Ana Sayfa Blog Sayfa 1041

Son on yılda yaşanan orman yangınlarının yüzde altısı sabotaj nedenli, peki yangınlara hazır mıyız?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de yaşanan orman yangınlarının durumunu bir soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın  aktardığına göre; Tanrıkulu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle verdiği önergede bakanın göreve başladığı 2018’den bu yana, toplamda ne kadar hektar ormanın yandığını, ormanları söndürmek için ne kadar bütçe harcandığını, sabotaj sonucu çıkan orman yangınlarının ne kadar arttığını sordu.

CHP’li Tanrıkulu, bir başka önergesinde ise, “Doğu ve Güneydoğu bölgemizde orman yangınları ne kadar arttı? Doğu ve Güneydoğu bölgemizde orman yangınlarının çıkmasının nedeni nedir?” sorularına yanıt talep etti.

Son on yılda çıkan yangınların yüzde altısı sabotaj/kasıtlı yangın olarak kaydedildi

Pakdemirli’nin verdiği yanıta göre 2018 ile 2021 arasındaki dört yılda Türkiye’de 393 sabotaj/kasıtlı yangın yaşandı. Yıllara göre bakıldığında, 2018’de 92, 2019’da 124, 2020’de 72 ve 2021’de ise 105 yangın ‘sabotaj/kasıtlı yangın’ olarak kayıtlara geçti. Tarım Bakanı Pakdemirli yanıtında, son on yıllık verilere göre sabotaj sonucu çıkan orman yangını oranının tüm yangınların yüzde altısını oluşturduğunu belirtti.

‘Yangında zarar gören alanların imara açılması söz konusu değil’

Orman yangınından zarar gören bir orman alanının imara açılmasının “söz konusu olmadığını” savunan Bakan Pakdemirli, “İmara açılan orman arazisi bulunmamaktadır” dedi.

‘Erozyonla taşınan toprak miktarının 2023’te 130 milyon tona indirilmesi hedefleniyor’

Pakdemirli erozyonla mücadele kapsamında, Temmuz 2018’den 2021 sonuna kadar toplam 161 bin 93 hektar alanda toprak muhafaza çalışması yapıldığını, 1970’li yıllarda akarsular tarafından erozyonla taşınan toprak miktarının yılda 500 milyon ton iken, yapılan iyileştirme çalışmaları sonucunda 2018 itibariyle erozyonla taşınan toprak miktarının yılda 154 milyon tona düştüğünü belirtti. Bakan, bu oranın 2023 için 130 milyon tona indirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

‘Doğu ve Güneydoğu’da sürekli bir artma eğilimi görülmüyor’

CHP’li Tanrıkulu’nun Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşanan orman yangınlarına ilişkin sorularını yanıtlayan Pakdemirli, 2016 ile 2021 arasında Doğu Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Bölgesi’nde çıkan orman yangınlarında, Türkiye veya dünyadan bağımsız sürekli bir artma eğiliminin görülmediğini belirtti.

Antalya/Manavgat- Fotoğraf: Adem Akalan- DHA

Son beş yılda Doğu ve Güneydoğu’da iki bine yakın orman yangını
Bakan Pakdemirli küresel ısınma ve kuraklık ile birlikte son yıllarda tüm dünyada orman yangınlarında bir artış görüldüğünü bildirdi. Pakdemirli şu ifadeleri kullandı:

“Doğu Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi çıkan orman yangınların çıkma nedenleri, ülkemizin diğer bölgelerinde meydana gelen yangınlardan farklı değildir. Ülkemizde meydana gelen orman yangınlarının sebepleri; ihmal ve dikkatsizlik, kaza, kasıt ve doğal nedenlerdir.”

‘Dışarda kar yağarken de orman yangınlarını konuşmalıyız’

ANKA Haber Ajansı’ndan Dilan Kutlu’nın  aktardığına göre; Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik bahar aylarına yaklaşmadan yangınlara karşı önlemlerin alınması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Akkemik yangın hazırlıklarında Türkiye’nin ne durumda olduğunu sordu:

“Yangınları sadece yazın konuşuyoruz. Dışarda kar yağarken de bir yandan da orman yangınlarını konuşmamız gerekiyor. Bu yangın hazırlıklarının yazdan önce bitmesi gerekiyor. Acaba bu çalışmalar kapsamında ne durumdayız? Bunun toplumla paylaşılması önem taşımaktadır.”

‘Bahar ayları gelmeden yangınlara karşı önlemler alınmalı’

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi‘nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, yazın çıkan orman yangınlarında 15 gün içerisinde 135 bin hektar orman alanı; 26 bin hektar tarım alanı; yaklaşık 12 milyon metreküp kadar da orman ağacının zarar gördüğünü bildirdi.
Akkemik ise Nisan ayı itibariyle yeni bir yangın sezonuna girileceğini o nedenle şimdiden yetkililerin uyarılması ve önlemlerin ne durumda olduğunun toplumla paylaşılması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Akkemik, şunları söyledi:

“Biz yangınları sadece yazın konuşuyoruz. Bu yangın hazırlıklarının yazdan önce bitmesi, yaz geldiği zaman yangına hazırlıklı olmamız gerekiyor. Dışarda kar yağarken de bir yandan da orman yangınlarını konuşmamız gerekiyor.”

Prof. Dr. Ünal Akkemik, Türkiye’nin bir Akdeniz ülkesi olduğunu hatırlatarak “Akdeniz Havzası’nda yangınlar her zaman yaşanıyor ve yaşanacak. Önümüzdeki dönemlerde de benzer yangınların olma ihtimali son derece yüksek o nedenle nisan ayı itibariyle bizim aslında, uçak, helikopter, tüm hava araçlarıyla yersel yangın söndürme araçlarının, arazözlerinin, işçilerin tümüyle alınmış olması gerekiyor. Nisan ayı itibariyle tüm çalışmaların bitmiş, yangınlara hazır hale gelmiş olması gerekiyor.” dedi.

