı.

Kurumlar, 16 Aralık tarihte İdari Başvuru gerçekleştirmiş, başvuru zımnen reddedilmişti.  Yeni yapılan başvuruda bu kararın iptali istendi.

Toplantıya alınmadılar

Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığı’na sunulmak üzere Adana Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığı‘na verilen dilekçede gerekçe olarak toplantıya katılma daveti olan çevre örgütü temsilcilerinin ve avukatların toplantıya alınmaması gösterildi.

Toplantının “kanuna ve hukuka aykırı” olarak gerçekleştiği belirtilen başvuruda toplantının tekrarlanması ve yürürlüğe giren torba yasanın yürütmesinin durdurulması talep edildi. Ayrıca mahkemenin torba yasada Anayasa’yı ihlal söz konusu olduğu için konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşıması istendi.

Atal: Komisyonda bize söz verilmedi

Yaşananları Yeşil Gazete’ye anlatan davanın avukatı İsmail Hakkı Atal, “Biz Ekoloji Birliği temsilcileri Süheyla Dogan Ünal, Ulvi Kaan Meriç ve ben toplantıya ekoloji örgütlerinin görüşünü bildirmek için Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in davetlisi olarak katıldık” dedi.

Çevre dernekleri adına söz almak istediğini belirten Atal, Komisyon başkanı Mustafa Elitaş’ın ısrarla kendisine söz vermediğini anlattı.

‘Fosil yakıt derneklerine söz verildi’

Komisyonda petrol, doğalgaz ve termik santral şirketlerinin kurduğu birlik ve derneklerin temsilcilerinin hepsine söz verildiğini dile getiren Avukat Atal, “Onların görüşleri alındıktan sonra bize söz verilememesine rağmen Komisyon Başkanı bütün STK’lerin görüşlerinin alındığını söyledi” ifadelerini kullandı.

Meclis İç Tüzüğü’ne göre kendisinin de uzman görüşü olarak dinlenmesi gerektiğini söylediğini aktaran Atal, “Meclis’in huzurunu bozduğumu öne sürerek beni toplantı salonundan çıkardılar” dedi.

‘Oradaki tiyatronun ifşa edilmesini istiyoruz’

İsmail Hakkı Atal, “Bu davayı açmamızın asıl sebebi oradaki tiyatronun ifşa edilmesini sağlamak” bilgisini paylaştı.

Ayrıca “Eğer ki bizim lehimizde karar verilirse Anayasa Mahkemesi’nin de yasama usulünde hukuka aykrıılık bulunduğu için torba yasayı şekil yönünden iptal etmesi gerekir” dedi.

Ne olmuştu?

Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 13 Ekim’deki alt komisyonda görüşüldükten sonra 21 Ekim tarihinde gerçekleştirilen üst komisyon toplantısında oy çokluğuyla kabul edilmişti.

Doğaseverlerin Türkiye’nin dört bir yanında protestolar düzenlemesine rağmen söz konusu teklif, AKP ve MHP oylarıyla kasım ayında yasalaştı.

Davacı kurumlar

  1. Çevre ve Tüketici Koruma Derneği –Adana
  2. AntakyaÇevre Koruma Derneği
  3. İskenderun Çevre Koruma Derneği
  4. Erzin Çevre ve Tarihi Varlıkları Koruma Derneği
  5. Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi Derneği
  6. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
  7. Çan Çevre Koruma Derneği
  8. Yeşil Artvin Derneği
  9. EGEÇEP Derneği
  10. Ordu Çevre Derneği
  11. Adana Tabip Odası
  12. Çanakkale Tabip Odası
  13. Ziraat Mühendisleri Odası

Japonya’daki elektrik tüketiminde güneş enerjisinin payı ilk defa nükleeri geçti

Japonya Sürdürülebilir Enerji Politikaları Enstitüsü’nün hesaplamasına göre 2020 yılında ülkede öz tüketim dahil olmak üzere, elektrik tüketimindeki yenilenebilir enerji kaynak payı yüzde 20,8’e ulaştı. Bu oran bir yıl önce yüzde 18,5, 2014’te ise yüzde 12,1 idi.

