“Sinop NGS, halka Sinop’u terk ettirme projesidir!”

Nükleer güç santrallerinin risk boyutu kazalarla sınırlı değil elbet lakin,  kabul etmek gerekir ki bu santrallerin meydana getirdikleri tahribat Türkiye’de özellikle Trakya ve Karadeniz’de etkileri 32 yıl önce meydana gelmesine rağmen etkileri bugün de sürmekte olan Çernobil Felaketi ile anlaşıldı.  7 yıl önce meydana gelen Fukuşima Nükleer Felaketi  ise  Çernobil’in sonuçlarından hiçbir ders almadığının bilakis, iktidarların bu tehlikeli kaynağı rant ve güç aracı olarak kullanmakta ısrarlı olduğunun ispatı gibi.  Nitekim OHAL için 6. uzatmanın da yapılmasıyla Türkiye’de siyasi iktidar, Sinop Nükleer Güç Santrali(NGS)’nin kurulması için adımların atılması yolunda açıkça halkı yok saymayı, onu görmemeyi tercih etti.

Yasaya aykırı olduğu halde basın mensuplarının bile “akreditasyonbahanesiyle alınmadığı bir  halkın katılımı toplantısı gerçekleştirilmeye çalışıldı. Sinop’ta bir nükleer santral kurulmasına dair söyleyecek sözü olan Sinop Nükleer karşıtı Platform (SNKP)‘un üyeleri, milletvekilleri,  Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre Komisyonu temsilcileri, yerel yöneticiler, benim de içinde olduğum İstanbul Nükleer Karşıtı Platform(NKP) temsilcileri ve diğer illerden gelenlerle Sinop halkı örgütlü mücadelenin  başarılı bir örneğini gösterdi, tarihi bir direniş sergiledi. Dolayısıyla bu yazının da amacı,  halkın katılımı toplantısına dair detayları aktarırken biraz da siyasi iradenin, salondaki boş koltuklara rağmen kabul etmediği, görmek istemediği,tanımadığı, yok saydığı, hor gördüğü halka mikrofon uzatarak olabildiğince onların duygu ve düşüncelerini sizlere aktarmak olacak.

Halkın katılımı toplantısına alınmayan halk!

Yaşadıkları kentte yapılması planlanan nükleer güç santraline dair “Halkın katılımı toplantısına iştirak edip fikrini beyan etmek isteyenler  sabah 07:30’da kent merkezinde buluşarak iki otobüs ve arkasındaki araç konvoyu ile yola çıktı. Konvoy,  8 Kilometre uzaklıktaki Sinop Üniversitesi’nde 09:00’da başlayacak olan Sinop NGS Projesi için halkın katılımı toplantısına giderken hedefe 1 kilometre kala  4 ayrı noktada Genel bilgi tarama(GBT) araması nedeniyle durduruldu. Yine de toplantının başlangı saatinden 5 dakika önce hedefe ulaşan halk bu toplantıya alınmadı .

Toplantıya katılmak için 8 kilometre mesafeyi 1,5 saatte tamamlamasına izin verilmeyen konvoy

Aralarında Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in, İstanbul CHP Milltvekili Ali Şeker’in, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın ve  Sinop Merkez Belediye Başkanı Baki Ergül’ün ve Gerze Belediye Başkanı Osman Belovacıklı’nın da yer aldığı  yaklaşık 200 kişi,  güvenlik bariyerlerinin dışında bekletilirken  “Nükleer santral istemiyoruz! Nükleere inat yaşasın hayat! Kurtuluş yok! Ya tek başına ya hiç birimiz” sloganlarıyla haykırdı.

SNKP Sözcüsü Murat Şahin

Bu sırada mikrofon uzattığımız SNKP’den Metin Gürbüz iktidarın eleştiriye açık olmadığını , sisteme biat eden tek tip insanın yaratılmak istendiği için içeriye alınmadıklarını belirtirken Sinop çevre Dostları Derneği’nden Hale Oğuz duygu ve düşüncelerini “Dokuzuncu kez bir yakınımı kanserden kaybettim, Fukuşima Felaketine neden olmuş bir Japonya’nın bu proje içerisinde olmasını anlayamıyorum. Radyasyonu Hiroşima’ya atılan bombalarla tanıdık ve şimdi Fukuşima ile yarattıkları radyoaktif kirliliğe rağmen bunu yapıyorlar ne kadar acı “ ifade etti.

“Temsil ettiğimiz halk içeri alımıyorsa girmeyeceğiz!”

Yerel yöneticilerle milletvekilleri içeriye alınabilecekleri önerisini “Temsil ettiğimiz halk alınmıyorsa biz de içeri girmeyeceğiz diyerek redderken  TBB Çevre ve Kent Komisyonu üyesi avukatlardan Av.Berna Babaoğlu Ulutaş, Av.Arif A. Cangı , Av. İsmail H.Atal ve bu hukuksuzluğun gelecekte açılacak davalarda delil olarak kullanılabilmesi için  imza dilekçesi başlattı.

