Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Sürdürülebilir tekstil için geri dönüştürülmüş plastik kullanımı gerçekten çevreci mi?

Sürdürülebilirlik kavramı tabiri caizse aşırı sömürülen ve üzerine yüklenen anlam ile elde edilen çıktıları arasında ciddi uçurumlar olan bir kavram. Daha da basitleştirmek gerekirse, sürdürülebilirlik aslında fazlasıyla abartılmış bir kavramsallaştırmadır denilebilir. Ancak bu abartılma durumu mevcut haliyle, sürdürülebilirliğe anlam yükleyen çoğunluğun, onun kullanımını gerçekleştiren grupların ve uygulanmaya çalışılan alanların problemli olmasıyla ilgili bir durum.

Örneğin sürdürülebilirliği kalkınma ile birlikte kullandığınızda ortaya ne olduğu tam olarak belli olmayan bir program çıkıyor. İşte bu belli olmayan programın çerçevesinin sınırlarını belirleyebilmek için sosyal kalkınma, döngüsellik, çevre dostu teknoloji, geri dönüşüm vb yeni yöntemler ve kavramlar geliştirmek zorunda kalınıyor. Bunların bir araya gelmesiyle de ortaya programa benzeyen ancak herhangi bir sorunun da çözümüne zerre katkı sağlamayan ilginç durumlar meydana geliyor. Nitekim döngüsel ekonomi denilen garabet de tam olarak buna örnek teşkil ediyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı ile ortaya konulan çözüm yöntemlerinin çoğunluğunun, daha çok kar amacı güdenlerin lehinde şekillendiği, daha az da çevre için şekillendiği görünmekte.

Plastik geri dönüşümü bunun için oldukça isabetli bir örnek.  Döngüsel ekonomi adı altında kullanılıp atılan plastiklerin çok az bir kısmı, çok büyük PR ile yeniden “ekonomiye” kazandırılırken, devasa boyuttaki plastik kirliliği ve plastiğin zararlı bertarafı da doğaya “kazandırılmaya” hem de artarak devam ediyor. Bunun daha spesifik bir örneğini tekstil sektöründe görmek mümkün. Devasa üretim hatlarında önemli ölçüde doğa dostu olmayan yöntemlerle yürüyen tekstil üretimi bir yandan da “alternatif” modeller uygulamaya çalışmakta. Ancak geleneksel üretimin hacimsel boyutu ile alternatif ve çevre dostu olduğu iddiasıyla ortaya konulan yeni üretim modellerinin hacimsel boyutu arasındaki fark dağlar kadar desek yeri. Zira küresel tekstil lifi üretim boyutu yıllara göre petrol türevli olandan yana bir değişim sergilemekte. 2025 yılına gelindiğinde petrol türevli tekstil lifi üretiminin 100 milyon tonu aşması bekleniyor.  

Kaynak: https://content.sciendo.com/view/journals/aut/18/4/article-p337.xml

Bu artış beklentisi aynı zamanda ibrenin sürdürülebilir olduğu iddia edilen üretim modellerine değil de eskiden olduğu gibi petrole yönelik olacağını gösteriyor. Üstelik burada sürdürülebilir alternatiflerden kasıt da yün ve selüloz bazlı üretim.  Geri dönüştürülmüş plastiklerin tekrar tekstil lifi üretiminde kullanılmasına ait veriler ise henüz grafiklerde yer alacak boyutta bile değil. Peki, bu kadar küçük bir üretim hacmine sahip olan alternatiflerin PR kampanyalarında bu kadar gürültüyle tanıtılmasının altında ne yatıyor? Göz boyama mı gizleme mi yoksa başka bir şey mi? Her ne olursa olsun ortada alternatif olmaktan uzak “alternatiflerin” konuşulduğu gibi bir durum söz konusudur.

