Ana Sayfa Blog Sayfa 1374

Çevre Bakanlığı’ndan üç ilde yedi termik santral projesine iptal

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tekirdağ, Çanakkale ve Adana’da planlanan toplam yedi kömürlü termik santral projesini iptal etti.

Bakanlığın internet sitesinde yayınlanan listeye göre, Tekirdağ Ergene’deki Kaptan Termik Santrali, Çanakkale Biga‘daki Kirazlıdere Entegre Termik Santrali ve Karaburun Entegre Termik Santrali‘ndeki teknoloji ve konfigürasyon değişikliği, Adana Yumurtalık‘taki Ada Enerji Santrali ve İskelesi ile Sanko Yumurtalık Termik Santrali‘nin kapasite artışı ve entegre tesisleri, Misis Termik Santrali, endüstriyel atık (kül, curuf depolama alanı, derin deniz deşarjı ve iskele dolgu alanı dahil) entegre tesisi ve  (endüstriyel atık ve dolgu alanı dahil) Akdeniz Termik Santrali Entegre Projesi‘ne ÇED raporu ve dolayısıyla çalışma izni verilmedi.

Sıra kirlilik üreten mevcut santrallerde

Greenpeace Akdeniz, bakanlığın planlanan santrallerle ilgili aldığı çok yerinde iptal kararınını halen kirlilik üreten mevcut santraller için de alması gerektiğine dikkat çekerek, Türkiye’nin  temiz hava ve dengeli iklim için kömürden çıkışı gündeme almasını istedi.

Uzun süredir kömürlü termik santrallerle ilgili kampanya yürüten örgüt, Yeşil Gazete‘ye yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bakanlık tarafından ÇED süreci sonlandırılan bu projeler, temiz havayı, toprağı, suyu, insanların ve hayvanların yaşam hakkını artık tehdit edemeyecek. Bakanlığın henüz inşa edilmemiş santrallerle ilgili bu kararını mutlulukla karşılıyoruz. Bu kararla beraber, iklimi ve yaşamı savunanlar ve tüm ülke, derin bir nefes aldı.

Bununla birlikte, çevre yatırımlarını tamamlamadığı için 2020 yılı başında kapatılan ve Haziran 2020’de tekrar faaliyete başlayan 13 kömürlü termik santral, çevre mevzuatına aykırı çalışmaya devam ediyor. Geçici faaliyet belgeleri ile 1 yıldan uzun bir süredir çalışan bu santraller, Kahramanmaraş‘tan Muğla’ya, Zonguldak‘tan Şırnak‘a tüm ülkenin havasını, toprağını ve suyunu kirletmeye, saldıkları sera gazlarıyla iklim krizini derinleştirmeye devam ediyor. Her gün bir iklim felaketi yaşadığımız bu günlerde, bu santrallerin yıkıcı etkisini önleyecek kalıcı adımların atılması hayati önem taşıyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, henüz inşa edilmemiş santrallerle çok yerinde bir iptal kararı aldı. Benzer nitelikte kararları, kirlilik yaratan mevcut santraller için de almalı. Türkiye artık bu santraller yüzünden meydana gelen erken ölümleri, kuraklığı, derinleşen iklim krizini değil; kömürden çıkış politikalarını, kömür bölgelerinin maruz kaldığı yıkımı onaracak dönüşüm süreçlerini tartışmalı, yapılandırmalı. İklim krizine karşı dirençli bir geleceği kurmanın tek yolu bu.”

Almanya, Belçika, Türkiye ve diğerlerinin kaderi ortak: İklim değişikliği aşırı hava olaylarını tetikliyor

İklim değişikliği ile sel, kuraklık ve benzeri aşırı hava olaylarının sayısı ve sıklığının artması arasında ilişkiyi gösteren çok sayıda bilimsel araştırma bulunuyor.

IPCC, WMO, NASA ve benzi birçok bilimsel kuruluşa göre, insan faaliyetlerine bağlı olarak artan küresel ortalama sıcaklıklar kuraklık riskini, düzensiz ve aşırı yağış sıklığı ve miktarını, hortum, fırtına, kasırga gibi aşırı hava olaylarının sıklık ve şiddetini artırıyor.