Marmarisliler: Tarım Bakanlığı yangınların ardından ekokıyım yapıyor

Marmaris‘te geçen yaz çıkan büyük orman yangınlarının ardından yapılan çalışmaların ekokıyım olduğunu belirten çevre aktivistleri,  işlemlerin  durdurulmasını istedi.

Marmaris Kent Konseyi ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Marmaris Meclisi, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yangın sorası yürüttüğü çalışmalarla ilgili tespitlerini de içeren bir dilekçeyi Tarım ve Orman Bakanlığı‘na gönderdi.

İçmeler‘de Orman İşletme Müdürlüğü’nün fidan dikim alanı önünde bir araya gelen grubu temsilen konuşan Cem Selik, “29 Temmuz 2021’de başlayan yangında 13.650 hektar orman varlığımızı ve sayısı hesaplanamayacak kadar çok canımızı kaybettik. Derin üzüntü içerisindeyiz. Bununla birlikte gelecek kuşaklara borcumuz olduğu bilinciyle yangın sonrası yürütülen çalışmaları yakından takip etmekteyiz. Yaptığımız çalışmalar, gözlemler ve analizler sonucunda sürecin ağaç tarlaları yaratmak üzerine ilerlediği endişesini duymaktayız” dedi. 

Orman yanmaz, insan yok eder

Yangından sonra yürütülen çalışmaların doğanın kendini tedavi edip fauna ve florayı canlandırarak yaşamı yeniden inşa etmesini geciktirici hatta ket vurucu etkiye sahip olduğunu belirten Selik, şöyle konuştu:

“29 Temmuz’dan 9 Ağustos’a kadar 11 gün boyunca yandık. Yetkililer için sürpriz değildi zira meteoroloji orman yangınlarının ana nedeni olan hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerine çıkacağı, nem oranın ise düşeceği konusunda uyarmıştı. Ancak herkesin bildiği SIRla, hatalar dizisi içinde 11 gün boyunca kavrulduk! Alevler dindiğinde ise kömürleşmiş bir ağaç mezarlığıyla baş başa kaldık. Küllerinden doğan yeşille umuda tutunduk. Bilim insanları imdadımıza koştu, bölgemizde hakim orman türü olan kızıl çamın yangını sevdiğini, bu yolla kendini gençleştirdiğini söyledi.

Görmesek de hala toprakta yaşayan, yeniden görünür olmak için zamana ihtiyaç duyan ÖLMEZ ORMANlarımız olduğunu öğrendik.

Marmaris’te felaket hala devam ediyor, sadece alevleri görmüyoruz. Orman Genel Müdürlüğü’nün 183 yıl önce ormanlarımızı korumak, yaşatmak amacıyla kurulduğunu hatırlatmak isteriz. Orman Bakanlığı’nca oluşturulan politikalar sonucu yürütülen yangın sonrası çalışmanın ÖLMEZ ORMAN varlığını dikkate almadığını üzüntü ve kaygı içerisinde takip etmekteyiz. Çalışmalar ekoloji temelli görüşün uzağında yer almaktadır.”

Selik, kendini var etmek için çırpınan doğanın önüne, insan engeli çıkmamasının yeterli olduğunu ancak bunun rant elde etmek amacıyla yapılmadığını belirtti:

“Biz yanan alanlara baktıkça YEŞERECEK GELECEK görüyoruz, Orman Bakanlığı ise nakite dönüştürülecek kereste! Kökünden sökülen ağaçlar, toprağa serilmeyen dallar, ağır iş makineleri ile hançerlenen topraktır bizim gerçeğimiz. Korunmasız kalan, ilk yağmurlar denize karışarak kaybettiğimiz topraktır gerçeğimiz. Kayıp yalnızca orman değil sele kapılıp gelen toprakla, habitatı alt üst olmuş denizdir aynı zamanda. Orman Bakanlığı’nın yangın sonrası faaliyetlerini, bir işletmeci mantığı ile karlılık-maliyet denklemi üzerinden yürütmesini hem Marmaris yaşayanları hem de doğa hakkını savunmayı ilke edinmiş yurttaşlar olarak kabul etmiyoruz.

Geçen yaz, neredeyse tüm ülkeye yayılan dev orman yangınlarında sekiz kişi ve sayısız hayvan yaşamını yitirmiş; yaklaşık 90 bin hektar ormanlık alan kül olmuştu.

Sekiz ülkeden kiralanan yangın söndürme uçakları dev yangınları söndürmeye yetmemiş; bakanlığı  Türk Hava Kurumu’nun hangarda yatan  uçaklarını kullanmaması ise bütün yaz eleştiri konusu olmuştu.

İçmeler Kızılkum mevkiinde, Sinpaş Gayrimenkul Yatırım tarafından, yangınların başladığı alandaki orman alanına yapılacak otel ve 1.500 konut için ise ağustos ayında “ÇED gerekli değil” kararı verilmişti. İnşaat, dava konusu olduğu için şimdilik durduruldu.

 

Muhtardan köpekler için para karşılığı toplatma ilanı

Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Kümbet Köyü Muhtarı Erol Çakmak tarafından Facebook hesabı üzerinden yapılan ‘100 liraya köpekleri toplama çağrısı’ büyük tepki topladı. Erol Çakmak yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

Paylaşımına çok sayıda tepki gelen Çakmak, paylaşımını kaldırdı. Vatandaşlar Muhtar Erol Çakmak hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve söz konusu çağrının hukuki olmadığı yönünde uyarılarda bulundu. Gelen yorumların ardından Erol Çakmak, şu paylaşımı yaptı:

‘Çocuklar zarar görmesin diye yaptım’

Yeşil Gazete’ye konuşan Muhtar Erol Çakmak, “Mahallelilerden yoğun şikayet geliyordu. Ben de bu konunun üzerine çocuklar zarar görmesin diye böyle bir paylaşım yaptım. Tabi hayvanlar da zarar görmesin. Onlara iyi şartlarda bakılsın. Ben de zaten hayvanları severim, hayvanlarla ilgili bir iki aya faaliyete geçecek bir kuş ve kedi yuvası projem de vardı. Tabi ben bu işin bilirkişisi değilim. Mutlaka bir çaresi vardır, onun üzerine yoğunlaşılsın istiyorum. Hayvanlar için de hayırlı olur. Aç susuz gezeceklerine güzel şartlara kavuşurlar dedi.

‘Tüm ülkedeki bütün hayvanlar kayıt altına alınırsa ve karınları doyurulursa saldırı vakaları olmayacak

Muhtarın davranışını Yeşil Gazete’ye değerlendiren İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi eski başkanı Avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu çağrının hukuka aykırı olduğunu belirtti:

“Her şeyden önce ne yapılması gerektiğini atlıyoruz; her ilçede bir bakımevinin olması gerek. 14 Temmuz 2021’de yürürlüğe giren yasa uyarınca; büyükşehir belediyeleri 2022’nin sonuna kadar, 25-75 bin nüfuslu diğer ilçeler de 2024’ün sonuna kadar bakımevleri kurulacak. Bakımevlerini kurduktan sonra sokaklardaki bütün hayvanlar kayıt altına alınacak, kısırlaştırılacak. Zaten tüm ülkede seferberlik halinde bütün hayvanlar kısırlaştırılırsa, kayıt altına alınırsa, besleme noktaları kurularak karınları doyurulursa saldırı vakaları olmayacak. Sayıları kontrol altına alınmış olacak.”

’18 yıldır neredeler?’

Evdeki hayvanların da bu yılın sonuna kadar kayıt altına alınacağını belirten Kalafatoğlu, yapılması gerekenleri şöyle anlattı:

“Tüm hayvanların kayıt altına alınması demek tamamıyla her şeyin daha kontrol altında olacağı demek. Yıllardır yapılmayan bir sistem bir günde çözülmez; sihirli bir değnek yok. Belediyeler görevlerini düzgün yerine getirselerdi 2004’te yürürlüğe girmişti bu yasa. 18 yıldır neredeler zaten? Bir fatura kesilmesine gerek yok sadece herkes üzerine düşen görevi yerine getirecek. Satın almak değil sahiplendirmelerin teşviki yapılacak.”

‘Kontrolsüz ve denetimsiz üretim en büyük problem’

Türkiye’de konuyla ilgili en büyük problemin kontrolsüz ve denetimsiz üretim olduğunu belirten Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, “Kaçak üretim var. Yasaklı ırklar bile internetten 500 liraya satılıyor. Bunların hepsi devam ederken neden fatura sokaktaki hayvana kesiliyor? Bu ne hakkaniyete, ne hukuka, ne vicdana sığar! Yönetim anlamında çok büyük sıkıntı var. Çünkü sokak hayvanlarıyla ilgili tüm sorumluluk belediyelere verildi. Görevlerini ihmal etme durumları için hiçbir idari yaptırım veya ceza getirilmedi” dedi.

‘Canı isteyen hayvanı karga tulumba toplayıp bir yere götüremez’

Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı Başkanı (HAYKURDER) Erman Paçalı ise Muhtar Erol Çakmak’ın yaptığı çağrının tamamen illegal olduğunu belirterek “Hayvanları Koruma Kanunu gayet açık; hayvanlar rehabilitasyon maksadıyla yerel yönetimler tarafından bulundukları ortamdan alınır, kısırlaştırılır ve rehabilitasyonları tamamlandıktan sonra da alındıkları ortama geri bırakılır. Böyle bir çağrı yapılamaz. Eğer bir bölgede sokak hayvanlarının rehabilitasyonuna ihtiyaç varsa o ilçenin belediyesindeki rehabilitasyon merkezi, eğer ilçede yoksa ilin belediyesi bu hizmeti verir. Kafasına göre canı isteyen hayvanı karga tulumba toplayıp bir yere götüremez” diye konuştu.

‘Belediyenin uygun bir tesisi yok’

Aynı ilçeye bağlı Direkli Köyü’nde de kısa zaman önce usulsüz toplamaların yapıldığını belirten HAYKURDER Başkanı Paçalı şunları söyledi:

“Muhtarın yaptığı açıklamada belediye ekiplerine teslim edileceği yazıyor ancak belediyenin buna uygun bir tesisi yok. Bu hayvanların akıbeti ne olacak? Kanunu bilmemek bir mazeret değil. Bunun için yerel yönetimlerden ve bölgedeki gönüllülerden, sivil toplum kuruluşlarından yardım isteyebilirler. Biz de üzerimize düşen neyse yaparız. Yerel yönetimler de üzerine düşen neyse yapar.”

Covid olan Erdoğan hakkında paylaşım yapan Derya Büyükuncu için yakalama kararı

Covid-19 testi pozitif çıkan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan‘a yönelik sosyal medyadaki paylaşımı sonrası Türkiye Yüzme Federasyonu’nca ‘daimi hak mahrumiyeti’ cezası alan eski milli yüzücü Derya Büyükuncu hakkında yakalama kararı çıkartıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca yapılan açıklamada, Sayın Cumhurbaşkanımızın rahatsızlığı ile ilgili suç teşkil eden paylaşımlara yönelik resen başlatılan soruşturma kapsamında, Derya Büyükuncu hakkında yakalama kararı çıkartılmıştır” denildi.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Erdoğan’ın sağlık durumuyla ilgili paylaşımları nedeniyle Büyükuncu hakkında soruşturma başlatıldığını ve Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından Büyükuncu’ya daimi hak mahrumiyeti cezası verildiğini duyurmuştu.

Erdoğan çiftinin Covid-19 testinin pozitif çıkmasının duyurulmasının ardından sosyal medyada #helva etiketi altında paylaşımlar yapılmış; Derya Büyükuncu da bir paylaşımında ‘Koronavirüs olmuş ve dua istiyor. Ediyoruz, ediyoruz, merak etmesin. 20 tencere helvayı yapmaya başladım. Zamanı gelince bütün mahalleye dağıtacağım’ demişti.

Büyükuncu, daha sonraki paylaşımında ise ‘Helva dedik, ne kadar da büyük bir kitle o insan!! için üstüne alındı. Allah kimseyi başkasının önünde eğilecek, kula kulluk edecek, karşısında el pençe divan duracak kadar karaktersiz, korkak yapmasın. Amin!!!’ şeklinde bir paylaşım yapmıştı.

Çok sayıda hesap hakkında soruşturma başlatıldı, dört kişi gözaltında

Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve bağlı il birimleri de sanal devriye yöntemiyle sosyal medya platformlarında Erdoğan ve eşine yönelik paylaşımların tamamını incelemeye aldı.

Bu kapsamda, Erdoğan çiftine yönelik “hakaret içerikli paylaşımlar” yaptığı gerekçesiyle, belirlenen 36 hesaptan 31’inin yöneticisi tespit edildi. Savcılıklar da sekiz kişi hakkında  gözaltı kararı verdi, bu kişilerden dördü gözaltına alındı.

Polis, “Derya Büyükuncu” isimli hesabın sahibinin yurt dışında olduğunu, Samsun‘daki hesabın sahibinin ise yasal olmayan yollardan yurt dışına çıktığını tespit etti.

Gözaltına alınan dört kişinin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Avusturya’da üç günde düşen 100’den fazla çığda dokuz kişi yaşamını yitirdi

Avusturya’nın İsviçre sınırındaki Tyrol bölgesinde üç günde meydana gelen yüzden fazla çığ felaketinde dokuz kişi hayatını kaybetti.

Tyrol yetkilileri Spiss’de düşen çığ sonucunda aynı gruptan beş kişinin öldüğünü, ayrıca 60 ve 61 yaşlarında bir çiftin de çığa yakalanarak yaşamını yitirdiği bildirildi.

Avusturya polis yetkilileri de, İsviçreli kayakçılardan oluşan beş kişilik İsviçreli bir grubun bir rehber eşliğinde pist dışına çıktıkları ve burada çığa yakalandıkları belirtildi. Olayda rehber ve dört kayakçı hayatını kaybederken gruptan bir kişi yaralı olarak kurtuldu.

Aynı bölgeye yakın Schmirn’de ise beş kış sporcusunun çığ altında kaldığı,  olayda  bir kişinin hayatını kaybettiği, dört kişinin ise ağır yaralı olarak çevredeki hastanelere sevk edildikleri bildirildi.

Cumartesi günü de Vorarlberg bölgesinde 43 yaşında tecrübeli bir kayakçı çığ nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Tyrol Bölgesi yetkilileri son üç günde 100’den fazla çığ meydana geldiğini ve 70 kurtarma müdahalesi yapılması gerektiğini duyurdu. Yetkililer böyle bir olayın daha önce görülmediğini vurgularken daha fazla çığ olabileceği uyarısında bulundu.

İklim değişikliğinin etkileri

Dünyanın her yerinde, sıcaklık dalgalanmaları ve daha yoğun yağmur ve kar  fırtınaları dahil olmak üzere aşırı uçlardaki değişikliklerle birlikte, ısınan gezegenimizde çığ modellerinin değiştiğine dair ipuçları bulunuyor.

Hava sıcaklığı, rüzgarlar ve kar yağışına ek olarak, kar katmanlarındaki değişiklikler tarafından belirlenen çığ riski, kar yığınının yüzeyindeki ve zemine yakın alt kısımdaki sıcaklıklar arasındaki büyük kontrast ve  kohezyondan yoksun pürüzsüz kristallerin oluşumuna yol açıyor. Sonuç olarak ısınan bir iklimin kaymaya daha meyilli olan daha istikrarsız bir kar yığınına yol açması da daha mümkün hale geliyor.

Geçen yıl yayınlaman bir  araştırma, ABD Montana’da ağaç halkalarına bakarak 1600’lere kadar giden çığların kaydını yeniden oluşturdu. İsviçre Alpleri’nde 2018’de yapılan benzer bir  araştırmada  da belirli bir yerdeki çığ düşmesi sayısının 1900’den 1950’ye kadarki dönemde dörtten 1950’den 2000’e 17’ye çıktığını gösterdi. Federal Çığ Enstitüsü’nün İsviçre Direktörü Jürg Schweizer de iklim modellerinden açıkça görülen şeyin, küresel ısınmayla birlikte uzun vadede daha az kar olacağını gösterdiğini söyledi.  Aynı zamanda, daha sıcak bir atmosfer daha fazla nem tutabileceğinden, gelen fırtınalar daha yoğun olabilir.

“Daha az kar, daha az çığ anlamına gelmez. Yine de o yoğun büyük fırtınaları yaşayacaksınız” diyen Schweizer, “Önemli şeylerden biri, kar yağışı sırasındaki sıcaklık” diye konuştu.

İsviçre’de kaydedilen en büyük çığ döngülerinden bazıları, sadece son dört yılda gerçekleşti. Bu da ülkenin şimdiye kadarki en sıcak yıllarına denk geldi.

Çoğu çığ, bulutların dik bir karla kaplı yokuşun üzerinden geçtiğinde meydana gelen sıcaklık artışı gibi, yerçekimi veya hafif bir yüzey sarsıntısı altında kolayca başlayabiliyor. Davos‘taki  İsviçre Federal Orman, Kar ve Peyzaj Araştırmaları Enstitüsü’nden araştırmacı Perry Bartelt, doğası gereği karın iklime en duyarlı maddelerden biri olduğunu belirterek, “Sıcaklıkta 1 ila 2 santigrat derece bir artış, bir çığın nasıl akacağının dinamiklerini değiştirecek” diye konuştu. Barteld, çeşitli ve karmaşık etkilerin yakın zamanda kurulan bir  araştırma merkezinde incelendiğini olduğunu açıkladı.  

 

Isparta’daki kesinti sonrası Vali ‘geçici olarak’ görevden alındı, gözler Cengiz Holding’de

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Isparta‘daki elektrik kesintisinin giderildiğini açıkladı. Ancak tartışmalar bitmedi.

Sabah saatlerinde Covid-19 testinin pozitif çıkması üzerine karantinaya giren Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu‘nun geçici olarak görevden alındığı duyuruldu.  İçişleri Bakanlığı’nın koordinasyonun devamlılığı gerekçesiyle vali yardımcılarından Osman Kaymak karantina süresince vekil olarak atandı. İçişleri Bakanlığı açıklamasında “Uygulama rutin bir uygulama olup görevden alma veya atama söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

Isparta yoğun kar yağışı sonucu elektrik şebekesinde meydana gelen arızalar nedeniyle zor günler geçirmiş; kente 3 Şubat’ta 11 saat boyunca aralıksız yağan kar yağışında yüksek gerilim hatlarını taşıyan direklerin devrilmesi ve buzlanma nedeniyle kent genelinde uzun süre elektrik verilememişti. Yalvaç ilçesinde 70 yaşındaki Ramazan Nazlı bir vatandaşın soğuktan donarak öldüğü basına yansımış; ancak Valilik Nazlı’nın soğuktan donarak öldüğünü yazılı bir açıklamayla yalanlamıştı.

Şehirde inceleme yapan bulunan İYİ Parti heyetinin verdiği bilgilere göre Isparta’da kar yağışını takip eden elektrik kesintisi sırasında sekiz ilçe merkezi, 188 köy, 113 bin hane ve ve mesken elektriksiz kaldı. Kentte okullar da beş günlüğüne tatil edildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise dün akşam yaptığı açıklamada kent ve ilçelerin merkezlerinde elektriksiz şebeke kalmadığını açıklamış, ekiplerin kırsal ve köylerdeki çalışmalarının devam ettiğini duyurdu.

Özelleştirme ve denetim eksikliği gündemde

Kentte elektrik kesintileriyle birlikte elektrik şirketlerinin özelleştirilmesi ve bu şirketlerin yeterince denetlenip denetlenmediği de tartışmaya açıldı. Türkiye’de geçen yıllar içinde elektrik üretiminin yüzde 80’i, dağıtım hizmetlerinin tümü de özel şirketlere geçmişti. Isparta’daki elektrik dağıtım hizmeti ise Cengiz Holding‘e ait elektrik dağıtım şirketi AEDAŞ tarafından veriyor.

Elektrik Mühendisleri ve Kimya Mühendisleri odaları da birer açıklama yayımlarak, yaşanan olaydan ders alınarak TEİAŞ özelleştirmesinden re vazgeçilmesi gerektiği kaydedildi. TMMOB EMO açıklamasında  umu “skandal” ifadesiyle tanımlayan EMO’nun açıklamasında, Isparta bölgesinde ağır kış koşullarına uygun enerji nakil hattı tasarımı yapıldığı belirtilerek, nakil hatlarının ne zaman, kimler tarafından, nasıl yapıldığı ve hatların kontrol ve bakımlarının zamanında ve yeterli düzeyde yapılıp yapılmadığının incelenmesi istendi.

Kimya Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Ali Uğurlu da “Geldiğimiz noktada Türkiye ciddi olarak bir enerji krizi ile karşı karşıya. Mevcut yaklaşım ve politikalarla bu sorunların çözülmesi mümkün değildir. Ülkemizin enerji krizinin köklü çözümü; toplumun çıkarlarını gözeten kamusal planlama ve kamu hizmetini esas alan enerjinin azami ölçüde yenilenebilir kaynaklara dayalı etkin ve verimli temini, iletimi ve dağıtımından geçmektedir ” dedi.

Hafta sonu Isparta’da incelemelerde bulunan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dikbayır ise söz konusu şirket için özel denetleme yapılmasını talep etti. Dikbayır, “TBMM Başkanı’nın Sayıştay’dan özel denetleme isteme yetkisi var, onu talep edeceğiz. Buradaki hem belediye hem valilik hakkında hem de özellikle elektrik dağıtım firması hakkında denetleme talep edeceğiz TBMM Başkanlığı’ndan” diye konuştu.

Mağduriyetler tazmin edilecek mi?

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e Isparta’daki elektrik kesintileri ile ilgili olarak “Cengiz Holding’e ait elektrik dağıtım şirketi AEDAŞ’ın Ispartalıların uğradıkları ağır mağduriyeti telafi ve tazmin etmesine yönelik bir girişimde bulunmayı ve sözleşmeden kaynaklanan hukuki yaptırımlar konusunda harekete geçmeyi düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

 

‘Kıyıların yüzde 85’i insan etkisiyle bozuldu’

Queensland Üniversitesi’nden uzmanlar, insanlar tarafından tahrip edilen ve hiç el değmemiş kıyı bölgelerini tespit etmek için bir çalışma yürüttü.

Çalışma kapsamında, insan faktörünün dünya çapındaki kıyı bölgelerine olumsuz etkisi haritalandırıldı. Araştırma küresel ölçekte acil kıyı rehabilitasyonu ve korunması ihtiyacı olduğunu ortaya koydu.

EurekAlert‘in aktardığına göre, bilim insanları, 2013’ten bu yana dünya genelinde yüzde 15 kıyı bölgesinin bozulmadan kaldığını ve bozulmayan en geniş kıyı bölgesinin Kanada’da olduğunu tespit etti.

En çok savanlar ve mercan resifleri zarar görüyor

Üniversiteye bağlı Yeryüzü ve Çevre Okulu’ndan Brooke Williams, deniz otları, savanlar ve mercan resifleri bulunan kıyı bölgelerinin insan baskısına sahip en yüksek alanlar olduğunu kaydetti.

Williams çalışma kapsamında ücretsiz bir veri setinde derlenen bulguların, insanlığın Dünya’nın değerli kıyı ekosistemleri üzerindeki yaygın etkileri hakkında değerli bilgiler sağladığını söyledi. Brooke Williams şu ifadeleri kullandı:

“Bozulmadan kalan kıyı bölgelerini korumak ve bozulmuş olanları eski haline getirmek istiyorsak hızlı ve kararlı şekilde hareket etmemiz gerekiyor”

Kıyı bölgelerinin tahribatı insan sağlığını tehdit ediyor

Hükümetleri, söz konusu bozulmamış kıyı bölgelerini korumaya ve bozulmuş olanları restore etmeye çağıran Williams, “Bu bölgelerin bozulma hızı, yalnızca kıyıdaki türler ve habitatlar için değil, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kıyı bölgelerinde yaşayan sayısız insanın sağlığı ve ekonomik güvenliği için de büyük tehditler oluşturuyor” dedi.

Bilim insanları hükümetleri kıyı bölgelerini korumaya çağırıyor

Kıyı bölgelerinin tahribatının sadece kıyıdaki türler ve habitatlar için değil çok sayıda insan sağlığı için de büyük tehdit oluşturduğu aktarıldı.

Araştırmaya katılan Queensland Üniversitesi’den Dr Amelia Wenger ise “Bu kıyı bölgelerinde biyoçeşitliliği ve ekosistem hizmetlerini korumanın ne kadar önemli olduğunu zaten biliyor olsak da bu bozulmanın ne kadar hızlı ve ne kadar yayıldığını açıkça görebilmek gerçekten ufuk açıcı” ifadelerini kullanarak hükümetleri korumaktan sorumlu oldukları bu alanlarla ilgili uyararak bozulmuş olanları restore etmeye çağırdı. Araştırmanın ayrıntıları, Conservation Biology dergisinde yayımlandı.

Akbelen Ormanları için bilirkişi keşfi ertelendi

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı‘nda açılmak istenen  istenen kömür ocağı için yarın (8 Şubat) yapılacak bilirkişi keşfi, heyetten bir kişinin Covid-19’a yakalanması nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi.

Ocağa karşı direnişini aylardır sürdüren İkizköylüler ise bir açıklama yaparak, şirket yetkilileri hakkında Milas Cumhuriyet Başsavcılığı‘na suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu.

Açıklama şöyle:

Yeniköy-Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş (YK Enerji) Genel Müdürü Serhat Dinç,  Ekim 2021-Aralık 2021 tarihleri arasında birkaç kez benzer ifadelerle yayınladığı basın açıklamalarında, ‘Bugün kömürümüz var, ancak yürütmeyi durdurma kararının devamı arzda sıkıntı yaratacak. 7-8 ay içinde bunun sonuçlarını yaşayabiliriz. İzmir, Muğla ve Aydın başta olmak üzere bu durum tüm Türkiye’yi etkileyebilir’ şeklinde beyanda bulunmuştur.

Muğla 3. İdare Mahkemesi tarafından yürütülen davada, Aralık 2021 tarihinde mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda; ‘İleriki 2-3 yıl sonrasında her iki santralin ihtiyacı olan toplam maksimum 30 bin ton kömürün tamamının İkizköy-Işıkdere açık ocak işletmesinden karşılanacağı belirtilmektedir’ denmektedir.

Böylece, halihazırda işletmedeki saha olan Işıkdere sahasının günlük toplam 30 bin ton kömür ihtiyacını en az 2 yıl boyunca karşılayabilecek rezerv olduğu, bilirkişi incelemesi sonucu resmi olarak ortaya konmuştur. YK Enerji Genel Müdürü, Yeniköy-Kemerköy termik santralleri kapatılırsa Muğla, İzmir ve Aydın’ın elektriksiz kalacağını söyleyerek yalan beyanda bulunmakta, Türkiye elektrik şebekesinin enterkonnekte olduğunu ve üretilen elektriğin bölgesel olarak kullanılmadığını ve ana şebekeye verildiğini gizlemektedir.”

‘Yeniköy ve Kemerköy santrallerine ihtiyaç yok’

Türkiye’de elektrik enerjisi üretimi kurulu gücünün, Aralık 2021 itibariyle 99.819,6 MW’a ulaştığı, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallarının toplam kurulu gücünün ise  1050 MW olduğu kaydedilen açıklamada, YK Enerji’nin bu iki santralinin ülkedeki toplam kurulu gücün sadece yüzde 1’ini oluşturduğuna dikkat çekildi:

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na göre; Türkiye’de halen yüzde 12’nin üzerinde kayıp kaçak oranı vardır. Bu kayıplar önlendiğinde, Yeniköy veya Kemerköy termik santralları gibi 10 santral daha kapatılabilir ve elektrik arzında sorun yaşanmaz. Dolayısıyla bu iki santralın elektrik üretmemesi, diğer bir deyişle sistemden çıkması, YK Enerji Genel Müdürü’nün iddia ettiği gibi ülkenin ya da yine açıklamada ifade edildiği gibi bölgesel olarak İzmir, Aydın, Muğla illerinin elektriksiz kalmasına neden olmaz.”

Madde madde gerçekler

Açıklamada, YK Enerji A.Ş. Genel Müdürü’nün basın açıklamasında ifade edildiği gibi, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin Türkiye ve bölge adına hayati bir önemi olmadığı kaydedildi, 22 bin zeytin ağacı diktiklerini de iddia eden YK Genel Müdürü’nun şunları gizlediği kaydedildi:

  • Milas’ta madencilik faaliyeti biten sahalar için üretilen rehabilitasyon projesi kapsamında hiçbir ağaçlandırma ve yeniden doğaya kazandırma çalışması yapılmamıştır. Şirket tarafından dikildiği iddia edilen 22 bin zeytin ağacı, özelleştirme öncesi TKİ tarafından dikilmiştir (Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu 2012 Yılı Faaliyet Raporu).
  • Şirketin 2017 yılında kamulaştırma yoluyla ele geçirdiği İkizköy Işıkdere mevkiinde 20 bin zeytin ağacı kömür madeni için yok edilmiştir. Kamulaştırma sonrası ne kadarlık bir ormanlık alanda kaç ağacın yok edildiği bilinmemektedir.
  • Şirket, hâlihazırda en az 35 bin zeytin ağacının bulunduğu İkizköy, Çamköy ve Karacahisar mahallelerinde toplam 3 bin dönümlük zeytinlik ve tarım arazisini satın alarak ya da kamulaştırarak maden sahası açmak istemektedir.
  • Şirket, hâlihazırda 780 dönümlük yaşlı ve doğal bir kızılçam ormanı olan Akbelen Ormanı’nı yok ederek maden sahası açmak istemektedir.
  • Yok edilen ağaçların yanı sıra dikkat edilmesi gereken tüm orman ekosisteminin madencilik için ortadan kaldırılacağı gerçeğidir. Geçen hafta yayınlanan bir bilimsel rapora göre; Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri, 1986’dan beri 35 bin 195 kişinin ölümüne yol açtı.
  • 36 yılda bu santrallerin yol açtığı toplam sağlık maliyeti, 768,45 milyar TL. Bu iki santralin yılda kazandığı 200 milyon TL için öldürdüğü, hasta ettiği insanlar nedeniyle devletin sırtındaki sağlık harcaması kamburu, yılda 20 milyar TL’dir. Kömürün bedelini biz yaşamımızla, devletse termiklerin neden olduğu sağlık harcamaları nedeniyle bütçe açığıyla ödüyor.

Ne olmuştu?

Akbelen Ormanı’ın 740 dönümlük bölümündeki ağaçlar, Limak Holding ve İÇTAŞ ortalığıyla kurulan YK Enerji tarafından işletilen Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine linyit sağlayacak maden ocağı açmak için kesilmek isteniyor. Şirketin bunun için gerekli izinleri de almış ve ocak ÇED Yönetmeliği’nden muaf tutulmuştu ancak İkizköylüler, çevre aktivistleri ve hukukçular karara itiraz etti. Kesimleri önlemek için 22 Nisan’da başlatılan nöbetse halen sürüyor.

Geçen yaz, Türkiye‘nin Ege ve Akdeniz sahilleri başta olmak üzere pek çok bölgesinde çıkan yangınlardan etkilenen Muğla‘da, bölge halkı yangınlara müdaha ederken, şirket tarafından yangın bahanesiyle 105 ağaç kesilmiş; İkizköy halkının direnmesi üzerine jandarma sert müdahalede bulunmuştu.

Maden ocağına karşı, KARDOK Derneği‘nin açtığı davalarda Muğla 3’üncü İdare Mahkemesi ve Muğla 1’inci İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Muğla Valiliği de kömür taşıma bandının yapımını durdurdu.  Bölgede ilk yapılan keşifte hakimin avukatlara hakaret etmesi nedeniyle avukatlar Arif Ali Cangı,  İsmail Hakkı Atal ve Şiar Rişvanoğlu reddi hakim başvurusunda bulunmuştu.

 

Bakan Kurum: İklim dostu belediye projelerine 2022’de 37 milyar lira aktaracağız

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma Vizyonu” kapsamında, bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların katılımıyla “Yeşil Kalkınma Yolunda Türkiye” temasıyla Antalya Belek‘te düzenlenen istişare toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. 

Kurum, İller Bankası eliyle belediyelerin “iklim dostu” projelerine 2022 yılında 37 milyar TL kaynak aktaracaklarını söyledi.

İklim değişikliğinin tehdit ettiği dünyanın geleceğini kurtarmak için yeşil kalkınma devriminin tek çıkar yol olduğunu söyleyen Kurum,  11 maddeden oluşan Yeşil Kalkınma Yolunda Türkiye Sonuç Bildirgesi’nin ilk maddesini şöyle açıkladı:

“İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sera gazı azaltım, uyum faaliyetleri, yasal düzenleme ve afet önleme çalışmalarımıza öncelik vereceğiz. Son yıllarda yaşadığımız afetler, ülkemizde yaşanan sel, fırtına, taşkın ve yangınlar derinden etkileyen bir afet süreci yaşattı. canlarımızı kaybettik, şehirlerimiz zarar gördü. İklim değişikliğiyle mücadelemize hizmet edecek, ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu çalışmalardan biri olan İklim Kanunu’na altlık oluşturacak çalışmalarımızı inşallah 6 ay içerisinde tamamlayacağız. Bu çerçevede aslında 2053 vizyonu ile birlikte İklim Kanunu’yla tüm sektörleri ilgilendiren çalışmaları yapacağız.”

81 ilde iklim uyarı sistemleri

2030 Ulusal Katkı Beyanını da bu yıl bitmeden güncelleyeceklerini belirten Kurum, “İklim kriziyle etkin mücadele için geliştireceğimiz Türkiye Ulusal İklim Portalı’yla 81 ilimizin tamamında, tüm doğal alanlar ve şehir merkezlerinde iklim uyarı sistemleri kuracağız. Bu sistemle olası afet alanlarına yakın yerlerde yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlayacağız.”

Bakan, ikinci madde kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında şehirlere yeşil finansman imkanlarını artıracaklarını kaydetti:

“İller Bankası Genel Müdürlüğümüz eliyle ‘iklim dostu’ projelere 2022 yılı içerisinde 37 milyar lira kaynak aktaracağız. Emlak Katılım Bankamızla vereceğimiz güçlü bir maddi destekle de çevre dostu konut ve araçların yaygınlaşmasını sağlamak için gerek yerel yönetimlerimizi gerekse vatandaşlarımızı teşvik edeceğiz. Belediyelerimize çevreyi kirletmeyen, egzoz gazı üretmeyen, vatandaşımızın sağlığına zarar vermeyen elektrikli ve hibrit motorlu araçları hibe edeceğiz, yine bu noktada belediyelerimize, yerel yönetimlerimize finansman desteği vereceğiz.”

‘Kirletenden alıp temiz üretime teşvik vereceğiz’

Hava Emisyon Yönetim Portalı kapsamında 8 bin sanayi tesisinin 20 bin bacasının kayıt altına alınıp, izlendiğini söyleyen Kurum, “Bu sistemle kirletenden elde edilen gelirleri, kuracağımız Emisyon Ticaret Sisteminin de altlığı olacaktır. Elde edilen gelirleri temiz üretim teknolojilerini kullanan sanayi tesislerine teşvik olarak vereceğiz” dedi.

Tarımda ve enerjide yeşil kalkınma adına yapılacak yatırımları da açıklayan Çevre ve İklim Bakanı,  “Tarımda ve enerjide yeşil kalkınma adına yeşil alan üreten, sürdürülebilir tarım yapan vatandaşlarımız ve temiz enerji yatırımı planlayan yatırımcılarımız için 50 milyon metrekare hazine taşınmazıyla sektörlerimizi destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kurum, Yenilenebilir Enerji Yatırım Portalı’nı da bu yıl içerisinde tamamlayacaklarını duyurdu.

Depozito Yönetim Sistemi

Sonuç bildirgesinin üçüncü maddesini, “Dönüşümü ve tasarrufu esas alan tüm sektörlerimizde yeniden kullanımı hakim kılacak döngüsel ekonomi modeline geçeceğiz” şeklinde açıklayan Kurum, Döngüsel Ekonomi Ulusal Eylem Planı’nı 2021’de çalıştıklarını ve bu yıl içerisinde çalışmayı paylaşacaklarını söyledi; “Sıfır Atık Hareketi’ne destek vermeye devam edeceklerini belirtti.

Kurum, tekstilden plastiğe, inşaattan imalat sanayisine kadar onlarca farklı sektörde analizleri tamamlayacaklarını, döngüsel ekonomi eylemlerini titizlikle gerçekleştireceklerini kaydetti.

Yeniden kullanılabilen ambalajlar için geliştirilen Depozito Yönetim Sistemi’ni 81 il ve 972 ilçede yaygınlaştıracaklarına dikkati çeken Kurum, atık su arıtma tesislerini, gelir getiren ekonomik bir kaynağa dönüştürecek adımlar atacaklarını da vurguladı: 

Atık su arıtma tesislerimizi, bir yeşil teknoloji ürünü olan biyorafineri tesislerine dönüştüreceğiz. Böylece işletme maliyetlerimizi büyük oranda düşürecek, atık suyun yeniden kullanımını da artırmış olacağız. Bunlarla da yetinmeyip, atık sudan hidrolik enerji, arıtma çamurundan biyogaz elde edeceğiz ve vatandaşımızın hizmetine vereceğiz.” 

12 sektörde Çevre Etiketi Sistemi

Kurum, sonuç bildirgesinin dördüncü maddesini ise şöyle açıkladı:

“Çevre etiketi sistemini yaygınlaştıracak, çevre dostu ürün ve hizmet sektörlerinde rekabet gücümüzü artıracağız. Bu çerçevede geliştireceğimiz teknolojilerle birlikte dünyada söz sahibi bir ülke olma yolunda çalışmalarımızı yapacağız. Şu anda seramik, tekstil, temizlik kağıdı, bulaşık deterjanı, turistik konaklama tesisleri, kozmetik ve cam gibi yedi ürün ve hizmet kolunda yürüttüğümüz Çevre Etiketi Sistemi’ni, 2023 yılında 12 sektöre çıkaracak ve çevre dostu sanayilerimizin rekabet gücünü artıracağız.”

Yeşil Gazete, Editör pozisyonunda çalışacak yeni ekip arkadaşı arıyor

Yeşil Gazete olarak tam zamanlı “Editör ” pozisyonunda çalışmak üzere iklim haberciliği ve ekoloji konularında yetkin veya kendini geliştirmek isteyen yeni ekip arkadaşı arıyoruz.

Aramıza katılacak kişinin hayatının her alanında şiddetsizliği ilke edinen ve insan, hayvan ve doğa hakları konusunda duyarlı olmasını önemsiyoruz.

Son başvuru 15 Şubat

Özgeçmişinizi ve neden başvurmak istediğiniz ile ilgili 300 kelimeyi geçmeyen bir metni, daha önce yaptığınız bir (veya birkaç) haber örneğini ve özgeçmişinizi [email protected] adresine gönderin.

Mail başlığı olarak “Yeşil Gazete Editör Başvurusu” yazmayı unutmayın. Son başvuru tarihi ise 15 Şubat 2022.

İş tanımı

  • Rutin olarak gündem takibi yapmak
  • Röportajlar, araştırma dosyaları ve incelemeler ile özgün haberler üretmek
  • Gerektiği durumlarda il dışına seyahat ederek sahadan haber takibi yapmak
  • Yabancı haber sitelerini günlük olarak takip etmek ve önemli araştırma, makale ve haberleri Türkçeye kazandırmak
  • SEO ile uyumlu içerikler üretmek
  • Haftalık toplantılar ile Yeşil Gazete’nin daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşması ve haberlerin niteliğinin artırılması yönünde fikir sunmak.

Aranan nitelikler

  • Gazetecilik alanında en az üç yıl tecrübe sahibi olmak,
  • Dil bilgisi ve yazım kurallarına hakim olmak ve Türkçeyi iyi ve etkin kullanabilmek,
  • Haber diline hakim olmak, araştırmayı sevmek ve gündemi aktif olarak takip etmek,
  • Çeviri yapabilecek, konuşacak ve röportajlar yapacak düzeyde iyi İngilizce bilgisine sahip olmak,
  • WordPress tabanlı web sitelerinin kullanımında deneyim sahibi olmak,
  • Görsel içerik oluşturmak için Photoshop ve ilgili programlara hakimiyet
  • İstanbul’da ikamet etmek,
  • Ekip çalışması ve ortak iş yürütme becerisine sahip olmak,
  • Kendini geliştirmeye ve eğitim programlarına katılmaya açık olmak,
  • Haber takibi yapmak için yılın belirli dönemlerinde il dışına seyahat etme yönünde herhangi bir kısıtlamaya sahip olmamak,
  • Ofis ortamında çalışma ve gerekli durumlarda evden çalışma disiplinine sahip olmak,
  • İklim ve ekoloji konularında bilgi veya merak sahibi olmak ve kendini bu alanlarda geliştirmek istemek.