Ana Sayfa Blog Sayfa 1505

Habertürk’te MHP krizi: İşten çıkarma ve istifaların ardından program da erken bitti

Habertürk TV‘de MHP‘nin anayasa teklifinin tartışıldığı 4 Mayıs tarihli yayının ardından partinin Genel Başkan Yardımcısı Ulvi Yönter‘in Para Gündem programı sunucusu ve kanalın Ekonomi Müdürü Ebru Baki‘ye hakaret içeren mesajları ile başlayan kriz devam ediyor.

Dün bu mesajlara yayında tepki göstererek, Yönter ve MHP’yi özür dilemeye çağıran Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir görevden alınmış; Genel yayın Yönetmeni Hakan Kürşat Oğuz ise istifa etmişti. Devlet Bahçeli başta olmak üzere MHP yönetiminden ise sosyal medyada gün boyu “Habertürk TV izlemiyorum” kampanyası yürütüldü.

Baki programını erken bitirdi

Bu gelişmelerin ardından yayın akışından kaldırılan Para Gündem ise daha sonra akışa eklendi ve sabah yayında yine ekranda yer aldı. Ancak her gün 09.00-12.00 arasında yayınlanan program bugün saat 10.00’da bitirildi. Habertürk.com Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Barlas‘ın konuk olduğu programda yaşanan krizle ilgili bir yorumda bulunulmadı.

Programın sonunda ise Ebru Baki dün sosyal medyada çok konuşulan AKP‘nin CHP hakkındaki “Yalan Üretim Makinesi” adlı çizgi filmi ile muhalefet liderlerinin “128 milyar dolar nerede?” paylaşımlarını aktarırken, “Dün sosyal medyada çok tartışılan konulardan biri de buydu. Diğerleri de malumunuz…” dedi ve araya gittiklerini söyledi. Ancak daha sonra, “pardon aramız yokmuş, kapatıyoruz” diyerek yayını haber bültenine devretti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin açıkladığı 100 maddelik yeni anayasa teklifinin konuşulduğu Habertürk’teki programın sunucusu Ebru Baki’yi hedef almıştı.

Yönter sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Habertürk’te art niyetli Ebru Baki’ye konuk olan Kemal Öztürk, Pınar Kandemir Hacıbektaşoğlu ile Gülfem Saydam Sanver‘in Genel Başkanımızın 100 maddelik anayasa önerisini karalama çabaları edepsizlik ve terbiyesizliktir. Ne o, kaldıramadınız mı? Kudurdunuz değil mi? Ebru Baki, her seferinde MHP’ye tahammülsüzlüğünü ifşa eden, alaycı gülümsemesiyle gerçekleri çarpıtan sözde bir gazetecidir. Konuklarını MHP düşmanları arasından seçmesi tam bir kokuşmuşluktur. Bugünkü golü çıkaramayınca çirkefliği ve çirkinliğe tercih ettiler. Yuh olsun!”

Bunun üzerine Habertürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir, canlı yayında yaptığı açıklamada Yönter’in açıklamalarını ‘aynen iade ettiğini’ dile getirmişti.

Aydemir, “Son zamanlarda bir alışkanlık başladı böyle gazetecilere, hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda ayar veren, hedef gösteren açıklamalar. Bu ifadeleri, aynen ölçüsüyle ne bir eksik ne bir fazla, Ulvi Bey’e iade ediyorum. Gazetecileri hedef gösteren böyle açıklamaları kabul etmiyorum. Benzer şeyler geçmişte benim de başıma geldi. Bana sahip çıkan kimse olmadı. Bizim sahibimiz belli zaten, yüce Allah. Senin sahip çıkılmaya ihtiyacın yok ama şunu söylemek istiyorum. Bunu misliyle iade ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, “#HaberTürkTVizlemiyorum” etiketi ile boykotu duyurmuş; etiket, Twitter’daki Trend Topic listesinde birinci sırada yer almıştı.

İkizdere’de neler oluyor? (2): İkizdere direnişçileri Sibel Baş-Zeynep Baş: Sizi seviyoruz, yanımızda durun

Rize’nin İkizdere ilçesinde İşkencedere Vadisi’nde yapılmak istenen taş ocağına karşı yapılan direnişte kadınlar en önde yer almaya devam ediyor.

Yeşil Gazete’ye açıklamalarda bulunan İkizdere direnişçileri Zeynep Baş ve Sibel Baş, kadınların en önde olmalarının çok önemli olduğunu, ancak durumun zaten böyle olması gerektiğini ifade etti.