Bilim insanlarının 2017’deki Haiyan Tayfunu‘ndan ABD Kaliforniya‘daki kuraklığa kadar aşırı hava olaylarını inceledikleri 150’den fazla çalışmaya göre, bu afetlerin %65’inde iklim değişikliğinin etkisi var. 

Türkiye‘de de Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri, ortalama sıcaklıkların giderek arttığını, ortalama yağışların azalma eğilimi gösterdiğini, ortalama nemin azaldığını ve buharlaşmanın ise arttığını gözler önüne seriyor. Bu da, denizlerin de ısınmasının etkisiyle bir anda boşalan aşırı yağışların sayısının ve etkisinin artmasına yol açıyor.

Batı Avrupa’da durum

Almanya’da ve Belçika’da son birkaç gün içinde meydana gelen rekor düzeyde yağışın neden olduğu şiddetli sel sonucu çok sayıda insan öldü ve yüzlerce insan da kayıp. Almanya’da az 103 Belçika’da ise en az 15 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Aşırı yağış, Almanya’daki Ahr gibi büyük nehirlerin kıyılarını patlatarak geniş çaplı tahribata yol açmasına neden oldu.

Bu hafta içerisinde Hollanda, Fransa ve İsviçre’de de benzer ani sel olayları bildirildi. Londra’nın bazı bölgelerinde ise bir gün içinde bir aylık yağmur yağdı ve şehir genelinde şiddetli sel baskınları gerçekleşti.

New York da geçen perşembe günü Elsa Kasırgası’nın bir sonucu olarak benzer şekilde şiddetli bir sel yaşamış, eyalet genelinde metro ve otoyollar su altında kalmıştı.

Amerika ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde düzensiz hava şartları, rekor kıran gece sıcaklıkları yaşanıyor. İklim bilimciler ise önümüzdeki yıllarda dünyanın geleceği konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor.

Daha yüksek sıcaklıklar aşırı yağış demek

Özellikle ABD ve Kanada’da bu yaz yaşanan ve çok sayıda insanın ölümüne neden olan yüksek hava ve deniz suyu sıcaklığı, buharlaşmayı çok fazla artırıyor. Artan buharlaşma da daha yüksek yoğunluk ve sıklıkta, daha uzun süreli aşırı yağışları beraberinde getiriyor.

Ekvator kuşağı üzerinde daha yüksek oranda artan sıcaklıkların, iklim kuşağını kuzeye taşıyarak, bu yarımküredeki ülkelerin aşırı hava olaylarından daha fazla zarar görmesine neden olabilir.

Değişen sıcaklıklar ve olağan dışı hava koşulları nedeniyle yöresel bitki örtüsü, o örtünün tuttuğu toprak ve diğer başka arazi engelleri değişiyor. Sele karşı doğal önleyici tedbirlerin çoğu artık mevcut değil.

Uzmanlardan Karadeniz uyarısı: Sel ve heyelanlar artacak

İklim değişikliğinin etkisiyle yağış rejimi değişen Türkiye de tıpkı Avrupa ve Kuzey Amerika gibi bir yandan kuraklıkla diğer yandan ani sel ve heyelanlarla boğuşuyor.

Yapılan çalışmalar da afetlerin, başta fırtına, sel ve don olmak üzere Türkiye’de de giderek arttığını ve şiddetlendiğini ortaya koyuyor. Uzun vadeli veriler ise  Türkiye’nin genel ikliminde sıcaklıkların ve buharlaşmanın artığını, yaşandığını, yağışların ve nemin düştüğünü gösteriyor.

Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu, küresel iklim değişikliğinin etkilerini tahmin etmeye yönelik çeşitli modelleme çalışmaları yapıldığını belirterek, “Buna göre bölgede 200 ile 400 milimetre arasında yağış artışı öngörülüyor. Bölgemizdeki meteoroloji istasyonlarının yağış verilerine göre, son yıllarda yağışta artış eğilimi var. Çoğu zaman şiddetli yağışlarda ve yağış anomalilerinde artış oluyor. Bu da beraberinde sel ve heyelanları getiriyor.  Bunun ciddi şekilde ele alınarak tedbir getirilmesi gerekiyor” diyor.