Güneş enerjisinin payı ise ilk kez hidroelektriği de geride bırakarak yüzde 8,5’e ulaştı. Böylece güneş ülkenin birincil yenilenebilir enerji kaynağı oldu. Japonya’nın güneş enerjisi kurulu gücü 2020 sonunda 71 GW’ı aşmıştı.

Yeşil Ekonomi’nin aktardığına göre bu dönemki tüketimde hidroelektrik santrallerinin payı yüzde 7,9, biyokütlenin yüzde 3,2, rüzgâr enerjisinin yüzde 0,86, jeotermal enerjinin ise yüzde 0,25 olarak kaydedildi.

Fosil en büyük paya sahip

Bununla birlikte fosil yakıtlar ülkenin elektrik tüketimindeki en büyük paya sahip olmaya devam etti.  Ülkenimn 2020 yılı elektrik tüketiminin yüzde 35,4’ü LNG, yüzde 27,6’sı ise kömürlü termik santraller ile karşılandı. Nükleer enerjinin payı ise yüzde 4,3 oldu.

Japonya 2050 yılında sera gazı emisyonlarını sıfırlama taahhüdünde bulundu. Daha önceden ülke 2050 yılına kadar emisyonlarını yüzde 80 azaltacağını söylüyordu.

Her ne kadar bu taahhüt sevinçle karşılansa da sıfır emisyona ulaşmak için nükleer enerjiye yeniden dönmesi endişe konusu.

 

İçişleri Bakanlığı, hizmet damgalı pasaport soruşturmasının kapsamını genişletti

İçişleri Bakanlığı, belediyeler tarafından kamu görevlisi olmayan kişilere gri pasaport olarak da bilinen  “hizmet damgalı pasaport” temin edilerek, yurt dışına gidebilmelerine yönelik 12 Mart’ta başlatılan soruşturmanın genişletildiğini açıkladı.

Konuyla ilgili altı belediye hakkında da soruşturma başlatıldı.

‘Uygulama geçici olarak durduruldu’

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Bu kapsamda, Balıkesir Gömeç, Adıyaman Gölbaşı, Burdur Yeşilova, Yozgat Yerköy, Şanlıurfa Suruç, Ordu Korgan belediyelerince ‘dans (folklor) gösterisi’, ‘kültür turu’, ‘gençlik programları’ adı altında sivil toplum kuruluşları ile işbirliği protokolü düzenlenerek, yurt dışına kişiler gönderildiği tespit edilmiştir. Söz konusu olaylarla ilgili Bakanlığımızca mülkiye müfettişi görevlendirilerek, soruşturma başlatılmıştır. Bakanlığımızca, belediyelere imkan sağlayan mevzuatın suistimalinin önlenmesi amacıyla tedbirleri arttırıcı yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, mahalli idarelerce yurtdışına görevlendirilen kamu personeli olmayan kişilere ‘hizmet damgalı’ pasaport düzenlenmesi uygulaması geçici olarak durdurulmuştur.”

Soruşturma açılmıştı

Malatya Yeşilyurt Belediyesi ve bir dernek arasında düzenlenen protokol gereğince “çevre duyarlılığını geliştirme” konulu proje kapsamında, hizmet damgalı pasaport alarak yurt dışına giden bazı kişilerin daha sonra ülkeye dönmediği kaydedilmişti.

Konuyla ilgili 12 Mart’ta soruşturma açılmış, olayda sorumlulukları bulunduğu gerekçesiyle Vali Yardımcısı, Nüfus ve Vatandaşlık İl Müdürü ve iki kamu görevlisi görevden uzaklaştırılmıştı.

