Ana Sayfa Blog Sayfa 699

Yedi yılda emisyon azaltım taahhütlerinin yalnızca yüzde 24’ü gerçekleşti

Yeni bir rapora göre, 2025 yılına kadar ormanlardan bir gigatonluk emisyon azaltımına ulaşamazsak uzun vadeli iklim hedefleri tehlikeye girecek.

Birleşmiş Milletler Ormansızlaşma ve Orman Bozulmasından Kaynaklanan Emisyonları Azaltma Programı (REDD), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Dünya Koruma İzleme Merkezi ve Green Gigaton Challenge tarafından yayınlanan rapora göre, 2030 hedeflerinin ulaşılabilir kalması için 2025’ten sonra her yıl emisyon azaltımına ulaşılması gerekiyor.

Dünya, Paris Anlaşması’nın ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefine giden güvenilir bir yol için kritik olan 2030 yılına kadar ormansızlaşmayı sona erdirme ve tersine çevirme hedeflerine ulaşma yolunda değil.

Ormanlar olmadan Paris Anlaşması hedefleri olamaz

Analiz, şimdiye kadar emisyon azaltımı için gerekli taahhütlerin yalnızca yüzde 24’ünün yerine getirildiğini ortaya koydu.

UNEP ekosistemler bölümü müdürü Susan Gardner, “Ormanlar olmadan Paris Anlaşması ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri olamaz. Raporun bize bir kez daha hatırlattığı gibi, pencere kapanıyor,” dedi

2025’te bir gigatonluk dönüm noktasına ulaşmak ve yıkıcı iklim değişikliğini önlemek için orman temelli azaltım eylem ve finansmanının artması gerekiyor.

Gardner, ancak bunda başarılı olunursa iklim ve doğa için hayati hedeflerin ulaşılabilir olacağını sözlerine ekledi.

Raporda, “Mevcut taahhütler gerçeğe dönüştürülmeli ve ormanları finanse etmek için acilen yeni taahhütler verilmelidifr, yoksa kilometre taşını kaçırma riskiyle karşı karşıyayız. Bu taahhütlerin sadece yarısı, emisyon azaltımı satın alma anlaşmaları yoluyla gerçekleştirildi. Bu taahhütler için fon henüz ödenmedi” denildi.

Ancak, ormanların finansmanı ve mevcut karbon fiyatları, şu anki sorunların aciliyetini veya ölçeğini karşılamıyor.

Rapora göre, bir ton CO2e başına 30 ila 50 dolar arasında bir taban fiyat taahhüdü verilmes, orman zengini ülkeleri ekonomilerini dönüştürmeye ve daha fazla finansman fırsatlarını katalize etmeye teşvik edecek.

Amazon Çevresel Araştırma Enstitüsü yönetici direktörü Andre Guimaraes, “REDD+ hazırlığına ve uygulamasına yapılan ön yatırım devam etmeli ve emisyon azaltma sonuçlarına ulaşmak için kapasite ve eylem sağlamak için ölçeklendirilmelidir” dedi.

Ormanları korumaya, sürdürülebilir bir şekilde yönetmeye ve eski haline getirmeye yönelik eylemler, iklim değişikliğinin etkilerini, uygun maliyetlerle azaltmayı sağlayabilir.

Bu eylemler ayrıca biyolojik çeşitlilikteki düşüşleri tersine çevirebilir ve iklim değişikliğine karşı direnci artırabilir.

Orman temelli eylemler, Paris Anlaşması’nın amacını karşılamaya da önemli bir katkı sağlıyor: İklim felaketinin önlenmesine yardımcı olmak için çözümün yaklaşık yüzde 27’sini oluşturuyor ve 2030 yılına kadar yaklaşık dört gigatonluk bir yıllık azaltım potansiyeli sağlıyor.

Karbon yutağı ülkelerin iklim finansmanına erişimi hızlanmalı

Yerli halklar ve yerel topluluklar, bu sonuçların elde edilmesinde kilit bir rol oynuyor.

Rapor ayrıca, yüksek orman ve düşük ormansızlaşma (HFLD) ülkelerinin nasıl daha fazla finansal desteğe ihtiyacı olduğunu da vurguladı.HFLD ülkeleri, dünya çapında tropikal orman karbonunun yüzde 18’ini depoluyor.

Rapora göre bu ülkelerin yeterli iklim finansmanına erişimlerinin hızla iyileştirilmesi gerekiyor. Ancak mevcut orman iklimi finansman mekanizmaları, bu tarihsel korumayı ödüllendirmek ve ormansızlaşmaya yönelik artan baskılara direnmelerini sağlamak için yeterli değil.

Şebnem Korur Fincancı’nın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın 27 Ekim’de tutuklanmasının ardından yapılan ilk tutukluluğa itiraz başvurusu, 8 Kasım’da reddedildi.

Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlatıldığı bilgisinin ardından hızla yurtdışından dönmesine, çağrıldığı takdirde ifadeye gelebileceği avukatları aracılığıyla savcılığa iletilmesine, kaçma veya delil karartma şüphesi bulunmamasına ve isnat edilen suç itibariyle tutuklamaya yer olmamasına karşın; ret kararında tutuklama tedbirinin orantılı olduğu iddia edildi.

Ne olmuştu?

