Ana Sayfa Blog Sayfa 1542

Almanya Yeşilleri kadın adayla iktidar yürüyüşünde

Almanya‘da eylül ayında yapılacak seçimlerde, oylarını önemli oranda artıran ve birinci parti konumuna yükselebileceği belirtilen Yeşiller Partisi, şansölye adayını seçti. 26 Eylül’deki seçimde başbakanlık koltuğu için partinin Eş Genel Başkanı Annalena Baerbock yarışacak.

Yeşiller’in diğer Eş Genel Başkanı Robert Habeck, başbakan adaylarını Berlin’de düzenlenen basın toplantısında Baerbock’la birlikte açıkladı. Habeck, burada yaptığı açıklamada, “Yeşillerin seçilmeye yakın ilk başbakan adayı Annalena Baerbock olacak. Baerbock, ne istediğini biliyor ve bu seçim kampanyasında bize liderlik edecek” dedi. 

“İklim koruma bizim zamanımızın, benim jenerasyonumun görevi” diyen Baerbock ise göreve gelecek yeni hükümetin Paris İklim Anlaşması’nın yükümlülüklerini yerine getirmek için iklim korumayı her alanda kriter haline getirecek bir politika izlenmesi gerektiğini savundu.

Merkel’den sonra seçilme şansı yüksek ikinci kadın

Annalena Baerbock’un başbakan adaylığının, 11-13 Haziran’da yapılacak partinin genel kurulunda onaylanması gerekiyor. Baerbock, Almanya’da 1949’dan beri yapılan genel seçimlerde Başbakan Angela Merkel’den sonra seçilme şansı yüksek, ikinci kadın şansölye adayı oldu.

2018 yılından bu yana Habeck’le birlikte partinin eş genel başkanlığı görevini yürüten 40 yaşındaki Baerbock, hukuk öğrenimi gördü. Aşağı Saksonya‘da doğan ve ailesiyle birlikte başkentin hemen dışındaki Potsdam‘da yaşayan politikacı, Alman trambolin şampiyonasında üç kez bronz madalya kazandı. 2013’ten bu yana Yeşiller’den Federal Meclis milletvekili olan Baerbock, 2018’den itibaren Habeck ile partiye liderlik ediyor.

Partinin oy oranları, şu anda Başbakan Angela Merkel‘in CDU/CSU muhafazakar bloğunun hemen arkasında ve mevcut koalisyon ortakları olan merkez-sol Sosyal Demokratlar’ın önünde seyrediyor.

Almanya’da hiç bir parti Seçim ve Partiler Kanunu gereği şansölye adayı belirlemeden federal seçime giremiyor. Alman seçim sistemi ‘zirve aday’ “spitzenkandidat” kavramı üzerine kurulu ve bu zirve adaylar partilerin yetkili kurulları tarafından belirleniyor.

Hıristiyan Demokratlar yüzde 30’un altına düşerse Yeşiller öne çıkabilir

Elde ettikleri yüzde 21-23 oyla, ikinci sırada yer almaları üzerine 41 yıllık tarihinde ilk kez seçilme şansı çok yüksek bir şansölye adayı gösteren Yeşiller, son anketlerde de seçmenin yaklaşık yüzde 25’inin desteğini almış durumda. Şansölye adayı, ayrıca yıl sonuna kadar Alman siyasetindeki en üst sıradaki görevi doldurma şansına sahip olacak.

Euronews‘in aktardığına göre, Merkel’in partisinin yüzde 30’un altına düştüğünü gösteren anketleri yorumlayan analistler, seçimlerden sonra CDU/CSU ile Yeşiller arasındaki koalisyon hükümetinin kurulabileceğini kaydediyor. CDU/ CSU’nun seçimlere kadar oy oranlarını artırmaması durumunda ise Yeşiller’in tarihte ilk kez başbakanlık koltuğu için ön plana çıkacağı; partinin Sosyal Demokratlar ve iş dünyası yanlısı Hür Demokrat Parti de dahil olmak üzere yeni bir üç partili koalisyon hükümetine başkanlık edebileceği de ülkede  konuşulan konular arasında.

