Ana Sayfa Blog Sayfa 1257

Kuruluş başvurusu bir yıldır bekletilen Yeşiller Partisi: Zamanı gelmiş bir fikirden daha güçlüsü yoktur

Yeşiller Partisi’nin kuruluş başvurusu yapmasının üzerinden tam bir yıl geçti. Gerekli belgeleri İçişleri Bakanlığı’na 21 Eylül 2020 günü teslim eden parti yetkilileri bir açıklama yaparak, bir yıldır belgelerinin bakanlıkta bekletildiğini bildirdi. 

Temmuz ayında parti temsilcileriyle görüşen Bakanlık yetkilileri, Yeşiller Partisi’nin hem Bakanlığı hem de Bakanlık görevlilerini dava etmiş olmasını gerekçe göstererek kuruluşunu beklettiklerini söylemiş; partinin kuruluşunun hukuka aykırı ve keyfi bir şekilde engellendiği de böylece ortaya çıkmıştı.

Partiden yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu bir yıl içerisinde yaşadığımız tek ekolojik, siyasi ve toplumsal sorun keşke Yeşiller Partisi’nin hukuksuz ve yetki aşımı yapılarak engellenmesi olsaydı. İklim krizinin sonucu olarak artık daha yoğun şekilde yangın, sel ve kuraklıklar yaşıyoruz. Ekonomik kriz genciyle yaşlısıyla herkesin yaşamını etkiliyor. Toplumsal kriz ülkenin yaşama sevincini yok ediyor; gelecek umutları kayboluyor.

Bütün bu acı tablo Yeşiller Partisi’nin siyasi önceliklerinin ve çözüm önerilerinin ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Değil bir sene daha, bir saniye bile kaybetmeye tahammülümüz yok.”

‘Bir saniye kaybedecek zamanımız yok’

Hayatın her alanını etkileyen ekolojik, ekonomik ve toplumsal krizlere karşı çözüm önerileri getiren Yeşiller Partisi’nin Türkiye genelinde örgütlenmesi ve halkla siyasi parti çatısı altında buluşmasının engellenmeye çalışıldığına dikkat çekilen açıklama şöyle devam etti:

“Fakat engellenemez. Yeşiller Partisi’nin de, savunduklarının da, gelecek tahayyülünün de önüne geçilemez. Zamanı gelmiş fikirden daha güçlü bir şey yoktur. Artık dünyada da, Türkiye’de de Yeşiller için değil bir gün bir saniye bile kaybedecek zaman yok. Evimiz yanmaya devam ediyor. Bu yangını söndürmeye şimdi daha da kararlı, daha da hazırlıklıyız!”

Neler yaşandı?

Yeşiller Partisi kuruluşlarını bildirmek amacıyla 21 Eylül’de Siyasi Partiler Kanunu’nun 8’inci Maddesi’nde talep edilen belgeleri İçişleri Bakanlığı’na teslim etti.

Ancak İçişleri Bakanlığı “alındı belgesi” vermeyerek partinin tüzel kişilik kazanmasını sekteye uğrattı.  Partinin kurucu üyeleri ve avukatlarının defalarca telefonla ve bakanlık binasına giderek yetkililerle görüşme talebi, CİMER üzerinden yaptığı başvuru ve resmi yazışmalar yanıtsız kaldı.

Yargıya taşındı

Bu gelişmelerin ardından Yeşiller Partisi durumu yargıya taşıdı ve bir kampanya başlattı. İdari Mahkeme’de açılan davanın reddedilmesi sonrası parti Asliye Mahkemesi’ne yönlendirildi.

Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nda görevli iki bürokrat hakkında da “görevi ihmal” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Parti, buna karşı verilen takipsizlik kararına da yine itiraz etti.

Partinin kuruluşunun İçişleri Bakanlığı’nca engellenmesi Meclis gündemine de getirilmişti.

 

Üsküdar Belediye Başkanı’ndan Validebağ’a moloz açıklaması: Halkımızın talebi

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Validebağ Korusu’na giren iş makineleriyle ilgili açıklama yaptı. Türkmen, “Yapılan çalışma; betonlaşan, yürümeyi imkansız kılan yolun doğal toprakla düzenlenmesidir, halkımızın talebidir” dedi.