Türkiye’nin Kuzey Irak‘taki operasyonları sırasında kimyasal gaz kullanıldığı iddialarını değerlendiren Dr. Şebnem Korur Fincancı, görüntülerini incelediğini belirterek, “Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz” demişti.

‣ Kimyasal gaz iddiaları Meclis’te: Etkin soruşturma istendi

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğuna dikkat çeken Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor” diye konuşmuştu.

İddialar Meclis gündemine getirilmiş; HDP‘den Meral Danış Beştaş ve CHP‘li Sezgin Tanrıkulu bağımsız soruşturma istemişti. Edirne F Tipi Cezaevi‘nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, görüntülere ve  iddialara TBMM’nin sessiz kalamayacağını söylemişti.

İktidar kanadı ise iddiaları reddetmiş, MSB‘dan yapılan açıklamada, TSK’nin envanterinde kimyasal gaz bulunmadığı duyurulmuştu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Irak‘taki Federal Kürdistan Bölgesi’nde yürütülen askeri operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin açıklama yapan TTB Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlatmıştı. Soruşturmanın ardından Fincancı 27 Ekim’de tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Soruşturma başlatılmasının ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fincancı’yla ilgili şunları söylemişti:

“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yürüttüğü sınır ötesi harekatlara iftira atan Tabipler Birliği Başkanıyla ilgili yargı harekete geçmiştir. Ayrıca bu ismin üzerinde de çalışmalarımızı yürütecek, gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin de değiştirilmesini sağlayacağız. Terör örgütünün diliyle konuşarak ülkesine ve ordusuna alçakça bühtan eden böyle bir şahsın, adı Türk ile başlayan bir kurumun başında olmasının milletimizin her bir ferdini rahatsız ettiğine inanıyorum.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürüttüğü soruşturmanın sonuçlarına ve mahkemelerin vereceği kararlara göre hem bu kişiyle hem de bu kurumla ilgili gereken adımlar atılacaktır. Bu çerçevede kabine toplantımızda ilgili bakanlarımıza Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni bir yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatını verdik.

Meslek örgütlerini ideolojik saplantılarının borazanı haline getiren terör örgütü destekçilerini, buralardan temizleyerek bu yapıları kuruluş amaçlarına uygun faaliyetlere yoğunlaştırmakta kararlıyız.”

TTB Fincancı’nın gözaltına alınmasının ardından destek açıklamasında bulunmuş, Şebnem Korur Fincancı’nın ifadelerinin suç unsuru olmadığını belirtmişti.

Fincancı 26 Ekim’de, avukatları aracılığıyla ulaştırdığı notunda şunları yazmıştı:

“Sevgili yol arkadaşlarım,

Bu gerçek dışı durum ile karşı karşıya kaldığınız için üzgünüm. Ancak dayanışma ile bu gerçek dışı süreci aşacağımızı biliyorum.

Sizlere kaynaklarıyla bilimsel görüş sürecini aktaracaktım, fırsat olmadı. Bu süreç bitince delillendirme üzerine bir toplantı yapalım.

Sizlerin kesinlikle çok yoğunluğunuz vardır, bu yoğunluğa maalesef ben de katkı sunmuş oldum. Bu karalama kampanyasını da aşıp birlikte mücadele edeceğiz. İnsanca bir sağlık sistemini hep birlikte kuracağımız günlere dayanışmayla…

Şebnem.”

[COP27’de Finans Günü]: ABD’den karbon kredisi açıklaması, Çin’den müzakere çağrısı

Şarm El-Şeyh‘te üçüncü gününde devam eden COP27 programında belirlenen tematik günlerde 9 Kasım, Finans Günü seçildi.

İklim krizinden adaletsiz şekilde etkilenen ülkelerin olan zararlarının tazmin edilmesi ve kayıp-zarar mekanizmalarının kurulması, COP27’nin en büyük gündem maddesi.

Bugün bir grup iklim aktivisti, tüm kısılayıcı kurallara rağmen bir protesto düzenledi ve ulusları temiz enerjiye geçişin hızlanması, yeni petrol ve gaz arama çalışmalarına yatırımınson verilmesi çağrısında bulundu. Protestocular şarkılar söyledi, slogan attı ve “Fosil Yakıt Şirketlerinden Finansman Sağlayın” ve “Gaz Yok” yazan pankartlar taşıdı.

Başka bir grup aktivist de “fosil yakıtın hızlı, adil ve hakkaniyetli bir şekilde aşamalı olarak kaldırılmasını” talep eden bir protesto düzenledi.

Bunlar COP27’nin başlangıcından bu yana ender görülen bir aktivizm gösterisi oldu. Mısır hükümetinin uygulamaları ve Şarm El-Şeyh şehrinin kısıtılılıkları nedeniyle bu sene COP’un çok daha az gösteriye sahne olacağı tahmin ediliyor.

Kayıp ve hasar fonu sağlama konusunda adım atan ilk ülkeler Danimarka, Belçika, Almanya ve İskoçya olmuştu. Avusturya da COP27’de bu gruba dahil olarak 50 milyon dolar taahüt verdi. Yeni Zelanda gelişmekte olan ülkeler tarafından kaybedilen toprak ve kaynaklar için 20 milyon dolarlık bir iklim fonu duyurdu.

Finansman, Cop27’deki gelişmekte olan ülkelerin temel talebi; ancak taahhüt edilen milyonlar, ihtiyaç duyulan ve bazı tahminlere göre yılda 1 trilyon dolara kadar çıkması gereken miktarın çok altında.