Boğaziçi protestolarına katılan 97 öğrenciye dava açıldı

Boğaziçi Üniversitesi’nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Melih Bulu‘nun rektör olarak atanmasıyla başlayan protestolarda 1 Şubat tarihinde gözaltına alınan 108 öğrenciden 97’sine dava açıldı.

Öğrenciler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 75 sayfalık iddianame hazırlandı. bianet’in haberine göre iddianamede, sanıkların “Kanuna Aykırı Toplantı ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmamak Sureti ile 2911 Sayılı Yasa’ya Muhalefet” suçundan cezalandırılması talep edildi.

İddianamede öğrencilerin “Beşiktaş ve Sarıyer İlçesi Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının ve Valiliğin pandemi nedeniyle eylem ve etkinlikleri yasaklamasına rağmen öğrencilerin basın açıklaması için toplandığı” ifade edildi.

Fotoğraf: Avukat Dayanışması

Bayraklar delil gösterildi

108 kişinin 97’sine belirtilen nedenler gerekçe gösterilerek dava açılırken 10’u hakkında ise aynı suçlamayla yürütülen bir dava olduğundan, bir kişinin de 18 yaş altı olması nedeniyle dosyalarının ayrıldığı bildirildi.

Pandemi kuralları gerekçe gösterilerek öğrenciler hakkında açılan davada delil olarak ise protestolarda taşıdıkları bez bayrak, pankart ve broşürler gösterildi. İddianame İstanbul 32’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Davanın ilk duruşmasının tarihi ise henüz belirlenmedi.

‘Son dört ayda devreye giren kurulu gücün yüzde 97.9’unu yenilenebilir kaynaklar oluşturdu’

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, ocak-mart döneminde devreye giren kurulu gücün yüzde 97.9’unun yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştuğunu bildirdi.

Bakan Dönmez, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin yenilenebilir enerji atağının bu yıl da devam ettiğini belirterek, “Her geçen gün artan kurulu güç içerisindeki yenilenebilir enerji oranı yüzde 100’ü zorluyor. İlk üç ayda devreye giren kurulu gücümüzün yüzde 97.9’u yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştu” ifadelerini kullandı.

Dönmez’in paylaştığı infografiğe göre, yılın ilk çeyreğinde devreye alınan 1233 megavat kapasitenin 1207 megavatlık kısmını yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu.

Çoğunluğunu HES’ler oluşturuyor

Öte yandan Türkiye’deki yenilenebilir enerji dağılımında en büyük yüzdeyi birçok yerleşim yerini su altında bırakması ve bölgedeki ekosistemi değiştirmesi nedeniyle tepki gösterilen hidroelektrik santraller (HES) kaplıyor.

24 Mayıs 2020 tarihinde elektrik üretiminin kaynaklar bazında dağılımı yüzdesel olarak hidrolikte (su) yüzde 43.7, yerli kömürde yüzde 16.5, rüzgar yüzde 14.5, güneş 7.2, jeotermal enerji yüzde 5.3, biyokütle yüze 2.6, diğer ise yüzde 0.2 olarak açıklanmıştı.

 

 

Gökten plastik yağıyor

Bugünlerde ülkemiz yağışlı bir hava sisteminin etkisi altında. Fakat son yıllarda giderek daha çok rastladığımız gibi yağışlar atmosferdeki Afrika kaynaklı çöl tozlarıyla birleşerek yere çamur şeklinde düşüyor. Tarımla uğraşanların Afrika tozlarıyla bir sorunu yok, hatta bu çamur yağmurlarından memnunlar. Ancak Afrika tozlarının partikül madde hava kirliliğine neden olduğu ve insanlarda başta solunum sistemi olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açacağı açık…

