Ana Sayfa Blog Sayfa 1363

Sıfır emisyona giden yolda Pasif Evler önem taşıyor

Çevre, ülke ekonomisi ve bireysel kazanım özelinde büyük bir öneme sahip olan “Sıfır Enerji Binalar”, bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Sıfır Enerji Binalar Sanal Forumu ZeroBuild Türkiye’21’de, uluslararası konuşmacılar ve tüm ilgili paydaşların katılımı ile ele alınacak.

22-26 Eylül tarihleri arasında dijital ortamda gerçekleştirilecek etkinliğin üçüncü günü ise Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV) Günü olarak planlandı.

Pasif Ev örnekleri konuşulacak

24 Eylül Cuma günü, ZeroBuild Türkiye’21 SEPEV Günü’nde yerli ve yabancı fikir önderleri ülkemizden ve dünyadan farklı bina tipolojilerinde Pasif Ev (PE) Sertifikası almış örnekleri ve PE Sertifikası almak üzere çalışmaları yürütülen yerel ve komşu ülke uygulamalarını paylaşacak.

Sağlıklı ve çevreci bina çözümleri

Yaşanılabilir bir çevre için enerji verimliliği ve enerji tasarrufu, ülkemiz ve dünyamız açısından büyük önem taşıyor. Veriler gösteriyor ki tükettiği enerjinin büyük bölümünü ithal eden ülkemizde bu enerjinin büyük bir kısmı binalar tarafından kullanılıyor ve artan nüfusa bağlı olarak gelişen şehirleşme ile her geçen gün bu enerji ihtiyacı daha da fazlalaşıyor.

Bu ihtiyaca yönelik en etkin çözümün de ısıtma, soğutma, aydınlatma ve diğer tüketimleri için çok düşük miktarda enerji ihtiyacı olan, bu ihtiyacını da tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayan Sıfır Enerji Binalar olduğu uzmanlar tarafından sıklıkla dile getiriliyor. Sıfır Enerji Binalara dönüşümde ‘Pasif Ev Binalar’ın rolü ise çok büyük.

‘Artık daha fazla gündemde’

Enerji verimliliği, sağlıklı bir çevre için konunun hem özel sektörün hem de kamunun ajandasında mutlaka yer alması gerektiğini vurgulayan ZeroBuild Türkiye’21 Genel Sekreteri Yasemin Somuncu, SEPEV Günü’nde ele alınacak konuların ana hatlarını şöyle ifade etti:

“Bütün dünyayı etkisi altına almış olan COVID-19’dan önce, iç ortam kalitesini önceliklendirmeyen tasarım ve inşaat süreçleri genel bir eğilim idi. Artık tıbbın, yapı biliminin ve iş dünyasının bir arada çalışmaya başlaması ile uzun yıllardır bilinen, bilimsel çalışmalar ve yoğun saha çalışmaları sonucunda oluşturulmuş standartlar ile yapılan binalar daha fazla gündemde olmaya başladı.”

ZeroBuild Türkiye’21 Genel Sekreteri Yasemin Somuncu

‘Türkiye’de de hayata geçirilmeli’

Sıfır Enerji Binaların bir gelecek projesi olmaktan öte, bugün için bir zorunluluk olduğunu belirten SEPEV Yönetim Kurulu Başkanı Seda Güleç, “Sıfır Enerji Binalar kavramı ile artık dramatik bir değişime tanık oluyoruz. Sıfır Enerji Binalardaki tüketim ve yük hedefleri ülke bazında farklılık gösterirken, bu kavrama en yakın durumda bulunan Pasif Ev Binalar evrensel prototipler olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Güleç açıklamasının devamında “Dünya genelinde konforlu, çevreci ve sağlıklı Pasif Ev binaların sayısı gittikçe çoğalırken, hiç olmadığı kadar çok sayıda mimar ve mühendisin projeleri için bu sürdürülebilir bina sertifikasına ulaşmayı hedeflediği görülmektedir. Sıfır Enerji Binalara ulaşmaya en yakın binalar olan ve her iklim koşulunda uygulanabilen Pasif Ev standartlarının Türkiye’nin her yerinde hayata geçirilebilmeleri için biz de “Right Now, GO! – Hemen Şimdi, Harekete Geç çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

SEPEV Yönetim Kurulu Başkanı Seda Güleç

Kimler yer alacak?