Gelişmekte olan ülkelerin lider seslerinden Barbados başkanı Mia Mottley ve bazı ülke liderleri COP27’de yaptığı konuşmalarda kayıp ve hasarı finanse etmek için artan fosil yakıt kârları üzerinden yüzde 10’luk bir vergi fikrini gündeme getirmişti.

Bugünkü müzakerelerde ekonomist Jeffrey Sachs, zengin ülkelerin fosil yakıt kirliliğine karşı cezasız kalma döneminin sona erdiğini ve uluslararası bir mahkemenin, kayıp ve hasar için dava açabilmeleri durumunda gelişmekte olan ülkeler lehine karar vereceğini söyledi.

Son araştırmalar, petrol ve doğal gaz sektöründeki şirketlerin son 50 yılda yılda ortalama 1 trilyon dolar kâr sağladığını söylüyor.

ABD: Karbon kredisi ticareti girişimi, yeşil yıkama olmayacak

ABD‘nin iklim elçisi John Kerry, ABD pavilyonunda düzenlenen bir etkinlikte, gelişmekte olan ülkelerin daha temiz enerji biçimlerine geçişine yardımcı olmada “kritik” olacak yeni bir küresel karbon kredisi ticareti girişimini açıkladı.

Kerry, Energy Transition Accelerator (Enerji Geçişi Hızlandırıcı) adlı programın, Rockefeller Vakfı ve Bezos Earth Fund ile birlikte başlatıldığını ve  gönüllü “yüksek kaliteli” karbon kredileri yoluyla finansman sağlayacağını söyledi.

“Bu kalıbı kırmamız gerekiyor” diyen Kerry, genellikle bu tür projeler için finansman sağlamakta zorlanan gelişmekte olan ülkelerde yenilenebilir enerjiyi artırmak için trilyonlarca dolarlık yatırım yapılmasına yardımcı olmak için özel sermayeyi harekete geçirmenin önemli olduğunu söyledi.

Programın ayrıntıları henüz tam olarak ortaya çıkmadı.

Emisyonları azaltmak amacıyla belirli bir miktarda karbon kirliliğini temsil eden kredilerin alınıp satıldığı karbon piyasaları, büyük şirketlerin yeşil yıkama yapmasına olanak sağladığı yönünde elştiriliyor.

Kerry, karbon ticaretine yöneltilen bu yeşil yıkama eleştirilerinin adlandırıldığının farkında olduğunu söyledi ve azaltımın gerçek olmasını sağlamak için bunun güçlü bir bariyer olacağına dair “söz” verdi.

Çin: Tayvan görüşmesi sonrası ABD ile iklim müzakereleri askıda

Pekin‘in iklim elçisi Xie Zhenhua, konferansta gazetecilere verdiği demeçte, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi‘nin Tayvan ziyaretinin “Çin’in egemenliğini ihlal ettiğini ve Çin halkının duygularını incittiğini” söyledi.

“Bu nedenle Çin, ABD ile resmi iklim görüşmelerini askıya almaya karar verdi. Sorumluluk tamamen ABD tarafına aittir.”Xie, ABD’yi yeniden resmi görüşmelerin önündeki “engelleri kaldırmaya” çağırdı.

Öte yandan hem Zhenhua ve ABD’li mevkidaşı John Kerry, açıklamalarında, Şarm El-Şeyh’teki toplantı öncesinde ve sırasında gayri resmi alışverişlere devam ettiklerini söyledi.

Resmi bir çeviriye göre Zhenhua, “Kapı aslında onlar tarafından kapatıldı ve biz Çin, onu açmaya çalışıyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden’in Cuma günü beklendiği iki haftalık toplantıya Başkan Xi Jinping’in neden katılmadığı sorulduğunda Zhenhua , Çin liderinin “çok yoğun bir iç programı” olduğunu ve son Komünist Parti kongresinin ardından yabancı devletlerden ziyaretlerin yapıldığını söyledi.

Dünya Bankası başkanına: İklim inkarcısı mısınız?

Dünya Bankası Başkanı David Malpass bugün delegelere hitaben yaptığı konuşmada, bankanın iklim çabalarından söz etti ve Batılı ülkelerin enerji geçişi için Güney Afrika’ya 8,5 milyar dolar sağlayacağı bir ortak fona dahil olduğunu söyledi.

Konuşmasının ardından bir The Guardian muhabiri, Malpass’a daha önceki yorumlarına atıfla “İklim inkarcısı mısınız?” sorusunu yöneltti. Güvenlikler gazeteciye engel olmaya çalışırken Malpass, “Olmadığımı biliyorsun, o yüzden yanlış aktarma” şeklinde yanıt verdi.

Donald Trump tarafından atanmış olan Malpass, daha önce iklim bilimini kabul edip etmediğini “bilmediğini” söylemiş, Joe Biden yönetimi Malpass’ın bu açıklamalarını kınayan bir Beyaz Saray bildirisi yayımlamıştı.

Hakları içi eylem yapan öğretmenler ters kelepçeyle, darp edilerek gözaltına alındı

Öğretmenlik Meslek Kanunu’na (ÖMK) karşı çıkan eğitim sendikaları, kanunun görüşüleceği Ankara‘daki Anayasa Mahkemesi önünde meslek nöbetine başladı.