‘Kadınların önde olması gerekiyordu’

Zeynep Baş, İkizdere’de direnen kadınlarla ilgili, “Doğa daha çok kadınlara ait olduğu için, kadınların ön plana geçmeleri kadar doğal bir şey olamaz” ifadelerini kullandı.

Sibel Baş ise, direnişteki kadınlarla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Kadınların en önde olması çok önemli bir nokta. Ama zaten öyle olması gerekiyordu. O toprağı işleyen, ondan mahsul alan, o derelerden gelen suyla çocuklarını büyüten yine kadınlar.

Ön plana çıkmak gibi bir amaçları olmadan, sadece yaşam alanlarını korumaya çalışıyorlar. Bu güzel kadınların hatrı için lütfen herkes destek olsun.”

‘Yanımızda durun’

Zeynep Baş, herkesi İkizdere’deki direnişe davet ederek şu açıklamayı yaptı:

Tüm Türkiye’yi, doğaseverleri buraya bekliyoruz. Sizleri seviyoruz, lütfen desteklerinizi bizden esirgemeyin. Yanımızda durun.”

Sibel Baş ise, asla pes etmeyeceklerinin altını çizerek, “Herkesin desteğini bekliyoruz, destek verenlere çok çok teşekkür ediyoruz. Bu desteklerin hiçbirini unutmayacağız. Direnişimiz devam edecek, asla ve asla pes etmeyeceğiz” dedi.

Trabzon Demokrasi Platformu’ndan İkizdere açıklaması: Biz bu yalanları daha önce de duyduk

Haber: Gençağa Karafazlı-Hüseyin Altun

*

Cengiz İnşaat‘ın Rize‘nin İkizdere ilçesi İşkencedere Vadisi‘nde liman inşaatı için açmak istediği taş ocağına direnen yöre halkına bir destek de Trabzon Demokrasi Platformu’ndan geldi. 

Direniş arttıkça onlara yönelik saldırganlığın daha da arttığına dikkat çeken Platform, açıklamasında şunları kaydetti:

“Gelinen süreçte AKP ve onun müteahhitlerinden Cengiz İnşaat, insanlar direndikçe ve vadilerini savunmaktan vazgeçmeyince daha saldırgan davranarak, devletin kolluk güçlerini daha acımasızca kullanıp zorla vadiye iş makinelerini sokarak asırlık ağaçları yok etmeye, dünya harikası bir coğrafyayı katletmeye başladılar.

Kamuoyunu yalan bilgilerle ikna etmeye çalışan iktidar-inşaat ortaklığı bilgi kirliliği yaratarak yaptıkları talanı meşru bir zemine oturtmaya çalışıyor. Liman dolgusunda kullanılacak deniz suyuna dayanıklı taşın sadece burada olduğunu söyleyen AKP Milletvekili Hayati Yazıcı, yapılan işin aslında zorunluluktan kaynaklandığına ve işin bitiminde bölgenin aynı eski şekline getirileceğini şirketin taahhüt ettiğini söylüyor.

Amaç Cengiz İnşaat’a para kazandırmak

Biz bu yalanları 2007’den beri bölgenin vadilerine yapılan acımasız katliamlarda gördük. Söylenilen hiçbir şey bilimsel değildir. Bahsedilen kaya türü bazalttır ve bölge bu taş bakımından zengin bir bölgedir. Ayrıca deniz suyuna da dayanıklı bir taş değildir. Amaç en az maliyetle Cengiz İnşaat’a para kazandırmaktır.

Bu rant projesine karşı İkizdereli kadınların onurlu mücadelesinin yanında olduğumuzu bir kez daha en yüksek sesimizle söylüyoruz.

Amaç ne olursa olsun yaşam alanlarımızı ve doğayı katleden, canlı yaşamını tehdit ve onu geri dönüşümsüz yok eden bütün projelerin karşısında olduğumuzu bir kez daha tekrar ediyoruz.”

‘Rant projelerine son verin’

İnsanlığının geleceğinin kurtuluşunun doğal çevre ve yaşam alanlarının korunmasından geçtiğine dikkat çekilen açıklamada,  “Kentsel yaşamının betona , yoğun trafiğe ve çevre kirliliğine hapsolması artık doğal çevrenin kırsal yaşam alanlarının önemini daha da artırmıştır. Hal böyleyken, uzun yıllardan beri Doğu Karadeniz bölgemiz başta olmak üzere ülkemizin çeşitli yörelerinde doğa harikası ormanlarımız, derelerimiz, göllerimiz, yaylalarımız vadilerimiz ve yaşam alanlarımız bir avuç sermaye guruplarının çıkarları için ranta dayalı, doğa düşmanı yatırımcılara peşkeş çekilmektedir” denildi.