Guardian‘a konuşan Berlin Humboldt Üniversitesi‘nden siyaset bilimci Wolfgang Merkel ise, “Modern Yeşiller siyasi iktidar fikrinden memnun ve bunu elde etmek için merkezde yer almaları gerektiğini biliyorlar” dedi.

Merkel şunları söyledi: “Son derece profesyonelce örgütlenmişler ve halihazırda iktidarda olan bir partiden beklenebilecek bir sorumluluk havasıyla hareket ediyorlar. Şimdiye dek sonsuza kadar bir program arayışındaymış gibi görünüyorlardı. Şimdi ise her şeyden önce görev arıyormuş gibi görünen bir parti haline geldiler. “

Genç aktivistlerin katkısı

Fridays for Future (Gelecek için Cumalar) ve Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) gibi iklim hareketlerinin yükselişi, Yeşillerin ana konusunu siyasi gündemin en üstüne taşımasına yardımcı oldu. Ancak siyasi gözlemciler parti temsilcilerinin dijital haklar, pandemi yönetimi, finansal reform ve güvenlik politikası üzerine yapılan tartışmalarda da öne çıktığına işaret ediyor.

Taz gazetesi muhabiri ve yeni Yeşil kuşak hakkında bir kitap olan Die grüne Macht’in (“Yeşil Güç”) yazarı Ulrich Schulte, “Yeşiller hiç bir zaman yalnızca çevreyi önemseyen bir parti olmadı” ifadelerini kullanıyor: “Kuruluş yıllarında, silahsızlanma, alternatif ekonomi ve kadın hakları konusunda da görüşlerini ifade ettiler. Şimdi ise manifestoları tam kapsamlı bir süpermarket gibi. “

Schulte’ye göre bu genişletilmiş çağrı, seçmenlerinin yaşlarına da yansıyor. Parti Alman Parlamentosu’na ilk girdiğinde, oylarının çoğu 18 ila 24 yaşları arasında olanlardan gelirken, 2004 yılından bu yana ülke çapındaki seçimlerdeki en güçlü desteği 49-59 yaş grubundan aldı; genç seçmenlerle temasını da kaybetmedi. 2019’daki Avrupa seçimlerinde ise 45 yaşın altındaki tüm gruplar arasında en popüler parti haline geldi. Şu anda da 70 yaş üstü bazı 68’lilerin desteğiyle partinin, kuşak yelpazesinin her yerinden destek alabileceği kaydediliyor.

Tutuklu eşcinsel mahpus Fabien Azoulay’a yapılan homofobik saldırılar Meclis gündeminde

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, yasaklanmış bir narkotik ürünü ithal ettiği gerekçesiyle yaklaşık dört yıldır Türkiye’de tutuklu bulunan eşcinsel mahpus Fabien Azoulay hakkında, cezaevinde maruz bırakıldığı kötü muamele ve homofobik saldırılara ilişkin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül‘ün yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı‘na soru önergesi verdi.

2019 yılında Maltepe Cezaevi‘nde bulunduğu sırada homofobik saldırıya uğrayan Azoulay’ın vücudunda ikinci derece yanıklar oluştuğunun belirtildiğini hatırlatan Kılıç, nefret suçu bağlamında değerlendirilmesi gereken bu eylemler hakkında belirtilen suç tipinin ne olduğunu sordu.

‘Başlatılmış bir soruşturma var mı?’

HDP’li Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in Adalet Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle yönelttiği sorular şöyle:

  • Fabien Azoulay isimli Fransız vatandaşının cezasının infazı amacıyla götürüldüğü Maltepe Cezaevi‘nde kötü muamele ve şiddete maruz kaldığı Türkiye-Paris Büyükelçisi tarafından doğrulanmıştır. Konuya dair Bakanlığınıza bağlı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından başlatılmış bir soruşturma var mıdır?
  • Fabien Azoulay’ın maruz kaldığı kötü muamele, homofobik saldırının ardından yargılanan fail 1 yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir. Nefret suçu bağlamında değerlendirilmesi gereken bu eylemler hakkında belirtilen suç tipi ne olmuştur?
  • 2019 yılının Kasım ayında Maltepe Cezaevi’nde bulunduğu esnada eşcinsel olduğu gerekçesiyle homofobik bir saldırıya uğrayan mahpusun vücudunda ikinci derece yanıklar oluştuğu belirtilmiştir. Bu saldırıyı gerçekleştirenler arasında şüpheli olarak cezaevi personelinin ifadesine başvurulmuş mudur?
  • Fransa ve Türkiye’nin 1980’li yıllardan bu yana taraf oldukları “Hükümlülerin Nakline Dair Avrupa Sözleşmesi” kapsamında, Azoulay’nin mahkumiyetinin kalan infaz süresinin Fransa’da devamı amacıyla Mayıs 2019’da avukatları tarafından yapılan nakil başvurusu neden kabul edilmemiştir?
Fabien Azoulay
  • Mahpusun avukatlarının aktarımına göre yargılama sürecinde her biri yaklaşık beş dakika süren duruşmalar gerçekleşmiştir. Bu durum adil yargılanma hakkının ihlali değil midir?
  • Mahpusun önce Maltepe Cezaevinde daha sonra şu an bulunduğu Giresun Cezaevinde yaşamış olduğu şiddet ve kötü muamele eylemleri eşcinsel ve Yahudi kimliğine sahip olduğu gerekçesiyle mi gerçekleşmiştir?
  • Türkiye cezaevlerinde bulunan mahpusların kaçı yabancı uyrukludur?
  • Türkiye cezaevlerinde bulunan mahpusların kaçı cinsel kimliğine dayalı olarak şiddete maruz bırakılmıştır? Kaçı soruşturulmuştur?
  • Türkiye cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlü mahpusların içerisinde bulunan LGBTİ+ bireylerin hakları konusunda Bakanlığınız ne tür çalışmalar yapmaktadır?

Ne olmuştu?

2017 yılında Fransa vatandaşı, yahudi ve eşcinsel Fabien Azoulay, yasaklanmış bir narkotik ürünü ithal ettiği gerekçesiyle 16 yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı.

Neredeyse dört yıldır hapiste olan Azoulay, bu süre zarfında yakınlarına ve ailesine tacize uğradığını, kötü muamele gördüğünü ve tehdit edildiğini söyledi.

Azoulay’ın avukatları ve ailesi, 2017 yılından beri Azoulay’ın Fransa’ya geri gönderilmesi için mücadele ediyor.

Şu an da Giresun Hapishanesi‘nde bulunan Azoulay’ın Türkiye’deki ceza mahkemesi tarafından hükmedilen cezasının infazına Fransa’da devam edilmesi için kampanya başlatıldı.

‘Suriyeliler: Olgular, Algılar ve Yönetişim’

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) tarafından düzenlenen “Salgın ve Toplum” isimli söyleşi serisinin bu haftaki konusu “Suriyeliler: Olgular, Algılar ve Yönetişim” olarak belirlendi.

Fuat Keyman moderatörlüğünde gerçekeleşecek etkinlikte konuşmacı olarak Murat Erdoğan, Ahmet İçduygu ve Kemal Kirişçi yer alacak.

20 Nisan Salı günü saat 15.00’da gerçekleşecek çevrimiçi etkinliğe kayıt yaptırmak için bu adresi ziyaret etmek ve kayıt formunu doldurmak gerekiyor.

Ünlü isimlerden çocuk istismarına karşı kampanya

Çocuk istismarıyla mücadele kapsamında pek çok ilde eğitimler yapan, proje ve dava yürüten UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği öncülüğünde pek çok ünlü isim, 23 Nisan Cuma akşamı, saat 20.30’da çocuk istismarına dikkat çekmek üzere sosyal medyada bir kampanya başlatacak.

Derneğin sözcüsü ünlü oyuncu Uraz Kaygılaroğlu, sosyal medya hesabından canlı yayın yaparak; derneğin yürüttüğü “Güçlü UCİM, Güçlü Çocuklar” kampanyasına destek çağrısı yapacak, banka hesapları ve SMS yolu ile 8246 numarasına bağış yapılmasını isteyecek.

Hangi isimler destek veriyor?

Gönüllü olarak kampanyaya destek verecek olan; Cem Yılmaz, Özge Özpirinççi, Edis, Doğa Rutkay, Ezgi Mola, Enis Arıkan, Gülse Birsel, Gupse Özay, Sarp Apak, Kerem Bursin, Melikşah Altuntaş, Ekin Beril, Ceyda Düvenci, Berrak Tüzünataç, Demet Özdemir, Demet Evgar, Şebnem Bozoklu ve Berkcan Güven‘in de olduğu birçok ünlü isim, Uraz Kaygılaroğlu’nun Instagram hesabına konuk olacaklar.

