Editörün SeçtikleriEnerjiManşetTürkiye

Astana görüşmesinden nükleer endişesi çıktı: Sinop NGS açıklaması ne anlama geliyor?

0

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Kazakistan‘ın Astana kentinde düzenlenen Asya’da Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA) 6’ıncı zirvesindeki buluşması sona erdi.

Putin görüşmeden bir gün önce “Türkiye‘nin Avrupa‘ya gaz sevkini sağlayacak bir gaz merkezi olabileceğini” açıklamıştı. Görüşmede Putin’in teklifini yinelediği belirtilirken Erdoğan bu konuya ilişkin açıklama yapmadı.

Ancak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, teklifine Türk tarafının nasıl tepki verdiği konusundaki soruya, “Oldukça olumlu ve teklifimizle ilgilendiğini gösteren bir tepki aldık” yanıtını verdi.

Putin, bu konuda şunları söyledi:

“Türkiye bugün Avrupa’ya teslimatlar için bile en güvenilir rota haline geldi. Diğer ülkelere tedarik için Türkiye’de bir gaz merkezi oluşturma olasılığını düşünebiliriz.

Birlikte oluşturabileceğimiz bu merkez sadece tedarik için değil, aynı zamanda fiyatın belirlenmesi için de bir platform olacak, çünkü bu  fiyatlandırma meselesi çok önemli bir konu. Bugün fiyatlar aşırı yüksek, herhangi bir politik etki olmadan normal bir piyasa seviyesinde kolayca düzenleme yapabiliriz.

Akkuyu ses getirecek, sizinle Sinop’u da konuşmuştuk

Erdoğan ise konuşmasında “Akkuyu’nun birinci ünitesinin önümüzdeki yılın ilk yarısında açılması dünyada farklı bir ses getirecektir. Sinop ile ilgili bir adım atılabilirse bu tabii çok daha farklı bir çarpan etkisi yapacaktır” diye konuştu.

Öte yandan Erdoğan’ın gündemindeki ana noktalardan biri Türkiye’deki nükleer enerji kapasitesi oldu. Erdoğan, Rus devlet enerji şirketi Rosatom‘un Mersin‘de inşaatını sürdürdüğü Akkuyu NGS projesine değinerek “Akkuyu’nun birinci ünitesinin önümüzdeki yılın ilk yarısında açılması dünyada farklı bir ses getirecektir” dedi.

Erdoğan ayrıca Sinop’ta yıllardır yapılmaması için mücadele verilen Sinop NGS projesinden de söz açtı.

Erdoğan’ın ilgili sözleri şöyle:

“Bu süreç içinde Akkuyu çok çok önemli bir adım. Akkuyu ile ilgili olarak sizin de ifade ettiğiniz gibi birinci türbininin önümüzdeki yılın ilk yarısında falan açılması dünyada farklı bir ses getirecektir.

Bu arada sizinle Sinop’u da konuşmuştuk. Sinop’la ilgili bir adım atılabilirse bu, tabii çok daha farklı bir çarpan etkisi yapacaktır. Bu konularda Türkiye-Rusya iş birliği, tabii Akkuyu bizim yüzde 10 enerji ihtiyacımızı karşılarken ikinci Sinop, o da bir yüzde 10 karşıladığı zaman yüzde 20 gibi enerji ihtiyacımızı karşılamada bu iki nükleer enerji santralinin çıkaracağı ses dünyada çok çok farklı olacaktır.”

Sinop NGS projesi hala yargıda

Sinop’un İnceburun Mevkii’nde yapımı planlanan ‘Sinop Nükleer Güç Santrali (Sinop NGS) projesine karşı mücadele ise yıllardır devam ediyor.

2013 yılının Mayıs ayında Japonya ve Türkiye hükümetleri arasında yapılan anlaşmaya göre başlatılan proje sürecinde Japon şirketinin  ÇED başvurusu yapılmadan önce projeden çekilmesi üzerine EUAS International ICC Merkezi Jersey Adaları Türkiye Merkez Şubesi “proje üstlenicisi” yapılarak ÇED sürecine başlanmıştı.

ÇED süreci kapsamında gerçekleştirilmesi gereken halkın katılımı toplantısı Sinop halkının itirazlarına rağmen yapılmış sayılmış, 2019 yılının Aralık ayında Ankara’da yapılan değerlendirme toplantısına ise Sinop’tan katılan sivil toplum örgütleri alınmamıştı.