İstanbul‘da Üsküdar Belediyesi, birinci derece doğal sit alanı olan Validebağ Korusu‘na şafak saatlerinde iş makineleriyle girerek moloz ve kum dökmeye başlamıştı. Korunun imara açılma ısrarına karşı nöbet tutan Validebağ gönüllülerinin çektiği görüntülerin tepki çekmesi üzerine Türkmen sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, yapılan çalışmanın halkın talebi olduğunu söyledi:

“Koru’nun içinde çocuklar koşsun, insanlarımız spor yapsın, sabahları gelinsin, yürünsün istiyoruz. Yapılan çalışma; betonlaşan, yürümeyi imkansız kılan yolun doğal toprakla düzenlenmesidir, halkımızın talebidir. Daha önce defalarca duyurduk, kamuoyuna saygıyla yine duyuruyoruz”

Konuyla ilgili Üsküdar Belediyesi‘nden yapılan açıklamada da “Validebağ Korusu halkındır. Sadece bizim olsun kimse gelmesin diyen küçük bir grubun algı operasyonuna kurban edilemez, etmeyeceğiz dendi.

Üç ayrı yürütmeyi durdurma kararı bulunuyor

Koruya yapılmak istenen Bakım ve Rehabilitasyon Projesi‘ne korunun ekosistemine zarar vereceği gerekçesiyle karşı çıkan halk uzun süredir nöbet tutuyor..

İstanbul 6’ncı Bölge İdare Mahkemesi, daha önce korunun millet bahçesi yapılmasını uygun bulan koruma kurullarına karşı 2018 yılında açılan davada, 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı’nın (KANİP) iptali için açılan davada ve projenin ihalesine karşı açılan davada yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Projeye karşı üç yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen iş makineleri projede de yer alan yürüyüş yolunu yapmak için daha önce 2 Eylül tarihinde koru içerisine girmiş ve kum dökmüştü. İş makineleri nöbetçiler tarafından engellenmişti.

 

Sokakta yaşayan kediler için neler yapabilirsiniz?

Video-Animasyon: Defne SARIÖZ

*

Belediyelerin sürdürdüğü kısırlaştırma faaliyetlerine rağmen Türkiye‘de sokakta yaşayan kedilerin sayısı artmaya devam ediyor. İnsan eliyle dönüştürülen kentlerin sorunlarına ayak uydurmakta zorlanan kediler, hayatta kalmak için her gün mücadele veriyor. Peki insanlar olarak bu hayvanların yaşam koşullarını biraz da olsa iyileştirmek adına neler yapabiliriz?

Video-animasyonumuzda yapabileceklerimizden birkaçına değindik.

 

Yüzlerce evin kül olduğu La Palma’da turizm bakanından ‘volkanik turizm’ çağrısı

İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’nın en büyük beşinci adası olan La Palma’da iki gün önce faaliyete geçen Tenguia Volkanı‘nda meydana gelen patlamalar, 5 bin 500 kişinin tahliyesine, 120 evin kül olmasına neden oldu. Yanardağ lav püskürtmeye devam ederken Turizm Bakanı Reyes Maroto‘nun açıklamaları tepkilere neden oldu.

‘Doğanın getirdiği şeylerin tadını çıkarmak…’

Maroto, Canal Sur Radyo’ya yaptığı açıklamada, “Şu anda en önemli şey, etkilenen turistlerin yanı sıra bugün veya hafta boyunca adaya seyahat etmek isteyen turistlere güven vermek” dedi.

Turistlerin adaya seyahat etmeye teşvik edilmesi gerektiğini söyleyen Maroto, “Hiç şüphesiz benzeri görülmemiş bir şeye tanıklık edecekler” ifadelerini kullandı.

Lavlar nedeniyle ‘kırmızı alarm’ verilen bölgeyi ‘cazibe merkezi’ olarak tanımlayan Maroto, La Palma’nın bir ‘volkan turizmi’ destinasyonu haline gelip gelemeyeceği sorulduğunda “Doğanın getirdiği şeylerin tadını çıkarmak isteyen birçok turistin önümüzdeki haftalarda ve aylarda bunu yapabilmesi bölgeyi cazibe merkezine çevirerek bundan en iyi şekilde yararlanabiliriz” yanıtını verdi.

