Köşe Yazıları

Brexit 3: Brexit’i tartışırken aslında neyi konuşuyoruz?

Yazarlarımızdan Bahar Topçu, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkış referandumu (Brexit) öncesi “Başka bir Krallık mümkün mü?” başlıklı üç bölümlük yazı dizisi hazırladı. Yazı dizisinin ilk bölümü “Thomas Mair, Jo Cox’u neden öldürdü?” ve ikinci bölümü “AB’de kimler kalmak istiyor?”.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi, yukarıda bahsettiğim gibi akademisyenlerden Morgan Palmer’ın süreçle ilgili kapsamlı bir makalesini paylaştı. Palmer’a göre Brexit kampanyası meseleye duygusal yaklaşırken Brimain kampanyası AB’yi çoğunlukla entelektüel bir noktadan yaklaşarak değerlendiriyor. Palmer aslında İngiltere iki yıldır Brexit kampanyası için çalıştığı kadar AB ile olan ortak sorunlarını çözmeye yönelik çalışsaydı daha olumlu sonuçlar elde edebileceği kanaatinde. Sonuçta İngiltere, AB’nin bütün kurumlarında genel gidişatı etkileyebilecek bir konumda. Ancak Palmer’a göre İngiltere’nin Avrupa Birliği ile işbirliği yapmak gibi bir niyeti olmadığından Avrupa Parlamentosundaki 73 milletvekilinden 53’ü parlamentoda bireysel hareket ediyor ve genelde kendi iç meseleleri üzerinde çalışıyorlar. Özellikle 2009’dan beri giderek açılan ve belirginleşen bir durum…

İşte burada bütün süreci Avrupa Parlamentosundan yöneten UKIP lideri Nigel Farage ‘a geçiyoruz.

brexit31

Bu resim Slovakya’da çekilmiş. Kırmızı ve büyük harflerle, “kırılma noktası” altında da “Avrupa Birliği hepimizi başarısızlığa uğrattı,” yazıyor. En alttaysa “AB’den ayrılmak ve sınırlarımızın kontrolünü geri almak zorundayız.” denilmiş. Sol taraftaysa resme girmemiş birinin taşıdığı küçük sloganda ise Brimain kampanyasından çıkma: “Britanya Avrupa Birliğinde Daha Güçlü” yazıyor.

 

Referandum öncesinde Avrupa Parlamentosunda yaptığı son konuşmada Farage,

https://www.youtube.com/watch?v=UzRXDLBTDvU&feature=youtu.be

hiçbir zaman AB yanlısı olmadığını belirtiyor ve Birliği daha Akdeniz genişlemesinde uyarmaya başladığını fakat dinlenmediği gibi önce 8 sonra da 10 eski komünist ülkeyi katanların bugünkü krizden sorumlu olduklarını belirtiyor. UKIP liderine göre 2005’te Fransa ve Hollanda’nın Avrupa Anayasasını kabul etmeyişi Avrupa Birliği’nin sadece Büyük Britanya için değil, bütün Avrupa demokrasileri için yanlış bir proje olduğunu göstermişti. Farage İngiltere’yi başka ülkelerin de takip etmesini diliyor ve “Umarım 23 Haziran’da AB’den çıkarız ve bu da benim bu Parlamentodaki son konuşmam olur, şimdi çıkıyorum” diyerek konuşmasını bitirir bitirmez salonu terk ediyor.

Nigel Farage Parlamentodan çıktığı gibi fotoğraf çektirmeye gitmiş olabilir. Çünkü ardından Brexit kampanyası yukarıdaki propaganda resmini yayınladı. Bu sefer bu resim en son BBC ‘de gösterilen Nazi belgeselindeki propaganda afişlerini çağrıştırdı.

brexit32

Brexit kampanyanın pek çok karikatürü ya da posteri ırkçı bulunuyor ve Nazi Almanyasının propaganda arşivlerindeki ilanlara benzetiliyor.

