Ana Sayfa Blog Sayfa 440

Pazar’da balık çiftliği projesi: Karadaki rantla yetinmeyen sermaye denize göz dikiyor

RİZE – Günvak Gıda Tarım ve Endüstriyel Temizlik Pazarlama Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nce Rize, Pazar‘da hayata geçirilmek istenen Günvak-2 Su Ürünleri Yetiştiriciliği Tesisi için 15 Mayıs 2023’te başvuru yapıldı.

Proje kapsamında 200 bin metrekarelik alanda, yılda dört bin tonluk kapasiteyle oluşturulacak polietilen kafeslerde su ürünleri yetiştirilmesi planlanıyor.

Rize Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Türk Somonu yetiştiriciliği için denizde ağ kafes su ürünleri yetiştiricilik tesisine onay verildiği bildirildi. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü de taleplerin Bakanlıkça uygun görülerek ön izin verildiğini bildirdi.

balık, PAzar

Pazar Kent Meclisi: Pazar’da yeni bir ekolojik tahribat projesi planlanıyor

Tesis yapılacak nokta, karaya 950 metre mesafede yer alıyor. Deniz açıklarında kurulacak tesiste “Türk Somonu” olarak adlandırılan balık üretiminde; tatlı suda 500 gram ağırlığa ulaşan alabalıkların; Karadeniz’de deniz ortamında kafeslere alınarak büyümesinin sağlanması planlanıyor.

Pazar Kent Meclisi projeye ‘Pazar ilçesi halkının ve diğer canlıların yaşamını şekillendiren Karadeniz’de, havalimanından sonra yeni bir ekolojik tahribat projesi planlanıyor” diyerek karşı çıkıyor.

balık çiftliği, Pazar
Tesisin yapılması planlanan alan. Fotoğraf: Proje Tanıtım Dosyası

‘Karadaki rantla yetinmeyen sermaye deniz yaşam alanlarına da göz dikiyor’

Öte yandan Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şube Başkanı Selahattin Beyaz da konuya ilişkin değerlendirmede bulunarak “Ekolojik yıkım projelerinin yeni adresi olan; Rize ili Pazar ilçesinde yeni bir planlanma yapılıyor. Yeşil yol adı altında ilçenin yaylalarında başlayan yıkım projeleri, ekolojik yaşam alanlarının yapılaşmaya açılması, havalimanı ve taş ocakları ile devam etmiştir. Karasal alandaki rant ile yetinmeyen sermaye deniz yaşam alanlarına da göz dikiyor” diyor.

Pazar Kent Meclisi’nce yapılan açıklamada ise tatlı su ortamından deniz suyu ortamına geçen balıklarda, gelişimleri sırasında değişimler meydana geleceği, balıkların hızla istenilen ağırlığa ulaşarak ticari ürüne dönüşeceği ifade ediliyor. Kent Meclisi tarafından yapılan açıklamada projeye dair şu saptamalara yer veriliyor:

  • “ÇED Başvuru raporunda; balık üretimi için deniz ortamının seçilmesinin nedeni; karadaki sistemlere göre ilk yatırım maliyetinin düşük olması, kullanılan su alanlarını kiralamanın kara alanlarına göre daha ucuz olması olarak açıklanmaktadır.
  • Raporun sonuç kısmında ‘Planlanan alan deniz yüzey alanı olup Devletin hüküm ve tasarrufundadır. Bu yüzden etkilenecek hassas grup/paydaş bulunmamaktadır’ vurgusu yapılırken diğer bir bölümde, ‘Proje alanına yakın Balıkçı ve Merdivenli Köyleri projenin ana paydaşlarıdır. Ana paydaşların yanında bölgedeki kurum ve kuruluşlar, STK’lar diğer paydaş grubunu oluşturmaktadır. Yukarıda belirtilen paydaşların projeden etkilenmesi muhtemeldir’ denilmektedir.
  • Kafes ortamında balıklara verilen yemin balık ağırlığına yani ticari olarak balık etine dönüşmesi üretimin esasını oluşturmaktadır, 1 kg yem 1 ile 1,4 kg balık ağırlığına ulaşılmaktadır.
  • Karadeniz canlılık ve canlılığın sürdürülebilirliği verimi olarak dünyanın en zengin denizlerinden biri olarak kabul edilmektedir, özellikle nehir sularının denize döküldüğü bölgeler besin değeri olarak en yüksek alanlardır. Özellikle yaz aylarında 100 metre derinliğe kadar canlı türleri sayısı artmaktadır. Denizlerde az görülen bu özellik, Karadeniz’de canlılar için önemli su ekolojik yaşam alanı oluşturmaktadır. Karadeniz’de bulunan 108 balık türünün 57 adedi Akdeniz’den göç eden, 22 adedi ise tatlı su kökenli olup, bu balıklar planlanan proje alanında yaşamaktadırlar.
  • Proje raporunda balık kafes çiftliğinden kaynaklanan atıklar ‘tüketim fazlası olarak kalan yemler, dışkılar ve boşaltım ürünlerinin oluşturduğu çözünmeyen veya çözülebilir karaktere sahip olan maddeler’ olarak tanımlanırken, tesisin işletilmesi sırasında ortaya çıkacak olan çevresel etkilerden küçük çapta bir alanın etkileneceği belirtilmektedir. Yani kirlenmenin etkisi sadece çiftlik alanı ile sınırlı tutulmaktadır, deniz ortamında bu yaklaşım doğru değildir.”

