Ana Sayfa Blog Sayfa 1540

ABD ve Çin’den iklim değişikliği konusunda işbirliği mesajı

ABD ile Çin‘in iklim değişikliyle mücadele özel temsilcileri John Kerry ile Xie Zhenhua, Çin’in Şangay kentinde iki gün süren görüşmelerinin ardından hükümetleri adına ortak bir açıklama yaptı.

Son dönemde özellikle Sincan Uygur Özerk Bölgesi ile Hong Kong‘daki insan hakları ihlalleri konusunda karşı karşıya gelen iki ülke, iklim değişikliyle mücadelede iş birliği mesajı verdi.

‘Daha aktif işbirliği gerekiyor’

Kerry ile Zhenhua’nın görüşmelerinin ardından yapılan ortak açıklamada, ABD ile Çin’in iklim değişikliğiyle mücadelede daha aktif işbirliği yapması gerektiğine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Paris İklim Anlaşması koşullarının uygulanmasının iklim değişikliğiyle mücadelede vazgeçilmez bir husus olduğu ve her iki ülkenin de bu konuda hassas olacağı belirtildi.

22-23 Nisan’da yapılacak İklim Değişikliği Liderler Zirvesi ile kasım ayında Glasgow‘da yapılacak COP6’nın önemine de değinilen açıklamada, her iki ülkenin de küresel karbon emisyonunun azaltılmasında kendi paylarına düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğinin altı çizildi.

Greenpeace: Olumlu bir açıklama

Küresel çevre örgütü Greenpeace’in kıdemli iklim danışmanı Li Shuo açıklamayı “olumlu” olarak nitelendirdiğini söyledi.

Yaptığı açıklamada “Çin ve ABD bu konuda işbirliği yapacağına dair çok net bir mesaj veriyor. Şangay’daki toplantılardan önce bu, varsayabileceğimiz bir mesaj değildi” ifadelerini kullandı.

İki ülkeden iklim adımları

Eski ABD Başkanı Donald Trump ülkesini Paris İklim Anlaşması’ndan geri çekmiş, ancak 20 Ocak’ta göreve gelen Joe Biden yönetimi ABD’yi yeniden anlaşmaya geri döndürmüştü.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ise geçtiğimiz eylül ayında bir açıklama yaparak ülkenin 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını zirveye çıkaracağını 2060 yılına kadar da karbon nötrlüğüne ulaşacağını duyurmuştu.

 

2021 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye 153. sırada

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından açıklanan 2021 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi‘ne göre Türkiye, bir sıra daha yükselerek 180 ülke arasında 153. oldu.

Türkiye, 2021 endeksinde Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarına karşı kitle gösterileri sırasında medya mensuplarına ağır baskılar uygulanan ve beş basamak birden gerileyen Belarus‘un yerine yerleşmiş oldu.

Endeks, medya çalışanlarına yönelik şiddet ve hapis cezalarını göz önünde bulundururken, aralık ayı ortasından ocak ayı sonuna kadar geçen süreçte gazeteci, bilim insanı, hukukçu ve insan hakları savunucularıyla yapılan anketlere dayandırıldı.

Türkiye’nin listede yükselmesinin nedenleri

RSF Türkiye tarafından verilen bilgilere göre, son iki yıldır Türkiye’nin listede yükselmesinin ülkenin önünde yer alan ülkelerdeki şartların kötüleşmesi önemli paya sahip. Bunun yanında Türkiye’de reform düzenlemelerinin ardından gazetecilerin tahliye edilmesi, geçmişe göre tutuklamaya değil, adli kontrole ağırlık verilmesi de Türkiye’nin listede yükselmesinde rol oynadı.

Birincilik İskandinav ülkelerinin

İskandinav ülkeleri endekste ilk sıralarda yer aldı. Norveç, üst üste beşinci yılında da ilk sıradaki yerini korudu.

Norveç’i Finlandiya, İsveç, Danimarka ve Kosta Rika takip etti.

Endeksin son sıralarında da geçen senelere göre, bir değişik olmadı. Çin, 177. sırada yerini alırken; Çin’i Türkmenistan, Kuzey Kore ve son sırada Eritre takip etti.

Çin’de 100’den fazla medya mensubunun hapiste olduğu kaydedilirken; hapisteki gazeteci sayısında da dünyada birinci sırada olduğu açıklandı.