Maroto, ‘ada, harika manzarayı görmek isteyen turistler için bir cazibe merkezi haline getirilirken güvenliğe ilişkin gerekli tüm bilgilerin devlet turizm enstitüsü Turespaña tarafından sağlanacağını da kaydetti.

Vatandaşlar ve muhalefetten tepki

Bakanın açıklamalarının ardından muhalefetteki siyasetçiler ve vatandaşlar Maroto’yu ‘duyarsız’ olmakla suçladı.

Muhafazakar Hıristiyan Halk Partisi (PP) Sözcüsü Agustín Almodóbar, bakanın davranışının uygunsuz olduğunu belirterek “Evlerini kaybeden insanlar var” dedi.

PP’nin Genel Sekreteri Teodoro García Egea ise Twitter’dan yaptığı paylaşımda, “Yüzlerce insan sahip olduğu her şeyi kaybederken bakan gerçekten bunu söyledi mi, biri doğrulayabilir mi?” ifadelerini kullandı.

La Palma’da kaydedilen en eski volkanik patlama 1430 yılında gerçekleşti. 1971’deki son volkanik patlamada lav akıntılarının yakınında fotoğraf çeken bir kişi hayatını kaybetmişti.

Araştırma: İklim krizinin temel tarım ürünleri üzerindeki etkileri düşünülenden daha kötü olabilir

Birleşik Krallık‘ın haftalık bilim dergisi olan Nature Dergisi‘nde yayımlanan yeni bir bilimsel makaleye göre, iklim krizinin temel tarım ürünleri üzerindeki etkileri önceden düşünülenden daha kötü olabilir.

Dünya çapında yapılan analiz, ısı ve kuru havanın etkilerinin, soya ve mısırda Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) bazı bölgelerinde yüzde 20’ye ve Doğu Avrupa ve Güneydoğu Afrika‘da da yüzde 40’a varan ek verim düşüşlerine neden olacağını gösterdi.

‘Bitkiler sudan yoksun kalacak’

Araştırma, güçlü ve hızlı emisyon kesintileri olmadan temel gıdaların aşırı iklim olaylarından giderek daha fazla etkileneceğini gösteriyor. Söz konusu durum, gelişmiş ülkelerde dahi gıda fiyatları ve gıda kıtlığı risklerini artıracak.

Çalışmanın baş yazarı ve Columbia Üniversitesi Lamont-Doherty Earth Observatory (LDEO) araştırmacısı Corey Lesk, makaleyle ilgili şu açıklamalarda bulundu:

Çalışmamız, mevcut değerlendirmelerde göz ardı edildiğine inandığımız tarım ürünleri üretimine yönelik küresel ısınma kaynaklı yeni bir riski ortaya çıkarıyor. Gezegen ısınmaya devam ettikçe, su ve ısı birçok bölgede daha güçlü bir şekilde birbiriyle ilişkili hale gelebilir, bu da kuraklıkları daha sıcak ve ısı dalgalarını daha kuru hale getirir. Bitkiler, en çok ihtiyaç duydukları anda giderek daha fazla sudan yoksun kalacaklar ve tarih boyunca bu, özellikle tarım ürünlerine zarar veriyor.”

‘Tarımın küresel ısınmaya uyumu planlarında şeffaf olunmalı’

Corey Lesk konunun herkes için önemli olduğunu vurgulayarak, hükümetler ve büyük tohum şirketlerinin tarımın küresel ısınmaya uyumu ile ilgili planlarında şeffaf olması gerektiğinin altını çizdi:

En önemlisi, çalışmamız, tarım ürünlerimizi uyumlaştırmak için motivasyon olmalı ve tarımsal faaliyetlerimiz çakışan aşırı iklim olaylarına ve birleşik etkilere göre şekillenmelidir. Örneğin, yükselen sıcaklıklara dayanacak yeni mahsul çeşitlerine ihtiyacımız var, ancak bu onların kuraklığa toleransları pahasına olamaz. Herkes için önemli bir konu olduğu için, hükümetler ve büyük tohum şirketleri, tarımın küresel ısınmaya uyumu ile ilgili planlarında şeffaf olmalıdır.”

