Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Orman diye diye (2)

Ormanlarımız niceliksel olarak artıyor ama ülkenin her yerinde değil. İnsanların kaçtığı yerlerde ormanlık alanlar çoğalırken aksine, endüstrinin ve nüfusun yoğun olduğu ve giderek arttığı kentlerde ise azalıyor.

Dünya genelinde ormanların durumunu bir önceki yazıda özetlemeye çalışmıştım. En azından temel bir tablo ortaya koyduğumu düşünüyorum. O da şu; ormanların dünya genelinde durumu, her ne kadar pek çok ülkede ormanlar lehine gelişmeler yaşansa da çok parlak değil. İklim krizinden biyolojik çeşitliliğe yaşamsal önemi bulunan ormanların bu durumu geleceğe dönük projeksiyonları daha karanlık bir fona büründürüyor ister istemez. Pek ya Türkiye ormanlarının durumu ne?

Türkiye her konuda olduğu gibi ormanlar konusunda da ortadan ikiye bölünmüş durumda. İçinde hükümet, Tarım ve Orman Bakanlığı ve bunları koşulsuz şartsız destekleyen kesime göre ormanların durumu Türkiye’de güllük gülistanlık: Orman varlığı artıyor, ağaçlandırma çalışmalarıyla bütün dünyaya parmak ısırtıyoruz. Bu grubun karşısında yer alan bir kesime göre ise memlekette orman kalmadı, hepsini yok ettik: Ormanlar yakılıp otel yapılıyor, orman teşkilatı ülkenin dört bir yanında vahşice orman katlediyor. “Hangi kesim haklı?” diye bir soru geliyor hemen akla, fakat doğru soru bu değil. Çünkü amaç şu ya da bu kesimin haklılığını ortaya çıkarmak olmamalı. Amaç gerçeği aramak olmalı ki işin doğrusu, bakmasını bilen için çok da aramaya gerek yok. Ne mi o gerçek? Anlatalım, tane tane.

Türkiye’de ormanlar artıyor mu?

Evet, artıyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından yapılan envanter çalışmalarına göre Türkiye’de ormanlar artıyor. Ancak;

  • Ormanlar Türkiye’nin her bölgesinde ya da her ilinde aynı şekilde artıyor mu?
  • Yapılan ağaçlandırma çalışmaları ormanların artışındaki en önemli etken mi?
  • Ormanlar niceliksel olarak arttığı gibi niteliksel olarak da artıyor mu?
  • OGM tarafından orman envanterinde gösterilen her yer arzulanan kalitede orman alanı mı?

İşte, bu soruların açık yanıtlarını vermeden genel tabloyu anlamak kolay değil. Önce en basit tarafından başlayalım. Aşağıdaki grafik OGM tarafından yapılan saptamalara göre zaman içerisindeki toplam orman alanı değişimini gösteriyor (milyon ha):

Grafikten de görülebileceği gibi 1973 yılında 20,2 milyon ha olan toplam orman alanı günümüzde 22,6 milyon ha olmuş durumda.[1] Şimdi gelelim bundan çok daha önemli olan soruların yanıtlarına.

Ormanlar Türkiye’nin her yerinde artıyor mu?

Hayır! Bu yanıtı çok net verebiliyoruz, çünkü Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Erdoğan Atmış ve Batuhan Günşen hocalarımız bu konuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yapıp sonuçlarını da son derece saygın bir uluslararası dergide yayımladılar[2]. Ulaştıkları sonuçları detaylı tablolarla da ortaya koydular ama sanırım burada yalnızca aşağıdaki haritayı paylaşmak yeterli olacaktır başlıktaki sorunun yanıtını bulmak için.

Harita dergiden olduğu gibi alındığı için İngilizce doğal olarak. Fakat rahatlıkla anlaşılacağı üzere yeşilin tonlarıyla gösterilen illerde, araştırmanın kapsadığı 2005 ile 2015 yılları arasında orman alanı artışı yaşanırken kırmızı renkli illerde orman azalması görülüyor. Turuncu renkli iki ilde ise değişimin incelendiği dönemde orman alanında artış ya da azalış yaşanmamış.

Bu harita dikkatle okunduğunda genellenebilecek bir tablo açıkça ortaya çıkıyor. Endüstrinin ve nüfusun yoğun olduğu ve giderek arttığı kentlerde ormanlar azalıyor. Çünkü bu tür illerde arazi oldukça değerli ve ormanı orman olarak korumakta başarılı olamıyoruz. Oysa nüfusun artmadığı, görece az arttığı ya da azaldığı illerde ise orman alanları artıyor. Bu tür illerde özellikle kırsal alanlardaki nüfus hızla çekildiği için daha önceden tarımsal amaçlarla kullanılan, ancak günümüzde terk edilmiş olan araziler civar ormanlardan gelen orman ağacı tohumlarıyla kendiliğinden ormanlaşıyor. Aslında şimdi kendiliğinden ormanlaşan bu arazilerin çok daha önceki dönemlerde de orman olduğunu ve tarım alanı elde etmek amacıyla açıldığını öngörmek hiç de zor olmayacak. Bu nedenle günümüzde yaşanan bu değişime “ormanlar alacağını tahsil ediyor” demek biraz ticari bir ifade olsa da yanlış olmayacak. Hemen ekleyelim, Anadolu’da ormanların daha çok fazla alacağı var.