‘Projenin yıkım etkisi yakın gelecekte deniz ve kara ekosisteminde görülecek’

Ayrıca Kent Meclisi tarafından projeye ilişkin yapılan değerlendirmede şunlara yer veriliyor:

  • Ayder, Hemşin ve diğer yüksekte bulunan yaylaların yapılaşmaya açılması, bölgeye ulaşımı arttıracak tesislerin yapılması, endüstriyel tarım ve balıkçılık projelerinin yıkım etkisi yakın gelecekte deniz ve kara ekosisteminde görülecektir. Bu sonuç sadece diğer canlıları değil doğa ile iç içe yaşayan, yaşam kaynağı doğa olan Pazar halkını da olumsuz etkileyecektir.
  • İlçeye yaklaşık 1.100 metre uzaklıkta 200.000 m2 alanda deniz ekosisteminde planlanan ticari balık üretim projesi, deniz yaşam alanında tahribatlar meydana getirecektir.
  • Kafes çiftliğinden kaynaklanan atıklar, yem atıkları, balık dışkıları deniz ekosisteminde kirlenmeye neden olacaktır. Yemlerde bulunan kirleticilerin büyük kısmı suya karışacaktır. Balık çiftliğinde hastalıkların tedavisi amacı ile kullanılan antibiyotikler ve kimyasal maddeler deniz yaşam alanında risk oluşturacaktır.
  • Balık yemi olarak kullanılan; balık unu ve yağı, yine bölgeden temine edilecek hamsi ve diğer doğal balık türlerinden karşılanacaktır. Bu durumda Karadeniz’e özgü doğal balık türlerinde değişim meydana gelecek veya yok olacaktır. Deniz ekosisteminde türlerin değişmesi, yok olması veya başka yaşam alanlarına göç etmesine neden olacaktır.
  • Kıyı balıkçılarının avlanma alanlarını kapsayan proje bölge balıkçılığının yok olması anlamına gelmektedir.
  • Sahil yolu projesi ile denizden koparılan Pazar halkı bu tür projelerle yeniden deniz kültüründen uzaklaştırılacaktır. Proje alanı halkın yüzme alanlarına yakındır. Pazar halkı ormanı ile, doğası ile, denizi ile birlikte iç içe yaşamayı tercih etmektedir. Halkın ve ekolojik yaşam alanlarının imtiyazlı sermayeye verilmesi kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.
  • Denizlerimizi kafese kapatarak adeta hapseden, yarattığı kirlikle canlıların yaşamını ve deniz kültürünü tehlikeye sokan bu projeden vazgeçilmelidir.”

Beyaz: Geri dönüşü olmayan yıkıma neden olacak

Pazar halkının; ormanıyla, deniziyle ve bütün ekolojik yaşam alanlarındaki diğer canlılarla birlikte yaşama geleneğine sahip olduğunu belirten ÇMO İstanbul Şube Başkanı Selahattin Beyaz ise “Bu yıkım projeleri; Pazar halkını doğadan kopararak, yaşanamaz bir çevre oluşturmaya hızla evriliyor” diyor ve ekliyor:

“Karadeniz’in sahile yakın kısmında deniz ekosisteminde 200 bin metrekarelik bir alanda planlanan ticari balık üretim çiftliği; ilçe için bir kazanım değil, geri dönüşü olmayan yıkıma neden olacaktır.”

Son olarak Çevre Mühendisleri Odası İstanbul şubesi de, ekolojik yıkım projelerinin karşısında yaşam alanlarını savunmak için mücadele eden Pazar halkının yanında yer alacağını duyurdu.

NASA: Ay ve Mars’ı, okyanuslarımızdan daha iyi tanıyoruz

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi‘nin (NOAA) 2022 verilerine göre, insanlar, on binlerce yıldır okyanusun yüzeyini keşfediyor olsa da deniz tabanının sadece yaklaşık yüzde 20’sinin haritasını çıkarabildi.

CNN‘in haberine göre, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi‘nde (NASA) fahri okyanus bilimcisi olan Dr. Gene Feldman, “Kendi gezegenimizden daha iyi Ay ve Mars haritalarına sahibiz” ifadesini kullandı.

Woods Hole Oşinografi Enstitüsü‘ne (WHOI) göre, 12 astronot bugüne kadar Ay yüzeyinde toplam 300 saat harcarken, Pasifik Okyanusu‘nun batısında yer alan ve dünyanın en derin noktası olarak bilinen Mariana Çukuru‘nu keşfetmek için üç kişi yaklaşık üç saat harcadı.

İnsanların yaptığı derin deniz keşiflerinin sınırlı olmasının altında, okyanusun derinliklerine gidildikçe muazzam basınç seviyeleriyle karşılaşılmasının yanı sıra, neredeyse görüşün olmadığı kadar karanlık ve ciddi ölçüde soğuk olması yatıyor.

Birleşik Krallık‘taki Keele Üniversitesi‘nden jeolog Jamie Pringle yaptığı açıklamada, “Okyanus tabanı karaya göre çok daha engebeli olduğundan suda arama yapmak oldukça zor” değerlendirmesinde bulundu.

Fotoğraf: National Geographic Creative

Okyanusların derinlerinde ne var?

WHOI’ye göre, derin okyanus olarak kabul edilen yüzeyin altı, 1,000 ila 6 bin metreye kadar uzanırken, derin okyanus çukurları 11 bin metre derinliğe ulaşabiliyor.

