ManşetYazarlar

[2020’nin ardından] Yılbaşında pişmaniye çevirmek- Aydan Çelik

Kuzey Amerika’nın da kuzeyinde yaşayan kardeşim Whatsapp’dan bir fotoğraf yolladı. Diz boyu karda çocuklarıyla kızak kayıyordu.

Uzun zamandır değil kar; yağmur bile görmemiş bir İstanbul insanı olarak klavyemden şu cümle çıktı: “Yılbaşı gecesi pişmaniye de yaparsınız siz…”

“Bak kötü düşürdün aklıma şimdi. Denemeden duramam artık” diye cevapladı. Doğrusu ben de unutmuştum yılbaşı ve pişmaniye ikilisini. Karda kızak kayan çocuklar, hafızamı tetikledi.

**

Soruyorum,

Siz hiç yılbaşında pişmaniye yaptınız mı?

Hemşehrilerim hariç bu soruya “evet” diyen birine rastlamadım bugüne kadar.

“Kafa mı buluyorsun?” diyenden, “evde pişmaniye yapılır mı ki?” diyene kadar çok cümle duydum ama.

Evet. Evde pişmaniye yapılır.

Çocukluğumun geçtiği Sivas’ın Gürün kasabasında 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan birçok evde pişmaniye yapılırdı.

Yılbaşının açık ara en büyük eğlencesi pişmaniye çevirmekti.

**

Yapım süreci çok şaşırtıcı bir tatlıdır pişmaniye. Onunla belki ancak pamuk şeker boy ölçüşebilir.

Bugün bile pamuk şekerin yapımı bana bir sihirbaz numarası gibi gelir. Toz şeker nasıl pamuğa dönüşür, halen aklım almıyor.

Pişmaniye ona göre daha açıklanabilir bir tatlı. Ama kesinlikle daha zahmetli.

Önce ateşin üzerindeki tencereye toz şeker ve su konur, biraz da limon tuzu eklenir. Tencere içindeki karışım belli bir kıvama gelinceye kadar kaynatılır. İçinde şekerleme olan tencere dışarıya çıkartılır ve soğuması için karın içine gömülür (Komşuların birbirlerinin tenceresini bulup “çalması” bir yılbaşı  folkloru/ şakasıdır).

Aynı esnada başka bir tavanın içinde un kavrulur.

Ardından soğuyan şeker geniş bir tepsiye alınır ve etrafına oturan her yaştan insan, şekeri büyük bir halka şekline getirir. Tavada kavrulan un şekerin üzerine dökülür. Ardından halka “8” şekline getirilir. “8” şekli tekrar halka yapılır, halka tekrar “8” yapılır, ardından tekrar halka derken işlem defalarca tekrarlanır. Unlu şekerleme her aşamada giderek incelir ve saatler sonra tel tel ayrışmış pişmaniye ortaya çıkar.

**

Küçücük bir kasabada bu gelenek ne zaman ortaya çıktı bilmiyorum ama neredeyse hemen her evde pişmaniye yapıldığını biliyorum.

Bu anlattıklarım 70’li yıllara ait.

Sonra seksenli yıllar geldi. 12 Eylül toplumun üstünden buldozer gibi geçti gitti. (Yok gitmedi. Özü ve türevleriyle tam ortada duruyor.)

1983’te kader beni İstanbul’da üniversite okumaya yolladı. (YÖK’ün kurulduğu sene. Talihe bakın.)

Okulun üçüncü; yılın son ayı idi. Hocanın biri derste yılbaşı gecesi ne yapacağımızı sordu.

Hemen herkes bir şeyler söyledi. İnsanlara görece mesafeli küçük bir grup vardı. Onların içinden çatık kaşlı bir çocuk: “Biz Hıristiyan adetlerini kutlamıyoruz. Kutlayanları da kınıyoruz.” dedi. Bütün sınıf dondu kaldı. O dakikaya kadar muhtemelen hiçbirimiz bir “Hıristiyan adetini kutladığımızın” farkında değildik. Gaflet ve Dalalet işte…

Sınıftan cevval bir arkadaş: “Bir kere sen yılbaşını Christmas ile karıştırıyorsun” diye atladı. Aralarında sert bir tartışma başladı. Biz de pinpon maçı gibi izledik.

(Sonucu halen bilmiyorum. Zira maç devam ediyor.)

12 Eylül ve “Yeşil Kuşak Teorisi” meyvelerini vermişti besbelli. 70’lerde “muhafazakâr” ailelerin bile pişmaniye ile karşıladığı yeni yıl kutlamaları gerilerde kalmış, toplumdaki derin fay hatlarından biri de 31 Aralık gecesine endekslenmişti.

**

Bugün yine 31 Aralık.

Aylardır uzmanların tam kapanma tekliflerine kulaklarını tıkayan iktidar, 31 Aralık gecesi yılbaşı partisi yapanların tespit edileceğini, gerekirse ev baskınları yapılacağını açıkladı.

Bu “tedbirlerin” ne kadarı Covid, ne kadarı 31 Aralık alerjisi ile alakalı, yorum okura ait.

Belki biri üzüme, diğeri de dövülmüş bağcıya benzetilebilir.

**

Artık pişmaniye yapmak zor.

Hem küresel iklim, hem de siyasal iklim değişimi onun için ideal şartları pek sağlamıyor.

Ama umut ve neşe diye iki harika kelime var dilimizde.

Kim bilir mevsimler geri döner, o koca tepsinin etrafında yine buluşur,  pişmaniye çeviririz.

Yeni yılınız umutlu, neşeniz bol olsun.

**

BİR HATIRLATMA: Madem adı geçti. Hatırlatalım. Gürün’deki cennet parçası Gökpınar’ı korumak için yeniden açılan kampanyaya imza verdiniz mi?

 

Kategori: Manşet