Almanya 13. sırada

Endekste, Almanya ise iki sıra geriledi ve 13. sırada yer aldı. Koronavirüs önlemlerine karşı düzenlenen gösterilerde medya çalışanlarına karşı artan saldırıların bu sonuçta etkili olduğu açıklandı.

Ülkede görev başında saldırıya maruz bırakılan medya çalışanlarının sayısı geçtiğimiz sene bir önceki yıla göre beş kat arttı ve 65. sıraya yükseldi.

Almanya, basın özgürlüğünde durumun iyi olarak sınıflandırıldığı ülkeler arasından çıkarıldı ve tatmin edici sınıfına alındı.

180 ülke arasında basın özgürlüğünün “iyi” durumda olduğu ülke sayısı 12 oldu. Bu rakamın şimdiye kadarki en düşük rakam olduğu belirtildi.

Salgın döneminde basın özgürlüğü kısıtlandı

RSF, baskıcı devletlerin koronavirüs salgınını basın özgürlüğünü daha da kısıtlamak için kullandığını vurguladı. Örgüt, kökleşmiş demokrasilere sahip ülkelerin de kriz döneminde medya mensuplarının görevlerini yapabilmesini güvenceye almakta zorlandığını ifade etti.

73 ülkede bağımsız gazeteciliğin tamamen veya büyük ölçüde engellendiği, 59 ülkede de “ciddi engellemeler”le karşı karşıya kalındığını kaydeden RSF, ülkelerin yaklaşık dörtte üçünde basın özgürlüğünün en az “kayda değer şekilde” kısıtlandığına işaret etti.

RSF, salgın döneminde bazı devlet ve hükümet başkanlarının dezenformasyon yaydıklarına da vurgu yaptı.

Çin, Venezuela, Sırbistan ve Kosova gibi ülkelerde medya çalışanlarının salgınla ilgili yaptıkları haberler nedeniyle gözaltına alındığı da kaydedildi.

Sürgündeki Suriyeli muhalif Michel Kilo yaşamını yitirdi

Suriye’deki Baas Partisi rejimine karşı ömür boyu barışçıl mücadele yürüten sürgündeki tanınmış muhalif figür Michel Kilo, pazartesi günü koronavirüs nedeniyle Paris’te yaşamını yitirdi.

Geçtiğimiz yıl 80 yaşını dolduran Kilo, on yıl önce patlak veren çatışmanın ilk aşamasında Başkan Beşar Esad rejimine şiddet içermeyen güvenilir bir alternatif oluşturma çabasındaki kilit bir aktördü.

‘Hayali özgür ve demokratik bir Suriye görmekti’

Üst düzey muhalefet figürü Nasr Hariri yaptığı açıklamada, “Büyük bir kayıp. Profesör Michel Kilo, Covid-19 bulaştıktan sonra bugün bizden ayrıldı” ifadelerini kullandı.

France 24’ün haberine göre Hariri “Michel entelektüel ve vatansever bir güç odağıydı. Hayali özgür ve demokratik bir Suriye görmekti. İnşallah Suriye halkı bu hayali sürdürecek ve gerçekleştirecek” dedi.

Michel Kilo
Michel Kilo

Kilo’dan veda mektubu

Şarkul Avsat’ın aktardığına göre Kilo, yakalandığı koronavirüs ile mücadelesi sırasında ölümünden bir hafta önce Suriyelilere birkaç ‘öğüt’ içeren bir veda mektubu yazdı ve şu ifadeleri kullandı:

Özgürlükten başka hedef sizi özgür kılmayacak, bu yüzden ona bağlı kalın ve ondan asla vazgeçmeyin. Hayat, özgürlüğün anlamıdır ve özgürlük olmadan yaşamın hiçbir anlamı yoktur. Bu, kendini geri kazanmak, kimliğini doğrulamak ve vatanımızda yurttaşlık kelimesinin anlamını idrak etmek için halkımızın sahip olduğu ve hala en çok ihtiyaç duyduğu şeydir. Zulmü tek başına veya ayrı olarak yenemezsiniz. Ulusal bir çerçevede ve aynı sözle birleşmezseniz, onu yenemezsiniz.

Devrimimiz, iç sorunlar ve dışa bağımlılıklar nedeniyle hedeflerine ulaşamadı. Halkımız son on yılda ağır bedeller ödedi. Buna rağmen rejim, İranlı ve Rus müttefikleriyle birlikte kazanamadı. O kazanamadı. Yarım asırdan fazla bir süredir ülkemizin tarihine el koyan bu rejimden kendimizi kurtararak, kararlılığımızı ve Suriye’yi kurtarma hevesimizi koruyalım.