Meslek itibarını zedeleyeceği ve öğretmenler arasında ayrımcılığı derinleştireceğini belirterek ÖMK ve kariyer basamakları sınavına karşı tepki gösteren ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini isteyen on binlerce eğitimci, 14 sendikanın katılımıyla geçen haftadan beri eylemler yapıyor.

‣ Öğretmenler yurt çapında iş bıraktı: İstanbul’da polis müdahalesi

Bugün Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yapmak için toplanan eğitimciler karşılarında polisi buldu. Kalkanlarıyla eğitimcileri çevreleyerek basının görüntü almasına engel olan polisler, daha sonra grubu dağıtmaya çalıştı ve gözaltı yaptı.

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, Genel Mali Sekreter Hüseyin Selçuk ve Genel Özlük Hukuk Sekreteri Orhan Yıldırım, Eğitim-Sen MYK üyeleri Simge Yardım ve Ahmet Karagöz de dahil eğitim sendikası görevlileri ve eylemciler ters kelepçeyle, sürüklenerek gözaltına alındı.

 

Yıldırma ve korkutma amaçlı saldırıların son hedefi, yüz binlerce eğitim emekçisi adına toplananlar oldu

Meslek örgütleri, gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılması için yapılan basın açıklamasında şunları söyledi:

“Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içeren Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu bugün esastan görüşmeye başlamıştır. Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan bir milyonu aşkın öğretmen, Anayasa Mahkemesi’nin eğitim alanında telafisi güç sonuçlar yaratması kaçınılmaz olan ve Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içeren ÖMK ile ilgili olarak hukuka uygun bir karar vermesini beklemektedir.”

“Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz, diğer sendikaların genel başkanları ve MYK üyeleri ile birlikte Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun görüşüleceği Anayasa Mahkemesi önünde bugün sabah saatlerinden itibaren ‘Meslek Nöbeti’ tutmak için bir araya gelmiş, Anayasa Mahkemesi’ni öğretmenlerin sesini duymaya ve ÖMK’yi iptal etmeye çağırmıştır.

AYM önünde ‘Meslek Nöbeti’ tutmak için bir araya gelen sendika başkan ve yöneticilerinin taleplerini demokratik bir şekilde ifade etmesine izin vermeyen emniyet güçleri tarafından bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Çok sayıda sendika yöneticisi, ters kelepçe yapılarak gözaltına almıştır.”

“Ülkemizde yıllardır uygulanan, özellikle son yıllarda belirgin bir şekilde artan yıldırma ve korkutma amaçlı saldırıların son hedefi yüz binlerce eğitim emekçisi adına AYM önünde toplanan sendika yöneticileri olmuştur.”

Siyasi iktidarın, kendileri gibi düşünmeyen, haksız ve adaletsiz uygulamalar karşısında itiraz eden, sesini yükseltenlere karşı gösterdiği tahammülsüzlük son dönemde öylesine artmıştır ki, iktidarın ve onun uzantılarının baskıcı politikaları artan şiddet ve gözaltılar ile sürdürülmektedir.

“En doğal ve demokratik haklarımızı kullanmamızın yasa dışı bir şekilde engellenmesi ve sendika yöneticilerinin ters kelepçe ile gözaltına alınması kabul edilemez. Bu antidemokratik uygulamalara son verilmeli, arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.

Kendilerini hukukun ve kanunların üzerinde sananlar şunu çok iyi bilmelidir ki, haklı taleplerimizi her türlü baskı ve engellere rağmen savunmaya devam edecek, baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceğiz.

19’uncu Yeşil Diyalog’a kayıtlar başladı: Sayfayı çeviriyoruz, Türkiye’yi yeniden kuruyoruz

Yeşiller Partisi‘nin gerçekleştirdiği 19. Yeşil Diyalog, ‘Sayfayı Çeviriyoruz, Türkiye’yi Yeniden Kuruyoruz!’ temasıyla 12 Kasım Cumartesi günü İstanbul Taksim‘de gerçekleşecek.

Etkinlikte, yeşil politikaların sunduğu çözüm önerileri ile yeni ve umutlu bir geleceğin inşasının nasıl mümkün olabileceği tartışılacak.

Saat 09.30’da Cezayir Toplantı Salonu‘nda başlayacak etkinlikte demokrasi, iklim krizi, toplumsalcinsiyet başlıkalrında Türkiye’nin geleceği konuşulacak. Etkinlikte Avrupa Yeşiller Partisi Kampanya Yöneticisi Sybren Kooistra ve Avrupa Özgür İttifakı Genel Sekreteri Vula Tsesi de yer alacak.

ETKİNLİK PROGRAMI

12 Kasım 2022 Cumartesi

09.30 – 10.00 Kayıt ve Hazırlıklar

10.00 – 10.10 Açılış

10.10 – 10.30 Açılış Konuşması

Sybren Kooistra – Kampanya Yöneticisi, Avrupa Yeşiller Partisi

10.20 – 12.00 Yeni Sayfada Özgürlükler ve Demokrasi

Koray Doğan Urbarlı – Yeşiller Partisi

Serap Yazıcı – Gelecek Partisi

12.00 – 13.30 Yeni Sayfada İklim Krizini Aşmak

Afra Gürlüler – İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Özlem Teke – Yeşiller Partisi

Nurhan Yentürk – KAHİP

13.30 – 14.45 ARA

14.45 -15.05 Açılış Konuşması 

Vula Tsetsi – Yeşiller/ Avrupa Özgür İttifakı Genel Sekreteri

15.05 – 16.45 Forum: Yeni Sayfada Geleceğin Kurulması

16.45 – 18.15 Yeni Sayfada Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Oğulcan Yediveren – SPoD

Gülnur Elçik – Politikada İyilik Hali

Etkinlik için kayıtlar buradan yaptırılabilir.