ZeroBuild Türkiye’21’in kurumsal destekçileri arasında da yer alan Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV) ile 24 Eylül 2021 tarihinde gerçekleştirilecek özel oturumların açılışında SEPEV Yönetim Kurulu Başkanı Seda Güleç, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin, IPHA Uluslararası Pasif Ev Enstitüsü Kıdemli Danışmanı Susanne Theumer ve IPHA Uluslararası Pasif Ev Enstitüsü Müdürü Giorgia Tzar konuşmacı olarak yer alacak.

“Right Now, GO! – Hemen Şimdi, Harekete Geç” sloganıyla bu yıl gerçekleştirilecek olan ZeroBuild Türkiye’21’in SEPEV Günü’nde açılışın ardından sırasıyla; “SEB Vaka Analizleri- Pasif Ev Sertifikalı Konut Örnekleri”, “SEB Vaka Analizleri- Pasif Ev Sertifikalı Okul Örnekleri”, “SEB Vaka Analizleri- Pasif Ev Sertifikalı Kamu Binaları Örnekleri”, “Pasif Ev Sertifikasyon Sürecinde Olan Türkiye’den ve Komşularından Bina Örnekleri” başlıklarında oturumlar gerçekleştirilecek.

22-26 Eylül’de

Yüzde 100 Sıfır Enerji Binalara dönüşümü desteklemek amacıyla kamu, özel sektör, akademisyenler, gazeteciler, inşaat malzemesi üreticileri, sivil toplum kuruluşları, üniversite öğrencileri, mimarlar, mühendisler, finansçılar, konut sakinleri, çevre gönüllüleri gibi birçok farklı kitleyi bu yıl da buluşturacak olan ZeroBuild Türkiye’21, 22-26 Eylül 2021 tarihleri arasında 5 gün boyunca dijital ortamda ve eş zamanlı simultane hizmeti ile gerçekleştirilecek.

ZeroBuild Türkiye’21 etkinliğine turkiye.zerobuild.org adresinden ücretsiz olarak kaydolunabiliyor. Foruma dair tüm bilgilere web sitesinden ve @zerobuildTR / ZeroBuildTürkiye sosyal medya hesaplarından ulaşılabiliyor.

Velilerden ‘yüz yüze eğitim başlasın’ kampanyası

Öğrenci Veli Derneği (Veli Der), Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un okulların açılmasına ilişkin 6 Eylül tarihini açıklamasının ardından “Yüz yüze eğitim başlasın” kampanyası başlattı.

Yüz yüze eğitim için gerekli tedbirlerin bir an önce alınarak çocukların okula kavuşması çağrısında bulunan Veli-Der Başkanı Ömer Yılmaz şunları söyledi:

“Kaybedecek bir günümüz dahi yok! 6 Eylül’ de okulların açılmasına yalnızca 42 gün kaldı. Yüz yüze eğitimin başlamadığı, başlatılsa dahi alınmayan önlemler nedeniyle sürdürülemediği her gün çocuklarımızın hem akademik hem de sosyal, psikolojik gelişimleri açısından kayıpları daha da artıyor, eşitsizlikler daha da derinleşiyor. Çocuklarımızın umutlarını, hayallerini, ortak geleceğimizi kaybediyoruz.”

‘Bakanın sorumluluğu niyet etmek değil’

Eğitimden birinci derecede sorumlu olan ve kamu adına bütün planlamaları yapmaktan, tüm gereksinimleri karşılamaktan sorumlu olan Bakan Selçuk’un yüz yüze eğitim için yalnızca niyet, temenni ifade ettiğini söyleyen Yılmaz şu ifadeleri kullandı:

“MEB’in ve Milli Eğitim Bakanı’nın sorumluluğu niyet, temenni ifade etmek değil, okulların açılması ile ilgili gerekli tüm önlemlerin alındığı bilgisini kamuoyu ile paylaşmak ve yüz yüze eğitimin 6 Eylül’ de başlatılması için gerekli kararlılığı göstermektir. MEB eğitim ile ilgili kararlarda, yüz yüze eğitimde toplumsal uzlaşıyı esas almak zorundadır. Okul okul yaşanılan sorunların, gereksinimlerin gerçek bilgisine sahip olan eğitimciler ve biz velileriz. Eğitimle ilgili atılacak adımlarda, yüz yüze eğitimde biz velilerin, bilim insanlarının, eğitim emekçilerinin söz ve karar süreci esas alınmalıdır. Türkiye OECD ülkeleri arasında salgının ilk yılında okulların en uzun süre kapalı kaldığı ikinci ülke oldu. Artık bir günü dahi kaybetmeye tahammülümüzün kalmadığı noktadayız. Kamusal eğitim ayrıcalık değil haktır ve aslolan çocuklarımızın üstün yararıdır.”

‘Kayıp nesil istemiyoruz’

Veli-Der olarak bugünden (26 Temmuz) itibaren “Yüz yüze eğitim başlasın” kampanyası başlattıklarını kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu:

“Yüz yüze eğitim için Öğrenci Veli Derneği (Veli Der) olarak gün gün sürecin takipçisiyiz. Hiçbir veli, hiçbir çocuğumuz kendini yalnız hissetmesin. Tüm velileri Veli -Der Genel Merkezi ve şubelerimizle iletişime geçmeye, çocuklarımızın eğitim hakkı için, yüz yüze eğitim için sesimize ses katmaya çağırıyoruz. Kayıp nesil istemiyoruz. Hayat okulda, derste, yüz yüze eğitimde… Eğitim gelecektir, haktır ve “uzaktan” olmaz. Geleceğimiz için, yüz yüze eğitim için gün sayıyoruz. Yüz yüze eğitimin başlaması ve sürdürülebilmesi için Veli -Der olarak tüm demokratik haklarımızı kullanacağız.”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bugün Mersin’de bir etkinlik sırasında gazetecilerin sorularına verdiği yanıtta şunları söylemişti:

“Bizim şu andaki bakış açımız, tamamen okulların 6 Eylül’de açılmasıyla ilgili. Bununla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı olarak her türlü görevi, vazifeyi yerine getiriyoruz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Biraz önce ifade ettiğim gibi toplumumuzdan beklentimiz de her bir ferdimizden beklentimiz buna destek olmak yönündedir. Biz şu anda ‘acaba vesaire…’ bu konularla ilgili bir değerlendirme yapmıyoruz. Sadece odak noktamız okulların açılması.”

Boğaziçi akademisyenleri görevden alınan Can Candan için oturma eylemi başlattı

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, Melih Bulu‘nun rektör olarak atanmasının ardından başlattıkları direnişin 30’uncu haftasında da gene sırtlarını 134’üncü kez rektörlük binasına döndü.

“Demokratik bir üniversite yönetimi” talebiyle protesto gerçekleştiren akademisyenler, eylemlere fotoğraf ve videoları ile destek olan ve bu sebeple dersleri sonlandırılan Akademisyen Can Candan‘ın fotoğraflarını taşıdı.

Fotoğrafları Rektörlük binasının kapısına yapıştıran öğretim üyeleri sonrasında oturma eylemi başlattı.

Fotoğraf: Boğaziçi Direnişi

Neler yaşandı?

Melih Bulu’nun rektörlüğünün Cumhurbaşkanı kararnamesi ile sonlandırılmasının ardından vekaleten yerine gelen Prof. Dr. Naci İnci’nin ilk icraatlerinden biri belgeselci ve akademisyen Can Candan’ın görevine son vermek olmuştu.

Candan bu haberi 16 Temmuz tarihinde “Naci İnci, bugün bana 2007’den bu yana öğretim görevlisi olarak çalıştığım Boğaziçi’ndeki görevime, ders verdiğim bölüm ve fakültenin görüşü alınmadan ‘vekaleten’ son verdiğine dair bir yazı göndermiş” ifadeleriyle duyurmuştu.