ÇED Raporu ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 11 Eylül 2020 tarihinde onaylanmıştı.

Projeye verilen ÇED Olumlu kararının iptali için pek çok meslek odası, çevre örgütü ve bölge sakininin açtığı dava, henüz otuz günlük süresi bile dolmadan, on gün içinde reddedilmişti.

Samsun 3’üncü İdare Mahkemesi’nin aldığı ÇED olumlu kararının iptaline ilişkin davanın reddi kararı, Nisan ayında davacılar tarafından Danıştay’a taşınmıştı.

Sinop NGS için seçilen alanın içinde Bozburun Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Hamsilos Tabiat Parkı, Sarıkum Tabiat Koruma Alanı, Aksaz- Karagöl Sulak Alanı ile Sarıkum Sulak Alanı gibi hassas alanlar bulunuyor.

Projenin ÇED Raporu’nda nükleer santralin inşaatı ve işletmesi sırasında oluşturabileceği etkiler atıklar için ara depolama ve son depolama aşaması gibi en önemli konular da dahil pek çok eksiklik bulunuyor.

Projeyle ilgili en son Meclis’te HDP İzmir milletvekili Murat Çepni bir soru önergesi vermiş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, verdiği yanıtta, Japonya ve başka ülkelerden gelen teklifleri değerlendirdiklerini belirtmiş ve nükleer enerjinin Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümüne katkıda bulunacağını söylemişti.

Pınar Demircan: Nükleer santraller enerji için değil politika için araçsallaştırılıyor

Yeşil Gazete Nükleer Editörü ve nükleersiz.org Koordinatörü araştırmacı Pınar Demircan, Astana görüşmesine dair yaptığı değerlendirmede öncelikle 2022 Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu‘na atıf yapıyor:

“Nükleer enerjinin küresel güç üretimindeki payı ilk kez yüzde 10’un altına düşerken, rüzgar ve güneş enerjisi üretiminin tek başına ilk kez yüzde 10’un üzerine çıktığını hatırlatıyor dünya genelinde enerji hegemonyasının artık yenilenebilir enerji lehine döndüğünü gösteriyor.”

Türkiye’nin güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesiyle yenilenebilir enerji sektöründeki çoğu ülkenin önünde olma potansiyeline sahip olduğunun altını çizen Demircan şöyle devam ediyor:

Türkiye’nin enerji üretim maliyetlerinin yüzde 30 arttığı bilinen nükleer santrallerin inşasında ısrarcı olarak dışa bağımlılığını artırması, nükleer santrallerin enerji için değil politika için araçsallaştırıldığını bir kez daha net bir biçimde göstermektedir.

Sinop’u da üstlenirse Rusya, hem Akdeniz hem de Karadeniz’i kontrol edebilir

Öte yandan Demircan, projenin ilk kez bu kadar açık bir biçimde Rusya ile birlikte anıldığını belirterek tehlikeyi şöyle anlatıyor:

“Türkiye’de ilki kadar ikinci bir nükleer santralin planlanması teknolojinin sahibinden bağımsız olarak büyük bir sorunken, şimdi halihazırda inşa sürecinde olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin kurulmasını üstlenmiş olan Rusya’nın Sinop projesini de üstlenmesi gibi bir durum söz konusuysa Türkiye’nin güneyden ve kuzeyden kuşatılacağını söylemek yanlış olmaz.”

Hatta, Rusya’nın bu projeyi de üstlenmesi, Karadeniz’i kontrol etmesinin ötesinde, Karadeniz’i bir “Rus Gölü” haline getirmesi anlamı taşımaktadır.

“Zira Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşasıyla Akdeniz’i kontrol etme potansiyelini elde edecek olursa, Sinop’ta kurulmasını üstleneceği nükleer santralle Rusya’nın Karadeniz’i de kontrol etmesinin mümkün olacağı aşikardır ve bu konu Türkiye toplumunu ilgilendirmesinin yanı sıra Akdeniz için olduğu gibi Karadeniz için de çevresindeki ülkeleri ilgilendirmektedir.