Suya, toprağa ve havaya göz koyan hiç bir girişime sessiz kalmayacaklarını kaydeden Platform, taş ocağı kararının geri çekilmesini, Karadeniz başta olmak üzere tüm ülkede doğa talanı ve çevre tahribatına dayalı rant projelerine son verilmesini istedi.

‘Merhaba Canım’, İstanbul Film Festivali’nde

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 40’ıncısı düzenlenen İstanbul Film Festivali 1 Nisan’da ilk çevrimiçi gösterimiyle filmonline.iksv.org’da başladı. Festival 29 Haziran’da sona erecek.

Yönetmenliğini Ulaş Tosun‘un üstlendiği ve şair Arkadaş Z. Özger‘in izini sürdüğü Merhaba Canım isimli belgesel, 40’ıncı İstanbul Film Festivali kapsamında 29, 30, 31 Mayıs’ta online gösterimle izleyicilere sunulacak.

Belgesel, festivalin Ulusal Belgesel Yarışması bölümünde yarışan filmler arasında. Bu bölümde yer alan dokuz filmi Serdar Kökçeoğlu, Martina Priessner ve Hasan Söylemez‘den oluşan seçici kurul değerlendirecek.

Özger’in hayatını anlatıyor

1973 yılında, henüz 25 yaşında hayatını kaybeden Özger’in hayatını, hayatına tanıklık eden kişilerin görüşleriyle ele alan belgesel, adını, şairin 1970 yılında Dost Dergisi’nde yayımlanan “Merhaba Canım” şiirinden alıyor.

Belgeselde Ahmet İnam, Akın Evren, Ali Özpalanlar, Cavit Kürnek, Deniz Ziya Temeltaş, Ertuğrul Kürkçü, Eşber Yağmurdereli, Halit Özboyacı, Hüseyin Peker, İsmet Tokgöz, Necla Zarakol, Mehmet Savaş Dizdar, Ramiz Bilgin, Raşit Önal, Sina Akyol, Suat Çelebi, Şadiye Çetin, Şükran Tekin ve Tuğrul Eryılmaz‘ın anlatımlarına yer veriliyor.

Belgeselin ilk fragmanı, 8 Ocak 2020’de, şairin doğum gününde yayımlanmıştı.

Endonezya’da 40 bin metrekarelik resif hayata döndürüldü

Endonezya‘da araştırmacılar, Mercan Yıldızları (Resif Stars) adını verdikleri bir yöntemi kullanarak iki yılda Endonezya’nın Spermonde Takımadalarındaki 40 bin metrekarelik bir resif alanını geri kazanmayı başardı.

Çalışma kedi maması markası Sheba ve yerel toplularla çalışan The Nature Conservancy tarafından yürütüldü.

Kumla kaplı çelik çerçeve

Söz konusu yöntem, yerel kaynaklı malzemelerden yapılmış kumla kaplı çelik bir çerçevenin, mercan büyümesini teşvik etmek için deniz tabanının dibine ekilmesini içeriyor.

Yapı, genç mercanların tutulması için bir üs görevi görerek, yatağa yerleşmelerine ve yeni yerlerinde yeniden büyümelerine izin veriyor.

Birçok tür geri geldi

Bununla birlikte araştırmacılar, Hope adını verdikleri proje kapsamında 2029 yılına kadar Büyük Set Resifi’ndeki mercan resiflerinin 185 bin metrekaresini hayata döndürmeyi amaçlıyor. Endonezya’daki mercan resiflerini kurtarma çalışması da bu projenin bir parçası.

Bilim insanlarının bildirdiğine göre, yapılan çalışma sonuçlarını vermeye başladı ve mercan örtüsü Sulawesi kıyılarında yüzde beşten 55’e çıktı, balık bolluğu arttı. Aynı zamanda köpekbalıkları da dahil olmak üzere birçok tür geri döndü.

Uydu fotoğraflarında görülüyor

NTV‘den Ayşegül Engür Dahi’nin haberine göre Birleşik Krallık‘ta yer alan Exeter Üniversitesi’nde deniz biyoloğu olan Dr. Tim Gordon, “Yavru mercanlar dalgalarla yıkanıp ölürken doğal mercanların bozuk bir moloz alanına yerleşmeleri imkansızdır. Mercan Yıldızları, onlara büyümeleri için yer sağlayan güçlü ve dengeli bir platform” dedi.