 

 

İzmir Seferihisar’da yapılmak istenen jeotermal projelerinin ruhsatı iptal edildi: Davayı Orhanlı kazandı

İzmir‘in Seferihisar ilçesine bağlı Orhanlı Köyü’nde yeni jeotermal projelerine izin veren ruhsat alanlarının iptali için açılan davada İzmir 1. İdare Mahkemesi “iptal” kararı verdi.

Büyükşehir Belediyesine bağlı İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Doğa Derneği, SS. Kavakdere Sulama Kooperatifi ve Aydın Çevre Derneği (AYÇEP) tarafından açılan davada karar çıktı. Var olanlara ek olarak yeni açılmak istenen JES’ler için istenen ruhsat alanlarını mahkeme tarafından oybirliğiyle iptal edildi.

İptal edilen 1586 sayılı jeotermal kaynak arama ruhsat alanı ve 2150 sayılı jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular işletme ruhsat alanı İzmir’in nefes almasını sağlayan ormanlarını ve gıdasını sağlayan havzalar için büyük tehdit oluşturuyordu.

İdare mahkemesi haziran ayında da yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

İzmir’de doğa mücadelesinde davayı zeytinler kazandı
İzmir Orhanlı Köyü’nde JES protestosu: İptal edilene kadar haklarımızı savunacağız

Ne olmuştu?

İzmir Seferihisar‘a bağlı Orhanlı Köyü‘nde yapılmak istenen JES-RES-GES (Jeotermal, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi) entegre enerji santrali projesine köy halkı 2021’den bu yana itirazlarını dile getiriyordu.

11 Haziran 2021’de proje için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci kapsamında yapılmak istenen Halkın Katılım Toplantısı’na yöreye özgü kıyafetleriyle katılan köy halkı, davul zurna eşliğinde yaptıkları protestoyla toplantıyı iptal ettirmişti.

JES-RES-GES entegre enerji santrali için, köy merkezinde 23 adet jeotermal sondaj kuyusu açılmak isteniyordu.

15 Haziran’da mahallede yer alan 2 bin 150 jeotermal işletme ruhsat alanı ve bin 586 arama ruhsat alanının iptali için açılan davadan çıkan sonuç zeytinlerin lehine oldu. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.

 

Fosil yakıt kullanımı en çok Afrika’yı vuruyor: İklim krizi bir adaletsizlik meselesi

Dünya liderleri Mısır‘daki BM zirvesinde iklim eylemi üzerine konuşmalarını sürdürürken Christian Aid tarafından gerçekleştirilen bir çalışma, fosil yakıtların mevcut oranda kullanımına devam edilmesi durumunda, fosil yakıt tüketiminin Afrika ülkelerinin ekonomisi üzerinde büyük bir etkisi olacağını ortaya koydu.

Aid’in araştırmasına göre küresel iklim krizinden en az sorumlu olan Afrika ülkelerinin gayrisafi yurtiçi hasılasındaki büyüme oranları, dünya küresel ısınmayı 1,5C’de tutmayı başarsa dahi, yüzyılın sonuna kadar yüzde 64’e kadar düşebilir.

Fotoğraf: WFP – Nijerya

Çalışmaya göre, kişi başına düşen milli gelirde etki ortalama yüzde 34’e kadar ulaşırken, GSYİH büyümesi üzerindeki etki 2050 yılına kadar oranlarda ortalama yüzde 20’lik bir düşüşe işaret ediyor. 2100 yılına kadar ise ortalama yüzde 64’lük devasa bir düşüş öngörülüyor.

Guardian‘dan Nina Lakhani‘nin aktardığına göre; bulgular, iklim finansmanı konusunda adaptasyon, kayıp ve zarar için somut ilerlemeye duyulan acil ihtiyacın altını çiziyor.

‣[COP27] Afrikalı kadınlar iklim adaleti istiyor 
‣ Kısa bir özet: COP27 hangi tabloda gerçekleşiyor, taahhütler nerede?
‣ İklim değişikliği on yıllar içinde Asya ve Afrika’nın bir kısmını yaşanmaz hale getirebilir

‣ Pakistan fosil yakıt şirketlerini mahkemeye veriyor

‘İklim finansmanı hayır kurumu değil, iklim adaletidir’

Öte yandan COP27′de Pakistanlı diplomat ve G77 gelişmekte olan ülkelerin baş müzakerecisi Nabeel Munir, “İklim finansmanı hayır kurumu değil, iklim adaletidir” dedi.

COP27’de dün gerçekleşen Kırılgan Toplulukların Sürdürülebilirliği temalı üst düzey yuvarlak masa toplantısında konuşan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de uluslararası topluma iklim değişikliği sebebiyle ortak sorumluluk alma çağrısında bulundu.