‘Altı ayda bin 98 hak savunucusu gözaltına alındı, 33’ü tutuklandı’

Türkiye İnsan Hakları Vakfı‘nın (TİHV) insan hakları savunucularının karşı karşıya kaldığı baskı ve engellemelere ilişkin hazırladığı bilgi notunda Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin keyfi bir biçimde kısıtlandığı belirtildi. Notta, söz konusu keyfiliğe karşı çıkan insan hakları savunucularının gözaltılar, tutuklamalar, işkence ve soruşturmalar ile engellenmek istendiği vurgulandı.

Süresiz eylem ve etkinlik yasağı

TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin verilerine göre hazırlanan bilgi notuna göre, Türkiye’de 1 Mart 2021 – 31 Ağustos 2021 tarihlerinde 19 il ve üz ilçede toplam 729 günlük, bir ilçede ise süresiz eylem ve etkinlik yasağı getirildi. 23’ü kadın ve LGBTİ+ hakları, 21’i sendikal haklar ve 11’i çevre hakları konulu olmak üzere 124 eylem ve etkinliğe müdahale edildi. 21 etkinlik engellendi.  İki ilçede toplam 80 köyde süresiz sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Bin 98 kişiye gözaltı, bir milyon liraya yakın para cezası

Nottaki bilgilere göre, aynı dönemde 119’u kadın ve LGBTİ+ hakları savunucusu, 14’ü ise çevre hakları savunucusu olmak üzere toplam bin 98 hak savunucusu gözaltına alındı. 290 hak savunucusuna, katıldıkları toplantı ve gösteri yürüyüşleri nedeniyle toplam 909 bin 598 TL idari para cezası kesildi.

20’den fazla avukat, 87 kadın ve LGBTİ+ hakları savunucusu ve yedi çevre aktivisti dahil olmak üzere, toplam 338 kişinin yargılandığı 55 duruşma yapıldı. Aynı dönemde, 107 hak savunucusu çeşitli adli kontrol tedbirlerine mahkûm edilirken, 33 hak savunucusu ise tutuklandı.

Bilgi notunda, yargının savunma ayağını baskılamaya yönelik adımlara da yer verildi. Buna göre, 2021 Mart-Ağustos döneminde İzmir Barosu ve Diyarbakır Barosu yönetimlerine LGBTİ+ haklarına dair yaptıkları açıklamalardan dolayı soruşturma açıldı. 18’i avukat 26 hak savunucusu hakkında soruşturma başlatıldı.

 

İstanbul’u nasıl bilirsiniz?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Marmara Havzası’na yönelik hazırlattığı, “Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı Hazırlanması Stratejik Çevresel Değerlendirme Taslak Raporu”nda İstanbul’a ilişkin ilginç tespit ve istatistikler yer aldı.

Milliyet gazetesinden Önder Yılmaz’ın haberleştirdiği raporda yer alan İstanbul’un hayvanlarına, bitkilerine ve insanlarına dair bilgiler şu şekilde:

270 bitki türü tehlike altında

  • İstanbul il sınırı içinde doğal olarak yetişen 270 bitki türü, “Türkiye’nin Tehlike Altındaki Nadir ve Endemik Bitkiler Listesi”nde nesli tehlike altında. Bunlar arasında Kayışdağı soğanı, Doğu razyası, yılan yastığı, sahil asperulası, peygamber çiçeği ve kıyı rokası gibi 40 türün dünya üzerindeki en zengin popülasyonları İstanbul’da.
  • Türkiye’de doğal olarak yetişen 10 binden fazla bitkinin dörtte biri İstanbul’da yetişmekte.
  • İstanbul ormanlarında bütün tehditlere rağmen geyik, karaca, yaban kedisi, tilki, çakal, yaban domuzu, su samuru, porsuk ve çok az sayıda kurt yaşamayı sürdürmekte.

