Ana Sayfa Blog Sayfa 1551

Güney Kore, Japonya’nın radyoaktif atık suyu denize boşaltma kararını mahkemeye taşımaya hazırlanıyor

Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, Japonya’nın Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali‘ndeki radyoaktif maddeler içeren bir milyon tondan fazla atık suyu okyanusa boşaltma kararını uluslararası mahkemeye taşıma hazırlığına girdiklerini açıkladı.

Devlet Başkanı sözcüsü Kang Min-seok ise yaptığı açıklamada Moon’un söz konusu olayla ilgili uluslararası mahkemeye dilekçe vermenin esaslarının araştırılması için yetkililere talimat verdiğini söyledi.

1,25 milyon ton atık su

Nükleer santralde devasa miktardaki radyoaktif su 2011 yılında meydana gelen deprem ve tsunaminin neden olduğu tam erimeler neticesinde üç reaktörde soğutma işlemine devam edildiği için biriktiriliyor.

Santralin işletmecisi TEPCO şirketi, 2022 yazına kadar santralde atık suların depolandığı tankların tamamen dolacağını açıklamıştı. Santralde günde 170 ton atık su oluşuyor.

NY Times’ın aktardığına göre şu anda tesis sahasında 1.000’den fazla tankta depolanan yaklaşık 1.25 milyon ton atık su bulunuyor. Bu suyun tümünün boşaltılmasının ise on yıllar alması bekleniyor.

UAEA: Memnuniyetle karşılıyoruz

Suyun denize boşaltılmasına karar verdiklerini açıklayan Japonya Devlet Başkanı Suga Yoşihide, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ve diğer üçüncü taraf kuruluşların, planın şeffaflıkla yürütüldüğünün gözlemlenmesi için sürece dahil olacağını belirtmişti.

UAEA ise Japonya’nın duyurusunu memnuniyetle karşıladığını ve teknik destek sunacağını söyledi.

Demircan: Eko-kırım kararı

Fukuşima Nükleer Santrali’nde tam erimeye uğramış olan reaktörlerin soğutulmasının söz konusu olduğunu dile getiren nukleersiz.org  Koordinatörü Pınar Demircan da Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada tirityum izotopunun dışında  “suyun içinde yarılanma ömrü 28 yıl olan stronsiyum ile yarılanma ömrü 30 yıl olan sezyum gibi daha başka radyoaktif izotopların da bulunduğunu” söylemişti.

Japonya’nın kararını “eko-kırım” olarak niteleyen Demircan, “Bu durum ise söz konusu radyoaktif izotopların bizi üç yüzyıl boyunca kanser ve türevi hastalıklara maruz bırakma riskiyle karşı karşıya getirmiş bulunuyor” ifadelerini kullanmıştı.

86 ülkeden 62 bin 400 kişi itiraz etmişti

Japonya hükümetinin verdiği kararı bölge sakinleri, balıkçılık sektöründen isimler ve çevre dernekleri de atık suyun okyanusa karışmasıyla oluşabilecek kirliliğe dikkat çekerek kınadı.

Daha öncesinde ise 86 ülkeden toplam 62 bin 400 kişi böyle bir kararın alınmaması için düzenlenen kampanyaya imza atmıştı.

 

 

Rapor: İklim kriziyle mücadele için en zenginlerin yaşam tarzlarını değiştirmesi gerekli

Birleşik Krallık merkezli Cambridge Sürdürülebilirlik Komisyonu tarafından hazırlanan bir rapora göre, iklim kriziyle mücadele edilebilmesi için dünyanın en zenginlerinin yaşam tarzlarını köklü biçimde değiştirmeleri gerekiyor.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine dayandırılarak hazırlanan raporda, dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin, en yoksul yüzde 50’nin iki katı karbon salımına neden olduğu kaydedildi.

‘Kirletici elit’ler

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, raporda “kirletici elit” olarak tanımlanan en zengin yüzde 5’lik kesimin, 1990-2015 yıllarında karbon emisyonu artışının yüzde 37’sinden sorumlu olduğu açıklandı.

