Ana Sayfa Blog Sayfa 2063

DSÖ: Covid-19 vaka sayısında bir günde rekor artış gördük

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)  Pazar günü dünya genelinde, koronavirüs  vaka sayılarında rekor düzeyde artış görüldüğünü açıkladı. Salgın başladığından bu yana ilk kez, bir günde 183 bin yeni vaka tespit edildi. 

DSÖ yetkililerinin açıklamalarına göre vakaların 116 binden fazlası ABD ve Latin Amerika ülkelerinde görüldü.

Bir günde 36 binden fazla vakanın tespit edildiği Amerika’da birçok eyalette yeni vaka sayılarında artış olduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Arizona, Teksas, Kuzey ve Güney Carolina ve Florida’da vaka sayılarında büyük artışlar olduğu ifade ediliyor.

Amerika Başkanı Donald Trump hem Twitter hesabından yaptığı paylaşımla hem de Cumartesi günü Tulsa şehrinde düzenlediği mitingte ABD’de vaka sayısının çok olduğunu çünkü çok fazla korona testi yaptıklarını söylemişti. Beyaz Saray’dan daha sonra yapılan açıklamada Başkan Trump’ın medyayı tiye aldığı ve şaka yaptığı söylenmişti.

Brezilya’da bir günde 55 bin vaka

Brezilya’da bir günde 55 bin yeni vaka tespit edilirken, virüs kaynaklı ölü sayısı da 50 bini aştı. Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun önlem almayı reddettiği ülkede, vaka sayısı da 1 milyonu geçti. Sağlık uzmanları, Brezilya’da salgının henüz zirve noktasına ulaşmadığı konusunda uyarıyor.

Meksika’da bir günde 1044 kişi öldü 

Meksika’da sağlık bakanlığı son 24 saat içinde 1044 kişinin korona virüsü nedeniyle öldüğünü açıkladı. Ülkede 5 bin 343 yeni vaka tespit edildi. Toplam vaka sayısı 180 bin 545’e, ölü sayısı 21 bin 825’e çıktı.

Peru’da 250 binden fazla vaka 

Latin Amerika’da Brezilya’nın ardından korona virüsü salgınından en fazla etkilenen ülke olan Peru’da ölü sayısı 8 bin 45’e çıktı. Vaka sayısında İtalya’yı geçen ülkede 254 bin 936 kişi korona virüsü nedeniyle enfekte oldu

İki hafta kadar önce ülkede hiç vaka kalmadığını duyuran Yeni Zelanda’da yurtdışından gelen dokuz yeni vaka tespit edildi. Enfekte kişilerin karantina altında tutuldukları açıklandı. Hindistan’da da 15 bin civarında yeni vaka görüldü.

Dünya Sağlık Örgütü daha önce de yaptığı açıklamalarda salgın riskinin henüz geçmediğini aksine artarak devam ettiğini dile getirmişti.

Almanya’da bulaştırma katsayısında iki kattan fazla artış

Öte yandan Almanya‘da koronavirüs bulaştırma katsayısı, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde bir mezbahadaki vakalarda görülen patlamanın da etkisiyle haftasonunda iki katın üstünde artış gösterdi. Salgın hastalıklar konusunda yetkili Robert Koch Enstitüsü (RKI), katsayının dört günlük hesaplamalarda 2,88’e, yedi günlük hesaplamalarda 2,03’a yükseldiğini açıkladı. Yedi günlük katsayı geçen Çarşamba günü 0,89 olarak kaydedilmişti.

Bulaştırma katsayısı, koronavirüs taşıyan bir kişinin virüsü ortalama kaç kişiye bulaştırdığını ifade ediyor. 2,88’lik katsayı, 100 kişinin virüsü 288 kişiye bulaştırdığı anlamına geliyor. Pandeminin kontrol altında tutulabilmesi için katsayının 1’in altında tutulması önem taşıyor. Dört ve yedi günlük veriler de bir kişiye virüs bulaştırmasıyla o kişinin virüs bulaştırdığı kişinin testini pozitif çıkması arasında geçen süreyi ifade ediyor. 

RKI verilerine göre Pazar günü itibarıyla ülke genelinde koronavirüs vaka sayısı son 24 saatte 687 artarak 189 bin 822’ye yükseldi. Almanya’da virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin toplam sayısı ise 8 bin 882.

 

 

Onur Haftası başladı: ‘Gökte gördük köprüyü, rengi yedi türlüyü!’

28’inci İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası bugün başladı.

Onur Haftası Komitesi, Onur Haftası’nı sosyal medya hesabından “Rujları sürdük, ojeler tamam; straponlar belde, bıyıklar yaman; kimimiz kıllı kimimiz parlak, kimimiz nonoş kimimiz godoş… Maskeler çeşitli… Her gün gibi bugünlerde de… Gökte gördük köprüyü, rengi yedi türlüyü!” sözleriyle selamladı.

Bu yılki teması “Ben Neredeyim” olarak belirlenen Onur Haftası, 28 Haziran Pazar gününe kadar çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Koronavirüs salgını dolayısıyla etkinlikler çevrimiçi ortamda gerçekleşecek.

Hormonlu Domates adaylarını oylamak için son saatler

Her yıl olduğu gibi halk oylamasıyla kazananı belirlenen Hormonlu Domates LGBTİ+Fobi Ödülleri, cuma günü sahiplerini bulacak. Yıl boyunca LGBTİ+ fobik söylem ve eylemlerin “ödüllendirileceği” 16. Hormonlu Domates LGBTİ+Fobi Ödül Töreni, 26 Haziran Cuma günü saat 20:00’da online olarak izlenebilecek.

Oylamaya katılmak isteyenler, adaylarını bu akşam 22.00’a kadar bu adresten seçebilir.

Bugünün etkinlikleri neler?

Onur haftası kapsamında bugün biri LİSTAG‘ın YouTube hesabından diğerleri Zoom üzerinden olmak üzere üç atölye, bir söyleşi, bir panel yapılacak.

LİSTAG tarafından düzenlenen Atanmış Aile Evlerine Sığanlar, Sığınanlar, Sığamayanlar başlıklı atölyede, LGBTİ+’ların salgın sürecinde evde kalma çağrılarından nasıl etkilendiği ele alınacak.

Meteoroloji’den dokuz il için ‘sarı kodlu’ uyarı

Yurt genelinde etkili olan ve sel taşkınlarına neden olarak Bursa’da beş kişinin hayatını kaybetmesine, yolların kapanmasına ve tarım alanlarının zarar görmesine sebep olan kuvvetli yağışlar bugün de etkisini sürdürüyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, bugün öğle saatlerinden itibaren, Marmara, İç Ege, İç Anadolu’nun kuzeyi, Batı Karadeniz ve Orta Karadeniz‘in iç kesimleri ile Isparta, Burdur, Giresun ve Gümüşhane çevrelerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Yağışların Perşembe gününe kadar devam etmesi öngörülüyor.

Dokuz il için uyarı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü sosyal medyadan yaptığı paylaşımda dokuz il için ‘sarı kodlu’ uyarıda bulundu. Açıklamada “Meydana gelmesi muhtemel sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı,  yağış anında kuvvetli rüzgar, eğimin yüksek olduğu yerlerde heyelan ve ulaşımda aksımalar gibi olumsuzluklara karşı dikkat” denildi.

Marmara’nın Güney ve Doğusu ile Trakya’da beklenen yerel ve kuvvetli yağışlar Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova‘da hayatı olumsuz etkileyebilir.

‘Salgın koşullarında tek kullanımlık plastikler yeniden kullanılabilir ürünlerden daha güvenli değil’

Yüzü aşkın sağlık uzmanı, Covid-19 sürecinde plastik endüstrisinin yarattığı algının aksine yeniden kullanılabilir ürünlerin güvenli olduğuna dair bir açıklama yayımladı.  