Michel Kilo hayatı

Aynı zamanda yazar olan Kilo, 1940 yılında Esad ailesinin Alevi azınlığının kalesi olan Suriye’nin Akdeniz kasabası Lazkiye‘de, Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Mısır ve Almanya’da eğitim gördü.

Rejim tarafından ilk olarak 1980’lerin başında tutuklanan Kilo, serbest bırakılmasının ardından Fransa’ya yerleşti ancak 1991 yılında yeniden ülkesine döndü.

Şam Deklarasyonu’nda merkezi figür

Kilo, 2005 yılında muhaliflerin ‘Şam Deklarasyonu’ bloğunda merkezi bir figürdü. 12 Mayıs 2006’da Lübnan-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi çağrısında bulunan ‘Beyrut-Şam Deklarasyonu’nu imzaladı.

Tekrar tutuklanan Kilo, ‘ulusal duyguları zayıflatmak ve mezhepsel çekişmeleri körüklemek’ suçundan üç yıl hapis cezasına çarptırıldı. 19 Mayıs 2009’da cezasının tamamını tamamladıktan sonra serbest bırakıldı.

2011’de protestoların patlak vermesinden sonra, Fransa’da sürgünde kaldığı süre boyunca bir süre Suriye Muhalefet ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’na (SMDK) katıldı.

 

[Hayvan hakları yasası nerede?] Bir sokak köpeği boğazı, kuyruğu ve ayakları kesilerek katledildi

Muğla‘nın Marmaris ilçesinde bir sokak köpeği, kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından dört ayağı, kuyruğu ve boğazı kesilerek katledildi.

Köpek, katledildikten sonra çuvala konularak bir araziye atıldı.

Karayolu kenarındaki bir arazide bulundu

DHA‘nın haberine göre, Muğla’nın Marmaris ilçesinde yaşayan 17 yaşındaki bir kişi, bir süre önce mahallede dolaşan bir sokak köpeğini beslemeye başladı.

Her gün mahalleye gelen köpeğin hafta sonu mahalleye gelmemesini merak eden genç, dün arkadaşlarıyla sokak köpeğini mahallede ve arazide aramaya başladı.

17 yaşındaki genç ve arkadaşları altı saat süren aramanın ardından, köpeği Marmaris-Muğla Karayolu‘nun 21. kilometresinde bulunan Çetibeli Mahallesi‘ndeki karayolu kenarında bir arazide çuvalın içinde katledilmiş şekilde buldu.

‘Konunun takipçisi olacağız’

Konuyla ilgili açıklama yapan Marmaris Hayvan Hakları Derneği (MAHAKDER) Başkanı Tülay Yıldız, konunun takipçisi olacaklarını belirterek, yetkililere çağrıda bulundu:

Ne yazık ki bu tür vahşetleri son dönemlerde sıkça duymaya ve görmeye başladık. Bir sokak köpeği işkence edilmiş dört ayağı, kuyruğu, boğazı kesilmiş ve çuvala konularak bağlanıp atılmış. Bunu yapan insan olamaz ve böyle bir davranışı gerçekleştiren kişi ruh hastasıdır. Yetkililere çağrımız bu vahşeti yapan mutlaka bulunmalıdır. Konun takipçisi olacağız. Bugün hayvana zulüm yapan yarın insana yapar.”

Hayvanları mal olarak görmekten çıkarıp can olarak kabul eden ve hayvanları koruyan bir yasa, yaşam hakkı savuncularının tüm uğraşlarına ve yetkililerin verdiği tüm taahhütlere rağmen hala çıkarılmadı.

Metin Lokumcu davası öncesinde Trabzon Valiliği’nden eylem yasağı

Artvin Hopa‘da dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın mitingine yönelik protestolar sırasında polisin sıktığı biber gazından ve aldığı darbelerden etkilenerek kalp krizi geçiren emekli öğretmen Metin Lokumcu‘nun ölümüne ilişkin görülecek duruşma öncesinde eylem yasağı getirildi.

Davanın duruşması 21 Nisan’da Trabzon’da görülecek. Trabzon Valiliği tarafından yapılan açıklamada ise “Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler dışındaki” etkinliklerin 26 Nisan tarihine kadar yasaklandığı duyuruldu.

