İklim KriziKöşe YazılarıManşetYazarlar

İklim değişikliği çocukların sağlığını bozuyor

Dünyanın en itibarlı bilimsel dergilerinden Lancet, küresel iklim değişikliği ve sağlık konusundaki 2019 yılı raporunu geçtiğimiz günlerde yayınladı. ‘Lancet Geri Sayım*’ adı ile yayımlanan rapor beş ana dalda 41 ayrı gösterge üzerinden geçen yıllarla karşılaştırıldığında dünyamızın küresel iklim krizi ve sonuçları açısından daha da kötüye gittiğini gözler önüne seriyor. Rapora göre 1990’lardan bu yana bırakın terk etmeyi; fosil yakıt kullanımı artmış; fosil yakıt kullanımını destekleyici politikalar sürdürülmüş. Buna bağlı olarak da küresel iklim krizi ve onun insan sağlığı ve çevre üzerine yıkıcı etkileri günümüzde dünden daha fazla etkisini hissettiriyor…

Raporun ana ağırlığı ise küresel iklim değişikliğinin toplumdaki savunmasız gruplar; çocuklar, kadınlar, yaşlılar üzerine yaptığı olumsuz etkileri üzerine… Rapor giderek artan sıcaklıkların, hava kirliliğinin ve gıda krizinin bugün doğan bir çocuk için tüm yaşamı boyunca olumsuz sağlık etkileri olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Geniş bir bilim insanı grubu tarafından çok sayıda bilimsel çalışma irdelenerek hazırlanan 43 sayfalık rapordan küresel iklim krizi sonucu çocuklar ve toplumun diğer savunmasız grupları açısından yaşanan ve yaşanacak olumsuz sağlık göstergeleri açısından bazı ilgi çekici başlıklar şöyle:

  • Bugün doğan bir çocuk, fosil yakıtların kullanılması sonucu meydana gelen küresel iklim değişikliği nedeni ile artan sıcaklıkların ve hava kirliliğinin etkisiyle ergenlik ve yetişkinlik dönemleri boyunca daha fazla kirli hava soluyacak ve sonucunda akciğerleri gelişme döneminden itibaren zarar görecek. Bunun sonucunda solunum sistemi hastalıklarına daha yatkın olacak.
  • Bu çocukların ortaya çıkan ve özellikle başta 2.5 µm ve altı partikül maddelere dayalı hava kirliliği nedeni ile daha çok akciğer ve kalp, dolaşım sistemi hastalıkları ve gelişim bozuklukları ile karşılaşmaları bekleniyor.
  • Sıcaklık artışının, yetersiz beslenme, açlık ve artan gıda fiyatları gibi sonuçlarının yükünü en fazla çocukların taşıyacağı rapora göre çok açık. Bugün doğan bir çocuk endüstriyel devrim öncesi döneme göre 1.5ºC daha sıcak bir dünyada büyümek zorunda.
  • Yine iklim değişikliği sonucu artan ve coğrafi bölge değiştiren bulaşıcı hastalıklardan en çok etkilenecek kesimin de çocuklar ve yaşlılar olması bekleniyor.
  • Küresel iklim değişikliği sonucu ortaya çıkan sıcak dalgalarından en çok yaşlılar etkileniyor ve yaşamlarını yitiriyor.
  • Küresel iklim sonucu yaşanan sapkın hava olayları çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ile Batı Pasifik, Güney Doğu Asya ve Afrika ülkelerinde yaşayanları daha olumsuz etkiliyor.
  • Yaşlılar diyabet, kalp hastalıkları gibi hastalıkları nedeni ile sıcak dalgalarına daha dirençsiz..

Burada özetlenen ve raporda geniş olarak ortaya konan tüm göstergeler tablonun giderek ağırlaştığını ve artık küresel bir iklim değişikliği tablosu ile değil; küresel bir iklim krizi tablosu ile yüz yüze olduğumuzu gösteriyor. Raporu hazırlayan 35 akademik kurumdan 120 bilim insanı grubu çözüm için acilen dört eylem alanı öneriyor:

  • Fosil yakıtların kullanımının terk edilmesi; kömürlü termik santrallerin vakit geçirmeksizin acilen kapatılması,
  • Zengin ülkelerin, düşük gelirli ülkelere yardım etmek amacıyla 2020’ye kadar yıllık 100 milyar ABD doları değerinde uluslararası iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmesini sağlamak. Bu taahhüt 2015 yılında Paris İklim Antlaşması sonucu ortaya özellikle düşük gelirli ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek amacıyla ortaya çıkmıştı. Halen nasıl uygulanabileceği konusunda bir gelişme yok.
  • İklim değişikliği sebebiyle oluşacak acil durumların, sağlık sorunlarının çözümü için sağlık hizmetleri kapasitesini artırılması, bunun için sağlık harcamalarının çoğaltılması ve iklim krizi sonucu ortaya çıkacak sağlık sorunlarına karşı sağlık personelinin hazırlıklı hale getirilmesi.
  • Trafikten kaynaklı hava kirliliğinin azaltılması için toplu ulaşım, yürüyüş ve bisiklet kullanımının artırılmasının teşvik edilmesi. Bunun için erişilebilir, maliyet etkin, verimli toplu taşıma ve aktif ulaşım sistemlerinin, raylı sistemlerin, bisiklet yolları, bisiklet kiralama veya satın alma gibi programlarla geliştirilmesini sağlamak.

İşte tüm dünya geçtiğimiz günlerde yayınlanan bu raporu tartışırken ve özellikle fosil yakıt kullanımın azaltılması yolları aranırken ülkemizde ise tam tersi oluyor. Türkiye Paris İklim Antlaşmasına imza koymasına rağmen henüz onaylamadı; ne zaman onaylayacağı da meçhul… Antlaşmayı henüz onaylamayan on ülkeden biriyiz. Üstelik ülkemiz başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke kömürlü termik santrallerini kapatırken; 80’den fazla yeni kömürlü termik santral yapmayı planlıyor. Elektrik üretimimizin; yarısından fazlası ithal kömür olmak üzere %40’a yakını kömüre bağlı… Bu da yetmezmiş gibi mevcut eski kömürlü termik santrallerinin 3 yıl daha filtresiz çalışmasına izin verecek yasa taslağı da tekrar TBMM’nin gündemine getirildi.

Çocuklarımız hiç sorumlusu olmadıkları küresel iklim krizinin pençesindeki bir dünyaya gözlerini açıyorlar. Bu tabloyu durduramadığımız taktirde daha da kötü koşullarda yaşam mücadelesi verecek; hastalıklarla boğuşacaklar. Onları Lancet Raporunda da açıkça ortaya konan sebebi olmadıkları bu kötü gelecekten korumak için en kısa zamanda karbon emisyonlarını sıfırlayan eşitlikçi çevre sömürüsüne dayanmayan kalkınma uygulamalarını ortaya koyulmalı… Değişen iklim koşullarına uyumumuzu güçlendirecek tarım ve sağlık politikaları geliştirmeli…  Her geçen gün bizi sona daha hızla yaklaştırıyor. Zamanımız çok az; hatta bitti bile…

Bir an önce bir şeyler yapmalıyız; eğer çocuklarımızı gerçekten seviyorsak…

*Raporun tamamı için tıklayın

Kategori: İklim Krizi