Kürsüye kanlı pirinç!

Halkın soğuk hava koşullarında ve yağmur altında bekletildiği sırada Akliman’da yaşayan ve toplantıya katılarak nükleer santral konusunda olumsuz görüş beyan eden dört tarım emekçisinden ikisinin ise göz altına alındığı öğrenildi. Eylemi gerçekleştirenlerden biri olan ve Nükleer mi Sinop’a mı Oldu Canım! adlı fotograf sergisiyle de tanıdığımız Volkan Atılgan halk salona alınmadığı için toplantının meşru olmadığını ifade ettiklerini ve  kurulması halinde ölüm tehlikesine işaret etmek için sembolik olarak “kanlı pirinç” atarak kürsüyü dağıttıklarını anlattı.  Atılgan, geceden hazırlık yaptıklarını ve bu şekilde sabah saatlerinde salona girebildiklerini, salonda yer alan Japon Mitsubishi ve Fransız Areva’nın temsilcileriyle de konuştuklarını ve projenin finansal açıdan güçlük çeken şirketlerini kurtaracakları için ne kadar mutlu olduklarını söylediklerini belirtti.

Milletvekiline biber gazı, yurttaşa gözaltı!

Otobüslere binerek kent merkezine dönen halk ise buradan Valiliğe ve Adliye binasına doğru yürüyüşe geçti. Valilik önünde yine kolluk kuvvetleriyle karşılaşan halk, biber gazı ve yumruklu saldırıya da maruz kaldı. Bu arbede esnasında SNKP üyelerinden İlker Şahin gözaltına alındı halk da sloganlarla Sinop Valisini istifaya çağırdı.

Sinop’ta yapılan halkın katılım toplantısına halkın katılmasını güç kullanarak engelleyen Valinin istifasını istemek üzere avukatların önerisiyle üzerinde talebi yapan kişinin TC kimlik no’su ve imzası yer alan bireysel dilekçeler hazırlandı ve bunlar toplu olarak valiliğe iletildi. Hemen ardından halkın bu talebini sözlü olarak iletmek üzere Çevre ve Kent Komisyonu üyesi avukatlarla yerel  yöneticiler ve milletvekilleri Valilik ile yarım saat süren bir görüşme gerçekleştirdi.

Valiliği istifaya çağıran dilekçe

Dilekçeler imzalanırken halkın görüşlerni almaya devam ettiğimiz zaman zarfında Sinop’lu yurttaş Prof.Dr  Aziz Konukman “Uluslararası sermaye ile işbirliği yapanların işidir. Biz bu projenin topluma yararını zararını tartışmak istiyoruz, tartıştırmıyorlar. Köyüm orası ya ben nasıl söz sahibi olmam? Devletimizin temsilcilerinin bize kucak açması lazım, fikrimize başvurmaları lazım, gaz sıkıyorlar”  diyerek duygu ve düşüncelerini ifade etti.

Soğuk ve yağmurlu havaya rağmen Valilik önünde en demokratik haklarını kullanmak isteyenlerin yok sayılmaya karşı ortaya koydukları eylem Sinop NKP Sözcüsü Murat Şahin ile sırayla milletvekilleri, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Başkanı ve TTB Çevre ve Hukuk Komisyonu Başkanı duruma dair beyanda bulundu.

SNKP sözcüsü Murat Şahin nihai durum değerlendirmesini “Burada yapılan gözaltına alma işlemlerin  şiddetle kınıyoruz, Gözaltına alınan İlker Şahin, Engin Yılmaz ve Ali Dizdaroğlu arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu toplantı bizce meşru değil gayrımeşrudur, bu toplantı kaduk olmuştır.Toplantıyı dar alanda yaparak oldu bittiye getirmeye çalıştılar. Oysa bu toplantı burda,bu meydanda bizim tarafımızdan gerçekleştirilmiştir” şeklinde yaptı.