54 Afrika ülkesi dünya nüfusunun yüzde 15’ini oluşturuyor ancak gezegeni ısıtan CO2’nin yüzde dördünden daha azının sorumlusu. Ancak Çin bu sorumlulukta yüzde 27’lik bir paya sahip. ABD karbon emisyonlarının yüzde 15’ine ve AB ülkeleri de yüzde 17’sine sebebiyet veriyor.

Ancak yükselen deniz seviyesi ve eriyen buzulların yanı sıra kuraklık, orman yangınları, sel ve sıcak dalgaları gibi giderek düzensiz ve yıkıcı hale gelen aşırı hava olaylarından en çok etkilenen kıta da yine Afrika.

Çalışmada 2100 yılına kadar küresel ısınmanın olmadığı bir senaryo ve  mevcut ısınma için en iyi (1.5C) ve en kötü (2.4C) senaryolarla karşılaştırmalar yapıldı, 50 Afrika ülkesi için tahmini GSYİH büyümesi analiz edildi.

Fotoğraf: UN-IOM, Sudan

‘Sekiz ülkenin ekonomik büyümesinde yüzde 75’lik düşüş olabilir’

Mevcut iklim politikalarına göre, sekiz ülkenin (Sudan, Moritanya, Mali, Nijer, Burkina Faso, Çad, Cibuti ve Nijerya) GSYİH büyümesi yüzde 75’e kadar düşebilir.

Küresel ısınmadan en çok etkilenen ülkeler, kişi başına 0,43 tondan daha az karbondioksit (CO2) salıyor. ABD ve Kanada kişi başına 18 ton CO2 üretirken Suudi Arabistan‘da bu sayı 18 ton CO2.

Bu yıl şiddetli yağmurların ve ani sellerin 18 ilin 15’inde 250 binden fazla insanı etkilediği Sudan‘da, mevcut küresel iklim politikalarına göre ekonomik büyüme yüzde 84 gibi şaşırtıcı bir oranda etkilenebilir. Bu rakamlara yeni iklim uyum önlemleri eklenmiş değil, bu neden GSYİH’deki etkilenme oranı daha düşük olabilir.

Ancak aşırı hava koşullarının neden olduğu ekonomik zarar da hesaplamalara dahil edilmiş değil, bu nedenle ortaya koyulan GSYİH’deki düşüş oranları daha yüksek de çıkabilir.

Açlık, kuraklık ve sel

Viyana‘daki Uluslararası Uygulamalı Sistemler Analizi Enstitüsü‘nden ekonomist ve çalışmanın ortak yazarı Marina Andrijeviç, “Bu analiz, iklim değişikliğinin Afrika‘nın ekonomik kalkınması üzerindeki devasa etkisini gösteriyor ve bu rakamlar muhafazakar tahminler olabilir” dedi.

Bu yıl şimdiye kadar Nijerya‘da 200 binden fazla ev sel ve toprak kayması nedeniyle yok olurken, Afrika Boynuzu‘nda art arda yaşanan dört kurak dönem sonrasında 37 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı.

‘İklim değişikliği bir adaletsizlik meselesidir’

Geçen hafta Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan bir rapor, uluslararası uyum finansmanının gelişmekte olan ülkelerin gerçekten ihtiyaç duyduğunun beş ila 10 kat altında olduğunu ve açığın her yıl büyüdüğünü ortaya koydu.

İklim düşünce kuruluşu Power Shift Africa‘nın direktörü Mohamed Adow, şok edici ekonomik tahminlerin bir uyandırma çağrısı olması gerektiğini söyledi. Adow, şunları aktardı:

“Küresel ısınmayı 1.5C ile sınırlasak bile Afrika ülkelerinin acı verici ekonomik zarara uğraması, iklim krizinin ön saflarında olanlara yardım etmek için bir kayıp ve zarar fonuna ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bu ülkeler soruna en az katkıda bulunan ülkelerdir, ancak yine de başkaları tarafından yaratılan çok ciddi ekonomik sonuçlarla karşı karşıyalar. Bu nedenle iklim değişikliği bir adaletsizlik meselesidir.”

Greenpeace İklim Buluşması, İstanbul’da

Greenpeace Akdeniz, kamuoyuna ‘kader’ olarak aktarılan iklim krizi ve çevre felaketlerine karşı harekete geçmek, sorunları tespit edip çözümleri tartışmak üzere 11- 12 Kasım tarihlerinde İstanbul, Müze Gazhane’de “Greenpeace İklim Buluşması” düzenliyor.

Örgütün yaptığı son araştırmaya göre, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri dünyanın diğer yerlerinden iki kat daha hızlı ısınıyor. Türkiye, bir Akdeniz Havzası ülkesi olarak, daha büyük sorunların sınırında.

Yapılan açıklamada, “Kamuoyunda yaygınlaştırılmış söylemler,  Türkiye’de iklim değişikliğini ve özellikle çevre felaketlerini ‘kader’ diye etiketleyerek, krize karşı harekete geçme motivasyonunu  baltalıyor. Ancak biliyoruz ki somut verilere dayalı projeksiyon ve modellemelerle, iklim dostu politikalar ve iyi işletilmiş demokratik katılım süreçleriyle bu sorunu aşabiliriz” deniyor.