Raporu yazan komisyon, SUV tipi (Spor Amaçlı Taşıt) araç kullananlara ve çok sık uçakla seyahat edenlere davranışlarını değiştirmeleri için çağrıda bulunuyor.

Hükümete çağrı

Bireylerin çevreyle ilgili davranışlarını inceleyen 31 araştırmacı tarafından hazırlanan raporda, “Paris İklim Anlaşması hedefleri, özellikle de toplumun en zengin kesiminin yaşam tarzı ve davranışları üzerinde köklü değişiklikler olmadan başarılamaz” denildi.

Raporu hazırlayan komisyon, Birleşik Krallık hükümetine de iklim kriziyle mücadele konusunda atılması gerekli bazı adımlar hakkında tavsiyelerde bulundu.

Hükümetin, özel bir tüketim vergisi olan yolcu taşımacılığı vergisinin iptal edilmesi kararından geri dönmesi istendi. Söz konusu vergi, 1994 yılından beri uygulanan ve ilerleyen dönemlerde iklim kriziyle mücadele amacına yönelik bir uygulama olarak kabul ediliyor.

Hükümete yakın geçmişte geri çekilen “Yeşil Konut” hibelerinin yeniden düzenlenmesi için de çağrıda bulunuldu. Yeşil konut hibeleri, düşük karbon salımının hedefi doğrultusunda evlerde yapılacak düzenlemeler için ev sahiplerine destek vermeyi planlıyordu.

‘Aşırı tüketimi kısmamız gerekli’

Zengin kesimlerin yaşam tarzını vurgulamasına ilişkin eleştiriler, karbon salınımını azaltmanın en iyi yolunun teknolojik gelişmelerle olacağını savunsa da, raporun baş yazarı Sussex Üniversitesi‘nde görevli Prof. Peter Newell, daha güçlü bir eyleme ihtiyaç duyulduğunu ifade etti:

Teknolojik iyileştirmelerden ve daha verimli ürünlerden yanayız. Ama daha güçlü bir eyleme ihtiyaç duyduğumuz da açık. Çünkü karbon salımını gittikçe artıyor. Aşırı tüketimi kısmamız gerekiyor ve bunun en doğru başlangıç noktası, kirletici elitin aşırı tüketimi.”

‘İsterlerse en iyi yalıtıma sahip olabilirler’

Prof. Peter Newell, en zenginlerin karbon salımında en büyük etkiye sahip olduğunun altını çizdi ve şu açıklamalarda bulundu:

Bu insanlar en sık uçuş yapan, en büyük arabaları kullanan ve en büyük evlerde oturan kişiler. Evlerini rahatlıkla ısıttıkları için izolasyonun iyi olup olmadığıyla pek ilgilenmiyorlar. Ancak isterlerse en iyi yalıtıma ya da güneş panellerine sahip olabilirler.”

‘Az uçmaları, az araba kullanmaları gerekiyor’

Prof. Newell, çok zenginlerin çevreye verdikleri zararı ağaç dikmeyle kapatmaya çalıştıkları, ancak bunun ne kadar yararlı olduğunun tartışmaya açık olduğunu ifade etti:

Uçak kullanımı çok fazla olan zenginler, çevreye verdikleri zararı ağaç dikme projeleri ve benzeri faaliyetlerle telafi etmeyi düşünebiliyor. Ancak bu projelerin ne kadar yararlı olduğu oldukça tartışmalı.

Zenginlerin basitçe az uçması, az araba kullanması gerekiyor. Elektrikli bir SUV araca sahip olsalar bile bu, enerji sisteminde gedik açıyor.”

‘Yeşil teknolojileri özendirmek daha etkili’

Muhafazakar milletvekili ve uzmanlardan oluşan Muhafazakar Çevre Ağı‘ndan Sam Hall, raporda zenginlerin gerekli adımları atmasına yönelik ifadeler yerine, yeşil teknolojileri özendirmenin daha etkili olduğunu ileri sürdü:

Karbon salımını azaltmanın adil biçimde olmasını vurgulamak doğru.

