Ana Sayfa Blog Sayfa 1755

İki sağlıkçı daha koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti

Türk Tabipleri Birliği (TTB) dün Twitter hesabından yaptığı paylaşımla iki sağlık çalışanın daha hayatını kaybettiğini duyurdu.

İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nde çalışan Radyoloji Uzmanı Doktor Orhan Doğan, bir süre önce rahatsızlandığı ve yaptırdığı koronavirüs testi pozitif çıkması sonrası hastanede tedavi altına alındığı söylendi.

Ancak, Doğan yapılan tüm müdahalelere rağmen koronavirüsü yenemedi ve hayatını kaybetti. TTB yaptığı paylaşımla Doğan’ın ailesine baş sağlığı diledi:

Mersin‘in Tarsus ilçesinde görev yapan Eczacı Sıtkı Aslan da yakalandığı koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti. Türk Eczacıları Birliği, Aslan’ın ölümüyle ilgili taziyede bulundu.

Toplamda 282 sağlık çalışanı yaşamını yitirdi

Türk Tabipleri Birliği’nin verilerine göre salgının başladığı tarihten beri Türkiye’de 282 sağlık çalışanı koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti.

Dün itibariyle ülkede koronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 18 bin 861 olurken, vaka sayısı 2 milyon 82 bin 610, ağır hasta sayısı ise 4 bin 901 olarak açıklandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü: Yasa teklifi sivil toplumu tehdit ediyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch / HRW), sivil toplum kuruluşlarına kayyım atanmasının önünü açan ve TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanan yasa teklifiyle ilgili bir açıklama yayınladı.

Açıklamada, 24 Aralık’ta oylanacak yasa teklifiyle ilgili hükümette çağrıda bulunarak “STK’lerle ilgili hükümler derhal geri çekilmelidir” denildi.

‘İçişleri’nin STK’lere müdahalesini mümkün kılacak’

Teklifin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘nin Terörle Mücadele Kararına ve kara para aklama ile terörizmin finansmanını denetleyen hükümetler arası bir kuruluş olan Mali Eylem Görev Gücü‘nün (FATF) 2019 raporuna cevaben sunulduğu hatırlatılan açıklamada şunlar söylendi:

Ancak teklifte yer alan hükümler, terörizmin finansmanını ve silahların yayılmasını önleme amacını büyük ölçüde aşıyor. Teklif, bunun yerine İçişleri Bakanlığı’nın STK’ların meşru ve yasal faaliyetleri ile üyelerinin örgütlenme hakkını hedef almasını mümkün hale getirecek.

‘Hükümetin sevmediği kuruluşlar risk altında’

Açıklamada “Türkiye’de insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularında yaptıkları çalışmalardan dolayı hükümet tarafından sevilmeyen kuruluşlar özellikle risk altında olacak” ifadeleri kullanıldı.

Yasa teklifinin STK’lerin yıllık denetimini öngördüğü belirtilen metinde “Bu denetimler sıklıkla aylar boyunca sürdüğü ve sivil toplum gruplarının çalışma kapasitelerini azalttığı için grupların faaliyetlerini ciddi şekilde etkileyecek. Teklife göre İçişleri Bakanlığı bir grubun internet üzerinden bağış toplama işlemini yasadışı olarak gördüğünde ciddi para cezaları uygulanabilir hale gelecek” denildi.

‘STK faaliyetleri durdurulabilir’

STK üyesi hakkında terörle mücadele yasası kapsamında ceza soruşturması olması durumunda İçişleri Bakanlığı’nın bu kişiyi görevinden uzaklaştırma yetkisine de sahip olacağı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

Teklife göre İçişleri Bakanlığı, bir STK’nın tüm kurullarını görevden uzaklaştırabilir, bir sonraki bildirime kadar veya nihai bir mahkeme kararı verilene kadar STK faaliyetlerini durdurabilir.

‘Mahkemeler bağımsız değil’

Açıklamada “Cumhuriyet Savcıları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin kendi yasaları ile korunan ifade özgürlüğü, toplantı ve dernek kurma özgürlüklerini barışçıl bir şekilde kullananlara yönelik düzenli olarak terör soruşturmaları açmaktadırlar” denildi.

Ayrıca “Türkiye mahkemelerinin bağımsızlıktan yoksun olmalarının yanı sıra  mahkemelerin kişileri yasal faaliyetlerine dayanarak, silahlı gruplarla maddi bağlantıları olduğuna dair kanıtlar ileri sürülmeksizin terör suçlarından mahkûm ettiği yaygın bir uygulama modeli söz konusudur” hatırlatmasında bulunuldu.

HRW tarafından yapılan açıklama “Bu nedenle İnsan Hakları İzleme Örgütü, İçişleri Bakanlığı’nın, insanların STK’lara katılımını önlemek için, mahkûmiyet kararı verilmesi bir yana kovuşturma safhasına dahi ulaşmamış bir terör soruşturması bahanesini kullanma yetkisi ile donatılmasına şiddetle karşı çıkmaktadır” ifadeleriyle sona erdi.

 

Başarılarıyla övünen Cengiz Holding’e aktivistlerden videolu cevap

Türkiye’nin dört bir yanında yaptığı ekolojik yıkıma rağmen art arda yayınladığı ‘meyve veren ağaç taşlanır’ dediği ve başarılarıyla övündüğü reklam filmleriyle büyük bir tepki toplayan Cengiz Holding‘e ekoloji aktivistlerinden videolu bir yanıt geldi.

Kuzey Ormanları Savunması tarafından hazırlanan videoda şirketin gerçekleştirdiği İstanbul Havalimanı, gökdelenler, HES’ler, Kazdağları’ndaki madenler gibi ekolojik yıkımlar hatırlatılıyor.

‘Defol Cengiz’

Videoda “Hiç düşündün mü? Azimle, inatla, gece gündüz çalan şirket neden hiç durmaz? Bu bir avuç şirketin cesareti nereden geliyor? Milyonlarca ağaç pahasına bu kadim toprakları delik deşen eden bu madenleri kim işletiyor?” soruları soruluyor. Video, “Defol Cengiz” sloganıyla sona eriyor.

Neler yaşandı?

Cengiz Holding tarafından yayınlanan ‘meyve veren ağaç taşlanır’ reklamı sosyal medyada büyük bir tepkiye yol açtı. Youtube hesabından yayınlanan videoya kısa sürede 89 bin ‘dislike’ geldi.

‘Kim yaptı?’

Cengiz Holding tepki çeken reklam filmine rağmen hemen ardından ‘Kim yaptı?’ isimli yeni bir video yayınladı. Bu sefer şirket tarafından yapılan projelerin tanıtımının yapıldığı videoda “Cengiz Holding olarak, tam 40 yılı arkamızda bıraktık ve bu 40 yılın her bir anını gururla yaşadık ve yaşıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

TRT İstanbul Radyosu’nun boşaltılmasına çalışanlardan tepki

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu‘na (TRT) ait Ulus Yerleşkesi ve Harbiye‘deki İstanbul Radyosu‘nun tarihi binasının depreme dayanıksız olduğu iddiasıyla boşaltılmasına tepki gösteren Haber-Sen’de örgütlü olan TRT çalışanları bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Eylemde konuşan TRT spikeri ve Haber-Sen 5 No’lu Şube Başkanı Özlem Berkit ‘‘Binalar tehlikeliyse güçlendirilsin, bunun neyine karşı çıkıyorsunuz diyebilirsiniz. Tabii ki haklısınız. Eğer güçlendirme yapıldıktan sonra döneceksek hiçbir itirazımız olamaz. Ne yazık ki binamız o kadar çok elimizden alınmaya çalışıldı ki artık kurumun iyi niyetine inanmıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Sorularımıza yanıt alamadık’

KESK Haber-Sen olarak, genel müdürlüğe bu konuyla ilgili sordukları hiçbir soruya yanıt alamadıklarını belirten, Berkit, “Çürük raporlarını göremedik, nereden alındıklarını öğrenemedik. Radyo evimiz, radyo geçmişimiz, geleceğimiz, gidip döneceğiz’’ dedi. Berkit, yanıt bekleyen sorularını şu şekilde sıraladı:

TRT’nin binaları hangi tarihte, hangi deprem testine tabi tutulmuştur? Raporlar hangi kurumlardan alınmıştır? Güçlendirme ve tadilat süreci nasıl yürütülecek? Ne zaman tamamlanacaktır? Tadilat süresince taşınılacak Ayazağa’daki Bein Connect’e ait bina, hangi koşullarla kiralanmıştır? TRT sanatçıları nerede prova yapacak? Tadilat süreci niçin iki binada aynı anda başlamıştır?

Demir: TRT binası nadide bir eser

Muzaffer Sarısözen, Safiye Ayla, Zeki Müren, Nida Tüfekçi gibi sanatçıların emeklerinin ve çalışmalarının olduğu Radyoevi binasının nadide bir eser olduğunu vurgulayan TRT editörlerinden Mehmet Demir, bu kayıtların steril koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini ancak taşınma sırası ve sonrasında buna riayet edilip edilmeyeceğinin bir bilinmez olduğunu belirtti.

VOA Türkçe’nin soruları yanıtlayan Demir ‘‘Kazanda ne varsa kepçeye de o gelir diye bir laf var ya. Türkiye’nin bütününde gelenek ve hafızaya ne kadar özen gösteriyorsa iktidar, TRT’ye de en fazla o kadar gösteriyor” tepkisini gösterdi.

‘TRT’nin geçmişi emin ellerde değil’

Ayazağa’da dere yatağında kiralanan binanın bu arşivi korumak için objektif koşullara sahip olmadığının altını çizen Demir, 30 yıldır büyük bir gururla çalıştığı kurumda artık ‘‘eski TRT’ci yeni TRT’ci’’ ayrımı yapıldığını da ifade etti:

TRT’nin geçmişi hiç de emin ellerde değil. TRT her dönem iktidarların ideolojik aygıtı olarak çalıştırıldı, şu veya bu ölçüde. Fakat hiçbir dönem, bu dönem kadar propagandanın bir makineye dönüştüğü bir kurum olmadı burası.

Eşitlik İçin Kadın Platformu, Lale Dikmen Türker ödülüne layık görüldü

Mimar Kerem Türker Vakfı‘nın kurucularından Lale Dikmen Türker adına verilen ödülün ilki kadın haklarına yönelik çalışmalarından dolayı Eşitlik İçin Kadın Platformu‘nun (EŞİK) oldu.