Akkuyu bilmecesi

Akkuyu NGS inşaat projesi, dünyada ‘Yap, İşlet, Sahip Ol’ modeliyle inşa edilen ilk NGS projesi olarak tanımlanıyor. Rusya’nın devlet enerji şirketi Rosatom’unun projedeki payı yüzde 99.2. Projenin toplam maliyeti ise yaklaşık 20 milyar dolar.

Demircan’ın da değindiği Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu’nda,  Akkuyu NGS ile ilgili şu değerlendirmeye yer veriliyordu:

Tekrarlanan gecikmelerden sonra, dört ünitenin inşaatı 2018 ile 2022 arasında başladı. Dördüncü ünitenin inşaatı, Ukrayna’daki savaşın ortasında, Temmuz 2022’de başladı. Türk makamları, 1’inci üniteyi 2023’te, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yıldönümüne denk gelecek şekilde şebekeye bağlamayı umuyor.”

Raporda ayrıca “Ukrayna’nın işgalini takiben ortaya çıkan jeopolitik gelişmeler ile bu projenin Rusya ve diğer ülkelere uygulanan yaptırımlardan ne ölçüde etkileneceği ve neyin ne olacağı belirsiz” yorumu da yer alıyordu.

Temmuz ayında dördüncü ve son reaktör ünitesinin temeli atılan nükleer tesisin, 4 bin 800 megavatlık kapasiteye sahip olması planlanıyor.

Öte yandan Ağustos ayında, dördüncü ünitenin temel atma töreninden günler sonra santralin büyük ortağı Rosatom, usulsüz harcama, inşaattaki gecikmeler ve iş güvenliğinin sağlanmaması gerekçeleriyle Rus-Türk ortaklığı Titan2 – IC İçtaş ile sözleşmesini 26 Temmuz’da feshetti.

İçtaş duruma itiraz ederek, “Fesih girişimindeki esas amaç projenin yönetimindeki Türk şirketlerin varlığını azaltmak ve taşeron seviyesine indirgemek olduğu açıktır” şeklinde bir açıklama yayımladı.

Akkuyu NGS’nin temel atma töreninde Putin ve Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Nisan 2018.

Akkuyu NGS A.Ş., Rusya sermayeli yeni üst taşeron firması TSM ile, sözleşmesi fesih edilen IC İçtaş’ın alt taşeronu firmalarıyla sözleşme yeniledi ve inşaatı aynı hızla sürdürmeye devam etti. IC İçtaş’ın sözleşmesinin feshedilmesinin ardından, Rusya’nın iştiraki olan Akkuyu Nükleer Anonim Şirketi’nin yönetim kurulundaki tek Türk vatandaşı Cüneyd Zapsu da istifa etti.

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, yeni anlaşmanın imzalandığının açıklanmasından önce, fesih iddiaları gündeme geldiğinde “Bir hafta içinde ne oldu da sözleşme fesih durumuna geldi?” diye sormuştu.

‣ CHP’li Başarır, Yeşil Gazete’ye konuştu: Akkuyu’da Putin’in böyle bir söz hakkı yok; kararı 84 milyon karar verir
‣ Akkuyu’da neler oluyor?
‣ Finansman arayan Rusya, Akkuyu’dan kurtulmak mı istiyor?

Ağustos başında Soçi’de Putin ile bir görüşme gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akkuyu’daki çalışmaları bizzat heyetimle izleyeceğim. Ondan sonra Sayın Putin’e gelinen durumu aktaracağım. Ona göre yol haritamızı belirleyelim diyeceğim” açıklamasının ardından 9 Ağustos’ta Akkuyu’daki inşaatta incelemelerde de bulunmuştu.

Akkuyu’nun üçüncü reaktörünün temel atma töreninden, Mart 2021.

15-16 Eylül’de Özbekistan’ın Semerkant kentinde gerçekleşen Putin-Erdoğan görüşmesinin ardından, 19 Eylül’de, Putin’in, iki şirket arasındaki anlaşmayı onayladığı belirtildi ve Akkuyu NGS için IC İçtaş’la devam kararı çıktı.

Sözleşmede ‘proje şirketi’ olarak geçen Akkuyu Nükleer A.Ş’nin yaklaşık 7,2 milyar lira sermayeye sahip şirketin beş Rus hissedarı var. Şirketin internet sitesindeki bilgilere göre şirketin bugünkü hissedarları Rusya Federasyonu Hükümetinin ilgili kararnamesiyle yetkilendirilen şirketlerden oluşuyor.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.