Salgın başladığından itibaren plastik endüstrisi gerek Türkiye’de gerekse dünyada tek kullanımlık plastiklerin bizi koronavirüsten koruyacağına dair yanlış bir algı yaratarak plastik kullanımını teşvik etti.  Plastikten Kurtul Hareketi’nin üyeleri Greenpeace ABD ve UPSTREAM’in çağrısına katılan 18 farklı ülkeden 115 sağlık uzmanı, tek kullanımlık ürünlerin yeniden kullanılabilir ürünlerden daha güvenli olmadığını, yeniden kullanılabilir sistemlerin temel hijyen kurallarına uyulduğu sürece güvenle kullanılabileceğine dikkat çekti. 

‘Plastik teşviki çevreyi olumsuz etkiliyor’

“Halk sağlığı, evimiz olan gezegenin de temizliğini dikkate almak zorunda” diyen Fogarty Uluslararası Merkezi, Ulusal Sağlık Enstitüleri’nden Dr. Mark Miller şöyle konuştu:

Covid-19’un etkisini azaltmak için yeniden kullanılabilir çanta, muhafaza kabı ve mutfak eşyalarının güvenli kullanımı yerine gereksiz tek kullanımlık plastiklerin teşvik edilmesi çevreyi, su sistemlerini ve gıda tedariğini olumsuz yönde etkiliyor.”

Açıklamada bilim insanları, akademisyenler, doktorlar, halk sağlığı ve gıda ambalajı güvenliği konusunda uzmanlar, evde kullanılan temizlik ürünlerinin yeniden kullanılabilir ürünler gibi sert yüzeylerde etkili olduğunu belirtti.

Açıklamada aynı zamanda, Covid-19 sürecinde dünyada bazı dükkânların yeniden kullanılabilir ürünlerin kullanımını yasakladığına ve bazı plastik yasaklarına geçici durdurma getirildiğine dikkat çekildi. 

‘Bilime kulak verin’ 

Plastik endüstrisinin pandemi sürecinde insanları korkutarak plastiği teşvik etmesinin şok edici olduğunu söyleyen Greenpeace ABD Küresel Proje Lideri Graham Forbes ise şunları söyledi:  

Devletlerin ve özel sektörün, hem çevreyi hem de çalışanları ve tüketicileri koruyarak yeniden kullanılabilir sistemlerin güvenle uygulanabileceğini bilmeleri hayati önem taşıyor. İnsanları güvende tutmak ve gezegeni korumak için plastik endüstrisinin gizli pazarlaması yerine bilime kulak vermeliyiz.” 

Greenpeace Akdeniz Plastik Proje Sorumlusu Nihan Temiz Ataş da çok kullanımlı ürünlerin hijyenine özen göstererek bu süreci gezegenimiz için minimum hasarla atlatmamız gerektiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: 

İnsan ve çevre sağlığı bir bütün; artık bilimin ışığında adım atmalı ve çevre sağlığını tehdit edecek bilgi kirliliklerinden sıyrılarak, bir dakikalık çözümlere değil büyük resme bakmalıyız. Tek kullanımlık ürünlerin koronavirüs üzerinde bir kalkan etkisi görmediğini bilim insanları açıkça belgeliyor. Bu yüzden kendi hijyenimizle beraber kullandığımız çok kullanımlı ürünlerin hijyenine de özen göstererek bu süreci gezegenimiz için minimum hasarla atlatmalıyız.”

Ordu Belediyesi’ne çevreyi kirletmekten 88 bin 499 TL para cezası

Ordu Çaybaşı ilçesi İlküvez Mahallesi’nde yapılan Katı Atık Çöp Tesisi’ne karşı mücadele edenlerin suç duyurusu nedeniyle Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne 88 bin 499 TL para cezası kesildi.

Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan çöp tesisinin, sularının ve ormanlarının kirlenmesine yol açtığını belirten İlküvezliler, Ordu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüe dilekçe vermişti.