Uzmanların önerilerine göre, son yıllarda hemen her yaz, aşırı yağış, sel ve heyelan haberlerinin geldiği Rize başta olmak üzere tarım alanlarına ve çaylıklara köklü ağaçlar dikilmesi ve teras uygulamasından vaz geçilmesi gerekiyor. ‘

Dere yataklarının istinat duvarıyla daraltılarak kıvrımlarının yok edilmesinin sel riskini artırdığını belirten bilim insanları, buralara yerleşim yapılmaması ve yolların da denizle dere arasında set gibi durmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Alınacak önlemlerin başında iklim değişikliğine yol açan küresel ısınmayı durdurabilmek için fosil yakıtlara hemen son vermek gelse de, ülkelerin en erken 2030’da önlemleri basamak basamak hayata geçireceği göz önünde bulundurulduğunda, yerleşim yerlerini sel ve heyelandan korunmak için alınabilecek önlemler arasında ayrıca yağmur suyunu emip biriktiren “sünger şehirler”in hayata geçirilmesi, çatılardaki yeşillikler yoluyla yağmur suyu akışının hafifletilmesi, kentsel yeşil alanların artırılması, geçirgen kaldırımların döşenmesi gibi öneriler bulunuyor.

Erdoğan: Rabbim Rize’deki gibi felaketlerden bizleri muhafaza buyursun

Cumhurbaşkanı ve AKP‘nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya‘daki cuma namazı çıkışı gazetecilere yaptığı açıklamada, şiddetli yağışın ardından yaşanan sel ve heyelan sonucu altı kişinin yaşamını yitirdiği, kaybolan iki kişinin ise halen arandığı Rize‘yle ilgili konuştu.

Erdoğan şunları söyledi: “Kendi ilçem de dahil olmak üzere şu an itibariyle 2 kaybın dışında altı ane vefatımız var. Üç bakanımız orada. Gerek Süleyman Bey, gerek Murat Kurum Bey, gerekse Adil Bey oradalar. Sürekli kendileriyle irtibat halindeyiz. Ve yoğun bir şekilde AFAD’ımızın çalışması var. Tüm iş makinalarıyla oradaki çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.”

Ölenlere rahmet dileyen ve “Rabbim bu tür felaketlerden bizleri muhafaza buyursun diyorum” diyen Erdoğan şöyle devam etti:

‘Bol yağmur alan bir ilimiz’

“Rize’miz daha doğrusu Doğu Karadeniz‘imiz her zaman bu tür felaketlerle karşı karşıya. Çünkü bol yağmur alan bir ilimiz. Bunda da biliyorsunuz saatte 202 metreküp yağmur aldı. Tabii çay bitkisi aynı zamanda gübreleme tekniği sebebiyle de aldığı o yağmurla gübrenin yani azotun özellikle balçığa dönüştüğü bir bitki.  Bu balçığa dönüşmesi de ne yapıyor? Dikey bir kök olmadığı için bakıyorsunuz onlar hep birlikte aşağı doğru iniyor. Ağaçlama çay arasında yok.

Eskiden dikey köklü ağaçlarımız vardı şimdi o ağaçlar kalamadı çünkü o ağaçlar söküldü ve yerine çaylıklar yapıldı. Şu an itibariyle bütün bu çaylıkların kendi dayılarımın evlerinin altındaki yerler de dahil olmak üzere onlar da kaydılar. Ciddi manada onlarda da zararlar söz konusu. Temennimiz cana bir şey gelmemesi. Ama şu an itibariyle altı tane kaybımız var. ölenlerimizin yakınlarına sabırlar diliyorum. Takip ediyoruz, ne gerekiyorsa bütün imkanlarımızla yerine getireceğiz.”

‘Kuzey Kıbrıs’ta müjde vereceğim’

Pazartesi günü KKTC’ye gideceğini de açıklayan Erdoğan, “Geniş bir heyetle gideceğiz.  Birinci gün KKTC parlamentosunda milletvekillerine bir hitabımız olacak. Bunun yanında yine KKTC’de gerek müjdesini orada parlamentoda vermek istiyorum. Güzel bir adımımız var. Ön çalışmalarını bitirdik. Salı günü de yine Kuzey Kıbrıs’ta malum her yıl yaptığımız törenlerimiz var. Törenlerimizi de geniş bir heyetle gerçekleştirip Salı akşamı tekrar yurda döneceğiz.”

Halk Ekmek’e yüzde 25 zam oranında zam geldi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Halk Ekmek‘e yüzde 25 zam yaptı. Yarından itibaren geçerli olacak yeni fiyatlara göre, normal ekmek 1 TL’den değil; 1,25 TL’den satılacak.