 

Brexit’i tartışırken aslında neyi konuşuyoruz?

London School of Economics (LSE) tarafından yapılan bir araştırmaya göre İngiltere’de AB’de kalmak isteyenlerin oranı %44, Brexit yanlılarıysa %42. Araştırmayı yürüten Michael Bruter’e göre geri kalan %13 henüz kararını verememiş kesim ve yanlış bir karar vermekten korkuyor, kampanyaları yöneten insanların sözleri ve davranışlarından da oldukça etkileniyorlar. Bu nedenle Bruter’e göre sonuç son ana kadar netleşmeyecek gibi görünüyor. Jo Cox cinayeti öncesinde yapılan bu araştırma, İngiltere’nin AB referandumunun aynı Avusturya’daki Başkanlık seçiminde olduğu gibi sonucun son anda ve az farkla netleşeceğini gösteriyor.

Bununla beraber Brexit’le oluşturulan, yukarıda örneklediğim gündemler, bana kalırsa tarihi bir politik kitsch örneği olacak.

brexit33

Başka bir Brexit karikatürü

Milliyetçi partilerin bir başarısı diyebileceğimiz bu referandum, sorunların üzerini boş sözlerle örtme klişesini dayattığı gibi gerçek değişim yanlısı olan kesimleri de statüko yanlısı bir pozisyona mecbur bıraktı. Kimine göre gizli bir Brexit yanlısı olan İşçi Partisi başkanı Corbyn gerçek bir AB’de kalma – Brimain kampanyası yürütmedi, Brexit’e giden oyların önemli bir bölümünden sorumlu.  AB’nin de reforma ihtiyacı olduğu düşüncesini gizlemeyen Corbyn, en son olarak İskoçya halkını Avrupa halkıyla dayanışmaya çağırdı. Bununla beraber İşçi Partisi milletvekilleri kampanya sürecini İngiltere’nin neden AB’de kalması gerektiğini anlatmaktan çok Boris Johson gibi Brexit liderlerinin manipülatif açıklamalarını yalanlamakla geçirdiler.

Bir kere referandum kararını aldıktan sonra, Avrupa’ya da Afganistan bölgesinden, Irak’tan ya da Suriye’den akan mülteci krizi üzerinde İngiltere’nin rolünü tartışmak anlamsız bir hale geldi. Belki de bu yüzden Avrupa Yeşilleri referandum tartışma gündemi çoğunlukla göçmenler üzerinden ilerlerken oy kullanabileceklerin demokratik meşruiyetinin bile sorunlu olduğunun altını çizmişti.

Much Ado About Nothing*

İngiltere son 40 yılda %15 nüfus artışı yaşadı. Bu artışın %40’i doğal artışken diğer %40’ı Avrupa dışından gelen göçle gerçekleşti. Avrupa Birliği göçüyle artış da geri kalan %20’ye tekabül ediyor.

23 Haziran’daki İrlanda, Malta ve Güney Kıbrıs dışındaki AB vatandaşlarının oy kullanma hakkı yok. Eğer çıkma kararı alınırsa çıkış sürecinin iki yıl süreceği söyleniyor. AB ile alternatif yeni ilişki durumları henüz masada değil; ama Norveç, İsviçre gibi örnekler olduğundan yönetilemeyecek bir durum da yok. Kaldığı ya da çıktığı takdirde ilk önce İngiltere’de yaşayanlar, sonra da onunla ticari, kültürel ya da sosyal ilişkisi olan herkes etkilenecek.

Jo Cox’un kocası Brendan Cox, olay sonrasında yaptığı açıklamada, “akıl sağlığımızı korumalı, yaratılan bu nefret dalgasına karşı birlikte mücadele etmeliyiz, aynı Cox’un da isteyeceği gibi” demişti. Bakalım referandum sonrasında Cox’un bu sözleri hatırlanacak mı?