Dilekçe verenlerden Avukat Emrah Duman’a verilen yanıtta, “2872 Sayılı Çevre Koruma Uyarınca Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ doğrultusunda Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığına 88 bin 499 TL idari para cezası uygulanmıştır” denildi.

‘Halkın çığlını duymak istemeyenlere ders oldu’

Ekoloji Birliği’nde yer alan habere göre Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne verilen ceza sonrası açıklamalarda bulunan Emrah Duman, “Dilekçeye verilen yanıt, halkın çığlığını duymayanlara, duymak istemeyenlere ders oldu. Bu bilgi ile bir devlet kurumu tarafından, üstelik bu konuda birinci elden denetime yetkili bir resmi kurum tarafından hayata, çevreye, vatanın toprağına karşı kasten bir suç işlendiği, suç işlenmesine göz yumulduğu ayan beyan kabul edilmiş oldu” dedi.

cevreyi-kirleten-ordu-buyuksehir-belediyesi-ne-para-cezasi-746954-1.

‘Haklılığımızı kanıtladı’

Çöp tesisine karşı verilen çadırlı direnişe katılanlardan İsa Karayiğit ise şunları söyledi: “Karda kışta üç ay boyunca bağırdık. Ölüyoruz, sularımız kirletildi. Yaban hayvanlar öldü, dedik. Kadınlarımızla, çocuklarımızla haykırdık. Ordu Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne köyden topladığımız dilekçeleri götürdük. Zorunlu olarak tahlile geldiler. Gerçek ortaya çıktı. Verilen para cezası haklılığımızı kanıtladı” dedi.

‘Tesis kapatılmalı’

Çöp tesisinin tamamlanmadan çöp getirildiğini belirten Kocayiğit, “Bizler çöp tesisi yapılan yerin uygun olmadığını söylüyoruz. Orman kesilerek tepeye ve su kaynağının olduğu yere yapılan tesisin kirletmesi devam edecek. Biz köyümüzde Ordu’nun çöpünü istemiyoruz. Yalnızca para cezası yeterli değil. ÇED dosyasında yazılanlar da yoktu. Yani usulsüz bir işletme kapatılmalı. Şikayetlerimiz sonrası hızla eksiklikleri gidermeye çalıştılar. Yine söylüyoruz, ne yaparlarsa yapsınlar tesisin vereceği zararı önleyemezler. Çünkü alanın altında kaynak suyu var, su akmaya devam ediyor, hem de kirleterek. Bu nedenle zarar büyümeden tesis kapatılmalıdır. Bu konuda her yolu deneyeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Hukuksuzluk devam ediyor’

Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül de, “İlküvez halkıyla birlikte olduk. Onlara yasal haklarını kullanmalarına yardımcı olduk. Verilen para cezası halkın haklılığını kanıtladı” dedi.

Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin hukuksuzluğa devam ettiğini belirten Gönül,  “OBB eski Başkanı Enver Yılmaz da yasadışı deniz dolgusu yaptı, şikayetimiz üzerine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 72 bin TL para cezası kesti. Şimdi de yeni Başkan Hilmi Güler yönetimine kesildi. Eski yeni fark etmez, aynı anlayış devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Cezaların usulsüz çalışmaların kanıtı olduğunu belirten Gönül “Para cezaları halkın sırtına yıkılmamalı. Yöneticiler ödemelidir. Bu konuda yasal süreci başlatacağız” diye konuştu.

Konya’dan yardım çığlığı: 200 yıllık ata toprağımız maden için elimizden alınıyor

Kömür üretim faaliyetlerinin devamı için hakkında acele kamulaştırma kararı verilen Konya’nın Ilgın ilçesine bağlı Çavuşgöl Mahallesi’nde yer alan tarlalara iş makineleri girdi.

Topraklarını kaybetmek istemeyen ve bölgede uzun yıllardır tarım ile uğraşan Sıtkı Mavuş ise “Burası benim ata toprağım. Benim arpam ben ektim. Bu tarla benim babaanneme 1940’ta babasından kalmış. Babasına da babasından kalmış. 200 yıldır bizde. Dört kardeşin hissesi var orada. Arkadaşlar gelmiş bugün buraları istimlak ettiklerini söylüyor” diyor.