İBB Halk Ekmek A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Vekili Özgen Nama ise artan un ve enerji maliyetleri karşısında zammın kaçınılmaz olduğunu söyledi.

‘Fiyatlarda düzenleme yapmak zorunda kaldık’

Özgen Nama, kurdaki artışlar, kuraklık, ağır vergiler sebebiyle fiyatlarda zam yaptıklarını şöyle anlattı:

Bu yıl kuraklıktan dolayı buğday rekoltesinde ciddi bir düşüş var. Kurdaki artışlarla birlikte ithalat maliyeti de yükselecek. Elektrik ve doğalgazdaki artışlar, işçilik maliyetleri ve ağır vergi yükleri zorlayınca fiyatlarda düzenleme yapmak zorunda kaldık.”

‘Un fiyatlarının 190-200 TL’ye çıkması bekleniyor’

İstanbul Ticaret Odası (İTO) 12 No’lu Ekmek Un ve Unlu Mamuller Meslek Komitesi Başkanı Hasan Demir ise ağustosta toplanacak İTO Meclisi‘nde 230 gram ekmeğin fiyatının 2,5 TL’den satılmasını isteyeceklerini söyledi.

Demir, talepleriyle ilgili şu açıklamayı yaptı:

Piyasada eylül, ekim aylarına kadar un fiyatlarının 190-200 TL’ye çıkması bekleniyor. Biz de ağustos ayındaki İTO Meclisi toplanana kadar un fiyatlarının oturmasını bekleyip, ona göre bir ekmek zammı talebinde bulunacağız. Tahminimiz 1-.15 TL artmasını isteyeceğiz.”

Denizlerdeki kirliliğe dikkat çekmek isteyen sporcu, İtalya’dan Malta’ya yüzüp rekor kırdı

Maltalı olimpiyat sporcusu Neil Agius, geçen hafta İtalya‘dan Malta‘ya hiçbir destek almadan tek seferde yüzerek “uzun mesafe serbest stil” kategorisindeki yeni dünya rekorunun sahibi oldu.

Euronews‘den Kerem Çongar‘ın haberine göre, 52 saat boyunca yüzen sporcu Agius, İtalya’nın Linosa Limanı’ndan Malta’ya 125 kilometre mesafe kat etti. Rekor denemesi tüm dünyada canlı olarak yayınlanırken sporcuya uzun mesafelerde yüzücülere verilen koruma kafesi, gıda takviyesi, dinlenme teknesi gibi hiçbir dış destek sağlanmadı.

Neil Agius’un 125.75 kilometrelik maratonuna ilişkin veriler Maraton Yüzme Federasyonu‘na gönderildi. Bir önceki rekor Avustralyalı yüzücü Chloe McCardel‘e aitti.

Neil Agius rekor denemesi sonrası yaptığı açıklamada denizlere karışan plastik ve diğer maddelerin büyük bir çevre felaketine yol açtığını belirterek, bu konuya dikkat çekmek istediğini belirtti.

‘Gece bana çarpan plastik çantayı deniz yaratığı sandım’

Aguis daha önceki bir rekor denemesinde gece karanlıkta yüzerken büyük bir plastik alışveriş çantasına çarptığını ve panik yaparak vücuduna temas eden bu nesneyi kendisine saldıran bir deniz yaratığı olduğunu sandığını kaydetti. 

Gece karanlıkta yüzerken bu olay sebebiyle ölümden döndüğünü ifade eden rekortmen yüzücü şöyle konuştu:

“Son rekor denememde birkaç defa deniz anaları tarafından ısırıldım. Ayrıca 4-5 saat yüzdükten sonra ayağıma büyük bir kramp girdi. Neredeyse bırakma noktasına geldim. Geceleri de çok üşüdüm. Ancak güneş açtıktan sonra moralim yerime geldi ve yüzecek enerjiyi içimde hissettim. Her yarım saatte bir rapor tutan ve beni destekleyen ekibime teşekkür ediyorum. Hayatımı Akdeniz’e adadım. denizlerimizin temizlenmesi için bir şeyler yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Avrupa Komisyonu, dünya genelindeki okyanus ve denizlerde toplamda 150 milyon tondan daha fazla plastik olduğunu ve her sene 4.6 ile 12.7 milyon arası plastiğin de sulara karıştığını açıklamıştı.

