Ana Sayfa Blog Sayfa 1741

Aylin Sözer’in cenazesi defnedildi

Maltepe‘deki evinde Kemal Delbe tarafından öldürülen İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Aylin Sözer‘in cenazesi toprağa verildi.

Aylin Sözer’in, dün akşam saatlerinde Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak Kartal Soğanlık‘taki gasilhaneye götürülen cenazesi, Maltepe‘deki Gülsuyu Mezarlığı içinde yer alan camiye getirildi.

‘Seni unutmayacağız’

Camide, Aylin Sözer’in babası Ayhan Sözer, annesi Safiye Sözer ve kız kardeşi Nilay Sözer, tabutun başında taziyeleri kabul etti. Cenaze törenine ailenin yanın sıra Sözer’in öğrencileri ve yakınları da katıldı.

Tabutun önüne “İyilik meleğimiz seni unutmayacağız” yazısının bulunduğu Aylin Sözer’in fotoğrafı konuldu.

Sözer için daha önce görev yaptığı İstanbul Aydın Üniversitesi‘nde meslektaşları ve öğrencileri tarafından da anma töreni düzenlenmişti.

Neler yaşandı?

Akademisyen Aylin Sözer 29 Aralık’ta Kemal Ayyıldız tarafından boğazı kesildikten sonra yakılarak öldürüldü. Ailesinin ihbarı üzerine Sözer’in evine giden polisler genç akademisyenin cansız bedeniyle karşılaştı.

Kemal Ayyıldız’a yapılan üst aramasında üzerinde Sözer’e ait altınlar ve yanıcı sıvı bulundu. Polislerin bazıları dumandan etkilenirken şüpheli gözaltına alındı. Daha sonrasında Ayyıldız canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmek suçundan tutuklandı.

 

Melih Gökçek hakkında ‘ihaleye fesat karıştırma’dan yeni bir suç duyurusu daha

Ankara Büyükşehir Belediyesi, (ABB) Melih Gökçek hakkında belediyeye başkanlık yaptığı dönemdeki ihalelerle ilgili yeni bir suç duyurusu daha yaptı. ABB, Gökçek ve dönemin bürokratları hakkında ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma gerekçeleriyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.

BirGün‘den Mustafa M. Bildircin‘in haberine göre, 14 Şubat 2017 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin oturumunda, Halfeti‘ye meydan düzenlemesi ve park yapılması için karar alındı. Kararda “İvedi yapılacak ihale ile karşılanması” gerektiği de belirtildi. Fakat, buna karşılık Meclis kararından dört ay sonra yapılan ihalenin ivedi şekilde yürütülmesi için hiçbir gerekçe gösterilmedi.

23 Haziran tarihinde Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı‘nca yapılan Halfeti Meydan Düzenlemesi ve Park Yapım İşi ihalesi davet usulüyle gerçekleştirildi. İhaleyi de Gökçek’e yakınlığıyla bilinen, daha önce de belediyeden çokça ihale alan Korkutata ailesi üyelerinin yönetiminde yer aldığı MFK Turizm Şirketi, 1,6 milyon TL bedelle kazandı.

İptal kararına rağmen ihale devam etti

İhaleye katılması istenen şirketlere de davetiye mektuplarının mevzuata aykırı şekilde bir gün önce tebliğ edildiği öğrenildi. Kamu İhale Kurumu incelemesinde bunun kanunlara aykırı olduğu için ihalenin iptal edilmesi kararı alsa da ihaleye devam edildi.

Yapılan suç duyurusunda, Halfeti’ye yapılacak meydan ve parkın ihale kapsamındaki bitki alımı gibi birçok mal kaleminin kısmi teklife açılmasının idare lehine olmasına rağmen birden çok mal kalemi alımının birlikte yapıldığı, ihalenin kısmi teklife kapalı olmasının idarenin menfaatlerine aykırı olduğu bildirildi.

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu için 158 yıl hapis cezası talebi

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu‘nun yazdığı ve 1 Aralık’ta dağıtımına başlanan “Metastaz 2: Cendere” kitabına açılan çok sayıda soruşturma kapsamında Terkoğlu hakkında 95 yıla, Pehlivan için 63 yıla kadar; toplamda 158 yıl hapis cezası istendiği açıklandı.

Odatv’de yer alan habere göre, kitap ve hakkındaki haberler, yazılar, televizyon programlarıyla ilgili açılan tüm davalarda şikayetçi lan kişiler; Avukat Ahmet Özel, Avukat Mustafa Doğan İnal ve Antalya Savcısı Gürkan Kütük. Haberde, Pehlivan ve Terkoğlu’nun şikayetler üzerine açılan 14 ayrı soruşturmada dört farklı savcıya ifade verdiği kaydedildi. 

Ayrıca hakkındaki usulsüzlük iddiaları nedeniyle HSK’nın soruşturma yürüttüğü Savcı Kütük ve yine iki avukatın şikayetleri nedeniyle sekiz ayrı manevi tazminat davası da açıldı. İki avukat, Cumhurbaşkanı’nın yanı sıra, Fettah Tamince gibi FETÖ davalarından soruşturulan isimlerin avukatlığını yapmaları nedeniyle “Metastaz” kitabına da konu olmuştu.

‘Basın özgürlüğü kapsamında tarihi bir gün’

Soruşturma kapsamında iki gazetecinin avukatlığını yapan Ruşen Gültekin şunları söyledi:

“Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan ile birlikte yazmış oldukları ‘Metastaz 2:Cendere’ isimli kitap ile ilgili onlara gelen çağrı kağıdı gereğince, iki dosya olarak düşündüğümüz savcılık şikayetlerinde ifade vermek üzere İstanbul Adliyesi Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcılığı’na gittik. Basın suçları soruşturma bürosuna ifade vermek için gittiğimizde 4 farklı savcıdan toplam 14 adet soruşturma başlatıldığını ve bu dosyalar için de beklendiğimizi görünce çok şaşırdık.

Müvekkiller Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu ile 2 dosya için gittiğimiz basın bürosundan toplam da 28 (14 farklı dosya) kez ifade vererek ayrılarak basın özgürlüğü kapsamında tarihi bir güne şahit olduk. Yine tarafımıza gelen tebligatlara göre kitap nedeniyle 8 farklı manevi tazminat açıldığını da öğrendik.”

Gültekin “İstenen ceza miktarları verilen suç duyurularının birbirinin aynısı olması gözetildiğinde, bu suç duyurularının aslında basın özgürlüğünü kullanılmaz hale getirdiği açıktır. Bu şekilde onlarca yıl hapis istemli suç duyuruları yapılması hiç kuşkusuz hak arama hürriyetinin kötüye kullanılmasıdır” dedi. 

Yılbaşında katılabileceğiniz beş sanal parti

Bu yılbaşı neredeyse tüm dünya olarak yeni yılın gelişini eski yıllardan farklı bir biçimde kutlayacağız. Eskiden meydanları, sokakları dolduran kalabalıklar, yüzlerce insanın beraber eğlendiği dev partiler ya da yemekli balolar düzenlenirken bu yıl birçoğumuz evlerimizde olacağız.

Ancak işe iyi tarafından bakmak gerekirse yılbaşında dünyanın dört bir yanından yapılacak yayınlar sayesinde birçok dev partiye evden çıkmadan katılabilecek, ünlü isimlerin konserlerini izleyebileceğiz.

Brandlifemag.com, tarafından hazırlanan ve 31 Aralık gecesi ücretsiz katılabileceğiniz sanal partilerin listesi şu şekilde:

Fransız elektronik müziğinin ünlü ismi Jean-Michel Jarre, Paris’in ikonik mekanı görkemli Notre-Dame kilisesinde 2021’e merhaba diyecek. DJ aslında yakınlardaki bir stüdyoda çalacak ancak görüntüsü Notre-Dame Katedrali’nin sanal bir versiyonunda izlenecek.

Bu fütüristik şovda bol bol ışık ve lazer gösterisi sizi bekliyor. Jean-Michel Jarre’ın setini VRChat platformu üzerinden izleyebilir, hatta bir sanal gerçeklik gözlüğünüz varsa bu şova sanal olarak dahil de olabilirsiniz

Yeni yıla sanal partiyle girin: Dünyadan 5 yılbaşı kutlama önerisi - 2

Yeni yıla girişin dünya çapındaki en simgesel olaylarından biri olan Times Meydanı Topunun düşüşü de ücretsiz bir şekilde bu link üzerinden canlı olarak izlenebilecek.

Normalde tüm meydanı dolduran kalabalık bu yıl orada olmayacağı için boş bir Times Meydanı izleyeceğiz ancak Gloria Gaynor gibi yıldız isimlerin sergileyeceği performanslar bize bunun eksikliğini hissettirmeyecek. Tabii saat farkı dolayısıyla kutlamalar Türkiye saatiyle gece 02.00’de başlayacak ve ertesi gün sabaha kadar devam edecek.

Yeni yıla sanal partiyle girin: Dünyadan 5 yılbaşı kutlama önerisi - 3

YouTube, Birleşik Krallık, Amerika, Japonya, Kore ve Hindistan gibi farklı saat dilimleri için canlı olarak stream edilecek bir dizi sanal parti hazırladı.

Ünlü pop sanatçısı Dua Lipa’nın performansının yanı sıra RuPaul ve Matthew McConaughey gibi isimler ile çeşitli sürpriz konukların da yer alacağı bu sanal partilerle dilerseniz 2021’in gelişini beş kere bile kutlayabilirsiniz! Partilerin line-up’larını buradaki link üzerinden inceleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/playlist?list=PLjq6DwYksrzx6asGILRSgFJohmu3SkNap

Polar Beat

Dünyanın en büyük sanal yeni yıl partisi iddiasıyla düzenlenen Polar Beat, İzlanda’dan canlı yayınla geçekleştirilecek. Sigur Ros ve Kaleo gibi isimlerin canlı müzik performanslarının yanı sıra bu partiye Kuzey Işıkları’nın da süpriz konuk olarak renk katması bekleniyor.

Bu partiye katılmak için yapmanız gereken buradaki link üzerinden Snapchat hesabınızı bağlamak ve kendinize bir Bitmoji avatarı oluşturmak. Türkiye saati ile 02.30’da başlayacak partiyi bu avatarınızla sanal olarak keşfedebilirsiniz.

[2020’nin ardından] Yılbaşında pişmaniye çevirmek- Aydan Çelik

Kuzey Amerika’nın da kuzeyinde yaşayan kardeşim Whatsapp’dan bir fotoğraf yolladı. Diz boyu karda çocuklarıyla kızak kayıyordu.

Uzun zamandır değil kar; yağmur bile görmemiş bir İstanbul insanı olarak klavyemden şu cümle çıktı: “Yılbaşı gecesi pişmaniye de yaparsınız siz…”

“Bak kötü düşürdün aklıma şimdi. Denemeden duramam artık” diye cevapladı. Doğrusu ben de unutmuştum yılbaşı ve pişmaniye ikilisini. Karda kızak kayan çocuklar, hafızamı tetikledi.

**

Soruyorum,

Siz hiç yılbaşında pişmaniye yaptınız mı?

Hemşehrilerim hariç bu soruya “evet” diyen birine rastlamadım bugüne kadar.

“Kafa mı buluyorsun?” diyenden, “evde pişmaniye yapılır mı ki?” diyene kadar çok cümle duydum ama.

Evet. Evde pişmaniye yapılır.

Çocukluğumun geçtiği Sivas’ın Gürün kasabasında 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan birçok evde pişmaniye yapılırdı.

Yılbaşının açık ara en büyük eğlencesi pişmaniye çevirmekti.

**

Yapım süreci çok şaşırtıcı bir tatlıdır pişmaniye. Onunla belki ancak pamuk şeker boy ölçüşebilir.