‘Satmayınca istimlak ettiler’

Sosyal medyada yaptığı paylaşım ile sesini duyuran Mavuş yaşananları “Kasım ayının sonunda Ilgın Belediye Başkan ile birlikte bize teklife geldiler. Biz satmayacağımızı söyleyince 10 gün sonra Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkıyor ve burayı istimlak ettiklerini söylüyorlar” şeklinde anlatıyor.

3 Ocak tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararında kömür işletim faaliyetinin devamı ve mevcut demiryolu ve karayolunun yerlerinin değiştirilmesi için alanın Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) tarafından kamulaştırılacağı bildiriliyordu.

‘İçindeki mahsülü beklemeden kazıyorlar’

Tarlasına gittiğinde iş makineleri ile karşılaştığını söyleyen Mavuş “İçindeki arpayı mahsulü beklemeden kazar gider işime bakarım diyor. Ağaçlarla beraber 200 metre ileride benim evim başlıyor. Ve benimle birlikte bir sürü kişinin evi var. Bin kişi yaşıyor burada” diyor.

Daha önce de bölgeye iki adet kömür madeni açıldığını belirten Mavuş “Daha önce buraları istimlak ettiniz de ne oldu? Oraya bakın buraya bakın. 10 yıldır sizin aldığınız yerlerin hali o. Bizim atamızdan kalan toprağımız ise hala verimli” karşılaştırmasını yapıyor.

‘Kamu yararı bunun neresinde?’

10 yıl sonra el koyulan arazilerin de daha önce çoraklaştırılan alana döneceği uyarısında bulunan tarla sahibi “10 yıl sonra burayı da oraya çevireceksiniz. Ve diyorsunuz ki kamu yararına. Elinizi vicdanınıza koyun” tepkisini gösteriyor.

Mavuş’un aktardığına göre 2006 yılında açılmış yakınlardaki bir başka kömür ocağı 2010 yılına gelince zarar ettiği gerekçesiyle kapatılmış. Şu anda tekrar kömür madeni açmanın mantıksız olduğunu belirten Mavuş şunları söylüyor:

Demiryolunu kaldırıyorsunuz, DSİ kanalını kaldırıyorsunuz. Hepsini bırak burada yaşayan bin tane insanı tozun pisliğin içine mahkum ediyorsunuz. Burada yaşayan binlerce canlıyı mağdur ediyorsunuz ve bunun adına kamu yararı diyorsunuz.

‘Buradaki köylü bir taşa bile zarar vermez’

Son olarak burada maden ocağı işleten Düzgünler Şirketi’ne seslenen Mavuş tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:

Kısa sürede Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarttırabiliyorsan belli ki bu ülkede sayısız iş yerin, sayısız ocağın var. Burası olmasa sen acından mı ölecektin? Burayı aynı diğer arazi haline getireceksin. Ne olacak? Senin çocuklarına ailene yarayacak mı bu insanların ahı bedduası?

Burada bin kişiyiz. Sen orada İstanbul’da dairende püfür püfür klimanın altında oturacaksın. Burada sen para kazanacaksın diye bin kişi tozun dumanın içinde kalacak öyle mi? Gözünüz doysun. Burada bir tane köylü bir taşa bile zarar vermez.

Tehlike devam ediyor

Konuyla ilgili açıklama yapan Ilgın Çevre Platformu da “Yarın kaldıkları yerden devam edecekler ve gün sonuna kadar bu tarla burada kalmayacak. İtirazlarınızı yetkili makamlara bildirin sesimize ses olun!” çağrısında bulundu.

Irkçı cinayette ikinci tahliye: Floyd’un ölümünden sorumlu bir polis daha kefaletle serbest

George Floyd‘un öldürülmesiyle ilgili olarak 29 Haziran’da mahkemeye çıkacak olan 26 yaşındaki J. Alexander Kueng geçen cuma 750 bin dolar kefaleti ödeyerek kaldığı Hennepin County Cezaevi’nden şartlı olarak tahliye edildi.

Floyd’un Derek Chauvin tarafından öldürülmesi sırasında herhangi bir elyemde bulunmayan Kueng, ikinci derece cinayetle suçlanıyordu.

Polis Şefi ‘suç ortağı’ demişti

Cinayetin sorumlularından olan 37 yaşındaki Thomas Lane de 10 Haziran’da serbest kalmıştı. 

Minneapolis Polis Şefi Medaria Arradondo 31 Mayıs’ta, bölgede Floyd’un öldürülmesi nedeniyle devam eden protestolar sırasında CNN‘e konuşarak olay yerindeki polislerin, cinayete engel olmadığı için “suç ortağı” olduklarını söylemişti.

Floyd’un boğazına dakikalarca bastırarak ölümüne sebep olan eski polis Derek Chauvin ise ikinci dereceden cinayetten yargılanacak. 1.25 milyon dolarlık kefaletin belirlendiği Chauvin ve kefalet bedeli 750 bin dolar olan dördüncü polis Tou Thao ise Hennepin Böge Cezaevi’nde tutuluyor.

Ne olmuştu?

46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs’ta dolandırıcılık şüphesiyle Minneapolis’te gözaltına alınırken bir polisin uzun süre ensesine diziyle basması nedeniyle dakikalarca “Nefes alamıyorum” diye yalvarmıştı. Floyd’un, olay yerine gelen acil sağlık ekiplerince kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği açıklanmış, yoldan geçenlerin cep telefonlarıyla kaydettiği görüntüler sosyal medyada büyük tepki toplamıştı.

Görüntüler, ülkede siyahlara yönelik polis şiddeti tartışmalarını tekrar alevlendirmiş ve Minneapolis başta olmak üzere birçok şehirde protestolara yol açmıştı.Eyalette acil durum ilan edilirken olayları kontrol altına almaları için Ulusal Muhafızlar görevlendirildi, Başkan Trump orduyu göreve çağıracağını söyledi.  

Floyd’un ölümü sonrası artan ırkçılık karşıtı gösteriler, ABD’nin dışına çıkıp tüm dünyaya yayıldı.  

Görevden alınan İkiköprü Belediyesi Eş Başkanı’na gözaltı

Batman Beşiri’de yerine kayyım atanan İkiköprü Belde Belediyesi Eşbaşkanı Hatice Taş’ın da aralarında bulunduğu yedi kişi gözaltına alındı, toplam 25 kişi hakkında gözaltı kararı alındı. Taş’la birlikte gözaltına alınanlar şöyle: Belediye meclis üyesi Tahsin Yıldırım, belediye çalışanları Hüseyin Taş, Cemal Doğan, Ekrem Evruz, Bayram Özalp ve ismi öğrenilemeyen bir kişi daha. Gözaltındakiler Batman Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.

MA’nın aktardığına göre, Batman’da yürütülen bir soruşturma kapsamında sabah saatlerinde kent merkezi ve bazı köylerdeki evlere jandarma tarafından eş zamanlı operasyon düzenlendi. İkiköprü Belediyesi Eşbaşkanı Osman Karabulut’un da evine baskın düzenlendiği, ancak evde bulunmadığı için gözaltına alınamadığı öğrenildi. 

31 Mart yerel seçimlerinde yüzde 51 oy alarak seçilen HDP’li İkiköprü Belediyesi’ne Aralık 2019’da kayyım atanmıştı. Belediyenin Eş Başkanı Osman Karabulut, “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla devam eden dava gerekçe gösterilerek 7 Aralık 2019’da görevden uzaklaştırılmıştı.

Akdeniz foklarının bir yaşam alanı daha yok ediliyor

Ülkemizde 80’li yıllarda başlayan çevre hareketinin beşiği kabul edilen İzmir,  iki yıldan bu yana merkezi ve yerel yönetimlerin adeta sistematik bir çevre saldırısı altında. Bir süre önce meydana gelen Çeşme, Alaçatı ve Urla ilçelerindeki acele kamulaştırma kararı ile el koyma ve bu alanların yerli-yabancı turizm sektörüne pazarlama girişimi, meslek odalarının ve İzmirlilerin sert tepkisi ile şimdilik durdurulabilmiş görünüyor.

Bu olayın tartışmaları sürerken Selçuk’ta da Meryemana Tabiat Parkı’nın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından sit kapsamından çıkarıldığı haberi duyuldu geçen haftalarda… Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi‘nin yaptığı açıklamaya göre bu kararla bölgede biyolojik çeşitlilik ve endemik bitkiler tehlike altına girerken, diğer yandan da bazı turizm yatırımcılarının büyük iştahla beklediği yapılaşma izinlerinin de önü de açıldı.

İşte tam bunlar olurken biraz farklı bir haber de yine İzmir’in ünlü sahil beldesi Seferihisar-Akarca’dan geldi. Bölgede bir süredir kurulması için tartışmalar yürütülen balıkçı barınağı için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından nedense tüm dikkatlerin COVID-19 pandemisi üzerinde olduğu tam bugünlerde düğmeye basılmıştı. Çevre ve Şehircilik İzmir Şube Müdürlüğü tarafından askıya çıkarılan plana göre balıkçı barınağında dalgakıran, çekek yeri, rıhtım, balıkçı teknelerine hizmet verecek elektrik ve su sistemi, balıkların depolanması için soğuk hava depoları yapılacak. Ana dalgakıranın boyu projeye göre 650 metre olacak. Projede 8×100 metre boyutlarında üç adet iskele ve tekne çekek yerleri mevcut. Barınaktan 100 teknenin hizmet alması bekleniyor.

Fok yaşam alanına balık çiftliği planı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ‘önemli fok yaşam alanları’ içerisinde gösterilen Seferihisar’ın Akarca sahilleri mavi bayrağa sahip doğal plajları ile ünlü. Geçtiğimiz yıllarda bu bölge atık su arıtma tesisinin arıtmadan pis su sızdırması ile gündeme gelmiş ve bir süreliğine mavi bayrağı elinden alınmıştı. Şimdi büyük bir hızla gerçekleştirilmeye çalışılan ve planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından askıya çıkarılan balıkçı barınağı yapılırsa bölge kalıcı olarak barınağın yaratacağı kirliliğin yanı sıra yeni kirlilik kaynaklarıyla karşılaşacak. Planda yer alan ve balıkçı barınağı ile birlikte yapılacak soğuk hava depoları ve balık işleme tesislerinin bölgeye büyük ölçekli balık çiftliklerinin kurulmasına yol açacağı düşünülüyor.

Aslında balıkçı barınağının bölgede uzun zamandır kurulmaya çalışılan başta orkinos çiftlikleri olmak üzere,  balık çiftlikleri için planlandığı yüksek sesle dile getirilen bir konu. Balık çiftliklerinin ekosisteme büyük zararları var. Bu çiftlikler denizde kurulduğu alanda yoğun yemleme nedeniyle kafes altında ve çevresinde besin kalıntısı bırakıyor ve balık dışkısı kirliliği de oluşturuyor. Ayrıca çok fazla miktarda antibiyotik ve pestisit kullanımı nedeniyle deniz suyunun fiziksel ve kimyasal kirliliğine neden olabiliyor.  Kafeslerde yoğun bir ortamın içinde yaşayan çiftlik balıklarında ortaya çıkan hastalık ve parazitler deniz ekosistemini etkileyebiliyor. Yine kafesten kaçan balıklar denizde yerel ırklarla genetik sorunlara ve yeni istilacı türlere de neden olabiliyor.