Fotoğraf: Boğaziçi Direnişi

Dünya çapında 319 akademisyenden çağrı

Karara Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin yanında uluslararası camiadan da büyük bir tepki gelmişti. ABD, Kanada, Meksika, Britanya, Almanya, Avusturya, Portekiz, İsviçre ve İsveç gibi 19 ülkeden 319 belgesel sinemacı ve akademisyen, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne, Boğaziçi Üniversitesi Senatosuna ve YÖK başkanlığına hitaben bir mektup kaleme aldı.

Mektupta, akademik özgürlük ve özerklik için mücadele eden Can Candan’ın dünya çapında belgeselleri ve akademik çalışmaları ile tanınan bir isim olduğuna vurgu yapıldı.

Can Candan’ın görevden alınmasının sebebinin Boğaziçi Üniversitesi’nde altı aydan uzun süredir devam eden akademik özgürlük ve özerklik mücadelesini belgelemesi olduğu belirtilen açıklamada Can Candan’ın görevine iade edilmesi talep edildi.

 

İtalya’nın Sardunya Adası’nda yangın: Benzeri görülmemiş bir felaket

İtalya’nın Sardunya Adası‘nda meydan gelen yangın sebebiyle 10 bin hektarlık alanın alevler içinde kaldığı, yaklaşık bin 500 kişinin de adadan tahliye edildiği bildirildi.

Sardunya Valisi Christian Solinas yaşananlarla ilgili, “benzeri görülmemiş bir felaket” ifadesini kullanırken, birkaç evin kül olduğunu ve hayvanların hayatını kaybettiğini de sözlerine ekledi.

İtalya İtfaiye Departmanı’ndan açıklama

Yangına Afrika’dan gelen bir sıcak hava dalgasının neden olduğu kaydedilirken, İtalya İtfaiye Departmanı tarafından yangınla ilgili bir açıklama yapıldı.

Açıklamada, Sardunya Adası’nın batı iç bölgesinde birkaç evin hasar gördüğü ve Sardunya’nın Montiferru bölgesi civarında 10 bin hektar arazinin alevlere teslim olduğu belirtildi.

Merkezi hükümete çağrı

Yangına itfaiye ekipleriyle birlikte İtalya Orman Teşkilatı, Sivil Savunma Departmanı ve gönüllüler yaklaşık 24 saat boyunca müdahale etti. Yaklaşık 7 bin 500 kişi, yedi özel uçak ve 13 helikopter söndürme çalışmalarına katıldı.

Sardunya Valisi Christian Solinas bölgede olağanüstü hal ilan edildiğini kaydetti ve merkezi hükümete “hasarı onarmak ve etkilenen topluluklara yardımcı olmak için acil mali destek” çağrısında bulundu.

[İkizköylüler anlatıyor] Aytaç Yakar: Lanet olasıca kara kömür aldı evimi

İkizköy’ün Işıkdere Mahallesi’nde oturuyordum. Lanet olasıca kara kömür aldı evimi. Oradan kalkıp buraya geleli üç sene oldu. Buraya geldikten altı ay sonra yine ihtarname geldi. Boşaltın evlerinizi diye. Madem burayı da alacaktınız, madem burası kömür sahası içindeydi de neden bizi buraya getirdiniz?

Bu sözler Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan İkizköy’de yaşayan Aytaç Yakar’a ait. Kendisi hayatının büyük bir bölümünü İkizköy’e bağlı Işıkdere Mahallesi’nde geçirdi.

2018 yılında mahalleye kaymakam ve muhtar eşliğinde gelen şirket çalışanları, Yeniköy-Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlaması amacıyla açılacak linyit kömür madeni için evlerini satmalarını istedi.

Arazilerini satmak dışında kendilerine bir seçenek sunulmayan köylüler evlerini sattı. Köylülerin bir kısmı farklı ilçelere göç ederken hayatını apartman dairesinde geçirmek istemeyen Aytaç Yakar ve ailesi boşaltılan köyün birkaç yüz metre ötesinde kendilerine yeni bir ev inşa etti.

Fotoğraf: Elif Ünal

‘Evi kredi çekip yaptırabildim’

“Biz orayı verdiğimizde bize kandırmaca yaptılar. Yoldan 50 metre aşağıda arsanız varsa oraya gidebilirsiniz dediler” diyen Yaşar, köydeki arazileri için dönüm başına 10 bin lira aldıklarını anlattı.

Verdikleri paranın da yeni evini yapmaya yetmediğini belirten Yaşar, “35 bin lira kredi çektim. Karşılığında 65 bin lira borçlandım. Hala ödüyorum, dört senesi kaldı” dedi.

Ancak maden sahasının genişletilmek istenmesiyle birlikte şu anda yeniden borç ile kurdukları evlerden çıkmaları isteniyor. Aytaç Yakar ise “Daha nereye gitmemizi istiyorsunuz?” sorusunu soruyor.

Fotoğraf: Elif Ünal

Madenci sponsorluğunda arkeoloji çalışmaları

Maden için boşaltılan Işıkdere Mahallesi ise şu anda bir harabe. Birçok ev dinamitlerle patlatıldı. Ancak maden çalışmaları başlayacakken köyde Bizans dönemine ait tarihi eserler ortaya çıktı.

Milas Müze Müdürlüğü tarafından madeni işletmek isteyen Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi (YK Enerji) sponsorluğunda gerçekleşen kazılar sonucunda çıkarılan eserler doğrudan Ören Mahallesi‘ndeki Arkeopark Alanı‘na taşınıyor.

Kazı alanında şu ana kadar Erken Tunç, Geç Geometrik, Arkaik, Klasik, Helenistik, Erken Roma, Doğu Roma dönemlerine ait farklı tiplerde 74 mezar, iki zeytinyağı ve şarap işliği ile iki konut tabanına ulaşıldı. Kazıların tamamlanmasının ardından ise madene devam edilmek isteniyor.

Maden için boşaltılan Işıkdere Mahallesi

‘Köyümüz artık yok’

Torunlarının bayramda kendisini ziyarete geldiğini söyleyen Aytaç Yakar, torunlarının oyun oynamak için yıkılan Işıkdere Mahallesi’ne gitmek istediğini anlattı:

Dediler ki ‘ananem burada gölge yok, yeşillik yok hadi köyümüze gidelim’. ‘Nereye gideceğiz?’ dedim. ‘Işıkdere mahallesine köyümüze gidelim’ dedi. ‘Napacağız çocuğum orada?’ dedim. ‘Cevizin dibinde salıncak kuracağız. Ben sallanacağım, sen sallayacaksın’ dedi. Ben ağladım o zaman. ‘Yok, çocuğum yedi kat alta indiler zaten nereden göreceksin evi?’

Evini bırakmak istemiyor

Aytaç Yakar şu anda bir yandan borçlarını ödemeye bir yandan da bahçesinde yetiştirdiği sebzelerle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Tek isteği ise yeni evini de bırakıp gitmek zorunda kalmamak.

Bu yüzden evinin karşısındaki Akbelen Ormanı’nın maden sahası için kesilmek istenmesine karşı bölge halkı tarafından başlatılan çadır nöbetine destek oluyor. Sabahları oradaki kişiler için “akıtma” isimli ekmeklerden hazırlıyor, bahçesindeki domatesleri de nöbet tutan kişilerle paylaşıyor.

Fotoğraf: Elif Ünal

Maden için kesilmek isteniyor

Akbelen Ormanı yaklaşık iki yıldır Orman Genel Müdürlüğü tarafından kesilmek isteniyor. 2019 yılındaki ilk girişimde idare tarafından alanın endüstriyel plantasyon olduğu söylenmiş; ancak İkizköylülerin ısrarlı eylemleri sonucu, orman kesim programından çıkarılmıştı.

Bu yıl başlatılan kesim çalışmalarının dayanağı olarak ise Kasım 2020 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı tarafından bizzat imzalanmış ve 740 dönümlük ormanlık alanda YK Enerji’ye kömür madeni işletme izni veren bir karar olduğu ortaya çıkmıştı.

Bilirkişi incelemesi 30 Temmuz’da

YK Enerji’ye tahsis kararının iptal edilmesi için Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne açılan bir dava bulunuyor. Davanın bilirkişi heyeti incelemesi ise 30 Temmuz Cuma günü yapılacak.

Ancak davanın sonucu beklenmeden orman kesimine başlanmasını protesto eden halk Akbelen Ormanı girişinde çadır nöbeti başlattı.

Fotoğraf: Elif Ünal

‘Akbelen Ormanı son durak’

“Akbelen Ormanı son durak” diyen Yaşar, eğer buradaki orman maden için kesilirse kendilerine yaşayacak hiçbir yer kalmayacağını şu sözlerle anlattı:

Elimizden topraklarımızı, canımızı aldılar. Bizim yaşam alanımızı aldılar. Biz dokuzuncu katlarda yaşayamayız. Biz toprak çocuğuyuz. Biz köy çocuğuyuz. Yörüğüz. Biz temiz hava solumadıktan, toprak işlemedikten sonra yaşayamayız. Bu yüzden burayı vermek istemiyoruz.

CHP’li İlgezdi: Harbiye‘deki İstanbul Radyosu ya otel ya Cumhurbaşkanı ofisi yapılacak

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, depreme dayanıksız olduğu iddiasıyla boşaltılan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu‘na (TRT) ait Ulus Yerleşkesi ve Harbiye‘deki İstanbul Radyosu‘nun Cumhurbaşkanlığına tahsis edileceğini ya da otel olması için özelleştirileceğini ifade etti.

CHP’li İlgezdi, Meclise Ulus Yerleşkesi ve İstanbul Radyosu’yla ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi vermişti.

İlgezdi’den açıklama

Soru önergesine “Personelin söz konusu binalarda istihdam edilemeyeceği anlaşıldığından Ayazağa semtinde bulunan ve iç donanımı daha önceden televizyon yayıncılığı için tasarlanmış olan taşınmaz, geçici süreyle kiralanmıştır” yanıtını alan Gamze Akkuş İlgezdi’nin “TRT, binalara tekrar dönecek mi?” sorusu ise yanıtsız bırakıldı.

Bunun üzerine bir açıklama yapan CHP’li İlgezdi, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Ortaköy binası da deprem bahanesiyle boşaltılmıştı sonra satılarak otel oldu. Soru önergemdeki ısrarlı sorulara rağmen verilmeyen yanıt, müzik tarihimizin en önemli binalarından Harbiye Radyoevi’nin de akıbetinin TRT Ortaköy binalarına döneceğini ortaya koyuyor. TRT aynı zamanda Çekmeköy’de bir yer aldı ve tüm birimleri buraya taşımak için hazırlık yapıyor. Ülkemizin müzik tarihinin en önemli binalarından Harbiye maalesef diğer önemli binalar gibi ya Cumhurbaşkanlığına tahsis edilecek ya da otel olması için özelleştirilecek.”

Arslantepe Höyüğü UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde

2014 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Geçici Listesine alınan höyüğe ilişkin geçen yıl açıklanması beklenen UNESCO kararı Covid-19 salgını nedeniyle gerekli toplantı ve çalışmaların yapılamaması gerekçesiyle geri bırakılmıştı.

Anadolu’nun en eski şehir devletlerinden

Geç Kalkolitik dönemden Demir Çağı’na kadar geçen tarihsel sürecin buluntularına rastlanan Arslantepe, Hititler’den Roma ve Bizans’a kadar pek çok medeniyetin izlerini de bünyesinde barındırıyor.

Kazı çalışmalarıyla Geç Hitit dönemine ait, girişinde aslan ve devrilmiş kral heykellerinin bulunduğu höyük, yağmur drenaj hattı gibi altyapısı bulunan kerpiçten sarayı ve 2 bini aşkın mühürle Anadolu‘nun en eski şehir devletlerinden birinin yapılarına sahip.

Duvarlarında siyasi gücün tasvir edildiği renkli figürler ve işlenmiş rölyef levhalarla erken devlet sisteminin izlerini de barındıran Arslantepe’de, Mezopotamya ile benzerlik gösteren çok sayıda çanak ve çömlek de kazılardan çıkan eserler arasında yer alıyor.