 

 

AKP, torba kanun teklifinde değişiklik yaptı: OHAL eleştirileri yapılan 2 madde değiştirildi

AKP‘nin OHAL düzenlemelerini uzatan, ekonomik düzenlemeleri içeren torba kanun teklifindeki iki maddede değişiklik yapıldığı duyuruldu.

Kanun teklifiyle ilgili açıklama yapan AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, gözaltı sürelerinin ve kamu ihracının üç yıl uzatılma önerisini bir yıla indirdiklerini belirtti.

‘OHAL zorunlu olarak gündeme geldi’

Açıklamasında, “Biz OHAL isteyen bir ekip değiliz, biz ülkemizi büyütmek isteyen bir ekibiz” ifadelerini kullanan Turan, şunları söyledi:

25 maddelik bir teklifimiz var, görüşmelerine bugün başlıyoruz. Köy korucularının maaşlarının düzenlenmesinden, depremde zarar gören vatandaşlarımıza bir takım imkanların verilmesine kadar. Birçok konuyu burada bulabiliriz.

Bu 25 madde içerisinde ekonomiyi ilgilendiren birçok konu olduğu gibi geçen hafta özellikle muhalefetin yoğun ithamlarına maruz kalan Olağan Üstü Hal diye değerlendirilen üç tane de maddemiz vardı biliyorsunuz. OHAL, Ak Parti açısından değerlendirildiğinde hep zorunlu olarak gündeme gelmiş, özel düzenleme, anayasal bir hak. Biz 2002 yılında iktidara geldiğimizde bölgesel olan OHAL’ı kaldıran bir partiyiz.

Aynı şekilde darbe girişiminden sonra FETÖ ile mücadele kapsamında yine Meclisimizin büyük çoğunluğunun destek verdiği OHAL ilanından sonra ilk fırsatta 2018 yılında bu kanunu yani OHAL’i kaldırmış bir partisiyiz. Biz terörle mücadele dahil tüm mücadelemizi ülkemizi büyütmeyi, demokrasimizi genişletmeyi kanunlar çerçevesinde uluslararası alandaki kriterler çerçevesinde yapmayı prensip edinen bir partiyiz.”

Teklifin Meclis Komisyonu’nda kabul edilen ilk halinde ise terörle mücadele kapsamında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerinin geri alınması gibi bazı tedbirlere ilişkin düzenlemelerin süresinin 31 Temmuz’dan itibaren üç yıl uzatılabilmesi istenmişti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu dört ay aranın ardından yeniden milletvekili

Bir haberi sosyal medyada paylaşması nedeniyle “terör propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davada 2.5 yıl hapis cezasına çarptırılan ve dokunulmazlığı kaldırılarak milletvekilliği düşürülen HDP‘li Ömer Faruk Gergerlioğlu yeniden Meclis’e döndü. İade kararı bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu‘nda okundu.

HDP’li vekil, okunan kararla Meclis’teki görevine döndü.

Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvurusu sonucunda, Gergerlioğlu’nun “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiğine karar vermişti.

Gergerlioğlu, vekilliğinin düşürülmesinden sonra önce Meclis’te başlattığı nöbet sırasında, 2 Nisan’da ise evinden gözaltına alınmış; rahatsızlanıp kaldırıldığı hastanede de anjiyo ameliyatı olduktan sonra 3 Nisan’da cezaevine götürülmüştü.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, AYM’nin hak ihlali kararı sonrasında tahliye edildi.

‘Halkın verdiği hakkı, haksızlıkla kimse alamaz’

HDP’li milletvekili, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda TBMM Genel Kurul’nde vekilliğimin iadesi okunuyor. Allah’a hamd olsun” ifadelerini kullandı.

Gergerlioğlu, bir önceki paylaşımında da yargı kararının Meclis’te bugün okunacağını haber vermiş, “Halkın verdiği hakkı haksızlıkla kimse alamaz, galip gelen halkın iradesidir” demişti.

 

AB’den LGBTİ haklarını ihlal eden Macaristan ve Polonya’ya yasal işlem

Avrupa Birliği Komisyonu, AB ilkelerini ve sözleşmelerini ihlal ettikleri gerekçesiyle Macaristan ve Polonya hakkında yasal işlem başlattı.