Hadal” olarak adlandırılan söz konusu deniz çukurları, adını Antik Yunan mitolojisindeki yer altı dünyasının tanrısı Hades‘ten alıyor. Güneş ışınlarının ulaşmadığı Hadal bölgelerinde, sıcaklıklar donma noktasına yaklaşıyor.

Enstitüye göre bilim insanları, ilk kez 1948’de okyanusun yaklaşık 6 bin metre derinliğinde yaşam belirtisi olduğunu kanıtladı.

NOAA’nın kayıtlarına göre ise yaklaşık 18 metre uzunluğa ulaşabilen bir canlının ilk videosu 2012 yılında Japonya yakınlarındaki derin denizde çekildi.

Oşinograf Feldman, Robert Ballard‘ın “dev solucanlar ve istiridyeleri” içeren tamamen yabancı bir ekosistemi keşfetmesiyle 1970’lerde yeni bir dünyaya kapı açıldığına dikkati çekti.

Keşfedilen bu canlıların, iletişim kurmak ve avını kendine çekmek için parladığını kaydeden Feldman, söz konusu canlıların hayatlarına devam etmek için güneş ışığına ihtiyaç duymadığını, onun yerine okyanus tabanında yükselen magmanın oluşturduğu hidrotermal sızıntılardan ve deliklerden çıkan kimyasal enerjiyi kullandığını dile getirdi.

Fotoğraf: NOAA

Okyanuslardaki 2,2 milyon türden sadece 240 bini tanımlandı

Feldman, insanlarda en yükseğe çıkmak, en aşağıya inmek gibi dürtüler bulunduğunu belirterek, derin ve orta okyanusun sadece küçük bir kısmının insanlar tarafından keşfedildiğini ve okyanus tabanının çok küçük bir kısmının haritalandığını söyledi.

Bu kadar sınırlı bilgiye erişilmesinin nedeninin büyük ölçüde maliyetten kaynaklandığını vurgulayan Feldman, sonar donanımlı gemilerin çok yüksek masraflara neden olabileceğine ve sadece yakıt maliyetinin günlük 40 bin dolara denk gelebileceğine işaret etti.

Deniz yaşamını kaydetme ve keşfetme girişimi olan Ocean Census‘a göre, okyanuslarda var olduğuna inanılan 2,2 milyon türden sadece 240 bini bilim insanları tarafından tanımlandı.

Feldman ise okyanuslarda kaç tane deniz canlısının yaşadığını kesin olarak bilmenin imkansız olduğunu savundu.

Titanik enkazına giden turistik amaçlı denizaltı kaybolmuştu

Buz dağına çarparak batan ve bin 514 kişinin ölümüne neden olan Titanik‘in enkazını göstermek için turistik amaçla kullanılan denizaltı araçlarından biri, 19 Haziran’da Atlas Okyanusu‘nda kaybolmuştu. Titan adlı denizaltından 18 Haziran sabahından bu yana haber alınamıyordu. O günden bu yana geniş kapsamlı bir arama ve kurtarma çalışması sürdürülüyordu.

Denizaltıdakilerin, havacılık sektöründe hizmet veren Action Aviation‘ın sahibi İngiliz milyarder Hamish Harding, Pakistanlı iş insanı Şahzada Davud ve oğlu Süleyman Davud, denizaltının sahibi OceanGate şirketinin kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Stockton Rush ve Fransız denizaltı pilotu Paul Henry Nargeolet olduğu biliniyordu.

ABD Sahil Güvenlik yetkilileri, 22 Haziran’da Titan’dakilerin denizaltıdaki basınç kaybından kaynaklanan içe doğru bir patlama sonucu hayatını kaybettiklerini duyurdu.

Yetkililer, bulunan denizaltı parçalarının, “feci bir patlama” sonucu ortaya çıktığını belirtti ve kazanın Titanik enkazının uç tarafından 478 metre uzakta gerçekleştiği vurgulandı.

Sahil Güvenlik’ten Tuğamiral John Mauger, Titan’a dair bulunan parçalardan bu sonuca ulaştıklarını açıkladı. ABD Donanması’ndan bir yetkili de Titan ile bağlantının kesilmesinden hemen sonra ortaya çıktığını tespit ettikleri seslerin de buna işaret ettiğini açıkladı.

Müzik saati kısıtlaması Türkiye genelinde kaldırıldı

Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR), pandemi koşulları gerekçesiyle 1 Temmuz 2021’den beri saat 01.00’den sonra uygulanan müzik yasağının yurt genelinde kaldırıldığını duyurdu.

Ne olmuştu?

Covid-19 salgını dönemindeki tedbirler kapsamında 1 Temmuz 2021’de müzik yayınlarının saat 00.00’a kadar yapılabileceği yönünde karar alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ise 21 Haziran 2021’de kararı, “Müzikle ilgili sınırlamayı 24.00’e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yok” şeklinde duyurmuştu.

İçişleri Bakanlığı da 2022 yılında yaz aylarının gelmesiyle birlikte turizm sezonu boyunca müzik yasağının 01.00 olarak uygulanacağına dair 10 Haziran 2022 günü bir genelge yayınladı. Turizm sezonunun bitimiyle birlikte müzik yasağı yine 24.00’a geri çekilmişti.

2023 turizm sezonunun başlamasıyla önce Antalya ve ardından Muğla’da müzik yasağı illerin İl Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının kararıyla kaldırıldı, İzmir’de ise yasak ileri saatlere alındı.

 

 

Paris zirvesinde liderlere iklim farkındalığı çağrısı: Eilish ve Kravitz’ten Eyfel konseri

Dünya liderleri Yeni Küresel Finansman Paktı Zirvesi için Fransa‘nın başkenti Paris’te bir araya gelirken, dün (22 Haziran) iklim değişikliği ve eşitsizlik konularına yönelik eylem çağrısında bulunmak üzere düzenlenen bir konserde Billie Eilish ve Lenny Kravitz‘in de aralarında bulunduğu şarkıcılar, politikacılar ve aktivistler sahne aldı.

Kâr amacı gütmeyen Global Citizen grubu tarafından düzenlenen “Gezegenimize Güç Ver: Paris’ten Canlı Yayın” etkinliğinde Brezilya, Kenya, Barbados ve Dünya Bankası‘ndan iklim aktivistleri ve liderlerinin yanı sıra Oscar ödüllü Michelle Yeoh gibi ünlü simaların müzik performansları ve konuşmaları yer aldı.

Reuters‘ın aktardığına göre konserde, Jon Batiste ve şarkıcı H.E.R.’ün de aralarında bulunduğu müzisyenlerin performanslarının yanı sıra Diane Kruger ve Connie Britton gibi oyuncular da konuşma yaptı.

Eilish, Eyfel Kulesi yakınlarındaki Champ de Mars parkındaki sahnede “Çok acil eylem gerektiren bir anın içerisindeyiz… İklim krizinden en çok etkilenen insanların bununla baş etmek için gereken ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için gerçekten sistemimizi tümüyle değiştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Kravitz de sahnedeyken kalabalığa “İstiyorum ki hepimiz çözümün bir parçası olalım, sorunun değil” diye konuştu.

Fotoğraf: Stephanie Lecocq / Reuters
‣ Paris’te iklim finansmanı zirvesi: Liderler yeni bir uzlaşmaya varabilecek mi?

Zirve Paris’te toplanıyor

İklim finansmanına yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yapılan konser, yeni bir küresel finans gündemine ivme kazandırma amacıyla yapılan zirve kapsamında yaklaşık 40 liderin Fransanın başkentinde bir araya gelmesi vesilesiyle düzenlendi.

Girişim, düşük gelirli devletler için kriz finansmanını artırmayı ve borç yüklerini hafifletmeyi, savaş sonrası finansal sistemlerde reforma gidilmesini ve iklimle mücadele fonları için kaynak oluşturulmasını amaçlıyor.

Dün günü erken saatlerde Dünya Bankası, doğal afetlerin vurduğu ülkeler için finansmanı kolaylaştıracağını açıkladı. Uluslararası Para Fonu (IMF), kırılgan ülkeler için 100 milyar dolar sağlama hedefine ulaşıldığını belirtti.

Kaliforniya sahilindeki zehirli algler yüzlerce yunus ve deniz aslanını öldürüyor

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), haziran ayında binden fazla deniz hayvanının hastalandığını veya öldüğünü belirtiyor.

Uzmanlar, alg patlamalarının mevsimsel bir sorun oluşturduğunu, ancak iklim değişikliğinin sorunu daha da kötüleştiriyor olabileceğini söylüyor.

BBC’nin aktardığına göre, her gün kurtarma ekiplerine tehlike altında bulunan deniz memelilerine ilişkin 200’den bildiri geliyor.

Güney Kaliforniya Üniversitesi‘nde biyolojik bilimler profesörü olan David Caron, “Plajlarda dolaşan ve art arda [hasta] hayvanlar gören çok sayıda insan olduğunu duydum. Kurtarma grupları, hayvanları korumak için sahada mücadele veriyor” diyor.

Özellikle deniz kuşları, yunuslar ve deniz aslanları, domoik asit adı verilen bir toksin üreten belirli alg türlerinin hızlı yayılması nedeniyle hastalanıyor.

Dr Caron, zararlı alg patlamalarının besin ağlarını bozarak meydana geldiğini söylüyor. Kabuklu deniz ürünleri, hamsi ve sardalya gibi canlıların toksinleri tüketmesinin ardından daha sonra bu canlıları da daha büyük deniz memelileri tüketiyor. Caron, bu zinciri “O çok zehirli balıklardan yiyorlar ve böylelikle zehirleniyorlar. Bu maddeden yeterince alırlarsa, elbette ölebiliyorlar ki  şu anda yaşanan “durum da bu” diye açıklıyor.

NOAA, özellikle Güney Kaliforniya‘daki Santa Barbara ve Ventura bölgelerinin durumdan önemli şekilde etkilendiğini belirtiyor.

‘İnsanlar için de tehlikeli olabilir’

Hasta hayvanların kurtarılmasına ve tedavi edilmesine yardımcı olan Channel Adaları Deniz ve Vahşi Yaşam Enstitüsü, her gün tehlikede olan 200’den fazla deniz memelisi bildirimi aldıklarını söylüyor.

Enstitünün kurucu ortağı Ruth Dover yaptığı açıklamada, “Yoğun tempoya ayak uydurmak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” diyor.

Domoik asit deniz memelilerini etkilediğinde, hayvanların yönlerini şaşırmalarına, spazm geçirmelerine ve su altında ölmelerine neden olabiliyor.

Dr. Caron, alg patlamalarının insanlar için de tehlike oluşturabileceğini ve toksinlerin bulunduğu balıkları tüketmeleri durumunda hastalanabileceklerini de ekliyor.