İtalya‘daki Roma La Sapienza Üniversitesi‘nden uzmanlar tarafından 1961’den bu yana kazı çalışması yapılan alanda, merkezi devlet sistemine geçişe tanıklık eden bulgular ortaya çıkarıldı. Bunlar arasında, kerpiç saray kompleksi, gıda dağıtımında kullanılan mühürleme sistemi ve dünyada bugüne kadar bulunabilmiş en eski kılıçlar bulunuyor.

 

Doğu Karadeniz’de aşırı yağış uyarısı: Dere kenarındaki evleri terk edin

Trabzon‘un doğusu ile Rize ve Artvin‘in kıyı kesimlerinde yarın (salı) ve çarşamba günü aşırı yağış bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan uyarı ile Orta ve Doğu Karadeniz illerinde şiddetli yağış beklendiği dile getirildi.

 AFAD da bölge için “Ani sel, su baskını, taşkın, heyelan, yıldırım, dolu gibi olumsuzluklara karşı tedbirli olun” uyarısı yaptı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nün duyurusuna göre, Doğu Karadeniz‘de görülecek sağanak ve gök gürültülü sağanak, salı sabah saatlerinden itibaren etkisini artıracak. Yağışın; Ordu, Giresun ve Trabzon’un batısında çok kuvvetli ve şiddetli (50-100 kilogram/metrekare), Trabzon’un doğusu, Rize ile Artvin’in kıyı kesimlerinde şiddetli ve yer yer aşırı (75-150 kilogram/metrekare) olacağı tahmin ediliyor.

Orhan Şen: Dere yataklarından yukarılara çıkın

CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, canlı yayında riskli illeri sıralayarak uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Şen, “Samsun’dan Artvin’e kadar olan bölgede yarın, bu gece yarısından itibaren kuvvetli yağış olasılığı gözüküyor. Dere yataklarında evleri olanların, evlerini terk edip yükseklere doğru çıkmaları lazım” dedi.

Şen şunları söyledi:

“Hem Avrupa‘da hem Avrupa’nın güneyinde bu tür olayların olacağını bekliyorduk ama bu kadar arka arkaya birer hafta aralıklarla sel, su baskını biraz sürpriz oldu aslında Doğu Karadeniz’de. Bir potansiyel enerji birikmesi var doğu Karadeniz üzerinde. Bu enerjinin sönmesi lazım. Onun için de gök gürültülü sağanak yağışları meydana getiriyor bu enerji. Dolayısıyla Samsun’dan Artvin’e kadar olan bölgede yarın, bu gece yarısından itibaren yani Çarşamba sabahına kadar kuvvetli yağış olasılığı gözüküyor.

‘Problem olacak gibi görünüyor’ 

“Komşumuzda bile var ama Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin bu bölgelerde biraz problem olacak gibi gözüküyor. Dere yataklarından yükseklere doğru çıkmaları lazım.

Trabzon, Artvin’de risk var. Toprak doymuş vaziyette suya. Geçirgenliği azaldı. Bu illerde sadece bir gün tehlike var. ”

Rize ve Artvin’de hasar büyük

Bu arada Rize ve Artvin’deki sel felaketinin bilançosu da netleşmeye başladı. Rize’de, 47 bina yıkıldı, 100’e yakın konut ağır hasar aldı, 125 bina boşaltıldı, 40’a yakın işyeri ve 100’e yakın da araç zarar gördü.

Artvin’de de bin 430 konut ve işyeri zarar gördü, 70’e yakın araç kullanılamaz hale geldi. Toplam zararın 200 milyon lirayı aşması bekleniyor. Bölgede sigortalılık oranı çok düşük olduğu için zararın sadece 25 milyon lirasını sigortacılar karşılayacak.