Mısır’da 6 Kasım’da başlayan COP 27 İklim Zirvesi‘nin hem Türkiye hem de Dünya için tarihi bir dönemeç olduğunu kaydeden Greenpeace Akdeniz’in Zirve sırasında  COP 27 sırasında bu yanlışları Türkiye’nin gündemine taşımak, iklim kriziyle mücadeleyi öncelik haline getirmek ve çözüm yöntemlerini tartışmak için düzenlediği buluşmada şu sorulara yanıt aranacak:

“Türkiye, 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için neler yapmalı? Kömürden çıkışın olmadığı bir senaryoda Türkiye’nin iklim mücadelesi ne kadar gerçekçi? COP 27’de bir araya gelen dünya liderleri ve karar vericilerin taahhütleri iklim kriziyle mücadelede neden yetersiz kalıyor? İklim hareketinin yeşil, adil bir dönüşüm için karar vericilerden ve politika yapıcılardan talepleri ne olmalı? Ve bu kararların alınmasını sağlamak için nasıl bir yol izlenmeli?”

İki gün boyunca İstanbul Müze Gazhane-Pazar Yeri’nde düzenlenecek etkinliği programı şöyle:

11 Kasım Cumartesi

 2030 Türkiye İklim Hedefleri: 13.00- 14.15

2021’de Paris Anlaşmasını onaylayan Türkiye, kömürden çıkış planlaması yapmadan 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı taahhüt etti.  Peki güncellenmiş ulusal katkı beyanını henüz açıklamayan Türkiye’nin iklim zirvesine katılımından neler bekleyebiliriz? Küresel iklim değişikliği için kritik tarih olan 2030’a giden yolda, Türkiye’nin iklim hedefleri ne olmalı?

Moderatör: Gökhan Ersoy(Greenpeace Akdeniz)
Konuşmacılar: Sevil Turan (Greenpeace Akdeniz), Özlem Katısöz (Avrupa İklim Eylem Ağı), Duygu Kutluay (Kömürün Ötesinde Avrupa

Pankart Boyama Atölyesi 14.00-18.00
COP 27 Köşesi 14.30-15.45

Mısır’da COP 27 görüşmelerini yakından izleyen uzmanlara canlı yayınla bağlanarak COP 27’de dikkat çeken ve öne çıkan konular sıcağı sıcağına tartışılacak.

Moderatörler: Semra Cerit Mazlum (Marmara Üniversitesi), Ersin Tek (Greenpeace Akdeniz)
Konuklar: Özlem Altıparmak (Doğa Derneği), Ümit Şahin (İstanbul Politikalar Merkezi) Elif Sarah (Aktivist)

Yeşil ve Adil Dönüşüm 16.00- 17.30

Türkiye’de iklim değişikliğiyle mücadelenin ekonomiyi olumsuz etkileyeceğine inananların oranı %39. Kömürden çıkış iddia edildiği gibi imkansız mı? Fosil yakıtta ısrar, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı sorununu çözüyor mu? Kömür madenleri ve kömürlü termik santraller kapanırsa, gerçekten işsiz ve elektriksiz kalıyor muyuz? Enerji, sadece teknik bir üretim meselesi mi, yoksa kaynakların toplumun refahı adına kullanımını ve iklim dostu ve güvenli bir geleceği ilgilendiren bir adalet meselesi mi?

Moderatör: Onur Akgül (Greenpeace Akdeniz)
Konuşmacılar: Bengisu Özenç (Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği) Sevil Acar (Boğaziçi Üniversitesi), Cem İskender Aydın (Çevre Bilimleri Enstitüsü), Mehmet Dalkanat  (Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu)

Ritm Atölyesi 18.00 – 19.00

12 Kasım Pazar

Süreyya Operası (Kadıköy) 12.00- 13.30

İklim Hareketi Yürüyüşü ve Basın Açıklaması (İstanbul Müze Gazhane-Pazar Yeri)

COP 27 Köşesi 14.00-14.30

Şarm el Şeyh’te süren COP 27 görüşmelerini yakından izleyen uzmanlara canlı yayınla bağlanarak panellerde tartışılan ve sosyal medyadan gelen sorular tartışılacak.

FORUM: Türkiye’de İklim Hareketi

İklim hareketinin güçlendirilmesi ve derinleştirilmesi için atılması gereken adımlar, Türkiye’deki iklim hareketinin her yaş ve örgütlenme biçiminden özneleriyle birlikte konuşulacak.

Tennessee eyaletinde 150 yıl sonra kölelik ‘tamamen’ kaldırıldı

ABD’nin Tennessee eyaletinde dün düzenlenen seçimlerde kölelik tamamen kaldırıldı.

Ülkede yapılan ara seçimde 435 üyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve 100 üyeli Senato’nun da 35 üyesi için oy verildi. Kongre’nin her iki kanadında da çoğunluğun hangi partide olacağı başkan için belirleyici bir öneme sahip. Seçim sonucu, başkanlık seçimine kadar geçecek iki yılı da şekillendirecek.

Erken seçim sonuçlarına göre Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçiler önde, Senato’da yarış başa baş sürüyor.

[ABD Kongre seçimleri] Cumhuriyetçiler avantaj kazandı, Z kuşağı Meclis’te

Tennesse’de kölelik, ‘istisnai durumlarda’ serbestti

Ara seçimlerde  bazı eyaletlerdeki kanun değişiklikleri de oylandı.

Bu eyaletlerden biri de Tennessee. Seçim sonucuyla beraber eyalette kölelik tamamen kaldırıldı.

