ManşetKöşe YazılarıYazarlar

Sinop davası Danıştay’a gidiyor

0

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı meslek odaları, başta Sinop Nükleer Karşıtı Platform olmak üzere Sinop ve Samsun’dan çeşitli çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda Sinoplu’nun açtığı Sinop İnceburun Mevkii’nde yapımı planlanan ‘Sinop Nükleer Güç Santrali’ (Sinop NGS) projesi hakkında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu’ kararının iptali için açılan dava, otuz günlük inceleme süresi bile dolmadan Samsun 3. İdare Mahkemesi tarafından reddedildi.

Oysa başta TTB ve TMMOB bağlı meslek odaları tarafından Sinop Nükleer Güç Santrali için hazırlanan ÇED raporunu inceleyerek kapsamlı karşı raporlar hazırlamıştı. TTB Halk Sağlığı Kolu altı aya varan bir çalışma sonucu bakanlığın şaşırtıcı kısalıkta bir süre içinde olumlu kararı verilen ÇED raporunu sayfa sayfa incelemiş, bilimsel eleştirini raporlaştırmış ve bu raporunu da kitaplaştırarak mahkemeye sunmuştu. Otuz günde bile incelenip değerlendirilemeyecek ve üstelik değerlendirilmesi uzmanlık isteyen bu karşı bilimsel raporu, mahkeme heyeti on günden kısa sürede değerlendirip reddetti.

Nükleer santral kurulması planlanan alanın içinde Sarıkum Tabiat Koruma Alanı da bulunuyor.

Eğer rapora gerçekten bu ülkeyi, canlılarını, ekosistemini düşünerek bakabilselerdi, ÇED raporunun ne kadar yanıltıcı ve bilimsellikten uzak bilgilerle dolu olduğunu görebileceklerdi. Eğer o rapora daha yakından bakabilselerdi, Sinop NGS’nin kurulması için seçilen alanın içinde Bozburun Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Hamsilos Tabiat Parkı, Sarıkum Tabiat Koruma Alanı, Aksaz- Karagöl Sulak Alanı ile Sarıkum Sulak Alanı gibi hassas alanlar bulunduğunu görebileceklerdi. Yine TTB’nin bilimsel raporunu dikkatli olarak okusalardı; o ÇED raporunda 75 bin kişinin yaşadığı ve yaz aylarında bu nüfusun 300 bin kişiye ulaştığı bölge ile ilgili sağlık verilerinin önemli ölçüde eksik olduğunu, ÇED raporunda nükleer santralde çalışacak personel için verilecek sağlık hizmetleri konusunda bilgi bulunmadığını da görebileceklerdi.

ÇED’de iklim değişikliği riskleri, kazalar ve atık depolama da yok

ÇED raporunun eksikleri bununla da sınırlı değil; mevsimsel ve iklim ile ilgili özelliklerin ve küresel iklim krizi nedeniyle artan iklim afetlerinin nükleer santralin inşaatı ve işletmesi sırasında oluşturabileceği etkiler ile ilgili raporda ayrıntılı değerlendirme yapılmamış, atıklar için ara depolama ve son depolama aşaması için detaylı bilgiye de yer verilmemiş. Ayrıca ÇED raporunun en önemli eksiklerinden biri de kazalara yaklaşımı; nükleer santrallerle ilgili kaygıların en önemli nedeni de oluşabilecek kazalar ve bunların oluşturacağı çevre ve insan sağlığı üzerine yıkıcı etkileri: Raporda kazaların nadir görülen durumlar olduğu belirtilmekle birlikte son 35 yıl içerisinde nükleer kazalar için yapılan sınıflanmada en ağır sonuçları olan 7 seviyesinde iki kaza (Çernobil ve Fukuşima) oldu. Bu kazalarda yaşananlar sadece ortama yayılan radyoaktif maddelerin sorun oluşturmadığını gösterdi. Kaza sonrasında bu durumun yönetilmesi aşamasında insan eliyle alınan yanlış kararlar da ağır sonuçlara neden oldu. Ülkemizde şu anda yapılmakta olan Akkuyu Nükleer Santrali (Akdeniz’de) ve yapılması planlanan Sinop Nükleer Santrali’nde (Karadeniz’de) oluşabilecek bir kazanın hem ülkemiz hem de diğer ülkeler için sonuçlarının göz önünde bulundurulması şart.

İnşaatı süren Akkuyu NGS.

Ayrıca Sinop’a kuş uçumu 700 kilometre uzaklıkta süren Rusya-Ukrayna savaşı bilindiği gibi NGS ile ilgili başka bir tehlikeyi de gündeme taşıdı. Bu santrallerin ve/veya çevresindeki destek tesislerinin, nükleer atık depolama alanlarının silahlı gruplar tarafından kolayca vurulabileceği gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı. Bu tehdit savaşlarda çevre ve insan sağlığı üzerinde en az nükleer silahların kullanılması kadar ciddi sonuçlar ortaya çıkarabilecektir. Bu gelişme ilk günden beri ülkemizde nükleer güç santrallerinin kurulmasına karşı çıkan başta TTB olmak üzere tüm çevrelerin haklılığını bir kez daha ispatladı. Ayrıca Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar nedeniyle Akkuyu NGS inşaatında son günlerde yaşananlar da nükleer enerjinin Türkiye’yi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın iddiasının tam tersine enerji üretimi açısından ne kadar dışa bağımlı hale getirdiğini de ispatlıyor.

Samsun 3. İdare Mahkemesi’nin aldığı ÇED olumlu kararının iptaline ilişkin davanın reddi kararı davacılar tarafından Danıştay’a da taşınacak. Nükleer enerji ile ilgili yapılmış tüm bilimsel çalışmalar dikkate alınarak hazırlanan Sinop NGS’nin ÇED raporunun eleştirileri okunana ve NGS’nin insan ve çevre sağlığı açısından oluşturduğu büyük tehdit anlaşılana kadar bu mücadele sürecek.

Çünkü biz tüm canlılar için yaşamın sürdürülebilirliğini savunuyoruz.

 

Kategori: Manşet

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.