‘Zehirli algler iklim krizi nedeniyle yayılabilir’

Kaliforniya‘da genellikle mart ve haziran ayları arasında alg patlamaları görülüyor, ancak uzun ve yağışlı geçen kış nedeniyle patlamanın bu yılın ilerleyen dönemlerinde zirve yapabileceği tahmin ediliyor.

Uzmanlar, tüm alg türlerinin zararlı toksinler üretmediğini, ancak üretenlerin iklim değişikliği nedeniyle yeni alanlara yayılabileceğini kaydediyor.

Bunun nedeni, su sıcaklıkları yükseldikçe, daha fazla alanın daha sıcak suda oluşma eğiliminde olan zararlı alg patlamaları için yaşanabilir hale gelmesi olarak açıklanıyor.

Dr. Caron, bilim insanlarının iklim değişikliğinin kıyılarda yaşayan organizmalar üzerindeki etkilerini çözmek için çalışmalara devam ettiğini söylüyor ve “Ancak, özellikle iç sularda iklim değişikliğinin zararlı alglerde gördüğümüz bazı sorunları şiddetlendirdiğine dair oldukça fazla kanıtımız var” diyor.

Danıştay, Afşin C Termik Santrali’nin ÇED onayına verilen iptal kararını onadı

Danıştay 6’ncı Daire, Kahramanmaraş, Afşin‘de Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Afşin C Termik Santrali Açık Kömür İşletmesi ve Düzenli Depolama Alanı Projesi’’ne verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu” onayının iptal kararını onadı.

Çevre, ŞÇevreehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca verilen ÇED olumlu” kararı Kahramanmaraş İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Bakanlık hukuka ve usule aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulması için Danıştay’a başvurdu. Danıştay tarafından verilen kararda şu ifadelere yer verildi:

“Kahramanmaraş İdare Mahkemesince verilen 01 Haziran 2022 tarih ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 8 Mayıs 2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.”

Afşin’de kanser artışlarına rağmen ÇED onayı verilen termik santralin raporu iptal edildi 

Karar 8 Mayıs 2023’te oy çokluğuyla kabul edilirken bir üye tarafından bilirkişi keşif ve raporlama sürecine işaret edilerek aleyhte görüş bildirildi:

“İdare Mahkemesince, anılan tespitin verilere dayalı somut bir tespit niteliği taşımaması nedeniyle hükme esas alınmadığı, öte yandan, bilirkişi heyetinde yer alan ancak yargılama aşamasında vefat eden jeoloji mühendisi bilirkişi yerine bir başka jeoloji mühendisi atanarak, raporda yeterli derecede detaylandırılmadığı düşünülen hususlarda yeni bir rapor alınmasının önünde yasal bir engel bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, konusunda uzman bir başka jeoloji mühendisi atanarak, gerekirse alanda sadece bu bilirkişiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle, jeoloji mühendisliği yönünden ayrı bir rapor alındıktan sonra, bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği düşünüldüğünden, Mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.”

Ne olmuştu?

Çınar Mühendislik tarafından, her biri 600 MWe kurulu güce sahip üç üniteden oluşacak Afşin C Termik Santrali için hazırlanan ÇED Raporu 27 Mart 2020 tarihinde Bakanlık tarafından onaylanmıştı.

Bakanlığın onay verdiği rapora, bölge sakinleri ve çevre gönülleri itiraz ederek, hukuka ve bilimsel gerçeklere aykırı olduğunu belirttikleri ÇED raporuna karşı; proje ile karbon salımının artacağı, kömürlü yakıtların insan sağlığı, tarımsal ekonomi üzerinde olumsuz etkileri bulunduğu, proje ile tarım arazilerinin zarar göreceği ve hazırlanan çevresel etki değerlendirme raporunda projenin olumsuz etkilerinin gözardı edildiği gerekçesi ile dava açmışlardı.

‣Afşin C Termik Santrali’nin ÇED raporu için yürütmeyi durdurma kararı

Kahramanmaraş İdare Mahkemesi projeye karşı açılan davalarda 21 Şubat 2022’de “yürütmenin durdurulmasına” karar verdi, 31 Mayıs 2022 tarihinde görülen duruşmada da ÇED olumlu kararının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.

Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu ve Yeşil Barış Hukuk Derneği’nin açmış olduğu iki ayrı davayı aynı celsede görüşen mahkeme gerekçeli kararında bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda yer verilen değerlendirmeleri esas alarak Bakanlığın ÇED olumlu raporunu iptal etti.

Türkiye Varlık Fonu (TVF) Maden Holding bünyesinde yapımı planlanan Afşin C Termik Santrali Türkiye’nin en büyük termik santral projelerinden biri. Afşin ve Elbistan bölgelerinde bulunan Afşin A Termik Santrali ve Afşin B Santrali nedeniyle bölgede kanser oranlarında ciddi artış yaşandığı raporlar ile de tespit edilmesine rağmen bölgede üç yeni termik santral yapılmak isteniyor.

Ormanlık alanlara girişler 15 Ekim’e karar yasaklandı

Orman yangını dönemine girilmesiyle birlikte, Türkiye genelinde ormanlık alanlara girişler de valilik kararlarıyla yasaklanmaya başladı. Aralarında İstanbul da bulunduğu birçok şehirde kararlar duyuruldu

İstanbul Valiliği, yaz mevsimiyle birlikte hava sıcaklıklarında görülen artışlar, ormanlık alanda yoğunlaşan insan ve araç hareketliliği ile kasten ya da kusurlu davranışlar neticesinde orman yangınlarının meydana gelebileceği gerekçesiyle yarından itibaren (24 Haziran) ildeki ormanlık alanlara girişleri yasakladı. 