Bugün bile pamuk şekerin yapımı bana bir sihirbaz numarası gibi gelir. Toz şeker nasıl pamuğa dönüşür, halen aklım almıyor.

Pişmaniye ona göre daha açıklanabilir bir tatlı. Ama kesinlikle daha zahmetli.

Önce ateşin üzerindeki tencereye toz şeker ve su konur, biraz da limon tuzu eklenir. Tencere içindeki karışım belli bir kıvama gelinceye kadar kaynatılır. İçinde şekerleme olan tencere dışarıya çıkartılır ve soğuması için karın içine gömülür (Komşuların birbirlerinin tenceresini bulup “çalması” bir yılbaşı  folkloru/ şakasıdır).

Aynı esnada başka bir tavanın içinde un kavrulur.

Ardından soğuyan şeker geniş bir tepsiye alınır ve etrafına oturan her yaştan insan, şekeri büyük bir halka şekline getirir. Tavada kavrulan un şekerin üzerine dökülür. Ardından halka “8” şekline getirilir. “8” şekli tekrar halka yapılır, halka tekrar “8” yapılır, ardından tekrar halka derken işlem defalarca tekrarlanır. Unlu şekerleme her aşamada giderek incelir ve saatler sonra tel tel ayrışmış pişmaniye ortaya çıkar.

**

Küçücük bir kasabada bu gelenek ne zaman ortaya çıktı bilmiyorum ama neredeyse hemen her evde pişmaniye yapıldığını biliyorum.

Bu anlattıklarım 70’li yıllara ait.

Sonra seksenli yıllar geldi. 12 Eylül toplumun üstünden buldozer gibi geçti gitti. (Yok gitmedi. Özü ve türevleriyle tam ortada duruyor.)

1983’te kader beni İstanbul’da üniversite okumaya yolladı. (YÖK’ün kurulduğu sene. Talihe bakın.)

Okulun üçüncü; yılın son ayı idi. Hocanın biri derste yılbaşı gecesi ne yapacağımızı sordu.

Hemen herkes bir şeyler söyledi. İnsanlara görece mesafeli küçük bir grup vardı. Onların içinden çatık kaşlı bir çocuk: “Biz Hıristiyan adetlerini kutlamıyoruz. Kutlayanları da kınıyoruz.” dedi. Bütün sınıf dondu kaldı. O dakikaya kadar muhtemelen hiçbirimiz bir “Hıristiyan adetini kutladığımızın” farkında değildik. Gaflet ve Dalalet işte…

Sınıftan cevval bir arkadaş: “Bir kere sen yılbaşını Christmas ile karıştırıyorsun” diye atladı. Aralarında sert bir tartışma başladı. Biz de pinpon maçı gibi izledik.

(Sonucu halen bilmiyorum. Zira maç devam ediyor.)

12 Eylül ve “Yeşil Kuşak Teorisi” meyvelerini vermişti besbelli. 70’lerde “muhafazakâr” ailelerin bile pişmaniye ile karşıladığı yeni yıl kutlamaları gerilerde kalmış, toplumdaki derin fay hatlarından biri de 31 Aralık gecesine endekslenmişti.

**

Bugün yine 31 Aralık.

Aylardır uzmanların tam kapanma tekliflerine kulaklarını tıkayan iktidar, 31 Aralık gecesi yılbaşı partisi yapanların tespit edileceğini, gerekirse ev baskınları yapılacağını açıkladı.

Bu “tedbirlerin” ne kadarı Covid, ne kadarı 31 Aralık alerjisi ile alakalı, yorum okura ait.

Belki biri üzüme, diğeri de dövülmüş bağcıya benzetilebilir.

**

Artık pişmaniye yapmak zor.

Hem küresel iklim, hem de siyasal iklim değişimi onun için ideal şartları pek sağlamıyor.

Ama umut ve neşe diye iki harika kelime var dilimizde.

Kim bilir mevsimler geri döner, o koca tepsinin etrafında yine buluşur,  pişmaniye çeviririz.

Yeni yılınız umutlu, neşeniz bol olsun.