Kadının toplumdaki yeri, cinsiyet ayrımcılığı ve kadın hakları konularında verilen ödülün, kadınlar için çalışmalarından ve kadınların kazanımlarına yönelik olumsuz yaklaşımlara karşı duruşundan dolayı EŞİK’e verildiği vurgulandı.

EŞİK’in dün akşam çevrimiçi düzenlediği ödül törenine Mimar Kerem Türker Vakfı’nın kurucularından ve Lale Dikmen Türker’in de eşi olan emekli büyükelçi Engin Türker, Vakıf Yönetim Kurulu, Ödül Kurulu üyeleri ve Eşitlik İçin Kadın Platformu katıldı.

‘Ödülümüzün değerini güçlendirdi’

Vakıf Başkanı Engin Türker, vakfı 2016 yılında genç yaşta yitirdikleri oğulları mimar Kerem Türker’in anısını yaşatmak için eşi Lale Dikmen Türker ile birlikte kurduklarını söyledi. Ancak, kısa bir süre sonra eşini de kaybeden Türker, vakfı hem oğluna hem eşine adadığını belirtti ve ödüle layık görülen EŞİK için şunları söyledi:

Kadın konusunu içine alan tüm sorunları büyük bir yürekle, büyük bir çabayla, büyük bir liyakatle ve büyük bir cesaretle yürüten son derece yetkin ve bu davaların gerçek sahibi olan siz EŞİK Platformu’nun tüm bileşenlerine verilmesi, ödülümüzün yüreğimizdeki değerini çok güçlendirdi.”

‘Ödülün EŞİK’e verilmesinden çok memnun olurdu’

Gazeteci-Yazar ve PEN Türkiye Başkanı Zeynep Oral, törende konuşma yapan isimler arasındaydı. İzmir Amerikan Koleji‘nde Lale Dikmen Türker ile birlikte okuyan Oral, ödülle ilgili şunları söyledi:

Lale bugün hayatta olsaydı bu ödülün EŞİK’e verilmesinden çok mutlu olacağına eminim.”

‘Bu ödül önemli bir eşik atlatacak’

EŞİK üyelerinden Hülya Gülbahar da ödülle ilgili şu açıklamayı yaptı:

Şu an ekrana baktığımda Türkiye’nin her yerinden, her yaştan kadınlar görüyorum, farklılıklarımız bizim hayat bağımız, bizi uzaklaştıran değil tam tersine bizi birbirine çeken ve bağlayan şeyler. Bu kadar kısa sürede bir ödül ile onurlandırılmak çok güzel. EŞİK olarak yeni bir Türkiye kuruluncaya ve yeni bir anayasa yazılıncaya kadar bir aradayız sözü vermiştik birbirimize. Bu ödül de bize önemli bir eşik atlatacak. Sevgili Lale’yi artık EŞİK’in bir parçası olarak kalplerimizde yaşatacağız.”

EŞİK kimdir?

320 kadın ve LGBTİ+ örgütünden oluşan ve 160 hak örgütü, meslek odası ve sendika tarafından desteklenen EŞİK, bugüne kadar çocukların cinsel istismara maruz bırakılması, İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet alanlarında yerel, ulusal ve uluslararası çok sayıda çalışma gerçekleştirdi.

 İstanbul’daki deprem verilerinin ‘kaos olmasın diye’ paylaşılmadığı itirafı

İzmir depreminin ardından ülke genelindeki deprem riskinin saptanması ve alınacak önlemlerin belirlenmesi için kurulan TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nda, Deprem Vakfı’ndan Prof. Dr. Alper İlki, daha önce İstanbul’daki verileri “kaos olmaması” gerekçesiyle paylaşmayarak gizlediklerini itiraf etti.

BirGün’de yer alan habere göre, Türkiye’de yapı stokunun iyileştirilmesi için kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu kaydeden İlki, mevcut yapılara müdahale ile göçük ihtimalinin de ortadan kaldırılabileceğini söyledi.

‘Yüzde 80, 90 can güvenliği olmayan binalar’

Dönüşümün ne şekilde yapılacağı konusuna değinen İlki, “Kampanya yapmamız lazım. Yasal altyapısı nasıl oluşur bilmem ama başka çare yok. Şimdi, mesela, İBB girdi bu işe. Bize göre biraz çılgınca girdi. Biz, ‘Girmeyin, etmeyin’ dedik. Çıkacak tablodan sonra ne yapacaklar? Yüzde 80, 90 can güvenliği olmayan binalarda oturduğumuz çıkacak. Sonra ne yapacağız?” dedi.

MHP Milletvekili Lütfi Kaşıkçı’nın, “Kamuoyu bu gerçeklikle ne kadar yaşayabilir?” sorusuna, “Herhalde hiç yaşayamaz” yanıtını veren Prof. İlki, daha önce depreme karşı çalışmaların İstanbul Zeytinburnu’nda ve Fatih’te yapıldığını, bunların ‘kaos olmasın diye’ kamuoyu ile paylaşılmadığını anlattı.

169 ölümden 156’sı Türkiye’de

Türkiye Deprem Mühendisliği Derneği Genel Sekreteri Ayşegül Gündoğan ise komisyonda gerçekleştirdiği sunumda, bu yıl yaşanan depremlere dikkati çekti. Gündoğan, “Elazığ Sivrice depremi ve İzmir’de başımıza gelen deprem bizim aslında afet yönetimi sorununu tam olarak hala çözemediğimizi hatırlattı” dedi.