Giriş yasakları 15 Ekim 2023’e kadar sürecek.

Hayvan besleyenler, izin almak koşuluyla girebilecek

Orman içi, kenarı ve bitişiğinde yaşayan hayvanları beslemek isteyenler ise kimliklerini hangi mevkide ne zaman besleme yapacaklarını ilgili ilçe güvenlik birimleri ile Orman İşletme Şefliklerine bildirmek ve izin almak kaydıyla ormanlara girebilecek.

Tabiat parkları, koru ve mesire alanları serbest

Valilik açıklamasında şunlar denildi:

“Belirtilen nedenlerle 6831 sayılı Orman Kanununun 74. maddesi ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9. ve 66. maddeleri uyarınca ormanlık alanlara girişlerin 24 Haziran-15 Ekim arasında yasaklanması kararı alınmıştır. İstanbul İli sınırları dahilinde ekli listede yer alan piknik ve mesire alanları, tabiat parkları, korular, parklar ve ekoturizm alanlarında piknik yapmak, spor, yürüyüş ve benzeri faaliyetlerde bulunmak serbesttir. Bu alanlar dışındaki ormanlık alanlarda mangal yapmak, tüp kullanmak, nargile ve her türlü ateş yakmak kesinlikle yasaklanmıştır.

İlçe kaymakamlıklarımız ve Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda genel kolluk ve orman kolluğundan oluşturulan denetim ekipleri etkin bir şekilde gözetim ve denetim yapacaklardır. Gerekli hallerde ilçe kaymakamlarımızın emriyle tüm kamu ve özel sektör imkanları kullanılarak yangına karşı etkili müdahale edilmesi sağlanacaktır. Bu karar İstanbul ili sınırları içerisindeki tüm ormanlık alanlarda uygulanır.”

Ormanda piknik ve mangal yasak mı? Hangi illerde ormana girişler yasaklandı? - 8

Valiliğin belirttiği karar ve önlemlere aykırı hareket edenler hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu uyarınca idari ve adli işlem yapılacak.

Kolorado yangınının gösterdikleri: Artık yangın sezonu yok, ormanlar bütün yıl risk altında

‣ Yangın sezonuna ne kadar hazırız?

‣ Orman değiliz, artık lunaparkız

Yeşiller Partisi’nin kuruluşuyla ilgili Bakanlığı haksız bulan karar, istinafta bozuldu

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, Yeşiller Partisi‘nin İçişleri Bakanlığı‘na açtığı partinin kuruluşu için gönderilen evraka ‘alındı belgesi’ verilmemesine ilişkin davada nihai kararı verdi.

Nihai kararla birlikte Yeşiller Partisi tarafından Ankara 8. İdare Mahkemesi’ne açılan davada söz konusu evrakın verilmemesi nedeniyle Bakanlığın partinin kuruluşunu engellediği yönünde verilen karar hükümsüz kılındı. İstinaf Mahkemesi, Bakanlığı haksız bulan 8. İdare Mahkemesi’nin kararını bozdu.

‣ Yargı, Yeşiller Partisi’nin kurulmasını engelleyen Bakanlığı haksız buldu: İşlem hukuksuz, yürütmesinin durdurulmasına…
‣ ‘İçişleri Bakanlığı Yeşiller Partisi’ne politik blokaj uyguluyor’
‣ Yeşiller Partisi’nin kuruluşunu engelleyen İçişleri Bakanlığı’ndan adaletsizlik sarmalı

8. İdare Mahkemesi Bakanlığı haksız bulurken istinaf ‘geçerli bilgi ve belge yok’ dedi

İstinaf’tan çıkan kararda şunlar denildi:

“Uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacılar tarafından, Yeşiller Partisi’nin kuruluş evraklarının Eylül 2020 tarihinde 40 kurucu üyeye ait bilgilerle birlikte davalı idareye teslim edildiği, ardından bazı eksik evrakların 13 Ekim 2020 tarihinde tamamlandığı halde, davalı idarenin hareketsiz kaldığından bahisle, kendilerine ‘Alındı Belgesi‘ verilmesi talebiyle posta yoluyla 5 Ocak 2021 tarihinde davalı idareye başvuru yaptıkları ileri sürülmekte ise de, davacılar tarafından, 2820 sayılı Kanun hükümleri uyarınca oluşturacakları işlem dosyası ile birlikte parti kurmak amacıyla usulüne uygun olarak davalı idareye resmi bir başvuru yapıldığına ilişkin hukuken geçerli resmi nitelikte bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulamadığı görülmektedir.”

İstinaf’ın kararında “[…] Yeşiller Partisi kurulması amacıyla davalı idareye başvuru yapıldığından bahisle, kendilerine ‘Alındı Belgesi’ verilmesi talebiyle yapılan 5 Ocak 2021 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık, istinafa konu idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır” denildi.

Mahkemece verilen karar üyelerin ikisinin oy çoğunluğuyla kabul edilirken bir üye tarafından kabul edilmedi. Karara aleyhte görüş bildiren üye ise İstinafa konu idare mahkemesi kararının onanması gerektiği yönünde değerlendirmede bulunarak çoğunluk kararına katılmadığını ifade etti.