Yapılan ağaçlandırma çalışmaları ormanların artışındaki en önemli etken mi?

Bu soruyu şöyle de sorabiliriz: Orman alanlarının artışında yapılan ağaçlandırmaların hiç mi etkisi yok? Olmaz mı? Var elbette. Ağaçlandırma kutsal bir iştir ve ne şekilde olursa olsun dikilen her fidanın gezegenimize bir katkısı olacaktır.[3] Ancak yukarıdaki başlıkta da ipuçları verildiği üzere orman alanı artışında ağaçlandırmalardan daha önemli olan etken terk edilen arazilerin kendiliğinden ormanlaşması olgusudur. Bunu sayılarla açıklamak için de aşağıdaki tabloyu gözden geçirmek yeterli.

Tabloda 1999 ile 2015 yılları arasındaki değişik dönemlerde ağaçlandırılan alan ile orman alanı artışları verilmekte ve ağaçlandırılan alanın orman alanı artışındaki payı yansıtılmakta. Bütün veriler Orman Genel Müdürlüğü’nün resmi verileri. Özetle, sözü edilen dönemde orman alanı artışının ancak %35’ini ağaçlandırmalar ile açıklayabiliyoruz. Kaldı ki bu oran olabilecek en yüksek oran. Burada açıklamamın gereksiz olduğunu düşündüğüm bazı nedenlerle gerçek payın bu oranın bile altında olması daha olası. Dikkatinizden kaçmayacaktır, orman alanının en yüksek artışı sergilediği (200 bin ha/yıl) 2012-2015 döneminde ağaçlandırmaların orman alanı artışını açıklayıcılığı yalnızca %21.

Hazır ağaçlandırmalardan söz etmişken şu gerçeğe de değinmeden geçmemek gerekiyor. Ağaçlandırma Türkiye için hiç de yeni bir olgu değil. Daha önceki münferit çalışmaları bir kenara bıraksak bile ülkemizde 1946 yılından beri düzenli ve sistemli olarak çok başarılı ağaçlandırma çalışmaları yapılıyor. Aşağıdaki tabloda yine Orman Genel Müdürlüğü’nün resmi verilerinden hareketle değişik dönemlerde ülke çapında yapılan ortalama yıllık ağaçlandırma miktarları yansıtılmaktadır. Açıkça görüleceği üzere, ağaçlandırma teknikleri açısından yaşanan bunca gelişmeye ve kırsal nüfusun azalması nedeniyle ağaçlandırmalara karşı kırsal alanda yaşanan sosyal tepkinin azalmasına rağmen 60-70 yıl öncesinden yalnızca bir miktar fazla ağaçlandırma yapabiliyoruz son on yıllık dönemde. Sanırım bunu başarı olarak tanımlamak akıllıca olmasa gerek.

Sonuç niyetine özetlemek gerekirse; Ormanlarımız niceliksel olarak artıyor ama ülkenin her yerinde değil. Bu artış ormancılığımızın kendi dinamikleriyle alakalı değil büyük ölçüde. İnsanların kaçtığı yerlerde ormanlar artıyor. İyi ama ya kaçmadıkları yerlerde aynı şeyi söyleyebiliyor muyuz? Maalesef hayır! Bir de şu “en güzelini, en çoğunu, en iyisini biz diktik” propagandası var. Kanmayın, işler hep olduğu gibi. Üstelik şu kadar diktik diyerek zarar gören doğal ormanları maskeleme çabası var ki bunun vebali çok büyük. İsterseniz bunu bir sonraki yazıda açalım. Şimdilik kalın sağlıcakla.

[1] OGM son resmi envanterini 2015 yılında yayımladı. Ancak OGM yetkilileri tarafından kamuoyuna duyurulan bilgiler ışığında 2019 yılı durumu grafiğe yansıtılmıştır. Örneğin: https://www.trthaber.com/haber/turkiye/orman-varligimiz-2019da-226-milyon-hektara-ulasti-429513.html

[2] Günşen, H. B., Atmış, E. 2019. Analysis of forest change and deforestation in Turkey. International Forestry Review 21(12): 182-194.

[3] Bu genel ifadenin elbette istisnaları var. Örneğin ekosistem açısından son derece önemli çalı ya da otsu türlerin olduğu bir alanda ağaçlandırma yaparak o türleri alandan uzaklaştırmak son ekolojik açıdan savunulması mümkün olmayan bir eylem olur.

Kategori: Hafta Sonu