Ayrıca yağmurlarla birlikte yeryüzüne düşen sadece çöl tozları değil; mikroplastikler de gökyüzünden toprağa karışıyor. Popüler bilim dergisi Nature’de yayınlanan bir makaleye göre yapılan bir araştırma ABD’nin batı bölgelerinin üzerinde atmosferde 1100 ton plastiğin bulunduğunu ortaya koymuş. Yapılan modellemeye göre ABD’nin batı bölgelerinde bulunanlar Yellowstone Parkı’nda, Utah çöllerinde veya Oregon ormanlarında bulunsalar bile, insanlar her derin nefes aldıklarında akciğerlerine mikroplastikler ulaşıyor.  Yapılan yeni bir modellemede şu anda 1.100 ton mikroplastiğin batı ABD’nin üzerinde atmosferde adeta yüzdüğü görülüyor.  Üstelik mikroplastiklerin %84’ü bölgedeki büyük kentlerin dışından; büyük oranda da okyanustan geliyor.

Biyokümülatif etkisi sağlığı tehdit ediyor

Mikroplastikler 5 milimetreden küçük parçacıklar… İnsanlara ise besin zincirine karışarak ve solunum yolu ile olmak üzere iki temel yoldan ulaşıyor. Besin zinciri açısından en önemli yol ise deniz ürünlerinin tüketilmesi…

Mikroplastikler biyokümülatiftir ve uzun süreli olarak ağız ve solunum yolu ile alınmasının insan sağlığı üzerine tehlikeli etkileri var. Deneysel bazı çalışmalarda mikroplastiklerin damar tıkanıklıklarına neden olduğu gösterildi. Buna karşılık, nanoplastik partiküller tüm organlara nüfuz edebilir ve hücresel membranlar boyunca taşınabilir. Karaciğer yetmezliğine ve kimyasal yapısına göre çeşitli kanserlere yol açabileceklerine dair bilimsel yayınlar vardır. Mikro ve nanoplastiklerin sağlık etkileri üzerine tüm bilimsel çalışmalar her yıl artan sayıda sürüyor.

Mikroplastikler çeşitli kaynaklardan atmosfere karışabilir. Çevresel ortama bırakılan plastik poşetler ve şişeler rüzgarlar, deniz dalgaları gibi çevresel etkilerle gittikçe küçülen parçalara ayrılıyor. Ayrıca evlerde çamaşır makinaları da önemli bir kaynak… Çamaşır makinalarında sentetik kıyafetler yıkandığında, minik mikro elyaflar dökülür ve bu döküntüler bir atık su arıtma tesisine ulaşır. Bu tesiste mikrofiberlerin bir kısmını filtre sistemleri tutabilir ve bu mikrofiberler daha sonra tarım alanlarına gübre olarak da gönderilebilen işlenmiş arıtma çamuru içinde kalabilir. Böylece tarım toprağına arıtma çamuru vasıtası ile mikroplastikler ulaşır. Atık su arıtma tesisinde filtre sistemi tarafından yakalanamayan mikrofiberler ise arıtılmış su ile denizlere karışır. Bu döngü onlarca yıldır sürüyor ve plastikler parçalanıp hiçbir zaman gerçekten yok olmadıkları için okyanusta biriken mikroplastik miktarı yıldan yıla hızla artıyor.

Her yerdeler

ABD’de yapılan bu yeni araştırma günden güne büyüyen mikroplastik tehdidini bir kez daha yüzümüze vuruyor. Okyanuslar her an daha önce içinde birikmiş mikroplastiklerin etkisiyle şu anda ona ulaşandan daha fazla mikroplastiği atmosfere verebilir. Yani okyanuslarda o kadar çok mikroplastik birikti ki, karalar artık denizden net bir mikroplastik alıcısı olabilir. Denizlerdeki bu mikroplastikler sadece dalgaların etkisi ile sahillere vurup kumsallarda birikmiyor. Dalgaların ve rüzgârların etkisi ile su damlacıkları ve tuz yoluyla atmosfere de karışıyor. Araştırma ekibi bu yolla denizden kaynaklanan mikroplastiklerinin havaya çıktıktan sonra ne kadar uzağa gidebileceğini göstermek için atmosferik modelleri de kullanmış. Ayrıca  yollar, şehirler, katı atık depolama alanları ve tarım alanları gibi diğer mikroplastik emisyon kaynaklarını da araştırmışlar. Tarlalardan atmosfere ne kadar toz karıştığını ve bu tozda ne kadar mikroplastik olabileceğini hesaplayarak daha sonra bunu atmosferik modelleme yoluyla mevcut dünya verileriyle karşılaştırmışlar.