Balık türü 20’ye kadar düştü

  • Boğaz suyu kirliliği nedeniyle İstanbul Boğazı’nda yaşayan balık türü 60 iken günümüzde bu sayı 20’ye kadar düştü. İstanbul Boğazı’nda tehlike altında olan ve korunması gereken toplam 33 deniz bitkisi ve hayvanı bulunmakta.
  • Dünyadaki önemli kuş göç yollarından birisi üzerinde bulunan İstanbul’da yılda iki kez sayıları yüz binlerle ifade edilen kuşlar bu şehir üzerinden göç etmekte. Her yıl 300 binin üzerinde leylek ve en az 150 bin yırtıcı kuş göç geçişi yapıyor. Yırtıcı kuşların başında şahin, arı şahini, küçük orman kartalı ve atmaca bulunuyor.

4 bin 181 okul var

  • İstanbul’daki okul öncesi seviyesindeki okul sayısı 4 bin 181, öğrenci sayısı 281 bin 10. İlkokul seviyesindeki okul sayısı 1.600, öğrenci sayısı 917 bin 466. Ortaokul seviyesindeki okul sayısı 1.791, öğrenci sayısı 990 bin 111 ve ortaöğretim seviyesindeki okul sayısı 1.848, öğrenci sayısı 1 milyon 53 bin 598.
  • Tüm eğitim seviyelerindeki öğretmen sayısı 167 bin 716, derslik sayısı ise 78 bin 580. İlde toplam 57 adet üniversite bulunmakta. Tüm lisans seviyelerindeki öğrencilerin toplam sayısı ise 1 milyon 109 bin 739.

71 bin arı kovanı

  • İstanbul’un yüzölçümü 5 bin 463 kilometrekare. Bunun 988 kilometrekaresi tarım, 106 kilometrekaresi çayır-mera, 2 bin 407 kilometrekaresi orman alanı. 1.962 kilometrekaresi tarım dışı arazi olarak kullanılmakta.
  • İstanbul’da toplam 112 bin 711 büyükbaş, 1 milyon 275 bin 317 adet kanatlı, 166 bin 326 küçükbaş hayvan ve 71 bin 863 adet arı kovanı bulunmakta.
  • Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşunun 42’si ve en büyük 500 kuruluşun 250’si İstanbul’da. İstanbul’daki işgücü yaklaşık 5 milyon olup bu rakam toplam Türkiye işgücünün yüzde 18’sini oluşturmakta. İşgücüne katılma oranı ise İstanbul’da yüzde 51.20 iken Türkiye genelinde yüzde 50. Kadının işgücüne katılma oranı yüzde 28.60, Türkiye genelinde ise yüzde 29.50.

Altı kömür madeni

  • İstanbul ilinde bulunan sanayi işletmeleri, çalışan sayısına göre; yüzde 42.50 mikro, yüzde 40.60 küçük, yüzde 12.60 orta ve yüzde 1.70 oranında büyük ölçekli işletmeler.
  • Sanayi işletmelerinin sektörel dağılımı incelendiğinde, ilk sırada yüzde 15.59 ile giyim eşyaları, ikinci sırada yüzde 12.51 ile metal ürünleri ve üçüncü sırada ise yüzde 10.62 ile makine ve ekipmanlar sektörü yer almakta.
  • İstanbul’un altında 190 milyon ton kömür bulunmakta, ancak üretim yapılmamakta.

32 bin kültür varlığı

  • İstanbul ili, tarihi, anıt yapıların fazlalığı ve boğaza sahip olması nedeniyle dünyanın en önemli turizm lokasyonlarından birisi. İlde; 12 korumaya alınan sokak, 81 anıt ve abide, 566 idari yapı, 2 bin 382 kültürel yapı, 10 şehitlik, 123 askeri yapı, 580 endüstriyel ve ticari yapı, 1.339 dinsel yapı, 810 mezarlık, 25 bin 396 sivil mimarlık örneği ve 769 kalıntı olmak üzere toplam 32 bin 68 adet taşınmaz kültür varlığı bulunmakta.
  • 69 arkeolojik, 23 kentsel, altı tarihi, bir kentsel arkeolojik ve dokuz da karma sit alanı olmak üzere toplam 108 sit alanı yer alıyor.