Sinop Milletvekili Barış Karadeniz ise meclisteki konuşmalarında her zaman Sinop NGS projesine değindiğini fakat iktidarın bu konuda eleştri kabul etmediğini belirtti. İthal edilecek uranyumla nasıl yerli ve milli bir enerji üretiminin sözkonusu bile edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

NGS, Sinop halkının  Sinop’u terketmesi için yapılan bir projedir! ”

Bursa CHP Millletvekili Orhan Sarıbal ise sözlerine bu yazının başlığında yer verdiğimiz şekilde Sinop NGS projesinin  Sinop halkının bir süre sonra Sinop’u terketmesi için yapılan bir proje olduğuna ve Sinop halkının gözden çıkarıldığına işaret etti. Sarıbal sözlerine “Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı var diye bir yalan hikayesi sürdürülüyor. Birilerinin kar ve para kazanması için bizim çevremiz kirletiyorlar çünkü hasta olduğunuzda yine o egemenlerin ilaçlarını kullanacaksanız. O egemenlerin hastanelerine gideceksiniz, onlara modern köle olarak hizmet deceksiniz. İşin özü budur, o yüzden siz değerli Sinop’luları mücadele etmeye çağırıyoruz. Geleceğinizin sürekliliği için mücadele etmek zorundasınız” şeklinde devam etti.

TBB adına konuşan Av. Berna Babaoğlu Ulutaş “Halkın katılım toplantısına barikatlar kurularak alınmadık, halkı dışalayan ve nükleer santral için her yolu mübah gören bir yaklaşım bunu kabul etmiyoruz, buna karşı direneceğiz” şeklinde beyanda bulundu.

Samsun EMO’dan Mehmet Özdağ ve Ankara EMO’dan Hüseyin Önder ile

Elektrik Mühendisleri odası(EMO) Başkanı Hüseyin Önder ise meseleye elektrik ihtiyacının bir yalan olduğu üzerinden yaklaştı.  “Türkiye’de de şu an arz fazlası var ,bakan da dile getirdi buna rağmen nükleer ve termik santraller yapılmak isteniyor”dedi .Önder, projelerde  alım garantisi olduğunun ve örneğin bu santralin kilovatsaat fiyatının 40 kuruş olduğunun  piyasadaki fiyatın ise 16,8 kuruşla %42 daha pahalı olduğunun, böyle bir projeye siyasi iktidarın alım garantisi verildiğinin altını çizdi.  Sözlerini Bu gerçekleri bugün bu toplantıya halk la birlikte katılsaydık anlatacaktık  fakat, bu toplantıya alınmadık, vaziyeti şiddetle kınıyoruz” diyerek tamamladı.

Konuşmaların ardından kalabalığın dağılması için halka “git!” dercesine TOMA’lar Valiliğin önüne konuşlanırken sohbet etmekte olduğum CHP Millevekili Orhan Sarıbal çekilmeden sorularımı cevaplamaya devam etmek istedi. Sinop’ta İstanbul ve Bursa milletvekillerini görmek çok ilgimi çekmişti.

Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ile

Bakın Mv. Sarıbal sohbetimizde Bursa’dan Sinop’a destek vermenin  önemini nasıl anlattı:“Küresel ısınma gibi bir derdimiz varken kıyametin gelip çattığı bir noktada gelişmiş toplumlar nükleerden kömürden uzaklaşırken biz hala kirli işlerle uğraşıyoruz. Herşeyden önce, Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı yok. Bu ısrar siyasal iktidarın rantçı ekonomik politikalarının yansımasıdır. Burada büyük bir hukuksuzluk var. Zorumuza giden budur. Sadece Sinop’u değil tüm Türkiyeyi ilgilendirmektedir, ben buraya  dayanışmayı büyütmek için geldim. Mücadeleyi büyütmezsek halkın polisini halkla karşı karşıya getirerek hukuksuz işlerini hayata geçirmek isteyenlere imkan tanımış oluruz.”

İstanbul NKP’nin kadınları da Sinop’taydı

Neticede 6 Şubat 2018 günü  de  halkın tanınmadığı, görülmediği, görüşlerine yer verilmediği bir halkın katılımı toplantısı olarak tarihe kalın harflerle kazınmış oldu.  Akkuyu, Sinop veya İğneada hiç fark etmez bu projeler gerçekleştirilirse tahribat süresi yüzyıllarca süren radyasyona dair  bugünkü siyasi iktidarların  “Bu şehre hatta ülkeye ihanet ettik” diyebilecek kadar ömrü olur mu? Olursa bizim ömrümüz bunu duymaya yeter mi bilemiyoruz. Tek bildiğimiz gelecek nesillere ne kadar çabaladığımızı göstermek ve bunun için yaşadığımız antidemokratik uygulamalar karşısındaki mücadelenin Türkiye ve dünyaya tarafından anlaşılmasını sağlamak için  tarihe not düşmek. Yazının sonuna gelirken valiliği istifaya çağıran dilekçeyi imzalarken içinde bulunduğumuz haleti ruhiyeyi ve  bu niyeti Nazım Hikmet’in Hiroşima’ya atılan atom bombasıylayaşamını yitiren çocuklara dair yazdığı “Küçük Kız Çocuğu” şiirinden mısralarla  ifade edelim.

“Teyze amca bir imza ver, çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler!”

 

(Yeşil Gazete) 

Pınar Demircan