Politikalar, çeşitli teşvik ve düzenlemeler yoluyla çevreci ekonomiye geçişi kolaylaştırabilir. Ancak ağır cezalar ve yaşam tarzı kısıtlamaları yerine yeşil teknolojileri özendirmek, kamuoyu desteğini almak bakımından daha elverişli ve etkili görünüyor.”

128 milyar dolar nerede?

Berat Albayrak’ın kasım ayında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden “affını isteyerek” istifa etmesiyle başlayan döviz rezervleriyle ilgili tartışmada AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’den açıklama geldi.

Muhalefet partileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası‘nın (TCMB) döviz rezervlerinden 128 milyar doların satıldığını ve bu miktarın nereye gittiğinin bilinmediğini öne sürüyor.

Hatta Reuters tarafından yapılan bir haberde eski Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal‘ın da 128 milyar doların kullanımı konusunda inceleme başlattığı için görevinden alındığı iddia edilmişti.

Canikli: Cehalet ürünü

Canikli ise yaptığı açıklamada “Merkez Bankasının doları ucuza veya pahalıya sattığına ilişkin değerlendirmeler, en hafif ifade ile cehalet ürünüdür” tepkisini gösterdi. Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

128 milyar dolar nereye gitti? Dolar ucuz fiyattan mı satıldı? Birilerine peşkeş mi çekildi?’. Detaylandıralım, Merkez Bankasının doğrudan veya dolaylı olarak ticari bankalar üzerinden piyasaya verdiği dolarlar piyasada oluşan fiyattan satılır.Merkez Bankası, doların fiyatını belirlemez. Fiyat piyasada oluşur. Merkez Bankası piyasada oluşan fiyattan dolar satar. Bu nedenle, Merkez Bankasının doları ucuza veya pahalıya sattığına ilişkin değerlendirmeler en hafif ifade ile cehalet ürünüdür.

Dolar kimlere satıldı?

“128 milyar doların nereye gittiğini olabildiğince basite indirgeyerek anlatmaya çalışalım” diyen Canikli 2019 ve 2020’de doların kimlere satıldığını şu ifadelerle açıkladı:

Cari açığın finansmanı için Merkez Bankası 30 milyar dolar döviz satmış. (2019’da cari denge + 6,8 milyar dolar, 2020’de cari açık -36,8 milyar dolardır.) Yani 30 milyar doları ithalatçılar satın almış. 2019 ve 2020’de toplam 36 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirildi. 75 milyar doları Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişiler tarafından satın alınmış. Yani 75 milyar dolarlık Türk Lirası cinsinden hesaplarını dolara çevirmişler. Bu 75 milyar dolar, Türkiye’deki bankalarda hesaplarda durmaktadır.”

CHP afişleri toplatıldı

CHP ise aylardır “128 milyar nerede?” isimli bir kampanya yürütüyor. CHP öncülüğünde İstanbul Büyükçekmece, Bursa Mudanya, Kırşehir ve Ardahan gibi bazı kent ve ilçelerde bulunan reklam panolarına ‘128 milyar dolar nerede?’ yazılı afişler asıldı.

CHP logosuyla basılan afişlerin savcılıklar tarafından vinçle toplatıldı. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan açıklamada, Beylikdüzü ilçesinde bir siyasi parti ismi ve logosuyla ilan ve reklam panolarına asılan afişlerin içeriğinin, TCK’nin 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu oluşturduğu iddiasıyla soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Babacan: Ciddi kural ihlali var

128 milyar doların akıbetini ve AKP’den gelen açıklamaları yeterli bulmayanlar CHP ile sınırlı değil. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili yaptığı açıklamada “130 milyar dolarlık rezerve kaybı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde olmayan bir şey. 2018 seçimlerden sonra taraflı cumhurbaşkanı ve akraba bakan beraberce bu ülkenin merkez bankasının tam 130 milyar dolarlık rezervini tükettiler. Bunla ilgili hiçbir açıklama yok. Tamamen karanlıkta yapılan döviz satış operasyonları var”ifadelerini kullandı.

Babacan, bu rezervlerin serbest kur rejimine aykırı bir şekilde eritildiğini ve “ciddi bir kural ihlali” yapıldığını öne sürdü.

 

NASA’nın yarışmasını Van Gölü kazandı [Foto Galeri]

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı‘nın (NASA) 20 yılı aşkın sürede Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan astronotların çektiği dünya fotoğraflarından oluşan yarışmayı Van Gölü‘nün uzaydan çekilen görseli kazandı.

Astronot Kate Rubins‘in 12 Eylül 2016’da çektiği Van Gölü fotoğrafıyla ilgili ayrıca gölün dünyanın en büyük sodalı gölü olduğu bilgisine de yer verildi.

Şehrin tanıtım elçisi seçildi

Van Valiliği tarafından yapılan açıklamada birinci seçilen fotoğrafın, güzelliği ve gizemiyle önemli bir değer olan Van Gölü’nün tanıtımına büyük katkı sunduğu vurgulandı.

Yapılan açıklamada Kate Rubins‘in, şehrin tanıtım elçisi olarak kabul edildiği belirtildi ve Rubins kentte ağırlamak için davet edildi.

Fotoğraf: Don Petit

Hükümetten oy çağrısı yapılmıştı

32 fotoğrafın yer aldığı yarışmada 930 binden fazla oy kullanılmıştı. Rubins’in fotoğrafı astronot Don Pettit tarafından 2012’de çekilen ve Amerika kıtası üzerinde hareket halindeki yıldızların göründüğü fotoğraf ile finale kalmıştı.

Aralarında Cumhurbaşkanı eşi Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun da bulunduğu birçok kişi sosyal medya hesaplarından yaptığı çağrılarda fotoğrafa oy verilmesini istemişti. Oylama sırasında ise NASA’nın sitesi çöktü. Elemeye kalan fotoğraflar şu şekildeydi:

MEB de yeni tedbir kararlarını duyurdu: Bazı sınıflar için uzaktan eğitim kararı alındı

Milli Eğitim Bakanlığı, (MEB) 8. ve 12. sınıflarla birlikte okul öncesi eğitim kurumları dışındaki tüm kademelerde 15 Nisan’dan itibaren uzaktan eğitime geçileceğini açıkladı.

MEB’in sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Ülkemiz genelinde uygulanan Kovid-19 tedbirleri kapsamında Bilim Kurulunun tavsiyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda yapılan değerlendirmeler sonucunda yüz yüze eğitimden uzaktan eğitime geçiş konusunda bazı yeni kararlar alınmıştır” ifadeleri kullanıldı.

İlkokullar uzaktan eğitime geçiyor

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınan yeni kararlar şu şekilde açıklandı:

  • İlkokullarda tüm sınıf düzeylerinde tam zamanlı uzaktan eğitime geçilecektir.
  • Ortaokulların tüm sınıf düzeylerinde (8. sınıflar hariç) tam zamanlı uzaktan eğitime geçilecektir.
  • Liselerin tüm sınıf düzeylerinde (12. sınıflar hariç) tam zamanlı uzaktan eğitime geçilecektir.
  • 8 ve 12. sınıflar yüz yüze eğitime devam edebileceklerdir.
  • 8 ve 12. sınıflar ile mezunlara yönelik düzenlenen destekleme ve yetiştirme kursları ile takviye kurslarına, cumartesi ve pazar günleri de dahil, devam edilecektir.
  • Okul öncesi eğitim kurumları yüz yüze eğitime mevcut şekilde devam edeceklerdir.
  • Okullarımızın gerekli hazırlıkları yapabilmesi için yeni kararlar, 15 Nisan 2021 Perşembe gününden itibaren uygulanmaya başlanacaktır.

İran’dan yeni nükleer hamle: Uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60’a yükseltecek

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, uranyumu çarşamba gününden itibaren yüzde 60 zenginleştirecekleri konusunda Uluslararası Atom Enerjisi’ni bilgilendirdiğini açıkladı.