Gerek balıkçı barınağı ve barınağı kullanacak büyük balıkçı teknelerinin gerekse bölgede barınağın getirdiği olanaklar nedeniyle kurulabilecek balık çiftliklerinin yaratabileceği fiziksel, biyolojik ve kimyasal deniz kirliliği, yoğunluk artışı, gürültü kirliliği sonucu Akarca sahillerinin bugün sahip olduğu temiz deniz ve çevreyi simgeleyen mavi bayrağı yitirmesi kaçınılmaz. Ayrıca tüm Akdeniz’deki toplam sayıları 750’nin altına inen ve ürkek yapılarıyla tanınan Akdeniz foklarının da bir daha bu bölgeye uğramayacağı kesin. Bunu en iyi bilmesi gereken kamu kurumu olan Tarım ve Orman Bakanlığı IV. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı İzmir Şube Müdürlüğünün barınak planına onay vermesi de ilginç.

2018’de de Sığacık’da Akdeniz foklarının yaşam alanına orkinos çiftliği için ÇED başvurusu yapılmış, çevre örgütleri ve yöre halkının direnişiyle karşılanmıştı.

Balıkçı barınağı planının iptali için başta Akarca Sivil İnisiyatif ve Hizmet Platformu ile Seferihisarlılar olmak üzere, İzmirliler konuyu yargıya taşıdılar. Önümüzdeki günlerde Seferihisarlıların açtığı davaya meslek odalarının da müdahil olabileceği konuşuluyor. Öte yandan diğer ilginç durum ise daha önce projeye karşı olduğunu açıklayan Seferihisar Belediyesi’nin sessizliği ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ise konu ile ilgili şu ana kadar hiçbir açıklama yapmaması…

Aslında İzmir’de son altı aylık süre içinde yaşananlar ülkemizdeki tek örnek değil. Yaşadığımız pandemi günleri nedeniyle dikkatlerin Covid-19 salgını üzerine toplanmasını fırsat bilen sermaye tüm çevresel kaynaklara daha fazla üretim, daha fazla tüketim ve sonucunda daha fazla kar amacıyla yaşanılanlardan ders almaksızın saldırıyor. Seferihisar-Akarca bu saldırının küçük bir örneği sadece. Bu durum önümüzdeki dönemde sağlıklı bir çevrede yaşam mücadelesinin daha da önem kazanacağını ve artacağını gösteriyor. Eşit paylaşıma dayalı, temel gereksinimlerin karşılandığı, iyi korunan bir çevrede özgürce yaşamak; ancak yaşama saygılı, sömürüyü ret eden yeni bir sistem ile mümkün…

 

Baroların savunma yürüyüşü Ankara’ya ulaştı, polis girişe izin vermiyor

Baro seçimleri ve Avukatlık Kanunu‘nda yapılmak istenen değişikliklere karşı baro başkanlarının Ankara‘ya başlattığı yürüyüş dördüncü gününde de devam etti. 80 baronun başlattığı yürüyüşün bugünkü son durağı ise Ankara oldu.

Geçtikleri güzergâhlarda bulunan illerin baro başkanları ile buluşarak yürüyüşü birleştiren baro başkanları Eskişehir yolu üzerinden saat 10.00’da bir araya geldi. Polis, “kamu düzenini korumak” gerekçesiyle şehre girişe izin vermedi.

Fotoğraf:AA

‘Zorbalıklarınızı tanımıyoruz’

Çağdaş Hukukçular Derneği sosyal medyada yaptığı paylaşımda polisin müdahalesini canlı olarak aktardı. Paylaşımda “Zorbalıklarınızı tanımıyoruz. Bu zorbalıklar devam etmesin diye yürüyoruz. Adalet gelene kadar savunma yılmayacak” denildi.

Paylaşılan videoda polis ile Baro başkanları ve destekleyen avukatlar arasında yer yer arbede çıktığı, polisin kalabalığın dağılması için anons yaptığı görüntülendi.

Barolar, yürüyüşe izin verilmesi halinde önce Anıtkabir’i ziyaret edip, ardından yürüyüşle Meclis’e giderek temaslarda bulunacak. Ankara’ya doğru yapılan yürüyüşte 53 baro başkanı yer alırken, 5 baro başkanı da Anıtkabir’de yürüyüşe dahil olacak.