Yeşiller Partisi kuruluşunun önündeki engellerden dolayı son çıkan söz konusu kararın ardından Anayasa Mahkemesi‘ne başvurabilir. Kararın çıkmaması durumunda bir sonraki başvurulacak merci ise İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi.

Yürütmesi durdurulmuştu: Yeşiller, İçişleri Bakanlığı’na açtığı ‘engelleme’ davasını kazandı 
‣ Yeşiller Partisi’nin kurulamayışının tarihsel anekdotları
‣ Yeşiller Partisi’nin kuruluşunun engellenmesi Meclis gündeminde

Ne olmuştu?

Yeşiller Partisi, 22 Mart’ta partinin kuruluş sürecini tamamlamalarını, “alındı belgesi” vermeyerek engelleyen İçişleri Bakanlığı’na  dava açmıştı.

Ankara 8. İdari Mahkemesi, belgeyi vermeyerek partinin tüzel kişilik kazanmasını sekteye uğratan Bakanlıktan gerekçeli yanıt ve savunma istemiş, ancak herhangi bir cevap alamamış; bunun üzerine Yeşiller Partisi’nden “parti kurmaya ilişkin başvuru dosyasının bir örneğinin kendilerine gönderilmesini” istemişti.

Dosyanın mahkemeye ulaştırılması üzerine, geçen eylül ayında bakanlığın işleminin hukuka aykırı olduğu ve yürütmesinin durdurulması kararı alınmıştı. 27 şubat 2023’te Ankara 8. İdare Mahkemesi kararını açıkladı ve İçişleri Bakanlığı’nın partinin kurulmasını engellemesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti.

Kararda Anayasa’nın parti kurma, partilere girme ve partilerden çıkmayı düzenleyen 68. Maddesi’ndeki “Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler” ifadelerine vurgu yapılmıştı.

Hukuk devletinin gereklerinden birinin de hukuk güvenliği ilkesini oluşturmak olduğuna değinen heyet, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına da atıf yapmıştı:

“Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013)…”

Ankara 8. İdare Mahkemesi süreci şöyle özetlemişti:

“Dava konusu olayda, davacıların bir takım bilgi ve belgelerle birlikte ”Yeşiller Partisi” ismiyle bir parti kurmak amacıyla 13.10.2020 tarihinde davalı idareye başvuru yaptıkları, idarece cevap verilmemesi üzerine, idarenin kaydına 05.01.2021 tarihinde giren 28.12.2020 tarihli dilekçeleri ile kuracakları parti için alındı belgesi verilmesi istemiyle yeniden başvuru yaptıkları, davalı idarece bu başvuruya da cevap verilmemesi üzerine iş bu davayı açmış oldukları, idarenin savunmasında alındı belgesinin verilmemesinin gerekçesinin belirtilmemesi üzerine Mahkememizin 21.04.2022 ve 27.05.2022 tarihli ara kararları ile davalı idareden, davacıların tüm belgelerinin eksiksiz olup olmadığı hususunda bir inceleme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa sonucunun bildirilmesi, yapılmadıysa bunun sebebinin açıklanmasının istenildiği, ancak sorulan hususlara idarece tam olarak cevap verilmediği, bunun üzerine Mahkememizce verilen 15.09.2022 tarihli yürütmenin durdurulmasına yönelik karara karşı yapılan itiraz dilekçesinde davalı idarece 05.01.2021 tarihli başvuru dışında bir kayıt bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.”

Bugün (23 Haziran 2023) ise Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, 8. İdare Mahkemesi’nin kararını bozdu.

Manisa OSB’deki yangın tesisin tamamı yandıktan sonra, 19’uncu saatinde kontrol altında

Manisa‘da, Muradiye Organize Sanayi Bölgesi‘ndeki (OSB) bir fabrikada yaklaşık 19 saattir süren yangına müdahale ediliyor. Bir buçuk yıllık yığılmış plastik maddelerin üst kısımlarının eridiğini ancak alt kısmının yandığı belirtiliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Gürhan İnal “Üç katlı bina büyüklüğünde bir malzeme yığılmış, plastik olduğundan üzeri eriyip tabaka yapıyor ve alt tarafı yanmaya devam ediyor. Müdahalemiz sürüyor” ifadelerini kullandı. Öte yandan İnal, “Yangın şu an kontrol altına alınmış vaziyette, soğutma çalışmalarımız sürüyor. Tahminimizce 1,5 gün sürebilir. Çünkü üç katlı bina büyüklüğünde malzeme yığılmış” dedi.

‣ Kasten yangın çıkaran geri dönüşüm tesislerinin lisansları iptal edilecek
‣ Plastik bağımlılığının zehirli dumanı

Yunusemre ilçesi Muradiye Organize Sanayi Bölgesi‘ndeki geri dönüşüm ve demir çelik üretimi yapılan fabrikada dün saat 16.20 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Fabrikada depolanan poliüretanın yanıcı olması nedeniyle ve rüzgarın da etkisiyle yangın hızla büyüdü ve fabrikanın idari binasına da sıçradı. Zaman zaman patlama seslerinin de geldiği tesisten yükselen siyah dumanlar, kentin pek çok noktasından görüldü.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, Manisa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı (GAMER) ve sağlık ekipleri ile Orman Genel Müdürlüğü‘ne ait üç yangın söndürme helikopteri sevk edildi. Söndürme çalışmalarına İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi ve İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.