İran Devlet Televizyonu Press TV’nin haberine göre aynı zamanda nükleer müzakereci olan Arakçi, geçtiğimiz pazar günü İsrail’in sabotajına uğradığı iddia edilen Natanz Nükleer Tesisi’nde 1.000 yeni santrifüj zincirinin devreye sokulacağını belirtti.

Fotoğraf: AA

Tahran yönetimi daha önce de cumartesi günü Natanz’da 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmaya aykırı biçimde uranyum zenginleştirmeye başladığını açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani‘nin talimatıyla önceki santrifüjlere kıyasla 10 kat daha fazla uranyum üretecek 164 adet IR6 santrifüj zincirinin devreye sokulduğu belirtilmişti.

İran: Bu bir terör saldırısı

Ancak bu açıklamanın ardından Natanz Nükleer Tesisi’nde şaibeli bir olay yaşandı. Tesisin elektrik dağıtım hattında 11 Nisan Pazar günü bir kesinti yaşandı. İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kamalvandi 11 Nisan Pazar günü yaşanan kesintiyi bir “kaza” olarak niteledi, kazanın can kaybına veya kontaminasyona yol açmadığını söyledi.

Ancak daha sonra açıklama yapan İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, yaşanan olayın bir kaza değil “terör saldırısı” olduğunu söyledi.İsrail’i sorumlu tutan yönetim intikamının alınacağını belirtti.

Netanyahu Tahran’ı hedef gösterdi

İsrail basını da kesintinin İsrail’in siber saldırısı olduğunu ileri sürdü ancak yetkililerden saldırının sorumluluğunu üstlenen bir açıklama gelmedi.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, olayın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada “Ben asla İran’ın bu silahlarla İsrail’de soykırım yapma hedefini gerçekleştirmesine izin vermeyeceğim” sözleriyle Tahran’ı hedef gösterdi.

İlk kez yaşanmıyor

Natanz Nükleer Tesisi’nde daha önce de Temmuz 2020’de yangın çıkmıştı. nukleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan da Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada bu patlamaların tesadüf olmayacağına işaret etmişti.

Nükleer tesislerin gerek diğer ülkeler gerekse ülke içerisindeki gruplar tarafından tehdit amaçlı kullanılabileceğini belirten Demircan, “Bu şekilde  güç sahibi olmakla özdeşleştirilen nükleer tesis sahipliğinin esas olarak güçsüzlüğün ve aczin göstergesi olduğu iyi görülmelidir” yorumunu yapmıştı.

Nitekim, İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade‘nin öldürülmesinden bir gün sonra, 28 Kasım’da yapılan açıklamada, bunun İsrail tarafından gerçekleştirilen sabotaj olduğu açıklanmıştı.

Yeni elektrikli scooter yönetmeliği: Çoklu biniş, akrobatik hareket, yaya yolunda sürmek yasak

Elektrikli scooter’ların kullanımına ilişkin düzenlemeler getiren yönetmelik Resmi Gazete’de yayınlandı.

Yapılan açıklamada söz konusu yönetmeliğin “e-skuter kullanımının yaygınlaştırılması ile paylaşımlı e-skuterlerin diğer ulaşım türleri ile entegre, sürdürülebilir bir ulaşım sistemi içerisinde gelişimini sağlamak” amacıyla yayınlandığı belirtildi.

Yaya yolunda sürülmesi yasak

Yönergede e-scooter sürücülerinin uyması gereken yasaklar şu şekilde sıralandı:

  • Ayrı bisiklet yolu veya bisiklet şeridi varsa taşıt yolunda sürülmesi,
  • Otoyol, şehirler arası karayolları ve azami hız sınırı 50 km/s üzerinde olan karayollarında sürülmesi,
  • İkiden fazlasının taşıt yolunun bir şeridinde yan yana sürülmesi,
  • Yaya yollarında sürülmesi,
  • Başka bir araca bağlanarak, asılıp tutunarak sürülmesi,
  • İzin alınarak yapılan gösteriler dışında, akrobatik hareketler yapılarak sürülmesi,
  • Manevra için işaret verme halleri dışında tek elle sürülmesi,