Neler yasak?

Açıklamada il genelinde her türlü açık hava toplantısı, kapalı yer toplantısı, yürüyüş, miting, basın açıklaması, protesto eylemi, çadır kurma, insan zinciri, stant açma, oturma eylemi, imza kampanyası, el ilanı ve broşür dağıtma, anma töreni, toplu karşılama ve açılışlar vb. türdeki eylem ve etkinliklerin yasaklandığı belirtildi.

Yasak kararından etkilenmeyecek etkilikler ise “devlet kurum kuruluşlarının program ve etkinlikleri, resmi bayram, resmi anma günleri, resmi tören ve kutlamalar ile bu kurumların düzenleyeceği gelenek, göreneklere göre yapacakları programlar, spor faaliyetleri ile bilimsel ticari ve ekonomik amaçlı yapılan toplantılar” şeklinde sıralandı.

‘Kongreye değil adalet aramaya gidiyoruz’

Metin Lokumcu Davası için açılan sosyal medya hesabından yapılan açıklamada karara tepki gösterilerek “Lebalep kongreye değil; maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyarak adalet aramaya gidiyoruz! #MetinLokumcuİçinAdalet” denildi.

Ne olmuştu?

Artvin’in Hopa ilçesinde 31 Mayıs 2011’de, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyası mitingi için geldiği sırada düzenlenen protestolara ilişkin polisin sıktığı biber gazından ve aldığı darbelerden etkilenen emekli öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybetmişti.

Protestolarla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 70 kişiden 16’sı tutuklanmış, daha sonra ise serbest bırakılmışlardı.

Lokumcu’nun ölümüne ilişkin soruşturma dokuz yıl sonra tamamlanmıştı. 13 kişinin yargılandığı dosyada sanıklar “taksirle ölüme neden olmak” ile suçlanarak haklarında altı yıla kadar hapisleri istendi.

Metin Lokumcu‘nun ölümüyle ilgili hazırlanan Adli Tıp raporunda biber gazına maruz kalmanın ölümde etkisi olduğu ifade ediliyor.

Greta Thunberg Vakfı aşıya erişemeyen toplumlar için 100 bin Euro bağış yaptı

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, risk altında aşıya erişemeyen toplumların aşılanması için Greta Thunberg Vakfı’nın 100 bin Euro bağışta bulunacağını açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü‘nün basın toplantısında konuşan Thunberg, dünyanın koronavirüs aşılarına eşitsiz erişim üzerinden “ahlaki bir sınavla” karşı karşıya olduğunu belirtti.

‘Etik değil’

Independent’ın haberine göre Thunberg, aşı milliyetçiliğini kınayarak zengin ülkelerin kendi genç yurttaşlarını yoksul ülkelerin riskli gruplarından önce aşılamasının etik olmadığını belirtti.

DSÖ Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus ise yaptığı açıklamada, küresel topluluğun Greta örneğini takip ederek elinden geleni yapması gerektiğini belirtti.

‘Para, ödül ve telif ücretlerinden geliyor’

Greta Thunberg Vakfı‘nın bağışının duyulmasının ardından sosyal medyadan gelen eleştirilere de yanıt veren Thunberg, bir açıklama yayınlayarak “Bazı insanlar vakfımın para bağışlamasına üzüldüğü için bu paranın verilen ödüllerden geldiğini bir kez daha hatırlatmak isterim” dedi.

Aktivizm için hiç para almadığını dile getiren Thunberg, “Hayırseverlikle ilgilenmiyorum. Kitap, telif ücretleri gibi paraları doğrudan vakfıma aktarıyorum” ifadelerini kullandı.

COP26’yı protesto edecek

Koronavirüs aşılarındaki küresel adaletsizliğe daha önce de dikkat çeken Thunberg, bu sebeple kasım ayında İskoçya‘nın Glasgow şehrinde düzenlenecek 26’ncı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP26) katılmayacağını açıklamıştı.

18 yaşındaki Thunberg bu kararına gerekçe olarak koronavirüs aşılarının eşitsiz dağıtımı sonucu yoksul ülkelerin zirveye katılamayacak olmasını göstermişti.

DSÖ: 25-59 yaşlarındaki vaka sayıları ve hastaneye yatış oranları endişe verici

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, koronavirüs salgınının yeni türlerinin 25-59 yaşlarındaki kişilerde vaka sayılarını ve hastaneye yatış oranlarını endişe verici şekilde artırdığını ifade etti.