çocuk istismarı

Oyuncu Uraz Kaygılaroğlu, proje kapsamında UCİM İzmir İhmal ve İstismarı Önleme Merkezi’nde mağdur çocukların aileleriyle tanışarak, onların yaşadığı zorlukları bizzat kendilerinden dinleyerek, çocukların yaşadığı zorlukları anlatan bir kısa film hazırlandığını ifade etti. DHA’nın haberine göre bu kısa filmler 20 Nisan’da sosyal medyada yayınlanarak, istismarı önlemek için farkındalık kampanyası başlatılacak.

‘İstismar eğitimlerle önlenebilir’

Ülkenin 7 bölgesinde 16 şehrinde kurulacak temsilciliklerde ihmal ve istismarı önleme faaliyetlerini güçlendirmeyi, binlerce çocuğa ulaşarak çeşitli eğitimlerle farkındalık oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefleyen UCİM, 20 Nisan’da sosyal medyada yayınlanacak kısa filmle, istismarın herkesin başına gelebileceğine dikkat çekmeyi amaçlıyor.

UCİM Genel Başkanı Saadet Özkan, Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan ve UCİM sözcüsü Uraz Kaygılaroğlu ise, istismarın herkesin başına gelebileceğine ve ailelerin bilinçlendirilerek istismarın eğitimlerle önlenebilir olduğuna dikkat çekti.

Salihli’de zafer JES’e karşı direnenlerin oldu

Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Hacıbektaşlı’da köylüler SANKO Enerji’nin, 19,5 MWe kapasiteli, 75 bin 875 metrekare büyüklüğündeki kurmak istediği jeotermal enerji santraline (JES) karşı verdikleri mücadeleyi kazandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından proje için verilen Çevresel Etki Değerlendirme(ÇED) Gerekli Değildir kararına karşı Salihli Çevre Derneği öncülüğünde bölge halkı iptal davası açmıştı.  Açılan davada Manisa 2’nci İdare Mahkemesi kararı iptal etmiş, şirket de mahkemenin kararının iptali için Danıştay’a temyiz için başvurmuştu.

Yurttaşlara açılan dava devam ediyor

Birgün’den Aycan Karadağ’ın haberine göre Danıştay ise talebi reddederek İdare Mahkemesi’nin iptal kararını kesinleştirdi. Karar bölge halkında büyük sevinç ile karşılandı.

Öte yandan bölge halkının JES projesine karşı direndikleri için gözaltına alınan 33 yurttaşa açılan dava hâlâ devam ediyor. Davanın üçüncü duruşması ise 15 Haziran’da yapılacak.

‘Dayanışma yaşatır’

Konu hakkında açıklama yapan Salihli Çevre Derneği Başkanı avukat Seçil Ege, “Hacıbektaşlı’da direnirken dayak yedik, gaz yedik, coplandık, gözaltına alındık ve hala yargılanıyoruz ama canımız Salihli’mizin bereketli toprakları, suları, havası bir beladan kurtuldu. Bu mücadelede yanımızda olan herkese sonsuz teşekkürler. Dayanışma yaşatır. Direniş güçlendirir” dedi.

Salihli Çevre Derneği’nden Hakkı Uysal da, “Uzun süre sonra edilen mücadele ile önemli bir kazanım elde ettik. Burada haklı olduğumuzu bir kez daha gösterdik. ÇED kararları şirketlerin isteklerine göre yapılıyor. Ama doğanın isteği her şeyden daha önemli. Biz de doğamız için mücadele ettik ve kazandık. Bölgemizi korumak için mücadele devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

 

ÇGD 2020 Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri sahiplerini buldu

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) 2020 Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri sahiplerini buldu.

‘FETÖ Borsası’nı konu edinen haberleriyle Cumhuriyet gazetesinden Seyhan Avşar da Yılın Haber Ödülü’ne layık görüldü.

AKP iktidarı döneminde tarikat ve cemaatlere sağlanan olanakları titizlikle araştırarak ortaya koyan Murat Ağırel’in “Sarmal” isimli kitabı Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü’nü aldı.