  • Kamu nizamını bozacak, özel mülkiyeti ihlal edecek ve yayalar, engelliler veya hareket kısıtlılığı olan kişilerin güvenli ve bağımsız hareketlerini, araç ve yaya trafiğini engelleyecek şekilde park edilmesi,
  • Diğer araçlar izlenirken, geçilirken, manevra yapılırken; karayolunu kullananların hareketini zorlaştırıcı, tehlike doğurucu davranışlarda bulunulması,
  • Sürücü dışında başka kişilerin taşınması,
  • Sırtta taşınabilen kişisel eşya harici yük ve yolcu taşınması, yasaktır.

Far zorunluluğu

Yönetmelikte scooterların ekipmanlarına ilişkin düzenlemeler de yer aldı. Buna göre scooterın gece diğer araç sürücüleri ve yayalar tarafından rahat bir şekilde fark edilmelerini sağlamak amacıyla önde beyaz ışık verecek ve en az 20 metre önü aydınlatabilecek şekilde bir adet far, arkada, kırmızı renkte ışık veren bir lamba ve kırmızı reflektör ile 30 metreden duyulabilecek ses çıkarabilen zil, korna veya benzeri ses aleti ile teçhiz edilmiş olması zorunlu hale geldi.

İzin verecek kurumlar

Yönetmelikte, paylaşımlı e-skuter izni verecek merciler ise şöyle belirtildi:

a) Büyükşehir belediyesi kurulu bulunan illerde UKOME’den,
b) Büyükşehir belediyesi bulunmayan illerde il trafik komisyonundan,
c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen mercilerin görevli ve yetkili olmadığı ve özel kanunlar ile belirlenmiş alanlarda, kendilerine yetki verilmiş ilgili kurum ve işletmelerden izin almaları ve 24’üncü maddenin ikinci fıkrasındaki harcı ödemeleri zorunludur

İki haftalık ‘kısmi kapanma’: Hafta içi sokağa çıkma yasağı 19.00’da başlayacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni tip koronavirüs salgınında artan vaka ve ölüm sayılarının ardından iki hafta süreyle “kısmi kapanma” kararı alındığını duyurdu.

Buna göre hafta içi uygulanan sokağa çıkma yasağı akşam saat 19.00’dan sabah 05.00’a kadar geçerli olacak. Karar 14 Nisan Çarşamba (yarın) gününden itibaren uygulanacak.

Sokağa çıkma saatlerinde ise zorunlu haller dışında şehirler arası seyahatlere izin verilmeyecek. 65 yaş üstü ve 18 yaş altının şehir içi toplu taşıma araçlarını kullanma sınırlaması yeniden getirilecek.

Vaka azalmazsa daha sert yasaklar kapıda

Kabine toplantısının ardından açıklama yapan Erdoğan, bu yasakların iki hafta boyunca uygulanacağını eğer vaka sayılarında azalma görülmezse bir sonraki aşamada yasakların artırılacağını belirtti.

AA’nın aktardığına göre kısmi kapanma kararı doğrultusunda yapılacak diğer kısıtlamalar ise şu şekilde:

  • Kamuda saat 16.00’da bitecek şekilde dönüşümlü ve esnek mesai yaygınlaştırılacak, hamileler ve kronik hastalığı olanlar ile, 10 yaş altı çocuğu bulunan kadın personel idari izinli sayılacak.
  • 8. ve 12. sınıflar ile okul öncesi eğitim kurumları dışındaki tüm kademeler uzaktan eğitimle faaliyetlerini sürdürecek.
  • Kafe, kıraathane, lokal, çay bahçesi, spor salonu vb. mekanlar faaliyetlerine bayram sonrasına kadar ara verecek.
  • Lokanta vb. işletmeler sadece belirlenen saatlerde paket servis ve gel-al şeklinde çalışmalarını yürütecek.
  • Nişan, kına, nikah, genel kurul vb. bütün toplantılar ile kapalı alanlarda yapılan etkinliklerin tamamı bayram sonrasına kadar ertelendi.
  • Konaklama tesisleri ile evlerde toplu iftar ve benzeri organizasyonlar gerçekleştirilemeyecek.
  • Oteller, sadece kendi müşterileriyle sınırlandırılmış şekilde hizmet verebilecek, sahte rezervasyon ve benzeri hilelere göz yumulmayacak.