6,5 şiddetinin üzerinde yaşanan depremlerde tüm dünyadaki can kaybının 169 olduğunu ve bu kayıpların 156’sının Türkiye’de yaşandığını anımsatan Gündoğan, bu sonucun da detaylıca ele alınması gerektiğini kaydetti.

Ankara, Can Dündar’ın Türkiye’ye iadesini istiyor

Dün görülen MİT TIR’ları davasında devletin güvenliği iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek ve  FETÖ / PDY Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçlarından toplam 27 yıl 6 ay alan ve Almanya‘da bulunan Gazeteci Can Dündar‘ın Türkiye‘ye iadesi istendi.

‘Türkiye’ye iade etmelerini bekliyoruz’

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter hesabından Almanca yaptığı paylaşımda Dündar’ın Türkiye’ye iade edilmesini beklediklerini belirterek şunları söyledi:

Casusluk ve silahlı terör örgütüne yardım suçlarından hüküm giyen Can Dündar’ın faaliyetleri gazetecilik bağlamında değerlendirilemez. Bu, gerçek gazetecilere hakarettir. Muhataplarımızdan bağımsız Türk yargısına saygı duyarak, şahsı ülkemize iade etmelerini bekliyoruz.”

 

‘Bağımsız gazeteciliğe vurulan sert bir darbe’

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Can Dündar’a verilen cezayı eleştirmiş, “Türkiye’de bağımsız gazeteciliğe vurulan sert bir darbe” olarak nitelendirip şu yorumlarda bulunmuştu:

Basın özgürlüğü temel bir haktır ve gazetecilik mesleğinin sadece yüksek kişisel riskler alındığında mümkün olması kabul edilemez. Bu, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile yükümlü bulunduğu basın özgürlüğü fikri ile bağdaşmıyor.”

 

Trump, savunma bütçesi yasa tasarısını veto etti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, 740 milyar dolarlık savunma bütçesi yasa tasarısını veto etti. Tasarının içinde Türkiye‘ye karşı yaptırımlar da bulunuyordu.

Trump, Temsilciler Meclisi’ne gönderdiği mesajda tasarıyı “Çin ve Rusya‘ya hediye” olarak nitelendirdi. Bu vetoyla birlikte ülkede her yıl Kongre’den geçen tasarının 60 yıldır ilk kez yasalaşmama ihtimali ortaya çıktı.

Ulusal Savunma Yetki Yasası (NDAA) olarak bilinen bu tasarı, Cumhuriyetçi ve Demokrat partinin güçlü desteğiyle üçte ikinin üzerinde bir çoğunlukla Kongre’de kabul edilmişti. 

‘Kritik önemde güvenlik tedbirlerini içermiyor’

Trump, yasayı neden veto ettiğini şu gerekçelere dayandırdı:

Kritik önemde ulusal güvenlik tedbirlerini içermemesi, savaş muhariplerimiz ve ordumuzun tarihine saygı göstermeyen düzenlemeleri içermesi ve yönetiminin, ulusal güvenlik ve dış politika adımlarında Amerika’yı ön plana alma çabalarına ters düşmesi.”

Trump’ın tasarıyı veto etmesinin bir diğer nedenleri ise Afganistan ve Avrupa‘dan askerlerin çekilmesini sınırlamasını ve sosyal medya şirketlerini, platformlarında yapılan paylaşımlardan sorumlu tutacak bir madde içermiyor oluşunu gösterdi.

‘Başkan’ın sorumsuzluğunu anlamak zor’

Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Trump’ın bu kararını ‘Askerlerimize zarar veren, güvenliğimizi tehlikeye atan ve Kongre’nin iradesini baltalayan şaşırtıcı bir pervasızlık eylemi’ olarak nitelendirerek şu “Ülkemizin büyük bir siber saldırı ile hedef alındığı bir dönemde, Başkan’ın sorumsuzluğunun arkasındaki gerekçeyi anlamak gerçekten çok zor” dedi.

Tasarı, 28 Aralık tarihinde yeniden oylanacak. Yasa Kongre’de üçte iki oranında bir çoğunlukla geçerse, Trump’ın veto hakkı bulunmuyor.

Reuters’ın haberine göre Trump’ın danışmanları, kendisinin vetodan kazanacağı bir şey olmadığını ve böyle bir adım atmasının Georgia eyaletinde 5 Ocak’ta yapılacak Senato seçimlerinde yarışacak partisine zarar vereceğini söylüyor.

Tasarıda neler var?

Tasarı Rusya‘dan S-400 füze savunma sistemi alması nedeniyle Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamında yer alan, 12 yaptırımdan en az beşini 30 gün içinde Türkiye’ye karşı uygulanmasının zorunlu olduğunu söylüyordu.

Bu tasarı, ABD’ye ait silahların ve askerlerin konuşlandırılması ile ilgili kararları da içerdiği için tasarı yasalaşmazsa bazı askeri girişimler durabilecek.

AİHM kararı sonrası Demirtaş için tahliye başvurusu yapıldı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi‘nin (AİHM), Hakların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerekildiğine dair karar vermesinin ardından, avukatları Demirtaş’ın tahliyesi için başvuruda bulundu.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan başvuruda “Kobanê soruşturması”nda takipsizlik kararı verilmesini ve Demirtaş’ın tahliye edilmesi talep edildi.