Sheba tarafında yapılan açıklamada ise “Google Earth’te görülebilen resif, H-O-P-E (umut) kelimesini hecelemek için inşa edildi ve dünyaya yaşamımız boyunca nasıl olumlu bir değişiklik yapabileceğimizi gösteren bir semboldür” ifadeleri kullandı.

İki resifte kullanıldı

Diğer taraftan, Gordon ve meslektaşları, dünyanın dört bir yanındaki bilim insanlarıyla işbirliği yaptıkları ve yerel topluluklarla bağlar kurdukları Endonezya’da 13 yıldır proje üzerinde çalıştıklarını ve 2029 yılına kadar tüm resifin yeniden büyümesini umduklarını söyledi.

Gordon, Mercan Yıldızları’nı Büyük Set Resifi’nde yer alan iki resifte (Moore Reef ve Green Island) kullandıklarını belirtti.

1625 balık türüne ev sahipliği yapıyor

Büyük Set Resifi, birbirinden ayrı 2 bin 900 resif ve 900 adadan oluşuyor ve 344 bin 400 kilometre alanı ile dünyanın en büyük resif sistemi olarak kabul ediliyor.

Bununla birlikte, zengin bir biyoçeşitliğe sahip resif sistemi, Çin Seddi’nden daha büyük olmasının yanı sıra, yaklaşık bin 625 balık türüne, 3 bin yumuşakçaya ve 30 farklı balina ve yunus türüne de ev sahipliği yapıyor.

İklim değişikliği etkisi

Araştırmalar, Büyük Set Resifi’nin yüzde 99’unun iklim değişikliği nedeniyle yakında yok olabileceğini gösteriyor. Avustralya Bilim Akademisi 1,5 derecelik ısınma devam ederse, dünyanın en büyük mercan resif sisteminin sonunda yok olacağını ortaya koydu.

Bilim insanları doğa harikasının küçülmesini daha önce bekliyorlardı, fakat söz konusu sıcaklık artışı gerçekleşirse, resifin sadece yüzde biri kalacak.

Mercan ağarması diye tabir edilen durum, mercanların küresel ısınma karşısında okyanus sularının aşırı ısınması ile meydana geliyor. Su çok sıcak olduğunda, mercanlar dokularında yaşayan algleri (zooxanthellae) dışarı atarak resifin tamamen beyazlamasına neden oluyor.

Mercanlar ağardıktan sonra hayatta kalabiliyor, ancak bu onların stres altında olduğunu gösteriyor ve toparlanmaları onlarca yıl sürüyor. Suyun ısınması önlenemediğinde ise ölüm gerçekleşiyor.

 

Sabah Gazetesi, CHP’li Aykut Erdoğdu’nun WhatsApp yazışmalarını yayınladı

Erhan Öztürk‘ün imzasıyla yayımlanan “CHP’li Aykut Erdoğdu CHP’li belediyeleri haraca bağlamış! Yazışmaları ortaya çıktı” başlıklı haberinde,  Erdoğdu’nun, eski Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü‘ye yazdığı mesajları yayınlayan gazete, Erdoğdu’ya da sorular yöneltti.

Erdoğdu: Devlet eliyle bizi dinlediklerini açık ettiler

Twitter’dan konuyla ilgili açıklama yapan Aykut Erdoğdu, “Bankalar tarafından takibe düşmem aileme karşı beni çok zor durumda bırakabilirdi… Sabah’ın haber yaptığı Whatsapp mesajları söz verip sözünü tutmayan veya tutamayan Belediye Başkanı ile olan yazışmalarımdır…” açıklamasını yaptı.

ATV, Sabah ve A Haber‘in kendisiyle ilgili ilk defa doğru bir haber yaptığını belirten CHP’li vekil, “Çünkü ilk defa devlet eliyle evlerimize, telefonlarımıza, WhatsApp mesajlarımıza kadar takip ettiklerini açık ettiler…” dedi.

Telefon kayıtlarının izlendiği ve dinlendiği için dava açacağını ifade eden Erdoğdu, “Bu suç örgütü yaptıklarının yanına kar kalacağını düşünmesin… Suç örgütüne yol açılmasın…” ifadelerini kullandı.