İki ildeki sel ve heyelanda altı kişi hayatını kaybetmişti. Rize’de iki, Artvin’de selde kaybolan bir kişiyi arama çalışmaları da sürüyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Rize’nin Güneysu ilçesinde sel ve heyelan yaşanan alanlarda incelemelerini bugün de sürdürdü. Hasar gören altyapı ve yollardaki çalışmaların şu an yüzde 95 oranında tamamlandığını söyleyen Karaismailoğlu, “Afetten etkilenen bölgelerde inşallah bu kalıcı projelerimizi de kısa zamanda bitirip normal hayata döneceğiz” açıklamasında bulundu.

Karaismailoğlu Meteoroloji’nin bölge için bu gece ve yarın için yoğun yağış uyarısına da değinerek, “Tedbirlerimizi almış durumdayız. İnşallah onu da önemli bir sıkıntı yaşamadan geçirmek için de bütün kurumlarımız teyakkuz halindeler. En kısa sürede bu afetin izlerini ortadan kaldıracağız” dedi.

 

Kıbrıs Cumhuriyeti: Bizi tanımayan ayrılıkçı biri pasaportumuza sahip olamaz

Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımayanların pasaport sahibi olamayacağını vurgulayıp, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Ersin Tatar‘ın da aralarında olduğu bazı yetkililerin AB pasaportlarını iptal etmeye hazırlandıklarını duyurdu.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu hamlesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Kapalı Maraş’ın statüsüne yönelik açıklamalarının ardından gerçekleşmesi “misilleme” olarak yorumlandı.

İkinci Maraş açılımına çok sayıda ülke tepki göstermişti.

‘Sadece Ersin Tatar değil, kapsamlı bir liste hazırladık’

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Bizim anayasamız, anayasal düzene bağlılığı ve ülkenin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü öngörüyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımayan ve kendi ayrı devleti olduğunu (KKTC) savunan ayrılıkçı biri pasaport sahibi olamaz. Sadece Ersin Tatar değil, kapsamlı bir liste hazırladık.

Liste bütün Kıbrıslı Türkleri içermiyor, işgal rejiminin (KKTC) mevcut şahsiyetleri ve yetkililerinden oluşan bir liste.”

Anastasiadis, KKTC’nin Maraş açılımının bugüne kadar müzakere ettikleri harita ve toprak paylaşımı başlığını da değiştireceği ve BM çerçevesindeki müzakerelere başlamak için KKTC’nin eşit egemenlik talebini de kabul etmeyeceğini söyledi.

‘Buyursun iptal etsin’

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise, bu hamleye yanıt olarak “Buyursun iptal etsin, Maraş açılımından ve KKTC’den asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Tatar, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla ilgili, “Geçmişte aldığım ve hiç kullanmadığım bir pasaport, mümkünse, iade ve iptal etmeye hazırım. Bana ay yıldızlı Türkiye ve KKTC pasaportları yeter” demişti.

Mersin’e günlük 45 bin araç geçiş garantisiyle yeni otoyol: Sözleşme Euro üzerinden

Mersin‘de, Çeşmeli-Erdemli-Silifke-Taşucu Otoyolu Projesi‘nin Çeşmeli-Kızkalesi Kesimi için 17 Ağustos’ta ihale yapılacak. Yap-işlet-devret modeliyle yapılacak otoyol için Kara Yolları Genel Müdürlüğü tarafından günlük 45 bin araç geçiş garantisi verileceği ortaya çıktı.

Sözcü Gazetesi yazarı Çiğdem Toker, projenin detaylarını paylaştığı yazısında, “Bütçe açığı yükselirken, iktidar, her biri ayrı kara deliğe dönüşen yap-işlet-devret projelerinden vazgeçmiyor” dedi.

Sözleşme süresi 16 yıl

Garantinin euro para birimiyle verildiğini belirten Toker şunları yazdı: “Sözleşmenin toplam süresi 16 yıl olarak planlanıyor. Bunun 3 yılı yapım, 13 yılı işletme süresi olacak. Diğer otoyol projelerinde olduğu gibi otoyol inşaatı, belirlenen süreden (3 yıl) önce bitirilirse artan süre, işletme süresine eklenecek. İşletme yılı otoyolun işletmeye açık olduğu her takvim yılını ifade edecek. Her bir işletme yılı, iki adet işletme yarıyılına bölünecek.”