Ödül alan isimler ve haberler

ÇGD tarafından yapılan açıklamada “Hak ve özgürlüklerimizin teminatı olan mesleğimize, haberleri ve çalışmalarıyla katkı sunanları bu vesileyle bir kez daha anıyor, ödül alan tüm meslektaşlarımızı kutluyoruz” ifadeleri kullanıldı. Ödül alan kişiler ise şu şekilde:

  • Haber Ödülü: Seyhan Avşar “FETÖ dosyası bir köşkle temizlendi” ve “’Amca tapuya, yenge holdinge’ taşındı” başlıklı haberleriyle (Cumhuriyet / 13, 14 Şubat 2020
  • Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü: Murat Ağırel– “Sarmal” kitabı
  • Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü: Mahmut Hamsici. “Mülteci krizi” (BBC Türkçe / 1, 4, 5 Mart 2020
  • Rafet Genç Haber Ödülü: Cemil Uğur “Gözaltına alındıktan 2 gün sonra hastanede çıktılar”, “Şiba’nın gözaltında gördüğü işkence rapora yansıdı” ve “Helikopterden atıldı’ denilen kişinin darp raporu: Yüksekten düştü” başlıklı haberleriyle (Mezopotamya Ajansı / 13, 16, 17 Eylül 2020)
  • Behzat Miser Kent Haber Ödülü: Esra Yalçınalp – Mesut Ersöz – Osman Kaytazoğlu “İzmir depreminde yıkılan bir binanın anatomisi” (BBC Türkçe / 17 Kasım 2020)
  • İnternet Haber Ödülü: Hale GönültaşVolkan Nakiboğlu İran sınırındaki göçmen kaçaklığına ilişkin haber dizisi (Gazete Duvar / 22 – 26 Aralık 2020)
  • Röportaj Ödülü: Uğur Şahin “Korona günlerinde en alttakiler” başlıklı röportajlarıyla (BirGün / 27 Mayıs – 2 Haziran 2020)
  • İzzet Kezer Haber Fotoğraf Ödülü: Sedat Suna 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Eylem Fotoğrafları (EPA / 8 Mart 2020)
  • Karikatür Ödülü: Ali Tarık Hatipoğlu 1980’lerde cezaevinde başlayan 40 yıllık karikatür tutkusu
  • Yerel Medya Haber Ödülü: Sinan Aygül “Yoksullar için gönderilen Kızılay etleri AKP’li vekilin otelinde görüntülendi” (Bitlis News / 25 Ağustos 2020)
  • Sayfa Tasarımı Ödülü: Barış Can Sarıkaş Dünya Caz Günü içerikli sayfa tasarımı (BirGün / 30 Nisan 2020)
  • Orhan Koloğlu İnceleme Araştırma Ödülü: Hıfzı Topuz – Recep Yaşar “Yakın Dönem Türk Basın Tarihi” kitabıyla
  • TV Haber Ödülü: Yeşim Karacaoğlu – Mahmut Özgün – Serhat Yağmur “Virüsün Yolculuğu” (Fox Tv / 14, 15 Eylül 2020)
  • TV Belgesel Ödülü: Fatima Çelik “İstanbul’un kaybolan deniz kültürü” (DW Türkçe – 17 Ağustos 2020)
  • Mahmut Tali Öngören TV Program Ödülü: Melis Danişmend “Melis Danişmend ile #KültürSanat” (26 gün sonra baskılar sonucu kapanan OLAY TV’deki program)
  • Radyo Program Ödülü: Adnan Bostancıoğlu “Köşedeki Kitapçı” (NTV Radyo)
  • Dayanışma Ödülü: Tüm sağlık emekçileri adına TTB

 

 

Ahmet Şık Türkiye İşçi Partisi’ne katıldı

Bağımsız İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) katıldığını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. HDP‘den geçen yıl ayrılan Şık, TİP’e katıldığını, “Bugün memleketteki hava bir yandan tüm kasvetiyle üzerimize çöküp karamsarlığımızı derinleştirirken, diğer yandan hepimizi, yeniden, ısrarla bir inada çağırıyor” ifadeleriyle duyurdu.

