Brexit 1: Thomas Mair, Jo Cox’u neden öldürdü?

Yazarlarımızdan Bahar Topçu, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkış referandumu (Brexit) öncesi “Başka bir Krallık mümkün mü?” başlıklı üç bölümlük yazı dizisi hazırladı. Yazı dizisinin ilk bölümü “Thomas Mair, Jo Cox’u neden öldürdü?” başlığıyla karşınızda.

Başka bir Krallık Mümkün mü?

-1-

Geçtiğimiz Perşembe, 17 Haziran’da İngiltere’nin İşçi Partisi Milletvekili Jo Cox, Birstall kent kütüphanesinde bir anaokulunun düzenlediği etkinliğe katıldı. 41 yaşında iki çocuk annesi Cox, etkinlik çıkışında Thomas Mair tarafından defalarca bıçaklanarak öldürüldü. Görgü tanıklarına göre Mair, Cox’a saldırmadan önce, “Britain First” (Önce İngiltere) diye bağırmış. İngiliz basınının Mair’le ilgili verdiği ilk bilgiler; 52 yaşında olduğu, uzun zamandır psikolojik destek aldığı, ABD’deki Neo-Nazilerin tutkulu bir destekçisi ve İngiltere’nin aşırı sağ partisi Önce İngiltere ‘ye yakın olduğu yönündeydi. Muhtemelen bu sırada, yani polisler Mair’ı yakalayıp mahkemeye teslim ettiği sırada, mahkeme savcısı kimliğini teyit etme amacıyla ismini sorduğunda, adının “vatan hainlerinin ölümü ve Britanya’nın özgürlüğü” olduğunu söylemiş.

Jo Cox1

17 Haziran’da bıçaklanarak öldürülen İşçi Partisi Milletvekili Jo Cox

 

Bu korkunç olay sonrasında Önce İngiltere partisi lideri Paul Golding, böyle bir saldırıyı hiçbir şekilde onaylamadıkları gibi Mair’le bir bağlantılarının da olmadığını söyledi ve Jo Cox içi ekledi, “Bristall’da İngiltere’nin AB’de kalması için çok fazla etkinlik düzenliyordu. Bundan rahatsız olan birçok kişi de vardı”

Thomas Mair, Jo Cox’u neden öldürdü?

Soru tam da bu ya, Paul Golding’in açıklamasından gidersek, görünen o ki ortada bir rahatsızlık var.

Avrupa varoluşsal bir kriz yaşıyor.

İngilizlerin önemli bir kesimiyse daha Avrupa’nın Birliğiyle – onun varoluşunda – ciddi bir bağ, ortaklık görmez, hissetmezken bu krizi paylaşmak istemiyor. Kimine göre bu tavrın kendisi zaten krizin bir parçası kimi içinse bu sorunların sorumlusu AB. Bu yüzden İngiltere AB’de kalarak bu sorunları çözemez. Çözüm, Brexit. Buna karşın Jo Cox gibi, AB’de kalma etkinlikleri yapanlar, birçok kişiyi rahatsız ediyor.

Olay ve durumlar üzerinden gidersek biraz daha uzun; ama açıklayıcı.

Aynı Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkışı fikrine Grexit denildiği gibi İngiltere’nin AB’den çıkışına da Britain (Britanya) ve Exit (çıkış) deyimleri bir araya getirilerek “Brexit “denildi. İngiltere Başbakan’ı David Cameron, 2013 Davos zirvesinde, ülkesi genel seçimlere giderken, eğer Muhafazakar Parti tek başına iktidara gelirse Brexit için referanduma gideceği sözünü verdi. Ardından 2014 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, UKIP (United Kingdom Independence Party – Büyük Britanya Özgürlük Partisi) milletvekili sayısını 11’den 24’e yükselterek parlamentoda İngiltere’yi temsil eden en güçlü parti durumuna geldi. (İşçi Partisi: 20 Muhafazakârlar: 19) Bir yıl sonra, 2015’teki genel seçimlerde Muhafazakâr Parti belki de Cameron’ın da beklemediği bir şekilde tek başına iktidara geldi ve bu, Avrupa Birliği referandumu demekti: 23 Haziran 2016.

Brexit tartışmaları bitmesin isterdim…

2016’ya geldiğimizdeyse artık Avrupa, özellikle İngiliz basını hemen hemen her gün AB referandumu üzerine haber çıkıyor, kanallarda uzun tartışma programları yayınlanıyordu. İlk anda beni de bu tartışmaları takip etmeye çeken partilerin referanduma dair aldıkları tutumlardaki farklılıktı. UKIP gibi ırkçı partilerin tek seçenek göstermeleri doğaldı. Diğer yandan iktidardaki Muhafazakâr Parti neredeyse yarı yarıya bölündü.  Çoğunluğu kalma yanlısı olsa da İşçi Partisinin Brexit yanlısı milletvekilleri de vardı. Yeşiller Partisi, üyelerinin yüzde 95’ten fazlasının İngiltere’nin AB’de kalma yöneliminde olduğunu açıkladı. İngiltere ve Galler Yeşiller Partisinin Uluslararası Ofisinden Sam Murray ile haberleşmemizde Murray, Başka bir Avrupa Mümkün kampanyasında yaptıkları gibi-  İşçi Partisi, İskoç Partisi ve Plaid Cymru (Galler) ile beraber –birbiriyle dayanışan çalışma süreçlerinin öğretici olduğunu ve bu tecrübenin Brexit’e karşı seslerini farklı kesimlere ulaştırmakta etkili olduğunu belirtti. Bu sırada TBMM’de Recep Tayyip Erdoğan gündemlerinden dokunulmazlık yasa tasarısı vardı.

Brexit’i takip etmeye başlama motivasyonum günler geçtikçe başka bir şeye dönüştü. Artık Brexit tartışmaları hiç bitmesin istiyordum.

Bu süreçte hem AB, hem de İngiltere’deki politikacılar ve medya ortak sorunlara dair tavırlarını ister istemez belli ettiler. Çok açık olanın ilanı gibi bir durumdu. Sonuç olarak anlaşıldı ki, İngiltere Avrupa Birliğinde kalsa da çıksa da İngiltere’de yaşayan göçmen ve mülteciler için bundan sonrası daha iyi olmayacak. Onlara birer “unwanted” (istenmeyen) olarak bakılıyor. Üstelik İngiltere’nin bu meselelere bakışında kıta Avrupası’yla ortak sorunlar da var gibi bir algısı ya da sorumluluk paylaşma niyeti de yok. Buna karşılık Avrupa Birliği sadece korkutuyor, “Her şey daha kötü olur!” Tam olarak bu yüzden, her iki tarafın da elini taşın altına koymaktan ziyade daha iyi kaçış planlarını yarıştırdığını görmek, söylemek hüsran verici.

Başlangıçlar önemli

Politikacıların belirli niyetlerle bir kuyuya attıkları taşın çıkardığı ses, yarattığı dalga ne kadar öngörülebilir olsa da kontrol edilmesi kolay olmayabiliyor. İngiltere, İrlanda ve Danimarka ile birlikte Avrupa Ekonomik Topluluğuna üye olmak için üç kez başvurdu. 1961 yılındaki ilk başvurusunda Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, ada ülkelerinin kıta Avrupa’sından farklı olduğunu belirtip İngiltere’nin ABD ile güçlü diplomatik ve askeri ilişkileri nedeniyle veto etti. De Gaulle, İngiltere 1967’de ikinci kez denediğinde de fikrini değiştirmemişti. Ancak Charles De Gaulle’un ölümünden bir yıl sonra 1969’da, genişleme süreci başlayabildi ve İngiltere 1 Ocak 1973’te Avrupa Ekonomik Topluluğu’na girdi.

Peki, sonra ne oldu, İngiltere ilk ne zaman üyeliğini sorgulamaya başladı, derseniz…

Topluluğa girdikten hemen bir yıl sonra.

1974’te İşçi Partisi topluluğun eşitsiz uygulamalarını neden göstererek referandum sözünü vermiş. Yani İngiltere, ilk defa referandumuna gitmiyor. O zaman İşçi Partisi ilk referandum sözünü verdiğinde Partinin bugünkü lideri Jeremy Corbyn da daha korunmacı ekonomik politikalar için AET’den çıkış kampanyası yapmışsa da halkın %64’nün kalmayı tercih etmesi üzerine İngiltere AET’nin bir parçası kalarak bugünlere gelindi.

***

Kaynaklar:

https://www.theguardian.com/uk-news/2016/jun/18/thomas-mair-charged-with-of-mp-jo-cox

https://www.theguardian.com/uk-news/2016/jun/18/thomas-mair-charged-with-of-mp-jo-cox

http://www.ukipmeps.org/

http://www.greeneuropeanjournal.eu/8255-2/

http://www.theguardian.com/politics/2014/oct/10/this-way-to-brexit-what-would-happen-if-britain-left-eu

http://www.economist.com/brexit?force=scn/fb/te/bl/ed/brexithub

http://www.bbc.com/news/uk-politics-32810887

http://www.theguardian.com/politics/2016/jun/10/no-single-market-access-for-uk-after-brexit-wolfgang-schauble-says?CMP=Share_iOSApp_Other

http://www.theguardian.com/politics/2016/jun/12/britain-faces-seven-years-of-limbo-after-brexit-says-donald-tusk?CMP=Share_iOSApp_Other