İki ülke LGBTİ + haklarının ihlal edildiği yeni yasalar nedeniyle temel insan haklarını ve eşitlik ilkesini göz ardı etmekle ve AB temel ilkelerini uygulamamakla suçlanıyor.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen “Avrupa, toplumun bir parçasının, kişilerin sevdiği biri yüzünden, yaşı yüzünden, siyasi görüşü yüzünden ya da dini inancı nedeniyle damgalanmasına aslı izin vermeyecektir” açıklamasını yaptı.

Polonya ve Macaristan ise kendi ulusal yasalarının kendi ülkelerinde uygulanmasına karışılmasını “ulusal egemenlik” haklarının ihlali olarak görüyor.

İki ülke hakkında AB mevzuat ve ilkelerini ihlal suçlamasıyla başlatılan işlemin ardından yasalara göre Polonya ve Macaristan’ın suçlamalara yanıt vermek için iki ay süreleri var. Eğer iki ülke ikna edici yanıt veremezse Komisyon bu iki ülkeyi Avrupa Adalet Divanı‘na sevk edecek ve ekonomik yaptırımlar uygulanabilecek. 

Macaristan’da eşcinselliği gündeme getirenlere cezai yaptırım

Macaristan’da geçen ay kabul edilen yeni yasada,  çocukların sağlıklı ve güven içinde yetiştirilmesi gerekçesiyle pedofil suçlara verilecek cezaların ağırlaştırılırken, aynı taslak içinde eşcinsellerin toplum içindeki haklarını kısıtlayan maddeler de yasalaştırılmıştı.

Yeni yasaya göre, eşcinselliğin kamuya açık bir şekilde ele alınması bile suç kapsamına giriyor. Televizyon programlarında, film ve içeriklerde eşcinselliğin gündeme getirilmesi cezai yaptırım öngörüyor. Ayrıca LGBT bireyleri destekleyen kurum ve kuruluşların reklam ve eğitim faaliyetleri de yasaklandı. 

Avrupa Komisyonu Macaristan’ı ele aldığı Perşembe günkü kararında, söz konusu yeni yasanın Avrupa Birliği’nde yürürlükte olan temel hakları altı maddede ihlal ettiğini saptıyor.

Geçen ayki AB Zirvesi‘nde, partisi Fidezs’in LGBTİ+ karşıtı yasa tasarısını Meclis’ten geçiren Macaristan Başbakanı Victor Orban’a çok sert tepki verilmiş; Hollanda Başbakanı Rutter, mevkidaşına Birlik’ten ayrılmasını önermişti.

Polonya’da ‘yasaklı bölgeler’

Polonya’da ise geçtiğimiz aylarda değişik kentlerde “LGBT+ eğilimlilerin giremeyecekleri bölgeler” ilan edildi. Muhafazakâr ve aşırı sağ siyasetlerin güçlü olduğu bölgelerde gündeme getirilen bu uygulama Avrupa Komisyonu tarafından şiddetle eleştirilmiş ve Polonya hükümeti bu keyfi uygulamalar karşısında önlemler almaya davet edilmişti.

Ancak Polonya hükümeti bu konuda hiçbir adım atmadı. Jaroslaw Kaczynski‘nin lideri olduğu iktidardaki merkez sağ Hukuk ve Adalet Partisi (PIS) bu girişimleri yerel ve haklı girişimler olarak tanımladı.

Bu ülkeye yönelik bir diğer ihlal kararı ise geçen yıl yürürlüğe giren yeni adalet yasası ile ilgili. Bu yeni yasaya göre Polonya’da hâkimlerin bazı hukuksal alanlarda Avrupa mahkemelerine başvurmaları yasaklanıyor; hakimler üzerinde iktidarın getirdiği kısıtlamaların uygulanabilmesi için bir denetim komisyonu kurulması öngörülüyor.

Polonya Anayasa Mahkemesi önceki gün hükümetin tavrını destekleyen bir karar aldı ve “Ulusal Yargının” bazı alanlarda “Avrupa Birliği ilkelerinin” önüne geçebileceğini, çünkü bu konunun ulusal egemenlik konusu olduğunu kaydetti. 

Gözlemciler, Polonya Anayasa Mahkemesi’nin kararını Polonya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılması, yani “Polexit” sürecinin miladı olarak değerlendiriyor. 