**

BİR HATIRLATMA: Madem adı geçti. Hatırlatalım. Gürün’deki cennet parçası Gökpınar’ı korumak için yeniden açılan kampanyaya imza verdiniz mi?

 

Sinema salonlarının açılış tarihi 1 Mart’a ertelendi

İçişleri Bakanlığı, sinema sektörünün talebi, Kültür ve Turizm Bakanlığı‘yla yapılan görüşmeler sonucunda; 31 Aralık’a kadar faaliyetlerine ara verilen sinema salonları için bu sürenin 1 Mart’ta kadar  uzatıldığını duyurdu.

Valiliklere gönderilen genelgede, kontrollü sosyal hayat döneminin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra salgının seyri ve olası riskler göz önünde bulundurularak hayatın her alanına yönelik uyulması gereken yeni kurallar ve önlemler alındığı belirlendiği hatırlatıldı. Alınan önlemler kapsamında sektörün talebi doğrultusunda sinema salonlarının faaliyetlerinin de 31 Aralık tarihine kadar durdurulması kararlaştırıldığı anımsatıldı.

Salgınla mücadele devamlılığı için

Genelgede, gelinen aşamada, gerek sektörün bu yöndeki talepleri gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla yapılan görüşmeler sonucunda; salgınla mücadelede alınan tedbirlerin devamının sağlanması ve desteklenmesi amacıyla sinema salonlarının faaliyetlerine 1 Mart 2021 tarihine kadar ara verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği ifade edildi.

Bu doğrultuda Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 27’nci ve 72’nci maddeleri uyarınca İl/İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulları kararları ivedilikle alınacak.

Alınan kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilecek ve konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanunu’nun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlem başlatılacak.

[2020’nin ardından] Ekonomide korona etkisi

Dünya ve Türkiye ekonomisinde 2020’nin ‘en’lerinin başında, her alanda olduğu gibi koronavirüs krizi gelse de iklim değişikliğine karşı dönüştürücü bazı adımların atılması umut veren bir gelişme oldu. 

2020’nin ekonomik özeti şöyle: 

  • 2020’nin ekonomik olarak en çarpıcı gelişmesi Covid-19 kaynaklı kriz oldu. Neoliberal küreselleşmenin yarattığı sistemin ne kadar kırılgan olduğu çok net ortaya çıktı. Küresel değer zincirleri kısalacak, yerelleşecek.
  • Hem arz hem talep tarafını vuran, bu haliyle de insanlık tarihinde belki de ilk olan bu krize karşı kimi ülkeler (çoğunlukla Batı ülkeleri) açıkladıkları teşvik paketleriyle sıkıntıları hafifletebilmiş olsa da, otoriter yönetimler altındaki ülkeler çoğunlukla sınıfta kaldı.
  • Başta Avrupa ülkelerinde verilen teşviklerin, halihazırda başlamış olan yeşil dönüşümü sekteye uğratmamasına dikkat edildi, otoriter ülkelerde ise krizden çıkış bahanesiyle doğa katliamları iyice arttı.

Avrupa Yeşil Düzeni ve küresel iklim güçlerinin etkisi

  • Türkiye ekonomisi açısından 2020’nin en önemli olaylarından biri AB’nin açıkladığı Avrupa Yeşil Düzeni’ndeki Sınırda Karbon Uyarlaması ve Döngüsel Ekonomi ilkelerinin yürürlüğe sokulma kararı oldu. Yıllardır kafasını kuma gömmüş hükümet ve iş dünyası işin şakasının kalmadığını anlasa da, mevcut koşullarda gereken hazırlığı yapma kabiliyetinden uzak bir görüntü vermeye devam etti.
  • 2020 iklim felaketlerinin büyüklüğü kadar iklim değişikliğine karşı küresel güçlerde olumlu dönüşümlerin başladığı bir yıl oldu.