DHA’nın aktardığına göre; ekipler alevlere havadan ve karadan müdahale etti. Bu arada geri dönüşüm tesisi çevresinde toplanan ve söndürme çalışmalarını izleyenler, tedbir amacıyla bölgeden uzaklaştırıldı.

Tesisin tamamı yandı

Havanın kararmasıyla, yangına sadece karadan müdahale edildi. 85 dönümlük arazi üzerine kurulu tesisin tamamı yanarken, itfaiyenin dikkati sayesinde, yüzlerce tavuk ve horoz yanmaktan kurtuldu. Ekipler, yangının ulaştığı kümesteki 350’ye yakın tavuk ve horozu, kırdığı duvardan tahliye etti, bir tavuk yangın nedeniyle hayatını kaybetti. Tavuklar, tesis çalışanları tarafından şirkete ait araçlarla güvenli bölgeye götürüldü. Yangının büyüklüğü, gün ağarınca ortaya çıktı, binlerce tonluk atık küle döndü.

‘İçeride 1,5 yıllık birikmiş malzemeler var’

Yaklaşık 17 saattir süren yangının, saat 09.30 sıralarında kontrol altına alındığına değinen İnal, “Yangın şu an kontrol altına alınmış vaziyette, itfaiye ekiplerimiz yangını çevrelemiş durumda. Büyük kepçeler istedik. Kepçelerle içeri girip, yığılı malzemeyi çekip, soğutarak devam edeceğiz. Uzun bir yangın olacak. Öyle gözüküyor. Çünkü içeride 1,5 yıllık birikmiş malzemeler gözüküyor. Çok ve yığılı olduğu için araçlarım dahi giremedi. Geceden beri yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Şu an da soğutma çalışmalarım devam ediyor” dedi.

‘Alt tarafı yanmaya devam ediyor’

Yangının çıkış nedeni üzerinde durduklarını ve henüz sebebinin belirlenemediğini dile getiren İnal, “İlk yangın plastik ürünlerin olduğu alanda çıkmış. Yangın, çok fazla köpük ve petrol kimyevi malzemelerin yer aldığı yığında statik elektrikten çıkmış olabilir. Oradaki çalışanlar da yangının birden büyüğünü söylediler. Yangın çıkınca kendilerini dışarıya zor atmışlar, bazı çalışanları da biz çıkardık. Şu an alevleri bastırdık, soğutma işlemi var. Tahminimizce 1,5 gün sürebilir. Çünkü 3 katlı bina büyüklüğünde bir malzeme yığılmış, plastik olduğundan üzeri eriyip tabaka yapıyor ve alt tarafı yanmaya devam ediyor. Müdahalemiz sürüyor” ifadelerini kullandı.

Dersim’deki gölet projesine tepki: Hem tarihi yapılara hem de doğal yaşam alanlarına zarar verecek

Haber: Fırat BULUT

*

Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Segedik köyünde yapımına başlanan gölet projesine karşı tepkiler sürüyor.

Dersim Hay Platformu da projenin tarihi yapılara ve köyün yaşam alanlarına vereceği zararlara dikkat çekerek projeye tepki gösteriyor.

‘Köyde Ermenilere ait tarihi şapaller ve kaya mezarları bulunuyor’

Platform sözcüsü Ahmet Balkıs’ın yaptığı açıklamada Segedik köyünün tarihsel değerleri ve kültürel mirası ile Dersim bölgesinin önemli yaşam alanları arasında olduğu belirtildi.

Platform binasında yapılan basın açıklamasında “Köyde, alevi toplumu ile ortak ziyaretlerin yanında Ermenilere ait tarihi şapeller ve kaya mezarları bulunmaktadır. Bu yapılar ve eserler kültürel mirasımız olarak korunması gereken önemli unsurlardır. Ancak, gölet projesinin uygulanmasıyla birlikte bu tarihi yapıların zarar göreceği, köyün doğal yaşam alanlarının tahrip olacağı açıktır” denildi.

Platform sözcüsü Balkıs, gölet projesinin hayata geçirilmesi durumunda köydeki su kaynaklarının ve bitki örtüsünün büyük ölçüde etkileneceğini kaydederek ekosistemin tahrip olacağını ifade etti.

‘Köyün doğal ve kültürel varlıklarının ortadan kaldırılmasına karşıyız’

Balkıs açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

“Ayrıca, tarım faaliyetlerine dayalı geçim kaynaklarımız da tehlikeye girecek ve köy halkının yaşam standartları olumsuz etkilenecektir. Dersim Hay Platformu olarak, bu projenin gölet yapımı amacıyla yıkıcı bir şekilde köyün doğal ve kültürel varlıklarını ortadan kaldırmasına karşı çıkıyoruz. Öncelikli olarak köyde yaşayan halkın ve Dersimlilerin görüşlerinin dikkate alınarak doğayla uyumlu, sürdürülebilir ve çevreye duyarlı alternatiflerin değerlendirilmesini talep ediyoruz.”

Kültürel mirasın ve doğanın korunması adına sorumlu bir yaklaşım sergilenmesinin istendiği açıklamada yetkililere çağrıda bulunuldu:

“Segedik köyünde yapılması planlanan gölet projesinin doğa ve yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini göz önünde bulundurun. Tarihi yapılara saygı gösterin ve köy halkının yaşam alanlarına zarar vermeyecek, çevre dostu alternatiflere odaklanın.”