Polyester iplikle pet şişe aynı malzeme

Tekstil üretiminde geri dönüştürülmüş plastik kullanımı oldukça yeni bir girişimdir. Özellikle PET şişelerin geri dönüştürülmesiyle elde edilen plastikler tekrar lif formuna getirilerek iplik ve kumaş üretiminde kullanılmaktadır. Yaygın olmasa da büyük gürültüyle tanıtılmakta ve fahiş fiyatlarla piyasaya sunulmaktadır. Peki, bu ürünlerin çevrecilik iddiaları ne kadar gerçekçidir? Bu tür ürünlerin çevreci ve sürdürülebilir olduğu iddiası, kullanılmış bazı plastiklerin geri dönüştürülerek tekrar üretime sokulması uygulamasına dayanmaktadır. Bunun dışında söylenenlerin büyük çoğunluğu bu ana eksenin süslenmesinden ibarettir. Ancak biliyoruz ki tekstil ürünleri doğadaki sentetik lif tipteki mikroplastiklerin de ana kaynaklarından biridir. Özellikle evsel yıkamaların sonucunda ciddi miktarda sentetik lifin kanalizasyona salındığı ve bunlarında bir miktarının atık su arıtma tesislerince tutulamadığı için sucul ortama salındığı bilinmektedir. Hal böyleyken alternatif olma iddiasındaki tekstil ürünlerinin de çevrecilik iddialarının özellikle yıkama esnasındaki lif salımı üzerinden de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla biz de (Çukurova Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümünden Dr. İlkan Özkan ile birlikte) geri dönüştürülmüş PET şişelerden üretilmiş lifleri temin edip kontrollü bir şekilde kumaş haline getirdik. Benzer işlemi ham plastikten üretilmiş lifler ile de yaptık. Böylelikle elimizde farklı tipte polyester ipliklerden tamamıyla aynı şartlarda üretilmiş iki farklı kumaş oldu. Burada belirtmekte fayda var. PET şişe ile polyester iplikten yapılmış üzerinizdeki elbisenin malzemesi aynı.

Bu kumaşları evsel yıkamayı taklit eden bir yıkama standardı ile yıkayarak ne düzeyde lif salımı olduğunu araştırdık. Bu işlemi ardışık üç yıkama ile birlikte gerçekleştirdik. Sonuçlar hipotezimizi doğrular nitelikteydi. Çalışmaya başlarken aklımızda şu hipotez vardı:

“Geri dönüşüm, malzemenin dayanımını düşürdüğü için bu malzemeden üretilen ürünlerin de dayanımı düşük olabilir. Tekstil ürünlerinde de bu malzemeler kullanıldığında, yıkama esnasında ham malzemeden yapılmış benzerlerine göre geri dönüştürülmüş olan malzemeden yapılmış ürünlerden daha fazla lif kopabilir ve yıkama suyuna karışabilir”

Nitekim öyle de oldu. Yaptığımız çalışma sonunda geri dönüşüm PET şişeden yapılmış ipliklerden örme kumaşların, ham polyesterden yapılmış ipliklerden örülmüş kumaşlara göre yaklaşık 2.3 kat daha fazla lif saldığını tespit ettik. Çevreci iddiasında olan kumaşlar tüm yıkamalar sonunda ortalama olarak 1 litre suya 4489 adet lif salarken, ham polyesterden yapılmış olan kumaşlar ise 2034 adet lif saldılar. Bu değerleri daha anlaşılır olsun diye kullanılan kumaşın ağırlığına çevirdiğimizde 1 kg geri dönüştürülmüş plastikten yapılmış kumaşın yıkama esnasında 368.094 adet lif saldığı, ham polyester kumaşların da 167.436 adet lif saldığını söyleyebiliriz. Ortalama bir evde bir yıkamanın ortalama olarak 6 kg şeklinde gerçekleştiğini düşünürsek bu değerleri 6 ile çarpmamız gerekiyor.

Değerler oldukça endişe uyandırıcı. Görüldüğü gibi geri dönüşümün “moda” olarak etraflıca değerlendirilmeden üretim süreçlerine döngüsellik adı altında dâhil edilmesinin birçok olumsuz etkisi olabilmektedir. Bu sebeple mevcut geri dönüşüm teknolojilerinin yeniden gözden geçirilmesi ve çözüm önerisi olarak sunulurken de daha dikkatli olunması elzemdir. Bunun yerine tek kullanımlık ve hızlı yaşam tarzından nasıl vaz geçilebileceğinin daha fazla tartışılması daha da faydalı olacaktır. Biliyoruz ki sucul ve karasal ortamlar, plastik lif kirliliğinin aşırı baskısı altındadır. Bu nedenle, düşük lif salımı yapan kumaşların tasarımı, önemli bir lif kirliliği kaynağı olan tekstil ürünlerinin tasarımında öncelikli hedeflerden biri olmalıdır.

Kategori: Hafta Sonu