‘Şantaj yapıyorlar’ dedi, hakkında soruşturma açıldı

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, ATV ve Sabah grubundan muhabirlerin, kadın arkadaşlarını arayarak kendisine şantaj yaptıklarını söylemişti.

Erdoğdu, dinlendiğini, takip ve tehdit edildiğini belirterek; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a yönelik “Bu yazdıklarımın doğrudan ilk muhatabı Erdoğan’dır. Diğer siyasi yöneticiler cürümleri kadar üzerlerine alınsınlar. Siz milyonlarca insanı mağdur eden ve vicdanın kırıntısı bile olmayan bu canavar düzenin kurucusunuz… Siz bu suç örgütünün bir numarasısınız…” ifadelerini kullanmıştı. Cumhurbaşkanının avukatlarının suç duyurusu üzerine hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten soruşturma başlatılmış, Erdoğan da 250 bin TL’lik tazminat davası açmıştı.

 

Mafya lideri Sedat Peker’den ikinci video: Ağar ailesi tecavüz ve cinayeti örtbas etti

Suç örgütü lideri Sedat Peker, kendisine yönelik operasyonlar sonrası çektiği videoda Şahsıma yapılan kanunsuzlukların taşeronu Mehmet Ağar ve Pelikancılardır” diyerek yeni videolar çekeceğini belirtmişti. Mehmet Ağar ve Pelikancıların gerçek yüzü” başlığıyla yayınladığı ikinci videoda Peker, eski Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar‘ın oğlunu tecavüzle suçlayan bir kadının şüpheli ölümünü örtbas ettiklerini söyledi.

Kendisine yönelik yapılan operasyonların şifreleri olduğunu öne süren suç örgütü lideri, “Ben aklımı tatile yolladım, aslanın inine giriyorsan parçalanmayı göze alacaksın. Her şeyi anlatacağım, madem öyle hepimiz bilelim. Her şeyi anlatacağım, içime dert oldu” dedi.

Suçu, şoföre yıktılar’

Peker, şunları söyledi:

Nusret diye bir kardeşimiz var etçi. Konunun diğer kahramanı Mehmet Ağar Bey’in oğlu Tolga Ağar. Yanında kız arkadaşı, Emir Sarıgül’ün evine geliyorlar Beykoz Konakları’nda. Onun bir alt sokağında da Mehmet Ağar Bey’in evi var. Ağar’ın yanında da Sezgin Baran Korkmaz var. Sarıgül’ün evinde birlikte kokain içiyorlar. Tolga Ağar Nusret’e telefon ediyor, ‘Akıllı ol’ diyor. Nusret de küfür etmeye başlıyor. Ardından Tolga Ağar öfkelenerek ateş ediyor. Sesi duyan Mustafa Sarıgül ve Sezgin Baran Korkmaz yukarı geliyorlar. Sarıgül ‘Gereğini yapın’ diyor. O gün orada ayrıca İl Emniyet Müdür Yardımcısı Cevdet Hürol var. Sururi Saydam, Beykoz’dan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı. Sunay Balıklıkaya, C Bölge Müdürü, şu an emekli. Bu müdürlerimiz de orada. İl Emniyet Müdürü işlem yapacağız diyor. Mehmet Ağar ve Tolga Ağar engelliyor. Sonucunda Emir Sarıgül’ün şoförüne tek el ateş ettiriliyor ve arkadaş cezaevine gidiyor.

Tolga Ağar’ı şikayet eden kişi ölü bulundu

Tolga Ağar’ın bir kız arkadaşı var Kırgız ya da Kazak uyruklu. Kızcağız jandarmaya gidiyor, Tolga Ağar bana tecavüz etti diye. Kız şikayet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Orada bir garipcağız öldü, herkes biliyor kimse sesini açmıyor.”

Elazığ‘da yayın yapan Kanal 23 Televizyonu‘nda program sunuculuğu görevi üstlenen Kazakistan uyruklu üniversite öğrencisi Yeldana Kaharman, ev arkadaşı tarafından mutfakta cansız bulunmuştu. Kaharman’ın AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar ile röportaj yapmak için evine gittikten bir gün sonra ölü bulunması nedeniyle bazı iddialar gündeme gelmiş; ölümünden önce tecavüze uğradığı iddia edilmişti. 

Medyaya yansıyan olayla ilgili Ekşi Sözlük’te 11 Şubat 2020’de açılan başlığa ve  Birgün’ün  22 Şubat 2020’deki haberine erişim engeli getirilmiş; erişim engellerine ilişkin yapılan haberler de engellenmişti.