Ghebreyesus, küresel çapta 25-59 yaşlarındaki kişilerde vaka ve hastaneye yatış oranının artmasının olası sebepleri olarak “yeni varyantlar ve genç yetişkinler arasında artan sosyal kaynaşma” olabileceğini işaret etti.

‘Bir haftadaki en çok vaka sayısı’

DSÖ’nün İsviçre‘nin Cenevre kentindeki merkezinde video konferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında konuşan Ghebreyesus, salgının artış hızıyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

Geçen hafta Covid-19 vakaları üst üste sekizinci haftada artış gösterdi ve 5,2 milyondan fazla yeni vaka bildirildi. Bu, şimdiye kadar bir haftada kaydedilen en çok vaka sayısıydı.”

‘3 milyondan fazla ölüm bildirildi’

Dünya genelinde salgın kaynaklı ölümlerin de art arda beşinci haftada yükselişe geçtiğini ifade eden Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Ghebreyesus, şu açıklamalarda bulundu:

Şu anda DSÖ’ye 3 milyondan fazla ölüm bildirildi. 1 milyon ölüme ulaşmak dokuz ay sürdü, dört ayda iki milyona, üç ayda 3 milyona ulaştık. Büyük sayılar bizi uyuşturabilir. Ancak bu ölümlerin her biri aileler, toplumlar ve uluslar için bir trajedidir.”

Ghebreyesus, elde olan araçların tutarlı ve eşit bir şekilde kullanılması durumunda salgının aylar içinde kontrol altına alınabileceğinin de altını çizdi.

Aşı, düşük gelirli ülkelere çok az ulaşıyor

Şimdiye kadar 832 milyon doz koronavirüs aşısı uygulandığının altını çizen Ghebreyesus, “Ancak bunların yüzde 82’den fazlası, yüksek veya üst-orta gelirli ülkelere gitmişken, düşük gelirli ülkeler yalnızca yüzde 0,2 oranında aşıya ulaştı” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, Ghebreyesus, aşıların dünya genelinde adil dağılımını hedefleyen COVAX‘a verdiği destekten ötürü de iklim aktivisti Greta Thunberg‘e teşekkür etti.

‘Aşı pasaportuna gerek yok’

Bunun yanında Dünya Sağlık Örgütü Acil Durum Komitesi, uluslararası seyahat için aşı kanıtına gerek olmadığını açıkladı.

DSÖ, koronavirüs aşısının virüsün bulaşmasını engelleyip engellemediği konusundaki belirsizlik ve dünyadaki aşı adaletsizliği sebebiyle aşı pasaportuna olumlu bakmıyor.

Dünyada şu ana kadar 860 milyondan fazla kişinin koronavirüs aşısı olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de ise 20 milyon 230 bin 994 kişinin koronavirüs aşısı olduğu açıklandı.

Saros Körfezi için çağrı: Hukuksal uyarıları dikkate alın, inatlaşmayı bırakın

Keşan Kent Konseyi ve Saros Gönüllüleri Dayanışması ‘doğa harikası’ olarak nitelenen Saros Körfezi‘nde hukuksuz bir şekilde yapımı devam eden FSRU Liman ve Boru Hattı Projesi‘ne karşı bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada “Saros Körfezi’nin denizine, kıyısına, ormanına, canlı yaşamına kast edilerek, arazi sahipleri ve köylülerin mülkiyet haklarını çiğneyerek BOTAŞ tarafından FSRU inşaatı başlatılmasında bu yana 215 gün oldu” denildi.

‘Hukuka aykırılığı dört kez ispatlandı’

ÇED ve İmar Planı iptal davalarının 9 ve 11 Kasım 2020’deki keşif ve bilirkişi incelemelerinin ardından BOTAŞ’ın Saros’ta inşaata başladığı belirtilen açıklamada “Tarım arazileri yok edildi, denizimiz dolduruldu, binlerce ağacımız kesildi, şimdi de borular seriliyor. Hukuksuzluk o kadar büyümüş ki, köylülerden tutanaklarla ilave araziler alındı ve tam 215 gündür gece gündüz hunharca Saros kıyıları ve denizimiz talan edildi” ifadeleri kullanıldı.

