Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

‘Çevre’nin günü oldu ama yine de gün yüzü göremedi

Her yıl 5 Haziran tarihi Dünya Çevre Günü olarak kutlanır. 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de ilk kez toplanan BM Çevre Konferansının başlangıcının yıldönümüne istinaden 1974 yılından beri tüm dünyada çevre günü kutlamaları yapılıyor ve o yıla ilişkin temalar saptanıyor. Bu yılın teması ‘Ekosistem Restorasyonu’.

Ne kadar anlamlı bir tema; pek çok şeyi anlatıyor. Hem ekosistemleri bozduğumuzun itirafı hem de restorasyon ihtiyacının.

Daha önceki yazılarımda da sıkça üzerinde durdum; ekolojik sistemlerdeki bozulmanın ana nedeni ekonomik sistemler. Onların altında yatan kök neden ise kendimizi, yani insanı doğa içerisinde konumlandırdığımız yer. Ekolojik restorasyon bazı alanlarda, uzun zamanlara ihtiyaç duyulsa da olanaklı. Peki ya düşünsel restorasyon?

Müsilaj istilasında çevre günü

Ülkenin dört bir yanında süregelen doğa katliamları yetmiyormuş gibi bir de başımıza müsilaj sorunu çıktı. Marmara Denizi can çekişiyor. İşin aslı, bunu zaten biliyorduk. Konuyla ilgili pek çok araştırma bu durumu yıllardır ortaya koyuyordu. Uzmanlığım olmadığı için ayrıntısına girmek haddim değil elbette ama bir süredir sadece uzmanlar değil denizin bizzat kendisi bağırmaya başlamıştı. Kıyılarda, koylarda, derelerin denizle birleşme noktalarında ve hatta açıklarda bile Marmara müsilaj kusuyor adeta. Geçen hafta Büyükada’nın yüksek noktalarından batı-güneybatı yönünde doğru baktığımda gördüğüm manzara gerçekten ürkütücüydü. Ürkütücüydü, çünkü karaya yakın kısımlarda gördüğümüz müsilaj tabakası açıklarda da boy gösteriyordu.

Konunun uzmanları nedenlerini ve çözüm yollarını anlatıyor. Güzel de, bunu duyacak, yetmez, ciddiye alacak akıl var mı yönetenlerde; sadece ülkeyi değil, dünyayı yönetenlerde? Cümlenin sonundaki soru işareti bir noktalama işareti değil yalnızca, zihnimizdeki umutsuzluğun yansıması aynı zamanda.

Neredeyse 50 yıl geçti; ne oldu?

Stockholm’den günümüze 50 yıl geçti neredeyse. O konferansın tam adı ‘United Nations Conference on the Environment’ idi. Yani başlangıçta da belirttiğim gibi BM Çevre Konferansı. 20 yıl sonra, 1992 yılında Rio de Janeiro’da ikincisi toplandı. Bu kez adı şöyle konuldu: ‘United Nations Conference on Environment and Development’. Yani BM Çevre ve Kalkınma Konferansı. Bir 20 yıl daha geçti ve toplamda üçüncü Rio’da ikinci kez bir araya geldi yönetenler. Bu kez adı ne oldu dersiniz? ‘United Nations Conference on Sustainable Development, Rio+20’. Yani BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı, Rio+20.

Özet; 50 yıl önce çevre ile başladı, sonra kalkınma eklendi, sonunda çevre bir kenara itildi. Başka söze, yazıyı lüzumsuz yere uzatmaya gerek var mı?

Dünya Çevre Günü kutlu olsun!

 

 

Kategori: Hafta Sonu