Sedat Peker videoda, uyuşturucu ticaretinin başındaki kişinin Mehmet Ağar olduğunu da iddia etti.

Sedat Peker

Organize suç örgütü şefi Sedat Peker, birçok siyasetçiyi hedef almış, Barış Akademisyenleri’ni “kan banyosu yaptıracağız” diye tehdit etmişti. Halen yurt dışında bulunan Peker ve adamlarına yönelik nisan ayında düzenlenen operasyonda, İstanbul’daki evi aranmış, 10 kişi tutuklanmıştı. Sedat Peker, organize suç örgütü kurmaktan aranıyor.

Pelikan Grubu

Kamuoyunun ilk olarak 1 Mayıs 2016’da adını duyduğu Pelikan grubu, o dönem Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’na karşı sert ifadelerin yer aldığı ‘Pelikan Bildirisi’ni yayınlamıştı. ‘Pelikan Darbesi’ olarak da anılan bildirinin yayımlanmasından günler sonra Davutoğlu istifa etmişti. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yakın olduğu belirtilen grup, partililer tarafından da AKP içinde ‘operasyon düzenlemekle’ suçlanıyor. 

 

 

 

WhatsApp için süre doluyor: Sözleşmeyi kabul etmeyenlerin hesabı silinecek

Facebook tarafından satın alınan WhatsApp‘ın gizlilik sözleşmesini kabul etmeleri için kullanıcılara tanıdığı süre 15 Mayıs tarihinde sona eriyor. Bu süreye kadar yeni gizlilik sözleşmesini kabul etmeyenlerin hesapları kademeli olarak silinecek.

Platform daha önce yeni sözleşmeyi tanıtmış ve kullanıcılara 8 Şubat tarihine kadar süre vermişti. Gelen tepkiler ve birçok kişinin alternatif mesajlaşma uygulamalarına yönelmesinin ardından süre 15 Mayıs tarihine uzatılmıştı.

Sözleşmede ne yazıyor?

  • Altyapının ve dağıtım sistemlerinin iyileştirilmesine yardımcı olmak,
  • Hizmetlerimizin veya onların hizmetlerinin nasıl kullanıldığını anlamak,
  • Facebook Şirketi Ürünleri genelinde emniyeti, güvenliği ve bütünlüğü artırmak; örneğin sistemleri güvence altına almak ve spam, tehditler, kötüye kullanım veya ihlal faaliyetleriyle mücadele etmek,
  • Onların hizmetlerini ve sizin bunları kullanma deneyiminizi iyileştirmek, örneğin sizin için önerilerde bulunmak (ör. arkadaşlar, grup bağlantıları veya ilginç içeriklerle ilgili öneriler),özellikleri ve içeriği kişiselleştirmek, satın alımları ve işlemleri tamamlamanıza yardımcı olmak ve Facebook Şirketi Ürünleri genelinde ilgili teklifler ve reklamlar göstermek,
  • WhatsApp deneyimlerinizi diğer Facebook Şirketi Ürünleri ile birleştirmenizi sağlayan entegrasyonlar sağlamak. Örneğin, WhatsApp’ta satın aldıklarınız için ödeme yapmak üzere Facebook Pay hesabınızı bağlamanıza imkan vermek veya WhatsApp hesabınızı bağlayarak arkadaşlarınızla Portal gibi diğer Facebook Şirketi Ürünleri üzerinden sohbet etmenize olanak sağlamak.

Sözleşme onaylanmazsa ne olacak?

  • WhatsApp’ın Şubat ayında aktardıklarına göre veri ilkelerini onaylamayan kullanıcılar 15 Mayıs’tan sonra uygulamaya giremeyecek.
  • WhatsApp’ın yeni gizlilik sözleşmesini 15 Mayıs’a kadar kabul etmeyen hesaplar birkaç gün boyunca hesaplarına gelen mesaj ve aramaları bildirim olarak görebilecek ancak uygulamayı bunları okumak ya da yanıtlamak için kullanamayacak.
  • Sözleşmeyi onaylamayan hesaplar 120 gün boyunca ‘pasif’ olacak ve bu süre zarfında söz konusu kullanıcılara yeni sözleşmeyi geri dönüp kabul etme şansı sunulacak.
  • 120 gün sonunda kullanıcı sözleşmeyi kabul etmezse yani hesap yeniden aktif edilmezse otomatik olarak silinecek. Başka bir deyişle bu kullanıcılar WhatsApp hesaplarını kaybedecek.

