[Çocuklar İçin Türk Mitosları, Anadolu Efsaneleri] İyeler – Dilge Güney

Her toplumun mitolojisi o toplumun kültürel ve zihinsel yapısına ayna tutar.

Batılı ülkelerin çeşitli sanat kolları ile bize tanıtmış olduğu Zeus’u, Afrodit’i çok iyi biliriz ama Türk mitosları ve Anadolu efsaneleri pek bilinmez. Biz de her ayın ikinci haftası yayımlayacağımız Çocuklar İçin Türk Mitosları, Anadolu Efsaneleri dizisi ile çocuklarımızı unutulmaya yüz tutmuş bu öykülerle buluşturmak istiyoruz. 

Yunanca kökenli bir kelime olan mitos (mythos) söz, öykü anlamına gelir. İlk insanlar mitoslar anlatarak evreni, tabiat olaylarını ve yaşamla ilgili sırrını çözemedikleri durumları açıklamaya çalışmışlar.

Mitoslar, tüm efsanelerin, destanların, masalların, hatta bugün okuduğumuz edebi türlerin de kökenlerini oluşturur. Bilinçaltı üzerine çalışan bilim insanları, mitosların evrensel geçerliliğe sahip yaşam kalıpları olduğunu ve her insan için anlamlı mesajlar taşıdığını söyler.

Bu ay, suyun, rüzgarın, ormanın, yolun ve dünyada başka ne var idiyse onun kalbine dokunacağız; iyelerle buluşacağız.

***

8 – İyeler

 

Günler geceleri kovaladı, haftalar ayları…

Mevsimler geldi geçti ama zaman hep aynı kaldı.

Sözler hikayelere dönüştü,

Kah unutuldu kah kuşaktan kuşağa aktarıldı.

Neler geldi neler geçti şu koskoca dünyadan da

Erlik vaz geçmedi sevdasından.

 

Günü gelince indi kara atının sırtından

Bir çekiç aldı eline, som altından.

Yeni bir dünya kurmak,

Ona inanacak bir halk yaratmak için geçti örsün başına,

Vurdu hiç durmadan.

 

Çekicin örse her vuruşu  güya bir insan doğuracaktı.

Ama öyle olmadı.

Her vuruşta bir yılan, bir ayı, bir yer eşen

ve daha başka tuhaf yaratıklar ortaya çıktı.

 

Yerin ve göğün yaradanı Ülgen

Erlik’in tanrılık hevesini ciddiye aldığından değil ama

Dayanamadı daha fazla.

Emir verdi Mangdışire’ye.

“Git durdur” dedi haykırarak “Erlik’i ve ona hizmet edenleri!”

 

Mangdışire buyruğa uydu.

Ülgen’in hükmüyle Erlik’i göklerden kovmaya koyuldu.

Bu savaş kaç zaman sürdü bilinmez.

Ama sonunda Mangdışire Erlik’i yaraladı.

Ona hizmet edenleri de yağmur gibi döktü gökten aşağı.

 

İşte o yağmurda, sular seller gibi akmadı toprakta.

Her damla düştüğü yerde kaldı.

Suya düşen su iyesi, yere düşen yer iyesi…

Eve düşen ev iyesi, yola düşen yol iyesi oldu.

Balıklara, kuşlara, rüzgara ve diğer tüm varlıklara…

Sözün kısası kim neye düştüyse onun sahibi oldu.

 

O gün bugündür iyeler korur yeryüzünü.

Kimden derseniz?

Bizden…

Biz suya ve toprağa, rüzgara ve kuşa,

Ağaca ve hatta kendi ırkına zulmeden

Bir yanı ak Ülgen bir yanı kara Erlik’ten gelen insandan…

***

1 – Evrenin Oluşumu

2- İnsanın Yaradılışı ve Erlik’in Doğuşu

3 – Yaşam Tanrıçası – Umay Ana

4 – Dünya Tufanı, İkinci Yaratılış ve Ak Yayık

5 – Ece ile Doğanay

6 – Öküzün İki Boynuzu Arasında Bir Dünya

7 – Üç Güneş

 

 

Yazan: Dilge Güney

Resimleyen: Berna Erözkan Akan