Enerji Bakan Yardımcısı: Yükselen doğalgaz fiyatları bu kış zorlayıcı olacak

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Gastech Konferansı’nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar, Türkiye‘nin bu yıl yükselecek talebi nedeniyle Gazprom ve diğer likit doğalgaz şirketleriyle yeni kontratların görüşüldüğünü açıkladı.

Bloomberg’in aktardığına göre, Türkiye’nin doğalgaz talebinin bu yıl 60 milyar metreküp civarında olacağını belirten Bayraktar, yükselen doğalgaz fiyatlarının bu kış zorlayıcı olacağını söyledi.

Gazprom’dan yapılan açıklamada bu yılın başından itibaren Türkiye’ye yapılan doğalgaz ihracatının 20,3 milyar metreküpe ulaştığı; Türkiye’ye söz konusu dönem için rekor oranda doğalgaz tedarik ettiğini kaydedilmişti.  Gazprom Türkiye’ye 2020’de aynı dönemde 8 milyar metreküp tedarik etmişti.

Fiyatlar rekor kırıyor

Küresel düzeyde doğalgaz fiyatlarında devam eden yukarı yönlü ivme Türkiye’deki spot doğalgaz fiyatlarına da yansıdı. Spot doğalgaz piyasasında 1000 metreküp gazın referans fiyatı 14 Eylül tarihinde 2 bin 275 lira 26 kuruşla yılın rekorunu kırdıktan sonra kademeli olarak yükselerek rekor tazeledi. 20 Eylül’de 1000 metreküp başına 2 bin 429 liraya kadar ulaştı.

Freedom House: Türkiye internette de özgür değil

ABD merkezli insan hakları kuruluşu Freedom House’un “2021 İnternette Özgürlük” raporuna göre, Türkiye internette “özgür olmayan ülkeler” arasında yer aldı.

Raporda, Türkiye’de internet kullanımı “Erişim engeli”, “İçerik sınırlaması” ve “Kullanıcı hakları ihlalleri” başlıkları altında incelendi. 100 puan üzerinden yapılan değerlendirmede Türkiye; “Erişim engeli” başlığında 15 puan, “İçerik sınırlaması” başlığında 10 puan ve “Kullanıcı hakları ihlallerinde” 9 puan aldı ve toplam 34 puanla “özgür değil” sınıfına girdi.

Değerlendirmede, toplamda 70-100 arası puan “özgür”, 40-69 arası “kısmen özgür”, 0-39 arası “özgür değil” anlamına geliyor.

Pandemi bahanesiyle baskı ve sınırlama

Raporda, şu değerlendirmeler yapıldı:

Erdoğan’ın AKP’si 2002’den beri Türkiye’yi yönetiyor ve başlangıçta bazı liberalleştirici reformlar yapsalar da siyasi haklar ve sivil özgürlükler için giderek artan bir azalma gösterdiler. Erdoğan, Türk siyasetinde büyük bir güç kullanmaya devam ederken, 2019 belediye seçimlerinde muhalefetin zaferi ve Covid-19 pandemisinin zaten sallanan ekonomi üzerindeki etkisi, hükümete muhalefeti bastırmak ve kamusal söylemi sınırlamak için yeni teşvikler sağladı.”

Raporda, Türkiye’de internet kullanımı ve internette sansüre yönelik değerlendirmelerde dikkat çeken noktalar şöyle:

Erkekler, yüzde 13 daha fazla internete erişiyor’

  • Türkiye, dünya genelinde 59. sırada yer alarak Avrupa’da internet satın alınabilmede en düşük puana sahip ülke olmaya devam ediyor. Ülke genelinde sık sık elektrik kesintileri yaşanmaya devam etti. Geçmiş yıllarda, Güneydoğu bölgesi zayıf telekomünikasyon altyapısı ve elektrik kesintilerinden olumsuz etkilenmiştir. 2020 Kapsayıcı İnternet Endeksi Raporuna göre, erkekler kadınlara göre yüzde 13 daha fazla internete erişiyor.”