ABD, koronavirüs aşılarının patentlerinin askıya alınmasını talep etti

ABD‘de Joe Biden yönetimi, dünyada birçok ülke aşılanma sürecinde takılırken koronavirüs aşılarının patentlerinin geçici olarak dondurulmasına destek verdi.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai, “Bu küresel bir sağlık krizi ve Covid-19 pandemisinin getirdiği olağanüstü koşullar olağanüstü önlemler gerektiriyor” dedi.

ABD hükümetinin telif haklarının koruma altında olması ilkesine inandığını dile getiren Tai, “bu pandeminin sona erdirilmesi adına”, Dünya Ticaret Örgütü‘nde istisnai bir düzenleme için girişimlerde bulunacaklarını ifade etti.

“Hükümetin hedefi, olabildiğince çok sayıda kişiye, en hızlı biçimde güvenli ve etkili aşı tedarik etmek” diyen Ticaret Temsilcisi; bu konuda mutabakata varmak gerektiği için müzakerelerin zaman alabileceğini ifade etti.

ABD, örgüt içinde fikri mülkiyet haklarına kısıtlama getirilmesi teklifine mesafeli duran ülkelerden biriydi. Teklif, aşıların yapımıyla ilgili gizli tutulan bilgilerin açılmasını öngörüyor ve bu sayede dünya çapında aşı üretiminin ciddi oranda hızlanması bekleniyor.

Beyaz Saray’ın desteği, patentlerin korumasının kaldırılacağının garantisini vermiyor. Avrupa Birliği, henüz fikri mülkiyet haklarına kısıtlama getirilmesine destek vermiyor. Bu yönde bir karar alınabilmesi için uluslararası fikir birliği gerekiyor.

DSÖ Direktörü: Tarihi bir karar

ABD’nin çıkışından büyük mutluluk duyduğunu belirten Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Washington’un telif haklarının askıya alınmasını destekleyen tavrının “Zor bir zamanda tüm insanların esenliğini önceleyen tarihi bir karar” olduğunu dile getirdi. Bunun aşı adaletinin sağlanması yönünde atılmış bir adım olduğunu belirten Ghebreyesus, twitter hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’nin liderliğini överek, “Bu Covid-19’a karşı mücadelede muazzam bir an” dedi.

‘Sırada AB var’

İnsan Hakları İzleme Örgütü‘nün (Human Rights Watch) Avrupa Medya Sorumlusu Andrew Stroehlein de Katherine Tai’in açıklamalarının ardından Twitter hesabından yayınladığı mesajında, Biden yönetiminin tarihin doğru tarafında yer aldığını ve Avustralya’nın da aynı yolda olduğunu belirterek, şimdi sıranın İngiltere, Japonya ve AB‘de olduğunu söyledi.

Stroehlein, AB’nin “İnsan hayatını, ilaç şirketlerinin karından daha fazla önemsemesi gerektiğini” dile getirdi.

Merkezi başta ABD olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede olan çok sayıda ilaç şirketi şu ana dek patent haklarından vazgeçmeyi kabul etmiş değil.  Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu (IFPMA) da ABD’nin kararını “hayal kırıklığı” olarak nitelendirdi.

22 ilde tarımsal kuraklık yaşanıyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, nisan ayı sonu itibariyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi‘nin bazı illeri olmak üzere toplam 22 ilde tarımsal kuraklık yaşandığını duyurdu.

Bayraktar yaptığı yazılı açıklamada Türkiye Ziraat Odaları Birliği 2020-2021 Tarımsal Üretim Dönemi Kuraklık Risk Tahmin Raporu‘nu değerlendirdi. Çiftçilerin ürettikleri ürünlerin bu yıl da çeşitli afetlere maruz kaldığını belirten Bayraktar, kayıplar yaşandığını ve yaşanmaya devam ettiğini söyledi.

Yağışlar yüzde 23,6 azaldı

DHA’nın aktardığına göre Bayraktar, “Kaydedilen yağışlar normaline göre yüzde 23,6, geçen yıla göre yüzde 18,6 azalmıştır. Bu yıl üretim sezonunun başından itibaren yağışların yetersiz olması meteorolojik kuraklığa neden olmuştur. Gelinen son durum değerlendirildiğinde mayıs ayında ise, bazı illerimizde tarımsal kuraklığa kadar ilerlediği görülmüştür. Bu durum kış aylarının kurak geçmesine neden olmuştur ve ekimi yapılan hububat, baklagil ve bazı yem bitkileri ekilişlerinin gelişimini olumsuz etkilemiştir” bilgisini paylaştı.