Yeni TİP milletvekili, şunları söyledi:

“Ortak inada ihtiyacımız var, çünkü hepinizin bildiği gibi, bu memlekette her şey bir inat meselesi. Barışı, demokrasiyi ve hukuku boğanların sınırları çizdiği bir ülkede barış, demokrasi ve hukuk demekte ısrar ederek yaşamak ve hatta var olmak başlı başına bir inat işi. Ve biliyorum ki bizler inatçıyız. Haklı olanın, hakkı için mücadele edenin yanında duran bir inat bu. Çünkü yaşamın öğrettiği en önemli şeydir: İnat, daima kazanır.”

“Uzak gibi görünen umutlu günlere hep birlikte uzanıp dokunabilmek adına Türkiye İşçi Partisi’ne katılıyorum” diyen Şık, herkesi partiye katılmaya davet etti.

Ahmet Şık’ın katılmasıyla TİP’in Meclis’teki milletvekili sayısı üçe çıkarken bağımsız milletvekili sayısı ise 10’a düştü.

Türkiye’de koronavirüs: Üç ayda 20 milyon kişi aşılanabildi, günlük doz 30 bine düştü

Türkiye’de koronavirüs salgını kapsamında uygulanan birinci ve ikinci doz toplam aşı miktarı üç ayda 20 milyona ulaşabildi. Sağlık Bakanlığı’nın “https://covid19asi.saglik.gov.tr” adresinde yer alan verilere göre, bugün itibarıyla uygulanan birinci doz aşı sayısı 12 milyon 221 bin 644, ikinci doz aşısı 7 milyon 800 bin 11 oldu, böylece toplam doz miktarı 20 milyon olarak kayıtlara geçti.

Birinci ve ikinci doz aşılamaların toplam sayısı İstanbul‘da 3 milyon 174 bin 795, Ankara’da 1 milyon 599 bin 758, İzmir’de ise 1 milyon 355 bin 78 doz.

Bugüne kadar tedarik edilen CoronaVac aşısının miktarı 26 milyonu bulurken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 30 milyon BioNTech aşısının da haziranda Türkiye’ye getirilmesinin planlandığını söyledi.

Günlük doz sayısı da düştü

Sağlık Bakanlığı’nın dört aşamalı aşı takviminde birinci aşamada yer alan 65 yaş ve üstü kişiler, sağlık çalışanları, yaşlı, engelli ve koruma evlerinde kalanlar ile buralarda çalışanların aşılamaları tamamlandı. İkinci aşamada yer alan 60 yaş ve üzeri bireyler ile üçüncü aşamada yer alan bazı kronik hastaların aşılanması sürüyor.

Türkiye’de aşılama Bakan Koca’ya 13 Ocak 2021 tarihinde aşı vurulmasıyla başlamıştı. Toplumsal bağışıklık düzeyine ulaşabilmek için yaklaşık 60 milyon kişinin aşılanmış olması gerektiği belirtiliyor.

Ancak aşı sırası gelenlerin bir bölümünün aşı randevusu almadığı belirlendi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son dönemde açılan aşı kapasitelerinin çok az bir bölümüne randevu alındığını açıklamış; iftardan sonra da aşı yapıldığını belirterek sırası gelenlerin aşı olmasını istemişti. Günlük yapılan aşı sayısı da 30 bin civarına geriledi.

STK’ler Türkiye’yi küresel iklim politikalarında söz sahibi olmaya çağırıyor

ABD Başkanı Joe Biden‘ın ev sahipliğinde 22-23 Nisan’da çevrimiçi gerçekleşecek iklim zirvesi öncesinde açıklama yapan sivil toplum kuruluşları Türkiye hükümetini Paris İklim Anlaşması‘nı imzalamaya davet etti.

Biden, iklim zirvesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dahil olduğu 40 ülke liderini davet etti. ABD, zirve sırasında Paris İklim Anlaşması altında iddialı bir emisyon azaltım hedefi açıklayacağını şimdiden duyurdu. Davet edilen diğer dünya liderlerinin de zirvede daha iddialı iklim hedefleri açıklamaları bekleniyor.

Doğru bilinen yanlışlar

Çağrıyı yapan sivil toplum kuruluşları (350.org, CAN Europe, Change.org, Doğa Derneği, SEFIA, TEMA Vakfı, WWF-Türkiye, Yuva Derneği ve Greenpeace Akdeniz), Paris İklim Anlaşması hakkında doğru bilinen yanlışları da ortaya koymayı amaçlıyor.