‘İçerik sınırlama puanı 6 üzerinden 1’

  • Türkiye’nin ‘İçerikleri sınırlama’ puanı 6 üzerinden 1. Yeni engellenen internet siteleri arasında Türkiye’nin askeri operasyonları, Kürtçe haberler ve hükümet eleştirileri hakkında içerik yayınlayanlar yer alıyor. Yeni engellenen bazı dijital haber kaynakları, ‘terör propagandası yapmakla’ suçlanıyor. İnternet siteleri, cinsellikle ilgili anahtar kelimeler içeren bir alan adı aldıklarında engellenebiliyor. Ateizmi teşvik eden sayfalar da ‘İslam’a hakaret olarak’ kabul edilip engellenebiliyor.
  • Türkiye “Devlet veya devlet dışı aktörler, yayıncıları, içerik barındırıcılarını veya dijital platformları içeriği, özellikle de uluslararası insan hakları standartlarıyla korunan materyalleri silmeye zorlamak için yasal, idari veya başka yollar kullanıyor mu?” başlığındaki puanı sıfır. Devlet yetkilileri içeriğin silinmesini veya kaldırılmasını talep etme konusunda inisiyatif kullanıyor. Sosyal medya platformları; para cezaları, reklam yasakları, erişim engellemeleri ve bant genişliği kısıtlamalarından kaçınmak için idari kararlara ve mahkeme kararlarına uyuyor. Küresel sosyal medya platformlarına benzer şekilde, popüler Türk internet siteleri içerik kaldırma kararlarına tabi.

Rapora göre, Türkiye, “Online gazeteciler, yorumcular ve diğer kullanıcılar oto-sansür uyguluyor mu?  Başlığında 1 puan aldı. Değerlendirmede, “İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Geçen sene mayıs ayında, ‘Sosyal Medya Yönergesi’ yayınlayarak vatandaşlara ‘yasa dışı’ veya ‘karalayıcı’ olarak algılanan bir gönderiyi beğenmekten veya paylaşmaktan sorumlu tutulacağını hatırlattı” denildi.

Anayasanın koruyuculuğu ve yargı bağımsızlığına 1 puan

Türkiye, “Anayasa veya diğer yasalar hakları koruyamıyor mu? İfade özgürlüğü, bilgiye erişim ve basın özgürlüğü, bağımsız olmayan bir yargı tarafından mı uygulanıyor?”  değerlendirmesi alanında da 1 puan alabildi.

“Hizmet sağlayıcılar ve diğer teknoloji şirketleri tarafından kullanıcı verilerinin izlenmesi ve toplanması, kullanıcıların gizlilik haklarını ihlal ediyor mu?”  sorusunun yöneltildiği başlıkta ise Türkiye’nin puanı sıfır.

Resmi Gazete’de yayımlandı: Muğla’da üç taşınmaz için ihale açıldı

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Muğla’nın Bodrum ilçesindeki Konacık, Bitez ve Gökçebel’deki üç taşınmaz için ihale açtı.

Geçici teminat tutarı Konacık’taki taşınmaz için 1 milyon lira, Bitez’deki taşınmaz için 3 milyon lira ve Gökçebel’deki taşınmaz için 2,5 milyon lira olarak belirlendi.

İhale pazarlık usulüyle gerçekleştirilecek

Muğla/Bodrum/Konacık’ta 22 bin 38 metrekare, Bitez’de 18 bin 847 metrekare ve Gökçebel’de 14 bin 391 olmak üzere yaklaşık 55 bin metrekarelik taşınmazlarla ilgili ihale pazarlık usulüyle gerçekleştirilecek. İhale, pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı ile yapılacak açık artırmayla sonuçlandırılacak.

İhalelere gerçek ve tüzel kişiler, Ortak Girişim Grupları (OGG), kooperatifler ile kuruluş belgelerinde taşınmaz edinebileceklerine dair hüküm bulunan dernek ve vakıflar katılabiliyor. Yatırım fonları ise sadece bir OGG içinde yer alabilecek.

Son teklif verme süresi ise 2 Ekim 2021.