‘AİHM kararları kesin ve bağlayıcı’

Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman yaptığı paylaşımda “AİHM Büyük Daire kararının kesin ve bağlayıcı olduğu vurgusu ile Sn. Demirtaş’ın tahliye edilmesi ve soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verilmesi talebinde bulunulmuştur” ifadelerini kullandı.

Açıklamada “Demirtaş, HDP MYK’sınca atılan 2 twit üzerine meydana geldiği iddia edilen 6-8 Ekim olayları nedeniyle tutuklu. AİHM, tweetlerin ‘barışçıl protesto çağrısı’ olduğuna karar vermiştir. Demirtaş ve tutuklu HDP’lilerin tahliye edilmesi ve dosyada takipsizlik kararı verilmesi şart” ifadeleri yer aldı.

AİHM beş maddeden Türkiye’yi suçlu buldu

AİHM kararında Demirtaş’ın tutukluluğunun hukuki değil siyasi olduğunu belirterek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 18’inci maddesinin ihlal edildiğini belirtmişti.

Türkiye ayrıca Sözleşme’nin şu hükümlerini ihlal etmekten de mahkum edildi: 10. maddedeki ifade özgürlüğü; 5/1. ve 5/3. maddelerindeki özgürlük ve güvenlik hakkı; 5/4. maddesindeki tutuklamanın gerekçeye dayanması ve makul sürede yargılanma hakkı; 3/1. maddedeki seçme ve seçilme hakkı.

Erdoğan: Bizi bağlamaz

Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sırasında AİHM kararını şu sözlerle değerlendirmişti:

AİHM terörle ilgili Türkiye’den giden her kararı onaylıyor. Daha kendi mahkemelerimizden bir karar çıkmadı. İç hukuk yolları tüketilmeden bu kararı alıyorlar. Türkiye aleyhine hareket ediliyor. Kendi adamlarını koruyorlar. Bu karar bizi bağlamaz.

Türkiye Çevre Ajansı’nın kurulmasını da öngören kanun teklifi yasalaştı

Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 35 maddelik kanun teklifi beş ilave madde eklenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde kabul edildi.

12 Ekim 2020 günü Meclis’e sunulan teklifin ilk 12 maddesi  4 Aralık’ta kabul edilmişti. Yeni kanun ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na bağlı bir Türkiye Çevre Ajansı kurulacak.

Çevre düzenlemelerindeki denetimi azaltacağı sebebiyle eleştirilen ajansın çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kaynak verimliliğini artırmak ile ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulmasına, işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunması öngörülüyor.

Denetim yetkisi devredilebilecek

AA’nın aktardığına göre görüşmeler sırasında yasada bazı değişikliklere de gidildi. Buna göre,

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, çevre mevzuatına ilişkin denetim yetkisini, Türkiye Çevre Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına devredebilecek.
  • Canlı müzik yapabilecek eğlence yerlerine, ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenen önlemlerin yanı sıra gerekli izinleri alma zorunluluğu getirildi.
  • Plastik poşetlerin elektronik ortamda satışını yapanlara 3 bin liradan 30 bin liraya kadar idari para cezası kesilecek.
  • Yetki belgesi bulunmaksızın motor yağı değişimi yapan işletmelere 60 gün içinde yetki belgesi alınması için yazılı ihtarda bulunulacak. Yazılı ihtara rağmen yetki belgesi bulunmaksızın motor yağı değişimi yapan işletmelere 10 bin lira idari para cezası kesilecek.
  • Elektrikli skuter ve kullanımına ilişkin diğer hususlar İçişleri, Çevre ve Şehircilik ile Ulaştırma ve Altyapı bakanlıkları tarafından müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenecek.

Ajans Yönetim Kurulu 7 üyeden oluşacak

  • Yasayla çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kaynak verimliliğini artırmak ile ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulmasına, işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak üzere Türkiye Çevre Ajansı kurulacak.
  • Ajansın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen ve belirli bir depozito bedeli alınarak piyasaya sürülen ürünlerin tüketilmesi sonrasında iade alınması ve depozito bedelinin geri ödenmesine dayalı sistem üzerinden çalışması öngörülüyor.
  • Ajans, Bakanlıkça belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda depozito yönetim sistemini kuracak ya da kurduracak. İlgili tarafların depozito yönetim sistemine dahil olmasını sağlayacak Ajans, Bakanlıkça belirlenen depozito bedeli, ücret, teminat ve iadeleri alacak.

Depozito yönetim sistemi

  • Depozito uygulamasına tabi tutulan ürünlere yönelik depozito yönetim sistemi altyapısını oluşturacak. Ajans, geri kazanılabilir ürünlerin kullanımları sonrası ülke ekonomisine kazandırılmasına ve geri kazanılabilir atıkların yönetimine ilişkin faaliyetlere katkı sağlayacak.
  • Kanunla Çevre ve Şehircilik Bakanınca 3 yıl süreyle görevlendirilecek Türkiye Çevre Ajansının Yönetim Kurulu 7 üyeden oluşacak.
  • Ajansın Yönetim Kurulu, en az 4 yıllık yükseköğretim gören, meslekleriyle ilgili konularda kamu kurum ve kuruluşları veya özel kuruluşlarda en az 5 yıl süreyle görev yapan, mesleki açıdan yeterli bilgiye, deneyime ve devlet memuru olma niteliğine sahip kişiler arasından, Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından 3 yıl süreyle görevlendirilecek. Yönetim kurulu üyeleri, gerektiğinde görev süreleri dolmadan görevden alınabilecek.
  • Ajans organlarıyla hizmet birimlerinin görev ve yetkileri, üyelerinin atanması, teşkilat yapısı ile çalışmasına ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenecek.
  • Ajans başkanına, yardımcılarına ve personeline mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili maddesi uyarınca belirlenen emsali personele mali ve sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçmemek üzere cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından belirlenecek.