Bu doğrultuda “10 Soruda Paris Anlaşması” isimli bir broşür hazırlayan kuruluşlar, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı neden onaylaması gerektiğini detaylı olarak bu broşürde ele alıyor.

Görsel: Yasemin Akyüz

Davetliler arasında Paris’e taraf olmayan tek ülke

ABD’de başkanlık görevini devralmasının ardından Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk resmi teması olacak zirveye davet edilen 40 ülke arasında Paris İklim Anlaşması’na taraf olmayan tek ülke Türkiye.

Türkiye’nin küresel iklim müzakerelerinde söz sahibi olabilmesi için 22 Nisan’da gerçekleşecek İklim Zirvesi’ne katılımı önem taşıyor. Sivil toplum kuruluşları, zirve öncesinde Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olacağını duyurarak, küresel iklim politikalarının şekillenmesinde liderliğe aday olmasını ve en az diğer dünya liderleri kadar karar verici konumda olmasını talep ediyor.

‘Süreç dışı kalması beklenemez’

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem “Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan ülkemizin, son zamanlarda hız kazanan düşük karbon ekonomisine geçiş ve enerji dönüşümü sürecinin dışında kalması beklenemez” dedi.

Kalem, “Bu doğrultuda, Türkiye’nin de Paris Anlaşması’na taraf olarak; güçlü bir emisyon azaltım hedefi ortaya koyması ve kömürden çıkışı önceliklendiren bütüncül bir politika çerçevesinde iklim krizi ile mücadelede kararlılık sergilemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘İklim hedeflerini güçlendirmeli’

TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Ceren Pınar Gayretli “Türkiye; Irak, İran, Eritre, Libya ve Yemen’le birlikte Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak yürürlüğe koymayan son 6 ülke arasında yer almaktadır. Türkiye’nin sözleşmeye taraf olan diğer 191 ülke gibi Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak yürürlüğe koyması ve sera gazı azaltım taahhütlerini iyileştirmesi gerekmektedir” yorumunda bulundu.

Gayretli açıklamasında “Türkiye’nin bir an önce Paris İklim Anlaşması’nı onaylayıp, iklim hedeflerini güçlendirerek küresel çalışmaların liderleri arasında yer almasını talep ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Fotoğraf: 350

‘Harekete geçmeli’

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü Bengisu Özenç “Türkiye’nin, dünyadaki iklim politikalarının belirlenmesinde lider ülkeler arasında olması önemli. Uluslararası ticaret ve finans, bugün yeşil kalkınma stratejileri üzerinden yeniden tanımlanırken ülkeler iklim politikalarını da bu gerçek doğrultusunda belirliyor” dedi.

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Lideri Burcu Ünal “Pandemi ile acı bir şekilde de olsa hepimizin aynı gemide olduğunu tecrübe ettik. İklim krizi ile mücadelede de hiçbir ülkenin tek başına kurtuluş şansı yok. Tüm dünya daha fazla zaman kaybetmeden birlikte harekete geçmeli” yorumunu yaptı.

‘Tercih değil zorunluluk’

Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç “Türkiye, yaşadığı kuraklıklar, seller, fırtınalar yoluyla iklim krizini çok daha yakından tanıdı. Yıllardır süregelen yanlış su, tarım ve enerji politikalarını değiştirme yönünde karar alınması artık bir tercih değil zorunluluk” değerlendirmesini yaptı.

Kılıç, “Paris Anlaşması’nın imzalanmasıyla bu değişimi başlatabilir, katılımcı ve kalıcı çözümler geliştirerek dünyada önemli bir konuma gelebilir. Binlerce yıldır çeşitli iklim koşullarına uyum sağlamış kadim üretimlerin sürdüğü coğrafyamızdan iklim krizine uyum sağlamak için öğrenecek çok şeyimiz var” dedi.

İmza kampanyası başlatıldı

Küresel sıcaklık artışını iki derecenin altında tutmayı amaçlayan Paris Anlaşması’nı Türkiye’nin de onaylaması için 47 sivil toplum kuruluşu TBMM’ye iletilecek bir imza kampanyası başlatmıştı.