  • Yeşil dönüşümü savunan Joe Biden ABD’de seçimleri kazandı ve ilk iş Paris İklim Anlaşması’na yeniden taraf olacağını açıkladı. Eylül 2020’de Çin 2060 yılında (AB’den 10 yıl sonra) karbon-nötr bir ekonomi olacağını duyurdu.
  •  Çin’in 2018’de çöp ithalatını yasaklaması sonrasında Türkiye 2020’de de AB’den en fazla çöp ithal eden ülke konumunu korudu. Kendi çöpünü ayrıştırmayı bile beceremeyip, düzenlemeleri sürekli erteleyen Türkiye’nin bir de AB’den (ve kimbilir daha hangi ülkelerden) gelen çöpü nasıl işleyeceği merak konusu oldu. Yılın sonlarına doğru Meclis’te çöpü biyoyakıt olarak yenilenebilir enerji kaynağı sayan yasanın kabulü aslında hükümetin meramını net bir şekilde ortaya koydu.

PTT’den skandal uygulama: Personele kedi-köpek kovucu ultrasonik cihazlar dağıtıldı

PTT Genel Müdürlüğü’nün dağıtıcı personeli için 40 bin adet kedi-köpek kovucu ultrasonik cihaz satın alarak dağıtımına başladığı ortaya çıktı. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu‘na göre kullanımı yasak olan aletin dağıtımı üzerine hayvan koruma dernekleri harekete geçti.

Bu cihazlar, yaydıkları ses dalgaları sebebiyle hayvanların kontrolsüz davranışlarda bulunmalarına neden oluyor ve zarar görme riskini arttırıyor.

‘Hayvan sağlığı için son derece tehlikeli’

Hayvanları Koruma, Kurtarma ve Yaşatma Derneği (HAYKURDER) Başkanı Erman Paçalı, ultrasonik cihazların hayvan sağlığı için çok tehlikeli olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

Bu cihazlar hayvanda bulantı, kasılma, kusma gibi etkiler gösteriyor. Ani ortaya çıkan ses dalgası hayvanlarda panik ve korkuyla kontrolsüz koşmaya bu esnada insanlara, araçlara, duvarlara çarpmasına sebep oluyor. Kendilerini bilinçsizce yola atarak araç altında kalıyorlar. Hayvan sağlığı için son derece sakıncalı insan sağlığı için ise tehlike ve riskleri tam olarak bilinmiyor. PTT’nin hayvanlara eziyet ederek ölümlere yol açacak bir ürünü envantere katıp tüm saha personeline dağıtmasını kabul etmiyoruz.”

Fotoğraf: Özge Özgüner / csgorselarsiv.org

Paçalı, bu konunun takipçisi olacaklarını belirtip “Personel tarafından kullanılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Acilen devlet otoritesinin ağırlığını ortaya koymasını, bu denli organize bir işkenceye geçit vermemesini talep ediyoruz.” dedi.

Dernek yönetimi PTT A.Ş’nin çağrılarını yanıtsız bıraktığını da söyledi.

Bakanlığa şikayet edilecek

HAYKURDER, Yaban Hayatı Daire Başkanlığı‘na ultrasonik ses dalgaları yayan cihazların kullanımına dair idari yaptırım görüşüne ve ayrıca uygulamadaki emsalleri doğrultusunda cihazlara el konması, her bir cihaz için ayrı ayrı olmak üzere toplam 37 bin 880 TL idari para cezası uygulanması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Tarım Bakanlığı‘na başvuruda bulunacaklarını duyurdu.

Artvinli köylüler HES katliamını görüntüledi

Haber: Gençağa Karafazlı

Artvin Yusufeli‘nde Yaylalar (Hevek) ve Demirdöven (Zamman) köylerinin ortak merası olan araziden geçen Hevek Çayı üzerinde yapılmak istenen hidroelektrik santralinin yarattığı doğa katliamı yöre halkı tarafından görüntülendi.

ErariElektromekanik Enerji Sanayii ve Tic. L td. Şirketi’nin ihalesini aldığı santral projesinin vadi yamaçlarında gerçekleştirdiği ağaç katliamı ve dere yatağına boşaltılan hafriyatları görüntüleyen köylüler, dere yatağının da genişletilmeye çalışıldığını kaydetti. 