Araştırma sonuçları tarımsal tozun ABD’nin batı bölgeleri için atmosferik mikroplastiklerin yalnızca yüzde 5’ine kaynaklık ettiğine işaret ediyor. Ayrıca şaşırtıcı bir şekilde, bölgedeki kentler de havadaki mikroplastiğin sadece yüzde 0,4’ünü sağlıyor. Fakat araştırmacılar bu bölge için okyanustaki mikroplastiklerin ilginç bir kaynağına ulaşmış: Araba lastikleri… 2019’da da bu bölgede yapılan başka bir araştırmada da 7 trilyon mikroplastiğin her yıl San Francisco Körfezi‘ne ulaştığı ve bunun büyük çoğunluğunun araba lastiklerden olduğunu gösterilmişti.

Dünya üzerinde sonsuz şekilde hareket ediyorlar

Mikroplastiklerin kara, deniz ve hava arasında nasıl hareket ettiğini ve kaynaklarını daha iyi anlamak için atmosferik modelleme kritik bir öneme sahip.  Araştırmacılar bunu yapmaya yeni yeni başlıyor.  Mikroplastiklerin ortamlar arasındaki hareketini gösteren şimdiye kadar yayınlanmış sadece birkaç düzine makale var. Yağmurlarla gökyüzünden yeryüzüne ne kadar mikroplastiğin düştüğünü anlamamız için çok daha fazla araştırmaya gereksinimimiz var. Bu model ABD’nin batısındaki durumu bize özetliyor. Fakat örnek vermek gerekirse Avrupa’daki mikroplastiklerin ortamlar arasındaki hareketini ve olası kaynaklarını henüz bilmiyoruz. Ancak  yavaş yavaş, mikroplastiklerin tüm gezegende nasıl bir yol izlediğine dair daha net bir resim geliştiriliyor. Şimdilik bildiğimiz, mikroplastiklerin denizlere ve okyanuslara ulaşıp, oradan tekrar atmosfere karışarak yağışlarla yeryüzüne düştüğü gerçeği…  Sonra tekrar denizlere ulaşıp, atmosfere çıkabiliyor. Araştırmacılara göre mikroplastikler dünya üzerinde sonsuz bir şekilde hareket ediyor olabilir ve bu durumu düşünmek bile gerçekten dehşet verici…

Bu durumu önlemenin ise önümüzde tek bir yolu var; bugünden yarına plastik üretimini ve tüketimini durduramasak bile hiç olmazsa azaltabilirsek,  gökyüzünden belki mikroplastik yağmasını önemli ölçüde önleyebiliriz…

 

Pandemide LGBTİ+’ları bir araya getiren mekan: Lambda Online Mekan 

Lambda İstanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği tarafından hayata geçirilen Lambda Online Mekan‘ı, Lambda gönüllüleri Zerrin Duralı ve Öner Ceylan, Yeşil Gazete’ye anlattı.

Lambda Online Mekan’ı fiziksel olarak yan yana gelmenin pek mümkün olmadığı pandemi döneminde, yüz yüze iletişimde bulunmak amacıyla kurulduğunun altını çizen gönüllüler, herkesin bu mekana katılabileceğinin kaydetti.

Online Mekan’a nasıl katılınıyor?

Online mekana salı ve perşembe günü 19.00-20.00 saatleri arasında, pazar günü ise 17.00-19.00 saatleri arasında katılım sağlanabiliyor. Katılımcılar, mekana istedikleri saate katılıp, istedikleri saatte de ayrılabiliyor.