Paris Anlaşması’na bugüne kadar 197 ülke imza attı, bunların 191’i anlaşmaya taraf olarak süreci tamamladı. Türkiye ise Eritre, Libya, Irak, İran, Yemen ile birlikte dünyada anlaşmaya taraf olmayan altı ülkeden biri.

 

‘Kırsalın ve köyün dokuz yılı boşuna geçti: Başladığımız yerdeyiz’

Yeşiller Partisi, isteyen mahallelerin ‘kırsal mahalle’ olabilmesinin önünü açan ve 15 Nisan’da yürürlüğe giren “Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği” hakkında bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada 2012 tarihli Büyükşehir Yasası ile Türkiye’nin tarımı ve kırsal yapısına ilişkin değişiklik hatırlatıldı. Bu yasa ile 30 büyükşehirdeki 16 binden fazla köy ve binden fazla belde bir gecede mahalleye dönüşmüş, köylü nüfus “şehirli” olmuştu.

Açıklamada “Türkiye’nin 2012’de 17 milyon olan köylü nüfusu, bir anda 6,6 milyona düşmüş, basit bir cümleye sığan bu değişiklik ile tarıma geri dönülmez bir zarar oluşmuştu” ifadeleri kullanıldı.

‘Taşınmazlar belediyeye devredildi’

Bu değişikliğin sonuçlarına da değinilen açıklamada “Köylere ait taşınmaz mallar belediyelere devredilmiş, tarımsal üreticilere tanınan çeşitli muafiyetler ortadan kalkmış, belediye hizmetleri aksamış, yetki karmaşası yaşanmış, özellikle hayvancılık ağır yara almıştı” denildi.

Yasanın seçim dinamiklerine ve köyden kente göç ile birlikte kırsalın boşalmasına etkilerinin de bir o kadar önemli bir tartışma konusu olduğu belirtilen açıklamada 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yapılan konuşma hatırlatıldı. Pakdemirli “Büyükşehir Yasası, maalesef tarıma zarar verdi” ifadelerini kullanmıştı.

‘Taşınmazlara dair açıklama yok’

Açıklamada “Daha yasanın tartışıldığı günlerde başlayan itirazları, önerileri dinlemeyen iktidar, 2020 sonlarında bu kez torba yasayla isteyen mahallelerin “kırsal mahalle” olabileceğini ilan etti. Ve nihayet 15 Nisan’da ‘Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği’ yürürlüğe girdi” denildi.

Yönetmeliğe göre mahalleler ilçe belediyelerine kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olmak için başvurabileceği ve çeşitli muafiyetler elde edebileceği aktarılan açıklamada “Ancak belki de en önemli konuya yani köylere ait olan ancak belediyelere devredilen taşınmazlara dair açıklama yapılmadı” ifadeleri kullanıldı.

‘Başladığımız yere döndük’

“Yaklaşık 10 yıl sonra bugün başladığımız yere dönmek üzereyiz, üstelik yasanın düzeltilmesi gereken pek çok olumsuz sonuçlarıyla birlikte” ifadelerine yer verilen açıklama şu sözlerle devam etti:

Gerçekten tarımı ve üretimi önceliklendiren yeşil ve kalıcı politikalar olmadan maalesef ki ülkenin en kırılgan kesimlerinden birini üreticiler ve kırsal nüfus oluşturmaya devam edecek. Çünkü mevcut üretim düzeninde ve politika mantığında çiftçiler ve kırsal topluluklar emeklerinin karşılığını alamıyor, göç etmek zorunda kalıyorlar.

Onarıcı tarıma geçiş çağrısı

Açıklamada “Yeşiller Partisi olarak biz, endüstriyel tarım ve hayvancılığı destekleyen yanlış tarım politikaları ve büyük kısmı ithal edilen girdi fiyatlarının sürekli artması sonucunda küçük üretici üretim yapamaz hale geldiğini görüyor ve bu çerçevede adımlar öneriyoruz” denildi ve şu çağrıda bulunuldu:

En hızlı şekilde tarafların yorumlarına ve katılımına açık, doğayı ve üretici refahını önceliklendiren, onarıcı tarıma adil bir geçiş öneren politikalar için acil çağrıda bulunuyoruz.