 

Koronavirüs nedeniyle Avrupa’da 1 milyonu aşkın insan hayatını kaybetti

Avrupa‘da koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 1 milyonu geçti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilisi Maria Van Kerkhove, salgında kritik bir noktada bulunulduğunu ifade etti.

Katlanarak büyüyen bir salgın

Fransa merkezli AFP Haber Ajansı tarafından yapılan hesaplamalara göre, Avrupa’nın 52 ülkesindeki toplam can kaybı 12 Nisan itibariyle 1 milyon kişiyi aştı.

Cenevre’de gazetecilere açıklamalarda bulunun Maria Van Kerkhove, katlanarak büyüyen bir durumla karşı karşıya kalındığını dile getirdi:

Kontrolün sağlanmasına yönelik önlemleri ortaya koymuş olmamıza rağmen, pandeminin 16’ncı ayında bu noktada olmamız hiç arzu ettiğimiz bir durum değil.”

Dünya genelinde koronavirüs salgını nedeniyle şu ana kadar 2,9 milyondan fazla kişi hayatını kaybederken, toplam vaka sayısının yaklaşık 136 milyon olduğu açıklandı.

Dünyada ilk: Yeni Zelanda finans firmaları için iklim değişikliği kanunu çıkarıyor

Yeni Zelanda dünyada bir ilke imza atarak bankaların, sigortacıların ve yatırım yöneticilerinin iklim değişikliğinin işleri üzerindeki etkisini rapor etmelerini zorunlu tutan yeni bir yasa hazırlığında.

Yasa kabul edilirse, toplam varlıkları 703 milyon dolardan fazla olan tüm bankalar, yönetimi altındaki toplam varlıkları 703 milyon dolardan fazla olan sigortacılar ile borsaya kayıtlı hisse senedi ve borç ihraççıları açıklama yapmak zorunda kalacak.

‘Başka türlü 2050 hedefine ulaşamayız’

Yeşiller Partisi lideri ve İklim Değişikliği Bakanı James Shaw, yaptığı açıklamada “Finans sektörü yatırımlarının iklim üzerindeki etkisini bilmedikçe, 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşamayız” dedi.

Shaw, “Bu yasa, iklim risklerini ve dayanıklılığı finans ve ticari karar alma mekanizmalarının merkezine yerleştirecek” ifadelerini kullandı.

Yaklaşık 200 şirket etkilenecek

Tasarı parlamentoya sunuldu ve ilk okumasının bu hafta yapılması bekleniyor. Geçtiği taktirde ise varlıkları belirtilen sınır değeri aşan Yeni Zelanda’daki yaklaşık 200 büyük şirket ile birkaç ülke dışı şirket yasadan etkilenecek ve açıklamalarını 2023 yılında yapmaları gerekecek.

Yeni Zelanda hükümeti geçtiğimiz eylül ayında finans sektörüne iklim riskleri raporu hazırlatacağını ve bunu yapamayanların nedenlerini açıklamaları gerekeceğini söylemişti.

Yeşillerle işbirliği anlaşması

Yeni Zelanda’da 17 Ekim’deki seçimle birlikte tek başına iktidara gelen İşçi Partisi,  geçmiş dönemdeki koalisyon ortağı Yeşiller Partisi ile işbirliği anlaşması imzalamıştı.

Anlaşmayla Yeşillerin eş liderleri James Shaw ve Marama Davidson kabine dışından aday gösterilerek sırasıyla iklim değişikliği ve aile içi şiddet bakanlıklarına getirilmişti.

Göreve geldikten sonra hükümet iklim krizi konusundaki çabalarını artıracakları sözünü vererek iklim acil duruma ilan etmişti. Ayrıca ülkenin 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşma taahhüdü bulunuyor.