Bu mekanda, insanlar belirli bir konu sınırlaması olmadan, istedikleri her konuda konuşup, sohbet edebiliyor.

 

Ayrıca, Lambda gönüllüleri LGBTİ”lar hakkında merak edilen soruları da yanıtlıyor.

Online mekana katılmak için, Lambda İstanbul’a sohbetin yapılacağı gün veya o günden önce “online mekan” başlığıyla bir mail atılması gerekiyor. Kişiye mekanla ilgili bilgiler ve teknik konular hakkında bilgi gönderildiği gibi, o gün yapılacak sohbetin bağlantı linki de gönderiliyor.

‘Yalnız olmadığımızı hissetmek önemli’

Henüz istenilen sayıda olmasa da dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden katılım sağlandığı belirten Zerrin Durular, LGBTİ+’ların bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu vurguladı ve “Bir arada olmak, yalnız olmadığımızı hissetmek önemli” dedi.

Özellikle gündemde LGBTİ+’lara yönelik bir saldırı olduğunda bir arada olmanın önemine değinen Öner Ceylen, “Bir arada olmak, buna bir arada göğüs gerdiğimizi bilmek çok güç veriyor. Birlikte, güçlenerek çıkacağız” ifadelerini kullandı.

Kızıl Gezegen’de ilk helikopter uçuşu başarıyla gerçekleşti

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Mars‘a gönderdiği helikopter Ingenuity (Maharet), bugün ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Bu, motorlu bir hava aracının başka bir gezegende gerçekleştirdiği ilk kontrollü uçuş.

Mars’tan NASA’ya ulaşan ilk verilere göre Ingenuity, önceden belirlendiği üzere bir dakikadan daha az süre havada kaldı. NASA, ilerleyen günlerde helikopterin uçuş süresi ve yüksekliğini kademeli olarak artırmayı hedefliyor.

Uçuşun ilk olarak 11 Nisan’da yapılması planlanmış ancak bir yazılım hatasından ötürü ertelenmişti. Yaklaşık 1,8 kilogram ağırlığındaki drone TSİ 10:30’da havalandı. Verinin dünyaya ulaşması ise birkaç saati buldu.

Mars’ın ince atmosferinde kalkış yapabilmesi için son derece hafif olacak şekilde tasarlanan Ingenuity, 18 Şubat’ta Jezero Krateri‘ne inen Perseverance adlı uzay aracıyla Mars’a taşınmıştı. Uçuşun öncelikli amacı, bu teknolojinin başka bir gezegende çalışabildiğini göstermek olarak açıklandı.

NASA’nın gezegen bilimi sorumlusu Lori Glaze, Ingenuity’nin gelecekte hava keşifleri için çığır açabileceğini belirtti: “Bu yolla, uzaydan görünmeyen ya da uzay araçlarının ulaşamayacağı yerleri görüntüleyebilir miyiz? Helikopterler uzay araçlarından önce gidip en iyi iniş alanlarını tespit edebilir mi? İnsanlı uzay görevlerini hava kabiliyetiyle destekleyebilir miyiz? Bunlar ileride sorulacak sorular. Ama teknolojik gösteriler, bize yaratıcı olma ve yeni şeyler deneme fırsatı sunuyor.”

 

NASA, 1903’te ilk motorlu uçağı uçuran Amerikalı havacılar Orville ve Wilbur Wright’a gönderme yaparak, çift motorlu helikopterin uçuşunun “bir Wright Kardeşler anı” olacağını belirtmiş; bu bağlantıya vurgu yapmak için de Ingenuity’nin gövdesine Wright Kardeşler’in uçağının kanadından alınan pul büyüklüğünde bir kumaş parçasının yapıştırıldığını açıklamıştı.

NASA uzmanlarınca Jazero’da “hava sahası” adını verdikleri 10×10 metre büyüklüğündeki alanda Ingenuity’nin beş sorti denemesi yapması hedefleniyor. Perseverance bu uçuş denemelerini kamerasıyla kaydetmeye çalışacak.