Bağış ve yardımlar

  • Ajans’ın geliri, genel bütçeden aktarılan tutarların yanı sıra her türlü bağış ve yardımlar, Ajans’ın faaliyetlerinden elde edilen gelirler ve sair gelirlerden oluşacak. Ajans’ın gelirlerinin genel yönetim giderleri haricinde kalan kısmının tamamı Ajans faaliyetleri için kullanılacak.
  • Ajans, yapılan bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden, faaliyetleri dolayısıyla yaptığı işlemler yönünden harçlardan, bu kapsamda düzenlenen kağıtlar nedeniyle damga vergisinden, kiraya verilmemek şartıyla sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden, tapu ve kadastro işlemleri bakımından, döner sermaye hizmet bedelinden, her türlü dava ve icra işleminde teminat yatırma mükellefiyetlerinden de muaf tutulacak.

Elektrikli skuterlerin kullanımı

  • Belediye Gelirleri Kanunu’nda değişiklik yapılarak güvenli, sağlıklı ve çevreci ulaşım araçlarından biri olan elektrikli skuterlerin teşvik edilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması için paylaşımlı elektrikli skuterlerden alınacak işgal harcı bedeli en az tarife üzerinden hesaplanacak. Bu kapsamda belediyelerce bir e-skuterden günlük 16 kuruş işgal harcı alınacak.
  • Düzenlemeyle çevrenin korunmasına ve iyileştirilmesine yönelik ilkelere sıfır atığın yaygınlaştırılması, motorsuz ve elektrikli araçların yaygınlaştırılması ve plastik içerikli ambalajların azaltılması ilkeleri eklenecek.

Atıkların üretiminin ve zararlarının önlenmesi

  • Yasayla atık su altyapı yönetim sorumlusu olarak sayılanlardan en az ikisinin bir araya gelerek de atık su altyapı kooperatifi kurabilmelerine yönelik düzenleme yapılacak.
  • Atık üreticileri, atıklarının yönetimini atık yönetim sorumlusu olarak yetki verilmiş firmalar aracılığıyla da yerine getirebilecek. Ancak Bakanlıkça nitelikleri belirlenen atık üreticilerinin atıklarının yönetimini atık yönetim sorumlusu firmalar aracılığıyla yerine getirmeleri zorunlu olacak. Atık üreticilerinin sorumlulukları ile atık yönetim sorumlusu firmaların yetkilendirilmesine ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
  • Atıkların üretiminin ve zararlarının önlenmesi veya azaltılması ile atıkların geri kazanılması ve geri kazanılabilen atıkların kaynağında ayrı toplanması esas olacak. Sıfır atık yönetim sistemini kurarak belge alanlar, türlerine göre kaynağında ayrı biriktirdikleri atıklarını, Bakanlıktan çevre lisansı almış atık işleme tesislerine geri kazanımı sağlanmak üzere verebilecek. Atık yönetim planlarının hazırlanmasına ve sıfır atık yönetim sistemine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek ve bu çerçevede sıfır atık yönetim sisteminin kurulması ve işletilmesi zorunlu olacak.

Geri dönüşüme uygun olmayan atıklar

  • Atıkların, doğal kaynak ve ham madde kullanımının azaltılması ve geri kazanımın artırılması amacıyla kullanılması esas olacak. Atıkların veya atıklardan elde edilen geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımına yönelik düzenlemeler ile zorunlu kullanıma ilişkin esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenecek. Geri kazanım imkanı olmayan atıklar, yönetmeliklerle belirlenen uygun yöntemlerle bertaraf edilecek.
  • Lisans almakla yükümlü gerçek veya tüzel kişiler ile atık yönetim sorumlusu firmalardan alınacak teminatlar için yönetiminden sorumlu oldukları atıkların türü, miktarı ve bertaraf maliyeti temel alınacak ve bu teminatlara ilişkin esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenecek.

Bakanlık, denetim yetkisini devredebilecek

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, denetim yetkisini Türkiye Çevre Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına devredebilecek.
  • Tehlikeli kimyasalların üretimi, satışı, depolanması, taşınması ile tüm atıkların toplanması, taşınması ve depolanmasından, atık üreticisiyle atık yönetim sorumlusu firma müteselsilen sorumlu olacak.
  • Çevre izni ve lisansı olmayan faaliyetler, süre verilmeksizin durdurulacak.

