Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Türkiye’de mikroplastik kirliliğinin durumu gerçekten de bilinmiyor mu?

‘Basit bir internet araştırmasıyla bile erişilebilecek bilgilerden habersiz yazılar, hem yayın platformunu hem de okuyucuya doğru bilgi aktarım mekanizmasını zedeleyebilecek olgulardır.’

Mikroplastik Araştırma Grubu olarak 2015 yılından beri Türkiye denizlerinde ve bağlı ekosistemlerde mikroplastik araştırmaları yapıyoruz. Bu süre zarfında, Akdeniz’in yüzey sularında, deniz dibinde, su kolonunda, kıyılarında, balığında, midyesinde, istiridyesinde ve hatta tuzlarında mikroplastik kirliliğini araştırıyoruz. Bu araştırmalardan hareketle uluslararası saygın dergilerde 7 adet tam araştırma makalesi, birçok sempozyumda da sözlü ve poster bildiriler yayınlayarak, elde ettiğimiz sonuçları bilim dünyasına duyurduk (birçoğuna yazının sonunda liste halinde ulaşabilirsiniz). Araştırma sonuçlarımız bilimsel dergilerde hapsolmasın diye, birçok yerde toplumun her kesimine mikroplastik kirliliğini anlattığımız etkinliklere katıldık. Hatta yaptığımız çalışmalardan biri Türkiye gündeminde uzun bir süre yer almış ve yaklaşık 100’den fazla sitede haber olarak yer almış ve günlerce medyayı meşgul etmişti. Öyle ki tüm basın, Ayşe Bereket tarafından Yeşil Gazete’de yapılan bu haber sayesinde öğrenmişti mevzuyu.  Bunun şahsımla ilgili olmadığını ve konunun kamu sağlığıyla ilgili olduğunun da elbette ki bilincindeyim. Bunun yanında yaklaşık yedi aydır da bu platformda çoğunluğu mikroplastik kirliliğiyle ilgili olan yazılar yazıyorum. Halihazırda www.mikroplastik.org isimli grubumuza ait web sitesinde ara ara konuyla ilgili bilgileri paylaşmaya çalışıyoruz. Yani Google’a mikroplastik yazıp arattığınızda ilk sayfada bizim sitemizi görüyorsunuz.

Peki, bu yazıyı neden yazma ihtiyacı duydum? Aslında bu hafta size çöp ithalatı ile ilgili önemli şeylerden bahsedecektim. Ancak 7 Ağustos’ta Yeşil Gazete’de Ahmet Soysal’ın “Mikroplastikler ve çevre” başlıklı yazısını okuyunca, bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Yeşil Gazete platformu çok eskiden beri takip ettiğim ve saygı duyduğum bir platform. Bu sebeple bu platforma yazarken mümkün olduğunca ince eleyip sık dokuyorum. Yazdığım yazılarda ifade ettiklerimi mutlaka ilgili kaynaklardan tekrar kontrol ederek yazıyorum. Çünkü insanın severek takip ettiği bir platformda yazıyor olması dikkatli olmasını da zaruri kılıyor. Ancak aynı hassasiyeti başka yazılarda göremeyince düzeltme ihtiyacı hâsıl oluyor.

Bilinmiyor mu, görülmüyor mu? 

Ahmet Soysal’ın yazısına geri dönelim. Yazı, daha ilk paragrafında yazının genel içeriği hakkında fikir veriyor. Aşağıdaki ifadeyi aynen yazıda olduğu haliyle aktarıyorum:

“Türkiye’de mikro ve nanoplastik kirliliğinin boyutları ve tükettiğimiz deniz ürünlerinde mikro ve nanoplastik kirliliği olup olmadığı bilinmiyor”

Bu cümleyi yaklaşık dört yıldır mikroplastik araştırmaları yapan bir ekibin üyesi olarak şaşkınlıkla okudum. Çünkü Google’a sadece Türkiye ve Mikroplastik yazarak (http://bit.ly/33nYJJ6)  bunun böyle olmadığını anlamak mümkün. Sadece bizim yaptığımız değil diğer bölgelerde yapılan çalışmalar da cabası. Örneğin daha geçen hafta Rize RTE üniversitesi’nden araştırıcıların yürüttüğü çalışmaya ait haberler yayımlanmıştı. Kaldı ki Marmara Denizi’nde Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nin yaptığı çalışma, Datça’da Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi tarafından yapılan çalışma ve ODTÜ tarafından Akdeniz’de yapılan çalışma, aslında konunun Türkiye’de bir hayli çalışıldığının göstergesi. Sonuç itibariyle yapılan çalışmaların aslında vatandaşa o kadar da isabetle ulaştırılamamış olduğunu da bu vesileyle öğrenmiş oluyoruz.

Yazının giriş diye sayılabilecek kısmında da 2010 yılına ait bilgiler mevcut. 2018 yılında yıllık plastik üretiminin dünya çapında 400 milyon tona, Türkiye’de de 11 milyon tona yaklaşmış durumda. Bu neden önemli? Çünkü verilerin doğru aktarılması yaratılmak istenen farkındalığın saygınlığı açısından da önem arz ediyor. Ülkede doğru bilginin aktarımı konusunda yaşanan aksaklıklara katkı sağlamamak adına bu bölümün doğrusunun belirtilmesini önemsiyorum. Zira ilgili yazıda bu kısım, belli ki yeterince yapılmamış araştırma sonucu yapılmış bir aktarımın göstergesi. Yazının genelini tek tek irdeleyerek okuru meşgul etmenin çok da anlamlı olmadığını belirtmek istiyorum. Burada bir başka önemli olan şey de yazı yazılan platformda bile yapılacak bir araştırmayla ulaşılabilecek bilgileri göz ardı etmenin sahip olduğu sıkıntıdır. Bu durum uzun uğraşlar sonucu oluşturulan bir kaynağın göz ardı edildiğini göstermektedir.

Sonuç olarak basit bir internet araştırmasıyla bile erişilebilecek bilgilerden habersiz yazılar, hem yayın platformunu hem de okuyucuya doğru bilgi aktarım mekanizmasını zedeleyebilecek olgulardır. Çünkü okuyucuya doğru olmayan ve eksik bilgi aktarmak, okuyucuya karşı olan sorumluluğumuzu unuttuğumuz anlamına gelmektedir.  Bunu söylüyorum, çünkü Yeşil Gazete, ülkede çevre ile ilgili konularda doğru dürüst bilgiye ulaşılabilecek ender platformlardan biridir ve bu platformun bu saygınlığının muhafaza edilmesini sağlamak her yazarın görevidir.

* https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0025326X19300426

https://link.springer.com/article/10.1007/s10661-018-7010-y

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0269749118300939

https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/19440049.2018.1447694

https://scholar.google.com.tr/scholar?oi=bibs&cluster=10695361528274334580&btnI=1&hl=tr

https://www.researchgate.net/profile/Sedat_Guendogdu/publication/320624370_High_level_of_micro-plastic_pollution_in_the_Iskenderun_Bay_NE_Levantine_coast_of_Turkey/links/5a44e819aca272d2945c50d3/High-level-of-micro-plastic-pollution-in-the-Iskenderun-Bay-NE-Levantine-coast-of-Turkey.pdf

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0025326X17306045

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0025326X17302084

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu