Köşe YazılarıManşetYazarlar

Akkuyu’da neler oluyor?

0

Bir süredir Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Kamuoyunun dikkatinin son aylarda sökülmek üzere ülkemize getirilmeye çalışılan Sao Paulo uçak gemisinin üzerinde olduğu için Akkuyu’daki bu gelişmeler kamuoyunda geniş olarak yer alamadı ve gereği kadar tartışılamadı.

Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında son birkaç ay içinde yaşanan gelişmeleri hatırlayalım. Akkuyu Nükleer Santralini yapan Rus şirketi Rosatom’un ülkemizdeki uzantısı Akkuyu NGS A.Ş., inşaatlar için ana yüklenici olan IC İçtaş ile arasındaki inşaat işleri sözleşmesini 26 Temmuz’da feshetti. Bu fesih işleminden sonra yaşananlar ve karşılıklı açıklamalar ise pastanın ne kadar büyük ve pasta paylaşım kavgasının ne kadar şiddetli olduğunu kamuoyunun önüne seriyor.

IC İçtaş bu süreçte sözleşmenin Akkuyu NGS A.Ş. tarafından feshinin ‘hukuksuz’ olduğunu iddia ediyor. Buna dayanak olarak da projedeki karışık ortaklık ilişkilerini gösteriyor.

Fesih ihtarnamesindeki tehlikeli uyarılar

Sözleşmeyi fesheden Akkuyu NGS A.Ş.’nin karşı iddiaları ise çok ciddiydi. Rosatom’un Türkiye uzantısı şirket, fesih ihtarnamesinde IC İçtaş sorumluluğunda yapılan inşaat işlerinin kalitesizliğini, bir nükleer santral inşaatının gerektirdiği güvenlik standartlarına uygun olmadığını gerekçe gösteriyordu. Fesih ihtarnamesi adeta malumun açık itirafı gibiydi. Akkuyu NGS A.Ş. ve dolayısıyla Rus şirketi Rosatom santral inşaatında aslında temelden yetersiz olan güvenlik normlarının dahi yerine getirilemediğini bu fesih ihtarnamesi ile itiraf ediyordu.

Bu gelişmelerden sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi, Akkuyu NGS A.Ş., Rusya Federasyonu sermayeli yeni üst taşeron firması TSM ile, sözleşmesi fesih edilen  IC İçtaş’ın alt taşeronu firmalarıyla sözleşme yeniledi ve  inşaatı aynı hızla sürdürmeye devam etti. Şu ana kadar ise ülkemizin inşaatla ilgili  yetkili makamları, şirketin bu çok ciddi yaşamsal sonuçları olabilecek fesih nedeni olarak ortaya koyduğu iddialarına karşı suskun… Üstelik Akkuyu NGS A.Ş.’nin IC İÇTAŞ ile sözleşmeyi feshetme gerekçelerinin yazılı olduğu ve 60 sayfalık olduğu iddia edilen ayrıntılı dökümü de kamuoyu ile paylaşılmadı. Ülkemizin yetkili makamlarının bu listede yazanların ne kadarından haberleri olduğu bilinmiyor. Fesih ihtarnamesi kamuoyundan saklanıyor, adeta kamuoyunun bunları öğrenmesinden çekiniliyor. Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında kamuoyuna yansıyan son gelişme ise geçtiğimiz hafta içinde ücretlerinin artırılmasını isteyen 400 işçinin işten çıkarılma haberleri oldu.

Akkuyu iddia edildiği gibi ne yerli ne de milli

Son gelişmelerden sonra Akkuyu NGS tamamen Rus şirketinin kontrolüne geçti. Projede ülkemiz yöneticilerinin reklam kampanyalarıyla vurguladıkları ‘yerli ve milli’ sermaye yok, artık Akkuyu Nükleer Santrali ‘yerli ve milli’ proje değil… Türkiye, bu gelişmelerden sonra topraklarında tüm risklerini üstlendiği bir yabancı ülke nükleer santralini barındıran bir ülke durumuna düştü. Başta kaza riski, radyoaktif atıkların yönetimi gibi riskler Türkiye’nin olurken, Rus şirket elektrik pazarlayarak elde ettiği maddi kazancı ülkesine transfer edecek; çöpsüz üzüm misali…

Ülkemizin doğası, çevresi ve insanları için artık iç ve dış kaynaklardan gelen nükleer tehdit günden güne büyüyor.  Kuzeyimizde süren Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle bölgedeki dört nükleer santral çatışmaların içinde kaldı. Her an Çernobil nükleer felaketinden daha büyük bir felaket ile karşılaşabiliriz. Bundan etkilenen ilk ülke olabiliriz. Bu tehdidin her dakika daha da ciddileştiğini bizzat çatışan taraflar ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) uzmanları söylüyor. Diğer taraftan Akkuyu NGS A.Ş. ve dolayısıyla Rus şirketi Rosatom, Mersin Akkuyu ’da inşaatını sürdürdüğü nükleer santralde aslında daha proje aşamasından yetersiz olan güvenlik normlarını dahi yerine getirmediğini itiraf ediyor.

Gerek Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle bu bölgede yaşananlar; gerekse inşaattaki son gelişmeler bugüne kadar ülkemizde nükleer santral kurulmasına karşı çıkan meslek odaları, akademisyenler ve çevre örgütlerinin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ispatlıyor. Daha da geç olmadan Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı durdurulmalı ve bizzat yapan şirket tarafından güvenilir olmadığı yapılan şirketler arası fesih işlemleri sırasında ortaya çıkan bugüne kadar yapılmış tüm yapılar sökülmelidir…

Diğer taraftan Brezilya Yüksek Mahkemesi’nin kararına, Basel Konvansiyonu, Barselona Sözleşmesi ve İzmir Protokolü gibi uluslararası sözleşmelere rağmen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının tehlikeli madde envanterini yeniletme kararına karşın Sao Paulo uçak gemisinin İzmir’e doğru yasa dışı yolculuğu sürüyor.

Türkiye para hırsı uğruna çevre ve insan sağlığının tehlikeye atıldığı ülkelerin başında gelmeye devam ediyor. Ülkemizin doğası, insanını bu ekokırımdan korumak için şimdi her zamankinden daha çok mücadele etme zamanı…

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.