Fotoğraf: DHA Arşiv

‘Buğday, arpa, mercimek stresten dolayı kurudu’

Yağış düşüklüğünün en belirgin hissedildiği bölgenin Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğunu ifade eden Bayraktar, “Güneydoğu Anadolu Bölgesi, 2020 yılı verilerine göre ülkemiz buğday üretiminin yaklaşık yüzde 20,7’sini ve arpa üretiminin yüzde 12,6’sını gerçekleştirmiştir. Nisan ayında bölgede havalar ısınınca mutlak yağışa dayalı buğday, arpa ve mercimek stresten dolayı kurumuştur” dedi.

Bayraktar, bu bölgede rekoltede yüzde 20 ile yüzde 90 arasında değişen oranlarda kayıp beklendiğini, mayıs ayında gerçekleşecek yağışların bu kaybın etkisini azaltmada yeterli olmayacağını söyledi.

‘Lodos toprağın nemini düşürdü’

Ülkemizde buğday üretiminin yaklaşık yüzde 32’sini, arpa üretiminin yüzde 53’ünü gerçekleştiren İç Anadolu bölgesinin toplam 201,5 milimetre yağış aldığını aktaran Bayraktar, “Yağışlar normaline göre yüzde 30,7, bir önceki yıla göre yüzde 20,3 azaldı. Ayrıca, bölgede barajların su durumu da yetersizdir” dedi.

Bayraktar, İç Anadolu Bölgesi’nde bu yıl yaşanan diğer önemli sorunun Konya’da Lodos rüzgarlarının nisan ayında gerçekleşen yağışların etkisini azaltması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

Nisan ayında yağışlar yağmur şeklinde olmasına rağmen aşırı sıcak rüzgâr, toprak yüzeyini kurutmuştur. Ayrıca rüzgârla gelen çöl tozları bitkilerin üzerini kaplamıştır. Lodos toprağın nemini düşürmüş, mevcut karların hızla erimesine neden olmuş ve karın faydasını azaltmıştır.”

Bayraktar, “Nisan ayı sonu itibariyle buğday rekoltesinde Konya’da yüzde 25, Sivas ve Aksaray illerinde yüzde 20 kayıp beklenmektedir. İç Anadolu Bölgesi’nde hububatta kesin rekolte tespiti için mayıs ayı yağışları belirleyici olacaktır” ifadelerini kullandı.

Ege’de yazlık ekilişlerde su sıkıntısı

Buğday üretiminin yüzde 8,5’ini, arpa üretiminin yüzde 9,9’nu gerçekleştiren Ege Bölgesi’nde hububatta kuraklık yaşandığını ifade eden Bayraktar, “Ancak hidrolojik kuraklık nedeniyle yazlık ekilişlerinde su sıkıntısı yaşanmaktadır. Bahar yağışları yeterli gibi gözükse de barajlardaki su yetersizliği tehlikeli boyuttadır” dedi.

Bayraktar, “Ancak, Denizli istisnai olarak yağış düşüşünün belirgin hissedildiği ilimiz olmuştur. Ege Bölgesi, mart ayında 82 milimetre, nisan ayında ise 36,1 milimetre yağış almıştır” bilgisini paylaştı.

‘2 milyon ton rekolte kaybı bekleniyor’

Doğu Anadolu’da kuraklığın yem bitkileri ve meraları etkileyeceğini, hayvansal üretimin düşmesine neden olacağını kaydeden Bayraktar, “Doğu Anadolu Bölgesi’nde hububatta kesin rekolte tespiti için mayıs ve haziran ayları yağışları belirleyici olacaktır. Buğday, arpa ve kırmızı mercimekte yaşanan verim kaybı mayıs ayında yağışların yeterli olmaması durumunda daha da artacaktır” ifadelerini kullandı.

Kuraklık yaşanan bu illerde geçen yıl buğday rekoltesine göre toplam 2 milyon ton rekolte kaybı beklendiğini dile getiren Bayraktar “Kurak geçen nisan ayının ardından mayıs ayının ilk haftasında beklenen yağışın düşmediği görüldüğünde önümüzdeki süreçte kaydedilecek yağışların özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hububat ve mercimek üretimine faydası olmayacaktır. Diğer taraftan mayıs ayı boyunca yağışların normaller düzeyinde olmaması durumunda İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde kayıp artacaktır”dedi.