Şirket altı yıldan beri köylerin tepkileri nedeniyle yapamadığı santral için yaklaşık 25 gün önce iki tabur askerle vadiye giderek çalışmalarına başlamıştı. 

Kestikleri ağaçları ısınmak için kullanıyorlar

Şirket çalışanlarının rahat çalışması için jandarmanın nöbet tuttuğu vadide, muhtarlar da dahil olmak üzere çalışma alanına dışarıdan kimse sokulmuyor. Vatandaşlar çalışanların kestiği yüzlerce ağacı ısınmak için yaktığını belirterek sorumluları göreve çağırdı.  

Altı yılda üç kez çalışmaları engellemeyi başaran köylüler, hukuksuz olduğunu söyledikleri santrale yönelik tepkilerini de sürdürüyor. Artvin İl Genel Meclisi’nden AKP ve MHP oylarıyla imar izni çıktığını hatırlatan vatandaşlar, itiraz süresinin bile beklenmeden jandarmalar eşliğinde çalışmaların sürdürülmesine öfkeli.

Ne olmuştu?

Artvin’in Yusufeli ilçesi Demirdöven Köyü sınırları içerisinde yapımı planlanan Damla HES ve Regratörü projesine, yörede yaşayan Demirdöven, Yaylalar ve Altıparmak köyleri yıllardır karşı çıkıyor. 

2014 yılında bölgeye gelen ve 2015 yılı Ocak ayında HES için şantiye kurma çalışmalarına başlayan Erarı Elektromekanik Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin çalışmaları köylülerin direnişi ile karşılaşmıştı. Şantiye alanında toplanan yaklaşık 500 köylü işletme binalarının yapımına engel olmuştu. Şirketin pasa sahası ile ilgili meraların kiralanmasına karşı köy muhtarlıkları tarafından davalar açılırken, pasaların dökümüne Yaylalar köylüleri kamyonları taşlayarak engel olmuşlardı. Köylülerin direnişi sonrası şirket yaz aylarında malzemelerini alarak bölgeyi terk etmişti. Yaylalar Köyü’nün HES’e karşı açtığı dava, yerel mahkemece reddedilmesine karşı Danıştay’a taşındı ve halen sürüyor.

 

 

İstanbul’da yılbaşı önlemleri: İstiklal ve Sultanahmet’e giriş sınırlandırılacak

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü ve Sahil Güvenlik Bölge Komutanı‘yla yaptıkları 2020 Yılı Asayiş Değerlendirme ve 2021 Yılbaşı Tedbirleri Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında yılbaşında İstanbul‘da alınacak tedbirlere de değinen Vali Yerlikaya, Sultanahmet Meydanı‘na ve İstiklal Caddesi‘ne yılbaşı gecesi girişlerin sınırlandırılacağını kaydetti:

Sultanahmet Meydanı ve İstiklal Caddesi’ne,  yabancı turistler de dahil olmak üzere 31 Aralık Perşembe günü saat 21.00’den, 1 Ocak 2021 Cuma günü saat 10.00’a kadar  tüm girişler sınırlandırılacaktır.

Fotoğraf: AA

34 bin 247 kolluk kuvveti çalışacak

Yerlikaya, açıklamasında “Yeni yılı karşılarken, Covid-19 salgın tedbirlerine  bütün vatandaşlarımızın  hassasiyetle uymalarını bekliyoruz.  Aykırılık teşkil eden davranışlar hakkında  gerekli yasal işlemler yapılacaktır” ifadelerini kullandı. 

Yılbaşı gecesi 4 bin 871 jandarma, 24 bin 298 polis, 4 bin 918 bekçi ve 160 sahil güvenlik mensubu olmak üzere toplam 34 bin 247 kişinin görevli olacağını söyledi.

Yerlikaya “Yeni yılı,  huzur ve güven ortamında karşılayabilmeniz için, görev yapacak bütün arkadaşlarıma  başarılar diliyorum” ifadelerine yer verdi.