Yeryüzü Ekoloji Kolektifi kuruldu: Yaşam sürecek, sermaye yok olacak

Ekoloji Kolektifi, eko-sosyalist bir hareket olarak yola çıkma iddiasında olan Yeryüzü Ekoloji Kolektifi, kurulduklarını duyurdu.

Kuruluşlarıyla ilgili yaptıkları açıklamalarında, “On yıllardır süregelen ekoloji mücadelesi içerisinde ortaya çıkan tüm hareketler ve ortak mücadele alanlarıyla dayanışmaya, mücadeleyi birlikte büyütmeye geliyoruz. Sermaye ilişkilerinin yeryüzündeki canlı yaşamı yok etmeye başlayan hareketine karşı, doğayı ve yaşamı savunacağız! Yaşam sürecek, sermaye yok olacak!” ifadelerini kullandılar.

‘Canlı yaşamın sürmesi tehlike altında’

Kolektif, açıklamasında canlı yaşamının sürmesinin tehlike altında olduğuna vurgu yaparken, canlı yaşamını riske sokacak bazı dönüşümlerin yaşandığını da hatırlattı:

Ekolojik dengelerdeki bozulma o hale geldi ki, başta insan olmak üzere, canlı yaşamın sürmesi tehlike altında. Canlı yaşam için vazgeçilmez olan ekolojik dengeler bozuluyor. Canlı yaşamın içinde gerçekleştiği biyosfer, kendisini var eden ekolojik dengelerin bozulması sonucunda, canlı yaşamı riske sokacak bazı dönüşümlere uğruyor.”

Ayrıca, fabrika bacalarından, termik santrallerden ve ulaşım araçlarından salınan gazların atmosferi kaplayarak akciğerle ilgili her türlü ölümcül hastalığı hızlandırdığına değinilirken, aynı gazların küresel ısınmayı tetiklediğine de işaret edildi.

‘Toprak ölüyor!’

Açıklamada, toprağın öldüğüne de dikkat çekildi ve şu ifadeler kullanıldı:

Toprağı nadasa bırakmama sonucu oluşan tuzlanma, küresel ısınmanın sonucunda oluşan seller ve kuraklıklar, aküferlerin kuruması sonucunda sulanamama, GDO’lu tohumlamanın yarattığı kısırlaşma, sürekli azalan doğal bitki ve hayvan türlerinin besleyici desteğinden yoksun kalıp fakirleşme, artan oranda kullanılan bitki ve böcek zehirlerinin yarattığı tahribat, ormansızlaşma, erozyon, çölleşme, normal ve zehirli atıkların bazılarının toprağa boşaltılması ya da gömülmesinin yarattığı tahribat yeryüzündeki toprağı verimsizleştiriyor. Doğadaki canlı yaşamın zemini ve insani toplumsal yaşamın temel gereksinimi olan gıdanın en önemli kaynaklarından birisi olan toprak ölüyor!”

Eşinin yüzünü kesip 20 kez bıçaklayan erkeğe ‘haksiz tahrik’ ve ‘şiddetli elem’ indirimi

“Bu da benden sana iz kalsın” diyerek kadının yüzünü kesen, sonra da 20 yerinden bıçaklayan  Mehmet Katar olay yerinden kaçmış, ağır yaralanan Süheyla Katar uzun süre tedavi görmüştü.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı polis tarafından Pendik’te yakalanan Mehmet Katar’a tasarlayarak, canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürmeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açtı. Mehmet Katar savunmasında eşinin kendisini aldattığını iddia etti.

Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava geçtiğimiz hafta karara bağlandı. Mehmet Katar son savunmasında, “Mağdurenin telefonunda Ramid ile birlikte olduğuna dair bir sürü resim vardır. Pişmanım ve tahliyemi istiyorum” dedi.

Haksız tahrik indirimi

Hürriyet‘in aktardığına göre, mahkeme heyeti sanık Mehmet Katar’ı önce ‘nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Suçun teşebbüs aşamasında kalması ve sanığın bu suçu mağdureden gelen haksız tahrik niteliğindeki eylemleri nedeniyle duyduğu hiddet ve şiddetli elemin etkisiyle işlediğinin anlaşıldığını belirten mahkeme heyeti, sanık Mehmet Katar’ın 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetti.