HaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Ormanlar nereye gidiyor -2

Geçen hafta FAO’nun son verileri ışığında dünya ormanlarının genel durumunu ve coğrafi bölgelere göre dağılım ve değişimini gözden geçirmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim.

Doğal ormanlar-ağaçlandırma ormanları

Toplam orman alanının %93’ü doğal yöntemlerle gençleştirilen ormanlardan oluşmaktadır. Ne var ki bu tür ormanlar 1990-2020 döneminde, hızı düşüyor olsa da azalmaktadır. Buna karşılık toplam orman alanının %7’sini oluşturan ağaçlandırma ormanları ile ağaçlandırılmış ormanlar[1] artmaktadır. Bu durum, geçen yazıda da belirttiğim gibi ekolojik işlevleri yüksek doğal ormanların azalmasını ekolojik işlevleri düşük ağaçlandırma ormanları ile dengelemeye çalışmak anlamına gelmektedir.

Korunan orman alanları

Dünya genelinde 726 milyon ha orman değişik statülerdeki korunan alanların sınırları içerisinde kalmaktadır. Bu miktar toplam orman alanının %18’ine karşılık geliyor. Hemen belirtmek gerekir ki, korunan alanların koruyuculuk işlevi korunan alan statüsüne göre ve ülkeden ülkeye değişmekte. Örneğin, ülkemizde sayıları son yıllarda hızla artan tabiat parklarının koruyuculuk işlevi olmadığı gibi, bu alanların diğer orman alanlarına kıyasla daha fazla zarar görmelerine yol açan geniş çaplı kullanımlara fırsat tanındığını akıldan çıkarmamak gerekiyor.

Korunan orman alanlarının miktarı 1990-2020 döneminde 191 milyon ha artmış durumda. Orman alanlarının oransal olarak en çok koruma altında olduğu kıta %31 ile Güney Amerika. En düşük olduğu kıta ise insan uygarlığının, endüstri devriminin ve ekonomik büyüme anlayışının merkezi olan Avrupa. Avrupa’da toplam orman alanının yalnızca %6’sı koruma altında, zira ormanlar Avrupa’da o kadar çok tahrip edilmiş durumda ki, koruma altında tutulmaya değer niteliklere sahip orman alanı diğer kıtalardan çok daha az. Var olan ormanların büyük bir bölümü yoğun şekilde işletilen ve doğallığını kaybetmiş ya da sonradan ağaçlandırmayla oluşturulmuş ormanlar.

Karbon depolama

Doğal ormanların azalmasına paralel olarak ormanların karbon depolama kapasitesi de azalıyor. 1990 yılında dünyadaki bütün ormanların yıllık karbon depolama kapasitesi 668 gt iken 2020 yılında bu miktar 662 gt’ye düşmüştür. Ortalama bir hektar orman alanının karbon depolama kapasitesi ise 163 tondan 159 tona gerilemiştir. Diğer yandan ormanların karbon depolama kapasitesinin en büyük kısmı, sanıldığının aksine bitkilerle değil, orman toprağındaki organik maddelerle ilgilidir. Aşağıdaki şekilde ormanların hangi unsurlarıyla ne oranda karbon depolayabildiği gösterilmektedir.

Diğer konular

• Yaklaşık 1 milyar 110 milyon ha orman primer orman niteliğinde. Yani yerel türlerden oluşuyor, gözle görülür bir insan etkisi yok ve ekolojik süreçler önemli ölçüde zarar görmemiş durumda. Primer ormanların %61’i ise yalnızca üç ülkede: Rusya, Brezilya ve Kanada.
• Yaklaşık 2 milyar ha ormanın uzun dönemli yönetim planları var. Yönetim planı bulunan orman alanlarının oranı Avrupa’da çok yüksek. Buna karşılık bu oran Afrika’da %25’ten Güney Amerika’da ise %20’den daha az. Bu, yönetim planı olmayan ormanların devamlılığının garanti altında olmadığı anlamına geliyor.
• 2015 yılı rakamlarıyla 98 milyon ha orman alanı orman yangınlarından etkilendi. Bu toplam orman alanının %4’üne karşılık geliyor. Daha da vahimi yangınlardan etkilenen ormanların üçte ikisi Afrika ve Güney Amerika’nın tropikal bölgelerinde.
• Yine 2015 yılında böcek ve hastalıklar ile aşırı hava olaylarından zarar gören orman alanı miktarı ise 40 milyon ha civarında.
• Ormanların %73’ü kamu mülkiyetinde. Kamu mülkiyetinin en yüksek olduğu kıtalar sırasıyla Avrupa, Asya ve Afrika. Güney Amerika, Orta ve Kuzey Amerika ile Okyanusya’da ise nispeten daha fazla özel orman bulunuyor. Kamu orman mülkiyeti oranının en düşük olduğu Okyanusya’da bile kamu mülkiyetinin oranı %50’nin üstünde.
• Ormanlardaki dikili ağaç serveti de azalıyor. 1990 yılında 560 milyar m3 olan dikili ağaç serveti 2020’de 557 milyar m3’e düştü. Ancak orman alanlarındaki azalmayı hesaba kattığımızda bir hektar orman alanındaki dikili ağaç servetinin 132 m3’ten 137 m3’e çıktığını görüyoruz.
• 1 milyar 150 milyon hektar orman alanı, yani toplam orman alanının %30’u birincil olarak odun üretimi amacı ile yönetiliyor. Buna yaklaşık 750 milyon ha civarındaki çok amaçlı yönetilen ormanları da katarsak odun üretimi yapılan orman alanı miktarı 2 milyar hektara yaklaşıyor.
• 424 milyon ha orman alanı öncelikli olarak biyolojik çeşitliliği koruma amacına ayrılmış durumda. Bu alanların 119 milyon hektarı 1990 yılından sonra bu amaca tahsis edildi.
• Öncelikli yönetim amacı toprak ve su koruma olan orman alanlarının toplam miktarı 339 milyon ha ve bu alanların 119 milyon hektarı 1990 yılından sonra ayrıldı.
• 188 milyon ha orman alanı ise öncelikli olarak rekreasyon, turizm, eğitim ve kültürel alanların korunması gibi sosyal hizmetlere tahsis edilmiş durumda. 2010 yılından itibaren bu amaca tahsis edilen orman alanı miktarı her yıl ortalama 186 bin ha artıyor.

Bu yazıyı geçen haftaki yazıyla birleştirip özetlemek gerekirse; dünya ormanları hem miktar olarak hem de kalite olarak azalıyor. Ormanlar gittikçe daha az karbon depoluyor, ormanların ekolojik işlevleri geriliyor. Yangınlar, hastalıklar ve aşırı hava olayları ormanlara daha çok zarar veriyor. Bu gidişi doğal ormanları korumadan tersine çevirmek mümkün değil.

Ağaçlandırmayla oluşturulan orman alanları kuşkusuz çok önemli ama bu alanlar doğal ormanların işlevlerini karşılayamıyor. Çok mu geç? Hayır, henüz değil. Umut var mı? Evet, elbette. Ama salt umut etmekle hiçbir yere varılmıyor. Ormanı savunan seslerin gerçekleri çok daha yüksek sesle, aklın ve bilimin ışığında ve elbette demokratik yol ve yöntemlerle haykırması gerekiyor. Çünkü bazıları ormanın sesine kulaklarını tıkamayı marifet saymaya devam ediyor.

*

[1] Ağaçlandırma ormanları yoğun olarak işletilmektedir. Diğer ağaçlandırılmış ormanlar, yoğun işletmecilik yapılmadığı için doğal ormanlara daha yakın bir yapı sergilemektedir.

Kategori: Haftasonu