Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Toplum bahçeleri

Üzerinde yaşadığımız topraklarda en azından son 10 bin yıldır tarım yapılıyor. Çoğu bölgede yapılan tarım modern endüstriyel yöntemleri de uzun zamandır içerisinde barındırdığından toprağın verimi son derece azalmış durumda. Bu toprağa ihtiyacı olan kimyasalları dışarıdan vermediğimiz müddetçe o toprağın bizim arzuladığımız ürünü vermesine artık imkan yok diye düşünüyoruz. Ayrıca çiftçiliği kolaylaştırmak için kullandığımız pek çok yöntem de toprağın karbondioksit tutma yetisini ya sınırlıyor ya da tamamen yok ediyor. Oysa doğa milyonlarca yıldır karbon döngüsünü böyle sürdürüyor. Peki bizim bir yandan doğanın kendi döngüsünü sürdürmesine izin verip diğer yandan da kendimize yetecek besini doğadan kazanmamız mümkün mü? Ya da başka bir deyişle, sürdürülebilir tarım yapabilir miyiz?

Sürdürülebilir tarım kavramı aslında sürdürülebilirlik kavramından çok daha önce dilimize girdi ancak  biz bu kavramı sürdürülebilir tarım olarak değil, kalıcı tarım (permanent agriculture) olarak öğrendik. “Permanent agriculture” biraz uzun olduğundan da kısaca permaculture dedik. Zaman içerisinde permakültür, sadece tarımın kalıcılığını değil bu kalıcı ya da sürdürülebilir tarım etrafında tasarladığımız yaşamın da sürdürülebilir olabileceğini bize öğretti. Permakültür artık sadece bir besin üretme usulü değil bu düşünce tarzı etrafında şekillenen bir yaşam biçimi halini aldı.

Şehrin ortasında ‘permakültür yaşam’

Bu deneyimi kitaplardan okumanın yanında gözlerinizle görmek isterseniz bugünlerde belediyeler “topluluk bahçeleri” adını verdikleri sistemler kurma çabasındalar. Bu bahçelerin belki de ilki Fenerbahçe Burnu’nda Saint Joseph Lisesi Permakültür Kulübü‘nün öncülüğünde ve Kadıköy Belediyesi’nin desteği ile 2016 yılında kuruldu ve artık olgunluğa ulaşmış bir biçimde yaşamını sürdürüyor. 

Yaklaşık bir dönüm alana sahip olan bu topluluk bahçesine artık çevre okullar da gelip kazanımlarını kendi bahçelerinde deneyimleyebiliyorlar. Sivil toplumdan oluşan gönüllü destekçiler de bahçeye gelen öğrencilere yardımcı oluyor. Türkiye koşullarında bile vakit ya da uzaklık engeline takılıp Fenerbahçe Parkı’ndaki bu bahçeyi görememiş, oradaki etkinliklere katılamamış büyük-küçük herkese fiziksel olarak bahçede olmasalar da orayı gösterme, okullarında bahçecilik yapmaya özendirme amacıyla sanal gerçeklik projesiyle bahçe tanıtılıyor. Hatta bu projenin tanıtımı sonrasında yurt içi ve yurt dışından bahçeyi görmek isteyen öğretmenler, akademisyenler de bahçeye geldiler. Dünya sürdürülebilir çalışmalar üzerine yoğunlaşırken çeşitli uluslararası yarışmalara katılan Permakültür Kulübü, Fenerbahçe Parkı Topluluk Bahçesi projesi ile Çin’de düzenlenen “The Second Silk Road Women’s Innovation Design Competition”da, “Green Living” (Yeşil Yaşam) kategorisinde birinci oldu.

Bahçede, anaokulundan üniversiteye kadar her yaş grubundan öğrencilerle ve okullarla çalışmalar devam ediyor. İklim krizinin yarattığı olumsuz gidişatı dikkate alarak, karbon ayak izimizi düşürme hedefinden yola çıkan, suyu daha tasarruflu kullanabileceğimiz farklı tarım yöntemlerini deneyimlemek ve bunları her yerden talep eden öğrencilerle paylaşmak mümkün. Bu projeden görerek ve öğrenerek yaşadığımız yerlerin sürdürülebilir yerleşimlere dönüştürülmesi konusundaki girişimleri destekleyebiliriz. Özellikle bugün ilçe ve büyükşehir belediyeleri kent bahçeciliğine yönelik önemli adımlar atmak istiyorlar. Bu adımlar sadece belediyelere bırakılamayacak kadar önemli adımlar. Toplum olarak bizler de yaşadığımız yerin yakınındaki alanlarda bu bahçelerin kurulmasını destekleyebilir, böyle bir alan yoksa da oluşturulmasını talep edebiliriz. İnanın çevremizde çoğu zaman görmeden geçtiğimiz ama bu tür bahçecilik çalışmaları için kullanılabilecek irili ufaklı epey alan bulunuyor, yeter ki biz isteyelim.

Kategori: Hafta Sonu