Fotoğraf: Saros Gönüllüleri

BOTAŞ’ın Saros Körfezi’ndeki hukuka aykırılığının 4 defa bilimsel olarak ispatlandığını kaydedilen açıklamada “Saros FSRU çalışmasının haksızlığı kesindir. BOTAŞ bir kamu kurumu olarak dört ayrı mahkeme bilirkişi raporuna uymak zorundadır. Kamu kurumları Anayasa’daki hukukun üstünlüğüne itaat etmek zorundadır. BOTAŞ şirketi hiçbir hukuksal uyarıyı, bilimsel raporları dikkate almayıp Saros Körfezi’ni yok etmeye devam ederek suç işliyor” denildi.

‘Halkla inatlaşmayı bırakın’

Edirne İdare Mahkemesi’nin verdiği tüm ara kararların süresinin dolduğuna dikkat çekilen açıklamada “Artık son düzlükteyiz. . Yurdun dört bir yanındaki milyonlarca Saros Gönüllüsü ve doğasever, nefeslerimizi tuttuk, bilirkişi raporları çerçevesinde, Edirne İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma ve ÇED raporunun ve ÇED Olumlu kararının yürütmesinin durdurulması veya direk iptal kararı vermesini bekliyoruz” bilgisi paylaşıldı.

Açıklama “Halk ve hak ile inatlaşmayı bırakın. Körfezimizi korumakla görevli olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nı verdikleri tüm izin ve onayları iptal etmeye ve Saros FSRU Liman ve Boru Hattı çalışmalarını derhal durdurmaya çağırıyoruz” taleplerinin sıralanmasıyla sona erdi.

Bilim Kurulu üyesi: Aşı olan 15 milyon kişiden 2 bin 500’ü koronavirüse yakalandı

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sema Kultufan Turan, Türkiye’de şu ana kadar koronavirüs aşısı yaptıran 15 milyon kişiden  2 bin 500 kişinin koronavirüse yakalandığını açıkladı.

Prof. Dr. Kultufan Turan’ın aktardığına göre bu kişilerden hastaneye başvuru yapan ya da yoğun bakım ihtiyacı ise oldukça az. 65 yaş üstündeki yoğun bakım ihtiyacı yüzde 10’ların altına düştü. Bu oran aşılama başlangıcından önce yüzde 18 seviyesindeydi.

En önemli grup artık 20-65 yaş arası

Hürriyet’ten Meltem Özgenç’e konuşan Bilim Kurulu üyesi, “Aşılama henüz 15 milyonken yapılan araştırmada, ilk ve ikinci dozlar yapıldıktan sonra hastalığa yakalanan kişilerin durumlarına bakıldı. Bu kişiler arasında birinci doz aşıyı olup, kendisini yeterince koruyamadığı için Covid-19’a yakalananlar, yine ikinci doz aşıyı olup kendini koruyamayanlar ya da aşı olup üzerinden 14 gün geçtiği halde hastalığı kapanlar bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Kultufan Turan açıklamasında “Aşı sonrası kaybedilen hastalara baktığımızda, bu yaş grubunun genellikle 80-90 yaş aralığında ve kanser gibi ciddi hastalıkları olan az sayıda vatandaşımız olduğunu görüyoruz. Bu nedenle aşı sonrası vefatların kesinlikle aşıdan bağımsız olarak tamamen farklı hastalıklar nedeniyle meydana geldiğini söyleyebiliriz. Bizim için artık en önemli grup 20-65 yaş arası kişiler. Çünkü hastaneye yatışlarda bu yaş grubunda artış var. Bulaşın önünü bir an önce almalıyız” dedi.

Bakan Koca duyurdu: 55 yaş üzerine aşılama başlıyor

Sağlık Bakan Fahrettin Koca, bugün itibariyle aşılamada yeni bir safhaya geçildiğini duyurdu. Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan Koca, 55 yaş üzerine koronavirüs aşı yapmaya başlayacaklarını söyledi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle: Bugün itibarıyle aşılama programında yeni bir safhaya geçiyoruz. Aşılamada sıra 55 yaşından büyüklere geldi. Sırası gelen vatandaşlarımızı aşı olmaya davet ediyorum. Aşı programımız tedarik koşullarına bağlı olarak kararlılıkla sürecek.”

Sağlık Bakanlığı, Covid-19 aşı bilgilendirme sitesinde aşı sürecine ilişkin bilgilendirmeye yer vermiş, sekiz adımda nasıl aşı olunacağını anlatmıştı.  Randevu alınması sürecinden ikinci doz uygulamasına kadar aşı takvimini belirleyen program şöyle: