Ana Sayfa Blog Sayfa 1362

Yine kuraklık ve oksijen yetersizliği: Konya’da binlerce balık öldü

Konya‘nın Akören ilçesindeki May Barajı’nı kuraklık vurdu. Sudaki oksijen miktarının düşüşü, barajdaki balıkların ölümüne neden oldu. Barajın kıyıları binlerce balık ölüsüyle kaplandı.

Ahmediye Mahallesi’nde sulama ve taşkını önleme amacıyla 1960 yılında yaptırılan May Barajı’ndaki sular, bu yıl Konya Ovası’nı etkisi altına alan meteorolojik kuraklık nedeniyle çekildi. Mahallenin muhtarı Hayrettin Altın, “Baraj suları, bu yılki şiddetli kuraklık nedeniyle erken çekildi. Sudaki oksijen dengesizliği nedeniyle balıkların ölümüne her yıl rastlayabiliyoruz” dedi.

Örneklerde yapılan ilk incelemelere göre, balık ölümleri dış etken kaynaklı değil. Ölümlerin baraj suyundaki alg patlaması, bununla birlikte oksijen miktarındaki ani düşüş nedeniyle yaşandığı kaydedildi. May Barajı’nın daha önce Devlet Su İşleri envanterinden de düşürüldüğü öğrenildi.

Muhtar Altın şöyle konuştu:

“Yetkililer geldi, sudan ve balık ölülerinden örnekler aldılar. Bu her yıl tekrarlanan bir şey. Bu yıl özellikle kuraklık ve az yağıştan dolayı su daha erken çekildi. Bu toplu ölümleri her yıl görüyoruz. Balık üretimi de yapılmıyor ama artık nereden geldiğini bilmiyoruz. Bizim de elimizden bir şey gelmiyor. Bu barajın yapılış amacı da sel sularını engellemek içindi. Fazla su olunca da sulama için kullanılıyordu. Su fazlaysa Alibeyhüyüğü Mahallesi kullanıyordu. Bu yılki kuraklık nedeniyle hiç kullanamadılar.”

Yetkililerse balık ölümlerinin oksijen yetersizliğinden olduğunu, bunun da suyun devridaim yapmamasından kaynaklandığını söyledi:

“Buradaki suyu besleyecek bir kaynak yok. Bunun için de yapacak bir şey yok. Bu barajın DSİ tarafından envanterden düşürüldüğü söyleniyor. Atıl bir baraj. DSİ tarafından çürük raporu verilmiş. Bu barajın yer altı sularına büyük etkisi var. Su geldiği zaman bu baraj yer altı suyunu besliyor. Su olmadığı zaman tarım arazisi olarak kullanıyoruz. Baraj suları çekilince burada tarım yapılıyor. Bu yıl nisan ayından itibaren ekim yapıldı.”

Expression Interrupted: Gazeteciler nefes alamıyor

Expression Interrupted Platformu tarafından hazırlanan İfade ve Basın Özgürlüğü Gündemi raporlarının ikincisi yayımlandı. Platform tarafından yürütülen dava takip ve açık kaynak bilgi takibi çalışmaları sonucunda elde edilen verilere dayanan rapor mayıs ve haziran aylarını kapsıyor.

Rapora göre, Türkiye’de cezaevindeki gazeteci sayısı düşmeye devam etse de, bir yandan baskıcı hükümet politikaları ve yasal mevzuat ile bağımsız hareket etmesi gereken Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve Basın İlan Kurumu (BİK) gibi medya düzenleme kurumlarının siyasileşen ve ayrımcı uygulamaları, bir yandan da hız kesmeden devam eden yargısal ihlaller basın ve daha geniş çerçevede ifade özgürlüğü ortamının bu iki aylık dönemde de kötüleşmesine yol açtı.

109 gazeteci yargılandı, dört gazeteciye hapis cezası 

Rapora konu dönemde, ocak ayından beri tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı muhabiri Mehmet Aslan ve Temmuz 2016’dan beri cezaevinde bulunan gazeteciler Cuma Ulus ile Erkan Acar’ın tahliyesiyle cezaevindeki gazeteci sayısı 65’e düştü. Bu rakam sene başında 87’ydi.

Ancak tutuklu gazeteci sayısı düşse de medya üzerindeki yargısal baskılar hafiflemedi. Rapora konu dönemde, gazetecilerin yargılandığı davalar mayıs ayında Covid-19 salgını nedeniyle ilan edilen 17 günlük tam kapanma dönemi haricinde devam etti. Pek çok gazeteci hakkında ise soruşturma başlatıldı ve yeni davalar açıldı.

Mayıs ve haziranı kapsayan iki aylık sürede 109 gazeteci toplam 51 davada hâkim karşısına çıkarken bunlardan dördü hakkında toplam dokuz yıl sekiz ay iki gün hapis cezası verildi. En az dört gazeteci hakkında yeni dava açıldı, altı gazeteci hakkında ise soruşturma başlatıldı. En az üç gazeteci de gözaltına alındı.

Polis şiddeti ve engellemelerde artış

 Rapora göre, söz konusu dönemde en çok öne çıkan gelişmelerden biri de özellikle gösterileri takip etmeye çalışan gazetecilere yönelik polis şiddeti ve engellemeler ile gazetecilere yönelik fiziksel saldırılardaki artış oldu. Mayıs ve Haziran aylarında en az beş gazeteci sivil kişilerin fiziksel saldırılarına uğradı.

Nisan ayı sonunda yayımlanan ve gösterilerde ses ve görüntü alınmasını engelleyen Emniyet genelgesinin uygulanmaya başlanmasıyla gösterileri takip etmeye çalışan gazetecilere yönelik polis müdahaleleri artış gösterdi. Genelgeyi gerekçe gösteren polisler 1 Mayıs ve 26 Haziran Onur Yürüyüşü esnasında hem göstericilere hem de gösterileri takip etmeye çalışan gazetecilere yönelik yoğun engelleme ve şiddet uyguladı. Görevini yapmaya çalışan gazeteciler polisin fiziksel müdahalelerine maruz kaldı, kimi gözaltına alındı, kiminin elinden telefonu alınıp yere atıldı. AFP foto muhabiri Bülent Kılıç’ın Taksim’de düzenlenen yasaklı Onur Yürüyüşü esnasında polisler tarafından yere yatırılıp sırtına ve boynuna bastırılarak gözaltına alınması ve bu esnada “nefes alamıyorum” diye bağırdığının duyulması artan fiziksel şiddet ve engellemelerin sembolü haline geldi. Gazeteci örgütleri ve gazeteciler “Nefes Alamıyoruz” sloganıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de polis şiddeti ve engellemeleri protesto etti.

Basın kartı alabilmeyi siyasi saiklere göre belirlenmiş keyfi ve muğlak koşullara bağladığı gerekçesiyle eleştirilen yeni Basın Kartı Yönetmeliği bu dönemde yürürlüğe girdi. Aynı dönemde siyasilerin, özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve iktidar ortağı Milliyetçi Halk Partisi (MHP) yetkililerinin gazete ve gazetecileri hedef alan çok sayıda açıklamaları gazetecilerin güvenliğine yönelik endişeleri artırırken sansür ve oto-sansür ortamının derinleşmesine de katkıda bulundu.

RTÜK ve BİK’in siyasileşen uygulamaları

Rapor, kanuna göre tarafsız medya düzenleme kurumları olan RTÜK ve BİK tarafından mayıs ve haziran aylarında verilen cezaların yine hükümete muhalif kuruluşları hedef aldığını gösteriyor. Halk TV, KRT TV ve FOX TV RTÜK tarafından idari para cezalarına çarptırılırken Evrensel gazetesine de BİK tarafından beş günlük ilan cezası kesildi. Böylece resmi ilan yayımlama hakkı Eylül 2019’dan beri BİK kararıyla durdurulan Evrensel’in toplam ilan cezası 103 güne yükseldi.

Rapora göre, ceza kararlarında muhalif medya kuruluşları hedef alınırken son dönemde ortaya çıkan rapor ve veriler bu iki kurumun ellerindeki imkanları kullanarak hükümet yanlısı yayın yapan medya kuruluşlarını ise ödüllendirdiğini ortaya koyuyor.

Raporun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. 

İkizdere’de kamyonlar gece gündüz taş ocağı için çalışıyor: Bölge halkı tepkili

Rize’nin İkizdere ilçesi Eskencidere Vadisi‘nde açılmak istenen taş ocağı için çalışmalar devam ederken, taş ocağı için çalışan kamyonların verdiği rahatsızlıktan dolayı İkizdere direnişçilerinden Dursun Baş‘ın kamyonların geçtiği yola oturması üzerine bölgeye jandarma ekipleri geldi.

95 gündür taş ocağına karşı direnen bölge halkı, sularının günlerdir bulanık ve çamurlu aktığını da ifade etti.

‘Değişen bir şey yok’

Taş ocağı için çalışan kamyonların toz bulutu çıkarması ve gecenin ilerleyen saatlerine rağmen çalışıp korna sesleriyle bölge halkını rahatsız etmeleri üzerine İkizdere direnişçilerinden Dursun Baş kamyonların geçtiği yola oturarak, geçişlerine izin vermek istemedi. Ancak, Baş’ın bu hareketi üzerine bölgeye jandarma ekipleri geldi.

 

Dursun Baş, şantiye şefi de olmak üzere durumla ilgili bilgilendirmeleri ve uyarıları yaptığını ancak değişen bir şeyin olmadığını kaydetti.

Jandarma ise bu sorunlardan dolayı şikayetçi olunması gerektiğini belirtti. Ayrıca, jandarma Dursun Baş’ın bu tepkisini savcılığa bildireceklerini de kaydetti.

Rize ve Artvin’de yağış başladı: Kriz merkezleri oluşturuldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nün ani sel, heyelan ve taşkın uyarılarında bulunduğu Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki Rize ve Artvin’de yağış sabah saatlerinden itibaren başladı.

Karadeniz Sahil Yolu’nda su birikintileri oluşmaya başlarken, iki kentte de valilikler bünyesinde yeni kriz merkezleri oluşturuldu. Taşkın riskine karşı iş makineleri de debisinin yükselmesi muhtemel derelerin bulunduğu bölgelere gönderildi.

Anons yapıldı

Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bazı iller için Meteoroloji ile AFAD’dan sel ve heyelan uyarısı gelmişti. Bunun üzerine bölge illeri Ordu, Rize, Giresun, Artvin ve Trabzon’da akşam saatlerinden itibaren etkili olması beklenen yağmur öncesi halk, cami hoparlörlerinden uyarıldı.

Anonsta, bölge halkının dere yataklarından uzak durması, heyelan tehlikesi altında bulunan evlerdekilerin yerlerini değiştirmeleri gerektiği belirtildi.

Yağışların Trabzon doğusu ve Rize ile Artvin‘in kıyı kesimleriyle Giresun‘un doğu tarafında etkisini artırarak çok kuvvetli ve şiddetli, yer yer aşırı gerçekleşmesi bekleniyor.

Fotoğraf: DHA

İki haftadır etkili

Rize’de 14 Temmuz tarihinde gene büyük çaplı bir sel felaketi yaşanmıştı. Felaket sonucunda altı kişi yaşamını yitirmiş, iki kişi ise kaybolmuştu. Yapılan hasar tespit çalışmaları sonucunda 47 binanın yıkıldığı, 41 aracın hasar gördüğü belirtilmişti.

Kuvvetli yağış etkisini geçtiğimiz hafta da sürdürmüş, Artvin ve Rize’de büyük bir yıkıma neden olmuştu. 21 Temmuz Çarşamba günü akşam saatlerinden itibaren etkili olan yağış sonucunda Arhavi Deresi taşmış, ilçe merkezi ve köy yolları kapanmıştı. Arhavi ilçesinde 450 kişi tahliye edilmek durumunda kalmıştı.

Türkiye’de artan afetler

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “2020 Meteorolojik Afetler” raporuna göre Türkiye’de de iklim krizi sel ve su baskını gibi afetlerin sayısını her geçen yıl artırıyor.

Rapora göre Türkiye’de 2020 yılında 297 sel olayı meydana geldi. Son 10 yılda her yıl yaklaşık olarak 100 ve daha fazla sayıda sel olayı gerçekleşti. 2020 yılı 1940 yılından bu zamana kadar sel afetinin en fazla görüldüğü üçüncü yıl oldu.

Harbiye’de transfobik saldırı: Beren Ecmel yüzünden yaralandı

İstanbul Harbiye’de pazar akşam saatlerinde bir saldırganın trans kadın Beren Ecmel ve arkadaşı Asya’yı önce sözle taciz ettiği, ardından kesici aletle saldırdığı öğrenildi.

Saldırganların ise henüz yakalanmadığı açıklandı.

‘Kimseye bir zararımız yok’

Beren Ecmel’in arkadaşı Asya, saldırı sonrası çektiği videoda şu ifadeleri kullandı:

Benim arkadaşımın yüzünü deldiler. Bize durduk yere saldırdılar. İnsanız biz, kimseye bir zararımız yok. Biz hakkımızı istiyoruz artık, adalet istiyoruz. İnsanız biz, kimseye bir zararımız yok.”

Asya da daha önce yüzüne yanıcı maddeyle saldırıya uğramıştı.

‘Konuşmakta zorlanıyor’

Beren Ecmel’in sağlık durumu hakkında bilgi veren LGBTİ+ aktivisti Levent Pişkin, Beren’in konuşmakta zorlandığını ifade etti:

Beren’in durumu konuşmakta zorlanacak kadar kötü.
Bir hafta önce sokakta öylece duran trans kadınları işkenceyle alan ve hayasızca hareketlerden işlem yapan polisler de savcılar da bu saldırıdan sorumlu.

#TransfobiyeKarşıSesÇıkar”

https://twitter.com/leventpuskin/status/1419637938112147462

BM: Uluslararası güçlerin Afganistan’dan çekilmesi sivil ölümleri artırdı

Birleşmiş Milletler Afganistan Misyonu‘nun (UNAMA) açıkladığı rapora göre, Afganistan’daki sivil ölümler 2021’in ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 47 arttı.

Ülkede 2021’in ilk altı ayında bin 659 sivil hayatını kaybetti, 3 bin 254 kişi de yaralandı. BM, sivil kayıpların daha da artabileceği konusunda uyardı.

Mayıs ve haziranda 783 sivil hayatını kaybetti

Söz konusu raporda, mayıs ve haziran ayları arasında 783 sivilin çatışmalar nedeniyle hayatını kaybettiği, bin 609 sivilin ise yaralandığı açıklandı. Ayrıca, bu rakamların 2009’dan beri aynı aylarda kaydedilen en yüksek sayı olduğu belirtildi.

Rapora göre, sivil kayıpların yüzde 64’ünden hükümet karşıtı güçler sorumluyken, kayıpların yüzde 25’inden ise hükümet yanlısı güçler sorumlu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki uluslararası güçler, Afganistan’dan mayıs ayı itibariyle çekilmeye başlamıştı.

Ölenlerin yarısı kadınlar ve çocuklar

Bu kayıpların yaklaşık yarısını kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Raporda bu durum, “özellikle şoke edici ve derin endişe kaynağı” şeklinde ifade edildi.

Raporda, “şiddette önemli bir gerileme olmazsa,” sivil ölümlerinde ülkede bugüne kadar kaydedilen en yüksek sayıya 2021 yılında ulaşılabileceği konusunda uyarı yapıldı.

Taliban birçok yeri ele geçirdi

Ülkenin yarısından fazlasını kontrol ettiği tahmin edilen Taliban, son aylardaki saldırılarıyla çok sayıda yerleşim yerini ve ülkenin sınır geçişlerinin bir bölümünü kontrolüne geçirdi.

Taliban’ın ABD’nin asker çekmeyi tamamlamasının ardından başkent Kabil‘e yönelmesinden endişe ediliyor.

ABD’nin Afganistan’dan eylül ayına kadar çekilmesi planlanıyor.

Bolu Belediye Başkanı’nın ırkçı açıklamalarına sosyal medyadan tepki

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, yaptığı bir açıklamada kentte yaşayan yabancı uyruklu kişilerin su faturası ve katı atık vergisi ücretleri başta olmak üzere bazı kalemlerinde 10 kat zam yapılabilmesi için konuyu belediye meclisine taşıyacağını ifade etti.

Özcan “Bu misafirlik uzadı, gitsinler istiyoruz” diyerek sözlerini sürdürdü.

Bolu Belediye Başkanının bu açıklaması özellikle sosyal medyada büyük tepki çekti.

‘Gönderelim gitsin’

Tanju Özcan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Arkadaş yardımı kesiyorsun gitmiyorlar. İş yeri ruhsatı vermiyorum diyorsun gitmiyorlar. Biz yeni önlemler almaya karar verdik. Önümüzdeki hafta belediye meclisi var. Yabancı uyruklu kim varsa abonemiz olan, su fiyatlarına, katı atık ücretlerine başta olmak üzere bazı kalemlerde 10 kat zam yapacağız.

Türk vatandaşı ile yabancı uyruklu vatandaş aynı fiyattan suyu kullanamayacak. 10 kat suya, 10 kat katı atık vergisi ücretine zam yapacağız. Bunu niye yapıyoruz? Gitsinler istiyoruz. Bu misafirlik uzadı diyoruz artık. Benim elimde yetki yok ki zorla zabıtayla şehrin dışına bırakıp koyayım. Bir ara sınırlar açıldığında biz otobüsler dolusu insan gönderdik. Şimdi de göndermeye hazırız. Hazır Esad da istiyor. Gönderelim gitsin.”

‘Gitsinler dava açsınlar’

Tanju Özcan, bir gazetecinin “Yasal olarak itiraz durumu olabilir mi?” sorusuna ise “Gitsinler dava açsınlar” diye yanıt verdi:

Bütün yabancı uyruklu kişilere bu zammı yapacağız. Gitsinler dava açsınlar. Ben hukukçuyum. Aldığım kararın gerekçesini de sebebini de söylüyorum. Kimseden bir şey saklamıyorum. Biliyorum ki bu açıklamamdan sonra müfettişler gelecek. Biliyorum ki bu açıklamamdan sonra birileri hakkımda suç duyurusunda bulunacak. Gene çıkıp birileri insan haklarından bahsedecek, bana ‘faşist’ diyecek. Hiç umurumda değil”

Açıklamalara gelen tepkiler

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın bu açıklamalarına çok sayıda sosyal medya kullanıcısı tepki gösterdi. O tepkilerden bazıları şöyle:

Arjantin’deki Corfo lagünü kirlilik nedeniyle pembeye döndü

Arjantin’in güney Patagonya bölgesinde yer alan bir lagün, kirlilik nedeniyle pembeye döndü.

Çevre aktivistlerine göre göldeki renk değişimi balık fabrikalarında kullanılan antibakteriyel bir ürün olan sodyum sülfitten kaynaklanıyor. Bu madde genel olarak karidesleri ihracat etmek amacıyla kullanılıyor.

Bölge sakinleri ayrıca Corfo lagünü ve bölgedeki diğer su kaynaklarını besleyen Chubut nehrindeki kirliliğin kötü kokuya yol açtığını söyledi.

‘Hükümet ciddiye almıyor’

Çevre aktivisti Pablo Lada, AFP’ye verdiği bir demeçte “Kontrol edilmesi gerekenler insanların zehirlenmesine izin verenler” diyerek hükümete bölge sakinlerinin kirlilik ve kötü koku şikayetlerini ciddiye almadıkları için tepki gösterdi.

Corfo lagününün geçtiğimiz hafta pembeye döndüğünü belirten Lada, o zamandan bu yana göldeki anormal rengin kalıcı hale geldiğini söyledi.

Diğer aktivistler ise lagünün renginin değişmesine neden olan kimyasal sodyum sülfitin, kanuna göre suya atılmadan önce arıtılması gerektiğini söyledi.

Bölge sakinlerinden yol kapatma eylemi

Kimyasal, Trelew’deki bir sanayi parkından geliyor. Sanayi parkının bulunduğu Trelew yakınlarındaki Rawson sakinleri, kirliliği protesto etmek için balık atıklarını arıtma tesisine taşıyan kamyonların kullandığı yolları trafiğe kapattı.

Trelew şehrinin planlama sekreteri Sebastian de la Vallina ise “Bu kadar ciddi bir durumu küçümsemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Arjantin’deki Chubut eyaleti yaklaşık 600 bin nüfusa sahip ve balık işleme fabrikaları bölgede çok sayıda yerliyi işe alıyor.

BA Times, gölün bölgede 10 ila 15 hektar olduğunu ve 150 yıl önce Galli yerleşimciler tarafından kurulan Trelew Endüstri Parkı‘nda yer aldığını bildirdi.

Bu arada, yerel halk da kirlilik nedeniyle böceklerin çoğalmasından da şikayet ediyor.

Almanya ile ABD arasında anlaşma sağlandı: Ukrayna’ya Yeşil Fon sağlanacak

Almanya ve ABD inşa çalışmaları devam eden Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projesi üzerinde anlaşmaya vardı.

İki ülke tarafından yapılan ortak açıklamaya göre ABD inşasına karşı olduğu projeye yaptırım uygulama tehdidini rafa kaldıracak.

Almanya ise Rusya’nın enerjiyi silah olarak kullanmaya kalkması halinde Rusya’ya ticari yaptırım uygulayacak.

Enerji dönüşümüne destek

Bununla birlikte iki ülke ABD-Almanya İklim ve Enerji Ortaklığının bir parçası olarak Ukrayna ile Orta ve Doğu Avrupa’daki diğer ülkelerin ekonomilerinin enerji dönüşümünü destekleyecek bir yapı kuracak.

Açıklamada bu yapının yalnızca iklim değişikliğine karşı mücadeleye katkıda bulunmakla kalmayacağını aynı zamanda Rus enerjisine olan talebi azaltarak Avrupa enerji güvenliğini de desekleyeceği ifade edildi.

En az 1 milyar dolarlık Yeşil Fon

Bu hedef doğrultusunda ilk olarak Almanya, Ukrayna’nın enerji dönüşümü, enerji verimliliği ve enerji güvenliği çabalarını desteklemek için bu ülke için bir Yeşil Fon kuracak ve yönetecek.

En az 1 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olacak fon için Almanya ilk etapta 175 milyon dolarlık bağış yapacak, gelecek bütçe dönemlerinde de fona yönelik taahhütlerini genişletmeye çalışacak.

Fon ile ülkedeki yenilenebilir enerji kullanımının teşvik edilmesi, hidrojen teknolojilerinin gelişimini kolaylaştırılması, enerji verimliliği çalışmalarının artırılması ve kömür kullanımını bırakmayı hızlandırmak ve Ukrayna’nın karbon nötr bir ülke olmasını teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Yeşil Ekonomi’nin haberine göre ABD de bu hedefler doğrultusunda girişime teknik yardım ve politika desteği yoluyla katkı sunacak.

Proje tamamlanmak üzere

Bitmek üzere olan ve tamamlandığında 1.230 kilometre uzunluğa sahip olacak Kuzey Akım 2 projesi ile Ukrayna’nın devre dışı bırakılarak Rusya’dan Almanya’ya yılda 55 milyar metreküp doğal gaz transfer edilmesi hedefleniyor.

Projenin maliyetinin yarısını Rus devlet şirketi Gazprom, diğer yarısını ise Alman Wintershall ve Uniper, Fransız Engie, Avusturyalı OMV ve İngiltere-Hollanda ortaklığı Royal Dutch Shell üstleniyor

ABD projenin Avrupa’nın enerji güvenliği açısından risk oluşturduğunu ve Doğu Avrupa’daki müttefiklerini ekonomik olarak zora sokacağını savunuyordu.

Bununla birlikte ABD’nin projeye sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatındaki payının artması ile Rusya’nın AB ülkeleri üzerindeki etkisini azaltması hedefleri dolayısı ile karşı olduğu iddia ediliyor.

 

Hatay’da kazanlar Gadir-Hum için yakıldı

Haber: Burcu ÖZKAYA

*

Arap Alevilerin en büyük bayramlarından olan Gadir-Hum için dün gece Hatay‘da kazanlar yakıldı, bu sabah erken saatlerden itibaren ise dualar edildi, bahhurlar (tütsü) yakıldı. Samandağ Hızır Makamı Sorumlusu Mehmet Ali Dönmez, Gadir-Hum’un bir velayet bayramı olduğunu, bu nedenle Arap Aleviler için çok önemli olduğunu söyledi.

Orta Doğu‘nun birçok ülkesinde, özellikle de Lübnan ve Suriye’de kutlanan Gadir-Hum Bayramı, Türkiye’de Arap Alevilerin yoğun yaşadığı Adana, Mersin, Hatay illerinde kutlanıyor.

Adını Mekke ile Medine arasındaki Gadir-Humm bölgesinden alan bayramın kökeninde, Hz. Muhammed’in Veda Hutbesi’nde yaptığı söylenen bir konuşma yatıyor. Peygamberin o gün  Hz Ali’yi halefi ilan ettiği gün olduğuna inanılıyor ve Alevilerce bayram olarak kutlanıyor. İnanışa göre Gadir-Hum’da cehennemin kapıları kapanıyor.

Gadir-Hum nasıl kutlanır? 

Kurban Bayramı’nı takip eden sekizinci gün başlayan Gadir-Hum’da, gece 4.00 sularında kazanlar yakılır, buğday ve etin buluşmasıyla Hrisi adı verilen geleneksel bayram yemeği yapılır ve sabah herkese dağıtılır. Kimsenin çalışmadığı, dükkânların açılmadığı bu günde, türbelerde, makamlarda dualar edilir, bahhur (tütsü) yakılır.

Bu yıl da Arap Alevileri için önemli ibadet yeri olan Hızır Makamı yine dolup taştı. Kazanlar yakıldı, akrabalar bir araya geldi, dualar okundu.

Hızır Makamı sorumlusu Dönmez, Gadir-Hum’un velayet bayramı olduğunu belirterek, “Hz. Muhammed Veda Hutbesi’nde ‘Ben kimin mevlası ise Ali de onun mevlasıdır’ diyerek velayeti Ali’ye devretmiştir. Bu ehlibeyt için çok önemlidir. Biz Arap Alevilerin 100 aşkın bayramı var ama en büyüklerinden biri Gadir-Hum’dur” dedi.

‘Dört semavi dinin kutlamasını yapıyoruz’

Leyli Cuma, Mubahale, Milad Meryem Arap Alevilerin bayramlarından birkaçı. Dört semavi dinin kutlamasını yapan nadir mezheplerden olduklarını söyleyen Dönmez, “Mubahale, Müslümanlarla Hıristiyanların barıştığı gündür. Bizim için o gün bayram olmuş ya da Milad Meryem. Meryem’in doğuşu bizim için de kutsaldır. Arap Alevilerde peygamberler yaratıcıya ulaştıran silsiledir. Dolayısıyla hepsi kutsaldır” şeklinde konuştu.