İdari para cezaları

  • Kanunla Çevre Kanunu’nda yer alan idari para cezalarının bir kısmı yeniden düzenleniyor. “ÇED olumlu kararı” almadan faaliyete geçenlere proje bedelinin yüzde 2’si oranında idari para cezası verilecek. Cezaya konu olan durumlarda ÇED olumlu kararı alınmazsa yatırımcı faaliyet alanını eski hale getirmekle yükümlü olacak.
  • Benzin ve naftanın depolanması, dolumu ve tankerlerle nakliyesine ilişkin terminaller, dolum adaları veya akaryakıt istasyonlarında kullanılan her türlü düzenek, tesis ile tankerlerden salınan uçucu organik bileşiklerin kontrolüne ilişkin Bakanlıkça belirlenen esas ve kriterlere uymayan; terminaller veya dolum adaları için 60 bin lira, akaryakıt istasyonları için 30 bin lira, tankerler için 3 bin lira idari para cezası verilecek.
  • Katı atık bırakan veya evsel atık su deşarjı yapan tanker, gemi ve diğer deniz araçlarından bin grostona kadar olanlar için groston başına 100 lira, 1000 ila 5 bin groston arasında olanlara bu miktar ve ilave her groston başına 20 lira, 5 bin grostondan fazla olanlara ise yukarıdaki miktarlar ve ilave her groston başına 10 lira idari para cezası verilecek.
  • Ülkenin egemenlik alanındaki denizlere ve yargılama yetkisine tabi olan deniz yetki alanlarına, içme ve kullanma suyu sağlama amacına yönelik olmayan sulara atık boşaltanlara, su kirliliği nedeni ile kurulması veya işletilmesi yönetmelikle izne tabi tutulan tesisleri, yetkili makamlardan izin almadan kuran, işleten veya izni iptal edilmesine rağmen kurmaya veya işletmeye devam eden veya bu tesislerde izin almaksızın sonradan değişiklik yapan veya yetkili makamların gerekli gördükleri değişiklikleri tanınan sürede yapmayanlara 24 bin lira idari para cezası verilecek.

Sıfır atık yönetim sistemi kurmayanlara ceza

  • Denizlerden, akar ve kuru dere yataklarından, göl yataklarından ve tarım arazilerinden kum, çakıl ve benzeri maddelerin alınması ile ilgili esaslara aykırı olarak faaliyet gösterenlere 100 bin liradan 300 bin liraya kadar, bu faaliyetlerin sanat yapılarına zarar vermesi veya akar suyun akış rejimini bozması halinde 300 bin lira, kum, çakıl ve benzeri maddeleri alanlara ise metreküp başına 450 lira idari para cezası verilecek.
  • Canlı müzik yapabilecek eğlence yerlerine, ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenen önlemlerin yanı sıra gerekli izinleri alma zorunluluğu getiriliyor.
  • Plastik poşetleri ücretsiz verdiği veya Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak plastik poşet verdiği tespit edilen satış noktalarına depo alanı hariç kapalı satış alanının her metrekaresi için 15,16 lira, elektronik ortamda satış yapanlara ise 3 bin liradan 30 bin liraya kadar, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak plastik poşetleri üretene, tedarik edene; üreticinin Türkiye dışında olması halinde, üretici tarafından yetkilendirilen temsilciye veya ithalatçıya 15 bin lira, geri kazanım katılım payına ilişkin belirlenen esaslara uymayanlara 1500 lira idari para cezası verilecek.
  • Yetki belgesi bulunmaksızın motor yağı değişimi yapan işletmelere 60 gün içinde yetki belgesi alınması için yazılı ihtarda bulunulacak. Yazılı ihtara rağmen yetki belgesi bulunmaksızın motor yağı değişimi yapan işletmelere 10 bin lira idari para cezası kesilecek.
  • Sıfır atık yönetim sistemini kurmayanlara veya kurduğunu belgeleyemeyenlere 20 bin lira idari para cezası uygulanacak.
  • Sera gazı emisyonlarının takibine ilişkin yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak; sera gazı emisyonu izleme planını sunmayanlara veya süresi içerisinde güncellemeyenlere 24 bin lira, doğrulanmış sera gazı emisyonu raporunu süresi içerisinde sunmayanlara 36 bin lira para cezası verilecek.
  • TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanunu’na göre, 2020’de tüm dünyada ve Türkiye’de yaşanan Kovid-19 salgını nedeniyle depozito yönetim sistemine yönelik çalışmalarda yaşanan zaman kaybının telafisi için depozito yönetim sistemi uygulamasının başlangıcı bir yıl süreyle ertelenecek. Buna ek olarak ürünlerin de depozito uygulaması kapsamına alınması ve uygulamaya tabi tutulan ambalaj ve ürün üreticileri, ithalatçıları ve piyasaya sürenlerin, bu kapsamdaki yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda oldukları hüküm altına alınıyor. Ayrıca depozito sistemine ilişkin teminatlar ve ücretler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
  • Sürdürülebilir çevre hedefleri doğrultusunda, ürün veya hizmetlerin doğal kaynak kullanımı ve ham madde temini aşamasından başlamak üzere yaşam döngüsünün bütün süreçlerinde, türlerin ve habitatların zarar görmesini ve ekosistemlerin bozulmasını önlemek, çevre, insan, sağlık, iklim ve doğal yaşamın üzerindeki olumsuz etkileri azaltmak için gönüllülük esaslı çevre etiket sisteminin oluşturulması ve uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça tespit edilecek. Bakanlık haricinde “çevre etiketi” adı altında herhangi bir faaliyet yürütülemeyecek.
  • Motor yağı değişimlerinin Bakanlıkça yetki verilen işletmeler tarafından yapılması veya atık motor yağlarının bu yerlere teslim edilmesi zorunlu olacak.