Kölelik ve köleleştirme, dönemin ABD Başkanı Abraham Lincoln‘ür İç Savaş sırasında imzaladığı ‘Özgürlük Bildirgesi’nin, iki yıl sonra savaşın bitmesiyle hayata geçmesi üzerine, 19 Haziran 1865’te kaldırılmıştı. Bu gün, Kurtuluş Günü ve Özgürlük Günü adlarıyla da biliniyor.

Tennessee yasalarında ise kölelik, cezalandırma yöntemi olarak kullanılması haricinde yasak. Yasada şu yazıyor: Bu eyalette kölelik ve gönülsüz kulluk, usulüne uygun olarak, hüküm giymiş bir kişinin cezalandırılması dışında sonsuza kadar yasaklanmıştır.” Yani, köleliğin uygulanabileceği bir durum yasalarda koruma altına alınmış durumdaydı. 

Ara seçimlerdeyse bu durum ortadan kaldırıldı. Seçmenin yaklaşık yüzde 80’i köleliğin tamamen kaldırılması yönünde oy kullanırken yüzde 20’lik kısım bunun tersi yönünde oy kullandı.

Seçim sonucuyla birlikte bu ‘istisnai durum’ kaldırılarak eyalette kölelik tamamen yasaklandı.

[COP27] Afrikalı kadınlar iklim adaleti istiyor

Dünyanın en önemli uluslararası iklim konferansı kabul edilen BM iklim sözleşmei taraflar konferansının 27’ncisinde (COP27) seslerini duyurmak için Afrikalı ekofeministler de Şarm El-Şeyh‘te.

Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Seçmenleri’nin (Women and Gender Constituency –WGC) üyeleri, COP27’de “Ne istiyoruz? İklim adaleti!” sloganı ve danslarıyla taleplerini yükseltiyor.

İklim krizine en az katkıda bulunmasına rağmen krizin en yıkıcı etkileriyle boğuşan ülkelerin çoğu, Afrika kıtasında yer alıyor. Savunmasız ülkelerin kayıp ve hasarlarının tazmin edilmesi, bu yılın COP’unda bugünden itibaren başlayacak müzakerelerin temel gündemi olacak. Tematik olarak 9 Kasım, COP27’de ‘Finans Günü’ olarak belirlendi.

Cinsiyet adaleti ve insan hakları olmadan iklim adaleti olamaz

WGC’den kadınlar, COP27’nin sonuçları için temel taleplerini şöyle özetliyor:

“Her zaman olduğu gibi, cinsiyet adaleti ve insan haklarının yerine getirilmesi olmadan iklim adaletinin olamayacağını savunuyoruz. Kanıtlar ve deneyimler, iklim değişikliği ve çevresel krizlerden en çok etkilenenler arasında kadınların, kız çocuklarının ve cinsiyet kimliği çeşitli insanların olduğunu göstermektedir. Cinsiyete duyarlı iklim eyleminin daha etkili olduğunu biliyoruz. Kadınlar, kızlar ve diğer marjinal topluluklar, değişen çevresel koşullara uyum sağlama ve sürdürülebilirliğe doğru ilerleme konusunda benzersiz bilgi ve çözümlere sahiptir.”

Afrikalı Kadınların ve Kız Çocuklarının COP27 için Talepleri:

1) Tüm iklim eylemlerinde kadınların tüm çeşitlilikleriyle tam ve kapsayıcı katılımı ve ara dönem gözden geçirmesi yoluyla toplumsal cinsiyet eylem planının (GAP) önceden uygulanması.

2) Zengin ve sanayileşmiş ülkelerin tarihsel sorumluluklarını ve ekolojik borçlarını kabul ederek ve en marjinalleşmiş insanları ve toplulukları merkeze alarak, kayıp ve zararı (her türlü adaptasyon girişiminin ötesinde meydana gelen iklimle ilgili acil ve eşitsiz yıkımı) tanıması ve tazmin etmesi.

3) İklim finansmanını bir  sosyal ve cinsiyet adaleti meselesi olarak görülmesi ve sağlanması. Bu kapsamda, asgari olarak yılda 100 milyar ABD Doları hedefinin ve finansmanın toplumsal cinsiyete duyarlılılığının sağlanması; uyum için hibe temelli finansman oranının önemli ölçüde artırılması ve kayıp ve hasar için yeni, ek fonlar sağlanması.

4) İklim ve biyolojik çeşitlilik alanlarında iklim değişikliğine karşı yanlış çözümlerin ortadan kaldırılması.

5) Fosil yakıta dayalı bir ekonomiden, kadınların insan haklarını koruyan ve sosyal ve çevresel adaleti geliştiren düşük karbonlu ve yenilenebilir bir enerji sistemine geçerek adil ve eşitlikçi bir enerji geçişinin ilerletilmesi.

6) Esnek, cinsiyet kapsayıcı bir iklim adaleti eğitimine yatırım yapılması.

7) İklim eylemine, cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve haklarının tamamını (SRHR) içeren bir sosyal adalet çerçevesi ve insan haklarına dayalı bir yaklaşım uygulanması.

8) Sürdürülebilir kalkınma ve biyolojik çeşitlilik hedeflerinin tam olarak uygulanması ve gerçekleştirilmesi yoluyla toplumsal cinsiyet eşitliği ve ekosistem bütünlüğüne yönelik taahhütlerin yerine getirilmesi.