KGM, bisiklet yolu ile gürültü bariyeri yapacak

  • Kanunla Karayolları Trafik Kanunu’nda değişikliğe gidiliyor. “Bisiklet yolu”, bisiklet ve e-skuter sürüşüne ayrılan, taşıt yolu ve yaya alanları ile kesişim noktaları hariç diğer araç ve yaya trafiğine kapalı yol; “e-skuter”, hızı en fazla saatte 25 kilometreye ulaşan, tekerlekli, ayak tahtası ve tutamağı olabilen, dikey bir direksiyon mekanizması içerebilen ve ayakta kullanılan taşıtlar, “bisiklet şeridi” ise yol seviyesinde bisiklet ve e-skuter kullanımı için özel olarak belirlenmiş ve yer işaretlemesiyle ayrılmış yol şeklinde tanımlanıyor.
  • Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), kara yollarındaki gürültü kirliliği ve bisiklet master planlarını göz önünde bulundurup, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüşünü de alarak trafik güvenliğinin ve teknik koşulların sağlandığı mevcut yollarda, yeni yapılacak yapım, bakımından sorumlu olduğu karayollarının kenarına, bisiklet yoluyla gürültü bariyeri yapacak. Trafik güvenliğinin ve teknik koşulların sağlandığı yerlerde, banketleri bisiklet şeridi olarak işaretleyerek bisiklet ve e-skuter kullanımına uygun hale getirecek.
  • Kara yollarındaki bisiklet yol ve şeritlerinde 15 yaşını bitirmiş olanlar elektrikli bisiklet ve e-skuter kullanabilecek. Sürücüler, sağa ve sola dönüşlerde, bisiklet yolundaki ve şeridindeki bisiklet ve e-skuter kullananlara ilk geçiş hakkını vermek zorunda olacak. Ayrı bisiklet yolu veya şeridi varsa e-skuterler taşıt yolunda, motorlu bisikletler ise bisiklet yolunda sürülemeyecek. İki elle sürülmesi zorunlu olacak e-skuterlerde sırtta taşınabilen kişisel eşya harici yük ve yolcu taşınamayacak.
  • E-skuterler, otoyol, şehirlerarası kara yolları ve azami hız sınırı saatte 50 kilometre üzerinde olan kara yollarında kullanılamayacak. Yayalar bisiklet trafiğine engel olmamak şartıyla veya yaya yolu bulunmayan yerlerde bisiklet şeridini kullanabilecek. Elektrikli skuter ve kullanımına ilişkin diğer hususlar İçişleri, Çevre ve Şehircilik ile Ulaştırma ve Altyapı bakanlıkları tarafından müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenecek.

Otopark gelirleri büyükşehire aktarılamayacak

  • Yasayla Kamu İhale Kanunu’nda düzenlemeye gidiliyor. Buna göre, Türkiye Çevre Ajansının depozito yönetim sisteminin kurulması ve işletilmesi faaliyetlerine ilişkin olarak yapacağı mal ve hizmet alımları, “ceza ve ihalelerden yasaklama” hükümleri hariç Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmayacak.
  • Ajansın depozito yönetim sisteminin kurulması ve işletilmesi faaliyetlerine ilişkin olarak yapacağı mal ve hizmet alımlarına yönelik ihalelerinin usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenecek.
  • Kanunla, büyükşehir belediyelerine bisiklet ve e-skuterlerin yol, şerit, park ve şarj istasyonlarını yapma görevi verilecek. İlçe belediyeleri ise bölge otoparkı, kapalı ve açık otoparklar yapma, işletme ve bunlara ruhsat verme görevine sahip olacak.
  • Ulaşımdan kaynaklanan emisyonların azaltılması amacıyla bisikletli ulaşımın yaygınlaştırılması için hazırlanacak ulaşım ana planlarında bisikletli ulaşıma yer verilmesi veya bisikletli ulaşım ana planının hazırlanması esas olacak.
  • Düzenlemeyle bölge otoparkı yapma yetkisi ilçe belediyelerine verildiğinden, imar mevzuatı uyarınca belediyelerin otoparkla ilgili olarak elde ettikleri gelirlerin büyükşehir belediyesine aktarılması uygulamasına son veriliyor. İmar mevzuatı uyarınca belediyelerin otoparkla ilgili olarak elde ettikleri gelirler 5 yıllık imar programına göre hazırlanan kamulaştırma projesi karşılığında bölge otoparkı için gerekli arsa alımları ile inşasında kullanılacak, bu gelirler söz konusu amaç dışında kullanılamayacak.
  • İl Özel İdaresi Kanunu’nda yapılan değişiklikle il özel idarelerine, Belediye Kanunu’nda yapılan düzenlenmeyle ise belediyelere yaya yolu, bisiklet ve e-skuterlerin yol, şerit, park ve şarj istasyonlarını yapma görevi veriliyor.
  • Türkiye Çevre Ajansının faaliyetlerine başladığı tarihten itibaren 5 yıl süreyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Kurumlar arası geçici görevlendirme” başlıklı maddesi hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarının personeli, ajansta geçici olarak görevlendirilebilecek.
  • 1 Ocak 2021’den 31 Aralık 2025’e kadar Çevre Kanunu uyarınca tahsil edilen geri kazanım katılım paylarının yüzde 25’i tahsil edildiği ayı izleyen ayın sonuna kadar Türkiye Çevre Ajansı hesabına aktarılacak. Aktarılacak tutarlar karşılığında bakanlık bütçesinde gerekli ödenek öngörülecek.